Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2005-3-104 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 07-02/28-8
Karar Tarihi : 11.1.2007
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Mustafa PARLAK 10
Üyeler : Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ, Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI,
M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN
B. RAPORTÖRLER: Burak BÜYÜKKUŞOĞLU, Onur Yelda YÜKSEL,
Zeynep MADAN, Çağlar Deniz ATA
C. ŞİKAYET EDEN : İhbar
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILANLAR
20
1. Kavmar Gıda Pazarlama A.Ş. (Kavmar)
Tunus Caddesi No:88/4 Kavaklıdere Ankara
Temsilcisi: Av. Demet USLU, Av. Önder KIRDÖK
Tunus cad. No:88/4 Kavaklıdere Ankara
2. Doluca Şarapçılık Pazarlama ve Ticaret A.Ş. (Doluca)
Barbaros Plaza Kat:9 Emirhan Cad. No:145/C İstanbul
Temsilcisi: Av. Tolga İŞMEN 30
Büyükdere Cad. Maya Akar Center No:100-102 Kat :19
34394 Esentepe İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Kavaklıdere ve Doluca markalarıyla şarap üretimi
ve satışını gerçekleştiren teşebbüslerin satış noktalarını birbirleriyle
imzaladıkları tek satıcılık anlaşmaları ile kapattıkları iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Kavaklıdere Şarapları A.Ş. (Kavaklıdere) tarafından
üretilen şarapların satışı ve pazarlanması konusunda tek yetkili firma olan
Kavmar, Doluca ve bar, restoran işletmecisi Antik Turizm Sanayi ve Dış 40
Ticaret A.Ş. (Reina) unvanlı teşebbüsler arasında imzalanan üç taraflı bir
sözleşme ile iki rakip teşebbüsün yatay anlamda bir araya gelerek 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal ettikleri iddia edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ:Rekabet Kurumu’na bir ihbar vasıtasıyla intikal eden,
tarafları Kavaklıdere tarafından üretilen şarapların satışı ve pazarlaması
konusunda tek yetkili firma olan Kavmar ile Doluca ve bar restoran işletmecisi
Reina unvanlı teşebbüsler olan sözleşme incelenmiş ve 7.10.2005 tarih ve
2005-3-104/İİ-05-AİÇ sayılı ilk inceleme raporu hazırlanmıştır.
50
07-02/28-8
2
Söz konusu İlk İnceleme Raporu’nun görüşülmesi sonucunda Kurul
20.10.2005 tarih ve 05-70/961-M sayılı kararı ile; Kavaklıdere, Kavmar ve
Doluca firmalarının iddia konusu eylemlerine yönelik olarak 4054 sayılı
Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrası gereğince önaraştırma yapılmasına
karar vermiştir.
Yapılan önaraştırma üzerine hazırlanan 2.1.2006 tarihli ve 2005-3/104/ÖA-06-
BB sayılı Önaraştırma Raporu, 2.1.2006 tarih ve REK.0.07.00.00-110/1 sayılı
Başkanlık önergesi ile Kurul’a sunulmuştur. Kurul söz konusu Önaraştırma
Raporunu görüşerek 26.1.2005 tarih ve 06-04 sayı ile Kavaklıdere ve Doluca 60
teşebbüslerinin şarap piyasasında rekabeti engellemeye yönelik davranışları
olduğuna dair belirtiler tespit edildiğinden 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi
uyarınca Kavmar ile Doluca firmaları hakkında soruşturma açılmasına karar
vermiştir.
10.2.2006 tarihinde, Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgililere
soruşturma açıldığına dair bildirimde bulunularak kendilerinden 30 gün içinde
ilk yazılı savunmalarını göndermeleri istenmiştir. Hakkında soruşturma
yürütülen Kavmar ve Doluca teşebbüslerinin ilk savunmaları sırasıyla
13.3.2006 tarih, 1559 sayı ve 19.4.2006 tarih, 2378 sayı ile süresi içinde 70
Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Görevli raportörlerce yürütülen soruşturmada hazırlanan 26.7.2006 tarih ve
SR/06-16 sayılı Soruşturma Raporu Kanun’un 45. maddesinin birinci fıkrası ve
Rekabet Kurumu Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 62.
maddesi gereğince, taraflara 26.7.2006 tarihinde tebliğ edilmiş ve
teşebbüslerden savunmaları istenmiştir.
Kavmar 1.8.2006 tarih, 5284 sayı ve Doluca ise 2.8.2006 tarih, 5329 sayı ile
Kurum kayıtlarına giren yazılarında savunmalarının hazırlanması için ek süre 80
talebinde bulunmuşlardır.
Kurul 3.8.2006 tarih ve 06-57/763-M sayılı kararı ile her iki teşebbüsün
savunma sürelerinin 30’ar gün uzatılmasına karar vermiştir. Taraf savunmaları
25.9.2006 tarihinde süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Soruşturma Heyeti’nin hazırladığı 9.10.2006 tarihli "Ek Yazılı Görüş",
Kanun'un 45. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 10.10.2006 tarihinde tüm
Kurul Üyeleri ve taraflara tebliğ edilmiştir. İlgili teşebbüslerin ek görüşe karşı
cevapları yasal süreleri içinde en son 10.11.2006 tarihinde olmak üzere 90
Kurumumuza intikal etmiştir.
Kurul’un 15.11.2006 tarih ve 06-84 sayılı toplantısında, yürütülen soruşturma
ile ilgili olarak 9.1.2007 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına, sözlü
savunma toplantısına soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin davet
edilmesine karar verilmiştir. Sözlü savunma toplantısı davetiyeleri, Kanun'un
46. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgililere gönderilmiştir.
9.1.2007 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmıştır. Rekabet Kurulu
11.1.2007 tarihinde 07-02/28-8 sayılı nihai kararını vermiştir. 100
07-02/28-8
3
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da;
- Kavmar Gıda Pazarlama A.Ş. ve Doluca Şarapçılık ve Pazarlama
A.Ş.’nin 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesine aykırı eylemler gerçekleştirdikleri,
- Bu nedenle hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerin 4054 sayılı
Kanun'un 4. maddesini ihlal etmeleri karşısında, Kanun'un 16. maddesinin 2.
fıkrası gereğince cezalandırılmaları gerektiği,
- Ancak cezanın tespitinde, eylemlerin az sayıda nokta ile sınırlı kalması,
başlangıç aşamasında olması, pazarın geneline yansımış yaygın bir etkiye yol
açmaması gibi hafifletici unsurların dikkate alınmasının yerinde olacağı, 110
- Diğer yandan Kavmar Gıda Pazarlama A.Ş. ve Doluca Şarapçılık ve
Pazarlama A.Ş. tarafından yerinde tüketim noktalarıyla yapılan tek satıcılık
sözleşmelerinin, dolayısıyla rekabet yasağının belirsiz süreli olmaması için
rekabet yasağının en fazla 5 yıl süreyle sınırlandırılacak şekilde düzenlenmesi
gerektiği,
ifade edilmektedir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
120
I.1. İlgili Pazar
I.1. 1. Sektöre İlişkin Bilgiler
Şarap, yalnız taze üzüm veya şırasının fermantasyonu ile elde edilen alkollü
içkiye verilen addır. Şaraplar üzümün rengine göre beyaz, kırmızı ve pembe,
içerdikleri şeker miktarına göre sek, dömisek ya da tatlı olarak
sınıflandırılmaktadır.
Şarap sektörü, 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nun 1. 130
maddesinde yer alan “Bira, her türlü şarap ve meyve şaraplarının yapılması
ve satılması serbesttir” hükmü çerçevesinde uzun yıllardır özel sektörün
faaliyette bulunduğu bir alandır. Hatta TEKEL’in özelleştirilmesinden önce
dahi ülkemizde çok sayıda özel şarap üreticisi faaliyet göstermiştir. Nitekim
ülkemizde üzüm tarımının yaygın olması ve şarap üretiminin teknoloji yoğun
bir üretim gerektirmemesi, şarabın irili-ufaklı birçok işletme tarafından
üretilebilmesi sonucunu doğurmuştur. Tütün Alkol Piyasası Düzenleme
Kurumu (TAPDK) tarafından üretim izni verilen şarap üreticisi sayısı 68 olup
bu sayı bira için 7 ve yüksek alkollü içkiler için 12’dir. Ancak pazarda oldukça
yaygın olan kayıtdışı üretim nedeniyle şarap üreticilerinin sayısının söz 140
konusu rakamdan daha yüksek olduğu sektörde dile getirilmektedir.
Şarap pazarı genel itibarıyla rekabetçi bir pazar olarak bilinmekle birlikte
pazarın ülkemizdeki şarap üreticisi sayısıyla orantılı bir şekilde rekabetçi
olduğu söylenemez. Zira şarap üretimi için izin alan pek çok teşebbüs ülke
çapında faaliyet göstermeyen, yerel ölçekte çalışan görece küçük
işletmelerden oluşmaktadır. Kayıtdışı ekonominin yaygın olduğu pazarda 1-4
YTL civarında fiyatla satılan şarapların haksız rekabet yarattığı ifade
edilebilecek olup ağırlıklı olarak kayıtdışı çalışan üreticiler arasındaki
rekabetin yoğun olduğu söylenebilir. Nitekim sektör temsilcileri ile yapılan 150
07-02/28-8
4
görüşmelerde kabaca 5-6 YTL’den ucuz şarapların kayıtdışı olduğu ifade
edilmiştir. Diğer yandan kalite şarap olarak adlandırılan ve 6-7 YTL’nin
üzerinde fiyata sahip şarapların olduğu piyasada ülke çapında faaliyet
gösteren az sayıda teşebbüs bulunduğu görülmektedir. Bu teşebbüsler
arasında Kavaklıdere, Doluca, Mey, Turasan, Pamukkale, Sevilen, Yazgan,
Kutman, Diren’in sayılması mümkündür. Yine benzer şekilde yerinde tüketim
pazarında da görece az sayıda üretici tarafından üretilen ürünlerin tüketildiği
görülmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden birisi yaygın ve etkin dağıtım
ağı gerekliliğidir. Etkin dağıtım ağından kasıt ürünlerin zamanında ve talep
edildiği zaman satış noktasına hızlı ve bozulmadan ulaştırılması ve bu 160
kapsamda satış noktasının güvenini kazanmak olduğu dikkate alındığında
konunun önemi anlaşılmaktadır. Bu kapsamda yerinde tüketim kanalında
özellikle küçük perakende kanallarında olduğu gibi kayıtdışı şarap yaygın
değildir.
Yıllar boyunca ithalatın kısıtlı olduğu pazarda TAPDK tarafından hazırlanan ve
6.6.2003 tarih ve 25130 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Alkol ve Alkollü
İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” ile
alkol ve alkollü içkilerin ithalatı, dolayısıyla şarabın ithalatı da serbest hale
gelmiştir. Bu bilgiler ışığında ülkemizde üretilen, ithal ve ihraç edilen şaraplara 170
ilişkin bilgiler Tablo-1’de gösterilmektedir.
Tablo 1: Şarap Sektörüne Ait Pazar Bilgileri
Üretim (lt) İthalat (lt)
Şarap (2004) 27.961.641 54.953
Şarap (2005) 26.004.883 825.485
Şarap (2006)* 3.629.764 237.692
(*) Bu veriler 2006 yılının ilk 3 ayını içermektedir.
Ülkemizde farklı fiyatlardan şarap üretilmekle birlikte üretilen bu şaraplar
sektör temsilcileri tarafından fiyatlarına göre 5 farklı kategoriye ayrılmaktadır.
Bunlar ucuz, temel, popüler, üst ve premiumdur. Ucuz şaraplar genellikle 6
YTL’ye kadar nihai tüketicilere satış fiyatı olan ve fiyata duyarlı düşük gelir
seviyesindeki tüketicilere hitap eden ürünlerden oluşmaktadır. Ucuz gruptaki
şaraplar sofra şarabı, diğer gruplardaki şaraplar ise kalite şarabı olarak 180
bilinmektedir. Temel gruptaki şaraplar 6-9 YTL, popüler segmentte yer alan
şaraplar 9-13.50 YTL, üst grupta yer alan şaraplar 13.50-17 YTL, premium
grupta yer alan şaraplar ise fiyatı 17 YTL ve üstü fiyatlardan satılmaktadırlar1..
Dosya mevcudu bilgi ve belgeden; şarap üretiminin son derece kolay olması
nedeniyle pazarda kayıtdışı üretimin yaygın olduğu sektördeki toplam üretimin
yalnızca 1/3’ünün kayıtlı olduğunun öne sürüldüğü anlaşılmaktadır. Nitekim
0,70 lt.lik şişelerdeki sofralık şarapların ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) miktarı
2,30 YTL olup buna % 18 KDV, ana bayi ve perakende kanalı kârı ilave
edildiğinde, maliyet dahil en ucuz 6 YTL civarında bir fiyatla şarap satılması 190
gerekirken 1 YTL’den başlayan fiyatlarla şarap satışının olduğu sektör
temsilcilerince de tespit edilmektedir. Kalite şaraplarda ise maliyet değerinin
5,25 YTL.’yi geçmesi halinde %63,3 oranındaki yüksek nispi vergi uygulaması
yapılmaktadır.
1 Söz konusu fiyatlar tavsiye edilen perakende satış fiyatlarıdır.
07-02/28-8
5
Kayıtdışı üretimin büyük çoğunlukla üretimin yapıldığı yöredeki bakkal gibi
geleneksel perakende kanallarında satıldığı, zincir marketlerde ise kayıt
altındaki ürünlerin bulunduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. İlave olarak üst
gelir grubuna hitap eden yerinde tüketim noktaları başta olmak üzere yerinde
tüketim noktalarında genelde, kayıt içinde kalan üreticilerin ürünlerinin 200
bulunduğu ifade edilebilir.
Bu aşamada şarap sektöründeki dağıtım ve satış faaliyetlerine değinmek
yerinde olacaktır. Alkol ürünleri piyasasında dağıtım oldukça önemlidir.
Piyasaya yeni girecek olan bir markanın imaj sahibi olması ya da bilinirliğe
kavuşması için gerekli olan reklâm imkanlarının sınırlandırılması, söz konusu
piyasa açısından dağıtımı önemli kılan unsurdur. Nitekim 4250 sayılı
Kanun’da değişiklik yapan 11.1.2001 tarih ve 4619 sayılı yasanın 3.
maddesine göre “…Alkol, bira ve şarap dahil her çeşit alkollü içkinin
televizyon, kablolu yayın, radyo ve kamu yayın araçlarıyla reklamının 210
yapılması, ayrıca, içki satış yerleri ile tüm ticari ve kamuya açık yerlerde,
tüketilmek veya beraberinde götürülmek üzere 18 yaşından küçüklere alkollü
içecek satılması veya sunulması yasaktır...” Görüldüğü üzere reklam
kısıtlarının var olduğu piyasada teşebbüsler ürünlerinin satıldığı yerinde
tüketim noktalarına dolap, stant, tabela gibi çeşitli görsel malzemeler vererek
ürün ve markalarının tanıtımını yapmaya çalışmaktadırlar. Bu çerçevede nihai
satış noktalarında yer alamayan ya da tüketiciye yaygın bir dağıtım ağı ile
ulaşmayan şarapların, tüketici tarafından fark edilmesi ve buna bağlı olarak
tüketilmesi oldukça güçtür. Bu yönüyle piyasaya yeni girecek bir şarap
üreticisi açısından, tüketici nezdinde bilinirliğe sahip olmanın ve buna bağlı 220
olarak orta ve uzun vadede piyasada tutunmanın en önemli unsurlarından biri
etkin ve yaygın bir dağıtım ağına sahip olmaktır. Nitekim tüketimin oldukça
yaygın olduğu yerinde tüketim kanallarında nokta sahiplerinin bir kısmının
fazla stok bulundurmak istememeleri ve ürünler bitince sipariş verme yolunu
tercih etmeleri hızlı bir dağıtım ağını gerekli kılan bir başka husustur.
Tüketim noktalarına göre şarap pazarı yerinde tüketim (on trade) ve evde
tüketim (off trade) olarak ikiye ayrılmaktadır. Yerinde tüketim noktaları, şarap
tüketicilerinin şarabı bulundukları yerde tükettikleri, evde tüketim noktaları ise
tüketicilerin şarabı aldıkları yer ile tükettikleri yerlerin farklı olması durumunda 230
şarabın satın alındığı kanala verilen addır.
Şarap pazarında ev tüketimi kanalına yönelik 2004 yılına ait litre ve ciro
bazında pazar paylarına aşağıda yer verilmektedir.
Tablo:2 2004 Yılı Şarap Ev Pazarına Ait Ciro ve Litre Bazında Pazar Payları (%)
Teşebbüs K.dere Doluca Gürkan Sevilen Yazgan Mey P.Kale Diğer2
Ciro Bazlı 20-25 20-25 10-15 10-15 5-10 5-10 5-10 11
Litre Bazlı 10-15 10-15 20-25 10-15 10-15 5-10 0-5 18
Yerinde tüketim noktaları daha çok, şarabın yanında başka servislerin
verildiği, şarabın açık veya kapalı (kadeh veya şişe) olarak satıldığı otel,
restoran, bar, kafe gibi mekanlardır. Evde tüketim noktaları ise tüketicilerin 240
2 Diğer içerisinde Medele, Osman Latif Aral, Talay, Kutman, Bortaçina ve Birecik teşebbüsleri
yer almaktadır.
07-02/28-8
6
şarabı başka yerde tüketmek için kapalı olarak aldıkları bakkal, büfe, market
gibi noktalardır.
Şarap pazarında yerinde tüketim kanallarının önemi yüksektir. Konuya ilişkin
olarak Raportörler tarafından sektör temsilcileri ile yapılan görüşmelerde
şarabın yaklaşık olarak %50 oranında yerinde tüketim kanallarında tüketildiği
bilgisi edinilmiştir. Dolayısıyla yerinde tüketim noktaları şarap üreticisi
teşebbüsler için önem taşımakta ve söz konusu noktalarda bulunulabilirlik
hem satışların artması hem de firma ve marka prestiji açısından gerekli
görülmektedir. Bu açıdan ele alındığında şarap üreticisi teşebbüsler için anılan 250
noktalarda ürün bulundurmak adına bir rekabet yaşanmaktadır. Özellikle A tipi
olarak nitelenen görece yüksek gelir grubuna hitap eden ve şarap tüketimi
kapsamında önem taşıyan noktalarda yer almanın yukarıda belirtilen prestij
unsurunu pekiştirdiğini belirtmek gerekmektedir. Üstelik reklam kısıtının
olduğu pazarda ülkemizde şarabın yeni yeni gelişmeye başladığı dikkate
alındığında bu noktalardaki tanıtımın önemi artmaktadır. Ayrıca bu noktalarda
bulunmanın ev tüketimi kanalındaki tüketimi de tetiklediğini söylemek
mümkündür. Bu unsurlar bazı yerinde tüketim noktalarına şarap üreticisi
teşebbüsler karşısında zaman zaman pazarlık gücü sağlayabilmektedir.
260
Yerinde tüketim noktaları marka bazında incelendiğinde sektördeki en büyük
iki firma olan Kavaklıdere ve Doluca’nın pazar paylarının sırasıyla %45-50 ve
%35-40 civarında olduğu görülmektedir. Sektördeki geri kalan firmaların ise
pazar payları %5’in altındadır. Bu bilgiler Tablo 3’deki gibi özetlenebilir;
Tablo 3: Teşebbüslerin Pazar Payları3 (%)
K.dere Doluca Sevilen Kutman Pamukkale Diğer
Pazar Payı 45-50 35-40 0-5 0-5 0-5 8,1
Dosya mevcudu bilgi ve belgelerden Kavaklıdere ve Doluca’nın toplam pazar
payının yerinde tüketim kanallarında %80-90 olduğu görülmektedir.
270
Yerinde tüketim noktalarının sektör için öneminden dolayı üreticilerin bir kısmı
satış noktalarına belli avantajlar sağlamak suretiyle söz konusu noktalarla
münhasır anlaşmalar yapmaktadır. Teşebbüsler tarafından anılan işletmelerle
akdedilen münhasır anlaşmalar genel olarak üç farklı türde yapılmaktadır.
Bunlar noktaya rakip ürün veya rakip yerli ürün girmemesi için yapılan
“münhasır anlaşmalar”, noktada kadehte satılan şarapların yalnızca belli bir
markanın şarapları olması için yapılan ve “kadeh anlaşmaları” olarak
adlandırılan anlaşmalar ile noktada yapılan tanıtım, toplantı, düğün, davet gibi
etkinliklerde yalnızca belli bir markanın şaraplarının servis yapılması için
yapılan ve “banket anlaşmaları” olarak nitelendirilen anlaşmalardır. 280
Son iki yıldır ülkemizde geçmiş yıllara kıyasla daha fazla şarap ithal
edilmektedir. 2005 yılı verilerine göre resmi üretimin yaklaşık %3’ü kadar
şarap ithal edilmişken bu oran 2006 yılının ilk 3 ayında %6,5 oranındadır. Bu
tabloda her ne kadar düşük döviz kurunun etkisi olmuş olsa da şarap
ithalatının daha da artması beklenmektedir. Nitekim TAPDK’ya kayıtlı 80’in
3 Anketteki pazar payları Eylül 2004-Eylül 2005 dönemini kapsayacak şekilde 1 yıllık olarak
alınmıştır. Söz konusu anket İstanbul, Ankara, İzmir dahilinde yapılmıştır.
07-02/28-8
7
üzerinde içki ithalatçısı olması da bu konuda önem taşımaktadır. Bu
ithalatçılar arasında yerli şarap üreticileri olduğu gibi yalnızca ithalatla iştigal
eden teşebbüsler de bulunmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda yerli şaraba göre
oldukça yüksek fiyattan satılan ithal şarapların önemli bir kısmı artık yerli 290
şaraplara yakın fiyatlarla satılmaya başlanmıştır. Bu ise pazardaki rekabetçi
süreci artırıcı etkide bulunmuştur. Bu bağlamda ithalatçılar daha etkin hale
geldikçe, tüketici ithal şarabı tanıdıkça geçtiğimiz yıllarda gerek çok az
tüketilmesi gerekse fiyatlarının yüksek olması nedeniyle yerli ürünlere rakip
olarak görülmeyen ithal şarapların önümüzdeki dönemde pazar payını
artırması beklenmektedir. Dolayısıyla henüz daha yeni yeni yerli şaraba kısıtlı
bir şekilde rakip olan ithal şaraplar, şarap ithalatına doğrudan veya dolaylı bir
engel gelmemesi durumunda, önümüzdeki yıllarda önemini artıracaktır.
Pazardaki rekabetçi süreci artıran bir başka unsur geçtiğimiz yıllarda sofra 300
şarabı üreten yerli üreticilerin günümüzde kalite şarap üretimine
yönelmeleridir. Önceden bu alana yatırım yapan teşebbüsler ağırlıklı olarak
Doluca ve Kavaklıdere olmasına karşın sektördeki pek çok üreticinin kaliteli
şarap üretimine yönelmeleri pazardaki rekabetçi yapıyı artırmaktadır.
Pazarın rekabetçi yapısı ile ilgili olarak söylenebilecek bir başka husus
sektörde son yıllarda hızla çoğalan butik üreticilerdir. Bu üreticiler kalite şarabı
düşük tonajlarda üreterek bu ürünleri yüksek fiyata satmaktadırlar. Birçoğu
henüz daha pazara tam anlamıyla nüfuz edemese ve tüketici tarafından
tanınıp benimsenemese de bu teşebbüslerin orta vadede pazarın rekabetçi 310
yapısına olumlu katkıda bulunacakları öngörülebilir.
Ülkemizde son yıllarda şaraba olan talebin ve ilginin artması ve sektörün
gelişmeye başlamasının yanısıra yukarıda yer verilen gelişmelerin
önümüzdeki dönemde pazarın rekabetçi yapısını artıracağı beklenmektedir.
I.1.2. İlgili Ürün Pazarı
Belirli bir ürün ve onunla yüksek ikame edilebilirliği olan diğer ürünlerden
oluşan pazar ilgili ürün pazarını oluşturmaktadır. Bir ürünün diğer bir ürünle
aynı pazarda yer alabilmesi için bu ürünlerin tüketici gözünde nitelikleri, 320
kullanım amaçları ve fiyatları açısından benzer olmaları ve birbirleriyle ikame
edilmeleri gerekmektedir.
Alkollü içecekler girdi ve üretim süreçlerindeki farklılıklar gözönüne alınarak,
distile ve fermente içecekler, fermente içecekler ise bira ve şarap olmak üzere
iki başlık altında incelenmektedir. Bunlardan distile içecekler; rakı, votka,
kanyak, cin, likör, brendi, vermut ve viski ürünlerini kapsamaktadır. Bununla
birlikte, genel olarak tüm alkollü içecekleri, alkollü içkiler pazarı başlığı altında
değerlendirmek mümkün görünse de böyle bir genelleme içkiler arasındaki
fiyat farklılıkları ve bazı içkilerin tüketici taleplerinin diğerlerinden farklılaştığı 330
dikkate alındığında rekabet hukuku bağlamında yapılacak ilgili ürün pazarı
tanımlamasına uymayacaktır.
Konu talep ikamesi yönünden değerlendirildiğinde, yukarıda yer verilen
distile/fermente ayrımının ötesine geçmek zorunluluğu doğmaktadır. Esas
olarak alkollü içecekler pazarını sağlıklı bir şekilde alt pazarlara ayırabilmek
07-02/28-8
8
için temel olarak fiyat ve tüketici tarafından öngörülen kullanım biçimlerini
dikkate almak gerekmektedir. Bununla birlikte fiyat yönünden ikame
edilebilirlik, tüketicilerin gelir ve kültür seviyeleri dikkate alınarak
değerlendirilmelidir. 340
Ülkemizdeki alkollü içki tüketicisi profili dikkate alındığında alkollü içecekler,
öncelikle, düşük ve yüksek derecede alkol içeren ürünler olmak üzere iki ana
bölüme ayrılmalıdır. Yüksek alkollü içecekler, daha çok ev pazarında, görece
düşük miktarlarda tüketilmektedir. Düşük alkollü içecekler ise, yüksek alkollü
içeceklere oranla ev dışı pazarda daha çok tüketilmektedir. Bu ürünler
tüketilirken kişilerin eğlenme veya vakit geçirme düşünce ve amacı ön planda
olabilmektedir. Bununla birlikte, yüksek alkollü içeceklerin ise ev dışı pazarda
ve eğlenmek amacıyla tüketimi söz konusu olduğu gibi, düşük alkollü
içeceklerin de ev pazarında keyif almak amacıyla tüketildiği ileri sürülmektedir. 350
Ancak buradaki temel yaklaşım, alkollü içecekleri ağırlıklı tüketim amaçları
yönünden bir ayırıma tabi tutmaktır.
Yüksek alkollü içki tüketenler bu ürünleri tüketme gerekçeleri olarak günün
yorgunluk ve stresinden sıyrılmak ve/veya keyiflenmek olduğunu
belirtmektedirler. Bu nedenle yüksek alkollü içkilerin tüketiminde alkol
tüketmek öncelikli amaç olarak değerlendirilebilir. Öte yandan düşük alkollü
içkilerin tüketiminde temel amacın, eğlenmek, arkadaş ortamında vakit
geçirmek, içkinin yemeğe eşlik etmesi, ya da bira tüketiminde olduğu gibi
bütün bu hususların yanısıra bir noktaya kadar susuzluğu gidermek olduğu 360
ifade edilmektedir. Burada alkol tüketimi anılan amaçların
gerçekleştirilmesinde pekiştirici rol oynayan ikincil nitelikli bir eylem olarak
nitelendirilebilir. Nitekim bunda ürünün alkol seviyesinin düşük olması da
önemli bir etmendir. Bu ayrım esas alındığında ortaya çıkan tabloda, rakı,
votka, kanyak, cin, rom, likör, tekila ve viski yüksek alkollü içecekler grubunda,
şarap ve bira ise düşük alkollü içecekler grubunda yer almaktadır.
Öte yandan yüksek alkollü içkiler grubunda yer alan bazı içki türleri özellikle
kültürel unsurların ve alışkanlıkların etkisiyle grubun diğer ürünlerinden
ayrılmaktadır. Bu nedenle söz konusu ürünler ile diğer ürünler arasındaki 370
ikame edilebilirlik oranı düşüktür. Belirtilen ürünlerden rakı bu yönüyle diğer
yüksek alkollü ürünlerden farklılık göstermektedir. Bilindiği gibi rakı, ülkemize
özgü bir içki konumundadır. Diğer yüksek alkollü içkilerin aksine yemekle
birlikte tüketilmektedir. Diğer yüksek alkollü içkiler yemekten önce aperatif (ön
içki) olarak ya da yemekten sonra tüketilmektedir. Rakı esas itibarıyla ağırlıklı
olarak grup halinde tüketilen bir içki türüdür. Rakı tüketiminde ortam önemli bir
unsurdur. Aynı zamanda rakı ağırlıklı olarak belli bir meze ve sofra kültürünü
de beraberinde getirmektedir. Türk tüketicisi için bütünüyle ayrı bir tüketim
özelliği gösteren ve milli içki konumunda olan ürünün bu özelliklerinden dolayı
diğer yüksek alkollü içeceklerden ayrı bir ürün pazarı olarak değerlendirilmesi 380
yerinde olacaktır.
Düşük alkollü içkiler grubunda ise bira ve şarabın yine nitelikleri ve kullanım
amaçları bakımından birbirinden ayrıldığı anlaşılmaktadır. Bira, genel olarak
yemekle birlikte tüketilen bir içecek niteliği göstermemektedir. Çoğunlukla ev
dışı pazarda düşük oranlı alkollü içki niteliğine uygun biçimde yüksek
07-02/28-8
9
miktarlarda ve kuruyemiş gibi atıştırmalık yiyeceklerle tüketilmektedir. Bununla
birlikte özellikle yaz aylarında bir noktaya kadar susuzluk giderici veya
serinletici yönünün tüketimde önem kazandığı belirtilmektedir. Özellikle genç
nüfus tarafından tercih edilen ürünün tüketimi, yaş ortalaması ilerledikçe 390
düşmektedir. Bu nedenle ürünün diğer içkilerden ayrı bir tüketim kültürü
taşıdığı görülmektedir. Nitekim Kurul tarafından alınan konuya ilişkin
kararlarda (15.12.2003 tarih ve 03-797965-396 ayılı Tekel Özelleştirmesi
Nihai Devir, 22.4.2005 tarih ve 05-27/317-80 sayılı Efpa Bimpaş Muafiyetin
Geri Alınması, 14.11.2002 tarih ve 02-70/843-347 sayılı Efes- Miller,
31.3.2005 tarih ve 05-20/234-69 sayılı Foster’s, 12.6.2003 tarih ve 03-42/463
sayılı Efes Miller, 13.7.2005 tarih ve 2004-3-43 sayılı Efpa soruşturma,
4.5.2006 tarih ve 06-32/393-103 sayılı Martini Pazarlama ve Tic. A.Ş.’nin Mey
İçki San. ve Tic. A.Ş. hisselerini devralması) bira ayrı bir ürün pazarı olarak
değerlendirilmiştir. 400
Öte yandan şarap, daha çok yemekle birlikte tüketilen bir ürün olup aynı
zamanda kendine özgü ayrı bir kültürün öğesi durumundadır. Özellikle ev
pazarında yemekle tüketilen ürünün düşük alkollü olması nedeniyle bayanlar
tarafından da tercih edildiği sektör temsilcilerince belirtilmektedir. Ürünün
yemeğe iyi bir şekilde eşlik etmesinin şarabı diğer içkilerden ayıran bir özellik
olduğu söylenebilir. Ev dışı pazarda ise yine ağırlıklı olarak restoranlarda
tüketilen ürün kullanım amacı ve nitelik olarak diğer alkollü içkilerden
farklılaşmaktadır. Nitekim biranın aksine şarap tüketimi, yaş ortalamasının
yükselmesiyle artmaktadır. Anılan nedenlerle şarabın ayrı bir ürün pazarı 410
olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim Kurul adı geçen
özelleştirmeye ilişkin devir kararında da şarabı ayrı bir ürün pazarı olarak
nitelendirmiştir.
Ancak mevcut dosya bağlamında şarap pazarının tek bir pazar altında
değerlendirilmesi yerinde tüketim ve ev tüketimi ayrımını dikkate alınca
mümkün görülmemektedir. Bunun nedeni ise alkollü içkiler pazarında ev ve
yerinde tüketim kanallarının ayrı tüketim özellikleri taşımasından
kaynaklanmaktadır. Hotel, restoran, kafe, bar gibi yerinde tüketim noktalarında
şarapla birlikte başka hizmetlerin sunulduğu görülmektedir. Nitekim çoğu kez 420
tüketiciler bu noktalara salt şarap veya içki içmek amacıyla gitmemektedir.
Tüketici, bu noktalarda bulunan ve müşteriye sunulan müzik dinlemek, iyi ve
kaliteli bir yemek yemek, sosyal bir ortamda bulunmak gibi başka
hizmetlerden de yararlanmak amacıyla, anılan mekanları tercih etmektedir. Bu
noktalarda tüketici şarabı yemekle birlikte tüketebildiği gibi yemek yemeden
de şarap içmeyi tercih edebilmektedir. Üstelik bu noktalarda satın alınan
ürünlere perakende kanalındaki fiyatın en az 2-3 katı fiyat ödenmektedir. Bu
fiyat makası noktanın lüks tüketim noktası olmasıyla daha da açılmaktadır.
Buna karşılık şarabı evde tüketmek için perakende kanallardan satın alan
tüketicinin yerinde tüketim pazarında bu ürünü tüketen tüketiciyle benzer bir 430
amacının olmadığı ileri sürülebilir. Diğer yandan yerinde tüketim noktalarında
satılan ürünlerin fiyatlarında artış görülürse tüketicilerin ürünleri perakende
kanallarından tedarik etmeyeceği açıktır. Fiyatın ilgili ürün pazarının tespitinde
son derece önemli bir unsur olduğu dikkate alındığında yerinde tüketim
kanalının ayrı bir pazar olarak tespit edilmesi zorunluluk olarak belirmektedir.
Dolayısıyla pazarda ev tüketimi ile yerinde tüketimin ayrı olarak
07-02/28-8
10
değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim Efpa-Bimpaş Muafiyetin Geri
Alınması kararında Kurul bu şekilde bir ayrımı benimsemiştir. Yine benzer
şekilde 6.11.2003 tarih ve 03-71/867-371 sayılı Karar’da da bira pazarı
yerinde tüketim (açık), ve ev tüketimi (kapalı) olarak iki ayrı pazar olarak 440
değerlendirilmiştir.
Ancak bu noktada yerinde tüketim kanallarından her şey dahil sistemiyle
çalışan otellerin çıkartılması gerekmektedir. Şöyle ki bu tip otellerdeki tüketim
anlayışının yukarıda yer verilen restoran ve cafe tipi yerlerden farklı olduğu
görülmektedir. Tüketici cafe/restorana gittiği zaman mönüden çeşitli şaraplar
arasından istediği şarabı seçebilmektedir. Oysa bilindiği gibi bu tip otellerde
böyle bir seçim şansı olmamaktadır. Maliyet minimizasyonu dürtüsüyle
hareket eden otellerin birçoğu kendilerine en uygun şartları sağlayan şarap
markasını tek marka olarak tesisinde satışa sunmaktadır. Tüketici de gün 450
boyunca şarabı istediği kadar içebilmekte ve tüketim saikı restorana göre
farklılık arz etmektedir. İlave olarak tüketicinin restoranda aldığı hizmetle bu
noktada aldığı hizmet farklılaşmakta hatta ürünün kullanım amacı da
değişebilmektedir. Bu tip otellerdeki fiyatlama anlayışları da farklılık içermekte
çoğu kez restorandaki ortalama bir şişe şarabın fiyatına otelden her şey dahil
sistemi kapsamında tüm gün yararlanabilmektedir. Sonuç olarak bu
kanalların, tüketim olarak diğer kanallardan farklılaşması gerçeğinden
hareketle yukarıdaki tanımdan çıkartılmalı ve pazar tanımı restoran, cafe, bar,
pub, birahane gibi noktalarla sınırlandırılmalıdır.
460
Diğer yandan sektöre ilişkin bilgiler bölümünde de değinildiği gibi her ne kadar
geçmişte ithal şaraplar yerlilere kıyasla yüksek fiyatla satılıyor olmalarından
dolayı yerli şaraplarla rekabet halinde olmamışsa da mevcut durumda
fiyatların düşmesi ve pazarda yaygınlaşmaya başlamalarıyla bu ürünlerin yerli
şaraplara rakip olarak değerlendirilebileceği, yerli ve ithal ürünlerin aynı
pazarda yer alması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu bilgilerden hareketle ilgili ürün pazarı “herşey dahil sistemiyle çalışan
oteller hariç şarap yerinde tüketim pazarı” olarak tespit edilmiştir.
470
I.1.3. İlgili Coğrafi Pazar
Şarap ürünü açısından pazara giriş, arz kaynaklarına ulaşma, üretim, dağıtım,
pazarlama ve satış şartlarının bölgesel bir farklılık göstermediği göz önüne
alınarak ilgili coğrafi pazar “Türkiye Cumhuriyeti sınırları ” olarak belirlenmiştir.
I.2. Haklarında Soruşturma Yürütülen Taraflar
I.2.1. Kavaklıdere Grubu/ Kavmar Gıda Pazarlama A.Ş. (Kavmar)
480
1929 yılında kurulan Kavaklıdere şirketi tarafından üretilen şarapları 1994
yılından itibaren münhasıran pazarlayan Kavmar’ın yurt geneline yayılmış 12
bölge müdürlüğü bulunmakta olup, ürün dağıtımı bu teşebbüsce
yapılmaktadır. Kavmar tarafından pazarlanan ürünler arasında Kavaklıdere
Şarapları A.Ş.’ce üretilen şaraplardan Öküzgözü, Boğazkere, Kalecik Karası,
Selection, Ancyra, Cabernet Sauvignon, Cabernet Sauvignon & Merlot,
07-02/28-8
11
Carignan & Alicante Özel, Yakut, Angora, Premier, Dikmen, Kavak, Selection,
Narince, Emir & Sultaniye Özel, Sauvignon Blanc & Sultaniye, Angora,
Muscat, Çankaya, Primeur, Lal, Sultaniye, Rosato, köpüklü şaraplardan ise
Altın Köpük, Pembe Köpük, İnci Damlası ve firma tarafından ithal edilen çeşitli 490
şaraplar bulunmaktadır. Kavmar’ın 2003, 2004 ve 2005 yıllarında elde ettiği
net satış tutarları sırasıyla (……………) YTL, (……..…...)YTL ve (……………)
YTL olup şirketin hissedarlık yapısı aşağıda verilmektedir.
Tablo: 4 Kavmar Hissedarlık Yapısı
Hissedarlar Oranı (%)
Tunalı Turizm ve Ticaret A.Ş. 35.0000
Kavaklıdere Şarapları A.Ş. 5.0000
And T.T.S. A.Ş. 52.9000
Sevgi Başman 0.0016
Murat A. Başman 0.0016
Oktay Ersan 0.0016
Oğuz İmregün 0.0016
Derya Özalp 0.0016
Mustafa Saraçoğlu 5.0000
Cevdet Düşmez 0.0016
Can Tunay 0.0100
Teşebbüsün yönetim kurulu Mehmet A. Başman (Başkan), Murat Başman
(Yönetim Kurulu Murahhas Aza) Sevgi Başman (Başkan V.), Ali N. Başman
(Üye), A. Oktay Ersan (Üye), Vedat Naşit Mimaroğlu (Üye) ve S. Berna Tunalı
Mimaroğlu’ndan (Üye) oluşmaktadır. 500
I.2.2. Doluca Şarapçılık Pazarlama ve Ticaret A.Ş. (Doluca)
1926 yılından beri şarap üretimi işiyle iştigal eden Doluca Şarapçılık ve
Bağcılık A.Ş. tarafından üretilen ürünler Doluca tarafından pazarlanmaktadır.
Söz konusu ürünler arasında Doluca tarafından üretilen Dlc Kalecik Karası,
Dlc Cabernet Sauvignon-Merlot, Dlc Sultaniye Emir, Dlc Öküzgözü, Sarafin
Cabernet Sauvignon, Sarafin Merlot, Sarafin Chardonnay, Sarafin Sauvignon
Blanc, Sarafin Fume Blanc, Karma Cabernet Sauvignon-Öküzgözü, Karma
Merlot-Boğazkere, Karma Gamay-Boğazkere, Villa Neva, Villa Doluca, 510
Doluca, Antik, Kav, Nevşah, Moskado, Riesling, Moskado, Dömisek, Safir,
köpüren şaraplar arasında ise Tradokya, Rosaline, Bianca ve yine teşebbüs
tarafından ithal edilen çeşitli şaraplar bulunmaktadır. Doluca’nın 2003, 2004
ve 2005 yıllarına ait net satışları sırasıyla, (…………..), (…………) ve
(……………) YTL olup, şirketin hissedarlık yapısına aşağıda yer verilmektedir.
520
07-02/28-8
12
Tablo:5 Doluca’nın hissedarlık yapısı
530
Hissedarlar Oranı (%)
Ali Ahmed Kutman 90,0
Ali Emin Kutman 4,5
Sibel Kutman 4,5
Etselle Susan Kutman 0,9
Murat Oral 0,1
Toplam 100,0
Doluca’nın yönetim kurulu Ali Ahmed Kutman (Başkan), Murat Oral ve Estelle
Susan Kutman’dan oluşmaktadır.
I.3. Tespit ve Deliller
İhbar kapsamında bir örneği gönderilen, Kavaklıdere, Doluca ve Reina isimli
gece kulübü ve restoranın taraf olduğu sözleşme hakkında bilgi verilmesi
gerekmektedir. Reina, İstanbul Boğazı’nda yer alan son derece popüler bir
gece kulübüdür. Mekanda 8 restoran ve 1 bar olup, restoranlar Antik A.Ş. 540
tarafından İstanbul’da isim yapmış restoranlara kiralanmaktadır. Bar ise yine
Antik A.Ş. tarafından işletilmektedir. Önaraştırma döneminde yapılan yerinde
incelemede Doluca’dan bir örneği alınan sözleşmenin altında Kavmar, Doluca
ve Reina’nın işletmeci teşebbüsü olan Antik Turizm A.Ş. ibareleri
bulunmaktadır. Dolayısıyla Kurum’a yapılan ihbar bu kapsamda teyid
edilmiştir. Bu noktada öncelikle belirtilmesi gereken husus, rakiplerin taraf
olduğu bir dikey anlaşma niteliğinde olması nedeniyle sözleşmenin 2002/2
sayılı Tebliğ kapsamına girmemesidir. Nitekim sözleşmenin Tebliğ
kapsamında yer alabilmesi için üretim veya dağıtım zincirinin farklı
seviyelerinde faaliyet gösteren taraflar arasında bir dikey ilişki olması 550
gerekmektedir. İki rakip üreticinin bir yeniden satıcıyla imzaladığı böylesi bir
anlaşmanın rekabet hukuku uygulamalarında sık karşılaşılan bir sözleşme
niteliği taşımadığı açıktır. Sözleşmenin konusu, anılan yerinde tüketim
noktasında yalnızca sponsor olarak ifade edilen Doluca ve Kavmar tarafından
pazarlanan ve dağıtılan ürünlerin satılmasını ve bu ürünlere rakip bir yerli
şarabın satılmamasını içermektedir. İthal şarap olarak da Kavaklıdere ve
Doluca’nın ithal ettiği şarapları bulunduracak olan noktaya başka ithalatçılara
ait sadece 2 adet kırmızı, 2 adet beyaz şarap satma izni verilmektedir.
24.5.2005 tarihinde kota taahhütlü imzalanan sözleşme her iki teşebbüsten
(……)’şer adet 75 cl.’lik şarap satılıncaya kadar devam edecektir. Sözleşmeye 560
göre her iki firma (…….)’er ABD $’ı tutarında bir meblağı 3 taksit halinde
31.5.2005, 31.7.2005, 31.9.2005 tarihlerinde ilgili işletmeye ödeyecekler ve
açılış için toplam (……)’er adet bedelsiz ürünü Reina’ya vereceklerdir.
Sözleşmede görüldüğü üzere 2 rakip teşebbüs bir araya gelmek suretiyle bir
satış noktasıyla dikey bir sözleşme imzalamışlardır. Sözleşme şartları iki rakip
teşebbüsçe görüşülmüştür. Doluca, Kavaklıdere ve Reina yetkilileri ile yapılan
görüşmelerde söz konusu sözleşmenin imzalandığının teyidi alınmıştır.
07-02/28-8
13
Sözleşme hakkında Doluca yetkilileri ile yapılan görüşmede 2004 yılında yerli 570
şarap üreticisi olarak Reina’da münhasır olarak çalıştıkları ancak münhasırlık
için 2005 yılı kapsamında istenen meblağın artması nedeniyle bu miktarı
karşılayamayacaklarını bildirdikleri ve bunun üzerine Reina tarafından
Kavaklıdere’ye aynı teklifin yapıldığı, Kavaklıdere’den de aynı yanıtın alınması
üzerine adı geçen işletme tarafından mekanda ortak olarak bulunulmasının
teklif edildiği belirtilmiştir. Doluca yetkilileri tarafından verilen bilgiye göre 2004
yılında Doluca’nın (……) YTL (Yaklaşık (……) ABD $’ı.) vererek ve yerli üretici
olarak münhasır bulunduğu Reina, bu sene itibarıyla (………) ABD $’ı talep
etmiş ve Doluca bu meblağı karşılayamayacağını belirtmiştir. (Doluca
yetkilileri bu anlaşma nedeniyle ticari anlamda zarar edildiğini, zararın ise 580
pazarlama bütçesinden karşılandığını ifade etmişlerdir.) Bunun üzerine Reina
yetkilileri tarafından Kavaklıdere’ye aynı teklif iletilmiş, Kavaklıdere
yetkililerinden de aynı yanıtın alınması üzerine noktada birlikte bulunulmaya
başlanmış, talep edilen miktar iki teşebbüs tarafından paylaşılmış ve
sözleşme 24 Mayıs 2005 tarihinde imzalanmıştır. Kavmar yetkilileri ile yapılan
görüşmede de benzer hususlara değinilmiş, 2003 yılında da Kavaklıdere ve
Doluca’nın ayrı ayrı (………) ABD $’ı ödemek suretiyle noktada birlikte yer
aldıkları ifade edilmiştir.
I.3.1. Belgeler ve Belgelerde Adı Geçen Teşebbüslere Yönelik Tespitler 590
I.3.1.1. Reina
I.3.1.1.1. Reina’ya İlişkin Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
Murat Başman’dan (Kavmar Murahhas Azası) Sibel Kutman’a (Doluca
Pazarlama Müdürü) 8.8.2003 tarihinde gönderilen e-posta:
“Reina’nın alımlarını ve cirolarını müşteri bazlı yollamaktayım. Lütfen sizden
de Doluca’nın satışlarını yollamanızı rica ediyorum (cirolar iskonto
edilmemiştir)…” 600
Bu e-postaya Sibel Kutman (Doluca) tarafından aynı gün verilen yanıt:
“…Ekte Reina’nın satışlarını gönderdim. Zarifi ve Dragon’da kesinlikle
ortak çalışalım. Henüz ikisinden de gelmiş bir şey yok. Haberleşelim.”
16.8.2005 tarihinde İstem Akkoyunlu (Doluca Yerinde Tüketim Kanalları
Müdürü) ve Hakan İlkkutlu’ya (Doluca Pazarlama Müdürü) gönderilen e-posta;
“…19 Ağustos 2005 Cuma akşamı Reina’da F1 açılış partisi
gerçekleşecek…Burada da stand kurmaya çalışıyoruz. Kavaklıdere’den Sıtkı,
Lebriz’i (Doluca çalışanı) aramış, herhangi bir destek yapmayacaklarını 610
söylemiş. Ama yine de biz bir destek yapacaksak beraber hareket etmek için
öğrenmek istediklerini söylemiş…”
9.6.2005 tarihli “Memorandum 2” başlıklı Reina Müdüriyeti tarafından
hazırlanan ve Reina çatısı altında yer alan tüm işletme sahiplerine hitaben
yazılan belge:
“… Kavaklıdere ve Doluca haricinde başka yerli şarap, mekanlarda
kesinlikle bulundurulmayacaktır…”
07-02/28-8
14
I.3.1.1.2. Reina Sözleşmesi 620
Sözleşme Süresi Nakit Taviz Bedelsiz Münhasırlık
Kavaklıdere ve Doluca ile
24.5.2005 tarihinde üç taraflı
olarak tek bir sözleşme
imzalanmıştır. Sözleşme her iki
firmanın ayrı ayrı (…..) şişe
şarabı satılıncaya kadar devam
edecektir.
Kavaklıdere
ve Doluca
(……)’er bin
ABD $’ı
verecektir.
Her iki teşebbüs
(….)’er adet
bedelsiz ürün
verecektir.
İşleticinin mekanda işlettiği bar ve
restoranlarda, Kavaklıdere ve
Doluca'ya rakip başka yerli şarap
bulundurulamaz. İthal şarapta iki
firmanın ithal ettiği şaraplar
dışında dört adet ithal şarap
satılabilir.
I.3.1.2. CHANGA
I.3.1.2.1. Changa’ya İlişkin Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
4.10.2005 tarihinde Sibel Kutman’dan (Doluca) Murat Başman’a
(Kavmar) giden e-posta:
“Changa’nın sözleşmesi OK mi, eğer sizin için de uygunsa gönderelim
artık. Ekteki noktalar bize teklif için bastırmakta eğer çift marka düşünüyorsak 630
beraber hareket edelim, hepsi teklif için bastırıyorlar…”
Avni Başman’dan (Kavmar) Sibel Kutman’a (Doluca) gönderilen yanıt:
“…Changa: Sözleşmeyi Kavaklıdere formatına getirdik. Yolladık. Sizin
Sarafin-Karma grupları biz de 5 çeşidimizi %(….) bedelsiz dışında tuttuk.
Diğer 3 müşterinin sözleşmeleri Aralıkta bitecek. Biz görüşmelere daha
başlamadık. Fakat sizin elinizde bulunan ve anlaşması bitecek 6 işletme de
var nasıl bir yol izlesek?...”
I.3.1.2.2. Changa Sözleşmesi
640
Sözleşme Süresi Bedelsiz Vade
Doluca:17.10.2005-(……….…) (…) şişe Tradokya ve ayda bir net cironun %
(…)’ı
(…) gün
Kavaklıdere: 20.10.2005-(……….…) Satışın % (…)’ı (…) gün
I.3.1.2.3. Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme
Teşebbüs yetkilisi tek marka çalışırken iki firmanın ayrı ayrı çok ciddi
indirimlerde bulunduklarını, çift marka satarken de aynı indirimleri almak
istediğini teşebbüslere ilettiğini ve bunun üzerine Sibel Kutman (Doluca) ve
Murat Başman’ın (Kavmar) birlikte Changa’ya geldiğini ifade etmiştir.
Noktanın mönüsünde % 80 üzerinde Doluca ve Kavaklıdere’nin ürünlerinin yer
aldığı ve sözleşmelerin hemen hemen birbirlerinin aynısı olduğu görülmüştür. 650
I.3.1.3. FİSHMEKAN
I.3.1.3.1 Fishmekan’a İlişkin Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
9.11.2005 tarihli İstem Akkoyunlu’dan (Doluca) Soner Aşık’a (Doluca)
gönderilen e-posta:
07-02/28-8
15
“…Bugün Kavaklıdere Şakir Bey ile Fishmekan ortaklarından Çetin Bey ile
görüşme yaptık… İkinci konu çift marka olarak yapacağımız sözleşme idi. Bu
sözleşmeyi (……) kota, girişte (…...) YTL’lik bedelsiz ürün, iki ayda bir cironun 660
%(…)’si cariden mahsup olan) yapmıyoruz. YTF’leri iptal edeceğiz. Bunun
yerine Kavaklıdere’nin şu anki çalışma koşulu olan %(…) ıskonto (Kav, DLC,
Sarafin ve Karma hariç) ve yıl sonunda toplam cirosunun %(…)’u (Sarafin
Karma hariç) kadar bedelsiz ürün vererek anlaşacağız...”
I.3.1.3.2. Fishmekan Sözleşmesi
Sözleşme Süresi Nakit Taviz Iskonto Bedelsiz Vade Münhasırlık
Kavaklıdere ile 1.2.2006 tarihinde
(……) şişelik kotalı anlaşma (Kotada
Yakut, Öküzgözü, Selection Kırmızı
ve Kalecik Karası alımları
sayılacaktır.).
(……) YTL (……) (……) şişe
alımına (……)
şişe.
(……)
gün
-
I.3.1.3.3. Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme
670
Teşebbüs yetkilisi Doluca ve Kavaklıdere’nin birlikte gelerek 3 taraflı sözleşme
yapmak istediklerini, bu talebin kendilerinden gelmediğini, teklifte sadece
Doluca ve Kavaklıdere şaraplarını satmalarının istendiği ve iki firmanın
ıskontolarının aynı olduğunu belirtmiştir.
Noktada yapılan incelemede sadece Kavaklıdere ve Doluca ürünlerinin
mönüde yer aldığı ve teşebbüsler arasındaki iletişime paralel sonuçların
ortaya çıktığı görülmüştür.
I.3.1.4. SUSHICO 680
I.3.1.4.1. Sushico’ya İlişkin Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
Avni Başman’dan (Kavmar) Sibel Kutman’a (Doluca) 7.10.2005 tarihinde
gönderilen ve ekinde Sibel Kutman’dan Murat Başman’a (Kavmar) 5.10.2005
ve İstem Akkoyunlu’nun (Doluca) Sibel Kutman, Hakan İlkkutlu (Doluca) ve
Soner Aşık’a (Doluca) 4.10.2005 tarihinde gönderilen e-postadaki İstem
Akkoyunlu tarafından gönderilen yazışma:
“Sibel Hanım,
Sushı Co, Mori Grup ve Kaşıbeyaz’ın Kavaklıdere ile anlaşmaları bitmek 690
üzere. Bu üç firmanın yetkilileri tek marka anlaşması için bizden teklif istediler
ve görüşmelere başladık. Kavaklıdere firması ile beraber bu üç noktaya
girmemiz konusunda yardımlarınızı rica ederiz...”
21.11.2005 tarihinde İstem Akkoyunlu’dan (Doluca) Sibel Kutman (Doluca)
ve Hakan İlkkutlu’ya (Doluca) gönderilen e-posta:
“…Kavaklıdere koordinatörü Şakir Bey ile bugün saat 12.00 de
Midpoint, 15.00’de Sushi Co ile görüşmemiz var. Sushi Co için hazırladığımız
teklif; Toplam (……) şişe kota ((……) şişe Doluca, (….…) şişe Kavaklıdere)…”
700
07-02/28-8
16
I.3.1.4.2. Sushico Sözleşmesi
Sözleşme
Süresi Iskonto Bedelsiz Vade Münhasırlık
Doluca ile
15.12.2005
tarihinde (…..)
şişe kotalı
Villa Neva %(…),
Antik, Dlc, Kav, ithal
ürünlerde %(…)
-(…) YTL tutarında + (…) şişe
18,75 cl Villa Doluca
-Sevgililer günü ve yılbaşı için
(…) şişe bedelsiz.
(…)
gün
-
Kavaklıdere
ile (……….…)
tarihinde
(………) şişe
kotalı.
-Çankaya, Angora
Kırmızı % (….),
-Carignan Alicante,
Emir Sultaniye ve
Yakut ürünlerinde ve
ithal ürünlerde %(…)
ıskonto
-(……..) YTL tutarında bedelsiz
şarap + KDV tutarında bedelsiz
kalite şarap.
-Sevgililer günü ve yılbaşı için
toplam (……) şişe 18,75’lik ürün
bedelsiz ürünler.
(…)
gün
Kavaklıdere ile tek
bir yerli şarap
dışında başka
şarap satmamak
üzerine anlaşmalı
Noktada yerli şarap olarak sadece Kavaklıdere ve Doluca ürünlerinin yer
aldığı görülmüştür. Kavaklıdere’nin noktayla imzaladığı sözleşmenin taslak
hali yerinde incelemede elde edilmiş olup bu metinde, tek bir yerli şarap
dışında başka şarap satamaz yerine, “Doluca dışında başka yerli şarap
satamaz” hükmü bulunmaktadır. Doluca ve Kavaklıdere’nin noktayla 710
imzaladığı sözleşmelerin benzer şartlar taşıdığı ve belgelerde ortaya konulan
iletişimin hayata geçtiği anlaşılmaktadır.
I.3.1.5. KAŞIBEYAZ
I.3.1.5.1. Kaşıbeyaz’a İlişkin Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
Soner Aşık’tan (Doluca) İstem Akkoyunlu’ya (Doluca) gönderilen yazışma:
“…Kavaklıdere’nin Kaşıbeyaz’da çift marka çalışalım teklifimize bir
yanıt vermemesi konusunda Kaşıbeyaz’a hemen teklifimizi iletelim konusunda 720
mutabık kalmıştık,…”
İstem Akkoyunlu’dan Hakan İlkkutlu’ya (Doluca) gönderilen e-posta:
“…Kaşıbeyaz’ın Kavaklıdere ile yaptığı süreli sözleşme ekim ayının başında
bitti. Sibel Hanım Murat Başman’a yazmasına rağmen şu ana kadar
Kavaklıdere’den bu konuda bir yanıt alamadık. “
I.3.1.5.2 Kaşıbeyaz Sözleşmesi
Sözleşme Süresi Iskonto Bedelsiz Ürün Vade Münhasırlık
Kavaklıdere ile 1.1.2006 tarihli,
(……) yıl içerisinde (……) şişe kotalı
(……) (……) YTL değerinde (……)
gün
Kavaklıdere
I.3.1.5.3. Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme 730
Teşebbüs yetkilisi her iki firmadan da, mahzen grubu dışındaki şaraplarda
%(….) ıskonto aldığını belirtmiştir. Kavaklıdere ile münhasır sözleşmesi
olmasına karşın Doluca ürünleri de noktanın mönüsünde yer almaktadır. Bu
bilgilerden hareketle noktada teşebbüsler arasındaki iletişimin hayata
geçirildiği görülmektedir.
07-02/28-8
17
I.3.1.6. ÇIRAĞAN
I.3.1.6.1 Çırağan’a İlişkin Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler 740
18.10.2005 tarihinde Murat Başman’dan (Kavmar) Sibel Kutman’a
(Doluca) gönderilen e-posta:
“…Çarşamba günü gelemiyorum, 25.10 günü gelebileceğim. Bu arada
haberleşmemiz gerekirse, telefondan ulaşabilirsiniz. Müşterileri de tarıyoruz,
iki firmanın da anlaşması bitecek müşterileri. Çırağan konusunda gelişmeleri
bildirirseniz sevinirim….”
Sibel Kutman’dan (Doluca) Murat Başman’a (Kavmar) 20.10.2005
tarihinde gönderilen e-posta: 750
“...Az önce (...……) (Çırağan Otel Genel Müdürü) ile yemekten döndüm..
Kendisi ile uzun uzadıya görüştükten sonra ve o da benim argümanlarımı
dinledikten sonra aslında en adil olanın %50-%50 çift marka olması
gerektiğine kani oldu. İkimizin beraber gidip benzer satış koşullarında çift
marka olmak istiyoruz dediğimizde takdirle memnun olacağını ve de tercih
edeceğini belirtti. Ben haftaya sizinle zaten (…) bir toplantımız olacağını, bu
fikri gündeme getireceğimi, gelişmelerden de kendisini bilgilendireceğimizi
söyledim. Herhangi bir söz vermedim. Ama çift marka kapısını aralamış
oldum….
Pazartesi gelebilecek misiniz? Bir an önce görüşmemizde fayda var. Böyle bir 760
operasyona girecekseniz herhalde ikimiz açısından da en adil formül
İstanbul’daki tüm 5 yıldızlılarda anlaşma bitimleri itibarıyla çift marka teklif
vereceğiz diye bir karara varmak olacaktır. Yoksa her birinde ayrı ayrı savaş
başlayacak. Önce Çırağan ardından Swiss, Marmara, Hilton derken bir de
Mey tavizler iyicene fahiş boyuta gelebilir. Ne düşünüyorsunuz? Ne zaman bir
araya gelelim? Görüştüğümüzde gündemdeki diğer restoranları da bir karara
bağlarız. Haberlerinizi bekliyorum…”
Sibel Kutman’dan (Doluca) Murat Başman’a (Kavmar) 11.11.2005
tarihinde gönderilen e-posta: 770
“…Otelleri ne yapıyoruz? Nokta başına litre satışları paylaşacak mıyız?
Önümüzdeki hafta beraber (…….)’ı (Çırağan’ın yetkili kişisi) ziyaret edelim
mi?... Oradaki gelişme sonucunda da Swiss Oteli planlarız. Onlara da beraber
gidebiliriz…”
Sibel Kutman’dan Murat Başman’a 16.11.2005 tarihinde gönderilen e-posta
“Swiss: Çırağan’ın gelişmesini takiben isterseniz ben genel müdürden bir
randevu alıp hal hatır sonrası teklif verme aşamasında olduğumuzu Çırağan’la
da yaptığımız uygulama gibi acaba kendileri çift marka bir teklife sıcak
bakarlar mı ve en iyisinin bu şekilde olacağını belirten bir görüşme 780
gerçekleştireyim.”
07-02/28-8
18
790
I.3.1.6.2. Çırağan Sözleşmesi
Sözleşme Süresi Nakit Taviz Iskonto Münhasırlık
Doluca ile 1.2.2005
–(……..) arası.
(………) ABD
$’ı
Nevşah, Antik kırmızıda %(…) DLC’ler için
%(…), diğerleri için %(…)
-
Doluca ile 1.3.2006-
(………) arası.
Kavaklıdere ile
1.3.2006- (………)
arası.
Doluca: Nevşah ve Antik kırmızıda %(…),
DLC'lerde %(…), diğerlerinde %(…)
Kavaklıdere: Angora beyaz, Carignan Alicante
%(…), Çankaya ve Angora kırmızı
%(…)diğerleri için %(…)
-
Sözleşmelerin şartları incelendiğinde teşebbüsler arasındaki iletişimin hayata
geçtiği görülmektedir.
I.3.1.7. GO MONGO
I.3.1.7.1. Go Mongo’ya İlişkin Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
800
Sibel Kutman’dan (Doluca) Murat Başman’a (Kavmar) 8.9.2005 tarihinde
gönderilen e-posta:
“…Go Mongo: Asya Bölge müdürlüğümüzden görüşme ve teklif talebinde
bulunmuş. Yarına randevu almışız. O zaman ben tek marka değil çift marka
görüşmeleri konusunda ekibi yönlendiriyorum.”
I.3.1.7.2. Go Mongo Sözleşmesi
Sözleşme Süresi Nakit Taviz Iskonto Bedelsiz
Doluca: 7.10.2005 tarihli
(……) şişe yerli ürün
kotalı.
(……) YTL -Kadehte kullanılacak ürünlerde %(…),
-Antik-Kav-DLC, köpüren şaraplarda
%(…)
-İthal ürünlerde Valdivieso ürünlerine
%(…)
(….) şişe Villa
Doluca 75 cl
Kavaklıdere 7.10.2005
tarihli (……) şişe yerli ürün
kotalı.
(……) YTL -Çankaya - Lal- Muskat - Angora
Kırmızı-Beyaz ürünlerinde %(…),
-Narince- Emir & Sultaniye –Carignan
& Alicante - Cabarnet Sauvignon
%(…)
(….) şişe
I.3.1.7.3. Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme 810
Teşebbüs yetkilisi sözleşmenin yapılması aşamasında iki taraftan birinin çok
iyi teklif vermesi durumunda münhasırlığı tercih edeceğini, ancak iki
teşebbüsten de böyle bir teklif gelmediğini ve her iki firmanın da tekliflerinin
hemen hemen aynı olduğunu belirtmiştir.
Bu bilgilerden hareketle belgelerdeki iletişimin hayata geçtiği sonucuna
ulaşılmaktadır.
07-02/28-8
19
I.3.1.8. SHIP AHOY 820
I.3.1.8.1. Ship Ahoy’a İlişkin Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
İstem Akkoyunlu’dan (Doluca) 30.05.2006 tarihinde Hakan İlkkutlu
(Doluca) ve Sibel Kutman’a (Doluca) gönderilen e-posta:
“…Sibel Hanım, Dün Ship ahoy’a çift marka bedelsiz ürün teklifi verdik.
Cemal bu teklifi istemedi. Tek marka teklifi istediğini söyledi. Elindeki 200 koli
K.Dere ürününü dışarıya satabileceğini söylüyor. Biz sizle noktayı ziyaret
ettikten sonra Zafer Bey ile görüştüğünü ve tek marka teklif istemeye karar
verdiklerini düşünüyoruz…”
830
I.3.1.8.2. Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme
Teşebbüsün yetkilisi senelerdir Kavaklıdere ve Doluca tekliflerinin birbirlerine
çok yakın olduğunu, son iki yıl Doluca ile münhasır çalıştıklarını, bu sene ise
işletmede Kavaklıdere ve Doluca’nın birlikte bulunduğunu, ikisinden birinin
daha iyi teklif vermiş olması durumunda o firma ile münhasır çalışacağını,
ancak tekliflerin hemen hemen aynı olması nedeniyle münhasır çalışmayı kârlı
bulmadığını belirtilmiştir.
Bu bilgilerden hareketle teşebbüsler arasındaki iletişimin hayata geçtiği 840
görülmüştür.
I.3.1.9. DRAGON
I.3.1.9.1. Dragon’a İlişkin Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
Murat Başman’dan (Kavmar) Sibel Kutman’a (Doluca) 8.8.2003 gönderilen
yazışma:
“Dragon Çin’de tek firma çalışmak isteyecek. Yine ortak girelim. Zaten Diren
gibi ürünler de satıyordu. Doluca + Kavaklıdere ve ileride importlar dahil 2 850
firma ortak girelim derim.”
Bu e-postaya Sibel Kutman tarafından aynı gün verilen yanıt:
“…Zarifi ve Dragon’da kesinlikle ortak çalışalım. Henüz ikisinden de gelmiş bir
şey yok. Haberleşelim…”
Dragon’un herhangi bir teşebbüsle yazılı anlaşması bulunmamaktadır.
Noktanın mönüsünde yerli şarap olarak Kavaklıdere ve Doluca yer almaktadır.
Dragon teşebbüsler arasındaki iletişimin hayata geçtiği bir başka nokta olarak
ele alınmıştır. 860
I.3.1.10. Yunan Restoran
Sibel Kutman’dan (Doluca) Murat Başman’a (Kavmar) 26.8.2003
tarihinde gönderilen ve ekinde Murat Başman’dan Sibel Kutman’a 22.8.2003
tarihinde gönderilen e-postanın bulunduğu yazışma:
“…. Yunan Restoran: Bülent Gergin ve Metin Terzi’nin mekanı. (Yaz başında
telefonda görüşmüştük) 10 Eylül’de açılacak. Konuştuklarım(……………) +
KDV (iki firmanın toplam vereceği) sadece Kavaklıdere + Doluca. İmportları
biz vereceğiz, daha ithal etmedik ise de piyasadan alıp vereceğiz. Kesinlikle 870
07-02/28-8
20
başka şarap firmasını devreye sokmamak için… Anlaşma taslağını
yollayacağım…”
I.3.1.10.1. Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme
Yunan Restoran’ın belgelerin söz konusu olduğu dönemdeki işletmecisi
(…………….), o tarihte Kavaklıdere ve Doluca’nın sunduğu taviz ve
indirimlerin birbirine paralel olduğunu ve yerli şarap olarak Kavaklıdere ve
Doluca’yı birlikte sattığını ifade etmiştir. Bu kapsamda anılan noktada da
teşebbüs yetkilileri arasındaki görüşmelerin noktaya yansıdığı görülmüştür. 880
I.3.1.11. TİKE
I.3.1.11.1. Tike’ye İlişkin Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
17.10.2005 tarihinde Şakir Akışık’tan (Kavmar) Murat Başman’a (Kavmar)
gönderilen e-posta:
“…Tike’nin sözleşmesi bitti yeni sözleşme yapıyorlar. Biz de devreye girdik.
%(…) ıskonto alıyorlar… Doluca ile anlaşacaklarını ifade ediyorlar. Bizden de
bu teklife cevap bekliyorlar. … Bence Doluca’ya bu noktaya birlikte girelim 890
diyelim biraz rahatsız olsunlar...”
Murat Başman’ın ilgili e-postaya yanıtı:
“bizden de teklif almadan hareket etmesinler Doluca ile bu sabah
konuştum…”
18.10.2005 tarihinde Murat Başman’dan (Kavmar) Sibel Kutman’a
(Doluca) gönderilen e-posta:
“…Tekrar yazıyorum. Tike teklif bekliyor bugün. Ben sizinle
görüşmeden teklif vermek istemiyorum. Siz teklifi sunmuşsunuz (Güray Bey’e)
Lütfen teklifinizi bir şekilde durdurunuz. Çünkü bir noktayı konuşmamız
gerekiyor…” 900
16.11.2005 Sibel Kutman’dan Murat Başman’a gönderilen e-posta:
“…Tike: Zaten kotası ve sözleşmesi devam ediyor…”
I.3.1.11.2. Tike Sözleşmesi
Sözleşme
Süresi
Nakit Taviz Iskonto Bedelsiz Vade Münhasırlık
Doluca ile
1.2.2003
tarihinde (…)
yıllık
imzalanmıştır.
(……) YTL (3
ayda bir ciro
üzerinden
%(…) oranında
ciro primi)
Antik %(…) - Yerlide Doluca
5.10.2005
(……) şişelik
satış kotası
dolana kadar
(……) YTL Antik %(…), ithal
ürünlerde Valdivieso’ya
%(…), diğer ithallerde
%(…)
- (…)
gün
Yerli ve ithalde
Doluca
910
07-02/28-8
21
I.3.1.11.3. Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme
Tike yetkilisi Kavaklıdere ve Doluca’nın noktada bulunduğunu, ancak kotalı
anlaşmasının Doluca ile olduğunu, bu nedenle Doluca satılmasını tercih
ettiğini belirtilmiştir. Dolayısıyla Tike iletişimin hayata geçtiği bir başka nokta
olarak değerlendirilmiştir.
I.3.1.12 BTA
I.3.1.12.1 BTA’ya İlişkin Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
920
Murat Başman’dan (Kavmar) Sibel Kutman’a (Doluca) 11.7.2005 tarihinde
gönderilen e-posta:
“…BTA için sizin sorumlu kişi ile bizim İsmail Bey 13.7.2005 Çarşamba
saat 11.00 randevu alsınlar mı? Görüşmeye gitsinler mi? Her iki firma olarak
teklifimiz (önerim): (…) yıllık, (…….) litre kota, fatura altı ıskonto %(…), (…….)
YTL bütçe (partiler halinde)
Ben (……..) YTL taviz verdim derken ıskontolar dahil edilmişti. (…….)
YTL ıskonto + (……….) YTL maddi destek partiler halinde verilmişti. 2 firma
aynı şartlarla gitmeli. Öneriniz varsa yazın lütfen. Bizler gitmiyoruz…”
930
Sibel Kutman’ın (Doluca) bu e-postaya aynı gün içerisinde verdiği yanıt:
“…Çarşamba 11 uygun. Teklif de uygun. Bizden Serdar Aslan ve İstem
Hanım katılacaklar. Bilgisini verdim. BTA Deniz Bey’den randevu alınacak
herhalde. Sizden İsmail Bey ile nasıl irtibata geçsinler? Hadi hayırlısı
inşallah olumlu geçer. Onlar toplantıdayken biz de gerekirse irtibat
kurabilecek durumda olalım birbirimizle anlık bir karar durumu söz konusu
olursa diye…”
18.11.2005 tarihli Kavaklıdere şirket içi yazışmada Şakir Akışık tarafından 940
yapılan ve Murat Başman tarafından onaylanan öneri:
“…2-3 senaryoda Doluca ile konuşulması faydalı olabilir. İkimiz de
taviz verelim. Mey ile anlaşmasını engelleyemiyoruz. Engellemiyor isek yalnız
bırakalım. Sadece Mey ile nasıl gidiyor görmeleri lazım. (…………………).
Mahzen vererek işlerini kolaylaştırıyoruz. Mahzen bizden. Kalite! Ve sofra
Mey’den. BTA için süper sonuç. Bence Doluca ile konuşalım
……………(TİCARİ SIR…………..…”
Bu bilgilerden hareketle BTA da işbirliği hayata geçirilmeye çalışılmakla
birlikte noktaya rakip Mey’in daha iyi teklif vererek ürün sağlamayı başardığı 950
anlaşılmıştır.
I.3.1.13. Diğer Satış Noktalarına İlişkin Tespitler
I.3.1.13.1 Swissotel, The Marmara Oteli, Hilton Otele İlişkin Tespitler
I.3.1.13.1.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
Sibel Kutman’dan Murat Başman’a 20.10.2005 tarihinde gönderilen Çırağan
Otel hakkındaki e-posta : 960
07-02/28-8
22
“...Az önce (……….) (Çırağan Otel Genel Müdürü) ile yemekten döndüm. Aynı
size aktardığı gibi bana da önümüzdeki sene Kavaklıdere’ye bir şans vermek
istediğini benden de bu konuda anlayış ve kibarca izin beklediğini iletti.
Kendisi ile uzun uzadıya görüştükten sonra ve o da benim argümanlarımı
dinledikten sonra aslında en adil olanın %50-%50 çift marka olması
gerektiğine kani oldu. İkimizin beraber gidip benzer satış koşullarında çift
marka olmak istiyoruz dediğimizde takdirle memnun olacağını ve de tercih
edeceğini belirtti. Ben haftaya sizinle zaten (…………………………..) bir
toplantımız olacağını, bu fikri gündeme getireceğimi, gelişmelerden de
kendisini bilgilendireceğimizi söyledim. Herhangi bir söz vermedim. Ama çift 970
marka kapısını aralamış oldum. (…………………TİCARİ SIR………...…).
Pazartesi gelebilecek misiniz? Bir an önce görüşmemizde fayda var. Böyle bir
operasyona girecekseniz herhalde ikimiz açısından da en adil formül
İstanbul’daki tüm 5 yıldızlılarda anlaşma bitimleri itibarıyla çift marka teklif
vereceğiz diye bir karara varmak olacaktır. Yoksa her birinde ayrı ayrı savaş
başlayacak. Önce Çırağan ardından Swiss, Marmara, Hilton derken bir de
Mey tavizler iyicene fahiş boyuta gelebilir. Ne düşünüyorsunuz? Ne zaman bir
araya gelelim? Görüştüğümüzde gündemdeki diğer restoranları da bir karara
bağlarız. Haberlerinizi bekliyorum…”
980
Sibel Kutman’dan Murat Başman’a 11.11.2005 tarihinde gönderilen e-
posta ;
“…Otelleri ne yapıyoruz? Nokta başına litre satışları paylaşacak mıyız?
Önümüzdeki hafta beraber (……)’ı (Çırağan’ın yetkili kişisi) ziyaret edelim mi?
Bence en iyisi ikimizin kendisiyle görüşmesi olacaktır. Oradaki gelişme
sonucunda da Swiss Oteli planlarız. Onlara da beraber gidebiliriz…”
Sibel Kutman’dan Murat Başman’a 16.11.2005 tarihinde gönderilen e-
posta ;
“…Swiss: Çırağan’ın gelişmesini takiben isterseniz ben genel müdürden bir 990
randevu alıp hal hatır sonrası teklif verme aşamasında olduğumuzu Çırağan’la
da yaptığımız uygulama gibi acaba kendileri çift marka bir teklife sıcak
bakarlar mı ve en iyisinin bu şekilde olacağını belirten bir görüşme
gerçekleştireyim.
Sibel Kutman’dan Murat Başman’a gönderilen 30.11.2005 tarihli e-posta
“…1.Swiss Otel için bir gelişme var mı? Bize baskı yapıyorlar ve bugün teklif
isterler “
I.3.1.13.1.2. The Marmara Hotel Yetkilisi İle Yapılan Görüşme 1000
The Marmara Hotel yetkilisi ile yapılan görüşmede Kavaklıdere ve Doluca ile
çalışılmasının nedeninin müşteriden gelen talep olduğu, bu iki firmadan gelen
tekliflerin aynı olmasındaki nedenin otelin pazarlık gücünden kaynaklandığı ve
anılan teşebbüslerin bir iletişim içinde olduğuna dair bir duyumlarının olmadığı
belirtilmiştir. Noktanın Kavaklıdere ile imzaladığı bir önceki sözleşme ile
Doluca’nın otelle hâlihazırda geçerli olan sözleşmesinin farklılaştığı
görülmektedir.
1010
07-02/28-8
23
I.3.1.13.1.3. Hilton Hotel Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme
Hilton Oteli yetkilisi ile yapılan görüşmede bankette sadece tek bir firma ile
çalışmayı tercih ettiklerini, Kavaklıdere ile Doluca’dan ayrı ayrı teklif
istediklerini ve mevcut durumda Kavaklıdere ile çalıştıklarını ifade etmiştir.
Hilton minibar ve bankette Kavaklıdere ile münhasır çalışmakta olup sözleşme
Kavaklıdere ile Doluca arasındaki iletişime paralellik arz etmemektedir.
I.3.1.13.1.4. Swissotel Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme
1020
Doluca Swissotel ile imzaladığı sözleşme kapsamında minibar ve bankette
münhasır çalışmaktadır. Sözleşme incelendiğinde noktada Kavaklıdere ile
Doluca arasındaki iletişime paralellik arz eden bir durum tespit edilememiştir.
I.3.1.14. Midpoint
I.3.1.14.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
2.11.2005 tarihinde Şakir Akışık’tan Murat Başman’a gönderilen şirket içi
yazışma : 1030
“…Mid Point ile ilgili Doluca bize bir bilgi döndü mü? Bizim noktaya bir teklif
yapmamız lazım..” ifadesinin ardından Murat Başman “…Yazı yazacağım.
Doluca ne konuşmuş?..” sorusunu sormaktadır. Bunun üzerine Şakir Akışık
“…Doluca henüz bir görüşme yapmadı. İşi bizim netleştirmemiz lazım. Doluca
ile mutabık kalıp bizim çift kalem teklif götürmemiz gerekiyor...” ibaresini
kullanmaktadır. Murat Başman ise “…Doluca ile beraber taktik geliştirelim ve
beraber girelim derim. Tek firma teklifi vermeyelim. Doluca da vermesin
zaten…” demektedir.
Sibel Kutman’dan Murat Başman’a 16.11.2005 tarihinde gönderilen e-1040
posta ;
“…Mid Point ve Sushico: Nasıl bir teklif düşünürsünüz. Kaçar şişe kota
koyacağız? (Evet ikisinin de eşit olması önemli) ve ne taviz vereceğiz? Biz
mutabık kalalım sonra elemanlar görüşme yapabilirler.…”
21.11.2005 tarihinde İstem Akkoyunlu’dan Sibel Kutman ve Hakan
İlkkutlu’ya gönderilen e-posta :
“…Kavaklıdere koordinatörü Şakir Bey ile bugün saat 12.00 de Midpoint,
15.00’de Sushi Co ile görüşmemiz var. Midpoint için hazırladığımız teklif;
Toplam (………) YTL ciro ((………)YTL Doluca (………) YTL Kavaklıdere)…” 1050
Söz konusu e-postaya yanıt olarak Hakan İlkkutlu, “…kolay gelsin, inşallah
biter” ifadesini kullanmaktadır.
Murat Başman’ın Sibel Kutman’a gönderdiği 26.11.2005 tarihli e-posta :
“…Midpoint, Sushico iki firma olarak girmemiz iyi fakat
(………………..…)…”
29.11.2005 tarihli Kavaklıdere şirket içi yazışma şu şekildedir :
“…Mid point çift kalem sözleşme… Doluca randevu tarihi…”
1060
07-02/28-8
24
Sibel Kutman’dan Murat Başman’a gönderilen 30.11.2005 tarihli e-posta:
“… 2. Mid Point 2 firmayı ayırmaya kararlı. Siz de ortak tavizin üstüne
çıkmayın lütfen.
3. Sushi Co ortak bitti Midpoint’te de ortak bitmeli diye düşünüyorum. 4.
Migros için bir aksiyonda bulunmuyoruz. Hesap kitap yapmadan extra taviz
istiyorlar…”
Murat Başman tarafından bu e-postaya verilen yanıta aşağıda yer verilmiştir.
“…Midpoint’te ortak teklifte devam ediyoruz. Çırağan’ı yarına, Swiss’i de
Ankara durumuna göre önümüzdeki hafta başına almayı planlıyorum. Sushi
Co hayırlı olsun…” 1070
I.3.1.14.2. Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme
Midpoint yetkilisi yapılan görüşmede noktada Kavaklıdere ürünlerinin
satılmadığı, Doluca satılmasının nedeninin Doluca’nın şartlarının
Kavaklıdere’den daha iyi olması olduğu belirtilmiştir. Midpoint Doluca ile
münhasır çalışmakta olup Kavaklıdere ile Doluca arasındaki iletişimin bu
noktada sonuç vermediği görülmektedir.
I.3.1.15. Mori 1080
I.3.1.15.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
Avni Başman’dan Sibel Kutman’a 7.10.2005 tarihinde gönderilen ve
ekinde Sibel Kutman’dan Murat Başman’a 5.10.2005 ve İstem Akkoyunlu’nun
Sibel Kutman, Hakan İlkkutlu ve Soner Aşık’a 4.10.2005 tarihinde gönderilen
e-postada İstem Akkoyunlu tarafından gönderilen yazışma şu şekildedir:
“Sibel Hanım,
Sushi Co, Mori Grup ve Kaşıbeyaz’ın Kavaklıdere ile anlaşmaları bitmek
üzere. Bu üç firmanın yetkilileri tek marka anlaşması için bizden teklif istediler 1090
ve görüşmelere başladık. Kavaklıdere firması ile beraber bu üç noktaya
girmemiz konusunda yardımlarınızı rica ederiz...”
25.10.2005 tarihinde İstem Akkoyunlu’dan Sibel Kutman’a gönderilen e-
posta:
“…Bizim ortak çalışmak istediğimiz Kavaklıdere anlaşmalı noktalar; Sushi Co,
Mori, Kaşıbeyaz, İstanbul Caz Bar (………….…), Planet (Bağdat cad.-
Nişantaşı).
I.3.1.15.2. Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme 1100
Mori’nin yetkilisi (……………….) ile yapılan görüşmede 2000 yılından beri
Kavaklıdere ile çalışılmakta olduğu, söz konusu tarih itibarıyla son
sözleşmenin yeni sona erdiği ifade edilmiştir. Mori Kavaklıdere ile münhasır
çalışmakta olup Kavaklıdere ile Doluca arasındaki iletişim bu noktada sonuç
vermemiştir.
1110
07-02/28-8
25
I.3.1.16. Planet
I.3.1.16.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
25.10.2005 tarihinde İstem Akkoyunlu’dan Sibel Kutman’a gönderilen e-
posta:
“…Bizim ortak çalışmak istediğimiz Kavaklıdere anlaşmalı noktalar; Sushi Co,
Mori, Kaşıbeyaz, İstanbul Caz Bar (……….……), Planet (Bağdat cad.-
Nişantaşı)…”
1120
I.3.1.16.2. Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme
Planet yetkilisi ile yapılan görüşmede noktanın 5 senedir Kavaklıdere ile
münhasır çalıştığı, Doluca ile hiç çalışılmadığı ifade edilmiştir. Yapılan
incelemelerde Planet’ın Kavaklıdere ile münhasır çalışmakta olduğu ve iki
teşebbüs arasındaki iletişimin bu noktada sonuç vermediği görülmüştür.
I.3.1.17. İstanbul Jazz Bar
I.3.1.17.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler 1130
Sibel Kutman’dan Murat Başman’a 16.11.2005 tarihinde gönderilen e-
posta ;
“…(……………): Bildiğim kadarıyla İstem ve Sıtkı beraber görüşüyorlar.
(……………TİCARİ SIR…………..). Devam edelim...”
25.10.2005 tarihinde İstem Akkoyunlu’dan Sibel Kutman’a gönderilen e-
posta:
“…Bizim ortak çalışmak istediğimiz Kavaklıdere anlaşmalı noktalar; Sushi Co,
Mori, Kaşıbeyaz, İstanbul Caz Bar (……………), Planet (Bağdat cad.-
Nişantaşı). 1140
I.3.1.17.2. Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme
İstanbul Jazz Bar yetkilisi ile yapılan görüşmede soruşturma konusuna yönelik
bir bilgilerinin olmadığı ve mevcut durumda hiçbir teşebbüsle yazılı
sözleşmesinin bulunmadığı belirtilmiştir. Yapılan incelemede noktanın ağırlıklı
olarak ithal şarap sattığı görülmüştür.
I.3.1.18. Mirror
1150
I.3.1.18.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
Sibel Kutman’dan Murat Başman’a 8.9.2005 tarihinde gönderilen e-posta
“Mirror Asya: (……..) Asya’da açacağı noktada Kavaklıdere ile çalışmayı
düşünmediğini ve bizimle tek marka çalışmak istediğini söylemiş. Bizimkiler de
görüşmüş ancak oldukça yüksek meblağlar istediği için sonuçsuz kalmış. Ne
yapalım? Nasıl yönlendirelim ekipleri?..”
1160
07-02/28-8
26
I.3.1.18.2. Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme
Mirror yetkilisi ile yapılan görüşmede yerli şarap olarak Kavaklıdere ile
çalışıldığı, her iki firmanın vermiş olduğu tekliflerin birbirlerinden farklı olduğu
ve Kavaklıdere ile Doluca arasında yoğun bir rekabet olduğu belirtilmiştir.
Yapılan incelemede Mirror’ın iki restoranında Kavaklıdere, bir restoranında ise
Doluca ile münhasır çalışmakta olduğu görülmekle beraber Kavaklıdere ile
Doluca arasındaki iletişimin bu noktada sonuç verdiğine yönelik herhangi bir
tespit yapılmamıştır.
1170
I.3.1.19. Sky 360
I.3.1.19.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
Murat Başman’a 5.10.2005 tarihinde Şakir Akışık (Kavaklıdere Bölge
Satış Koordinatörü) tarafından gönderilen şirket içi yazışma :
“Sky 360 takip ediyorum. Kotası bu aralar bitmek üzere. Ekim sonu Kasım
başı gibi biter. Mekan ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
1) Tek kalem için bastırabiliriz. Maliyeti yüksek olabilir
2) Doluca ile birlikte girebiliriz. Doluca’ya sorarsanız burası benim mekanım 1180
siz girmeyin diyebilir
3) Doluca ile konuşmadan biz çift kalem olmak için teklif verebiliriz
Benim önerim 3. tercihten yana. Biz çift kalem olmaya uğraşalım. Olamaz isek
Doluca ile konuşuruz…” şeklindeki yazışmaya Murat Başman “2 firma için
gidelim” yanıtını vermiştir.
Şakir Akışık ardından ilgili restorana çift firma teklifi sunulduğunu belirterek
aşağıda yer alan ifadeleri kullanmaktadır:
“…ya da bu aşamada Doluca ile konuşup birlikte girmeye ikna edilebilir. En
karlı durum bu…. İki firma da kazanır. Doluca’ya çift girelim diye teklif
götürürsek ve reddederse bir daha çift kalem için görüşmeye gidebilir miyiz?..” 1190
Yapılan incelemede noktanın Doluca ile münhasır çalışmakta olduğu
görülmüş Kavaklıdere ile Doluca arasındaki iletişimin bu noktada sonuç
vermediği anlaşılmıştır Nitekim mönüde Doluca ürünleri dışında yalnızca
Umurbey firmasının bir şarabı bulunmakta olup Doluca oranlarının %80’nin
üzerinde olduğu kolaylıkla söylenebilir.
I.3.1.20. Zoe 1200
I.3.1.20.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
2.12.2005 tarihinde Gülsün Gencer’den Soner Aşık’a gönderilen, Zoe
isimli mekan hakkında Doluca çalışanları arasındaki e-posta :
“…ayrıca işletmenin 2. alternatif olarak düşündüğü Kavaklıdere ile ortak
çalışma önerisine sıcak baktığımız ifade edilmiştir. Her 2 firma ile çalışılması
halinde temel ve popülerde % (....), üst grupta %(…..) uygulanacağı
bildirilmiştir …”
1210
07-02/28-8
27
I.3.1.20.2. Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme
Zoe yetkilisi ile yapılan görüşmede Zoe açılma aşamasındayken Doluca ve
Kavaklıdere elemanlarının ayrı ayrı gelip tekliflerini sundukları, ilk tekliflerinin
münhasır olarak çalışmak üzerine olduğu, ancak istenirse birden fazla
markayı da satış noktasında bulundurabileceği belirtilerek buna yönelik
tekliflerini de sundukları ifade edilmiştir. Bu aşamada Doluca’nın sponsorluk
tekliflerinin daha iyi olması nedeniyle Doluca’ya yönelindiği belirtilmiştir.
Yapılan incelemede noktada Doluca’nın münhasır olduğu görülmüştür.
1220
I.3.1.21. Divan Ümraniye Pub
I.3.1.21.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
Kavmar’a ait iç yazışma olan üzerinde “Şubat 3. Hafta Raporu” başlığı
olmakla birlikte tarih olmayan belgenin “Müşteri Bilgileri” başlıklı bölümü şu
şekildedir :
“…Divan Ümraniye Pub müdürü (……….) ve yardımcısı (…………)
menülerindeki Turasanlar ve bir çok firmanın şarabını çıkaracaklar. Sadece
Kavaklıdere ve Doluca olacak. Fenerbahçe Klübü tesislerindeki ve Kalamış 1230
Marinadaki Divan menülerini de Pubların menü dizaynı şeklinde
hazırlayacaklar…”
I.3.1.21.2. Teşebbüs Yetkilisi İle Yapılan Görüşme
Divan yetkilisi ile yapılan görüşmede iki firma arasında rekabet olduğu,
teşebbüse ait publarda çok çeşitli şarap bulunduğu, soruşturma konusu
kapsamında herhangi bir bilgisinin olmadığı belirtilmiştir. Yapılan
incelemelerde Kavaklıdere ile Doluca arasındaki iletişimin bu noktada sonuç
vermediği görülmüştür. 1240
I.3.1.22. Zarifi
I.3.1.22.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
Sibel Kutman’dan Murat Başman’a 8.8.2003 tarihinde gönderilen e-
postanın ekinde yer alan ve Murat Başman’dan Sibel Kutman’a aynı gün
içerisinde gönderilen yazışma şu şekildedir :
… Zarifi Ankara: Bizden ciddi bütçe istediler (?). İstanbul’dan da Ankara için
sizden isteyecekler. (ortak girelim, importlar dahil) …. 1250
Bu e-postaya Sibel Kutman tarafından aynı gün verilen yanıt ise şu şekildedir:
“…Ekte Reina’nın satışlarını gönderdim. Zarifi ve Dragon’da kesinlikle ortak
çalışalım. Henüz ikisinden de gelmiş bir şey yok. Haberleşelim. Dün (………)
(Reina’nın sahibi) aradı. Safran Bodrum’a (……..)$ değerinde (….) alın der ve
cevap bekler. Nasıl hareket edelim?...”
Sibel Kutman’dan Murat Başman’a 26.8.2003 tarihinde gönderilen ve
ekinde Murat Başman’dan Sibel Kutman’a 22.8.2003 tarihinde gönderilen e-
postanın bulunduğu yazışma şu şekildedir :
“… 1) Ankara’da açılacak Zarifi için firma sahipleri ile görüştüm. Beklentileri
çok yüksek, bütçe konusuna giremedim. 1260
07-02/28-8
28
Yapılan incelemede belgelerde ismi geçen Zarifi Ankara’nın şu anda faal
olmadığı, İstanbul Zarifi’nin ise Doluca ile münhasır çalıştığı görülmüştür.
Dolayısıyla soruşturma konusu eylemin mevcut nokta bazında hayata
geçirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
I.3.1.23. Uludağ Et Lokantası
I.3.1.23.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
1270
13.9.2005 tarihli Doluca çalışanlarından Gülsün Gencer’den Lebriz
Volkan ve Zeynep Pala’ya giden e-posta :
“…Uludağ Et Lokantasında 2 gün arka arkaya eğitim düzenlemesine talep
etmekteyiz. K.dere ile ortak çalıştığımız noktanın eğitim talep formu ektedir…”
I.3.1.23.2. Teşebbüs Yetkilisi ile Yapılan Görüşme
Uludağ Et Lokantası yetkilisi ile yapılan görüşmede noktada Doluca,
Kavaklıdere ve ithal şarapların satıldığı bilgisi edinilmiştir. Bu kapsamda
yapılan incelemelerde soruşturma tarafı teşebbüslerden herhangi bir 1280
yönlendirme gelmeden noktanın bu iki ürünü birlikte bulundurduğu kanaati
edinilmiştir.
I.3.1.24. Hayal Kahvesi
I.3.1.24.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
29.11.2005 tarihli Kavaklıdere şirket içi yazışma şu şekildedir :
“…Mid point çift kalem sözleşme… Doluca randevu tarihi… Hayal Kahvesi,
yeni yer, tek kalem veya ortak teklif… ” 1290
I.3.1.24.2. Teşebbüs Yetkilisi ile Yapılan Görüşme
Hayal Kahvesi yetkilisi ile yapılan görüşmede noktada Kavaklıdere, Doluca ve
Adco’nun ürünlerinin bulunduğu, ayrıca teşebbüsün mevcut durumda hiçbir
şarap üreticisi ile yazılı bir sözleşmesi olmadığı ifade edilmiştir. Noktanın
mönüsünde yukarıda adı geçen üç teşebbüse ait ürünlerin bulunduğu
görülmüştür. Noktayla yapılan görüşme sonucunda iki teşebbüs arasındaki
iletişimin nokta bazında sonuç doğurmadığı kanaati edinilmiştir.
1300
I.3.1.25. Mio
I.3.1.25.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
29.9.2005 tarihinde Murat Başman’dan Sibel Kutman’a gönderilen Mio
isimli restoran hakkındaki e-posta :
“…(………) (Ritz altı eski Chocolate, yıkılan mekanın geri kalan kısmı diye
düşünüyorum.) (………………………), yıllardır sizle çalışmış ama bu sefer
bizle çalışmak istermiş. (……….) YTL ister gibi. Bence mal fazlası ile çalışırsa
iki firma ile girelim diye düşünüyorum…” Sibel Kutman bu e-posta üzerine 1310
07-02/28-8
29
Soner Aşık (Doluca Bölge Müdürü) ’tan bilgi istemiş ve Soner Aşık henüz
daha noktayla anlaşma yapılmadığını belirtmiştir.
Yapılan incelemede noktada sadece ithal şarap satıldığı görülmüştür.
I.3.2. Diğer Belgeler
Doluca Antalya Bölge Müdürlüğü’nde satış personeli Nazan Bakırcı
tarafından hazırlanan 21-26/02/2005 tarihli “Haftalık Faaliyet Raporları”
başlıklı belgedeki Kavaklıdere hakkındaki ifadeler şu şekildedir:
“…Restoranlara bakan personeliyle yaptığım görüşmede müşterilerinin taviz
ve ıskonto konusunda birbirimizden haberimiz olmadığını düşünerek karşı 1320
karşıya getirmeye çalıştıklarının farkına vardık. Bundan sonra önemli yerlerde
paslaşmaya kararlaştırdık.”
4.2.2005 tarihli ÖTV geçişi ile birlikte alınan “Kararlar” başlıklı Kavmar
belgesi:
“…KARAR 2
Bu karar alınırken pazardaki rakiplerimize (Sevilen, Pamukkale, Yazgan,
Turasan, Mey) aynı uygulamayı yapacaklarını ama özellikle Doluca ile bu
konuda bizle paralel ve aynı şartlarda çalışacağı hususunda ortak karar
alınmıştır. Fakat bu konuda gözümüz açık olup müşterilerde uyguladıkları özel 1330
durumlar takip edilip merkeze günlük yazılı bildirilmelidir. Yazılı bildirilecek
bilgilerin somut, net bilgiler olması gerekmektedir… Toplantıda Doluca’nın
Gima’da aksiyonu olduğu ve bu aksiyonun 20 Şubata kadar devam edeceğini
öğrendik. Bunun dışında aksiyonlar varsa bildiriniz…”
8.2.2005 tarihinde Sibel Kutman’dan Hakan İlkkutlu’ya gönderilen ve
içinde Murat Oral (Doluca Kurumsal İşler Direktörü)’dan Hakan İlkkutlu ve
Sibel Kutman’a 7.2.2005 tarihinde gönderilen e-posta yer alan e-posta şu
şekildedir:
“Hakan bey; 1340
Murat Başman bu sabah saat 9’da beni arayarak Rasim bey 2 müşteriye zam
ile ilgili Kavaklıdere’yle anlaşma yaptığımız halde Dikmen Kavaklarında
yaptıkları zamla bize kelek yaptılar demiş. M. Başman bu gibi konuşmalar bizi
üzmektedir” dedi.
Ayrıca Marmaris Ahmet Özcan’a uzun vadeli istediği kadar malı eski fiyatla
verebileceğimiz söylenmiş. Müşteri Kavaklıdere’yi arayarak aynı şartlarla
verirse onlardan da mal alabileceklerini belirtmiş. Murat Başman en azından
vadeyi geri çekelim diyor.
Kendisine bizim (…) gün vade verdiğimiz ve bu teklifimiz kabul edilmediği için
mal teslim etmediğimizi söyledim. Murat Başman bu şartlarla mal verecek 1350
olursanız bize de haber verin ki biz de aynı şartlar ile bir miktar mal verelim
dedi …“
12.2.2005 tarihinde Murat Oral’dan Hakan İlkkutlu ve Sibel Kutman’a
gönderilen e-posta şu şekildedir:
“Hakan Bey,
Bu akşam Murat Başman ile yaptığım görüşmede kendisi İstanbul teşkilatı ile
bugün Ankara’da toplantı yaptığını, bizim piyasaya uzun vadeyle ve çok
miktarda eski fiyatla mal verdiğimizi, kendilerinin veremediğini, müşterek 1360
07-02/28-8
30
çalışılan noktalarda kendilerinin mal vermemesi dolayısıyla zor durumda
kaldıklarını, Kosova gibi birkaç noktaya bu günlerde eski fiyatla mal vermek
zorunda kaldıklarını, bu bilgilerin bize ulaşmadan bildirmek istediğini, 100 şişe
yeni fiyatla satıyorsam 1-2 şişe eski fiyatla mecbur olduğum için mal verdiğini
ve vereceğini söyledi.
Ayrıca bizim tek çalıştığımız hiçbir noktaya gitmediklerini bizimse onların tek
çalıştığı 2-3 noktaya eski fiyatla mal teklif ettiğimizi belirtti.
Ben 7 Şubat Pazartesi gününden itibaren gelen tüm siparişlerde yeni fiyat 1370
uyguladığımızı, eski fiyat taleplerini anında reddettiğimizi, 7 Şubattan itibaren
yeni fiyatla fatura kestiğimizi, şu anda kendilerinin yaptığı uygulamayla 7
şubattan sonra bizden mal isteyip vermediğimiz müşteri olursa bizim güç
durumda kalacağımızı, 2-3 günlük eski fiyatlı mal siparişlerinin tüm piyasayı
kapsamasının mümkün olmadığını, buna devam etmeleri durumunda yeni
fiyata geçişi zorlaştıracağını, onun için uygulamanın hemen sona ermesinde
fayda olduğunu, yoksa müşterinin her iki firmayı da kullanarak zammı sabote
edeceğini, bizim yaptığımız uygulamanın Ahmet Bey’in Ali Başman ile yaptığı
görüşmedeki sınırlar içerisinde kaldığını ve bu görüşmenin dışında bir
uygulamamızın olmadığını bildirdim. 1380
Ayrıca Alanya’da (…………..)’e (…) koli uzun vadeli mal faturası kestiğini, bu
malın Otele değil de Mepaşa teslim edilmiş olduğunu bir söylentiye göre de
oradan da İzmir’e spot piyasaya gittiğinin duyumunu aldığını bildirdi… “
Doluca Antalya Bölge Müdürlüğü’nde satış personeli Nazan Bakırcı
tarafından hazırlanan 21-26/02/2005 tarihli “Haftalık Faaliyet Raporları”
başlıklı belgedeki Kavaklıdere hakkındaki ifadeler şu şekildedir:
“…Restoranlara bakan personeliyle yaptığım görüşmede müşterilerinin taviz
ve ıskonto konusunda birbirimizden haberimiz olmadığını düşünerek karşı 1390
karşıya getirmeye çalıştıklarının farkına vardık. Bundan sonra önemli yerlerde
paslaşmaya kararlaştırdık.”
Doluca Antalya Bölge Müdürlüğü’nde satış personeli Nazan Bakırcı
tarafından hazırlanan 28/3/2005 tarihli “Haftalık Faaliyet Raporları” başlıklı
belgedeki Kavaklıdere hakkındaki ifadeler şu şekildedir:
“…Bu hafta Fatih’le görüşmemizde sürekli paslaşacağımızı ve beraber
hareket etme kararı aldık. Bundan sonra anlaşmasız olan restoranlara (....)
ıskonto verecekler. Her hafta (Yakut hariç) bir üründe kampanya yapıp
piyasaya sunacaklar…” 1400
6.4.2005 tarihinde Melek Apak (Doluca çalışanı)’tan Tahsin Karakurt
(Tansaş Kuru Gıda)’a gönderilen ve Hakan İlkkutlu ile İlkay Tutucu (Doluca
çalışanı)’ya bilgi verilen e-posta şu şekildedir:
“…Tahsin Bey merhaba, 11.4.2005 Pazartesi günü için Doluca Hakan İlkkutlu,
Kavaklıdere Murat Başman, Sevilen Enis Güner, Sayın Can Özbay’ın
katılacağı bir görüşme talebinde bulunmak istiyorum. Uygun olan saat
konusunda yazılı olarak bize dönebilir misiniz?..”
07-02/28-8
31
Ali Başman’dan Mehmet Başman ve Murat Başman’a 31.5.2005
tarihinde gönderilen “Mey İşbirliği” konulu ve üzerinde “Doluca’nın hazırladığı 1410
yazıdır.” ibaresi bulunan e-posta:
“…Son bir iki yıl içinde meydana gelen bir takım gelişmeler, zaten artan bir
rekabet ve gerileyen kar marjları içine girilmiş olan şarap sektörü için ciddi
tehditler oluşturmaktadır. Bu gelişmeleri kısaca özetlemekte yarar vardır;
1) Peş peşe arttırılan ÖTV oranları, hem ürünlerimizin fiyatlarında
istenmeyen artışlara neden olmuş, hem de kayıt dışı çalışanlara büyük
avantajlar yaratan haksız bir rekabet ortamını olağanüstü bir şekilde
körüklemiştir.
2) İthal şaraplar eskisine nazaran çok daha büyük bir serbestlik içinde iç
piyasada satılmakta ve pazardan giderek daha fazla pay almaktadır. Mevzuat 1420
boşlukları ve denetim yetersizlikleri yurda bol miktarda kaçak şarabın
girmesine de olanak vermektedir.
3) Hızla gelişmekte olan zincir mağazalar, büyük satış potansiyellerini
kullanarak dağınık haldeki şarap sektörünü manipüle edebilmekte satış
koşulları üreticiler için git gide daha olumsuz hale gelmektedir.
4) Tekel’in özelleştirilmesi sonucu doğan Mey içki büyük kapasiteli ve
güçlü bir kuruluş olarak piyasadaki arzın ve dolayısı ile rekabetin daha da
artmasına sebep olabilecektir…
…Bu durumda şarap sektörünün önde gelen firmalarının yukarıda sıralanan
tehditler karşısında bir aksiyon planı geliştirmelerinde büyük yarar vardır. 1430
“…Aksiyon planımızın ikinci ayağını ise, piyasamızdaki başıbozuk
uygulamalara bir düzen getirmeye, içinde çalışacağımız rekabet ortamının bir
çerçevesini belirlemeye dönük çalışmalar olmalıdır. Bu alanda acilen el
atılabilecek konu başlıkları şunlar olabilir;
1) Horeca (hotel-restoran-cafe) gruplarına yapılan fahiş ödemeler,
2) Özellikle zincir mağazalarda ve piyasa genelinde çok uzun süreye çıkmış
satış vadeleri,
3) Turistik bölgelerde gerçekleşebilecek büyük ölçekli satışlara uyulacak satış
ilkeleri
4) Hammaddemiz olan üzümün alımında özellikle kalite-fiyat kriterlerinin 1440
belirlenerek, alım esnasında bu kriterlerin uygulanabilmesi,
Sektörün önde gelen kuruluşlarında bu konularda gerekli işbirliğinin
geliştirilmesi için ciddi bir istek mevcuttur. Ancak uygulamada karşı karşıya
kalınan sorunların giderilmesi için detaylı ve sürekli bir çalışmaya ihtiyaç
vardır. Üzerinde mutabık kalınan konulara ne derece uyulduğunu kontrol
edebilmek için bugün olduğundan çok daha fazla şeffaflığa dayanan bir iç
denetim mekanizması geliştirilmektedir.
Şarap sektörünün geleceği bakımından acilen ele alınması gereken
girişimlerin bir özeti olan bu dokümanın olumlu sonuçlar doğurmasını
dileriz…” 1450
Ali Başman’dan Murat Başman’a 8.6.2005 tarihinde gönderilen e-posta:
“…Doluca ile satış ve pazarlamada müşterek çalışma prensiplerimizin ana
maddeleri tespiti konusunda ilavelerini bir an önce yaparsan onlara bu
prensipleri yollarız:
ANA PRENSİPLER
Sözleşmesi olan müşteriler;
07-02/28-8
32
Devam edenler;
Sözleşme bitim tarihleri ve kotaları son duruma göre bilgilendirilir ve bu tip 1460
müşterilerle müşterek çalışma yapısı hazırlanır.
Hemen yenilenmesi gerekenler;
Devam edenlerin müşterek çalışma yapısı hazırlanana kadar mutabık
kalacağımız süre veya kotalı kısa vadeli uzatma yapılır.
Yeni açılan ve sözleşme yapmak isteyen müşteriler;
Müşterek teklif verilir.
Müşterek çalıştığımız sözleşmeli müşteriler; 1470
Müşterek çalışma devam eder ve yenilemelerde müşterek yapılır.
Müşterek çalıştığımız sözleşmesiz müşteriler;
Müşterek sözleşmeler yapılarak uzun vadeli rekabet problemleri sınırlanır.
Sadece bir firma ile sözleşmesiz çalışan müşteriler;
Müşterek sözleşmeler yapılır.
Hipermarketler
Müşterek genel politika tarafların ve olan ilişkilerini zedelemeden tespit edilir.” 1480
I.3.3. Doluca ve Kavaklıdere Teşebbüsleri Arasındaki Rekabetçi Belgeler
Doluca ve Kavaklıdere arasındaki yoğun iletişimi gösteren ve yukarıdaki
bölümde yer verilen belgelerin yanı sıra yine yerinde incelemelerde elde
edilen ve iki teşebbüs arasındaki rekabeti destekler nitelikte içerikleri olan
belgeler bulunmaktadır.
14.2.2005 tarihli “İzmir Bölge Ziyaret Raporu” başlıklı Doluca belgesi:
“…Bölge satış ekibince belirtilen Kavaklıdere’nin agresif satış politikası 1490
ziyaretler sırasında da gözlemlenmiştir. İzmir’de restoran olarak en iyi iş
yapan yerlerden biri olan (…………….) ile Doluca tek marka anlaşmasına
rağmen kendilerine aşağıda detayını göreceğimiz cazip teklifi götürmüştür…
Kavaklıdere satış ekibi, geçen sezon Doluca’nın (……………….) başarısının
tekrarını önlemek ve avantajı kendi taraflarına çevirmek adına şimdiden çok
yoğun (……….) ziyaretlerine başlamışlardır…”
Ali Toron’dan (Doluca) Hakan İlkkutlu’ya (Doluca) 1.4.2005 tarihinde
gönderilen mailde şu ifadeler geçmektedir:
“…(………): 2 nolu ytf de amaç Kavaklıdere’yi devre dışı bırakarak Antalya 1500
bölgede kalite ürün çekişleri çok iyi olan oteli münhasır almak…”
Suat Yargıç’tan (Doluca) Hakan İlkkutlu’ya 14.4.2004 tarihinde
gönderilen e-posta :
“…Kavaklıdere’nin bölgemizde uygulamakta olduğu ve hedeflerinin bizi
neredeyse tüm satış noktalarında devre dışı bırakacak boyutlara ulaşan
tavizleri konusunda sizleri bilgilendirmek istedim. Özellikle tek satıcı
olduğumuz satış noktalarında ve de ortak çalıştığımız noktalarda hiç gereği
07-02/28-8
33
yokken (……………………) %(…) ve üzeri ıskontolar veya bedelsizler
(……………..…………TİCARİ SIR………….…….) bu niyetlerini açıkça 1510
sergilemektedirler... (………….TİCARİ SIR………..) İzlemiş oldukları bu
agresif tutum tüm hızıyla devam etmektedir…”
9.5.2005 tarihli “Ankara Bölge Ziyaret Raporu” başlıklı Doluca belgesi;
“…(………………………………………) Kavaklıdere’nin tek marka olarak
yaptığı anlaşmalar halen devam etmektedir. Kavaklıdere’nin tek marka yaptığı
anlaşmalara rağmen Doluca ürünlerinin penetrasyonunun bölgede arttığı
gözlemlenmiştir… Bölge satış ekibince belirtilen Kavaklıdere’nin agresif satış
politikası ziyaretler sırasında da gözlemlenmiştir… (……)’lar ile tek marka
anlaşmalı olduğumuz halde kadehte Kavak ve Dikmen servisi 1520
yapılıyor…(…………..): … Nokta Kavaklıdere’nin grup ile olan anlaşması
kapsamında. Kısıtlı sayıda Doluca ürünleri menüde yer almakta… (………….):
İşletme sahibi menüde yer almamız konusunda menülerine ilan ve bedelsiz
verme talebi doğrultusunda yapılan görüşmede, işletme sahibinin Kavaklıdere
ile olan anlaşmasından dolayı menüye reklam alamayacağını
(………………………………………) belirtti. …(…………….): Kavaklıdere ile
olan kotalı anlaşmaları (…………………) kadar devam ediyor. Kavaklıdere
anlaşma bitiş tarihi kontrol edilmesi gereken kalite puanı yüksek noktalardan
bir tanesi…”
1530
5.8.2005 tarihli Kavaklıdere iç yazışma :
“...(………………) ile görüştük. Doluca’dan 3 kişi gelmişler ve noktaya
(………) vermişler. Sözleşmemiz devam ettiği için bir problemimiz yok...”
9.8.2005 tarihli Kavaklıdere iç yazışmada Doluca ile çalışmaya son
verip Kavaklıdere ile çalışmaya başlayan noktalar, Kavaklıdere ile çalışmaya
son verip Doluca ile çalışmaya başlayan noktalar ile Kavaklıdere’nin
münhasıran çalıştığı noktalar yer almaktadır.
• 15.8.2005 tarihli Kavaklıdere iç yazışma : 1540
“…Doluca’nın sürekli tacizinde bulunan işletmeden problemli dolabın alınarak
yerine yenisinin verilmesi için konuyu bilgilerinize sunarım…“
Teşebbüsler arasındaki rekabeti gösteren çok sayıda benzer içerikli belgenin
bulunduğu raportörlerce yerinde incelemelerde görülmüştür.
I.4. Rakiplerle Yapılan Görüşmeler
İncelemeler kapsamında Mey, Turasan, Diren, Yazgan, Sevilen, Gülor,
Pamukkale, Adco ve Karagözoğlu firmalarıyla görüşmeler yapılmış olup 1550
rakiplerin büyük kısmı Kavaklıdere ve Doluca arasında koordinasyon
olduğuna dair herhangi bir gözlemlerinin olmadığını belirtmişlerdir. Bazı
teşebbüsler ise tek satıcılık anlaşmalarının pazarda önemli bir giriş engeli
yarattığını ileri sürerken bu görüşte olmayan rakipler de bulunmaktadır.
07-02/28-8
34
I.5. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
Tarafların önaraştırma ve soruşturmaya ilişkin tüm savunmaları, ek 1560
savunmaları ve sözlü savunma tutanakları incelenerek aşağıda
değerlendirilmiştir. Tekrardan kaçınmak için tarafların benzer savunmaları
birlikte değerlendirilmiş, teşebbüslerin varsa kendilerine özgü savunmaları
ayrıca ele alınmıştır.
I.5.1.Yeterli Evrak Gönderilmediği İddiası
Doluca savunmasında, kendilerine soruşturma hakkında yeterli bilgi
verilmediğini ve dosyaya erişim haklarının engellendiğini belirtmektedir.
Doluca’ya göre Rekabet Kurumu ilk yazılı savunmasını temellendirmek için
yeterli bilgiyi göndermemiş, dosyaya erişim taleplerini reddetmiştir. Kavmar da 1570
benzer şekilde, 4054 sayılı Kanun’un 44/2. maddesi uyarınca Önaraştırma
Raporu’nun kendilerine gönderilmiş olması gerektiğini ifade ederek, ilk yazılı
savunmalarındaki taleplerine rağmen halen Önaraştırma Raporu’nun
kendilerine verilmediğini, bu durumun Kanun’un amir hükmüne aykırı, usuli bir
eksiklik olduğunu ileri sürmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 43/2. maddesinde “Taraflara tanınan ilk yazılı cevap
süresinin başlayabilmesi için Kurul’un bu bildirim yazısı ile birlikte, iddiaların
türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndermesi gerekir”
denilmektedir. Bu gereklilik doğrultusunda, Doluca ve Kavmar firmalarına 1580
gönderilen soruşturma tebligatı yazılarında önaraştırmada tespit edilen ve
soruşturma açılmasına dayanak oluşturan hususlara ilişkin açıklamalar
yapılmıştır.
Bu yazılar çerçevesinde, Doluca ile Kavmar yetkilileri arasında rekabetçi
konularda görüşmeler yapıldığına yönelik bulgulara rastlandığı, özellikle e-
posta aracılığıyla yapılan iletişimin koordinasyon yaratıcı sonuçlara yol
açabileceğinin görüldüğü, söz konusu unsurların, yerinde tüketim noktalarında
her iki teşebbüsün de yer alması için birlikte teklif verilmesi, tekliflerin ve
çalışma koşullarının beraber tespit edilmesi ve bu noktalara yönelik ortak 1590
politikalar belirlenmesi olarak ifade edilebileceği, bunun ise noktaya girmek
için rekabetten kaçınma olarak da değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Ayrıca
söz konusu iki teşebbüsün belli noktalarla, bu noktada üçüncü bir marka
şarabın satılmasını engelleyen ortak sözleşmeler imzaladığı bulgusuna
ulaşıldığı ifade edilerek, söz konusu teşebbüslerin ortak politikalarla birlikte
girmeye çalıştıkları yerinde tüketim noktalarından 7’si örnek olarak verilmiştir.
İlgili teşebbüsler arasındaki birlikteliğin hangi dönemde başladığının ve hangi
dönemde hız kazandığının düşünüldüğü de bu yazılar çerçevesinde her iki
firmanın da bilgisine sunulmuştur.
1600
Soruşturma bildirimi yazılarında, teşebbüslerin hangi somut uygulamalarının
soruşturma açılmasına dayanak oluşturduğu açıkça ifade edilmiştir.
Teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun’a aykırı olabileceği düşünülen, iddia konusu
uygulamalarının neler olduğu sayılarak genel olmaktan çok uzak, öznel bilgiler
sunulmuştur.
07-02/28-8
35
4054 sayılı Kanun’un 43/2. maddesi, Kurum bünyesinde hakkında soruşturma
açılmış teşebbüs ile ilgili olarak düzenlenmiş her türlü evrak ve mümkünse
elde edilmiş her türlü delilin bir nüshasının teşebbüse gönderilmesini, ilk yazılı
savunmanın hazırlanabilmesi için gerekli görmemekte, iddiaların türü ve 1610
niteliği hakkında yeterli bilginin gönderilmiş olmasını yeterli bulmaktadır.
Kanun’un 43/2. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, bununla
haklarında soruşturma başlatılmış teşebbüslerin ne tür bir iddia ve şikayet ile
itham edildiklerinin en kısa zamanda kendilerine bildirilmesi amaçlanmaktadır.
Kanun bu bilgileri ilk yazılı savunma için yeterli görmektedir.
Yukarıda da açıklandığı üzere taraflara ilk yazılı savunmalarını
hazırlayabilmelerini sağlayacak yeterlilikte bilgi gönderilmiş olup, Kanun’un
43/2. maddesinin gereği yerine getirilmiştir. Üstelik teşebbüslerde yapılan
yerinde incelemeler sonucunda alınan belgelerin birer nüshası teşebbüs 1620
yetkililerine bırakılmıştır. Dolayısıyla teşebbüslerin elinde soruşturma
raporunda yer verilen pek çok belge zaten mevcuttur. Sonuç olarak
savunmalarına esas teşkil edebilecek bilgi ve belgeler teşebbüsün elinde hiç
yokmuşçasına bir tutum ve endişe içinde olunması yerinde değildir.
4054 sayılı Kanun’da tanımlanan soruşturma safhası bir süreçtir.
Teşebbüslerin Kanunu ihlal edip etmediklerine, hangi uygulamalarının bu
Kanuna aykırılık oluşturduğuna ilişkin kanı ancak bu sürecin sonunda
oluşmaktadır. Bu süreçten önceki önaraştırma dönemi sonunda ve
soruşturma kararının bildirildiği dönemde hakkında soruşturma açılan 1630
teşebbüslere yöneltilen iddialara ilişkin ancak ham seviyede denilebilecek bir
fikre sahip olunmaktadır. Önaraştırma süreci iddiaların daha derinlemesine
araştırılmasına ihtiyaç duyulup duyulmadığının anlaşılmasına yönelik bir
süreçtir. Nitekim soruşturma sürecinin ilerlemesiyle birlikte kimi iddiaların
yerinde olmadığı görülebilmekte ya da mevcut iddialara başkalarının
eklenmesi mümkün olabilmektedir. Hakkında soruşturma yürütülen taraflara
ilişkin ileri sürülen iddialar ancak soruşturma raporunun tamamlanması ile net
bir şekilde ortaya konulabilmekte ve rapor ile birlikte teşebbüslere
yansıtılmaktadır.
1640
Böylesi bir süreçte asıl olan, 4054 sayılı Kanun’un 44/3. maddesinde de
belirtildiği üzere, Kurul’un tarafları bilgilendirmediği ve savunma hakkı
vermediği konuları nihai kararına dayanak yapmamasıdır. Nitekim kanun
koyucu’nun 44/2. madde ile amaçladığı temel unsur, tarafların ummadıkları
herhangi bir sürprizle karşılaşmamalarının teminidir. Bu amaçla soruşturma
safhasının sonunda hazırlanan rapor, dosya kapsamındaki belge ve delillerle
birlikte teşebbüslere gönderilmektedir. Dolayısıyla taraflar Kurulca kendileri ile
ilgili düzenlenmiş dosya kapsamındaki evrak ve delilleri, sözlü savunma
aşamasından çok daha önce, soruşturma raporunun gönderilmesi
aşamasında zaten almaktadırlar. Bu aşamadan sonra teşebbüslerin iki yazılı 1650
bir sözlü olmak üzere 3 savunma hakları daha bulunmaktadır. Açıklamalar
çerçevesinde, birinci yazılı savunmasını hazırlamak için kendilerine Kanunun
bu savunmalarının hazırlanabilmesi için öngördüğü yeterli bilgi sunulmuş olan
teşebbüslerin, soruşturma raporuyla birlikte yeterli bilgi ve evrakı, 3. kişilerin
ticari sırlarının korunması gerekliliğinin izin verdiği ölçüde aldığı, bunlar
üzerine ayrıca 2 yazılı bir sözlü olmak üzere toplam üç savunma hakkına
07-02/28-8
36
daha sahip oldukları düşünüldüğünde, teşebbüslerin savunma haklarına hiçbir
şekilde halel gelmediği açıktır.
Diğer yandan Danıştay 13. Dairesinin 2006/891 Esas Nolu dosyaya ilişkin 1660
verdiği 24.5.2006 tarihli kararında şu ifadeler bulunmaktadır; “…haklarında
soruşturma açıldığı bildirilenler tarafından, 4054 sayılı Kanun'un 44.
maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sözlü savunma hakkının kullanılması
taleplerine kadar Kurum bünyesinde kendileri ile ilgili düzenlenmiş her
türlü evrakın ve mümkünse elde edilmiş olan her türlü delilin bir nüshasının
verilmesinin istenebileceği, isteme hususunda bir sınırlama
bulunmamakla birlikte, Kurum tarafından her başvurunun soruşturmanın
sürecini olumsuz yönde etkileyip etkilemeyeceği değerlendirilmeleri
yapılarak, gerekçeleri belirtilmek suretiyle bir işlem tesis edilebileceği…”
Kararda ayrıca; “Bu istemin Kurul’ca kabul edilmesi gerekmekte ise de, 1670
Kurul’un olayın özelliğini dikkate alarak hukuki gerekçelerini belirtmek
suretiyle, istemi reddetmesi de olanaklıdır.” denmektedir. Danıştay’ın bu
kararı, teşebbüslerin evrak taleplerinin reddi konusunda Rekabet
Kurumu’nun bir takdir yetkisinin bulunduğunu ve bu yetkiyi dosyanın
özelliklerini dikkate alarak kullanabileceğini belirtmektedir.
Ayrıca iddia konusu ihlale ilişkin deliller, sözleşme, yönetim kurulu kararı,
teşebbüs birliği kararı, yayınlanmış fiyat listeleri ya da faturalar gibi yok
edilmesi görece daha güç olan deliller değildir. İlgili dosya bakımından
delillerin hemen hemen tamamı, iki rakip teşebbüsün arasındaki iletişimden 1680
kaynaklanan ve karartılmaları çok daha kolay olan e-posta mesajları ve
yazışmalardan oluşmaktadır. Daha önce de belirtildiği üzere, soruşturma
safhası bir süreçtir ve bu süreçte delil arayışı devam etmektedir. Nitekim
tarafların İzmir, Muğla, Antalya ve Bodrum ofislerinde soruşturma
bildiriminden sonra da yerinde incelemeler yapılmış, çeşitli belgeler
alınmıştır. Bu nedenle, delil arayışının sürdüğü bir dönemde, delillerin
karartılmasını kolaylaştırabileceği düşüncesi ve kamu faydasının zarar
göreceği endişesiyle, soruşturmanın evrak talebine konu başlangıç
aşamasında gönderilmiş olanlar dışındaki evrak talebi yerinde
bulunmamıştır. 1690
Diğer yandan, Kanun’un 44/2. maddesi tarafların Kurum bünyesinde kendileri
ile ilgili düzenlenmiş her türlü evrakın ve mümkünse delilin bir nüshasının
kendilerine verilmesini isteyebilir hükmünü amir olmakla birlikte, Kanun’da bu
belgelerin taraflara ne zaman verileceği konusuna yönelik herhangi bir
düzenleme yapılmamış ve yalnızca son tarih olarak sözlü savunma toplantısı
belirlenmiştir. Rekabet Kurumu soruşturma raporu ile birlikte bilgi ve belgelerin
önemli bir kısmını taraflara tebliğ etmekte, yine de sonrasında teşebbüslerden
talep gelmesi halinde bu talepleri ticari sırların korunması gerekliliğinin izin
verdiği ölçüde karşılamaktadır. Nitekim Doluca’nın soruşturma raporunun 1700
tebliğinin hemen sonrasındaki, Kavmar’ın ise ikinci yazılı savunmasındaki
evrak talebi ticari sırların korunması gerekliliği gözetilerek karşılanmıştır.
07-02/28-8
37
I.5.2. Kavaklıdere ve Doluca’nın Reina ile Akdettikleri Sözleşmenin
Reina’nın Talebi Üzerine Gerçekleştirilmesi Nedeni ile Rekabet İhlali
Olmadığına İlişkin Savunma
Doluca tarafından Kavaklıdere ile birlikte Reina için akdedilen sözleşmenin 1710
hangi süreçlerden geçilerek yapıldığına ilişkin gönderilen savunmada
Doluca’nın 2005 yılında Reina’da Doluca markalı şarapların satışları için bir
anlaşma yapmak istediği, bunun üzerine Reina’nın Doluca’dan (……) A.B.D.
$’ı tutarında bir sponsorluk ücreti talep ettiği, ancak Doluca Pazarlama
Müdürü Sibel Kutman’ın bu oranda bir sponsorluk ücreti ödeyemeyeceklerini
belirttiği ve bunun üzerine Reina’nın aynı teklifi Kavaklıdere firmasına da
yapması karşısında bu teşebbüsten de red cevabı aldığı ileri sürülmektedir.
Bu gelişmelerin ardından Reina’nın iki teşebbüse (……) A.B.D. $’lık
sponsorluk ücretinin eşit şekilde paylaşılması teklifini götürdüğü ve teklifin
sadece Kavaklıdere ve Doluca’ya götürülmesinin bu iki şirketin ürünlerinin 1720
piyasada en çok rağbet gören ürünler olması nedeniyle olduğu belirtilmiştir.
Benzer bir yaklaşım Kavmar tarafından da sergilenmiş, ayrıca Kavmar’ın
Doluca’yla birlikte sadece Reina ile üç taraflı bir sözleşme akdettiği, bunun
dışında üç taraflı herhangi bir sözleşme imzalanmadığı, söz konusu
sözleşmenin Reina’nın isteği üzerine gerçekleşmesi nedeniyle Kavaklıdere ve
Doluca firmalarının rekabet ihlali gerçekleştirdiğinin ileri sürülemeyeceği,
sözleşmede yer alan 3. bir şarap üreticisi firmanın mallarının Reina’da
satılmayacağına ilişkin hükmün Reina tarafından anlaşmaya konulduğu ve
noktaya yapılan satışların toplam satışları içinde son derece küçük bir orana
tekabül ettiği ileri sürülmüştür. 1730
Kavaklıdere ve Doluca ile Reina arasında 24.5.2005 tarihinde imzalanan
sözleşmeye göre her bir firma Reina’ya (………) A.B.D. $’ı sponsorluk ücreti
ödemeyi kabul etmektedir. Buna karşılık Reina ise sadece Kavaklıdere ve
Doluca’nın ayrı ayrı (……..) adet şişe şarabını satmayı bu miktar şarap
satılıncaya kadar başka bir markanın şarabını satmayacağını taahhüt
etmektedir. Söz konusu sözleşme hakkında Reina yetkilileri ile yapılan
görüşmede yine Doluca’nın savunmasında yer verdiği hususlara benzer
ifadeler yer almaktadır.
1740
Söz konusu anlaşmanın değerlendirilmesinde ilk olarak bu anlaşmanın rakip
olmayanlar arasında dikey bir anlaşma olup olmadığının tespiti gerekmektedir.
Bir anlaşmanın 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında olabilmesi için anlaşmaya
taraf olan teşebbüslerin üretim ve dağıtımın farklı seviyelerinde faaliyet
göstermeleri gerekmektedir. Ancak anılan sözleşmenin bütün tarafları
dağıtımın farklı seviyesinde faaliyet gösteren teşebbüsler değildir. Bu nedenle
Kavaklıdere, Doluca ve Reina arasında akdedilen sözleşme 2002/2 sayılı
Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanmamaktadır. Ayrıca aşağıda
da ayrıntılı olarak incelendiği üzere söz konusu işbirliği 4054 sayılı Kanun’un
5. maddesinde yer verilen ve muafiyeti sağlayan şartları da taşımamaktadır. 1750
Dolayısıyla Kavmar, Doluca ve Reina arasında akdedilen anlaşmanın 4054
sayılı Kanun’u ihlal eden bir anlaşmadır.
Tüm bunlarla birlikte düşünüldüğünde, söz konusu anlaşmanın Reina
tarafından her iki tarafa da önerilmiş olması, anlaşmanın Kanun’u ihlal ettiği
07-02/28-8
38
gerçeğini değiştirmemektedir. Rekabet hukukuna göre ihlal niteliği taşıyan bir
anlaşmanın kimin tarafından önerildiği veya talep edildiğinin bir önemi
bulunmamaktadır. Önemli olan anlaşmanın ilgili taraflarca kabul edilip
edilmediğidir. Nitekim Kurul 4.5.2004 tarih ve 04-32/377-95 sayılı Frito Lay
kararında “Rekabet Hukuku kapsamında teşebbüslerin müşterilerinden talep 1760
gelmesi sonucunda yaptığı uygulamaların ihlal olarak değerlendirilmesi
önünde bir engel olmayacağını” belirtmiştir.
Son olarak üç tarafı olan bir başka sözleşmeye önaraştırma ve soruşturma
süresince rastlanılmamakla birlikte teşebbüs yetkililerinin benzer şekilde nokta
bazında ortak stratejilerini görüştüğü birçok belge bulunmuştur. Dolayısıyla
ortak strateji izlemenin yalnızca Reina ile sınırlı kalmadığı ve başka noktalara
da sirayet ettiği görülmüştür. Bu noktaya yapılan satışların teşebbüsün toplam
satışları içinde düşük bir orana tekabül ettiği bilinmekle beraber, bu durum
rakip teşebbüsler arasında ortak strateji oluşturulduğu gerçeğini 1770
değiştirmemektedir
I.5.3. İlgili Ürün Pazarı Tespitine Yönelik İtiraz
Kavaklıdere ve Doluca teşebbüslerinin yaptığı savunmalar arasında ortak olan
konu başlıklarından biri ilgili ürün pazarına yönelik itirazlardır. Bu kapsamda
Doluca vekili tarafından, Rekabet Kurulu’nun Tekel Özelleştirmesi,
Diageo/Ursus, Martini Pazarlama/Mey İçki kararlarında ilgili ürün pazarının
“şarap ve vermut” pazarı olarak tanımlandığı ve yerinde tüketim/evde tüketim
ayrımı yapılmadığı vurgulanmaktadır. Ayrıca Kavaklıdere/Doluca I Kararında 1780
soruşturma konusunun yerinde tüketimi içermesine karşın pazarın mevcut
soruşturmada olduğu gibi bir ayrıma tabi tutulmadığı belirtilmiştir. Bu
hususlara ilave olarak Kavmar, ilgili ürün pazarı tanımlanırken fiyat unsurunun
dikkate alındığını, ancak kendilerinin ev tüketimi ve yerinde tüketim
kanallarına yaklaşık olarak aynı fiyattan ürün sattıklarını, perakende satış
fiyatının iki kanal arasında farklılık göstermesinin noktaların tercihinden
kaynakladığını ileri sürmüştür.
Bir ürünün diğer bir ürünle aynı pazarda yer alabilmesi için bu ürünlerin
tüketici gözünde nitelikleri, kullanım amaçları ve fiyatları açısından benzer 1790
olmaları ve birbirleriyle ikame edilmeleri gerekmektedir. Bu noktada hemen
vurgulanmalıdır ki söz konusu üç unsurdan birinin farklılık arz etmesi iki
ürünün ayrı pazarlarda değerlendirilmesi için genellikle yeterlidir. Bir başka
deyişle kıyaslanan iki ürünün nitelikleri ve kullanım amaçları aynı olsa bile
fiyatları arasında önemli bir fark olması bu iki ürünün farklı pazarlarda
değerlendirilmesi gerektiğinin önemli bir göstergesidir. Dolayısıyla iki ürünün
aynı pazarda yer alması için tüketicinin iki ürün arasında kayıtsız kalması
gerekmektedir. Bu nedenle dikkate alınacak kriter talep ikamesidir. Sonuç
olarak mevcut soruşturmada da pazar bu gerçeğin ışığında değerlendirilmiştir.
Tüketici bakış açısıyla konu incelendiğinde görülecektir ki burada önemli olan 1800
tüketici tercihleri olduğundan tüketicinin ürüne ödediği fiyat önem
kazanmaktadır. Bu nedenle ürünün fabrika çıkış fiyatı, dağıtıcıya satış fiyatı
gibi ara fiyatlar değil tüketicinin ödediği fiyat önem kazanmaktadır. Ürünü
kullanan ve ürüne olan talebi şekillendiren unsur tüketici olduğundan yukarıda
dile getirilen bakış açısı geçerliğini korumaktadır.
07-02/28-8
39
Diğer yandan rekabet hukuku uygulamalarında dosyanın veya ihlalin niteliğine
göre farklı pazar tanımlamaları yapılabilmektedir. Doluca vekili tarafından
örnek olarak gösterilen dosyaların hiçbiri soruşturma kapsamında yapılan
incelemeler olmayıp ağırlıklı olarak birleşme/devralma dosyalarını 1810
içermektedir. Kavaklıdere-Doluca I kararı ise bir ilk inceleme dosyasıdır ve
mevcut dosyada yapılan değerlendirmelerin daha detaylı olduğu açıktır.
Üstelik o kararda pazarın “şarap pazarı” olarak tespit edilmesinin hukuki
bağlamda soruşturma heyetinin daha önceki önaraştırma ve soruşturmalarda
ortaya konan tespitlerle bağlı kalmak gibi bir zorunluluğu bulunmadığı gerçeği
doğrultusunda değerlendirilmesi gerekmektedir.
İlave olarak Kurul Efpa-Bimpaş Muafiyetin Geri Alınması kararında bu şekilde
bir ayrımı benimsemiş ve pazarın yerinde tüketim ve ev tüketimi çerçevesinde
iki farklı ürün pazarı olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. 1820
Yine benzer şekilde 6.11.2003 tarih ve 03-71/867-371sayılı Efes Pazarlama
ve Dağıtım Ticaret A.Ş. hakkında yürütülen önaraştırmaya ait kararda da bira
pazarı yerinde tüketim (açık), ve ev tüketimi (kapalı) olarak iki ayrı pazar
olarak değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bira pazarında Kurul söz konusu ayrımı
benimsemiştir. Bu noktada ilgili pazar tespitinde Kurul’un hangi amaçla söz
konusu ayrıma yöneldiğine ilişkin gerekçe Karar’da aşağıdaki gibi
belirtilmektedir.
“…Açık veya kapalı satış yapan noktalarda tüketicilerle buluşan bira, teknik
özellikleri bakımından aynı nitelikte olmasına rağmen, açık satış yapan 1830
noktalarda bira ile birlikte başka hizmetler de tüketiciye sunulmaktadır.
Sağlayıcılar bakımından aynı nitelikte olan bira, açık ve kapalı satış yapan
noktalardaki müşteriler gözünde farklı niteliktedirler. Daha açık ifade etmek
gerekirse, bar, otel ve lokanta gibi açık satış yapan noktalarda satışa sunulan
biranın fiyatının önemli miktarda yükselmesi durumunda müşteriler, kapalı
satış yapan bakkal, market ve büfe gibi kapalı satış noktalarına
yönelmeyeceklerdir. Halen açık ve kapalı satış noktalarında satışa sunulan
bira fiyatlarında çok önemli farklılıkların görülüyor olması da, iki farklı pazarın
varlığını göstermektedir. Dolayısıyla, biri bar, otel ve lokanta gibi açık bira
satışı yapan noktalardan oluşan; diğeri ise bakkal, market ve büfe gibi kapalı 1840
bira satışı yapan noktalardan oluşan iki farklı ilgili ürün pazarı
bulunmaktadır…”
Bu yaklaşımın şarap pazarı için de geçerli olduğundan hareketle ve yukarıda
verilen diğer başka argümanlarla birlikte şarap pazarına yönelik tespitte,
yerinde tüketimin ev tüketiminden ayrı olarak değerlendirilmesi gerektiği
sonucuna ulaşılmıştır. Bu noktaya gelinmesinde soruşturma sürecinde
pazarda yapılan incelemeler ve ihlal olduğu düşünülen eylemin etki ettiği
alanın değerlendirilmesi başat rol üstlenmiştir. Nitekim adı geçen diğer
incelemelerden farklı olarak pazarın ayrıntılı olarak incelenmesi soruşturma 1850
süresinin izin vermiş olduğu 6 aylık süre sayesinde bu dosyada mümkün
olmuştur.
Bu bağlamda yukarıda ev tüketimi ve yerinde tüketimde tüketim kalıplarının
farklılaştığı ve ürün fiyatlarının ev tüketimine yönelik satış noktalarıyla
07-02/28-8
40
kıyaslandığında en az 2-3 kat farklılık arz ettiği vurgulanmıştır. Ayrıca gerek
önaraştırma-soruşturma döneminde yapılan incelemelerde gerekse yerinde
incelemelerde yerinde tüketim noktalarının üreticiler için ayrı bir önemi olduğu
ve üreticilerin bu noktalara karşı ev tüketim noktalarına kıyasla daha farklı bir
yaklaşım sergilediği tespit edilmiştir. 1860
Bütün bu hususların yanı sıra tüketim kalıplarının gerek ev tüketimi gerekse
diğer yerinde tüketim noktalarıyla benzeşmediği, her şey dahil sistemiyle
çalışan otellerin pazar tanımının dışında tutulması gerektiği sonucuna
ulaşılmıştır.
Ayrıca Doluca vekili tarafından yapılan savunmada ilgili ürün pazarı tespitinin
bu aşamada fazla öneminin kalmadığı, Doluca’nın hakim durumda olduğuna
yönelik raporda tespit yapılmadığı, ilgili ürün pazarının raporda belirlenenden
farklı bir şekilde tespit edilmesinin pratik bir yararı bulunmadığı ifade edilmiştir. 1870
Bu yoruma katılınmakla birlikte 4. madde kapsamında yapılan
soruşturmalarda da pazar tanımı, eylemin pazarda etkisinin ölçülmesi adına
önem arz etmektedir. Pazar payı düşük olan iki teşebbüsün bir pazarda
yapmış olduğu fiyat tespiti anlaşması ile pazar payı yüksek olan iki
teşebbüsün aynı eylemi, etki ve sonuçları bakımında farklılık doğurabilecektir.
Ancak mevcut soruşturmanın yapısı açısından, yerinde tüketim pazarında
Kavmar ve Doluca’nın yüksek pazar payları olmasına karşın, etki bazlı
değerlendirme nokta bazında yapılmış ve etkinin sınırlı noktada görülmesi
sebebiyle ihlalin kısıtlı bir etki yarattığı belirtilmiştir.
1880
Bu kapsamda ilgili pazarda Kavmar ve Doluca’nın %80’in üzerindeki pazar
payına sahip olduğu tespitinin doğru olmadığı öne sürülmektedir. Ancak
soruşturma döneminde raportörlerce yazılı ve sözlü olarak birçok kez taraflara
yerinde tüketim pazar payları sorulmasına karşın bu şekilde bir çalışmanın
ellerinde olmadığı vurgulanmıştır. Bu doğrultuda yapılan incelemede bağımsız
ve güvenilir bir araştırma şirketi olan Retailing Institute tarafından yapılan
çalışmanın şarap pazarında yerinde tüketime ait tek çalışma olduğu görülmüş
ve söz konusu şirket tarafından yapılan çalışma tarafsız bir şekilde
kullanılmıştır.
1890
I.5.4. Reina Sözleşmesinin ve Diğer Sözleşmelerin Rekabetçi Oldukları
Savunması
Teşebbüslerin yaptığı savunmada ortak bir başka nokta Reina sözleşmesi
örneğinden yola çıkarak öne sürülen söz konusu sözleşmelerin münhasır
anlaşmalara göre daha rekabetçi olduğu iddiasıdır. Nitekim Reina’da olduğu
gibi önceden tek marka ürün satılan noktalarda bu anlaşmalar sayesinde iki
rakip üreticiye ait ürünler satılmaktadır. Dolayısıyla bu anlaşmaların daha
rekabetçi olduğu ileri sürülmektedir. Ayrıca Doluca vekili, anılan yerinde
tüketim noktalarında yer alırken amacın o noktaya rakibi sokmamak değil, ev 1900
tüketimini de etkileyen bu tür mekânlarda bulunma isteği olduğunu
belirtmektedir. Kavaklıdere vekili ise benzer hususların yanı sıra tarafların
Reina ile iki ayrı matbu sözleşme imzalamış olması durumunda herhangi bir
sorun yaşanmayacağını, anlaşma şartlarının ise Reina tarafından
belirlendiğini ifade etmektedir.
07-02/28-8
41
Bu savunmalara yönelik olarak öncelikle dile getirilmesi gereken husus, söz
konusu soruşturma konusuna geniş bir bakış açısıyla bakılması gerektiğidir.
Nitekim atipik bir nitelik taşıyan bu eylemin etkisi adı geçen (BTA ’nın da dahil
edilmesi durumunda) 12 noktada da aynı şekilde oluşmamıştır. Etkinin 1910
kapsamının nakit, ıskonto, bedelsiz gibi alt başlıklardan oluşan tavizlerin ortak
olarak belirlenmesini de içerdiği ve anılan tavizlerin her birinin, satış şartları
olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla ortada satış
koşullarını oluşturan tavizlerin koordine edilmesi şeklinde bir yansıması
bulunan iki rakip teşebbüsün yerinde tüketim noktalarına birlikte girmek üzere
anlaşmak suretiyle işbirliği yapmalarından oluşan bir ihlal bulunmaktadır. Söz
konusu durumun bu şekilde değerlendirilmesi olayın açıklığa kavuşturulması
adına gereklidir.
Bu kapsamda yapılan savunmalarda öne çıkan olgu; Reina sözleşmesinin tek 1920
satıcılık anlaşmalarına göre daha rekabetçi olduğudur. Teşebbüs vekillerine
göre Reina’da soruşturma konusu anlaşma yapılmamış olsaydı, o takdirde
geçmiş yıllardaki gibi tek bir firma ile münhasır anlaşma yapılacak ve noktada
tek bir markaya ait şarap bulanacaktı. Öncelikle vurgulanmalıdır ki soruşturma
konusu eylem yalnızca Reina ile imzalanan sözleşme değildir. Reina ile
imzalanan sözleşme anlaşma olarak nitelenen eylemin bir halkası
durumundadır. Söz konusu anlaşmanın çerçevesi ise, eylemin ilk emarelerinin
2003 yılında görülmesine karşın, Doluca tarafından yazılan 31.5.2005 tarihli
“Mey İşbirliği” başlıklı ve 8.6.2005 tarihli Kavmar belgelerinde çizilmektedir.
Nitekim 31.5.2006 tarihli ilk belgenin hazırlanmasından 8 gün sonra Ali 1930
Başman’dan Murat Başman’a gönderilen e-postada bu işbirliğinin detayları
belli olmaktadır. Dolayısıyla Doluca tarafından hazırlanan yazıda öngörülen
yaklaşım Kavmar tarafından benimsenmiş, 8.6.2005 tarihli belgeyle de
ayrıntılandırılmış ve 2003 yılında ilk belirtileri görülen ancak o tarihlerde fazla
uygulanmayan işbirliği, Mey’in pazara girmesiyle de birlikte yoğunluk ve
etkinlik kazanmıştır. Bu kapsamda 31.5.2005 tarihli belgede ne yapılabileceği
araştırılmış, 8.6.2005 tarihli belgede de her noktaya ortak girme düşüncesi
oluşturulmuştur. Nitekim bu belgede, sözleşmesi olan müşteriler, yeni açılan
ve sözleşme yapmak isteyen müşteriler, müşterek çalışılan sözleşmeli
müşteriler, müşterek çalışılan sözleşmesiz müşteriler, sadece bir firma ile 1940
sözleşmesiz çalışan müşteriler başlıkları altında noktalar değerlendirilerek bu
mekânların tümünde birlikte yer almanın planlandığı görülmektedir.
Her iki belgenin yanı sıra anılan tarihten sonra teşebbüslerin bu belgeler
doğrultusunda hareket etmiş olması ve yerinde incelemelerde bulunan diğer
belgeler hem Doluca’nın hem Kavmar’ın bu işbirliğine uygun davrandıklarını
göstermektedir. Bu ise her iki tarafın satış noktalarına ortak girme ve bu
noktalara girişte rekabet etmeme konusunda “anlaşma” yaptıkları sonucunu
ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla Reina sözleşmesi bu kapsam içinde
değerlendirilmeli ve bütünün bir parçası olarak yorumlanmalıdır. 1950
Bu bağlamda geçtiğimiz yıllarda yalnızca bir yerli marka şarap satılmasına
karşın bu sözleşme vasıtasıyla Reina’da iki yerli şarap markasının satıldığı
doğrudur. Ancak aynı anlaşma ithal marka şaraplara yönelik bir kısıtlama da
getirmekte, ithal şarapları iki adet beyaz ve iki adet kırmızı şarapla sınırlı
07-02/28-8
42
tutmakta ve bunun dışındaki ithal şarapların Doluca ve Kavmar’ın portföyünde
yer alan şaraplar olacağı belirtilmektedir. Oysa bu anlaşmanın olmaması
durumunda ithal şaraplarda bu şekilde bir kısıtlama olmaması muhtemeldir.
Diğer yandan mevcut soruşturma değerlendirilirken iktisatta oyun teorisi 1960
denilen teorinin gerçek hayata yansıdığı görülmektedir. Başlıca iki rakip olan
Kavmar ve Doluca arasındaki rekabetten yararlanmak isteyen satış noktaları,
noktaya giriş bedeli isteyebilmekte ve kendisine bu parayı veren teşebbüse
münhasırlığın da içinde olabileceği belli avantajlar sağlayabilmektedirler. Bu
tip noktalar özellikle üreticilerin bulunmak için önem atfettiği “A” tipi noktalar
olduğundan üreticiler bu noktalarda ürün bulundurmak için, ikinci yazılı
savunmalarda da belirtildiği gibi, istekli olmaktadırlar. Bu kapsamda satış
noktası belli bir taleple Doluca ve Kavmar’a yöneldiği takdirde teşebbüs o
noktanın talebini karşılamak veya rakibin o talebi karşılamasıyla noktada yer
alamama riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Ancak rakibiyle anlaşma yapması 1970
durumunda ve onun da bu teklifi kabul etmeyeceğini bilen üretici söz konusu
talebi kolaylıkla geri çevirebilmekte ve tavizi düşürme yoluna gidebilmektedir.
Yerinde incelemeler ve piyasa aktörleri ile yapılan görüşmeler sonucunda
mevcut durumun bu şekilde özetlenmesinin mümkün olduğu görülmektedir.
Dolayısıyla Reina tarafından istenen tavizin çok yüksek olması ve kendi
bütçelerini aşması nedeniyle teşebbüsler tarafından Reina’nın talebi üzerine
ortak sözleşme imzalandığı yorumu kabul edilse dahi mevcut sözleşme
imzalanmasaydı noktada en azından başka ithalatçılara ait daha çok marka
şarabın olması beklenebilecektir. Belki de diğer yerli üreticilerden bir veya 1980
birkaç şarap mönüde kendisine yer bulabilecekti. Ayrıca Reina’da olan söz
konusu sözleşme imzalandıktan yaklaşık 4 ay sonra düzenlenecek olan F1
açılış partisine ilişkin olan e-posta, eylemin detayları hakkında bilgi verici
niteliktedir. 16.8.2005 tarihinde İstem Akkoyunlu’dan (Doluca Yerinde Tüketim
Kanalları Müdürü) Sibel Kutman (Doluca Pazarlama Müdürü) ve Hakan
İlkkutlu’ya (Doluca Satış Müdürü) gönderilen e-posta şu şekildedir:
“…Reina: 19 Ağustos 2005 Cuma akşamı Reina’da F1 açılış partisi
gerçekleşecek. Parti 5000 kişilik. Burada da stand kurmaya çalışıyoruz.
Kavaklıdere’den Sıtkı Lebriz’i (Kavaklıdere çalışanı) aramış, herhangi bir 1990
destek yapmayacaklarını söylemiş. Ama yine de biz bir destek yapacaksak
beraber hareket etmek için öğrenmek istediklerini söylemiş…”
Bu e-posta teşebbüsler arasındaki iletişimi gösterdiği gibi teşebbüslerin
noktaya girmek amacıyla işbirliği içerisinde bulunmalarının yanında başka
konularda da ortak politika yürüttüklerine işaret etmektedir. Bir başka deyişle
birlikteliğin yalnızca yüksek nakit taviz isteyen noktalara girebilmek adına
oluşturulduğu savı geçerliliğini yitirmektedir. Nitekim raporda yer verilen birçok
belgeden de görüldüğü üzere, Reina gibi yüksek nakit taviz talep etmeyen
birçok noktada da beraber hareket edilmesi teşebbüslerce yapılan savunmayı 2000
desteklememektedir. Ayrıca bu belge yukarıda yer verilen ve oyun teorisi
merkezli yapılan yorumları da doğrulamaktadır. Nitekim bu e-posta
doğrultusunda Kavmar ve Doluca teşebbüsleri noktada yer almamışlar ancak
diğer teşebbüsün de hareketinden önceden haberdar olmak gereği
07-02/28-8
43
duymuşlardır. Bu gelişmeler sonucunda söz konusu etkinlik kapsamda
Reina’da anılan özel gecede Mey ürünleri satılmıştır.
Teşebbüsler asıl amaçlarının noktada yer almak olduğunu ve noktaya hiçbir
üreticinin girmemesi yönünde bir yaklaşımlarının bulunmadığını belirtmişlerdir.
Ancak Reina sözleşmesinde iki marka haricinde başka yerli üreticinin 2010
mekânda yer almayacağı hükmünün yanı sıra ithal ürünlere getirilen kısıtlama
da bulunmaktadır. Amacın yalnızca mekânda yer almak olduğu varsayılırsa
anılan hükümlere sözleşmede ihtiyaç duyulmayacaktır. Nitekim 9.6.2005
tarihinde Reina tarafından satış noktasındaki işleticilere yönelik yayınlanan
memorandumda rakip ürünlerin noktada kesinlikle bulundurulmayacağı, her iki
teşebbüsün de Reina depolarını kontrol etme yetkilerinin olduğu ve depolarda
bulunabilecek bir tek şişe başka firmaya ait Türk şarabının Reina işletmesini
zor durumda bırakacağı ifade edilmektedir. Yine benzer şekilde, eylemin etki
gösterdiği noktalardan Kaşıbeyaz, Sushico, Tike gibi noktalarda her iki taraf
ürünlerinin de satılıyor olmasına karşın rakip ürün satılmamasına yönelik 2020
sözleşme hükümleri bulunmaktadır.
Mevcut yapı dikkate alındığında ve Reina sözleşmesinin bu yapının bir halkası
olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Reina’nın yine aynı şartlarda Doluca
ve Kavmar ile iki ayrı sözleşme imzalaması durumunda da eylemin ihlal olarak
nitelendirileceği belirtilmelidir. Nitekim soruşturma konusu eylem Reina ile
2002/2 sayılı Tebliğ’e aykırı olarak imzalanan üç taraflı sözleşme değil, iki
firmanın noktaya birlikte girmek için işbirliği yapmaları ve bunun sonucunda
tavizleri koordine etmeleri ile Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilmesidir. Bu
eylem diğer başka noktalarda olduğu gibi Reina’da da yansıma bulmuştur. 2030
Sonuç olarak iki en büyük rakip olan ve yerinde tüketim pazarındaki pazar
payları %80’in üzerinde bulunan Kavmar ve Doluca teşebbüslerinin bu
birlikteliğinin rekabet ruhuna ve 4054 sayılı Kanun’un özüne aykırı olduğu
ortadır. Nitekim diğer unsurlar bir an için göz ardı edilse dahi Çırağan,
Changa, BTA, Fishmekan gibi noktalara, güç birliği oluşturacak şekilde birlikte
gidilmesinin dahi ihlal niteliği taşıdığı açıktır.
I.5.5. Amacın Rekabeti Kısıtlamak Olmadığına Yönelik Savunma
Doluca savunmasında, Doluca ile Kavmar arasındaki iletişimin rekabeti 2040
kısıtlamak amaçlı olmadığını, bunun iki firmanın kıyasıya bir rekabet içinde
olduklarını gösteren ve savunmada yer verilen belgelerden de
anlaşılabileceğini ifade ederek, Kavmar ile Reina gibi birkaç yerinde tüketim
noktasına birlikte girmeyi kabul etmelerinin nedeninin yerinde tüketim
noktalarının herhangi bir hesaba uymayan taviz taleplerini karşılamak
olduğunu ileri sürmektedir. Ayrıca Doluca’nın Reina gibi mekanlardaki ana
stratejisinin diğer üretici ve markaların bu tipteki noktalara girmesini
engellemek değil o noktada bulunmak olduğu ifade edilmektedir.
Kavmar da benzer şekilde, iki firma arasındaki rekabete işaret eden ve 2050
Soruşturma Raporunda da yer verilen bazı belgelere atıfta bulunarak, iki
firmanın rekabeti engellemek amacında olmaları durumunda bu belgelerde
yer aldığı şekilde davranmayacakları savında bulunmaktadır. Bununla
bağlantılı olarak Kavmar, aleyhlerine olan az sayıdaki belgenin bazı yerinde
07-02/28-8
44
tüketim noktalarından gelen ve tek bir firmanın karşılayamayacağı düzeylere
ulaşan taleplerinden ve her iki firmanın da bu noktalarda kendi ürünlerini
bulundurma saikinden kaynaklandığını belirtmektedir.
Bu savunmalar karşısında öncelikle belirtilmelidir ki, Doluca ve Kavmar
firmalarının birbirleriyle yerinde tüketim noktalarına girmek konusunda rekabet 2060
içinde olduklarını gösteren birçok belgeye yer verilmiştir. Ancak bu tür
rekabetçi belgelere karşın, tarafların bazı yerinde tüketim noktalarına birlikte
girmek üzere işbirliği yaptıklarını gösterir nitelikteki belgelerin de
bulunduğunun göz ardı edilmemesi gerekmektedir. İşbirlikçi belgelerin konu
aldığı nokta sayısı tüm yerinde tüketim noktalarının sayısıyla
karşılaştırıldığında oldukça düşüktür. Bununla bağlantılı olarak soruşturmanın
yapıldığı dönem itibarıyla pazarın geneline yansımış bir işbirliği iddiasında
bulunulmamaktadır. İşbirliğine yönelik iletişimin 2005 yılında yoğunluk
kazanması, öncelikle her iki taraf için de önemli olan “A” tipi noktaların bir
kısmını konu alması, rekabetçi belgeler de dikkate alınarak değerlendirilmiş ve 2070
işbirliğinin henüz başlangıç aşamasında olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu
sonuca ulaşılmasında etkili olan faktörlerden biri de yukarıda yer verilen
8.6.2005 tarihli Ali Başman’dan Murat Başman’a gönderilen e-postadır.
Dolayısıyla bu belge henüz başlangıç aşamasında olan ve oldukça sınırlı
sayıdaki yerinde tüketim noktalarını konu alan işbirliğinin aslında aşamalı
olarak tüm yerinde tüketim noktalarına yaygınlaştırılmasının planlandığını
göstermesi bakımından önemlidir. Bu nedenle tarafların incelemenin yapıldığı
dönem itibarıyla bazı yerinde tüketim noktaları bakımından rekabet içinde
olmaları rekabeti ihlal etmek amaçlı davranmadıklarının göstergesi değildir.
2080
Yukarıdaki açıklamalarla bağlantılı olarak değinilmesi gereken diğer bir nokta
da tarafların rekabeti kısıtlamak amacından çok, bir takım yerinde tüketim
noktalarından gelen ve tek bir firmanın karşılayamayacağı düzeyde olan
talepleri karşılamak amacıyla işbirliğine gittikleri savıdır. Bu görüşe karşı
öncelikle yine yukarıda değinilen 8.6.2005 tarihli e-postanın dikkate alınması
gerekmektedir. Bu e-postanın içeriğinden, taraflar arasındaki işbirliğinin,
yerinde tüketim noktalarından gelen taviz taleplerinden bağımsız olarak, tüm
noktalara yaygınlaştırılmasının planlandığı görülmektedir. Bu metinde, A tipi
olsun veya olmasın, yüksek seviyelerde taviz talebi olsun ya da olmasın,
herhangi bir ayrım yapılmaksızın, tüm noktaların işbirliği için hedeflendiği 2090
anlaşılmaktadır. Ayrıca söz konusu metinde geçen;
“…Müşterek çalıştığımız sözleşmesiz müşteriler;
Müşterek sözleşmeler yapılarak uzun vadeli rekabet problemleri sınırlanır….”
ifadesi müşterek sözleşmelerin Kavaklıdere tarafından, Kavaklıdere’nin
Doluca’yla ya da Kavaklıdere ve Doluca’nın üçüncü firmalarla yaşayabileceği
rekabet problemlerinin sınırlandırılmasının bir aracı olarak gördüğünü ve
amacının bu olduğunu ortaya koymaktadır.
Diğer yandan taraflar arasındaki işbirliğinin hiç nakit taviz verilmemiş olan 2100
noktaları da kapsadığı görülmektedir. Diğer bir deyişle tarafların işbirliğine
konu olan ancak sadece her türden noktaya verildiği gibi çeşitli ıskonto ve
bedelsiz ürün verilmiş noktalar da bulunmaktadır. Bunlara örnek olarak
Changa ve Sushi Co. verilebilecektir. Ayrıca nakit taviz verilmiş bazı
07-02/28-8
45
noktalarda bu tavizlerin oldukça düşük olduğu görülmektedir. Bu duruma
örnek olarak verilebilecek noktalar ise Fishmekan ve Go Mongo’dur. Bu
noktalardan Fishmekan’a Kavmar (………) YTL nakit taviz verirken, Go
Mongo’ya her iki firma da (……...)’şer YTL olmak üzere toplam (…….) YTL
nakit taviz vermişlerdir. Dolayısıyla tarafların hiç nakit taviz verilmeyen ya da
verilen ancak nakit tavizin oldukça düşük olduğu noktalar bakımından da 2110
işbirliği içinde bulundukları görülmektedir. Bu tavizlerin ise tarafların tek
başlarına karşılayamayacakları düzeyde olduğunu kabul etmek mümkün
değildir. Dolayısıyla taraflar arasındaki işbirliğinin amacının tek başlarına
karşılayamayacakları tavizleri karşılamak, böylelikle o nokta bulunabilirliklerini
sağlamak olduğunu kabul etmek de mümkün görünmemektedir. İki firmanın
da bu tür noktalarda bulunmak istedikleri bilinmektedir. Ancak firmalar bu
amaçla rekabet etmek yerine ortak strateji oluşturmayı tercih etmişlerdir.
Ayrıca konuya ilişkin olarak Sibel Kutman’dan Murat Başman’a gönderilen
20.10.2005 tarihli e-postaya da değinilmelidir. Söz konusu e-postada, 2120
“Pazartesi gelebilecek misiniz? Bir an önce görüşmemizde fayda var. Böyle
bir operasyona girecekseniz herhalde ikimiz açısından da en adil formül
İstanbul’daki tüm 5 yıldızlılarda anlaşma bitimleri itibarıyla çift marka teklif
vereceğiz diye bir karara varmak olacaktır. Yoksa her birinde ayrı ayrı savaş
başlayacak. Önce Çırağan ardından Swiss, Marmara, Hilton derken bir de
Mey tavizler iyicene fahiş boyuta gelebilir. Ne düşünüyorsunuz? Ne zaman bir
araya gelelim? Görüştüğümüzde gündemdeki diğer restoranları da bir karara
bağlarız. Haberlerinizi bekliyorum…” ifadeleri yer almaktadır. Bu ifadeler çeşitli
5 yıldızlı otellerin ne kadar taviz isteyeceklerinden ya da isteyecekleri bu
tavizlerin tek bir firma tarafından karşılanıp karşılanamayacağından bağımsız 2130
olarak tüm 5 yıldızlı otellere çift marka teklif verilmesi niyetini içermektedir.
Tüm 5 yıldızlı otellere çift marka teklif verilmesinin amacı ise aksi takdirde her
birinde ayrı ayrı başlayacak savaşın engellenmesidir. Belge, tarafların böyle
bir savaş ihtimali ve pazara Mey’in girmesiyle birlikte pazardaki rekabetin ve
verilen tavizlerin artacağı endişesi içinde hareket ettiklerini göstermektedir.
Nitekim 31.5.2005 tarihli “Mey işbirliği” başlıklı belgeye de bu endişe
yansımaktadır.
Ayrıca Doluca ve Kavmar’ın toplam pazar payları % 80’in üstündedir ve
yeterince güçlü rakipleri bulunmamaktadır. Her bir satış noktasının toplam 2140
şarap alımları içindeki payı ise çok düşüktür. Bu nedenle iki firmanın belli bir
yerinde tüketim noktası karşısında bu derece zayıf kalarak bir güç birliğine
gitme ihtiyacı içinde kaldıklarını kabul etmek mümkün değildir. Soruşturma
döneminde nokta yetkilileri ile yapılan görüşmelerde birçok nokta, Doluca ya
da Kavaklıdere şaraplarından en az birini mönülerinde bulundurmadıkları
takdirde sorun yaşayacaklarını dile getirmişlerdir. Bununla anlatılmak istenen,
taraflar gerçekten noktalardan gelen talepleri karşılamak konusunda bir
imkânsızlık içinde olsalardı bu imkânsızlığın piyasanın arz talep dengesinin
işleyişiyle hemen ortadan kalkacak olmasıdır. Nitekim böylesi bir durumda
normal olan, söz konusu imkânsızlık nedeniyle her iki firmanın da noktaya 2150
ürünlerini arz etmemesidir. Doluca ya da Kavaklıdere markalarından herhangi
birini satamayan nokta ise talep ettiği tavizi düşürmek durumunda kalacaktır.
Bir başka ifadeyle piyasanın işleyişi taviz düzeyini Kavmar ya da Doluca
firmalarından en az birinin karşılayabileceği düzeye zaten indirecektir. Ancak
07-02/28-8
46
bu durumda da tarafların noktaya girmek konusunda birbirleriyle rekabet
etmeleri gerekecektir. Oysa tarafların diğerinin o noktaya tek başına
girmeyeceği güvencesiyle hareket ettikleri, diğer bir deyişle aralarındaki
rekabeti ortadan kaldırma amacıyla işbirliğine yöneldikleri görülmektedir.
Açıklamalar çerçevesinde taraflar arasındaki işbirliğinin amacı, tavizleri 2160
ödemeyi mümkün kılmak değil, tavizleri iki firma arasındaki bir savaşı
engelleyerek mümkün olduğunca düşük tutmaktır.
I.5.6. İşbirliğinin Etki Doğurmadığına Yönelik Savunma
Doluca savunmasında, Soruşturma Heyetinin tavizlerde azalma olduğu
yönündeki tespitinin doğru olmadığını, yerinde tüketim noktalarının elde
ettikleri tavizlerde 2005-2006 yıllarında belirgin bir azalmanın olmadığını ileri
sürmektedir. Doluca bu savını iletişime konu olan noktalara, genel olarak
2004, 2005 ve 2006 yıllarında nokta bazında verilen toplam tavizler ile şişe 2170
başına tavizleri içeren bir tabloya dayandırmaktadır. Diğer yandan Doluca bu
savını temellendirmek üzere sözlü savunmada sunduğu grafiklerde ise 2004
yılının ortasından 2005 yılının ortasına kadar olan dönemi, 2005 yılının
ortasından 2006 yılının ortasına kadar olan dönemle karşılaştırmaktadır.
Doluca ayrıca Soruşturma Heyetinin tavizlerin azalması konusunda Çırağan
örneğine dayandığını ancak savunmanın ekinde gönderilen faturadan da
anlaşılacağı üzere 1.3.2006 tarihinde Çırağan’a (………) ABD doları tutarında
bir ödemenin yapıldığını ifade etmektedir. Dolayısıyla rekabetin kısıtlanması
etkisinin doğmadığı ileri sürülmektedir.
2180
Kavmar ise benzer şekilde iddia edilen koordinasyonun piyasada etkisinin
bulunmadığını, bunun rakiplerin raportörlere söz konusu iki firma arasındaki
işbirliğine yönelik herhangi bir gözlemlerinin olmadığını belirtmelerinden
anlaşılabileceğini, raporda bahsi geçen işletmelerin cirolarının Kavmar’ın
cirosuyla karşılaştırıldığında yok denecek düzeyde olduğunu, işbirliğini
gösterdiği iddia olunan yazışmaların rekabetin engellenmesi ya da
kısıtlanması sonucunu doğuracak hiçbir yanının ve etkisinin bulunmadığını
ileri sürmektedir.
Taraflar arasındaki işbirliğinin amacı aralarındaki taviz savaşını engelleyerek 2190
tavizleri mümkün olduğunca düşük seviyede tutmaktır. Bununla anlatılmak
istenen, tarafların işbirlikleriyle, tavizlerin aralarında rekabet olduğu durumda
oluşacak düzeyine müdahale ettikleridir. Bu bağlamda, tavizlerde iddia edildiği
gibi belirgin bir azalmanın olmadığı kabul edilse bile, bu durum tavizlerin
tarafların işbirliği olmasaydı yükseleceği seviyeden daha düşük bir seviyeye
yükselmediğini, ya da daha düşük bir seviyede kalmadığını göstermemektedir.
Sorun tarafların işbirliğine girerek ve bunun sonucunda tavizleri koordine
ederek tavizlerin normalde oluşacak düzeyine müdahale etmeleridir ve etki de
bu noktada doğmaktadır.
2200
Yukarıda yapılan açıklama, tarafların işbirliklerini 11 noktada hayata
geçirdikleri ve bu noktalardan 8’inde verdikleri tavizleri koordine ettikleri
yönündeki tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde tarafların işbirlikleri
07-02/28-8
47
sonucunda rekabeti kısıtlayıcı bir etkinin hiç ortaya çıkmadığının kabul
edilmesi mümkün görülmemektedir.
İkinci aşamada yapılması gereken değerlendirme ise ortaya çıkan etkinin
boyutlarının tespit edilmesidir. Konu bu yönüyle değerlendirildiğinde, tarafların
işbirliklerine konu olan ve işbirliklerini hayata geçirdikleri nokta sayısının
toplam nokta sayısıyla karşılaştırıldığında çok düşük düzeyde olması 2210
nedeniyle, ihlalin etkilerinin oldukça kısıtlı olduğu ve pazarın geneline
yansımadığı görülmüştür. Kavmar’ın işbirliğinin hayata geçirildiği noktaların
cirosunun Kavmar’ın cirosu içindeki (bu amaçla Kavaklıdere’nin cirosu yerine
tüm noktaların ciroları toplamı da dikkate alınabilecektir) payının çok düşük
olduğu yönündeki belirlemesi, işbirliğinin etkilerinin sınırlı kaldığı yönündeki
düşünceyi desteklemekte ancak etkinin hiç doğmadığını göstermemektedir.
Ayrıca Kavmar’ın, rakiplerin iki firma arasındaki işbirliğine yönelik herhangi bir
gözlemlerinin olmamasının işbirliğinin herhangi bir etki doğurmadığına işaret
ettiği yönündeki savunmasının, bu iki unsur arasında doğrudan bir neden
sonuç ilişkisi kurulması mümkün olmadığından ve rakiplerin böyle bir 2220
gözlemde bulunmamış olmalarının birçok nedeni olabileceğinden, kabul
edilmesi güçtür.
Diğer yandan ortaya çıkan etkinin boyutlarının tespit edilmesinde, tarafların
pazar gücü, noktalar karşısındaki konumları ve diğer rakiplerin yarattığı
rekabetçi baskının derecesi gibi unsurların da dikkate alınması gerekmektedir.
Kavaklıdere ve Doluca firmalarının birlikte sahip oldukları % 80’in üzerindeki
pazar payı, marka bilinirlikleri, hizmet ve dağıtım kaliteleri, ürün portföylerinin
genişliği, diğer yerli şarap üreticilerinin bu unsurlar bakımından iki firmayla
aynı güçte ve talep edilirlik düzeyinde olmamaları, ithal şarapların mevcut 2230
durumda ancak bir ölçüde rekabetçi baskı yarattıkları, bununla birlikte yerli
şarap üreticilerinin iki firmanın uygulamaları üzerinde ciddi bir rekabetçi baskı
yaratmaktan uzak olmaları gibi faktörler göz önünde bulundurulduğunda,
işbirliğinin belli bir nokta bazında rekabeti ciddi anlamda kısıtlama etkisine
sahip olduğu görülmektedir. Bu çerçevede tarafların işbirliği sonucunda
rekabeti kısıtlayıcı bir etkinin doğmadığı savunmalarını kabul etmek mümkün
değildir. Ayrıca konu işbirliğinin muhtemel etkileri bakımından
değerlendirildiğinde, işbirliğinin tüm yerinde tüketim noktalarına
yaygınlaştırılması başarılmış olsaydı, tarafların birlikte sahip oldukları pazar
gücü ve yukarıda değinilen diğer unsurlar dikkate alındığında, pazar 2240
genelinde rekabetin ciddi anlamda kısıtlanması sonucunu doğuracağının
kabulü gerekmektedir.
Bu noktada Doluca’nın tavizlerde belirgin bir azalmanın olmadığı yönündeki
savını dayandırdığı tablo ve grafiklere değinmekte fayda bulunmaktadır. Tablo
temel alınarak 2005 ve 2006 yılları 2004 yılıyla, grafiklerde ise 2005 yılı
ortasından önceki dönem, sonraki dönemle karşılaştırılmaktadır. Oysa
karşılaştırılması gereken dönemler noktanın tarafların ortak girmek
konusundaki iletişimlerine konu olduğu dönem (ve bu dönemin ardından
yapılan sözleşme/anlaşma) ile bundan önceki dönemdir (ve bu dönemde 2250
yapılmış olan sözleşme/anlaşmadır). Nitekim noktalarla yapılan anlaşmaların
dönemleri takvim yılıyla uyuşmamaktadır. Ayrıca taraflar arasındaki iletişim
2005 yılında hız kazanmakla birlikte, işbirliğini hayata geçirmek üzere o
07-02/28-8
48
dönemde sözleşmesi ya da anlaşması devam eden noktaların anlaşma ya da
sözleşmelerinin bitmesinin beklenmesi gerekmiş, dolayısıyla işbirliği ancak
iletişimin gerçekleştiği dönemden sonraki ilk sözleşme ya da anlaşma
dönemine yansıyabilmiştir ki, birçok örnekte bu süreç 2005 yılının sonlarını ya
da 2006 yılının başlarını bulmuştur. Ayrıca noktayla taraflar arasındaki
iletişime konu olmasından hemen sonra anlaşma yapıldığı varsayılsa bile,
iletişime ilişkin belgeler 2005 yılının çeşitli dönemlerine yayılmakta, dolayısıyla 2260
2005 yılı nokta özelinde tarafların işbirliği içinde olmadıkları ve oldukları iki
ayrı dönemi kapsamaktadır. Bu çerçevede hem tablodaki gibi yıl bazında hem
de grafiklerdeki gibi 2005 yılının ortası temel alınarak karşılaştırma yapılması
çok da sağlıklı sonuçlar vermeyecektir.
Noktanın taraflar arasındaki iletişime konu olmasından sonraki dönemle,
önceki dönem bazında bir karşılaştırma yapıldığında ise, işbirliğinin hayata
geçtiği noktalar arasında en sağlıklı karşılaştırma yapılabilecek olanı
Reina’dır. Bunun nedenlerinden biri tabloda yer verilen sözleşmesiz müşteriler
için anlaşma başlangıç ve bitiş tarihlerinin bulunmaması ve yine yukarıda 2270
belirtildiği üzere takvim yılıyla anlaşma dönemlerinin uyuşmamasıdır. İkinci bir
neden ise taraflar arasındaki iletişime konu olduktan sonra kendisiyle
sözleşme yapılmış noktaların bu sözleşmelerinin savunmanın hazırlandığı
dönem itibarıyla halen sürmekte olmasıdır. Bu yönüyle sözleşmeli olup da
sözleşmesi henüz bitmemiş noktalar bakımından Reina örneğinde olduğu
netlikte olmasa da kabaca bir karşılaştırma yapılabilecektir.
Taraflar arasındaki işbirliğine konu olduktan sonra imzaladığı sözleşme
uyarınca aldığı tavizin görülebildiği ve bu işbirliği sonucunda imzalanan
sözleşmesi bitmiş olan tek örnek olan Reina’ya verilen şişe başına tavizin 2280
tarafların bu noktayla 3’lü bir sözleşme yaptıkları dönemde azaldığı
görülmektedir. Ayrıca yukarıda belirtilen nedenlerle kabaca karşılaştırma
yapılabilecek 3 nokta daha bulunmaktadır ki, bunlar Çırağan, Changa ve
Tike’dir. Taraflar arasındaki iletişime 2005 yılının 10. aylarında konu olan
Çırağan’la, bu dönemden sonraki ilk sözleşme döneminde, diğer bir deyişle
1.3.2006 tarihinde yapılan sözleşme uyarınca, bu noktaya verilen şişe başına
tavizin azaldığı görülmektedir. 2005 yılının sonlarında taraflar arasındaki
iletişime konu olan Tike’ye verilen şişe başına taviz ise bir önceki
sözleşmedeki şişe başına tavize çok yakın olmakla birlikte artmıştır.
Changa’da ise 17.10.2005 tarihinde yapılan sözleşmeyle şişe başına taviz 2290
önceki döneme göre azalmıştır.
Şişe başına tavizlerin gelişimini gösteren grafiğe bakıldığında ise, öncelikle
işbirliğinin hayata geçmediği noktaları da içerdiği görülmektedir. Bununla
birlikte, yine yukarıda açıklanan nedenlerle çok da sağlıklı bir karşılaştırma
olanağı sağlamayan grafikte yer verilen ve taraflar arasındaki işbirliğinin
hayata geçtiği 4 nokta da (Changa, Fishmekan, Çırağan ve Dragon), şişe
başına verilen tavizlerde 2005 yılının ortasından itibaren azalma olduğu
gözlenmektedir.
2300
Diğer yandan Doluca’nın bu tablo ve grafikler çerçevesinde tavizler
konusunda çok net bir karşılaştırma yapmanın mümkün olmadığı, bu konuda
taviz miktarında mekanda satılan şişe sayısı, satılan şarapların fiyatları gibi
07-02/28-8
49
unsurların da etkili olduğu yönündeki saptamaya da katılınmaktadır. Ayrıca
tabloda yer verilen taviz tutarlarının YTL olarak hesaplandığı, bu yönüyle
enflasyon etkisini de içerdiği göz ardı edilmemelidir.
Çırağan’la ilgili olarak ise, her iki firmanın da bu otelle yaptıkları 1.3.2006
tarihli sözleşmelerinde herhangi bir nakit taviz görünmemekle birlikte,
Doluca’nın savunmasının ekinde sunduğu 1.3.2006 tarihli fatura dolayısıyla bu 2310
firmanın Çırağan’a (………) ABD Doları+KDV tutarında bir ödeme yaptığı
öğrenilmiştir. Çırağan Oteli’nin Muhasebe Müdürü ile yapılan görüşme
sonucu, Çırağan’ın Kavmar’dan da ödeme aldığı ve bu ödemenin Doluca’dan
alınan ile aynı civarda olduğu bilgisi edinilmiştir. Bu bilgiler çerçevesinde,
Çırağan’da tavizlerin koordine edildiği yönündeki değerlendirmede herhangi
bir değişiklik olmamaktadır. Ayrıca tablodaki bilgilere göre Çırağan’a Doluca
tarafından verilen şişe başına tavizin önceki döneme göre yine de azaldığı
görülmektedir.
I.5.7. Tavizlerin Benzer Olmasına Yönelik Savunma 2320
Doluca tarafından yapılan bir başka savunma, bazı noktalara verilen tavizlerin
birbirine yakın olmasının altında yatan başlıca sebebin söz konusu iki firmanın
tek gelirlerinin şarap olması, aynı üreticilerden üzüm, şişe gibi girdiler almaları
ve yaptıkları işin her aşamasını faturalı gerçekleştirmeleri olduğu ileri
sürülmüştür. Kavmar ise bazı noktalara verilen tavizlerin benzer olmasının
noktanın bu koşulları firmalara dikte ettirmesinden kaynaklandığını ileri
sürmektedir.
Doluca’nın bu görüşüne ilişkin olarak bazı belgelerin dikkate alınması 2330
gerekmektedir. 18.10.2005 tarihinde Murat Başman’dan Sibel Kutman’a
gönderilen e-posta’da; “…Tekrar yazıyorum. Tike teklif bekliyor bugün. Ben
sizinle görüşmeden teklif vermek istemiyorum. Siz teklifi sunmuşsunuz (Güray
Beye) Lütfen teklifinizi bir şekilde durdurunuz. Çünkü bir noktayı konuşmamız
gerekiyor…” ifadeleri yer almaktadır.
Yine Sibel Kutman’dan Murat Başman’a gönderilen 30.11.2005 tarihli e-
postada “…Mid Point 2 firmayı ayırmaya kararlı. Siz de ortak tavizin üstüne
çıkmayın lütfen…” ifadelerinin bulunduğu görülmektedir. Benzer şekilde Murat
Başman’dan Sibel Kutman’a 11.7.2005 tarihinde gönderilen e-posta ise 2340
“…BTA için sizin sorumlu kişi ile bizim İsmail Bey 13.7.2005 Çarşamba saat
11.00 randevu alsınlar mı? Görüşmeye gitsinler mi? Her iki firma olarak
teklifimiz (önerim): (…) yıllık, (……..) litre kota, fatura altı ıskonto %(…), (……)
YTL bütçe (partiler halinde.) Ben (……) YTL taviz verdim derken ıskontolar
dahil edilmişti. (……..) YTL ıskonto + (…….) YTL maddi destek partiler
halinde verilmişti. 2 firma aynı şartlarla gitmeli. Öneriniz varsa yazın lütfen.
Bizler gitmiyoruz…” şeklindedir.
Yukarıda yer verilen belgeler, Doluca ve Kavmar firmalarının noktalara birlikte
girme stratejileri sonucunda verecekleri tavizlere ilişkin iletişimde 2350
bulunduklarını bu amaçla ortak teklifler hazırladıklarını ve tavizleri koordine
ettiklerini göstermektedir. Bu belgeler ışığında tavizlerin benzer olmasının
07-02/28-8
50
savunmalarda yer verilen nedenlerden kaynaklandığını kabul etmek mümkün
değildir.
I.5.8. Teşebbüslere Özgü Savunmalar
Teşebbüslerin kendilerine özgü savunmaları ve bunların değerlendirilmesine
aşağıda yer verilmiştir.
2360
Doluca tarafından Doluca’nın tek başına veya Kavaklıdere ile birlikte
ilgili ürün pazarında (şarap pazarı) hakim durumda bulunmadığına ilişkin
yapılan savunmada rekabet hukuku uygulamalarında hakim durumdaki
firmalara özel bir sorumluluk yüklendiğinin bilindiği, ancak Rekabet Kurulu’nun
Kavaklıdere/Doluca I kararında Doluca ve Kavaklıdere’nin pazar paylarının
sırasıyla %5-10 ve %5-10, toplamda ise 10-20 olduğunun belirtildiği, bu
nedenden dolayı Doluca’nın tek başına veya Kavaklıdere ile birlikte hakim
durumda bulunmadığının açık olduğu ve söz konusu soruşturma kapsamında
Doluca ve Kavaklıdere firmalarının birlikte hakim durumlarını kötüye
kullandıkları kararına varılması durumunda ise bu firmalara geriye dönük 2370
olarak özel sorumluluk yüklenmesinin uygun olmayacağı, dolayısıyla Doluca
ve Kavaklıdere firmalarının şarap pazarında hakim durumda bulunmadıkları
yönünde karara varılmasının uygun olacağı belirtilmiştir.
Doluca ve Kavaklıdere teşebbüsleri hakkında yürütülen soruşturma 4054
sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddeleri çerçevesinde açılmıştır. Her ne kadar
soruşturma başlangıçtaki emaraler nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6.
maddeleri çerçevesinde açılmışsa da, soruşturmanın ilerleyen safhalarındaki
tespitlere paralel olarak raporda Doluca ve Kavaklıdere hakkında yer verilen
iddialar sadece 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde ihlal niteliği 2380
taşıdığı düşünülen eylemlere ilişkindir.
Doluca tarafından bayilik/distribütörlük sözleşmelerine ilişkin yapılan
savunmada, bu sözleşmelerin 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında dikey
sözleşmeler oldukları ve söz konusu sözleşmelerin sürelerinin 5 yılı aşmaması
veya belirsiz süreli olmamaları nedeniyle 2002/2 sayılı Tebliğ çerçevesinde
Kanun’un 4. maddesinin uygulanmasından muaf tutulmaları gerektiği
belirtilmektedir. Ayrıca bu sözleşmelere 2002/2 sayılı Tebliğ’ce tanınan
muafiyetin; Kavaklıdere ve Doluca’nın pazar payının Kavaklıdere/Doluca I
kararında da belirtildiği üzere, toplam %15-20 olması, pazarın yoğunlaşmamış 2390
olması, TAPDK verilerine göre pazarda 61 üretici firmanın bulunması,
girişlerin kolay olması, Doluca ve Kavaklıdere arasında iletişim olduğunu
gösteren belgelerde yer alan noktalara yapılan satışların Doluca’nın toplam
cirosunun %(…)’üne, toplam şarap pazarının ise %(…)’sine karşılık gelmesi
dolayısıyla Doluca ve Kavaklıdere arasındaki iletişimin pazarda göz ardı
edilebilecek bir etkisinin olması gibi nedenlerle geri alınmaması gerektiği ifade
edilmektedir.
Kavaklıdere/Doluca-I kararında şikayet kapsamında bir ihlal tespiti
olmamasından hareketle, derinlemesine bir incelemeye gerek duyulmaksızın 2400
TEKEL özelleştirmesindeki pazar tanımı doğrultusunda ilgili pazar “şarap
pazarı” olarak benimsenmiştir.
07-02/28-8
51
Doluca ile distribütörleri arasında akdedilen anlaşmalar dikey nitelikli
anlaşmalar olup bu anlaşmalar 2002/2 sayılı Tebliğ’e uygun sözleşmelerdir.
Bununla birlikte Kavaklıdere ile Doluca arasındaki iletişimin varlığını gösteren
belgeler yatay anlaşma niteliğindedir. Kaldı ki bu yatay anlaşma pazardaki en
büyük iki rakip arasında yapılmış ve özü itibarıyla Kanun’un 4. maddesini ihlal
edici niteliktedir. Üstelik burada söz konusu noktaların pazar içindeki payı
dikkate alınırken yerinde tüketim kanalı dikkate alınmalı ve bu kapsamdaki 2410
ciro hesaplanmalıdır. Ancak teşebbüs tarafından dikkat çekilen hususlar
bütünüyle göz ardı edilmemekte, eylemin yaygınlığı ve etkinliği
değerlendirilirken dikkate alınmaktadır. Nitekim teşebbüs vekilinin belirttiği gibi
eylemin çok yaygınlaşmadığı ve sınırlı bir etki bıraktığı kabul edilmektedir.
Belirtilmesi gereken bir başka husus, soruşturmanın konusunu Doluca ve
Kavaklıdere’nin aralarında işbirliği yapmak suretiyle eylemlerde
bulunmalarının oluşturduğudur. Dolayısıyla, Doluca ve Kavaklıdere’nin
aralarında koordinasyon olduğunu gösterir nitelikteki belgelerde adı geçen
satış noktalarıyla akdedilen tek satıcılık sözleşmeleri 2002/2 sayılı Tebliğ 2420
kapsamında Kanun’un 4. maddesinin uygulanmasından muaftır. Ancak bu
noktalarla anlaşma yapılmadan önce rakiplerle görüşmek, noktaya yönelik
ortak strateji oluşturmak ve bu noktaya verilecek tavizleri birlikte
kararlaştırmak Kanun’un 4. maddesinin ihlali anlamına gelmektedir. Ayrıca
dikey anlaşmaların grup muafiyeti kapsamında değerlendirilmesi için ön koşul,
sözleşmenin rakip olmayan tarafları arasında dikey ilişki olması gerekliliğidir.
Oysa Reina sözleşmesi nokta ile iki rakip teşebbüs olan Kavaklıdere Doluca
arasında imzalanmıştır.
Doluca, 2005 yılında Doluca ve Kavmar hakkında yürütülen 2430
“önaraştırma” ile ilgili Kurul kararında Doluca ve Kavmar’ın faaliyetlerinin 4054
sayılı Kanun’u ihlal etmediğinin belirtilmesinin, teşebbüslerin o gün itibari ile
yürürlükteki davranışlarının hukuka uygun olduğu yönünde bir intiba
yarattığını ve bu önaraştırmadan 6 ay sonra yine aynı teşebbüsler hakkında
yapılan ikinci önaraştırmanın ilk önaraştırma döneminde yapılan eylemler ileri
sürülerek soruşturmaya dönüştüğünü ileri sürmektedir.
Doluca ve Kavmar hakkındaki Kavaklıdere/Doluca I kararı, önaraştırmaya
değil, yapılan bir ilk inceleme sonuçlarına ilişkindir. İkinci olarak söz konusu ilk
inceleme, mevcut soruşturmanın konusu olan Doluca ve Kavmar’ın aralarında 2440
anlaşmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediğinin
tespiti değil, Doluca ve Kavmar’ın nihai satış noktalarıyla akdettikleri
anlaşmaların pazarı kapatıp kapatmadığının tespit edilmesi hakkındadır. Kaldı
ki bu hususa mevcut soruşturma kapsamında da değinilmiş ve anılan ilk
inceleme kararında da belirtildiği gibi herhangi bir değerlendirmenin bu
aşamada yapılmasına gerek olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Doğaldır ki
anılan ilk inceleme kararı neticesinde Doluca’nın ilk incelemede şikayete konu
olan faaliyetlerinin Kanun kapsamında ihlal olmadığına kanaat getirilmesi
teşebbüsün varsa başka ihlal niteliğinde olan faaliyetlerini devam ettirmesini
gerektirmemektedir. Bu bağlamda Doluca’nın, daha önceki bir incelemeye 2450
konu olmuş olan bazı faaliyetlerinin Kanun kapsamında ihlal olmadığına ilişkin
alınan bir kararı yanlış yorumlayarak, karara kadar sürdürdüğü faaliyetlerine
07-02/28-8
52
devam etmesi, bazı başka faaliyetleri ile Kanun’u ihlal etmesine bir mazeret
olarak görülemez.
Doluca tarafından, pek çok noktaya ilişkin eksik veya yanıltıcı bilgilerle
soruşturmanın yürütüldüğü ileri sürülerek eksik olduğu belirtilen bazı bilgilere
savunmayla beraber yer verilmiştir.
Söz konusu bilgi ve belgeler yerinde incelemelerde elde edilen bilgilerin yanı 2460
sıra teşebbüslerden elde edilen bilgilerden oluşmaktadır. Doluca tarafından
gönderilen ve eksiklikleri giderdiği iddia edilen bilgiler incelendiğinde, bu
bilgilerde değerlendirmeyi etkileyecek veya değiştirecek hiçbir yenilik ve
unsura rastlanmamıştır.
Doluca savunmasında “A” grubu yerinde tüketim noktalarına verilen
tavizlerin tüketiciye yansımadığını, bu tavizlerin tüketiciye yansıdığı varsayılsa
bile bu tarz mekanların standartlarındaki müşteriye, diğer bir deyişle fiyat ne
olursa olsun zevkine hitap eden şarabı tüketmeye devam edecek müşteriye
yansıyacağını, ancak verilen tavizler neticesinde şarap fiyatlarının 2470
yükselmesinden etkilenebilecek tüketici grubunun bu tavizlerden herhangi bir
fayda sağlayamayacağını ileri sürmektedir.
Doluca veya diğer şarap üreticileri tarafından yerinde tüketim noktalarına
verilen tavizler her zaman için tüketicilere ürünlerin fiyatlarındaki düşüş
bakımından yansımayabilmekte, bu taviz belli başka amaçlar için de
kullanılabilmektedir. Nitekim noktaya verilen tavizler neticesinde, noktanın
tüketiciler için bir cazibe merkezi haline gelmesi ya da hizmet kalitesini
artırmak için yapılan harcamalar, diğer bir ifade ile yerinde tüketim noktasının
tüketicilerin beğenisini kazanması için noktaya yapılan yatırımlar finanse 2480
edilebilmektedir. Böylelikle yerinde tüketim noktasını kullanan tüketicilerin elde
ettikleri fayda artmaktadır. Nitekim 5.5.2006 tarihinde görüşülen Zoe adlı
teşebbüsün yetkilisinin, “…Bu mekana çok büyük yatırımlar yaptık. Bu
nedenle bize verilen sponsorluk bizim için olabildiğince önemli. Daha yapmayı
düşündüğümüz çok yatırım var. Uzun vadeli düşünüyoruz, bu nedenle
sponsorluk bizim için çok önemli…” şeklindeki ifadesinden de, yerinde tüketim
noktalarına verilen tavizlerin her zaman için tüketicilere fiyat olarak
yansımasının gerekmediği, yerinde tüketim noktalarına verilen tavizlerin
tüketiciye sunulan hizmetlerin ve kalitenin artırılması için yapılacak yeni
yatırımlarda da kullanıldığı görülmektedir. Diğer yandan verilen ıskontolar, 2490
bedelsiz ürünlerin kalitesi görece düşük yerinde tüketim noktalarında noktanın
satış fiyatlarına yansıyabilecektir
Doluca, Doluca ve Kavaklıdere için son derece önemli olan ve Reina’nın
en prestijli konuklarını ağırladığı F1 gecesinde, Mey’in şaraplarına stant
kurdurulmasına engel olunmamasının Reina’da münhasırlığın ciddi anlamda
uygulanmadığının bir göstergesi olduğunu ifade etmektedirler.
F1 gecesine ilişkin 16.8.2005 tarihli e-postadan da görüldüğü üzere Doluca ve
Kavaklıdere firmaları beraber hareket ederek söz konusu gecede stant 2500
kurmamışlardır. Her iki firmanın da stant kurmaması üzerine Reina’nın 3. bir
firmaya yönelmek durumunda kaldığı anlaşılmaktadır. Bu tür
07-02/28-8
53
organizasyonlarda firmalar reklam amacıyla stant kurarak bedelsiz ürünler
dağıtmaktadırlar. İki firmanın stant kurup kurmamak konusunda birbirlerine
danışarak beraber hareket etmeleri, sadece Reina’ya girişte aralarındaki
rekabeti elimine etmediklerini, aynı zamanda nokta içindeki rekabetçi
davranışlarını da koordine ettiklerini göstermektedir. Dolayısıyla, Doluca ve
Kavaklıdere için son derece önemli olan ve Reina’nın en prestijli konuklarını
ağırladığı F1 gecesinde sadece Mey’in stant kurması, münhasırlığın ciddi
şekilde takip edilmemesinden çok iki firmanın bu konudaki işbirliğinin 2510
sonucudur. Ayrıca 9.6.2005 tarihli yazı Reina’daki münhasırlığın iki firma
tarafından ne kadar ciddi bir şekilde takip edildiğini ortaya koymaktadır.
Doluca, Ali Başman’dan Mehmet Başman’a giden “Sektörel İşbirliği
İlkeleri” başlıklı yazının Doluca tarafından sadece Kavaklıdere’ye değil Mey’e
ve Sevilen’e de gönderildiğini, bu nedenle bu yazışmanın Mey’e karşı işbirliği
olarak değil de Mey’in piyasaya girişiyle arz artışının dile getirildiği şeklinde
algılanması gerektiği ifade edilmiştir. Bu savlarını desteklemek amacıyla
Ahmet Kutman’dan (Doluca) Galip Yorgancıoğlu’na (Mey) giden ve ekinde
“Sektörel İşbirliği İlkeleri” başlıklı doküman bulunan yazışma gönderilmiştir. 2520
Yerinde incelemelerde elde edilen ve Ali Başman’dan Mehmet Başman’a
giden yazının başlığı “Mey İşbirliği”dir. Bu yazının bütünü dikkate alınarak
Mey’e karşı doğrudan bir işbirliğini içermediği düşünülebilecek olmakla birlikte,
yazıda Mey’in piyasaya girişiyle rekabetin artacak olmasının sektöre yönelik
tehditler arasında sayıldığının da göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Sonuçta
yazının ilgili kısmı Mey’in pazara girmesi dolayısıyla artacak olan rekabetten
duyulan endişeyi yansıtmaktadır. Diğer yandan bu yazının önemli bir yönü
“horeca” (hotel-restoran-cafe) grubuna yapılan fahiş ödemelerden
kaynaklanan rahatsızlığın ve buna karşı bir aksiyon planının geliştirilmesi 2530
gerekliliğinin dile getirilmiş olmasıdır. Doluca tarafından gönderilen Ahmet
Kutman’dan (Doluca) Galip Yorgancıoğlu’na (Mey) giden yazışmanın ekindeki
“Sektörel İşbirliği İlkeleri” başlıklı dokümana ulaşılamadığı için yerinde
incelemelerde elde edilen “Mey İşbirliği” konulu mailin Doluca’nın ileri sürdüğü
gibi Mey’e de gönderildiğine ilişkin sav desteklenememiştir.
Kavaklıdere tarafından söz konusu soruşturmanın Kavmar hakkında
açılmasına rağmen 21.2.2006 tarihinde bu şirket dışındaki bir teşebbüste
(Kavaklıdere) yerinde inceleme yapılmasının 4054 sayılı Kanun’un 15.
maddesinde belirtilen yerinde inceleme yetkisini aşan bir uygulama olduğu ve 2540
Kanun’a aykırı bir şekilde elde edilen delillerin aleyhlerinde kullanılmaması
gerektiği belirtilmiştir.
4054 sayılı Kanun’un 15. maddesinde “ Kurul, bu Kanunun kendisine verdiği
görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü hallerde, teşebbüs ve teşebbüs
birliklerinde incelemelerde bulunabilir. Bu amaçla teşebbüslerin veya teşebbüs
birliklerinin (a) defterlerini, her türlü evrak ve belgelerini inceleyebilir, (b) belirli
konularda yazılı veya sözlü açıklama isteyebilir ve (c) teşebbüslerin her türlü
malvarlığına ilişkin mahalinde yerinde incelemeler yapılabilir...” denilmektedir.
Bu çerçevede Raportörlerce Kavmar ve Kavaklıdere’de yerinde inceleme 2550
yapılmıştır. Her ne kadar Kavaklıdere Şarapları A.Ş. hakkında soruşturma
açılmamış olsa da, Kavaklıdere Şarapları A.Ş. ve Kavmar Pazarlama A.Ş.’nin
07-02/28-8
54
aynı gruba ait olmaları ve Kavmar Pazarlama A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi
olan Ali Başman’nın ofisinin Kavaklıdere Şarapları A.Ş.’de olması nedeniyle
ilgili teşebbüste yerinde inceleme yapılmıştır. Ayrıca Kavaklıdere Şarapları
A.Ş.’de yapılan yerinde incelemenin sadece Ali Başman’ın ofisi ve
sekretaryasıyla sınırlı kalması, söz konusu yerinde incelemede 4054 sayılı
Kanun’un Raportörlere verdiği yetkilerin iddia edildiği gibi aşılmadığının bir
göstergesidir. Zaten raportörlerin yetki belgesinde, yerinde inceleme sırasında
Raportörün yalnızca soruşturma açılan teşebbüsle sınırlı olduğuna dair 2560
herhangi bir ifadeye yer verilmemiş, yerinde incelemenin gerekli görülen
teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde yapılabileceği belirtilmiştir. Sonuç olarak
Kavaklıdere ve Kavmar rekabet hukuku kapsamında aynı ekonomik bütünlük
içinde yer alan teşebbüsler olduğundan, savunmada konuya ilişkin hususlara
katılmak mümkün değildir. Üstelik Kavaklıdere’nin merkezinde Ali Başman’ın
ofisinde yapılan yerinde inceleme sonucunda alınan belgelerin hiçbiri
kullanılmamıştır.
Kavaklıdere, şarap sektöründe kayıtdışı üretimin diğer sektörlere göre
çok fazla olduğunu, piyasaya giriş engeli bulunmadığını, sektörde çok sayıda 2570
üretici firmanın faaliyet gösterdiğini, ithalatın serbest olması ve Tekel’e ait olan
alkollü içki üretim bölümünün özelleştirilmesi nedeniyle sektördeki rekabetin
çok arttığını belirterek, sektördeki payı %10-20’yı aşmayan iki firmanın pazarı
etkileyecek büyüklükte bir rekabet ihlali gerçekleştirmelerinin mümkün
olmadığını ileri sürmüştür.
Kayıtdışı üretimin sektör üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu, sektörde çok
sayıda üreticinin faaliyet gösterdiği, pazara giriş engelinin bulunmadığı,
ithalatın yerli üreticiler üzerinde baskı yaratmaya başladığı ve özelleştirme
sonrası Mey’in sektördeki rekabeti artırdığı bilinmekte, geçtiğimiz yıllara göre 2580
rekabetin önümüzdeki dönemde daha da artması beklenmektedir. Ancak
yukarıda da gerekçeleriyle birlikte belirtildiği üzere, şarap üretimi yapmanın
kolay olmasına karşın yurt genelinde faaliyet gösteren ve bütün şarap
çeşitlerini üreten büyük çapta fazla teşebbüsün olmadığı ve yerinde tüketimde
bu değişimin zaman alacağı vurgulanmalıdır. Bu noktadan hareketle ilgili ürün
pazarında ülke genelinde etkin bir şekilde faaliyet gösteren teşebbüs sayısının
şarap üreticilerinin sayısıyla kıyaslandığında oldukça az olduğu görülmüştür.
Elde olan pazar payı verileri dikkate alındığında yerinde tüketim noktalarında
Kavaklıdere ve Doluca’nın önemli pazar paylarına (%80-90) sahip olduğu
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla savunmada iddia edildiği gibi iki teşebbüsün son 2590
derece düşük pazar payıyla bir araya gelerek pazarı etkilemelerinin mümkün
olmadığı tezi gerçeği yansıtmamaktadır. Bununla beraber, eylemin pazara
etkisi sınırlı boyutta kalmıştır. Ayrıca teşebbüsler arasında yapılan rekabeti
kısıtlayıcı anlaşmaların 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal etmeleri için
ilgili ürün pazarında önemli etki(ler) doğurmasına gerek bulunmamaktadır. Bu
husus ancak idari para cezası verilmesi durumunda cezanın miktarının
belirlenmesi bakımından bir önem taşımaktadır
Kavmar belgelerde yer alan görüşmelerin pazardaki alıcıların güçlü
konumda olmalarından kaynaklandığını, alıcıların bu güçlü konumları 2600
nedeniyle baskıcı bir yöntemle kendilerine yönelik yoğun taleplerinin
bulunduğunu ileri sürmektedir. Kavmar’ın amacının diğer firmaların bu
07-02/28-8
55
noktalara şarap satmasını engellemek değil, müşteri kaybetmemek olduğu ve
taleplerin alıcılar tarafından geldiği belirtilmektedir. Ayrıca bu noktalarda
satılan şarapların toplam şarap pazarı içindeki payının çok düşük olduğu ve
tüm bu nedenlerden dolayı Kavmar tarafından piyasayı etkileyecek büyüklükte
herhangi bir rekabet ihlali gerçekleştirilmediği öne sürülmektedir.
Kavaklıdere ile Doluca hakkında yürütülen soruşturmanın konusu, iki firmanın
aralarında, noktalara birlikte girmek amacıyla işbirliği yaparak ortak teklifler 2610
sunmalarıdır. Kavmar ve Doluca’nın ortak staretejileri sonucunda birlikte
girdikleri bazı noktalarda üçüncü bir yerli marka şarabın satılması doğrudan ya
da dolaylı olarak engellenmiştir Söz konusu eylemlerin satış noktalarının
baskısı ve isteği üzerine yapıldığı varsayılsa bile, bu durum Kavmar’ın 4054
sayılı Kanun’u ihlal ettiği gerçeğini değiştirmemektedir. Kaldı ki tüm noktalar
benzer bir yaklaşım sergilememektedir. Ayrıca tek başlarına noktaların,
pazarın % 80’inden fazlasına sahip lider iki firma karşısında iddia edildiği
kadar güçlü konumda olduklarını kabul etmek de güçtür.
Bunun yanında Kavmar ve Doluca’nın ilgili ürün pazarında önemli pazar 2620
payına sahip oldukları görülmektedir. Dolayısıyla bu iki teşebbüsün pazarda
rekabeti bozan anlaşmalar akdetmelerinin pazar kapsamında bir etki
yaratmadığını söylemek mümkün değildir. Yukarıda belirtildiği ve aşağıda da
ayrıntılı olarak inceleneceği üzere eylemlerin pazarda etkisi olduğu görülmüş
ancak bunun sınırlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Kavaklıdere tarafından Doluca ve Kavaklıdere firmalarının birbiriyle
kıyasıya rekabet ettikleri ve bu rekabet nedeniyle de birbirleri hakkında bilgi
topladıkları ve iki firma arasında bir iletişim olduğunu gösteren belgelerin de
bu türden belgeler olduğu ifade edilmektedir. 2630
Doluca ve Kavaklıdere firmaları arasında bir iletişim olduğunu gösteren
belgelere yukarıda yer verilmiştir. İddia edildiği gibi bu belgelerin rakip
faaliyetlerinin ne olduğunun öğrenilmeye çalışıldığı belgeler olmadıkları, söz
konusu belgelerin rakibiyle birlikte hareket ederek belli bir noktanın pazarlık
gücünü kırmaya çalışan ve bazı durumlarda 3.bir firmanın noktaya girmesini
önleyecek sonuçlar doğuran, 2 lider firmanın birbiriyle olan iletişimini gösteren
belgeler olduğu net bir şekilde görülmektedir. Kaldı ki rakibi hakkında bilgi
toplamanın yolu rakiple koordinasyon doğurucu görüşmeler yapmaktan
geçmemektedir. 2640
Ancak şunun da altı çizilmelidir ki, bu teşebbüslerin bütün satış noktaları
bazında bir iletişim içerisinde olduklarına dair bir tespit yapılamamıştır.
Kavmar ve Doluca’nın aynı zamanda rekabet içerisinde olduğu da
görülmektedir. Ancak aşağıda da ayrıntılı olarak değinileceği üzere bu iki
teşebbüs öncelikle “A” tipi nokta olarak adlandırılan ve pazar kapsamında
tüketimi uyarıcı ve reklam adına önem taşıyan noktalara girerken soruşturma
konusu eylemlerde bulunmuşlardır.
Kavmar, Rekabet Kurulu’nun Kavmar ve Doluca hakkında açtığı 2650
soruşturma kararında bulunan 2 Rekabet Kurulu Üyesinin karşı oy
gerekçelerinin kendilerine tebliğ edilmemesinin Kanun’un 52. maddesine
07-02/28-8
56
aykırı olduğunu ve Danıştay’ın bu konu hakkında verdiği kararlardan bilindiği
üzere karşı oyların bulunmasının gerektiğini belirtmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 52. maddesi Rekabet Kurulu tarafından verilen kararlar
için hazırlanan gerekçeli kararlarda bulunması gereken unsurları
düzenlemektedir. Bu maddede unsurları düzenlenen husus nihai kararlardır.
Ara karar niteliğindeki Doluca ve Kavaklıdere’ye soruşturma açılması kararı
için ayrıca bir gerekçeli karar hazırlanmamaktadır. Nitekim Danıştay 2660
tarafından bu nedenle bozulan Kurul kararlarının hepsi karşı oy gerekçelerine
yer verilmeyen nihai kararlar olup ara kararlar değillerdir. Ayrıca ara kararlarda
önemli olan, kararın hangi yönde alındığıdır. Dolayısıyla Kavmar hakkındaki
soruşturma kararında kullanılan karşı oyların gerekçelerinin
gönderilmemesinin bir usul hatası olduğu iddiasına katılmak mümkün değildir.
Bununla beraber Soruşturma Raporu’nun ek dizininin 2. sırasında sehven
“önaraştırma kararı” şeklinde belirtilerek yer verilmiş olan soruşturma
açılmasına dair 26.1.2006 tarih ve 06-04/63-M sayılı karar ek görüşün
tebliğinin akabinde talep edilen eklerden gönderilmesi uygun bulunanlarla
beraber tekrar gönderilmiştir. 2670
Kavmar tarafından savunmada yer verilen başka bir görüş, kendilerine
tebliğ edilen Soruşturma Raporu’nda Kavmar hakkındaki bir kısım bilgiler ve
değerlendirmelerin ticari sır oldukları gerekçesiyle silinmiş olmasının (pazar
payları gibi) bunlara karşı savunma yapılmasını engellediği iddiasıdır.
Taraflara tebliğ edilen Soruşturma Raporu’nda Kavmar’ın savunma yapmasını
engelleyecek herhangi bir yaklaşıma girilmemiş, ticari sır niteliğinde olmayan
ve Kanun’a aykırı davranıldığı isnat edilen her türlü bilgi ve belge
gönderilmiştir. Üstelik bilindiği gibi Kurul Kanun’un 44. maddesi gereği 2680
savunma hakkı vermediği unsurlara yönelik karar alamamaktadır. Bir kısım
bilgilerin ticari sır gerekçesiyle çıkartılmış olması, Kavmar’ın bunlara karşı
savunma yapamayacağı anlamına gelmemektedir. Bu silinen bilgiler arasında
tarafların yaptığı ıskontolar, pazar stratejileri gibi hususlar bulunmaktadır.
Kavmar’ın silindiğini söylediği pazar payı bilgileri ise silinmemiş, bu bilgilere
aralık olarak yer verilmiştir. Kaldı ki Kavmar ve Doluca’nın ilgili pazardaki
toplam pazar paylarının yaklaşık ne olduğu bilgisi de verilmiştir. Diğer yandan
bu yönde bir yöntem benimsenmemiş olsaydı teşebbüslerin Kanun’un 25.
maddesine aykırı davranılması suretiyle ticari sırlarının açıklandığı şeklinde bir
savunma yapacak olmaları da oldukça muhtemeldir. 2690
Kavmar Kaşıbeyaz gibi pek çok nokta ile tek satıcılık anlaşması
imzalamış olmasına ve sözleşmelerinde açık bir şekilde ceza-i şart içermesine
karşın müşterileri ile olan ileriye dönük ilişkilerini bozmamak gibi stratejiler ve
ticari kaygılar gereği hukuki bir yaptırım uygulama tarzını benimsemediklerini
ve bu nedenle Kavmar’ın Doluca’nın o noktada bulunmasını kabullenmelerinin
“göz yummak” olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etmişlerdir.
Yerinde incelemelerde elde edilen belgelerde Kavaklıdere ile sözleşmesi
bitmekte olan Kaşıbeyaz’da, yeni dönemde çift marka yer almak için Doluca 2700
ve Kavaklıdere’nin görüşmeler yaptıkları ve teşebbüslerin bu amaçla
5.10.2005 tarihinde başlayan yazışmalarda bulundukları görülmektedir. Bunun
07-02/28-8
57
sonucunda da Kaşıbeyaz 1.1.2006 tarihinde Kavmar ile münhasırlık içeren bir
sözleşme imzalamıştır. Ancak söz konusu sözleşmenin fiili durumda
uygulanmadığı, 8.5.2006 tarihinde raportörlerin Kaşıbeyaz yetkilisi
(……………) ile yaptıkları görüşmede tespit edilmiştir. Bu görüşmede mönüde
her iki firmanın ürünlerinin bulunduğu ve her iki firmadan da mahzen grubu
dışındaki şaraplarda %(…) ıskonto alındığı ifade edilmiştir. Kaşıbeyaz’a
birlikte girmenin hedeflendiğini gösteren belgeler, Kavmar’ın Kaşıbeyaz ile
cezai şart içeren münhasır anlaşması olmasına rağmen Doluca ürünlerinin 2710
mönüde yer alması ve Kavmar’ın buna karşı herhangi bir eylemde
bulunmamasıyla birlikte değerlendirildiğinde Doluca ile Kavmar arasındaki
iletişimin sonuç verdiği kanaatini perçinlemiştir. Nitekim benzer şekilde Tike ile
Doluca’nın münhasır anlaşması olmasına karşın bu noktada Kavaklıdere
ürünlerinin satıldığı belirtilmelidir. Ayrıca söz konusu noktalarda anılan iki
teşebbüs dışında başka bir yerli üreticinin mönüde yer almaması dikkat
çekicidir. Bu soruşturma çerçevesinde teşebbüslerin davranışlarına bir bütün
olarak bakılması gerekmektedir. Bu bütünlük içinde bakıldığında teşebbüslerin
Kaşıbeyaz’da sergiledikleri tutum belgelerle ortaya konan işbirliğine uygun
davrandıklarının bir göstergesidir. 2720
Kavmar tarafından, soruşturmada yer verilen belgelerin nitelikleri
itibarıyla ihlale yönelik delil oluşturamayacağı öne sürülmüştür.
Rekabet ihlalinin ortaya konmasında kullanılabilecek belge ve deliller bu
hukuk dalına özgü bir niteliğe sahiptir. İhlalin ortaya çıktığına dair çeşitli delil
ve emareler, ekonomik gerçeklerle bütünlük oluşturacak şekilde bir bütün
olarak değerlendirilerek göz önüne alınmaktadır. Bu doğrultuda örneğin, 4.
madde kapsamında bir ihlalin araştırılmasında sadece teşebbüsler arasında
işbirliğini doğrudan ortaya koyacak belgeler değil bu işbirliğinin varlığına 2730
emare oluşturabilecek belgeler de kullanılabilmektedir. Sonuçta aleyhte ve
lehte delil ve belgeler hem kendi içlerinde hem de birbirleriyle bir bütün olarak
değerlendirilerek sonuca ulaşılmıştır.
J. GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
J.1. Teşebbüsler Arasındaki İletişimin Boyutu
Doluca ve Kavmar’ın üst düzey yetkilileri arasındaki e-posta trafiğine ilişkin
yerinde incelemeler kapsamında tespit edilen ilk belgeler 2003 yılının Ağustos 2740
ayına aittir. Bu yazışmalarda iki teşebbüsün üst düzey yetkilileri olan Murat
Başman ve Sibel Kutman’ın Zarifi Ankara, Yunan Restoran, Dragon gibi
noktalara ortak girme konusunda anlaştıkları, Reina’da yer alan işletmelere
yapılan satış bilgilerini birbirleriyle paylaştıkları ve aynı zamanda bazı
rekabetçi konularda bilgi alışverişinde bulundukları görülmektedir. Şöyle ki
Murat Başman tarafından Sibel Kutman’a 8.8.2003 tarihli e-posta metni ile
Zarifi ve Dragon için yaptığı “ortak girelim” teklifine, Sibel Kutman tarafından
aynı gün Murat Başman’a gönderilen e-posta metnindeki “Zarifi ve Dragon’da
kesinlikle ortak çalışalım.” ifadeleriyle yanıt verilmesi, tarafların sayılan
noktalara birlikte girmek konusundaki mutabakatlarını ve karşılıklı irade 2750
açıklamalarını ortaya koymaktadır. Bu e-posta metinlerinin ekinde Kavaklıdere
ve Doluca firmalarının Reina’da yer alan bazı yerinde tüketim noktalarına kaç
07-02/28-8
58
şişe şarap sattıklarına ve bu noktalardan ne kadar ciro elde ettiklerine ilişkin
bilgileri birbirlerine gönderdikleri anlaşılmaktadır. Bu noktada belirtilmesi
gereken husus ağırlıklı olarak iki teşebbüsün adı geçen iki yöneticisinin e-
posta aracılığıyla iletişime geçtiği ve anılan şahısların sürecin yönlendiricisi
olduğudur.
2003 yılına ait ve iki yetkilinin iletişimini gösteren 2 belge bulunmaktadır. 2004
yılına ait de belge vardır. Antalya Bölge Müdürü’nün Doluca Satış Müdürü’ne 2760
göndermiş olduğu bu e-postadan “Hamam Bistro” isimli restorana Kavaklıdere
ile birlikte teklif verdikleri ve tekliflerinin birbirlerine yakın olduğu görülmektedir.
Her ne kadar dosya kapsamında 2003 yılına ait 3 adet belge ve 2004 yılına ait
1 belge olsa da, iletişim ağırlıklı olarak 2005 yılının ilk dönemlerinde söz
konusu olmuş, yılın ortasına doğru hız kazanmış ve rekabetçi yapıyı
etkilemiştir. Bu belgeler genel olarak ele alındığında, hem taraflar arasındaki
işbirliğinin boyutlarının ve genel prensiplerinin belirlenmesini, hem yerinde
tüketim noktalarına birlikte girme stratejisinin teker teker belli bazı yerinde
tüketim noktaları bazında uygulanmasının ayrıntılarını içerdikleri
görülmektedir. 2770
Nitekim 4.2.2005 tarihli Kavmar’a ait belgede Doluca ile paralel ve aynı
şartlarda çalışılacağı hususunda ortak karar alındığı belirtilmektedir. Yine
8.2.2005 ve 12.2.2005 tarihli belgelerden bu sefer Murat Başman ve Doluca
Kurumsal İşler Müdürü Murat Oral’ın telefon görüşmeleri yaptığı,
görüşmelerde müşterilere uygulanacak fiyat ve şartların görüşüldüğü, ayrıca
fiyat geçişlerinin biran önce gerçekleştirilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
24.5.2005 tarihinde Reina ile sözleşme imzalanmasını takiben Doluca
tarafından hazırlanan “Mey İşbirliği” başlıklı 31.5.2005 tarihli yazı ile iki 2780
teşebbüs arasındaki işbirliğinin boyutlarının çizilmeye başlandığı
görülmektedir. Bu yazıda önde gelen şarap üreticisi firmaların piyasadaki
“başıbozuk” uygulamalar nedeniyle rahatsız oldukları ve rekabet ortamının
çerçevesini belirlemeye dönük düzenlemeler içerisinde bulundukları ifade
edilerek üzerinde mutabık kalınan konulara ne derece uyulduğunun tespiti
amacıyla şeffaflığa dayanan bir iç denetim mekanizmasının geliştirilmesinin
gerektiği belirtilmektedir. İlave olarak 8.6.2005 tarihli iki teşebbüsün müşterek
çalışma prensiplerine ilişkin belge ile bu işbirliğinin ayrıntılarının oluşturulmaya
başlandığı görülmektedir. Şöyle ki müşteriler “Sözleşmesi olan müşteriler”,
“Yeni açılan ve sözleşme yapmak isteyen müşteriler”, “Müşterek çalıştığımız 2790
sözleşmeli müşteriler”, “Sadece bir firma ile sözleşmesiz çalışan müşteriler”
gibi gruplara ayrılmış ve sözleşmesi olsun ya da olmasın tüm müşterilerle
Kavmar ve Doluca firmalarının müşterek sözleşme yapmaları öngörülerek,
gruplara göre ne zaman ve nasıl müşterek sözleşmeler yapılacağının kuralları
belirlenmiştir. Burada dikkat çekici nokta, 31.5.2005 tarihli belgenin Doluca,
daha çarpıcı olduğu düşünülen 8.6.2005 tarihli belgenin ise Kavaklıdere
tarafından hazırlanmasıdır. 8.6.2005 tarihli yazıda her bir noktaya ortak girme
konusunda prensipler belirlenmektedir. Bunun ardından, önemli bir yerinde
tüketim noktası olan İstanbul-Hava Limanı tedarikçisi BTA ile ilgili görüşmeleri
hakkında Murat Başman ve Sibel Kutman arasındaki e-posta görülmekte olup 2800
bu yazışmada teşebbüsler, noktaya ilişkin ortak tekliflerini görüşmekte ve
07-02/28-8
59
strateji oluşturmaktadır. Ayrıca belgeden BTA ile yapılan görüşmeye iki
teşebbüsün yetkililerinin birlikte katılacağı anlaşılmaktadır.
Bunlara ilave olarak 8.9.2005 tarihli belgede iki restorana yönelik olarak
hakkında ortak plan geliştirildiği görülmektedir. Changa Restoran’la yapılan
görüşmeleri gösteren 22.9.2005, 7.10.2005 ve 13.10.2005 tarihli belgeler de
iletişimin boyutlarını sergilemektedir. 29.9.2005, 5.10.2005, 7.10.2005
17.10.2005, 18.10.2005, 16.11.2005, 18.11.2005, 26.11.2005, 29.11.2005 ve
30.11.2005 tarihli belgelerde Murat Başman ve Sibel Kutman’ın birçok nokta 2810
hakkında görüştüklerinin tespiti yapılmıştır. Ayrıca adı geçen şahısların
Çırağan Oteli hakkında görüştükleri ve Çırağan Oteli yetkililerini çift marka
bulundurmak konusunda ikna ettikleri 18.10.2005, 20.10.2005, 11.11.2005,
16.11.2005 ve 29.11.2005 tarihli yazışmalarında yer almaktadır. Murat
Başman ve Sibel Kutman’ın 20.10.2005 tarihli yazışmalarında İstanbul’daki
tüm beş yıldızlı otellere birlikte çift marka teklifi verilmesinin iki taraf açısından
da adil olacağı, aksi takdirde her otelde “ayrı ayrı savaş” başlayacağı, Mey’in
de girmesiyle tavizlerin artabileceği belirtilmektedir. Bu kapsamda Sibel
Kutman ayrıca, bir araya gelerek diğer restoranları da bir karara bağlamayı
teklif etmektedir. 11.11.2005 tarihli yazıda da “Swiss Oteli planlarız” ve “nokta 2820
başına litre satışları paylaşacak mıyız” ifadelerinin yer alması; ilave olarak
16.11.2005 ve 29.11.2005 tarihli belgelerde anılan otele yönelik ifadeler, beş
yıldızlı otellere ilişkin ortak stratejinin başladığını göstermektedir. Hatta
18.10.2005 tarihli belgede iki firmanın sözleşmesi bitecek müşterilerinin
tarandığı belirtilmektedir. Ayrıca 7.10.2005 tarihli Carrefour-Gima, 29.11.2005
tarihli Migros içerikli belgeler teşebbüslerin zincir marketler hakkında da
görüştüklerini göstermektedir. Bu kapsamda 26.11.2005 tarihli belgede
Migros-Tansaş konusunda işbirliği yapılması gerekliliği Murat Başman’dan
Sibel Kutman’a iletilmektedir. Yukarıda yer verilen belge ve bulgular Doluca ve
Kavaklıdere teşebbüsleri arasında rekabetçi davranışların koordine edilmesi 2830
amaçlı yoğun bir iletişim olduğunu göstermekte ve bu iletişimin kanallar
bazında yayılmaya başladığı izlenimini yaratmaktadır.
Diğer yandan bu iletişimin yalnızca anılan iki kişi arasında sınırlı kalmadığı,
16.8.2005 tarihli belgede de görüldüğü üzere, Kavaklıdere bölge satış
koordinatör yardımcısı olan Sıtkı Sırtanadolu’nun Doluca’nın Yerinde Tüketim
Kanalı (On Trade) Müdürü İstem Akkoyunlu ile rekabetçi konularda karşılıklı
görüştüğü anlaşılmaktadır. Bu bilgilere ilave olarak, 9.11.2005 tarihli belgede
Fishmekan isimli restoranla görüşmeye Kavaklıdere’den Bölge Satış
Koordinatörü (Şakir Akışık) ve Doluca Yerinde Tüketim Kanalı Müdürü İstem 2840
Akkoyunlu’nun birlikte gittikleri tespit edilmektedir. Ayrıca 21.11.2005 tarihli
belgede de görüldüğü üzere söz konusu iki yöneticinin Murat Başman ve Sibel
Kutman’ın bilgisi dahilinde birlikte teklif hazırlayarak Midpoint ve Sushi-Co
unvanlı restoranlarla beraber görüşmeye gideceklerinin bilgisine
ulaşılmaktadır. İki yöneticinin yoğun ve koordineli iletişimini gösteren bir başka
belge 10.10.2005 tarihli belgedir. Ayrıca 17.3.2005 tarihli belgede Kavaklıdere
ve Doluca satış temsilcilerinin birbirleriyle rekabetçi konularda görüşmüş
olduklarının tespiti yapılmıştır. Bu belgeler görüşmelerin yalnızca Sibel
Kutman ve Murat Başman arasında olmadığını, diğer yöneticiler arasında da
iletişim bulunduğunu gösterir niteliktedir. Diğer yandan Murat Başman ve Sibel 2850
Kutman arasında rekabetçi konularda iletişim olduğuna dair bilgi daha alt
07-02/28-8
60
kademedeki yöneticilerce de bilinmektedir. Nitekim İstem Akkoyunlu
tarafından yazılan 21.10.2005 tarihli belgede Sibel Kutman’ın İstanbul Jazz
Club’a Kavaklıdere ile birlikte davranma konusunda Kavaklıdere’ye mesaj
atması önerilmektedir.
Bunların yanı sıra, daha alt kademedeki çalışanlar arasında iletişim olduğunu
gösteren belgeler de yerinde incelemelerde elde edilmiştir. Nitekim Doluca
Muğla Bölge Müdürü tarafından yazılan şirket içi e-postadan Kavaklıdere
Bölge Koordinatörü ile karşılaşmasında iki nokta hakkında görüştükleri bilgisi 2860
edinilmektedir. Ayrıca Doluca Antalya bölgesi eski satış personeli Nazan
Bakırcı tarafından verilen haftalık raporlarda bu husus görülmektedir. Nitekim
21-26/2/2005 haftasına ait belgede Kavaklıdere’nin personeli ile yaptığı
görüşmede “önemli yerlerde paslaşmayı kararlaştırdıklarını” iletmektedir. Aynı
kişi 16. ve 17. haftaya yönelik değerlendirmelerinde de Kavaklıdere ekibiyle
iletişim içinde olduğunu ve iki tarafın bazı rekabetçi konuları görüştüğünü
belirtmektedir.
Sonuç olarak ağırlıkla üst düzey yöneticiler olmak üzere her iki teşebbüs
çalışanlarının birbirleriyle rekabetçi konularda iletişim içinde oldukları, yerinde 2870
inceleme sırasında elde edilen belgelerden görülmektedir.
J.2. Soruşturma Konusu Eylem ve Eylemin Hukuki Boyutu
Kavmar ve Doluca teşebbüsleri hakkında yürütülen soruşturmanın konusunu
oluşturan eylem adı geçen teşebbüslerin bazı yerinde tüketim noktalarına
birlikte girmek için işbirliği içinde bulunmaları olup, eylemin bu yapısıyla atipik
bir nitelik taşıdığı söylenebilecektir. Tanımlanan ilgili ürün pazarı
çerçevesinde, “her şey dahil sistemiyle çalışan oteller hariç şarap yerinde
tüketim pazarı” ağırlıklı olarak otel, restoran, bar, cafe gibi noktalardan 2880
oluşmaktadır. Her noktanın kendi müşteri kitlesi ve ticaret anlayışına göre
şarap satın alırken farklı stratejileri bulunmaktadır. Bu noktalardan bazıları
teşebbüsten alacağı sponsorluk veya tek satıcılık bedeli karşısında yerli
şarapta tek bir marka şarap satmaktadır. Bu noktalardan bazıları aynı
teşebbüsle ithal şarap için de anlaşırken bazı noktalar ithal şarabı başka bir
teşebbüsten almayı tercih edebilmektedir. Bazı noktalar ise iki yerli markayı
noktasında bulundurmak istemektedir. Yine bu noktaların bir kısmı söz konusu
iki yerli markanın ithal ettiği şarapları alırken diğer bir kısmı üçüncü bir
firmadan ithal şarap portföyünü oluşturmaktadır. Geriye kalan diğer noktalar
ise birçok şarap markasını müşteriye sunmaktadır. Ancak ikiden fazla yerli 2890
şarap üreticisi ile çalışan satış noktalarının pazarda az sayıda olduğu
görülmektedir.
Bu kapsamda yerli şarap üreticileri noktalarda yer alabilmek için önemli bir
rekabet içindedirler. Şarap pazarının yaklaşık olarak yarısını yerinde tüketimin
oluşturduğu dikkate alındığında bu pazarın piyasa için önemi ortaya
çıkmaktadır. Tek bir marka şarap üreticisi ile çalışmak isteyen teşebbüsler bu
noktada kendilerine en iyi tavizi veren üreticiyi tercih etmektedirler. Ancak
birçok restoran ki bunların içinde “A” tipi restoranların önemli bir kısmı
bulunmaktadır, Kavaklıdere veya Doluca dışında üçüncü bir yerli üreticiyle 2900
çalışmayı belli sebeplerle istememektedirler. Dolayısıyla bu noktalar ağırlıklı
07-02/28-8
61
olarak anılan iki teşebbüse yönelmek suretiyle bu iki firmanın verebileceği en
yüksek tavizi almaya çalışmakta ve bu kapsamda her iki teşebbüs arasındaki
rekabetten faydalanmaktadır.
Bu aşamada pazarda rekabetin oluştuğu alana kısaca değinmek gerekecektir.
Bilindiği gibi her pazarda pazarın kendi dinamikleri çerçevesinde rekabetin
farklı boyutları önem taşımaktadır. Birçok pazarda ürün fiyatı en önemli
rekabet etme aracıyken, bazı pazarlarda satış sonrası hizmet, teslim şartları,
servis gibi fiyat dışı unsurlar da büyük rol oynayabilmektedir. Dolayısıyla 2910
teşebbüslerin bu unsurlardan hangilerini bir anlaşma veya uyumlu eylem
yoluyla tespit etmelerinin rekabeti daha fazla kısıtlayıcı olduğunun
değerlendirmesi somut olayın özellikleri dikkate alınarak yapılmalıdır.
Bu noktada, teşebbüslerin ne tür araçlar kullanarak birbirleriyle rekabet
ettiklerinin şarap yerinde tüketim pazarı bakımından değerlendirilmesinde
fayda bulunmaktadır. Şarap yerinde tüketim pazarında, “taviz” olarak
nitelendirilen unsurun önemli bir rekabet etme aracı olduğu görülmektedir.
Özellikle Doluca ve Kavaklıdere firmaları gibi belli bir ürün kalitesi bulunan,
benzer marka imajı, ürün portföyü ve ürünün arzı ve dağıtımı yönünden 2920
eşdeğer hizmet kalitesine, benzer kurumsallaşma düzeyine sahip iki firma
bakımından tavizler başlıca rekabet etme araçlarından biridir. Bir başka
deyişle tavizler, ürünün satış koşulları anlamı taşımakta olup eşdeğer iki
üretici arasından karar vermek durumunda olan alıcı için esaslı unsurdur.
Nitekim yerinde tüketim noktası hangi firmanın ürününü alacağına karar
verirken hangi firmanın daha avantajlı taviz teklif ettiğini göz önünde
bulundurmaktadır. Dolayısıyla her iki firmanın da kendi ürünlerinin daha fazla
satılmasını ve daha fazla sayıda noktada yer almasını sağlamak üzere
birbirleriyle rekabet ederken verdikleri tavizleri bir araç olarak kullanmaları
gerekmektedir. 2930
Taviz kavramı ise bu pazarda birkaç alt unsurdan oluşmaktadır. Bunlar; nakit
tavizler, ıskonto, bedelsiz ürün ve cari hesaptan mahsup şeklinde sıralanabilir.
Alt unsurların yerinde tüketim noktasına verilen teklifin içindeki ağırlıklarının
temelde noktadan noktaya ve yerinde tüketim noktasının niteliğine göre
farklılaştığı görülmektedir. “A sınıfı” olarak nitelendirilen yerinde tüketim
noktalarına teşebbüsler ıskonto, bedelsiz ürün gibi tavizlerin yanı sıra nakit
taviz de verebilmektedirler. Nakit tavizler özellikle şarabın o yerinde tüketim
noktasında satılmasının marka imajına olumlu katkıda bulunduğu noktalara
verilmektedir. Ancak bu pazarda noktada yer almakla taviz iç içe geçmiş iki 2940
kavramdır. Birçok nokta şarap satın almadan önce teşebbüslerden taviz
talebinde bulunmaktadır.
Yukarıda da belirtildiği gibi noktalar farklı sayıda üreticiyle çalışmayı tercih
edebilmektedirler. Bu kapsamda bazı noktalar çeşitli nedenlerle tek bir marka
ile çalışmak isteyebilmektedirler. Bu noktada yer almak isteyen teşebbüsler
birbirleriyle “pazar için rekabet”e girmekte ve böylece verilen tavizleri
artırmaktadırlar. Bu tip noktaların önemli bir kısmı tedarikçi olarak Kavmar
veya Doluca’yı istemekte, Kavmar ve Doluca ise noktayı diğerinden kapmak
için çaba göstermekte, nokta ise bunu bir rekabetçi araç olarak 2950
kullanmaktadır. Noktanın tercihi doğrultusunda, noktada tek olmak için yapılan
07-02/28-8
62
rekabetten nokta sahibi ve bazı durumlarda da tüketici fayda
sağlayabilmektedir. Ancak Kavmar ve Doluca teşebbüslerinin noktalara birlikte
girmek yönündeki işbirlikleri sonucunda her iki teşebbüs noktaya girmekte
ancak aralarında rekabet olmadığı için rekabetin olduğu duruma göre daha az
taviz vermektedirler. Üstelik bu tavizler işbirliğinin bir sonucu olarak birbirlerine
paralel veya benzer olarak belirlenmekte olup bu noktalara örnek olarak,
Çırağan, Reina, Go Mongo verilebilir. Reina , bu örneklere bir aşamaya kadar
benzemekle birlikte istediği nakit tavizi elde etmesinden dolayı bu noktalardan
ayrılmaktadır. Ancak bu, Reina’nın bu pazar kapsamında çok önemli ve 2960
prestijli bir nokta olmasından kaynaklanmaktadır. Bu kapsamda noktalara
verilen tavizlerin taraflarca koordine edilmesine yönelik olarak verilebilecek bir
başka örnek Changa’dır. Sibel Kutman’ın “Changa’nın sözleşmesi OK mi,
eğer sizin için de uygunsa gönderelim artık …” şeklindeki sorusuna, Avni
Başman tarafından verilen yanıtta yer alan “Sözleşmeyi Kavaklıdere formatına
getirdik. Yolladık. Sizin Sarafin-Karma grupları biz de 5 çeşidimizi %(…)
bedelsiz dışında tuttuk.” ifadelerinden anlaşılmaktadır. Diğer bir belge ise,
Changa’nın ortaklarından (…………..) tarafından da dile getirildiği üzere,
Murat Başman ve Sibel Kutman’ın sözleşme ile ilgili görüşmeye birlikte
gittiklerini göstermektedir. Bu işbirliğinin sonucu olarak taraflar paralel 2970
dönemlerde Changa ile ayrı ayrı sözleşme imzalamışlardır. Her iki
sözleşmedeki tavizlere bakıldığında, her iki firmanın da temel olarak satışın ya
da net cironun % (…) oranında bedelsiz verdikleri, bu çalışma koşulunun ise
hem birbirleriyle hem de tarafların ortak teklifindeki tavizle paralel olduğu
görülmektedir. Dolayısıyla Changa, tarafların noktalara birlikte girme
stratejilerinin, tavizlerin, satış koşullarının birlikte belirlenmesi sonucunu
beraberinde getirdiğinin örneğini oluşturmaktadır. Aynı zamanda Changa
örneği tarafların bir nokta ile ayrı ayrı sözleşme imzalamalarının işbirliklerini
hayata geçirmedikleri anlamına gelmeyeceğini göstermesi bakımından da
önemlidir. 2980
Yine tek marka çalışmak isteyen ancak Kavmar veya Doluca dışında üçüncü
bir teşebbüsle de anlaşabileceğini belirten noktalar açısından durum biraz
daha farklılaşabilmektedir. Bu noktalara örnek ise BTA’dır. BTA kendisine en
uygun tavizi vereceğini belirttiği teşebbüsle anlaşacağını bildirmiş ve
üreticilerden teklif almaya başlamıştır. Kavmar ve Doluca bu noktaya birlikte
girmek istemiş ve taviz koşullarını aralarında anlaşmak suretiyle ve bir çeşit
güç birliği içinde birlikte belirlemişlerdir. Nitekim 11.7.2005 tarihli Sibel Kutman
ve Murat Başman arasındaki e-posta yazışmasında “…Çarşamba 11 uygun.
Teklif de uygun. Bizden Serdar Aslan ve İstem Hanım katılacaklar. Bilgisini 2990
verdim. BTA Deniz Bey’den randevu alınacak herhalde. Sizden İsmail Bey ile
nasıl irtibata geçsinler? Hadi hayırlısı inşallah olumlu geçer. Onlar
toplantıdayken biz de gerekirse irtibat kurabilecek durumda olalım birbirimizle
anlık bir karar durumu söz konusu olursa diye…” ifadeleri yer almaktadır.
Ancak BTA’ya Mey tarafından verilen tavizlerin daha uygun olması nedeniyle
teşebbüsler ıskonto oranını %(….)’dan %(….)’e yükseltmişler ancak buna
karşın nokta Mey ile anlaşmıştır. Bu anlaşmanın bir yansıması da noktaya
teklif aşamasında Mey’in maliyetlerinin yükseltilmesi olup birliktelik olmaması
durumunda Mey’in daha düşük bedelle noktaya girmesi muhtemeldir. 3000
07-02/28-8
63
Bazı noktalar ise yukarıda ifade edildiği gibi birden fazla teşebbüsle çalışmayı
tüketiciye seçim imkanı vermek adına tercih etmektedirler. Bu noktaların
büyük kısmı genelde de çift marka olarak Kavaklıdere ve Doluca’yı tercih
etmekle birlikte bu iki üretici arasındaki rekabetten yararlanmak suretiyle daha
fazla taviz almaktadırlar. Ancak, doğal olarak iki teşebbüsün bir araya gelmesi
ve tavizler üzerinde mutabakat sağlamaları rekabetçi süreçten kendilerini
korumak ve aralarında rekabet olsaydı vereceklerinden daha az taviz vermek
gibi sonuçları beraberinde getirmektedir.
3010
Bu yapı iki teşebbüs arasındaki rekabeti bu alanda ortadan kaldırdığı gibi belli
durumlar bağlamında üçüncü teşebbüslerin noktaya girmesini engelleyecektir.
Nitekim BTA örneğinde olduğu gibi, bu durum başka bir teşebbüsün
maliyetlerini artırıcı da olabilmektedir. 31.5.2006 tarihinde Doluca tarafından
hazırlanan “Mey İşbirliği” başlıklı belgede Mey’in güçlü finansal yapısıyla
pazara girmesinin rekabetin daha da artmasına neden olacağı belirtilmekte,
yerinde tüketim noktalarına yapılan fahiş ödemeleri de kapsayan hususlar
konusunda işbirliği ve bir iç denetim mekanizmasının geliştirilmesinin gerekli
olduğu vurgulanmaktadır.
3020
Yukarıda yer verilen belgeler, Doluca ve Kavaklıdere firmalarının yerinde
tüketim noktalarına birlikte girmek amaç ve girişimlerini ortaya koymaktadır.
Taraflar bu amaçla yoğun bir iletişimde bulunmakta, yerinde tüketim
noktalarına birlikte girmek üzere uzlaşmakta, birlikte girmeye karar verdikleri
noktalara sunacakları nakit taviz, ıskonto, bedelsiz, cari hesaptan düşme gibi
unsurlardan oluşan tavizleri birlikte belirlemektedirler. Soruşturma konusu
teşebbüslerin yerinde tüketim noktalarına birlikte girme stratejilerinin hemen
görülebilir ilk sonucu, tarafların birlikte girmeye karar verdikleri o yerinde
tüketim noktası, diğer bir deyişle o müşteri için artık birbirleriyle rekabet
etmemeleridir. Taraflar bu strateji sayesinde, diğerinin o müşteriyle çalışmak 3030
amacıyla yaratacağı rekabetçi baskıyı da ortadan kaldırmaktadırlar.
Birbirlerine, belli bir müşteriyle birlikte çalışmak yönünde güvence veren
tarafların, artık yerinde tüketim noktasına daha avantajlı bir teklif vererek o
noktayı kendisine bağlamak ya da rakibini o noktada devre dışı bırakmak için
rekabet etmek gibi bir güdüsü kalmamaktadır. Dolayısıyla esas unsur iki
teşebbüsün noktada birlikte yer almak üzere işbirliği yapmalarıdır. Anılan
işbirliğinin ilk emareleri 2003 yılında Reina’ya ilişkin belgede görülmekle
birlikte bu eylemin ana hatları Doluca tarafından yazılan 31.5.2005 tarihli “Mey
İşbirliği” başlıklı ve 8.6.2005 tarihli Kavmar belgelerinde çizilmektedir. Nitekim
31.5.2006 tarihli ilk belgenin hazırlanmasından 8 gün sonra Ali Başman’dan 3040
Murat Başman’a gönderilen e-postada bu işbirliğinin detayları belli olmaktadır.
Dolayısıyla Doluca tarafından hazırlanan yazıda öngörülen yaklaşım Kavmar
tarafından benimsenmiş, 8.6.2005 tarihli belgeyle de ayrıntılandırılmış ve
2003 yılında ilk belirtileri görülen ancak o tarihlerde fazla uygulanmayan
işbirliği, Mey’in pazara girmesiyle de birlikte hayata geçmiş, yoğunluk ve
etkinlik kazanmıştır. Bu kapsamda 31.5.2005 tarihli belgede ne yapılabileceği
araştırılmış, 8.6.2005 tarihli belgede de her noktaya ortak girme yaklaşımı
kağıda dökülmüştür. Her iki belgenin yanı sıra anılan tarihten sonra
teşebbüslerin bu belgeler doğrultusunda hareket etmiş olması ve yerinde
incelemelerde bulunan diğer belgeler hem Doluca’nın hem Kavmar’ın bu 3050
işbirliğine uygun davrandıklarını göstermektedir. Bu ise her iki tarafın satış
07-02/28-8
64
noktalarına ortak girme ve bu noktalarda rekabet etmeme konusunda
“anlaşma” yaptıkları sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Bir başka deyişle
noktaya girmek için taraflar arasında yapılan her görüşmenin ayrı bir anlaşma
olarak değil ilk belirtilerini 2003 yılında gösteren ancak 2005 yılının ortalarında
sınırları belirginleştirilip yoğunluk kazandırılan tek bir anlaşma olarak
değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bilindiği gibi rakipler
arasında olan ve rekabeti engelleyen anlaşmalar Kanun’un 4. maddesi
kapsamında değerlendirilmekte olup bu madde uyarınca “Belirli bir mal veya
hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma 3060
ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek
nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs
birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.” Bu Kanun
maddesinden yola çıkarak, söz konusu anlaşmanın anılan 4. madde
kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Söz konusu anlaşmanın hukuki yönden tespit edilen yansımalarından biri ise
kısaca tavizlerin belirlenmesi olarak nitelenebilecektir. Nokta sağlayıcısını
tercih ederken bu tavizler önem kazanmakta ve tavizler rekabet ortamında
artabilmektedir. Teşebbüsler noktalara birlikte girerek ve bununla bağlantılı 3070
olarak verilecek tavizleri ortaklaşa belirleyerek aralarındaki rekabetten
kaçınmaktadırlar. Bu ise Kanun’un 4. maddesinin (a) bendi kapsamına
girmektedir. Bu bentte “mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının fiyatı
oluşturan, maliyet kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartının tespit
edilmesi” yasaklanmıştır. Bu yasaklamanın amacı anlaşma tarafı
teşebbüslerin ilgili bentte sayılan unsurları tespit etmek suretiyle aralarındaki
rekabeti kısıtlamalarının engellenmesidir. Adı geçen tavizlerin her biri satış
şartları olarak değerlendirilmelidir. Dolayısıyla ortada satış koşullarını
oluşturan tavizlerin koordine edilmesi şeklinde bir yansıması da bulunan iki
rakip teşebbüsün yerinde tüketim noktalarına birlikte girmek üzere anlaşmak 3080
suretiyle işbirliği yapmalarından oluşan tek bir ihlal bulunmaktadır.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamına giren anlaşma, uyumlu eylem ve
kararların muafiyet için Kurul’a bildirilme yükümlülüğü 5388 sayılı Kanun ile
ortadan kaldırılmıştır. Dolayısıyla, Kanun’un 4. maddesi kapsamında ihlal
içeren anlaşma, uyumlu eylem ve kararlara Kurul’un re’sen muafiyet
değerlendirmesi yapabilmesi mümkün olmuştur. Bu çerçevede, soruşturma
kapsamındaki anlaşmanın muafiyet alıp alamayacağı değerlendirilecektir.
J.3. Muafiyet Değerlendirmesi 3090
Kanun’un 4. maddesi kapsamındaki anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar,
Kanun’un 5. maddesindeki koşulların varlığı halinde yasaklayıcı 4. maddenin
uygulanmasından muaf tutulabilmektedir. Bu noktada vurgulanması gereken,
muafiyet verilebilmesi için 5. maddedeki dört koşulun tamamının sağlanması
gerektiğidir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmaması durumunda, diğer
koşullar sağlansa dahi muafiyet verilememektedir.
Bu kapsamda;
a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve 3100
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,
07-02/28-8
65
b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu
olandan fazla sınırlanmaması,
muafiyet alınabilmesi için gereklidir.
Soruşturma konusu anlaşmanın bireysel muafiyet alıp alamayacağı hususu
değerlendirilirken öncelikle belirtilmesi gereken husus, Kavmar ve Doluca’nın
şarap pazarında en yüksek pazar payına sahip 2 lider teşebbüs olmalarıdır. 3110
Nitekim her ikisinin ilgili ürün pazarı kapsamındaki toplam pazar payları
%80’in üzerindedir. Pazarın en büyük iki üreticisi olan ve toplamda oldukça
yüksek bir pazar payına sahip olan iki teşebbüsün yaptığı anlaşmanın
yalnızca Reina sözleşmesi olarak nitelenmesi eksik bir değerlendirme
olacaktır. Bu anlaşma 2003 yılında ilk emareleri görülen ancak 2005 yılının
ortalarında çerçevesi çizilen ve bu tarihten sonra etkileri artmaya başlayan bir
işbirliğidir. Reina sözleşmesi ise bu zincirin bir halkasıdır. Dolayısıyla bireysel
muafiyet değerlendirilmesi yapılması gereken anlaşma üç taraflı Reina
sözleşmesi değil satış noktalarına birlikte girme amaçlı anlaşmadır. Bir başka
deyişle eylem Reina ile sınırlı kalmamış, teşebbüsler birçok noktada ortak ve 3120
koordineli hareket etme eğiliminde olmuştur.
Rekabet hukukunda bir anlaşmanın yazılı veya sözlü olması arasında bir fark
bulunmamaktadır. Dolayısıyla anlaşmanın sözlü olabileceğinin kabul edildiği
gibi bu anlaşmalara muafiyet incelemesi yapılabileceği de kabul edilmelidir.
Anlaşmanın ana hatları ise 8.6.2005 tarihli belgede çizildiği şekildedir. Anılan
belgede sözleşmesi olan, yeni açılan ve sözleşme yapmak isteyen,
halihazırda müşterek çalışılan sözleşmeli veya sözleşmesiz müşterilere ortak
teklif verileceği ve birlikte çalışılacağı belirtilmektedir. Hatta müşterek çalışılan
sözleşmesiz müşteriler için “sözleşmeler müşterek yapılarak uzun vadeli 3130
rekabet problemleri sınırlanır” ifadesi yer almaktadır.
Bu kapsamda anlaşmanın Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde incelenmesine
geçildiğinde (a) bendi kapsamında bir iyileşme ve gelişme sağlanmadığı tespit
edilmektedir. Nitekim her iki teşebbüsün o noktaya ortak girmesi veya
girmemesi durumunda (a) bendinde aranan şartlar yerine gelmemektedir.
Anlaşma (b) bendi açısından incelendiğinde noktada bir marka yerine birden
fazla markanın bulunması tüketicinin seçim şansı açısından olumludur. Ancak
tavizlerin düşmesi sonucu aldığı tavizlerin noktanın iyileştirilmesi ve
güzelleştirilmesi için kullanılmaması (bazı noktalar özellikle nakit tavizleri 3140
noktada daha iyi hizmet verilebilmesi adına kullanmaktadır), bu anlaşmanın
tüketiciye olumlu sonuçlarla yansımasını engelleyebilecektir. Maddenin (c)
bendi kapsamında öne sürülebilecek olgu, anlaşmanın pazara olan etkisi
bölümünde de inceleneceği gibi, anlaşmanın henüz daha pazarın kısıtlı bir
bölümünde sınırlı bir etki göstermesidir. Bu sınırlı etki ise pazar için önem
taşıyan A tipi yerinde tüketim noktalarından ibaret olup bunlar dışındaki
yerlerde bir etki tespit edilmemiştir. Ancak bu anlaşmaya izin verilmesi
durumunda Kavmar ve Doluca özellikle yerinde tüketimde sahip oldukları
pazar paylarının yanı sıra marka güçleri ve bilinirlikleri ile pazarın önemli bir
bölümünü kapama yoluna gidebileceklerdir. Ayrıca bu anlaşma nedeniyle 3150
pazarın iki lider oyuncusu arasındaki rekabet kısıtlanmış olacaktır. Bu ise
07-02/28-8
66
muhtemel etkileri bakımından rekabetin önemli oranda ortadan kalkması
sonucunu doğurabilecektir. Diğer yandan 5. maddenin (d) bendi kapsamında
bir değerlendirme yapıldığında rekabet iki lider teşebbüsün bir araya gelmesi
ile gereğinden fazla kısıtlanmıştır. Üstelik Kanun’un (a) bendi kapsamında
herhangi bir iyileşme sağlanmadığı yukarıda ifade edilmiştir.
Anlaşmanın filli etkileri bir yana teorik olarak yerinde tüketim pazarında lider
olan, yüksek pazar payına sahip ve prensip olarak rekabet içinde olması
beklenen iki teşebbüsün bir araya gelerek noktalara ortak teklifler vermesi 3160
pazardaki rekabetçi yapıyı bozacak bir girişimdir. Bu kapsamda teorik, fiili ve
muhtemel etkileri dikkate alındığında Kavmar ve Doluca arasında yapılan
anlaşmanın Kanun’un 5. maddesinde öngörülen şartları sağlamadığı
gerekçesiyle bireysel muafiyetin söz konusu olamayacağı anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, Kavmar ile Doluca’nın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine
aykırı eylemler gerçekleştirdikleri, ayrıca Kanun’un 5. maddesindeki koşulların
sağlanmaması nedeniyle muafiyetin söz konusu olamayacağı kanaatine
ulaşılmıştır.
3170
J.4. Eylemin Pazara Etkisi
Doluca ve Kavmar firmalarının yerinde tüketim noktalarına birlikte girme
stratejilerinin ne derecede uygulandığı, pazar üzerinde ne tür etkiler yarattığı
konusunun tartışılabilmesi amacıyla öncelikle belgelere konu olan yerinde
tüketim noktalarındaki uygulamanın nasıl olduğuna bakılmalıdır.
Bu noktalardan ilki Reina’dır. Reina ile 24.5.2005 tarihinde 3 taraflı bir
sözleşme yapılmıştır. Sözleşmenin koşulları incelendiğinde Doluca ve
Kavaklıdere firmalarının (…)’er bin ABD Doları nakit taviz verdikleri, her iki 3180
firma için de kotanın (……) şişe olarak belirlendiği, her iki teşebbüsün de (…)
adet bedelsiz ürün vereceği görülmektedir. Dolayısıyla Reina ile yapılan
sözleşme taraflar arasındaki işbirliğinin yansımasını oluşturmaktadır. Bu
sözleşme hem taraflar arasındaki satış noktalarına birlikte girme konusundaki
işbirliğinin pazar davranışına dönüştüğünü diğer bir deyişle uygulandığını,
hem de bu stratejinin bir parçası olarak Reina’ya yapılacak satışın koşullarının
her iki teşebbüsçe paralel bir şekilde belirlendiğini göstermektedir. Diğer
yandan bu sözleşmede işleticinin Doluca ve Kavaklıdere dışında başka bir
yerli şarap satmamasına, ithal şarap olarak ise Doluca ve Kavmar’ın ithal ettiği
şaraplar dışında dört adet ithal şarabın satabileceğine ilişkin bir düzenleme 3190
bulunmaktadır.
Öte yandan 16.8.2005 tarihli belge, sadece tavizlerin taraflarca birlikte
belirlenmediğini, bunun yanında Reina’daki organizasyonlar için yapılması
düşünülen aktivitelerde de ortak hareket edildiğini göstermektedir. Bu belgeye
göre, Doluca noktada stant kurmayı düşünürken Kavaklıdere’nin bu yönde bir
niyetinin olmaması sonucunda, ortak hareket etme düşüncesi dolayısıyla söz
konusu organizasyonda her iki firma tarafından da stant kurulmamış ve o
gece anılan aktivite Mey tarafından gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla Reina’nın
isteği üzerine sözleşme yapılması amacıyla bir araya gelindiği iddiası iki firma 3200
07-02/28-8
67
arasındaki koordinasyonun boyutlarının daha geniş olduğunu gösteren bu
belgeyle geçerliliğini yitirmektedir.
Bulunan belgelerde adı geçen diğer bir yerinde tüketim noktası Changa’dır.
Changa ile ilgili belgeler tarafların Changa’ya % (….) bedelsiz şeklinde ortak
bir teklif verdiklerini ve ortak bir sözleşme gönderdiklerini göstermektedir.
Diğer bir belgeden ise Murat Başman ve Sibel Kutman’nın sözleşme ile ilgili
görüşmeye birlikte gittikleri anlaşılmakta olup bu husus Changa’nın yetkilisi
tarafından da açıkça ifade edilmiştir. Doluca ve Kavaklıdere firmalarının bu
noktaya birlikte girmek yönündeki işbirlikleri, 17.10.2005 tarihinde Doluca’nın, 3210
20.10.2005 tarihinde Kavaklıdere’nin noktayla ayrı ayrı sözleşme
imzalamalarıyla hayata geçirilmiştir. Bu sözleşmelerde her iki firmanın da (….)
gün vade ve satışın ya da net cironun %(…)’ı oranında bedelsiz şeklinde
birbirlerine paralel koşullarla çalıştıkları, bu koşulların belgelerde geçen ortak
teklifle aynı olduğu görülmektedir. Her iki teşebbüsün de noktayla ayrı ayrı
imzaladıkları sözleşmelerde herhangi bir münhasırlık düzenlemesi
bulunmamaktadır.
Fishmekan tarafların birlikte girmek istedikleri bir başka noktadır. 9.11.2005
tarihli belgeden de anlaşıldığı ve nokta yetkilisinin de belirttiği üzere Doluca ve 3220
Kavmar yetkilileri bu noktayla görüşmeye birlikte gitmişlerdir. Noktanın
yetkilisinden alınan bilgilere göre Doluca ve Kavmar üçlü bir sözleşme
yapılmasını ve aynı ıskontoyu teklif etmişlerdir. Fishmekan 1.2.2006 tarihinde
Kavmar ile bir sözleşme imzalamıştır. Bu sözleşmede münhasırlığa ilişkin
herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca noktanın mönüsünde hem
Kavaklıdere hem de Doluca şaraplarının bulunduğu görülmüştür. Dolayısıyla
Fishmekan bakımından da tarafların birlikte girme stratejisi uygulamaya
konulmuştur. Doluca’nın noktayla yazılı bir sözleşmesi olmaması dolayısıyla
satış koşullarının Kavmar’ınkiyle karşılaştırılması mümkün olmamıştır.
3230
Tarafların birlikte girme girişiminde bulundukları bir başka nokta Sushico’dur.
21.11.2005 tarihli belgeden anlaşılacağı üzere (……..) şişe Doluca, (……)
şişe Kavmar olmak üzere toplam (…….) şişe kotalı bir teklif yapılması
planlanan noktayla, Doluca 15.12.2005, Kavmar ise 1.12.2005 tarihlerinde
ayrı ayrı sözleşme imzalamışlardır. Bu sözleşmelerdeki koşullar
karşılaştırıldığında her iki firmanın da (……..) şişe kota öngördüğü, aynı
segmentlere denk gelen şaraplar için % (…) ve % (…) olmak üzere aynı
ıskontonun verildiği, vadenin her iki firmanın sözleşmesinde de (…) gün
olduğu ve verilen bedelsiz ürünlerin (her iki firmanın da sevgililer günü ve
yılbaşı için verdikleri bedelsiz ürünleri de kapsamaktadır) hemen hemen aynı 3240
olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Sushico, tarafların hem birlikte girerek
işbirliklerini hayata geçirdikleri hem de satış koşullarını koordine ettikleri bir
diğer noktadır. Bu noktayla ilgili olarak belirtilmesi gereken başka bir husus
Kavmar’ın sözleşmesinde yer alan, noktanın Kavaklıdere ve tek bir yerli şarap
dışında başka bir şarap satmayacağına ilişkin düzenlemedir. Kavmar’ın
Sushico ile yaptığı sözleşmenin taslağı Kavmar’da yapılan yerinde
incelemede tespit edilmiştir. Bu taslak sözleşmede, imzalanan sözleşmede
geçen “bir yerli şarap firması dışında” ifadesinden farklı olarak “Doluca”
dışında ifadeleri bulunmaktadır. Kavmar’ın bir noktayla yaptığı sözleşmede
kendi ürünleri dışında tek bir yerli şarap firmasının ürünlerinin satışına izin 3250
07-02/28-8
68
vermesi, hatta taslak sözleşmeden anlaşıldığı üzere bu yerli firma ile aslında
Doluca’nın kastedilmesi, noktayla her iki firma da ayrı ayrı sözleşme
imzalamış olmasına karşın, taraflar arasındaki danışıklı ilişkiye işaret etmekte
ve noktaya Doluca ve Kavmar ürünleri dışında herhangi bir şarap
satmamasına yönelik bir münhasırlık uygulandığının kabulü gerekmektedir.
Kaşıbeyaz elde edilen belgelerde adı geçen diğer bir yerinde tüketim
noktasıdır. Kaşıbeyaz’ın 1.1.2006 tarihinde Kavmar ile yapmış olduğu bir
sözleşme bulunmaktadır. Bu sözleşmede noktanın Kavaklıdere dışında başka
bir yerli şarap satmayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmasına karşın, 3260
Doluca’nın şarapları da işletmenin mönüsünde yer almaktadır. Bu durum
Kavaklıdere’nin söz konusu noktada Doluca’nın ürünlerinin de satılmasına göz
yumduğuna ve bunun da taraflar arasındaki danışıklı ilişkinin bu nokta
bakımından da fiiliyata yansıtıldığına işaret etmektedir. Kavmar’ın
sözleşmesinde zaten bir münhasırlık koşulunun öngörülmüş olması
dolayısıyla bu nokta Kavaklıdere ve Doluca ürünleri dışındaki yerli şarapları
satmama yönünde bir münhasırlığa tabidir. Diğer yandan Kaşıbeyaz’ın
yetkilisinden alınan bilgilere göre her iki firmadan da mahzen grubu dışındaki
şaraplarda %(…) ıskonto alınmaktadır. Kavaklıdere’nin sözleşmesinde de
(………) YTL değerinde bedelsiz ürünün dışında ıskonto olarak %(…)’i 3270
öngörülmüştür. Dolayısıyla bu nokta da tarafların satış koşullarını koordine
ettikleri noktalar arasında sayılmaktadır.
Çırağan Oteli de 20.10.2005 tarihli belgeden de görüleceği üzere tarafların
bankete birlikte girmeye çalıştıkları noktalardan biridir. Doluca ve Kavaklıdere
firmalarının Çırağan’da çift marka olarak benzer koşullarda çalışma amaçları
her iki teşebbüsün bu otelle ayrı ayrı yaptığı sözleşmelerle hayata geçirilmiştir.
Aynı tarihte başlayıp aynı tarihte sona eren her iki sözleşmede de Kavmar ve
Doluca’nın aynı segmentlere denk gelen şarapları için aynı satış koşullarıyla
çalıştıkları görülmektedir. Her iki firmanın da sözleşmesinde münhasırlığa 3280
yönelik bir hüküm bulunmamaktadır.
Go Mongo ise 8.9.2005 tarihli belgede de görüldüğü üzere tarafların birlikte
girmeyi amaçladıkları diğer bir yerinde tüketim noktasıdır. Go Mongo’nun
yetkilisi iki taraftan birinin yeterince iyi bir teklif vermesi halinde münhasırlığı
tercih edeceğini ancak iki teşebbüsten de böyle bir teklif gelmediğini ve her iki
firmanın da tekliflerinin hemen hemen aynı olduğunu belirtmiştir. Doluca ve
Kavmar’ın ayrı ayrı noktalarla yaptığı sözleşmeler incelendiğinde ikisinin de
aynı gün (7.10.2005) yapıldığı, ve kotaların (…… şişe), nakit tavizlerin (….
YTL) ve ıskontoların (% …. ve % …) aynı olduğu görülmektedir. Sadece 3290
bedelsiz ürün bakımından iki firmanın tavizlerinde ufak bir farklılık
bulunmaktadır. Go Mongo tarafların noktaya birlikte girme stratejilerini hayata
geçirerek satış koşullarını koordine etmeyi başardıkları diğer bir noktadır. Bu
koordinasyon nedeniyle her iki firmadan da yeterince iyi bir teklif alamayan Go
Mongo her iki teşebbüsle birlikte çalışmıştır. Anılan iki sözleşmede de
münhasırlığa yönelik bir düzenleme bulunmamaktadır.
BTA ise tarafların birlikte girmek istedikleri bir diğer noktadır. 11.7.2005,
10.10.2005 18.11.2005 tarihli belgelerden görüldüğü üzere tarafların
tavizlerini koordine ettikleri BTA, Mey’in daha iyi tavizler vermesi nedeniyle 3300
07-02/28-8
69
ortak girilemeyen bir noktadır. Bu kapsamda teşebbüsler teklifleri ortaklaşa
belirlemişler, görüşmeye birlikte gitmişler ve Mey’in tekliflerinin daha iyi olması
nedeniyle tekliflerini koordineli bir şekilde artırmışlar ancak noktaya
girememişlerdir. Bu işbirliği nedeniyle Mey’in noktaya giriş maliyetinin arttığı
görülmektedir.
30.5.2006 tarihli belgede adı geçen Ship Ahoy ise tarafların işbirliklerinin
sonuç verdiği noktalardan biridir. Nitekim nokta yetkilisinden alınan bilgilere
göre her iki teşebbüsten de münhasırlık için yeterince iyi bir teklif almayan
Ship Ahoy her iki firma ile birlikte çalışmaya yönlendirilmiş ve firmalardan 3310
hiçbiri diğerinden daha iyi bir teklif vermemiştir. Bu nedenle Ship Ahoy
tarafların hem birlikte girmeyi başardıkları hem de çalışma koşullarını koordine
ettikleri noktalardan biridir. Noktayla yazılı bir sözleşme yapılmadığından
münhasırlığa ilişkin herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
8.8.2003 tarihli belgeye konu olan Dragon’un herhangi bir teşebbüsle yazılı
anlaşması bulunmamaktadır. Ancak yapılan inceleme sonucunda yerli şarap
olarak Kavaklıdere ve Doluca satılan noktada tarafların işbirliklerini hayata
geçirdiklerine yönelik kanaate ulaşılmıştır. Tarafların tavizleri koordine edip
etmedikleri ve münhasırlığa yönelik bir bilgiye ulaşılamamıştır. 3320
26.8.2003 tarihli belgeden de görüldüğü üzere Yunan Restoran Doluca ve
Kavmar’ın 2003 yılında birlikte girme kararı aldıkları bir yerinde tüketim
noktasıdır. Noktanın belgelerde geçen dönemdeki işletmecisi o tarihte
Kavaklıdere ve Doluca’nın sunduğu taviz ve indirimlerin birbirine paralel
olduğunu belirtmiş ve yerli şarap olarak Kavaklıdere ve Doluca’nın birlikte
satıldığını ifade etmiştir. Bu bilgiler doğrultusunda Doluca ve Kavmar’ın
işbirliklerini bu nokta bakımından da uygulamaya koydukları görülmektedir.
Ayrıca noktada o dönem itibariyle yerli şarap olarak Kavaklıdere ve Doluca’nın
bulunması tarafların noktada sadece Kavaklıdere ve Doluca satılması 3330
yönündeki girişimlerinin hayata geçmiş olduğunu da düşündürmektedir.
Tike ise taraflar arasındaki iletişime konu olan bir başka teşebbüstür.
5.10.2005 tarihinde Doluca ile imzalanan sözleşmede yerli ve ithal şarapta
yalnızca Doluca ürünlerini satma yükümlülüğü olduğu halde, Tike’nin
yetkilisinden alınan bilgilere göre noktada Kavaklıdere şarapları da
satılmaktadır. Dolayısıyla bu durum, 18.10.2005 tarihinde Murat Başman’dan
Sibel Kutman’a gönderilen e-postadan da anlaşıldığı üzere, Murat Başman’ın
noktaya birlikte girme ısrarı üzerine, bu ısrarın olduğu dönemde Doluca ile
sözleşme imzalamış bulunan noktanın, Kavaklıdere ürünlerini de satmasına 3340
göz yumulduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Bu bağlamda taraflar arasındaki
işbirliği Tike bakımından da hayata geçirilmiştir. Diğer yandan noktanın
Kavaklıdere ile yazılı bir sözleşmesi olmaması dolayısıyla her iki firmanın
tavizlerini birbirleriyle karşılaştırmak mümkün olmamıştır.
Elde edilen belgelerden Doluca ve Kavmar firmalarının birlikte girmeye
çalıştıkları anlaşılan ancak bunu hayata geçiremedikleri yerinde tüketim
noktaları da bulunmaktadır. Swissotel bunlardan biridir. Swissotel’in Doluca ile
bir sözleşmesi bulunmakta ve bu sözleşme kapsamında minibar ve bankette
07-02/28-8
70
münhasır çalışmaktadır. Dolayısıyla taraflar arasındaki işbirliğinin Swissotel’de 3350
uygulamaya girmemiştir.
Tarafların birlikte girmeye çalıştıkları diğer bir nokta Midpoint’tir. 21.11.2005,
26.11.2005, 30.11.2005 tarihli e-postalardan Midpoint’in istememesine karşın
tarafların ısrarla ortak teklif vermeye devam ettiklerinin anlaşıldığı bu nokta
Doluca ile sözleşme imzalamıştır. Midpoint yetkilisi ile yapılan görüşmeden bu
noktada Kavaklıdere ürünlerinin satılmadığı öğrenilmiştir. Doluca ile münhasır
çalışmakta olan bu nokta bakımından taraflar arasındaki işbirliği, taraflar bu
işbirliğini söz konusu nokta bakımından ısrarla uygulamaya çalışsalar da,
sonuç vermemiştir. 3360
7.10.2005, 25.10.2005 tarihli e-postalara konu olan Mori, tarafların ortak
girmek niyetinde oldukları bir başka yerinde tüketim noktasıdır. Mori’nin
yetkilisinden 2000 yılından beri Kavaklıdere ile çalışmakta oldukları,
görüşmenin yapıldığı tarih itibariyle yeni sonlanmış olan bir sözleşme ile
Kavaklıdere ile yerli şarapta münhasır çalışmakta oldukları öğrenilmiştir.
Dolayısıyla Doluca ile Kavmar arasındaki işbirliğinin bu noktada sonuç
vermemiştir.
Planet de benzer konumdaki noktalardan biridir. 25.10.2005 tarihli e-postada
adı geçen bu noktanın yetkilisi ile yapılan görüşmede noktanın 5 seneden beri 3370
Kavaklıdere ile münhasır çalıştığı, Doluca ile ise hiç çalışmadığı öğrenilmiştir.
Bu nokta da taraflar arasındaki işbirliğinin sonuç vermediği noktalardandır.
İstanbul Jazz Bar ise 16.11.2005 ve 25.10.2005 tarihli e-postalara konu
olmuştur. Nokta yetkilisinden noktanın her iki teşebbüsle de sözleşmesinin
olmadığı ve ağırlıklı olarak ithal ürün sattığı öğrenilmiştir. Dolayısıyla bu nokta
da işbirliğinin sonuç vermediği noktalardan biridir. 8.9.2005 tarihli e-postaya
konu olan Mirror’da da taraflar arasındaki işbirliğinin hayata geçirildiği tespit
edilememiştir.
3380
Sky 360 ise 5.10.2005 tarihli e-postadan anlaşılacağı üzere temelde
Kavaklıdere’nin çift marka girmek istediği bir noktadır. Yapılan inceleme
sonucunda noktanın Doluca ile münhasır çalıştığı, dolayısıyla taraflar
arasındaki işbirliğinin bu noktaya yansımadığı görülmüştür. 2.12.2005 tarihli e-
postadan Doluca’nın ortak girmek fikrine sıcak baktığının anlaşıldığı Zoe için
ise her iki teşebbüsün önce ayrı ayrı teklif verdikleri, ancak istenirse birden
fazla markanın da satış noktasında bulunabileceğini belirterek ayrıca
tekliflerini sundukları öğrenilmiştir. Doluca’nın münhasır çalıştığının görüldüğü
Zoe de işbirliğinin hayata geçirilmediği noktalardan biridir.
3390
“Şubat 3. Hafta Raporu” başlıklı belgede adı geçen Divan Ümraniye Pub da
taraflar arasındaki işbirliğinin hayata geçmediği noktalardandır. Divan zinciri
satın alma şefi ile yapılan görüşmede iki firma arasında rekabet olduğu ve
“pub”larda çok çeşit şarap bulunduğu öğrenilmiştir. Zarifi ise 8.8.2003 tarihli e-
postadan da anlaşıldığı üzere tarafların 2003 yılında birlikte girmeyi
amaçladıkları bir noktadır. Yapılan incelemelerde belgede ismi geçen Zarifi
Ankara’nın şu anda faal olmadığı, İstanbul Zarifi’nin ise Doluca ile çalıştığı
anlaşılmıştır. Dolayısıyla bu nokta da işbirliğinin uygulamaya geçmediği
noktalardan biri olarak kabul edilmiştir.
07-02/28-8
71
3400
Yukarıda sayılan ve tarafların birlikte girmeyi istedikleri, belgelerden doğrudan
ya da dolaylı olarak anlaşıldığı noktalar dışında, yine belgelerde geçen ancak
tarafların birlikte girmeyi istediklerinin tam olarak anlaşılamadığı noktalar da
bulunmaktadır. Bunlar, The Marmara Hotel (Doluca ve Kavaklıdere’nin
sözleşmelerindeki koşullar birbirlerinden çok farklıdır), Hilton Hotel (minibar ve
bankette Kavaklıdere ile münhasır çalışmaktadır), Uludağ Et Lokantası
(Doluca, Kavaklıdere ve ithal şarapları satıyor), Hayal Kahvesi (Kavaklıdere,
Doluca ve Adco ürünleri bulunmaktadır)’dır.
Ayrıca örneklem yoluyla seçilen bir kısım noktada da inceleme yapılmıştır. Bu 3410
noktalar; Dedeman Otel (bankette Doluca ile münhasır), Vogue (Doluca ile
kotalı/süreli yerli şarapta münhasır sözleşme), Feriye (birçok marka
satmaktadır), Köşebaşı (Kavaklıdere ile münhasır), Park Şamdan
(Kavaklıdere, Doluca ve ithal), Tuss (Kavaklıdere, Doluca ağırlıklı, az sayıda
Corvus), Pucci (yerli şarapta Kavaklıdere ile münhasır), Cezayir (Kavaklıdere
ile sözleşmesi var ancak sözleşme münhasır değil, noktada Kavaklıdere,
Doluca, Adco’dan alınan ithal ürünler bulunmaktadır.), Sunset Restoran
(birçok marka), Conrad Otel (sözleşmesi bulunmamaktadır), Kaya Ramada
Hotel (münhasır sözleşmesi yoktur), Four Seasons Hotel (sözleşmesi
bulunmamaktadır), Ritz Carlton (bankette Doluca ile münhasır), Grand 3420
Cevahir (bankette Kavaklıdere ile münhasır)’dir. Sayılan noktaların hiçbirinde
Kavaklıdere ve Doluca firmalarının bu noktalara birlikte girmek üzere işbirliği
yaptıklarına işaret eden bir bilgiye ulaşılamamıştır. Ayrıca söz konusu
noktaların tamamı Kavaklıdere ve Doluca arasında bir iletişim olduğuna
yönelik herhangi bir izlenim edinmediklerini belirtmişlerdir.
Yukarıda verilen bilgiler çerçevesinde Doluca ve Kavmar’ın yerinde tüketim
noktalarına birlikte girmek konusundaki stratejilerini uygulamaya çalıştıkları
toplam 22 yerinde tüketim noktası bulunmaktadır. Öncelikle belirtilmelidir ki
Doluca ve Kavaklıdere firmalarının 2005 yılında satış yaptıkları yerinde 3430
tüketim noktası sayıları sırasıyla (……...) ve (……)’dur. Dolayısıyla bu iki
firmanın satış yaptıkları yerinde tüketim noktalarından sayıca oldukça sınırlı
bir kısmının ilk planda işbirliklerine konu olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak bu noktaların sayılarının azlığına karşılık Doluca ve Kavaklıdere’nin
buralarda mutlaka bulunma arzularının nedeninin iyi irdelenmesi
gerekmektedir. Nitelikleri bakımından bu noktaların çoğunluğu “A tipi” olarak
vasıflandırılan noktalardır. Doluca’nın yerinde tüketim noktaları
sınıflandırmasında satış hacmi ve noktanın kalite puanı dikkate alınmaktadır.
Bu sınıflandırmaya göre bir yılda (…..) şişe satış yapan yerinde tüketim 3440
noktaları “A tipi” olarak nitelendirmektedir. Kalite puanına göre sınıflandırmada
ise noktanın (……………TİCARİ SIR……………) gibi kriterler dikkate alınarak
puanlama yapılmakta, belli bir puanın üstündeki yerinde tüketim noktaları “A
tipi” olarak değerlendirilmektedir.
“A tipi” noktaların şarap firmaları bakımından önemi iki unsurdan
kaynaklanmaktadır. Bunlardan ilki göreli olarak daha yüksek gelir grubunda
yer alan tüketicilere hitap eden bu noktalarda, daha kaliteli, daha üst
kategorilerde yer alan şarapların daha fazla satılmasıdır. Bu tür noktaların
07-02/28-8
72
satış hacimlerinin yüksek olması ve özellikle daha üst kategori şarap 3450
satışlarının bu noktalarda daha fazla olması nedenleriyle şarap firmalarının bu
tür noktalara yaptıkları satışlardan elde ettikleri gelir daha yüksektir.
İkinci unsur ise bu tür noktaların reklâm değeri taşımaları yönüyle de şarap
firmaları için oldukça önemli olmalarıdır. Bu tarz bir noktada bulunmak ve
satılmak o şarabın marka imajına olumlu katkıda bulunmaktadır. Şarap gibi
reklam imkanlarının sınırlı olduğu bir pazarda, bu tür yerinde tüketim
noktalarında bulunmak bir tür reklam aracıdır. Diğer yandan A tipi noktaların
taşıdıkları bu reklam gücü nedeniyle “trendmaker” olarak nitelendirildikleri
görülmektedir. Bu nitelendirme bu tür noktalardaki tüketim trendlerinin diğer 3460
yerinde tüketim noktalarındaki hatta ev içindeki tüketim eğilimlerini
etkilemesinden kaynaklanmaktadır. Nitekim Mirror Restoran yetkilisi ile
yapılan görüşmede şarap firmalarının bu gibi noktaları reklâm amaçlı gördüğü
belirtilmiştir. Benzer şekilde Yazgan Şarapçılık Pazarlama Ltd. Şti. ve Go
Mongo ile yapılan görüşmelerde teşebbüs yetkilileri bu tip restoranlara
girmenin diğer restoranlara ürün satarken referans niteliği taşıdığını ileri
sürmektedir. Dolayısıyla Doluca ve Kavaklıdere firmaları arasındaki iletişime
konu olan yerinde tüketim noktalarının sayısı sınırlı olmakla birlikte, tüm şarap
firmalarının satış ve pazarlama faaliyetleri bakımından stratejik öneme sahip
noktalar olduğu da özellikle belirtilmelidir. 3470
8.6.2005 tarihli Doluca ile satış ve pazarlamada müşterek çalışma
prensiplerini gösteren belge ile 20.10.2005 tarihli belgede görüldüğü gibi
tarafların noktalara birlikte girmek stratejilerini tüm yerinde tüketim
noktalarında ve 5 yıldızlı otellerde hayata geçirmek yönünde planlarının
olmasına karşın, tarafların bu 22 nokta dışındaki otel ya da restorandan başka
herhangi bir yerinde tüketim noktasına birlikte girmeye çalıştıklarına dair
herhangi bir belge ya da bilgi tespit edilememiştir. Ayrıca tarafların zincir
marketlere yönelik olarak da ortak bir strateji belirleme eğiliminde olduklarına
dair belgeler olmasına karşın, bu kanallarda böyle bir işbirliğinin hayata 3480
geçirildiğine dair herhangi bir bulguya ulaşılamamıştır. Ayrıca, zincir
marketlerin sahip oldukları satın alma gücü böyle bir işbirliğini yapılabilir
kılmamaktadır.
Yukarıda anılan 22 yerinde tüketim noktası dışında kalan ve örneklem yoluyla
seçilen noktalarda da raportörlerce yapılan incelemeler ve bu noktaların
yetkililerinden alınan bilgilerden de bu yönde bir emareye ulaşılamamıştır.
Ayrıca soruşturma raporunda da yer verilen ve bölge müdürlükleri de dahil
yapılan yerinde incelemelerde gözlemlenen bir çok belge tarafların noktalara
girmek için birbirleriyle rekabet ettiklerine işaret etmektedir. 3490
Bu çerçevede, tarafların noktalara birlikte girme stratejilerini ilk planda
kendileri için pazarlama stratejileri bakımından önem taşıyan A tipi noktalara
uygulamaya çalıştıkları ve bu işbirliğinin, 8.6.2005 tarihli belgeden de
anlaşıldığı üzere aşamalı olarak tüm yerinde tüketim noktalarını kapsamasının
planlandığı görülmektedir. Ancak eylem yaygınlaşmadan, hatta başlangıç
olarak nitelendirilebilecek bir aşamada durum Rekabet Kurumu gündemine
gelmiştir.
07-02/28-8
73
Taraflar arasındaki işbirliğinin tüm yerinde tüketim noktalarının çok sınırlı 3500
sayıdaki bir kısmını hedef alması nedeniyle etkileri de çok sınırlı kalmıştır. Bu
yorum, işbirliğinin hedef aldığı nokta sayısının çok düşük olmasından,
dolayısıyla aslında şarap yerinde tüketim pazarının çok ufak bir kısmında
rekabetçi sürecin etkilenmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Diğer yandan
taraflar arasındaki işbirliği, 22 noktada hayata geçirilmeye çalışılsa da ancak
11 yerinde tüketim noktasında sonuç vermiştir. Dolayısıyla Doluca ve Kavmar
arasındaki rekabetin fiili olarak sadece 11 yerinde tüketim noktasında
sınırlandığı tespit edilebilmiştir. 12. nokta olarak kabul edilebilecek BTA’da ise
taraflar noktaya birlikte girmeyi başaramasalar da verdikleri tavizleri koordine
etmişler ancak Mey’in verdiği tavizleri aşamamışlardır. 3510
Söz konusu 11 yerinde tüketim noktasının 8’inde Doluca ve Kavmar firmaları
işbirliklerinin bir parçası olarak noktaya verdikleri tavizleri diğer bir deyişle
noktayla çalışma koşullarını koordine etmişlerdir. Kalan 3 noktada satış
koşullarının koordine edilip edilmediği tespit edilememiştir. Açıklamalar
çerçevesinde, taraflar arasındaki işbirliğinin pazarın geneline yansıyan satış
koşullarının koordinasyonuna yol açtığını söylemek mümkün değildir.
Ayrıca tarafların yerinde tüketim kanalı ya da market kanalı olsun genel
anlamda ürünlerinin satış fiyatını ya da bunlara gelecek zamların miktarını ve 3520
zamanlamasını birlikte koordine edip etmediklerine değinmekte fayda
bulunmaktadır. Bu amaçla firmaların fiyat listeleri, yeni fiyata geçiş tarihleri ve
zam oranları teker teker her bir ürün bakımından incelenmiş, sayılan unsurlar
bakımından iki firmanın uygulamaları arasında herhangi bir paralellik tespit
edilememiştir. Dolayısıyla 8.2.2005 ve 12.2.2005 tarihli belgelerde ortaya
çıkan şüphe doğrultusunda yapılan incelemelerde, tarafların pazar genelinde
fiyatlar konusunda işbirliği içinde olduklarını söylemek mümkün değildir. Bu
unsurun yanı sıra, tavizler konusundaki işbirliğinin az sayıda noktayla sınırlı
kalması nedeniyle, ihlalin satış koşullarını oluşturan tavizlerin koordine
edilmesi boyutunun etkileri de pazarın çok küçük bir kısmıyla sınırlı kalmıştır. 3530
Bu aşamada, soruşturma konusu teşebbüslerin birbirleriyle rekabet
etmemelerinin, verdikleri tavizleri, teklifleri ortak bir şekilde belirlemelerinin
yerinde tüketim noktası açısından bakıldığında ne tür etkilerinin olabileceği
değerlendirilmelidir. Nitekim taraflar noktalara birlikte girmek stratejileri
sonucunda noktaya verecekleri taviz bakımından birbirleriyle rekabet
etmeyerek bu tavizleri ortak bir şekilde belirlemektedirler. Dolayısıyla sonuç
yerinde tüketim noktasının iki firma arasında rekabet olduğunda aldıkları
tavizlerden çok daha düşük tavizlerle çalışmak zorunda kalmalarıdır.
3540
Yerinde tüketim noktasının iki firma arasındaki rekabetin bu şekilde
kısıtlanmasından ne kadar etkileneceği öncelikle tarafların pazar gücüne
bağlıdır. Doluca ve Kavaklıdere firmaları Türkiye şarap pazarının lider iki
oyuncusudur. Yerinde tüketim şarap pazarında Kavaklıdere ve Doluca’nın
sahip oldukları pazar payları sırasıyla %45-50 ve % 35-40’dır. Dolayısıyla ilk
planda bu iki firmanın bir noktaya ortak girme stratejisi içinde olmaları demek
o nokta için pazarın % 80’inden daha fazlasında rekabetin ortadan kalkması
demektir. Diğer yandan konunun iki teşebbüsün temsil ettikleri pazar payının
büyüklüğünden farklı boyutları da bulunmaktadır. Bunların başında iki firmanın
07-02/28-8
74
da sahip oldukları ürün portföylerinin genişliği gelmektedir. Nokta bu şarap 3550
firmalarından biriyle anlaştığında müşterilerinin talep edebileceği hemen her
türlü şarabı sunma imkânına sahip olmaktadır. Ayrıca her iki teşebbüsün de
marka bilinirlikleri son derece üst seviyelerdedir. Raportörlerce görüşülen
yerinde tüketim noktalarının çok büyük bir kısmı alacakları şaraba karar
verirken müşterilerinin şarap taleplerini dikkate aldıklarını ve müşterilerinin de
Doluca ya da Kavaklıdere talep ettiklerini belirtmektedirler. Diğer yandan her
iki firmanın da Türkiye’nin kurumsallaşmış şarap firmaları olmaları nedeniyle
noktaların siparişlerini, istenilen anda istenilen ölçüde karşılamakta hiçbir
sorunları bulunmamaktadır. Oysa Türkiye’de bu genişlikte bir ürün portföyüne
sahip başkaca yerli firma bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra raportörlerce 3560
görüşülen birçok nokta, diğer birçok şarap firmasının tüketiciler tarafından çok
fazla talep edilmediğini, siparişleri gereği gibi karşılayamadıklarını, aynı
ürünün farklı şişelerinden aynı kalitede şarap çıkmadığını, ürünlerin genellikle
arkasının gelmediğini belirtmekte, bu ve benzeri sorunlar nedeniyle diğer
firmalarla çalışmayı çok fazla tercih etmediklerini vurgulamaktadırlar. Bazı
noktalar ise diğer şarap firmalarının noktaya gelip şaraplarını tanıtma ve
noktaya teklif götürme gibi bir girişimde dahi bulunmadıklarını ileri
sürmektedirler.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Doluca ve/veya Kavaklıdere’nin 3570
ürünlerini müşterisine sunabilmek nokta için çok büyük önem arz etmektedir.
Nitekim görüşülen noktaların hemen hepsi (ki bu noktaların büyük çoğunluğu
A tipidir) Kavaklıdere ve Doluca satamamaları durumunda ciddi anlamda
sorun yaşayacaklarını belirtmişlerdir. Bu açıklamalar doğrultusunda, yerinde
tüketim noktalarının Doluca ve Kavmar’ın işbirlikleri karşısında, 3. firmalara
yönelerek bu işbirliğinin olumsuz etkilerini sınırlandırma şansına çok da fazla
sahip değildirler. Bu anlamda ithal şarapların bir ölçüde rekabetçi baskı
yaratabileceği ancak yerli şarap üreticilerinin sayılan nedenlerle henüz bu iki
firmanın işbirlikleri üzerinde ciddi bir rekabetçi baskı yaratmaktan uzak
oldukları görülmektedir. Dolayısıyla söz konusu işbirliği, belli bir noktanın 3580
bireysel anlamda alımları bakımından rekabeti ciddi anlamda kısıtlama
etkisine sahiptir. Bununla paralel olarak, söz konusu işbirliğinin tüm yerinde
tüketim noktalarına yaygınlaştırılması başarılmış olsaydı, işbirliği taraflarının
birlikte sahip oldukları pazar gücü ve yukarıda değinilen diğer unsurlar dikkate
alındığında, pazar genelinde rekabetin ciddi anlamda kısıtlanması sonucunu
doğuracağının kabulü gerekmektedir. Bununla birlikte, işbirliğine konu nokta
sayısının çok sınırlı kalması nedeniyle işbirliği, tek tek noktalar açısından
bakıldığında rekabete aykırı etkiler doğurmuş olmakla birlikte, pazarın
geneline yansıyan ve pazarın genelinde rekabeti ciddi anlamda kısıtlayan bir
etkiye yol açacak düzeye ulaşmamıştır. 3590
Bu noktada tarafların aralarındaki işbirliğinin tek başlarına olsa
ödeyemeyecekleri çok yüksek seviyede olan nakit tavizleri ödeyerek tüketiciye
ulaşma fırsatı verdiği, dolayısıyla olumlu etkileri olduğu yönündeki argümanlar
dikkate değerdir. Bu amaçla öncelikle belirtilmelidir ki taraflar arasındaki
işbirliğinin hiç nakit taviz verilmemiş olan noktaları da kapsadığı görülmektedir.
Diğer bir deyişle tarafların işbirliğine konu olan ancak sadece her türden
noktaya verildiği gibi çeşitli ıskonto ve bedelsiz ürün verilmiş birçok nokta
bulunmaktadır. Ayrıca geçmişte nakit taviz verilmiş ya da verilmekte olan
07-02/28-8
75
noktalara ödenen nakit tavizlerin çok düşük seviyede kaldığı, bu tür tavizlerin 3600
her iki firmanın da o noktaya girememesi gibi sonuçlara yol açması mümkün
değildir. Dolayısıyla tarafların belki de iddia ettikleri gibi Reina işletmesinin
veya benzer bir iki işletmenin istediği nakit tavizi tek başlarına ödemekte bir
imkansızlık durumuyla karşı karşıya oldukları kabul edilse bile, bu iddiayı
işbirliklerine konu olan diğer noktalar için ileri sürmeleri mümkün değildir. Bu
çerçevede işbirliğinin, tavizleri ödemeyi mümkün kılmaya değil, tavizleri iki
firma arasındaki bir savaşı engelleyerek mümkün olduğunca düşük tutmaya
yönelik olduğu görülmüştür. Ayrıca işbirliğinin A tipi ya da değil, ciddi taviz
talepleri olsun ya da olmasın her türlü yerinde tüketim noktasına
yaygınlaştırılmasının planlanması da bu düşüncemizi desteklemektedir. Diğer 3610
yandan Doluca ve Kavaklıdere gibi pazarın % 80’inden daha fazlasına sahip
ve yeterince güçlü rakipleri bulunmayan iki firmanın, toplam şarap satışları
içindeki payı düşük olan söz konusu yerinde tüketim noktaları karşısında bu
derece zayıf kalarak bir güç birliğine gitme ihtiyacı içinde kaldıklarını kabul
etmek mümkün görülmemektedir. Ayrıca, 31.5.2005 tarihli belgeden de
anlaşıldığı üzere pazara Mey’in girmesiyle birlikte tarafların pazardaki
rekabetin ve verilen tavizlerin artacağı endişesi içinde işbirliğine yöneldikleri
görülmektedir.
Diğer yandan konunun iki firmanın ortak girdikleri noktalarda bir üçüncü yerli 3620
marka şarabın satılmasına engel olmaları yönüyle de değerlendirildiğinde, bu
engellemenin Reina sözleşmesinde olduğu gibi üçlü bir sözleşmede
münhasırlık getirilmesi yoluyla doğrudan olabildiği gibi, Sushi Co örneğinde
olduğu gibi noktayla sözleşme yapan tarafın belirli bir yerli firmanın daha o
noktada satılmasına izin vermesi ya da firmalardan yalnızca birinin münhasır
anlaşma yaptığı bir noktada diğer firma şarabının da satılmasına izin verilmesi
yollarıyla dolaylı olarak da gerçekleştirildiği görülmektedir. Tarafların noktalara
birlikte girme stratejilerinin bir parçası olarak beraber girdikleri noktalarda iki
firmanın birlikte münhasır olması durumu muhtemel etkileri bakımından
değerlendirildiğinde, bu uygulamanın 3. firmalara pazarın kapanması ve 3630
rakiplerin dışlanması etkilerini doğurma potansiyeline sahip olduğu
görülmektedir. Bu durum öncelikle yine tarafların birlikte sahip oldukları pazar
gücünden kaynaklanmaktadır. Tarafların işbirliği içine girerek sanki tek bir
firmaymış gibi dolayısıyla % 80’inden daha fazla bir pazar gücüyle yerinde
tüketim noktalarına münhasırlık içeren hükümler getirmeleri rakipler üzerinde
dışlayıcı etki yaratabilecek ve pazarı kapatabilecek niteliktedir. Bu durum
özellikle tarafların söz konusu işbirliklerini yeterince yaygınlaştırmış olmaları
halinde geçerlidir.
Ancak tarafların birlikte girerek işbirliklerini hayata geçirdikleri noktalar içinde 3640
bu şekilde 3. bir yerli firmanın ya da ithal ya da yerli olsun üçüncü bir marka
şarabın satılmasını doğrudan ya da dolaylı olarak engelledikleri nokta sayısı
5’dir. Bu sayının düşüklüğü dikkate alındığında tarafların rakiplerini pazar
dışına itecek ya da onlara pazarı kapayacak bir etkiyi ortak stratejileriyle
yarattıkları ileri sürülemez. Nitekim tarafların ortak stratejilerinin bir sonucu
olarak kapanan bu 5 nokta tek başlarına diğer rakip firmalarının pazara
girmeleri ya da girememeleri üzerinde etkili olmaktan uzaktır. Bu
değerlendirme söz konusu noktaların A tipi nokta niteliğinde oldukları dikkate
alındığında da değişmemektedir. Tarafların ortak bir şekilde kapadıkları A tipi
07-02/28-8
76
nokta sayısı, toplam A tipi noktaların çok ufak bir kısmını oluşturmaktadır. Bu 3650
tür noktalar pazara giriş ve nüfuz etme bakımından özel bir önem taşısa dahi,
eylem mevcut durumda pazar kapama etkisine yol açmamaktadır.
Bu aşamada ihlalin süresine değinmek gerekmektedir. Elde edilen belgeler
doğrultusunda taraflar arasındaki işbirliği ilk olarak 2003 yılında ortaya çıkmış
ancak bu işbirliği asıl olarak 2005 yılında hız kazanmıştır. Ayrıca birlikte
girmek üzere 2005 yılının sonlarında taraflar arasındaki iletişime konu olan
bazı yerinde tüketim noktaları ile 2006 yılının ilk aylarında bu işbirliğini
yansıtan sözleşmeler imzalandığı görülmektedir. Buna örnek olarak, 1.3.2006
tarihinde Çırağan ile her iki tarafın ayrı ayrı yaptığı sözleşmeler 3660
verilebilecektir. 1.1.2006 tarihinde Kavmar’ın münhasır anlaşma imzaladığı
Kaşıbeyaz’da Doluca ürünlerinin de satılması da taraflar arasındaki işbirliğinin
2006 yılında da devam ettiğini ortaya koymaktadır. Benzer şekilde Fishmekan
ile 2005 yılının son aylarında yapılan görüşmeler neticesinde 1.2.2006
tarihinde sözleşme imzalanmıştır. Ayrıca 30.5.2006 tarihli Ship Ahoy ‘a ilişkin
belge üzerine bu noktanın yetkilisinden alınan bilgiler de taraflar arasındaki
işbirliğinin 2006 yılında da sürdüğünü destekler niteliktedir. Diğer yandan
tarafların işbirlikleri sonucu 2005 yılında imzaladıkları sözleşmelerin (genellikle
1 yıllık bir dönemi kapsayarak bağıtlandığı göz önüne alınarak), 2006 yılında
da devam ediyor olduğu dikkate alındığında işbirliğinin etkilerinin 2006 yılına 3670
da taşındığı açıktır. Önaraştırmanın 2005 yılının Aralık ayında, soruşturma
bildirimi ise taraflara 10.2.2006 tarihinde yapılmıştır.
Yukarıda yapılan tüm bu açıklamalar ve değerlendirmeler çerçevesinde
Doluca ve Kavaklıdere firmalarının yerinde tüketim noktalarına birlikte girmek
üzere işbirliği yaparak aralarındaki rekabeti kısıtladıkları, ayrıca bunun bir
yansıması olarak satış koşullarını oluşturan tavizleri ortak bir şekilde
belirledikleri görülmektedir. Söz konusu eylemler ise 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesine aykırıdır. Bununla birlikte, eylemin oldukça az sayıda yerinde
tüketim noktası ile sınırlı kalması, 2003 yılında ilk kez ortaya çıksa da aslında 3680
2005 yılında hız kazanması nedeniyle başlangıç denilebilecek bir aşamada
bulunulması ve bu etkenler nedeniyle pazarın geneline yansımış yaygın bir
etkiye yol açmamış olması gibi hafifletici unsurların bulunduğu görülmektedir.
J.5. Tek Satıcılık Sözleşmeleri
Soruşturma kapsamında Kavmar ve Doluca’nın tek satıcılık anlaşmaları
incelenmiş ve bu anlaşmaların anılan teşebbüsler arasında koordinasyon
yaratılmasına zemin hazırlayıp hazırlamadığı veya Kavmar ve Doluca’ya,
üçüncü bir teşebbüse kıyasla haksız bir avantaj sağlayıp sağlamadığı 3690
hususları değerlendirilmiştir (Nitekim yukarıda da görüldüğü üzere bazı
noktalarla bir teşebbüsün münhasır anlaşması olmasına karşın diğer
teşebbüse noktaya girmesi için izin verildiği görülmüştür.). Bu kapsamda
Doluca (…..), Kavaklıdere ise (…..) noktayla münhasır anlaşmaları olduğunu
beyan etmiştir.
Diğer yandan yukarıda da ifade edildiği gibi teşebbüslerin satış noktalarıyla
imzaladığı sözleşmelerin, karşılıklı koordinasyon yaratıp yaratmadığının veya
07-02/28-8
77
4. maddeye aykırılık taşıyıp taşımadığının tespiti amacıyla bu sözleşmelere
yönelik değerlendirme aşağıda sunulmaktadır. 3700
J.5.1 Kavmar’ın Nihai Satış Noktaları ile İmzaladığı Sözleşmeler
Kavmar tarafından yapılan sözleşmeler sınıflandırıldığında, bu sözleşmeler
Kavaklıdere’nin şarapları dışında yerli şarap satılmasını engelleyen, yerli ve
yabancı tüm rakip ürünlerin satılmasını önleyen, münhasırlık ve miktar
taahhüdü içeren, kadeh ve banket satışlarında münhasırlık öngören
sözleşmeler şeklinde değerlendirilebilir.
Bu sözleşmelerin yanı sıra bir diğer sözleşme türü ise mönü sözleşmeleridir. 3710
Nitekim Kavaklıdere’nin (……….) ile imzaladığı sözleşmede ”…İşletici şarap
menüsünde Kavaklıdere şarapları dışında sadece 3 çeşit Sarafin ve 2 çeşit
Mey şaraplarına ait ürünlerden bulunduracaktır…” şeklindeki hükümle mönüye
konacak şarap markalarında sınırlama getirilmiştir. Bu tip sözleşmelerin
yaygın olması ve Kavaklıdere’nin mönü anlaşmalarında Doluca’ya yer vermesi
iki teşebbüs arasında koordinasyon olduğu şüphesi yaratabilecek olsa da her
iki firmada da yapılan incelemelerde bu anlaşmaların sınırlı, görece yaygın
olanlarının ise tek satıcılık sözleşmeleri olduğu görülmüştür. Üstelik mönülere
başka marka ürünlerin girmesi muhtemelen işletme tarafından talep edilmekte
ve noktada münhasırlığa göre daha rekabetçi bir yapı oluşturmaktadır. Bu 3720
aşamada bunun bir koordinasyon yaratıcı unsur olarak değerlendirilmemesi
gerekmektedir.
J.5.2. Doluca’nın Nihai Satış Noktaları ile İmzaladığı Sözleşmeler
Doluca tarafından yapılan sözleşmeler sınıflandırıldığında, bu sözleşmelerin
Doluca şarapları dışında yerli şarap satılmasını engelleyen, yerli ve yabancı
rakip tüm ürünlerin satılmasını önleyen, münhasırlık ve aynı zamanda miktar
taahhüdü içeren, kadeh ve bankette münhasırlık öngören sözleşmeler olarak
ayrıldığı görülmüştür. 3730
Doluca’nın satış noktaları ile imzalamış olduğu sözleşmeler incelendiğinde
Kavmar sözleşmelerinde olduğu gibi asgari satış yükümlülüğü getirilmekte ve
bu yükümlülük tamamlanana kadar sözleşmenin yürürlükte olacağı
belirtilmektedir. Bu ise yine yukarıda belirtildiği gibi sözleşmeyi belirsiz süreli
kılmaktadır.
Doluca da Kavmar gibi noktalarla zaman zaman mönü sözleşmeleri
akdedebilmektedir. Doluca’nın “(…………….)” ile imzalamış olduğu
sözleşmenin “Münhasırlık” başlıklı kısmı şöyle düzenlenmiştir: ” …Müşteri, 3740
işbu sözleşmenin yürürlük süresi boyunca, yerli şarap olarak yalnızca Doluca
ve/veya Doluca grubunun satış ve dağıtımını yaptığı ithal ürünlerini ve
sözleşmenin konu kısmında belirlenen ürünlerini işyerinde tek ürün olarak
satmayı, Doluca haricinde hiçbir yerli şarap üreticisinin (kişi ve/veya
kuruluşların) ürünlerini satmamayı ve teşhir etmemeyi, logolarını
kullanmamayı kabul ve taahhüt eder. Bu maddenin istisnası olarak; müşteri
işletmesinde Kavaklıdere Selection, Boğazkere, Kalecik Karası ve Turasan
Seneler Boğazkere-Öküzgözü, Boğazkere olmak üzere 5 adet ürün
07-02/28-8
78
bulundurabilecektir. Bulundurulan bu ürünler menüde, tanzim ve teşhirde yer
almayacaktır…”. Bu sözleşmeye yönelik değerlendirme Kavmar’ın mönü 3750
sözleşmesine yapılan değerlendirmeyle aynı doğrultudadır.
J.5.3. Tek Satıcılık Anlaşmalarının Değerlendirilmesi
Yukarıda belirtilen Doluca veya Kavmar’ın tip sözleşmelerinde asgari satış
yükümlülüğünün yerine getirilememesi halinde, sözleşmenin bu miktara
ulaşılıncaya kadar devam edeceği ifade edilmektedir. Tespit edilen miktara ise
ne zaman ulaşılacağının belli olmaması rekabet etmeme yükümlülüğü
süresinin 5 yılı aşabileceğini göstermekte olup bu nedenle sözleşmeler belirsiz
süreli olarak değerlendirilmiştir. Belirsiz süreli sözleşmelerde rekabet yasağı
da belirsiz süreli ise o takdirde rekabet etmeme yükümlülüğü 2002/2 sayılı 3760
Tebliğ’den yararlanmayabilmektedir. Bununla birlikte Dikey Tebliğ’e İlişkin
Kılavuz’da şu şekilde bir değerlendirme de bulunmaktadır:
”Tebliğ’de öngörülen limitlerin üzerinde bir süre için alıcıya rekabet etmeme
yükümlülüğünün getirildiği ve bu yükümlülüğü içeren sözleşme maddesinin
sözleşmenin diğer bölümlerinden ayrılabildiği tespit edilirse, Kurul, rekabet
etmeme yükümlülüğünün süresini Tebliğ’de öngörülen azami hadde indirilmiş
olarak değerlendirilebilecektir. Bu takdirde, şayet alıcı konumundaki
teşebbüse getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü henüz Tebliğ’de öngörülen
limiti doldurmamış ise, alıcı bu kalan süre kadar, başka bir ifadeyle Tebliğ’deki
üst sınır dolana kadar, rekabet etmeme yükümlülüğü altında kalacaktır. Şayet, 3770
bu üst sınırı geçen bir süredir rekabet etmeme yükümlülüğü altında ise
rekabet etmeme yükümlülüğü geçersiz olacak ve alıcı konumundaki teşebbüs
tamamen bağımsız kalacaktır…”
Bu bağlamda öncelikle belirtilmelidir ki bu sözleşmeler genellikle 1-2 yılı
kapsayacak şekilde bağıtlanmaktadır. Bir diğer deyişle sağlayıcılar o noktanın
gerek geçmiş performansı gerekse benzer noktaların satışlarını dikkate alarak
nokta için yıllık tahmini bir satış miktarı öngörmekte ve sözleşmeyi bu öngörü
çerçevesinde hazırlamaktadırlar. Pazarda yapılan incelemelerde mevcut
durumda 5 yılı aşacak şekilde rekabet yasağı içeren bir sözleşme ile 3780
karşılaşılmamıştır. Kaldı ki söz konusu pazarın oldukça dinamik yapısı
nedeniyle noktaların 5 yıl süresince faaliyet göstermeleri bir kesinlik
taşımamaktadır. Dolayısıyla belirsiz süreli olmakla birlikte bu sözleşmelerin
büyük çoğunlukla 1-2 yıl süresince imzalandığı görülmektedir. Bu nedenle
yalnızca teorik olarak belirsiz süreli olmasından hareketle sözleşmelerin grup
muafiyetinden yararlanamayacağını belirtmek doğru olmayacaktır. Bu
bilgilerden ve Kılavuzun yukarıda alıntı yapılan yaklaşımından hareketle söz
konusu anlaşmaların grup muafiyeti kapsamına girdiği, ancak 5 yılı aşan
rekabet yasağı olması durumunda yasağın yalnızca söz konusu üst sınırı
geçen kısmının geçersiz olacağı, geçmediği durumda ise rekabet yasağının 3790
geçerli olması gerektiği ve sözleşmelerin grup muafiyetinden yararlanabileceği
belirtilmelidir. Ancak şu aşamada bu sözleşmeler grup muafiyetinden
yararlanıyor olsa da sözleşmelerin, dolayısıyla rekabet yasağının belirsiz
süreli olmaması için her iki teşebbüs tarafından bağıtlanan sözleşmelerde
geçen rekabet yasağının en fazla 5 yıl süreyle sınırlandırılacak şekilde
düzenlenmesi gerekmektedir.
07-02/28-8
79
Diğer yandan Doluca’nın satış yaptığı (…..) civarında yerinde tüketim
noktasından (…..)’i ile ve Kavaklıdere’nin satış yaptığı (…..) civarında yerinde
tüketim noktasından (…..)’i ile imzalamış olduğu münhasır anlaşmaların 3800
piyasada ne gibi etkiler oluşturduğunu incelemek ve bazı küçük üreticilerin
şikayetçi olduğu bu anlaşmalardan muafiyetin geri alınıp alınmamasına karar
verebilmek için pazar dinamiklerine eğilmek gerekmektedir.
Öncelikle belirtilmelidir ki Kavaklıdere ve Doluca bu pazara yıllardır yatırım
yapan ülkenin en eski iki üreticisidir. Söz konusu üreticiler yıllardır gerek
markalarına, gerek dağıtım ağlarına yatırım yapmalarının karşılığını bu
pazarda almışlar ve almaktadırlar. Nitekim bu iki marka tüketiciler tarafından
en çok bilinen şarap markalarıdır. Kişisel ilişkilerin çok önemli olduğu yerinde
tüketim pazarında soruşturma tarafı teşebbüsler bu ilişkileri oldukça iyi 3810
kurmuşlardır. Ayrıca bu teşebbüslerin pazarı çok iyi bir şekilde takip ettikleri
görülmektedir. Üstelik ürün kalitelerinin iyi olması, geniş bir portföye, yaygın
ve etkin bir dağıtım ağına sahip olmaları hem satış noktaları hem de tüketiciler
tarafından talep edilmeleri sonucunu doğurmaktadır. Ancak pazardaki diğer
üreticilerin anılan unsurların bazılarında görece bu seviyede olmadıkları
yapılan incelemelerde görülmüştür. Bu unsurlar ise noktaya girmek için önem
arz etmektedir. Bununla bağlantılı olarak belirtilmesi gereken bir başka olgu,
noktaların söz konusu her iki firmadan herhangi biriyle yazılı bir anlaşması
bulunmamasına, dolayısıyla münhasırlıkla bağlı olmamasına rağmen kendi
istekleriyle bu firmalardan bir veya ikisiyle de çalıştıklarının görülmüş 3820
olmasıdır.
Ayrıca şarap ithalatının serbestleşmesiyle ithalatçı sayısı da artmıştır.
TAPDK’ya kayıtlı 80’in üzerinde içki ithalatçısının olması da bize bu konuda
bir fikir vermektedir. Üstelik yerli tüketici, fiyatı yerli şaraba yakın olan ithal
şarabı tanıdıkça da ithal şarap pazar payının artacağı öngörülmektedir.
Diğer taraftan TEKEL’in özelleştirilmesi sonrasında piyasada aktif satış
politikaları ile faaliyette bulunan Mey’in, büyük kapasite ve güçlü kuruluşu ile
piyasadaki arzı ve dolayısıyla rekabeti daha da artırdığı dosya mevcudu bilgi 3830
ve belgelerden de görülmektedir. Mey’in şarap pazarındaki pazar payını kısa
vadede artıracağı sektör temsilcilerince dile getirilmektedir. Ayrıca daha önce
sofra şarabı ağırlıklı üretim yapan firmaların kaliteli şarap üretimine
yönelmeleri ve butik şarapçılığın da artışı bu segmentte rekabeti iyice
kızıştırmaktadır. Tüm bu gelişmelerle birlikte şaraba olan talebin, ilginin
artması sonucu ülkemizde şarap sektörünün gelişmeye başlaması ile pazarın
rekabetçi yapısının artacağı öngörülmektedir. Nitekim ülkemizde son yıllarda
gelişen şarap pazarında tüketici bilincinin de artmasıyla mevcut olan tek
satıcılık anlaşmalarının azalacağı öngörülmektedir. Bu nedenle Kavmar ve
Doluca’nın nihai satış noktaları ile imzalamış oldukları tek satıcılık 3840
anlaşmalarına ilişkin 2002/2 Sayılı Tebliğ ile tanınan muafiyetin geri
alınmasının gerekli olup olmadığına ilişkin değerlendirmeye şu aşamada ve
bu pazar koşullarında gerek duyulmamaktadır.
07-02/28-8
80
K. SONUÇ
26.1.2006 tarih ve 06-04/63-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen 3850
soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen Rapora, toplanan delillere ve incelenen
dosya kapsamına göre;
1. Kavmar Gıda Pazarlama A.Ş. ile Doluca Şarapçılık Pazarlama ve Ticaret
A.Ş.’nin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiklerine OYÇOKLUĞU ile,
2. Bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca
adı geçen teşebbüslerin idari para cezası ile cezalandırılmaları gerektiğine
OYÇOKLUĞU ile,
3860
3. İdari para cezasının takdirinde eylemlerin az sayıda nokta ile sınırlı
kalması,başlangıç aşamasında olması, pazarın geneline yansımış yaygın bir
etkiye yol açmaması hususlarının hafifletici unsurlar olarak dikkate alınması
sonucunda, 2005 yılı net satışlarının takdiren %0,2 (binde 2)’si oranında
olmak üzere,
Kavmar Gıda Pazarlama A.Ş.’ye 206.553,54 YTL,
Doluca Şarapcılık Pazarlama ve Ticaret A.Ş. 124.523,87 YTL
idari para cezası verilmesine OYÇOKLUĞU ile, 3870
4. 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eden eylemlerinden dolayı,
rekabetin tesisi ve ihlalden önceki durumun korunmasını teminen yerine
getirilmesi veya kaçınılması gereken davranışların ve ihlale son verilmesi
gereğinin, aynı Kanun’un 9. maddesi uyarınca ilgili teşebbüslere bildirilmesine
OYÇOKLUĞU ile,
5. Diğer yandan Kavmar Gıda Pazarlama A.Ş. ve Doluca Şarapcılık
Pazarlama ve Ticaret A.Ş. tarafından yerinde tüketim noktalarıyla yapılan tek
satıcılık sözleşmelerinin, rekabet yasağının süresinin 5 yılı aşmayacak şekilde 3880
tadil edilmesine, bunun için gerekli olan değişikliklerin 90 gün içinde yapılarak
Rekabet Kurumu’na tevsik edilmesine, aksi takdirde 4054 sayılı Kanun
çerçevesinde işlem yapılacağının adı geçen teşebbüslere bildirilmesine
OYBİRLİĞİ ile,
karar verilmiştir.
07-02/28-8
81
Rekabet Kurulu’nun 11.1.2007 günlü ve 07-02/28-8 Sayılı Kararına
KARŞI OY
Doluca ve Kavmar teşebbüslerinin satış noktalarına birlikte girmek üzere
işbirliği yaparak şarap piyasasında rekabeti engellemeye yönelik davranışları olup
olmadığının tespiti için soruşturma açılmıştır.
TAPDK tarafından üretim izni verilen 68 şarap üreticisi bulunduğu, sınırlı
sayıda şarap firmasının ülke çapında yaygın ve etkin dağıtım ağına sahip olduğu
(Kavaklıdere, Doluca, Mey) toplam üretimin 1/3 ünün kayıtlı olduğu, kayıtdışı
üretimin bakkal gibi küçük perakendecilerde satıldığı, reklam kısıtı bulunduğu, şarap
ithalatının 6.6.2003 tarihinde serbestleştirildiği, ithalatın giderek artmakta olduğu,
ithal şarap fiyatlarının düşmekte olduğu, sofra şarabı üretenlerin kaliteli şarap
üretimine de yöneldikleri, butik üretici sayısının arttığı soruşturma raporuyla
tespitlidir.
Rekabet Kurulu’nun önceki kararlarında ilgili ürün pazarı “şarap pazarı”
olarak belirlenmişken bu kez “her şey dahil sistemiyle çalışan oteller hariç, şarap
yerinde tüketim pazarı” olarak belirlenmiştir.
Bu konuda evde tüketimin ve yerinde tüketimin farklı özellikler taşıdığı ; aynı
şarabın yerinde tüketimde en az 2-3 kat daha pahalı olduğu, iki kanalda satılan
şaraplar arasında ikame bulunmadığı hususları kriter olarak alınmıştır.
Oysa Doluca ya da Kavmar tarafından evde tüketim ve yerinde tüketim
noktalarına aynı marka şarap için uygulanan fiyatlarda bir farklılık söz konusu
değildir.
Dolayısıyla fiyat farklılığı neden gösterilerek ilgili ürün pazarının farklı
tanımlanması ve soruşturmanın “her şey dahil sistemiyle çalışan oteller hariç şarap
yerinde tüketim pazarı” ile sınırlanması hukuka uygun değildir.
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde Doluca’nın (…..) satış noktası ile
çalıştığı, buna karşın soruşturma raporuyla 22 “yerinde tüketim noktasında”
Kavpa’yla birlikte taviz verme konusunda anlaştıkları görülmüştür. 11 noktada bu
eylemin etki gösterdiği, 11 inde etkisiz kaldığı, durumun Doluca’nın satışlarındaki
oranının ise %(…) olduğu anlaşılmaktadır.
Benzer durum Kavpa için de geçerlidir.
Doluca ve Kavpa’nın aralarında 22 “yerinde tüketim noktası”na taviz vererek
girmek için iletişimde bulundukları tartışmasızdır. Ancak bu iletişim sonucunda
rekabetin kısıtlandığından söz edilmesi mümkün değildir.
Kavpa, Doluca ve Reina (yerinde tüketim noktalarından biri) arasında
24.5.2005 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre her bir firma Reina’ya (……..) US$
sponsorluk ücreti (taviz) ödemeyi kabul etmişler, Reina ise sadece Kavaklıdere ve
07-02/28-8
82
Doluca’nın ayrı ayrı (……..) şişe şarabını satmayı, bu miktar şarap satılıncaya kadar
başka bir markanın şarabını satmayacağını taahhüt etmiştir.
Rakip iki büyük teşebbüs arasında bir tüketim noktasıyla birlikte yapılmış
tavize ilişkin bir anlaşmanın şarap pazarında rekabeti kısıtladığından sözedilemez.
Bu anlaşma “birlikte taviz vermek” kapsamındadır ve rekabet ihlali içermez.
İki teşebbüsün birbirleriyle iletişimde bulunarak 11 yerinde tüketim
noktasında tavizin miktarını düşürmeye çalışmaları da rekabetin kısıtlanması değil,
ticari faaliyetlerini devam ettirme çabasıdır ki tüketiciye yansıyan olumsuz bir etki de
yoktur.
Doluca veya Kavpa yerinde tüketim noktalarına (Reina gibi) 5 YTL’ye de
satsa 50 YTL’ye de satsa o noktaların özelliği nedeniyle satış fiyatının
etkilenmeyeceği görülmektedir.
Bu nedenlerle olayda rekabet ihlali bulunmadığı görüşüyle karara karşıyım.
Süreyya ÇAKIN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy