T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
BAŞKAN : ***
ÜYE : ***
ÜYE : ***
KATİP : ***
DAVACI : ***
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALI : 1-T.C. ***
VEKİLLERİ : Av.
Av.
Av.
Av.
DAVALI : 2- ***
İFLAS İDARE
MEMURLARI : ***
***
***
DAVA : Genel Kurul Kararının Batıl Olduğunun Tespiti, Tespit Ve Alacak
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti ile tespit ve alacak istemli davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı asil dava dilekçesinde özetle; ... Ve Gıda Sanayi A.Ş.'nin 1968 yılında kurulduğunu, 1990 yılına kadar faaliyetine devam ettiğini, 1990 yılında özelleştirilmek üzere kamu ortaklığı idaresine devredildiğini, 1991 yılında %96,15 hissesinin blok olarak satışına karar verildiği, hisselerin ..., ..., ..., ..., ... grubuna satıldığı, kamu ortaklığı ile yaptıkları sözleşmede 3 yıl içinde 30 milyon DM'lik iyileştirme yapılacağının taahhüt edildiği, ayrıca bu yatırımların tamamlanmasına kadar hisselerin 3.şahıslara devredilmeyeceğinin öngörüldüğünü, 1992 yılında olağanüstü genel kurul yapılarak sermaye artırımı kararı alındığını, bu genel kurul toplantısının ortakların daveti, izin prosedürleri ve temsil yönüyle mutlak butlanla batıl olduğu, toplantıya ...'ın kendilerini temsilen katıldığı, ancak vekâletnamenin genel kurulda temsil için değil sadece ihalede temsil amacıyla verildiğini, yani yetkisiz temsil olduğunu, genel kurul toplantısının bu nedenle mutlak butlanla malul olduğu, 1995 yılına kadar hisse devrinin mümkün olmadığı, ayrı şekilde sermaye artışlarının da mümkün olamayacağını, kendilerinin bu genel kurul kararının butlanına, ... ile yapılan sözleşme ile iyi niyetli yaptığı yatırımlarını tespitine, bu meblağın kendisine ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı T.C. ... Özelleştirme İdaresi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süre yönünden reddi gerektiğini, kendilerine husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, böyle bir şey olsa bile özelleştirme idaresi başkanlığına yöneltilmesi gerektiğini, söz konusu hislerin 1995 yılı sonuna kadar başka kişilere devredilmediğini, bundan sonraki devir olsa bile bunun hukuki olduğunu, şirkete 40.657.857 DM yatırım yapıldığının belirlendiğini, beyan etmiştir.
Davalı İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde ... Ve Gıda San A.Ş. İflas İdaresi Memurları cevap dilekçesinde özetle; davacının ...'nun pay sahibi olmadığını, aktif husumet ehliyetinin olmadığını, davacı tarafından genel kurulun mutlak butlan ile malül olduğununun tesbiti ile işlemlerin eski hale getirilmesi istenilmekte ise de dava dilekçesinin incelenmesinden burada mutlak butlan sebebinin bulunmadığını, zira dokrinde emredici hükümlerin sadece pay sahibinin haklarını ve çıkarlarını koruması halinde yokluk veya butlan değil genel kurul kararının iptali istenebileceğini, TTK'nun 446, 445 ve 448. maddelerine göre iptal davasının genel kurulun yapılmasından itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğini, davacının bu süre geçtikten sonra dava açtığını belirterek davacının açmış bulunduğu davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Taraflarca ticaret sicili kayıtlarına, ticari defter ve kayıtlara, şirketin malvarlığı, kasa ve banka hesabı kayıtlarına, markalarına, bilanço ve raporlara, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davalara, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasına, ihale kayıtlarına şirketin yönetim kurulu ve genel kurul kararlarına delil olarak dayanılmıştır.
Davacı tarafından delil olarak dayanılan bir kısım kayıt ve belge örnekleri, dilekçesinin ekinde dava dosyasına sunulmuştur. Bu müzekkeremize cevap verilmiştir.
Kayseri Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ... iflas sayılı dosya akıbetinin sorularak bu dosyanın Uyap sistemi üzerinden kayıt örneklerinin gönderilmesi istenilmiştir.
Davacının İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde ... Ve Gıda Sanayi A.Ş.'de pay sahibi olup olmadığı hakkında davacı ile bir kısım davalılar arasında uyuşmazlık bulunması ve bu konuda daha evvel Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dava dosyası üzerinden verilen 19/06/1997 tarihli karar hakkında yargılanmanın yenilenmesi istemiyle açılan ... Esas sayılı dava dosyası bekletici sorun yapılmış ve akıbeti beklenmiştir. Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2016 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı gerekçeli kararı temyiz incelemesi sırasında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/07/2023 tarihli, 2021/5389 Esas ve 2023/4501 Karar sayılı ilamı ile "... dosya içerisinde bulunan ... A.Ş.'nin 21/03/1995 tarihli, ... Antalya Şubesi'nin 24/03/1994 tarihli, ... Bankası A.Ş.'nin 23/03/1994 tarihli cevabi yazılarında ...'nın elinde bulunan bir kısım hisse senetlerinin muhafaza altına alınmasına rağmen, Mahkemece ...'nın yokluğunda ve davacının talebini de aşacak şeklide hisse senetlerinin bir kısmının davacıya, diğer kısımlarında davalı ve müdahil talebinde bulunanlara ait olduğunun tespitine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece öncelikle yapılacak iş ...'nın müdahale talebi üzerine davacıya, ... aleyhine dava açması için süre verilmesi, açıldığı takdirde davanın eldeki davayla birleştirerek dosyadaki bilgi ve belgelere göre oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış ... " nedenleriyle mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği görülmüştür.
Dosyanın şirketler konusunda nitelikli hesap bilirkişisi Yrd. Doç. Dr. *** ve muhasebeci bilirkişi Prof. Dr. ***'dan oluşturulan bilirkişi kuruluna tevdi edilerek mahkememizce ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktaları ve tüm dosya kapsamına göre davacının davalılardan talep edebileceği bir alacağı olup olmadığı var ise alacak miktarı hususlarında bilirkişi raporu tanzim edilmesi konusunda görevlendirilmişlerdir.
Nitelikli Hesap Bilirkişisi Yrd. Doç. Dr. *** Ve Muhasebeci Bilirkişi Prof. Dr. ***'dan oluşturulan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 30/10/2014 tarihli raporda özetle, "Davacının yoklukla malul olduğunu iddia ettiği genel kurula iliklin tutanağın dosyada yer almadığı, ancak dosyadaki bilgi ve belgelere göre bir varsayımda bulunulabileceği, buna göre ...'ın 29/07/1992 tarihli genel kurula geçerli bir vekâletname olmadan katılması halinde, payı T.C. ... Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'ndan devralan ...'ın da asaleten katılması beyanına göre, toplam genel kurulda bulunan payların %40,71 olacağı ve ETK m.388'deki toplantı nisabının oluşmaması nedeniyle yoklukla malul olacağı, ancak bu yoklukla malullüğün diğer genel kurullardaki sermaye artırımlarını etkilemeyeceği, ancak o genel kurulların şartları çerçevesinde bir hükümsüzlük yaptırımının söz konusu olabileceği, Davacının payların T.C. ... Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'ndan devir alınmasında bir konsorsiyuma bağlı olarak payları devraldığı, iki yabancı ortağın paylarının toplamının o tarihte Hazine Müsteşarlığı'nın beyanına göre 14264926 x 9452 olduğu, bu nedenle diğer ortakların paylarının adi şirket hükümlerine göre eşit oranda olacağından davacının payların devralınması ile %14,71 oranında pay sahibi olduğu, fakat daha sonraki genel kurullardaki bedelli sermaye artırımına katılmamışsa pay oranın küçüldüğü, davalı şirkete 15/07/1995 tarihi itibariyle bilirkişi marifetiyle 40.667.857 DM olarak yatırım yapıldığının tespit edildiği, ancak bu yatırımın bir kısmının davacı tarafından yapıldığının belli olmadığını, kaldı ki bunun bir sermaye yatırım olduğu, ortağın sermaye olarak yaptığı yatırımı isteyemeyeceği, ancak şirkete borç vermişse, bunun geri isteyebileceği, sonuç ve kanaatine varıldığı" belirtilmiştir.
Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün gelen yazı cevabı içeriği nedeniyle İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazı yazılarak, müflis ... A.Ş.'nin sicil dosyasının mahkemelerinin 05/03/1998 tarih ve ... Esas sayılı yazısına istinaden mahkemelerine gönderildiği ve halen ticaret sicil müdürülüğüne dönmediği dolayısıyla mahkemelerinde olduğu bildirildiğinden söz konusu esas sayılı dosyalarının kapsamı incelenerek bahsi geçen müflis şirketin sicil dosyası halen mahkemelerinin dosyası içinde ise bu şirketin 29/07/1992 tarihli olağan üstü genel kurul toplantı tutanağı ile bu toplantıya ilişkin hazirun cetvelinin okunaklı birer fotokopilerinin gönderilmesi istenmiştir.
Kayseri Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ... iflas sayılı dosya akıbetinin sorularak bu dosyanın Uyap sistemi üzerinden kayıt örneklerinin gönderilmesi istenilmiştir. Bu müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davacının İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde ... Ve Gıda Sanayi A.Ş.'de pay sahibi olup olmadığı hakkında davacı ile bir kısım davalılar arasında uyuşmazlık bulunması ve bu konuda daha evvel Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dava dosyası üzerinden verilen 19/06/1997 tarihli karar hakkında yargılanmanın yenilenmesi istemiyle açılan ... Esas sayılı dava dosyası bekletici sorun yapılmış ve akıbeti beklenmiştir. Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2016 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı gerekçeli kararı temyiz incelemesi sırasında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/07/2023 tarihli, 2021/5389 Esas ve 2023/4501 Karar sayılı ilamı ile "... dosya içerisinde bulunan ... A.Ş.'nin 21/03/1995 tarihli, ... Antalya Şubesi'nin 24/03/1994 tarihli, ... Bankası A.Ş.'nin 23/03/1994 tarihli cevabi yazılarında ...'nın elinde bulunan bir kısım hisse senetlerinin muhafaza altına alınmasına rağmen, Mahkemece ...'nın yokluğunda ve davacının talebini de aşacak şeklide hisse senetlerinin bir kısmının davacıya, diğer kısımlarında davalı ve müdahil talebinde bulunanlara ait olduğunun tespitine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece öncelikle yapılacak iş ...'nın müdahale talebi üzerine davacıya, ... aleyhine dava açması için süre verilmesi, açıldığı takdirde davanın eldeki davayla birleştirerek dosyadaki bilgi ve belgelere göre oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış ..." nedenleriyle mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi Anonim Şirketi'nin 29/07/1992 tarihli genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti, davacının bu şirkete yaptığı yatırımların tespiti ile davalılardan tahsili istemlerine ilişkindir.
6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca davanın niteliği itibarı ile dava, mahkememiz heyeti tarafından incelenip sonuçlandırılmıştır.
Taraflar arasında uyuşmazlık konularının, davanın üç aylık hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı, davalı T.C. ... Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, davacının şirket ortağı olup olmadığı, 07/07/1992 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında katılan için davacının ...'a temsil yetkisi verip vermediği, 07/07/1992 ve 31/08/1995 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ile alınan kararların geçerli olup olmadığı, davacının davalı idare ile yapılan sözleşmenin üçüncü maddesi uyarınca yaptığı yatırım miktarının tespiti ve bu yatırım sebebiyle davacının davalılardan bir alacağı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle; dava şartı ile kesin hüküm kavramları üzerinde durulmasında yarar vardır.
Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için gerekli olan unsurlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.
Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığını kendiliğinden araştırıp inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkemece mesmu (dinlenebilir) olmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi gerekir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesi “(1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.” hükmünü içermektedir. Buna göre dava şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli), bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlardır.
Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile (HMK m. 114/1-i) çözümlenmemiş olması da dava şartıdır. Bu şart, olumsuz dava şartı olarak adlandırılır. Kesin hüküm (hem bireyler için hem de devlet için) hukukî durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla hukukî güvenlik ve yargı erkine güven sağlandığından kesin hüküm kamu yararı ile doğrudan ilgilidir.
Hemen belirtilmelidir ki; kesin hükmün amacı kişiler arasındaki uyuşmazlıkların hem kesinleşme anı hem de gelecek için çözümlenmesidir. Bu amacın gerçekleşmesinde, hem davanın taraflarının hem Devletin hem de toplumun yararı vardır. Çünkü kişiler aralarındaki uyuşmazlığın kesin bir biçimde sonuçlanması için dava sırasında bütün olanaklarını kullanırlar ve dava sonucunda verilecek kararla artık bu uyuşmazlığın sona ermesini isterler. Bunda Devletin de yararı vardır. Çünkü Devlet mahkemelerin sınırsız bir biçimde aynı uyuşmazlık ile tekrar tekrar meşgul edilmesini istemez (Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder /Taşpınar Ayvaz, Sema: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2016, s. 664). Dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz.
Kesin hüküm itirazı davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hüküm bulunduğu (dava şartı yokluğu) gerekçesiyle reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, 2001, C. V, s. 4980 vd.).
Bu bağlamda kesin delil ise yanları ve hâkimi bağlayan, bu tip delillerle kanıtlanan olayın hukuksal doğru olarak kabul edilmesini gerektiren delillerdir. Hâkimin kesin delilleri takdir yetkisi yoktur. Bu biçimde ispatlanan hususu doğru kabul etmek zorundadır. Hukukumuzda kesin deliller sınırlı olup bunlar senet (HMK m. 205), yemin (HMK m. 229) ve kesin hükümdür (HMK m. 303). Kesin hüküm de aynı konuda daha sonra açılan davada kesin delil oluşturur (Kuru, C. II, s. 2034 vd).
Kesin hüküm şekli anlamda kesin hüküm ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere ikiye ayrılır. Şekli anlamda kesin hüküm, sözü edilen karara karşı artık bütün olağan yasa yollarının kapandığı anlamına gelir. Bazı son kararlar verildikleri anda kesindirler (HMK m. 361).Yasa yolu açık olan bir karar, yasa yoluna başvurma süresi geçmekle de kesinleşir. Öte yandan, temyiz yolu açık olan bir karar temyiz edilip sonuçta onanmış ve karar düzeltme süresi geçirilmişse, ya da karar düzeltme yoluna gidilip de bu istem reddedilmişse veyahut yasa yoluna başvurmaktan feragat edilmişse verilen hüküm şekli anlamda kesinleşir. Bir hüküm bir kere şekli anlamda kesinleşirse artık bu hükme karşı olağan yasa yollarına başvurulamaz. Bir kararın maddi anlamda kesinleşmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerekir.
Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HMK’nun 303/1. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir”. Kesin hükmün ilk koşulu her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması, ikinci koşulu müddeabihin aynılığı, üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabihin aynılığı, dava konusu yapılmış olan hakların aynı olmasıdır. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hâkimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziksel bakımdan aynı olsa bile bu şeyler üzerinde talep olunan haklar farklı ise müddeabihlerin aynı olduğundan bahsedilemez.
Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukukî sebepten farklı olarak, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise diğer iki koşulun da bulunması hâlinde kesin hükmün varlığından söz edilebilir.
Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 20/12/2017 tarihli ve 2017/14-2268 E., 2017/2020 K., 20/12/2017 tarihli ve 2017/14-2272 E., 2017/2022 K. sayılı, 20/12/2017 tarihli ve 2017/14-2273 E., 2017/2023 K. sayılı, 24/01/2018 tarihli ve 2017/14-2534 E., 2018/88 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Kesin hüküm öncelikle (hükmü veren mahkeme de dâhil) diğer bütün mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler (kesin hüküm itirazı) ve aynı konuya ilişkin yeni bir davada, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar (Kuru, C. V, s. 5051- 5053).
Kesin hüküm kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Ancak gerekçe hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukukî ve mantıki tahlil ve istidlallerden (delillerden yargıya varma) ibaret kalmayıp, hüküm fıkrası ile ayrılması imkânsız bir bağlılık içinde bulunuyor ise istisnaen bu kısmın da kesin hükme dâhil olduğunu kabul etmek gerekir. Hangi gerekçenin hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olduğu her olayın özelliğine göre belirlenir.
Somut olaya gelince, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi Anonim Şirketi'nin 29/07/1992 tarihli olağanüstü genel kurulun ve genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ve tüm sonuçları ve alınan kararlar ile birlikte iptaline karar verilmesi
istemiyle davacı tarafından İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi Anonim Şirketi İflas İdaresi hakkında 04/12/2006 tarihinde dava açıldığı, mahkememizce yapılan yargılama sonunda 12/12/2007 tarihinde ... Esas ve ... Karar sayılı gerekçeli karar ile davacının davasının reddine karar verildiği, bu kararın yasal süresinde temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/06/2010 tarihli, 2010/7169 Esas ve 2010/6699 Karar sayılı ilamı onandığı, tashihi karar talebinin de aynı dairenin 03/12/2010 tarihli, ... Karar sayılı ilamı ile reddedilmekle hükmün 03/12/2010 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Buna göre İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi Anonim Şirketi'nin 29/07/1992 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin olarak davalı İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi Anonim Şirketi İflas İdaresi yönünden mahkememizin ... Esas sayılı dosyası üzerinden görülen bu dava ile mahkememizin ... Esas sayılı dosyası üzerinden görülen davanın incelenmesinde dava dilekçelerinde bildirilen dosya ve karar numaralarının, taleplerin, dava konularının ve hukuki sebeplerinin aynı olduğu ve ... Esas sayılı dosyanın dava tarihinin eldeki davadan daha önceki bir tarih olan 04/12/2006 tarihi olduğu, bu durumda eldeki dava yönünden kesin hüküm bulunduğu görülmüştür. İzah edilen nedenlerle; davacının davalı İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi A.Ş İflas idaresi hakkındaki 29/07/1992 tarihli ve 31/08/1995 tarihli şirket genel kurul kararlarının batıl (yok hükmünde) olduğunun tespitine yönelik davasının HMK'nun 114/1-(i) ve 115/2. maddeleri uyarınca kesin hükme ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Yine, İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi Anonim Şirketi'nin 29/07/1992 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin olarak davalı İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi Anonim Şirketi İflas İdaresi yöneltilmesi gerektiği, bu davalı dışındaki diğer davalı olan T.C. ... İdaresi Başkanlığı'nın genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin davada davalı sıfatı bulunmadığı açıktır.
Davacının eldeki davada ikinci istemi; İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi Anonim Şirketi'ne yaptığı yatırımların tespiti ile davalılardan tahsiline ilişkindir.
TTK'nun 329. maddesinde, belli istisnalar haricinde şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği öngörülmüş, buna paralel olarak TTK'nun 405/2. maddesinde ise "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle, anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olmaz. Zira, ortakların payları için yapılan ödemeler ortaklığın sermayesini oluşturur. Sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla, ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremezler. Ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nun 196. maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılması mümkündür (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 02/05/2023 tarihli, 2022/5348 Esas ve 2023/1558 Karar sayılı emsal ilamı). Buna göre davacı ortağı olduğu İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi Anonim Şirketi'ne ödediği sermaye miktarını bu şirketten istemesi yasal olarak mümkün bulunmadığından davacının davalı İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi A.Ş. iflas idaresi hakkındaki alacağın tespiti ve tahsili istemli davasının reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Davacının ortağı olduğu İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi Anonim Şirketi'ne ödediği sermaye miktarının tespiti ve tahsilini davalı T.C. ... İdaresi Başkanlığı'ndan isteyemeyeceği açıktır. İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi Anonim Şirketi'nin 29/07/1992 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin talepte olduğu gibi davacının anılan şirkete ödediği sermaye miktarının tespiti ve tahsilini de davalı T.C. ... İdaresi Başkanlığı'ndan isteyemeyeceğinden T.C ... İdaresi Başkanlığı'nın her iki talebe yönelik olarak açılan eldeki davada davalı sıfatı bulunmadığı görülmektedir. Tüm bu nedenler dikkate alınarak mahkememizce davacının, davalı T.C. ... İdaresi Başkanlığı hakkında açtığı davaların pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davalı İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi A.Ş. İflas idaresi hakkındaki 29/07/1992 tarihli ve 31/08/1995 tarihli şirket genel kurul kararlarının batıl (yok hükmünde) olduğunun tespitine yönelik davasının HMK'nun 114/1-(i) ve 115/2 maddeleri uyarınca KESİN HÜKME İLİŞKİN DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-Davacının davalı İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi A.Ş. iflas idaresi hakkındaki alacağın tespiti ve tahsili istemli davasının REDDİNE,
3-Davacının davalı T.C. ... İdaresi Başkanlığı hakkında açtığı davaların PASİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince davacı tarafça yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde davacı tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adresine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, davalı tarafça yatıran gider avansı olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8-Kararın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
9-Davalılar T.C. ... İdaresi Başkanlığı vekili kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
10-Koşulları bulunmadığından davalı iflas idaresi lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra mahkememiz arşive kaldırılmasına,
Dair, davalı iflas idaresi temsilcisinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/03/2025
Başkan ***
E-imzalıdır
Üye ***
E-imzalıdır
Üye ***
E-imzalıdır
Katip ***
E-imzalıdır