AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 39900/10
Fatma KARATAŞ / TÜRKİYE
ve diğer 8 başvuru
(bk. ekli liste)
Başkan
Valeriu Griţco
Hâkimler
Branko Lubarda,
Pauliine Koskelo
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 9 Şubat 2021 tarihinde komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Ekteki tabloda belirtilen tarihlerde yapılan yukarıda anılan başvuruları göz önünde bulundurarak,
Davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile başvuranlar tarafından cevaben sunulan görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuranların listesi ekte yer almaktadır. Başvuranlar, Şanlıurfa Barosuna bağlı Avukat F. Çapan tarafından temsil edilmişlerdir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuranlardan birkaçı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuruda bulunduktan sonraki süreçte vefat etmiştir. İsimleri karar ekinde yer alan varislerin bazıları, Mahkeme önündeki davayı devam ettirmek istediklerini ifade etmişlerdir. Ancak, hiçbir varis, davayı Mehmet Can adına devam ettirme talebinde bulunmamıştır (Başvuru no. 31351/11).Davanın Koşulları
4. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
5. Başvuranlar, Halfeti’de (Şanlıurfa) bulunan bazı taşınmazların malikleri ya da ortak malikidirler (malikleriydiler). Söz konusu parsellerin numaraları ekte yer almaktadır.
6. Bölgenin bir yandan elektrik üretimini, diğer yandan su ihtiyacını sağlayan hidroelektrik baraj inşası sonrasında, bahse konu bölgede bulunan taşınmazların bir kısmı kamulaştırılmıştır.
7. Telefon ve elektrik ağları ile bölgede kullanılan tek yolun sular altında kalarak kullanılamaz hale gelmesi ve ulaşımın yalnızca motorsuz teknelerle yapılabilmesi nedeniyle, sakinlerin tamamı bölgeyi terk etmişlerdir.
8. Su rezervuarının etrafında, 300 metre genişlikteki şerit “mutlak koruma” alanı; mutlak koruma alanı sınırından itibaren 700 metre genişliğindeki şerit “kısa mesafeli koruma” alanı olmak üzere iki koruma alanı oluşturulmuştur.
9. Söz konusu taşınmazların bulunduğu mutlak koruma alanında, inşaat ve tarımsal faaliyet yapılması yasaklanmıştır.Birinci başvuru dizisi
10. Başvuranlar 2008 ve 2009 yılında farklı tarihlerde, taşınmazları için kamulaştırma bedelinin tahsili amacıyla, Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesinde (“AHM”) davalar açmışlardır. Başvuranlar, 2942 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 6. fıkrasına ve Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nin 16 ila 20. maddelerine atıfta bulunarak, taşınmazlarının, yukarıda anılan fiziksel ve yönetmelik kapsamındaki kısıtlamalar nedeniyle kullanılamaz hale geldiğini değerlendirmişlerdir (yukarıda 6-8. paragraflar). Bu nedenle, taşınmazlarının kamulaştırılması gerektiğini ileri sürmüşlerdir
11. AHM 2009 yılında verdiği kararlarla, başvuranların davasının reddine karar vermiştir.
AHM, 2942 sayılı Kanun’un 12. maddesinin uygulanması hakkındaki 6 Ağustos 1985 tarihli Yönetmelik’in 5. maddesinde, baraj inşaatı için yapılan kamulaştırmalarda, kamulaştırma sahasına mücavir taşınmaz malların kamulaştırılması talebini idareye sunmak için bir yıllık hak düşürücü süre öngörüldüğünü kaydetmiştir.
AHM, 31351/11 no.lu başvurudaki başvuranlar tarafından açılan davada, -söz konusu taşınmazın ortak malikleri arasında yer alan- ilgili şahıslar, Enerji Bakanlığına böyle bir idari başvuruda bulunmuş olsalar bile, söz konusu taşınmazın diğer ortak maliklerinin bu yönde bir talepte bulunmadıkları kanaatine varmıştır. Ortak maliklerin tamamının gerekli süre içinde bu yönde bir başvuruda bulunmamış olmaları nedeniyle, 31351/11 no.lu başvurudaki başvuranlar tarafından açılan davanın reddedildiği sonucuna varmıştır.
AHM diğer davalarda, 6 Ağustos 1985 tarihli Yönetmelik’le öngörülen sürenin 16 Aralık 2000 tarihinde işlemeye başladığını, ancak başvuranların, Enerji Bakanlığına idari başvuruda bulunmadıklarını kaydetmiştir. Başvuranların taşınmaz mallarının kamulaştırılmasını talep etme haklarının bulunmadığı sonucuna varmış ve davalarının reddine karar vermiştir.
12. Başvuranların bu kararlara karşı yapmış oldukları temyiz başvuruları, tıpkı daha sonrasında yapılan karar düzeltme talepleri gibi Yargıtay tarafından reddedilmiştir.
13. AHM ve Yargıtayın karar tarihleri ekte yer almaktadır.İkinci başvuru dizisi
14. Mevcut başvuruların yapılması sonrasında, başvuranlar yeniden AHM’ye başvurarak, 2013 yılında üçüncü kişiye satılan 80/2 sayılı taşınmaz haricindeki (Başvuru no. 39900/10) söz konusu taşınmazlar için kamulaştırma bedelinin tahsili için davalar açmışlardır. Başvuranlar her bir davada, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, taleplerini 1.000 Türk lirası (TRY) ile sınırlandırmışlardır.
15. AHM 2014 ve 2016 yıllarında verilen kararlarla, bilhassa, başvuranların, ihtilaf konusu taşınmazları fıstık yetiştiriciliği için kullanmaya devam etme imkânına sahip oldukları ve bu nedenle, taşınmazlardan yararlanma imkânının tamamen ortadan kalkmadığı değerlendirmesinde bulunmuştur. Bunun yanı sıra, söz konusu baraj inşaatının, taşınmaz mallarının kullanılmasını çok güçleştirdiğini ve başvuranlara, ihtilaf konusu taşınmazlarda meydana gelen değer düşüklüğüne uygun düşen tazminat ödenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Ancak, başvuranlar fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak sureti ile taleplerini 1.000 Türk lirası (TRY) ile sınırlandırmış olduklarından, davaların her birinde 1.000 TRY ödenmesine hükmetmiştir.
16. Yargıtay 2014 ve 2017 yılları arasında, davaların çoğunda, AHM tarafından kabul edilen taşınmaz malın değer düşüklüğü oranını değiştirerek bu kararları onamıştır.
17. Kesinleşen kararlar ilgili şahıslara 2014 ve 2017 yılları arasında tebliğ edilmiştir (Sonuncusu 2017 yılının Mart ayında tebliğ edilmiştir.)Üçüncü başvuru dizisi
18. İkinci başvuru dizisi kapsamında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan başvuranlar ya da varisleri, 2014-2017 yılları arasında verilen kararlar gereğince talep edebilecekleri tazminatın kalanını almak amacıyla yeni davalar açmışlardır (yukarıda 15 ve 16. paragraflar).
19. AHM, farklı tarihlerde verilen kararlarla, talep edilen meblağların ilgili şahıslara ödenmesine karar vermiştir. Bu kararlar Yargıtay tarafından onanmıştır.İlgili İç Hukuk Kuralları ve UygulamasıKamulaştırma Kanunu
20. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (“2942 sayılı Kanun”) 12. maddesinin 6. fıkrası, 27 Mart 2018 tarihine kadar yürürlükte olan şeklinde, baraj inşaatı nedeniyle yapılan kamulaştırmalar sonunda kamulaştırma sahasına mücavir taşınmazların da, söz konusu inşaattan kaynaklanan karışıklıklar nedeniyle, ekonomik veya sosyal yönden yararlanılmasının artık mümkün olmaması hallerinde, kamulaştırmaya tabi tutulduğu belirtilmiştir. Ayrıca, bu kuralın uygulanmasına ilişkin özel koşulların, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının bir yönetmeliğinde belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.6 Ağustos 1985 tarihli Baraj İnşaatı İçin Yapılan Kamulaştırmalarda Kamulaştırma Sahasına Mücavir Taşınmaz Malların Kamulaştırılması Hakkında Yönetmelik
21. 24 Ekim 2019 tarihine kadar yürürlükte olan 6 Ağustos 1985 tarihli Baraj İnşaatı İçin Yapılan Kamulaştırmalarda Kamulaştırma Sahasına Mücavir Taşınmaz Malların Kamulaştırılması Hakkında Yönetmelik (“6 Ağustos 1985 tarihli Yönetmelik”), 2942 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 6. fıkrasının uygulanması hakkındadır.
22. Anılan Yönetmelik’in 5. maddesinde, baraj gölü alanındaki kamulaştırma çalışmalarının bitirildiğinin ilan olunması öngörülmekteydi. Bu madde uyarınca, ilânda, kamulaştırma sahasına mücavir taşınmaz mal sahiplerinin, 2942 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 6. fıkrası gereğince, taşınmaz mallarının kamulaştırılması talebinde bulunabileceklerinin belirtilmesi gerekmekteydi. 5. maddede aynı zamanda, ilan tarihi üzerinden bir yıllık bir süre geçtikten sonra, kamulaştırma talep etme hakkının düşmesi öngörülmekteydi.
23. Söz konusu Yönetmelik’in 4. maddesinde, kamulaştırma talebinin müşterek mülkiyet durumlarında, ortak maliklerin tamamının müracaatı halinde geçerli olacağı belirtilmekteydi.
24. Aynı başlıklı yeni bir yönetmelik 24 Ekim 2019 tarihinde, yukarıda anılan Yönetmelik’in yerini almıştır.31 Aralık 2004 tarihli Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği (14 Şubat 2018 tarihine kadar yürürlükte olan şekliyle)
25. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nin 17. maddesi uyarınca, içme suyu rezervuarlarının en üst seviyesinden itibaren 300 metre genişlikteki şerit, mutlak koruma alanıdır.
26. Bu maddeyle, söz konusu alanda her türlü inşaat yasaklanmış olmakla birlikte, burada bulunan taşınmazların suyu kullanan idare tarafından kamulaştırılması öngörülmekteydi.
27. Anılan Yönetmelik’in 16 ila 20. maddeleri 14 Şubat 2018 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.
ŞİKÂYETLER
28. Başvuranlar, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, ulusal mahkemelerin, kullanımlarına getirilen kısıtlamalara rağmen taşınmazlarının kamulaştırılmasına karar vermeyi reddetmelerinden yakınmaktadırlar.
29. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesine dayanarak, ulusal mahkemelerin, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ile getirilen kısıtlamaları göz önünde bulundurmadıklarından şikâyet etmektedirler.
30. Başvuranlar 17 Ocak 2018 tarihinde sunulan, başvuruların kabul edilebilirliği ve esası ile ilgili görüşlerinde, ulusal mahkemeler tarafından ödenmesine hükmedilen tazminatların yetersiz olmasından da yakınmaktadırlar. Bu bağlamda, Yargıtayı, AHM tarafından kabul edilen değer düşüklüğü oranlarını aşağıya doğru revize etmekle suçlamaktadırlar.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
31. Mahkeme, başvurulardaki benzerliği göz önünde bulundurarak, başvuruları tek bir kararda birlikte incelemenin uygun olduğu kanaatine varmaktadır.
32. Mahkeme öncelikle, Mehmet Can’ın (Başvuru no. 31351/11) vefatı sonrasında, hiç kimsenin, başvuruyu ilgili adına devam ettirme talebinde bulunmadığını kaydetmektedir (yukarıda 3. paragraf). Bu nedenle, anılan başvuranın muhtemel varislerinin, Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının a) bendi anlamında, başvuruyu takip etme niyetinde olmadıkları kanaatine varmaktadır.
33. Dolayısıyla, 31351/11 no.lu başvurunun, Mehmet Can ile ilgili olması nedeniyle, kayıttan düşürülmesi uygundur.
34. Mahkeme öte yandan, diğer bazı başvuranların vefat ettiğini ve varislerinin, kendisi önünde görülen davayı devam ettirmek istemelerini dikkate almaktadır (yukarıdaki 3. paragraf). Mahkeme, konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulundurarak, başvuranların varislerinin, vefat eden başvuranlar yerine davayı sürdürmelerini kabul etmektedir (bk. diğer kararlar arasında, López Ribalda ve diğerleri/İspanya [BD], no. 1874/13 ve 8567/13, § 72, 17 Ekim 2019).Tarafların İddiaları
35. Hükümet, başvuranların mağdur sıfatı bulunmaması, bireysel başvuruyu hakkının kötüye kullanılması ve iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması bağlamında bazı kabul edilemezlik itirazlarında bulunmaktadır.
36. Öte yandan, söz konusu taşınmaz malların kamulaştırılmasına ilişkin ilke ve usullerin, 6 Ağustos 1985 tarihli Yönetmelik’in 5 ve 6. maddelerinde düzenlendiğini iddia etmektedir (yukarıda 21 ila 23. paragraflar). Hükümete göre, bu Yönetmelik ile öngörülen bir yıllık süre içinde idareye başvuruda bulunma, söz konusu taşınmaz malların kamulaştırılması için gerekli bir ön koşul idi.
37. Hükümet, bu Yönetmelik gereğince, kamulaştırma taleplerini belirtilen süre içerisinde sunmayan ilgili şahısların, taşınmazlarının kamulaştırılması haklarından vazgeçmiş sayıldığını; somut olayda böyle bir durumun söz konusu olduğunu ileri sürmektedir. Ancak, bu süre içinde idareye başvurulmamasının, taşınmaz malda meydana gelen değer düşüklüğüne uygun düşen tazminat alınmasına engel teşkil etmediğini belirtmektedir. Bu hususla ilgili olarak, Hükümet, başvuranların bu yönde başvuruda bulunduklarını ve kendilerine tazminat ödendiğini ileri sürmektedirler.
38. Başvuranlar, Hükümetin iddialarına itiraz etmektedirler.
39. Öte yandan başvuranlar, taşınmazlarının mutlak koruma alanında bulunduğunu ve taşınmazlarını artık kullanamadıklarını ifade etmektedirler.
40. Bu bağlamda Kutlu ve diğerleri/Türkiye (no. 51861/11, 13 Aralık 2016) kararına atıfta bulunarak, Mahkemenin anılan davada, başvuranların Kirli Su Kontrolü Yönetmeliği’nin 17. maddesine dayanarak taşınmazlarının kamulaştırılması hakkına sahip oldukları sonucuna vardığını ileri sürmektedirler (yukarıda 25 ve 26. maddeler). Yukarıda anılan kararın 57. paragrafına atıfta bulunarak, söz konusu Yönetmelik’in muğlak olmayan bir şekilde ve ön başvuru olmaksızın, mutlak koruma alanında bulunan taşınmazların, kamulaştırılmasını öngördüğünü belirtmektedirler. Ulusal mahkemeleri, bu Yönetmelik’in 17. maddesine atıf yapmamakla suçlamaktırlar.Mahkemenin Değerlendirmesi
41. Mahkeme, aşağıda belirtilen gerekçelerle, başvuruların her hâlükârda kabul edilemez olması sebebiyle, Hükümet tarafından ileri sürülen ilk itirazlar hakkında karar vermeye gerek olmadığı kanaatindedir.
42. Mahkeme, başvuranların şikâyetinin iki hususla ilgili olduğunu gözlemlemektedir. Birincisi, yetkililerin, taşınmazlarını tamamen kamulaştırmaktan ziyade, taşınmazlarında meydana gelen değer düşüklüğüne uygun düşen tazminat ödenmesine karar verdiklerinden yakınmaktan ibarettir. İkincisi ise, söz konusu değer düşüklüğünü telafi etmek amacıyla ödenen tazminatların hesaplanması ve bunların yetersiz olduğu iddiası ile ilgilidir.Kamulaştırma yapılmaması
43. Mahkeme, mevcut başvuruların temelinde, başvuranların dayandıkları Kutlu ve diğerleri davasına konu olan olaylarla benzerlik gösteren olay olguların bulunduğunu tespit etmektedir. Mahkeme, anılan kararda, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirlenen taşınmazdan vazgeçme hakkının, yetkili makamların, bahse konu taşınmaz malları kamulaştırmayı kabul etmemeleri nedeniyle orantısız şekilde zarar gören bir malvarlığı menfaati oluşturduğu kanaatine varmıştır.
44. Mahkeme, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan 2942 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, bir barajın mücavirinde bulunan taşınmazların, taşınmazlardan yararlanılmasının artık mümkün olmaması halinde, kamulaştırılmasının zorunlu olduğunu tespit etmektedir. Öte yandan, yukarıda anılan 17. madde, bazı taşınmaz mallardan yararlanılmasının artık mümkün olmadığı yönünde bir varsayım oluşturmuş olup, bunların kamulaştırılmasını öngörmekteydi. Bunun yanı sıra, 6 Ağustos 1985 tarihli Yönetmelik’in 5. maddesi gereğince -2942 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 6. fıkrasının uygulanması hakkında-, söz konusu taşınmaz malların sahiplerinin, bir yıl içerisinde, taşınmazlarının kamulaştırılması talebinde bulunmaları gerekmekteydi; aksi takdirde, bu hak düşecektir (yukarıda anılan 22. paragraf).
45. AHM’nin kararlarından, 31351/11 no.lu başvurudaki başvuranlar haricinde, başvuranların, tanınan süre içerisinde Enerji Bakanlığına bu yönde bir talepte bulunmadıkları anlaşılmaktadır; bu duruma başvuranlar itiraz etmemektedir (yukarıda 11. paragraf). 31351/11 no.lu başvurudaki, söz konusu taşınmazın ortak malikleri arasında yer alan başvuranlar, bu yönde bir talepte bulunmuş olsalar bile, söz konusu taşınmazın diğer ortak malikleri böyle bir talepte bulunmamışlardır (ibidem). Mahkeme, bu hususla ilgili olarak, 6 Ağustos 1985 tarihli Yönetmelik’in 4. maddesine atıf yapmaktadır; söz konusu maddede, kamulaştırma talebinin müşterek mülkiyet durumlarında, ortak maliklerin tamamının müracaatı halinde geçerli olacağı belirtilmektedir (yukarıda 23. paragraf).
46. Bu nedenle, ulusal mahkemeler, bu Yönetmelik’in hükümlerine ve 2942 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 6. fıkrasına dayanarak, başvuranlar tarafından taşınmazları için kamulaştırma bedelinin tahsili amacıyla yapılan birinci başvuru dizisini reddetmiştir.
47. Bu husus, mevcut başvuruları, mahkemenin kamulaştırma talebini esastan incelediği ve ne ulusal mahkemelerin ne de tarafların atıf yaptıkları ya da değinmedikleri için 6 Ağustos 1985 tarihli Yönetmelik’in Mahkemenin incelemesine konu olmadığı Kutlu davasından açıkça ayırmaktadır.
48. Mahkeme, başvuranların, yukarıda belirtilen sürenin hesaplanmasını sorgulamadıklarını gözlemlemektedir. Bu sebeple, başvuranlar, somut olayda, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nin, mutlak koruma alanında bulunan taşınmazların kamulaştırılması için ön başvurunun gerekli olduğunun belirtilmediği 17. maddesinin uygulanmış olması gerektiğini ileri sürmekte ve ulusal mahkemelerin bu 17. madde hakkında karar vermediklerinden yakınmaktadırlar.
49. Mahkeme, ulusal hukukun doğru şekilde yorumlanıp yorumlanmadığı ve uygulanıp uygulanmadığı hususunu kontrol etmekle ilgili sınırlı bir yetkiye sahip olduğunu hatırlatmaktadır; Mahkemenin görevi özellikle, ulusal mahkemelerin kararlarının keyfilik veya açıkça akıl dışılıkla zarar görmemesini sağlamaktan ibaret olup, bu mahkemelerin yerine karar vermek onun görevi değildir (bk diğer kararlar arasında, Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], no. 73049/01, § 83, AİHM 2007‑I). Bu durum bilhassa, belgelerin sunulması ya da başvuruda bulunulması için süre sınırlarını düzenleyen kurallar gibi usuli nitelikteki kuralların mahkemeler tarafından yorumlanmasında geçerlidir (bk. diğer birçok karar arasında, Pérez de Rada Cavanilles/İspanya 28 Ekim 1998, § 43, Karar ve Hükümler Derlemesi 1998‑VIII ve Běleš ve diğerleri/Çek Cumhuriyeti, no. 47273/99, § 60, AİHM 2002-IX).
50. Mahkeme, 2942 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 6. fıkrası ve 6 Ağustos 1985 tarihli Yönetmelik -12. maddenin 6. fıkrasının uygulanması hakkında olan- ile ilgili kararlarına dayanarak, adli makamların, başvuranlar tarafından yapılan birinci başvuru dizisinin reddedilmesine ilişkin kararlarını yeterince gerekçelendirdikleri kanaatine varmaktadır (yukarıda 11. paragraf). Yetkili makamlar üstü kapalı biçimde fakat zorunlu olarak, 17. madde bazı taşınmazların kullanımını kısıtlasa ve bu nedenle kamulaştırılmaları gerektiğini belirtse bile, izlenecek prosedürü düzenlemediğini ve bunun spesifik bir yönetmeliğin konusu olduğu değerlendirmesinde bulunmuşlardır. Mahkeme bu nedenle, ulusal mahkemelerin kararlarının, keyfilik ya da açıkça mantıksızlık nedeniyle bozulmadığı kanaatine varmaktadır.
51. Mahkeme ayrıca, mahkemelerin kararlarını dayandırdıkları gerekçeleri uygun şekilde sunma yükümlülüğünün her bir argümana ayrıntılı yanıt vermeyi gerektirecek şekilde anlaşılamayacağını hatırlatmaktadır (bk. gerekli değişikler yapılmak koşuluyla (mutatis mutandis), Gorou/Yunanistan (no 2) [BD], no. 12686/03, § 37, 20 Mart 2009).
52. Mahkeme, yukarıda belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, başvurunun bu kısmının, açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatine varmaktadır.Tazminatların yetersiz olması
53. Ulusal mahkemeler tarafından ödenmesine karar verilen tazminatların yetersiz olduğu iddiası ve ilkin kabul edilen değer düşüklüğü oranın aşağıya doğru revize edilmesine ilişkin şikâyet ile ilgili olarak, Mahkeme, söz konusu şikâyetin ilk defa başvuranların 17 Ocak 2018 tarihinde gönderdikleri görüşlerinde sunulduğunu tespit etmektedir (yukarıda 30. paragraf). Ancak, dikkate alınacak olan ve iç hukukta verilen kesinleşmiş kararlar, ilgili şahıslara 2017 yılının Mart ayında ya da bu tarihten önce (yukarıda 17. paragraf) yani bu şikâyetin Mahkemeye ilk defa sunulduğu tarihten altı ay önce tebliğ edilmiştir.
54. Sonuç olarak, başvuruların bu kısmı vaktinden sonra yapılmış olup, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine;
31351/11 no.lu başvurunun, Mehmet Can ile ilgili olması nedeniyle, kayıttan düşürülmesine;
Başvuruların geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 18 Mart 2021 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
EK
No.
Başvuru No.
Başvuru tarihi
Başvuran
Doğum Tarihi
Davayı devam ettirmek istediklerini beyan eden varisler
Taşınmaz No.
AHM’nin karar tarihi
Yargıtay’ın karar tarihleri
1
39900/10
11.05.2010
Fatma KARATAŞ
1931
(02/03/2018 tarihinde vefat etmiştir.)
Varisler
Hatice TAŞÇI
Fatma NACAROĞLU
Mehmet KARATAŞ
İslim UYGUR
80/2
28/05/2009
08/12/2009
18/03/2010
2
40604/10
20/05/2010
Yaşar ALAKUŞ
1963
(24/08/2020 tarihinde vefat etmiştir.)
Varisler
İlksun ALAKUŞ
Ahmet İlker ALAKUŞ
Mehmet Salih
ALAKUŞ
82/20
28/05/2009
16/11/2009
25/03/2010
3
40656/10
20/05/2010
Yaşar ALAKUŞ
1963
(24/08/2020 tarihinde vefat etmiştir.)
Varisler
İlksun ALAKUŞ
Ahmet İlker ALAKUŞ
Mehmet Salih
ALAKUŞ
82/30
28/05/2009
16/11/2009
25/03/2010
4
40657/10
20/05/2010
Yasin KARAOĞLU
1952
84/36
30/04/2009
23/11/2009
25/03/2010
5
40663/10
20/05/2010
Yasin KARAOĞLU
1952
Mehmet KARAOĞLU
1937
(02/12/2015 tarihinde vefat etmiştir.)
Varisler
Sıtkı KARAOĞLU
Mehmet KARAOĞLU
Emine ALAKUŞ
83/1
28/05/2009
16/11/2009
25/03/2010
6
40666/10
20/05/2010
Fatma KARATAŞ
1931
(02/03/2018 tarihinde vefat etmiştir.)
Varisler
Hatice TAŞÇI
Fatma NACAROĞLU
Mehmet KARATAŞ
İslim UYGUR
Salih AKBAŞ
1941
84/71
28/05/2009
08/12/2009
25/03/2010
7
40673/10
20/05/2010
Naime ÖZDEMİR
1932
(10/10/2013 tarihinde vefat etmiştir.)
Varisler
Sabiha ARĞIN
Yaşar ÖZDEMİR
Seher GÖÇER
Ahmet ÖZDEMİR
Mehmet ÖZDEMİR
Sema EROĞLU
80/3
28/05/2009
16/11/2009
25/03/2010
8
40675/10
20/05/2010
Ömer KUTLU
1956
Emine YILDIZ TOKSÖZ
1951
Ayniziliha TURAN
1947
Zübeyde YEŞİLDAĞ
1964
Edibe ÇOBANOĞLU
1961
Hakkı TOKSÖZ
1982
İbrahim Halil ÇOBANOĞLU
1986
80/13
28/05/2009
16/11/2009
25/03/2010
9
31351/11
11/01/2011
Abdo CAN
1932
(05/10/2013 tarihinde vefat etmiştir.)
Varisler
Elif CAN
Osman CAN
Cuma CAN
Ayten İNANIR
Sakine AÇAR
Gülay SUNGUR
Adile GÜZEL
1933
Hasan CAN
1941
Mehmet CAN
1950
(14/11/2016 tarihinde vefat etmiştir.)
Fidan KÖROĞLU
1941
(29/09/2016 tarihinde vefat etmiştir.)
Varisler
Emin KÖROĞLU
Abdurrahman KÖROĞLU
Reşit CAN
1955
495
02/07/2009
15/02/2009
01/11/2010
Full & Egal Universal Law Academy