T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
BAŞKAN : ***
ÜYE : ***
ÜYE : ***
KATİP : ***
DAVACI : ***
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALI : 1***
VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 2- ***
3- ***
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 4- ***
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 5- ***
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 6-***
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 7-***
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALI : 8- ***
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALI : 9- ***
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALI : 10- ***
İFLAS İDARE
MEMURLARI : a)***
b)***
c)***
DAVALI : 11- ***
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 12-***
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALILAR : 13- ***
14- ***
15- ***
16- ***
17- ***
18- ***
19- ***
20- ***
21- ***
22- ***
23- ***
24- ***
DAVA : Şirket Genel Kurulunun Toplantıya Çağrılması
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan şirket genel kurulunun toplantıya çağrılması istemli davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı dava dilekçesinde özetle; Kayseri Ticaret Sicili'ne kayıtlı olan ve 1992 yılından 2016 yılına kadar faaliyetleri, hesapları incelenmeyen ... Ve Gıda Sanayi A.Ş.'nin ortaklar genel kurulunun olağanüstü olarak genel kurul toplantısı yapmak üzere, şirketin %96,15 oranında nitelikli çoğunluk oranına sahip üyesi olarak şahsına çağrı yetkisi verilmesi talepli dava açıldığını, davalıların tamamının 02/12/1991 tarihinden dava tarihine kadar ... şirketini yağmaladıklarını, ... A.Ş.'nin yasal ve hukuki sermayesinin 2.200.000.000,00-TL olduğunu 2.115.357.000,00-TL tutarındaki hissenin kendisine ait olduğunu, bu tutardaki tümü ... idaresinden intikal eden 2.115.357.000,00-TL tutarındaki hamiline muharrer hisse senetlerinin kendisi tarafından mahkemeye ibraz edildiğini ve halen kasada muhafaza edildiğini Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında hisselerini devreden diğer hissedarların da 2.115.357.000,00-TL hisselerini devretmiş olduklarını mahkeme huzurunda kabul ettiklerini, Kayseri Ticaret Mahkemesi'nde halen ..., 744, 1307, 1459, 1834, 1835, 2015/66, 451, 661, 1888, 1934 ve 2016/94 Esas sayılı dosyalarda devam etmekte olan davalarda davalılar tarafından verilen beyanlardan, ... A.Ş.'nin 1992-2016 dönemlerine ait tüm hesaplarının faaliyetlerinin alım satım ödeme ve tahsilatlarının incelenmesini zorunlu kılan nedenler ortaya çıktığını, bahsedilen dava dosyalarında 85.000.000.000 - 2.200.000.000 = 82.800.000.000-TL sermaye sahiplerinin sahte olduğunu, ortakların hayali olduğunu, taahhüt edilen sermaye miktarlarının şirket hesaplarına ödenmediğini, bu yönde yine Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'ne davalar açılmasına rağmen taleplerinin karşılanmadığını, bu sebeplerledirki ...'nun 1992/2016 tarihleri arasındaki işlem ve faaliyetlerinin mutlak butlan ile muallel olduğunu ve yok hükmünde olduğunu Borçlar Kanunu'nun 20. maddesi ve 6100 sayılı Kanun'un 375. maddesi gereğince genel kurulun toplantıya çağırılmasına izin verilmesine, ... A.Ş.'nin sermaye ve yönetimini sahte belgeler ile ele geçiren "organize ... mali soygun ve yağmalama şebekesi"nin 2.115.357.000,00-TL tutarındaki ...'nun hamiline muharrer hisse senetlerini elinden almak için ... hesaplarından ödeme yapılarak kiralık katillere para verilip kendisini öldürtmeye kalkıştıklarını, 26 kurşun ile ağır yaralı kurtulduğunu ve uzun yıllar yatalak kaldığını, "nasıl olsa ölmüştür, sağ kalsa bile haklarını arayamaz" düşüncesi ile kirli pis ve yasa dışı işler ile şirketin hileli iflas ile tüm mal varlığının yağmalandığını belirterek ... şirketinin ortaklarının "Gündem: 1-Yoklama ve açılış, 2-Divan'a bir başkan, bir başkan yardımcısı ve bir yazman seçilmesi ile alınan kararların ortaklar adına imza yetkisi kararı alınması, 3-... A.Ş.'nin 01/01/1992 tarihinden 30/09/2016 tarihine kadar olan tüm işlemleri, faaliyetleri, hesapları, bilançco ve kar/zarar hesaplarının görüşülmesi, görüşme her bir bilanço yılı için ayrı ayrı yapılması, 4-01/01/1992 tarihinden 30/09/2016 tarihine kadar olan tüm dönemlerde yönetim kurulu üyeliği denetim kurulu üyeliği yapanlardan, hileli iflasa hileli alacaklıların, tüm dönemlerin iflas dairesi memurları hakkında şirketi zarara uğrattıklarından dolayı tazminat davası açılması ve ...'dan almış oldukları tüm maaşlarını faizleri ile birlikte tahsil edilmesi için karar alınması, 5-...'nun 16/07/1992 tarihinden itibaren yönetim ve denetim kurulu üyeleri seçilmeleri yaptıkları işlemler, imzaladıkları her türlü şirketi borçlandırıcı kararları, beyanları, taahhütleri, imzaladıkları sözleşmeler, kefaletleri ve tüm faaliyetleri mutlak butlan ile muallel ve yok hükmünde olduğunu, genel kurula seçimleri ile sermaye artırım kararlarının da sahte belgeler ile yapıldığını, taahhüt edilen sermaye artışlarının ödenmediğini, hisse senetlerinin Hermann Reil ve ...'dan sözleşme ile satın aldığını, T.C. Bonn Büyükelçiliği'nce Almanya Noterliği'nden tespit edildiğini, sahtelik iddialarının asılsız olduğunun, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk Dairesi'ne yazı ile bildirdiğini ve ilgili yazının Kayseri Ticaret Mahkemeleri'ndeki tüm dosyaları sunulduğunu, 6-Yönetim Kurulu'na 3 yıl süre ile 7 yönetim kurulu üyesi seçilmesi, denetim kurula 3 üye seçilmesi hakkında karar alınması, 7-Şirket esas mukavelesinin 01/12/2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni şekline göre düzenlenmesi karar alınması, 8-Dilek ve temenniler, 9-Kapanış" şeklinde görüşülmek üzere olağanüstü genel kurul toplantısına çağırmak üzere yetki verilmesine, yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı Halil Yalçın cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, dava şartı bulunmadığını, davacı ...'nın tarafları ve konusu aynı olan kesinleşmiş davaları yeniden açtığını, bir örneği sunulan Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/06/1997 tarih E:*** sayılı kararının tetkikinden de anlaşılacağı üzere üzere ...'ın vekilliğini yaptığı, bu müvekkili tarafından azledilmediğinin anlaşılacağını, bu davada; ...'nın dahili davalı olduğunu, ... hisselerinin tesbiti davasında mahkemenin davacılar ..., ... ve ...'ın hisselerinin olduğuna hükmettiğini ve ...'nın hissedar olmadığına karar verdiğini, ...'nın, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla açtığı ve diğer Kayseri mahkemelerinde açtığı dava dosyaları incelendiğinde; ...'un Ve ...'ın vekilliğini yaptığının açık şekilde anlaşılacağını, bu doosyalarda ...'nın da vekilliğini yapmasının hukuken mümkün olmadığını, aksinin isbatını davacının yapması gerektiğini, davacı ...'nın kendisine vekaletname vermesi; Kayseri Mahkemelerinde iki tarafın vekili olduğunu göstermeyeceğini, esas yönünden; davacının ... A.Ş.'nin hamiline yazılı hisse senetlerine karşı arsasını ve otelini ...'a ve ...'a devrettiğini ikrar etmekte, sermaye artırımı nedeniyle hisse senetlerinin değerinin düştüğünü iddia ettiğini, hamiline yazılı hisse senetleri karşılığında arsasını ve otelini devrettiğini açıklayan davacının açık iradesiyle yaptığı gayrimenkulleriyle hisse senetlerini değiştirmesi olayında; irade fesadının da mümkün olmadığını belirterek davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.
Davalı ... San. Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde müvekkili hakkında ileri sürdüğü hususların tamamen hayal ürünü olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafça ileri sürülen iddiaların müvekkili şirketle olan bağının ise kendilerince anlaşılmadığını, dava dilekçesinde sürekli müvekkili şirket hakkında suç uydurma eyleminde bulunulduğunu, müvekkili şirketin, 2004 yılında Kayseri 4. İcra İflas Müdürlüğü tarafından satışa çıkarılan bir kısım makine ve arazileri hukuka uygun şekilde icra-i satışla aldığını, 2007 yılında da Kayseri 4. İcra İflas Müdürlüğü tarafından yapılan satışta ... markalarını icra-i satışla hukuka uygun şekilde aldığını ve TPE nezdinde de adına tescil ettirdiğini, markanın tamamının tek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu belirterek davacının iddialarının haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde ... Gıda San. A.Ş. İflas İdare Memuru vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Gıda Sanayi A.Ş hakkında Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Karar sayılı ilamı ile 15/07/1998 tarihinde iflasına kararı verildiğini, bu kararın kesinleştiğini ve o tarihten itibaren İİK gereğince tasfiye süreci başladığını, şirketin TTK'nun 529/e bendine göre şirketin infisahına karar verilmekle şirketin sona erdiğini, müflis şirketin iflas halinde tasfiyesinin TTK'nun 534. maddesine göre iflas idaresi tarafından İİK hükümlerine göre yapıldığını, bu nedenle davacının şirketin genel kurulunun toplanması için izin talebinin yerinde olmadığını, davacının bu davayı açabilmesi için öncelikle şirket ortağı olması gerektiğini, davacı ...'nın şirket ortağı olmadığına dair Ankara 1. AsliyeTicaret Mahkemesi'nin ... Karar sayılı ilamı ile şirket ortağı olmadığına karar verildiğini ve verilen kararda ...'nın kendisine 22/08/2006 tebliğ edildiği ve kararın kesinleştiği nedeniyle ...'nın bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmamasından dolayı talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinin HMK'nun 118. maddesinde aranan şartlara uygun olmadığından usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Kayseri Ticaret Mahkemesi'nde çok fazla derdest dava mevcut olduğundan derdestlik itirazında bulunduklarını, davacı tarafın dilekçesindeki tüm taleplerinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı tarafından bahsedilen hususların üzerinden yaklaşık 18-20 yıl gibi bir süre geçmiş olup, müvekkilin hem fiilen hatırlama hem de hukuken o döneme ait belgeleri saklama yükümlülüğü bulunmadığından bu dosyalara ilişkin olarak elinde her hangi bir belge bulunmadığını, müvekkilinin avukatlık mesleğini ifa ettiğini, kendisine vekalet verilmesi ve bu davaları takip etmesi kadar doğal bir durum olmadığını, müvekkili tarafından davacının iddia ettiği şekilde avukat olarak müvekkilinin talep ve talimatları ile avukatlık mesleğinin gereğini yerine getirdiğini belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
T.C. ... Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde davalılar belirtilirken müvekkili Bakanlığın altına 'Kayseri Ticaret İl Müdürlüğü ve Kayseri Ticaret Sicili Müdürlüğü bağlı olduğu ve bu iki kurum adına dava yetki ve ehliyetinin bulunduğu için davalı durumundadır' açıklamasının yapıldığını, 6102 sayılı sayılı Ticaret Kanunu'nun 24. maddesinde "(1)Ticaret Sicili, ... Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret ve sanayi odaları veya ticaret odaları bünyesinde kurulacak ticaret sicili müdürlükleri tarafından tutulur" hükmü ve 25.maddesinde "(1) Ticaret Sicili, ticaret sicili müdürü tarafından yönetilir. Ticaret sicili müdürü, Kanunun 26.maddesine göre çıkarılacak yönetmelikle belirlenen nitelikleri haiz kişiler arasından oda meclisi tarafından ... Bakanlığının uygun görüşü alınarak atanır" hükmünün bulunduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüklerinin, müvekkili bakanlık teşkilatı yapısı içerisinde bulunmadığı gibi Kayseri Ticaret Sicili Müdürlüğü ile Bakanlık arasında herhangi bir organik bağ da bulunmadığını, bu nedenlerle dava dilekçesinde yazılı ibarenin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu bu nedenle bu davada müvekkiline husumet yöneltilmesinin ve davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle usulden reddi gerektiğini, dava dilekçesinin muhtelif bölümlerinde Bakanlıkla ilgili olarak yukarıda belirtilen hususlar ileri sürülmüş iken, açılan davanın sonuç ve istem kısmında bu defa ... Meyve Suyu Gıda Sanayi Anonim Şirketi'ni olağanüstü genel kurul toplantısına çağırmak üzere yetki verilmesini talep ettiği, talep konusunun belirtilen ve Bakanlığa yöneltilen iddialarla hiçbir ilgisi bulunmadığını, bu itibarla belirtilen nedenler ile müvekkili bakanlık aleyhine açılan davanın öncelikle usul (husumet ve diğer nedenler) yönünden, bu talebinin kabul görmemesi durumunda açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan bu dava da husumetin yalnızca ilgili şirkete yöneltilebileceğini, müvekkillerine husumet yöneltilmesinin yanlış olduğunu, öncelikle davanın husumetten reddi gerektiğini, davacı, şirket ortağının genel kurulu toplantıya çağrı davasında toplantı gündeminde yer almasını istediği konularda ismi geçen herkesi davalı olarak göstermesi gerektiği şeklinde bir yanılgı içerisinde olduğunu, zira dilekçenin herhangi bir yerinde müvekkillerine yöneltilen husumetin gerekçesinin yer almadığını ve kendilerince de anlaşılamadığını, davacının iddia ve taleplerinin muhatabının müvekkiller olmayıp davada husumet, delil ve ispat konuları dava dilekçesinde iddia edildiği gibi olmadığını, dava dilekçesindeki soyut iddiaların ve “davalılar aksini ispat etsinler” şeklindeki beyanlarının itibar edilecek yanı olmadığını, davacının nasıl bir mağduriyeti olduğunun kendilerince bilinmediğini ve bir mağduriyeti varsa muhatabı müvekkillerinin olamayacağını, davacının, daha önce müvekkili ...’ı da davalı göstererek açtığı Kayseri ... E. dava dilekçesindeki benzer beyanlarına ilişkin müvekkilin şikayeti üzerine Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... E. dosyasında kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan 365 gün karşılığı 14.600 TL adli para cezası verildiğini, yine davacının, müvekkili davalı göstererek açtığı Kayseri ATM ... E. dosyasındaki beyanları için müvekkilinin şikayeti üzerine Kayseri 3. Asliye Ceza mahkemesinin ... E. dosyasında kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan 304 gün karşılığı 6.080,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, fakat, davacı muhtemelen bu cezaların, karşı vekalet ücretlerinin ve olası tazminatların tahsil kabiliyeti olmadığına güvenerek pervasızca davalısı bol davalar açtığını, gerek şekil gerek içerik olarak HMK hükümlerine uygun olmayan, ne dediği anlaşılmayan ve kimden ne talep ettiği bilinmeyen dava dilekçelerinin bu haliyle kabulünün mümkün olmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Adalet Bakanlığı Cevap Dilekçesinde Özetle; davacı tarafça açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava dilekçesindeki taleplerin tam olarak anlaşılamadığını, davacının dilekçesinde belirttiği taleplerinin 15-20 yıl öncesine ait talepleri nedeniyle zaman aşımına uğramış oluğundan, zaman aşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davalılardan bazılarının yönetim ve denetim kurullarına seçildiğini, bunlar tarafından iki defa sermaye artırımı yapılarak şirketteki hisse oranının düşürüldüğünü, daha sonra hileli bir şekilde düzenlenen bilanço ile adı geçen şirketin iflas etmiş gibi gösterildiğini, hukuka aykırı olarak yapılan genel kurul toplantıları hakkında açılan iptal davalarının lehine sonuçlandığını, verilen iptal kararlarının Kayseri Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından 6762 sayılı TTK'nun 383. maddesine aykırı olarak tescil ve ilan edilmediğini, bu konuyla ilgili olarak Ticaret İl Müdürlüğü de dahil pek çok kuruma gerekli ihtarların yapıldığını, yine Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından şirketin kuruluşundan iflasına kadar olan tüm dönemlerin genel kurul kararlarının, tescil edilen dosyada bulunmasının zorunlu olan tüm belge ve her türlü delillerin yok edildiğini, iflas idaresinin hukuka aykırı işlemlerde bulunduğunu iddia ettiğini, bu meyanda iflas dairesi olan Kayseri 4. İcra Müdürlüğü'nün bağlı bulunduğu Adalet Bakanlığı'nın da bu nedenle davaya dahil edildiğini beyan ettiğini, açılan davada tam olarak anlaşılmamakla birlikte şirket genel kurulunun toplantıya çağrılması için yetki talebi olduğu düşünülürse Adalet Bakanlığı'na husumet yöneltilemeyeceğini, davanın husumet nedeniyle de reddi gerektiğini, kaldı ki Bakanlığın davada taraf gösterilmesinin sebebi olarak gösterilen 4. İcra İflas Müdürlüğü'nde görevli icra müdür ve memurlarının yasal prosedüre uygun olarak icrai işlemleri yapıldığını, yapılan icrai işlemlerin Kayseri İcra Mahkemeleri ve icra mahkemelerince verilen kararların temyiz mahkemelerince yargısal denetimden geçtiğini, yani Adalet Bakanlığı'na bağlı icra memur ve müdürlerinin yasal prosedür dışında işlem yapmadıklarını, öte yandan davacı tarafından aynı ve benzer taleplerle Kayseri Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılmış ve devam edem birden fazla dava olup açılan bu davaları derdestlik itirazı olarak ileri sürdüklerini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Türkish Bank Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın açmış olduğu davanın gerçekten uzak ve hukuka aykırı olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde müvekkili bankanın şube müdür ve şefinin bloke ve tahsil fişi imzalandığı iddiasına bulunduğunu, müvekkili bankanın arşivlerinde ve kayıtlarında yapılan araştırmalarda söz konusu belgeye rastlanmadığını, davacının bu iddiası her türlü gerçeklikten uzak olup, müvekkili bankayı huzurdaki işbu davaya taraf yapmasının her türlü usul ve yasaya aykırı olup tamamen kötüniyetli bir hareket olduğunu, davacı yanın açmış olduğu huzurda yargılaması yapılmakta olan davanın müvekkili banka açısından her türlü hukuki ve yasal dayanaktan yoksun ve kötüniyetli olup, yine işbu davanın müvekkili banka açısından reddinin gerektiğini belirtmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalılardan Müflis ... Ve Gıda Sanayi A.Ş.'nin genel kurulunun toplantıya çağrılabilmesi için azınlığa yetkiye verilmesine ilişkin olarak açmış olduğu davada, müvekkilinin taraf olarak göstermesinin her türlü hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin 1990’lı yılların başlarında ... ve ...’un avukatı olup, davacının iddialarının aksine davalılardan Muflis ... Ve Gıda Sanayi A.Ş.’nin %98 hissesini ... İdaresi’nden davacı değil, ... ve ... 1991 yılında devraldığını, daha sonra 1992 yılında yapılan sermaye arttırımı sonucu ... ve ...’un davalılardan Müflis ... Ve Gıda Sanayi A.Ş.’deki % 98 hissesi %22’ye düştüğünü, bunun üzerine müvekkilinin, ... ve ... adına sermaye arttırımının iptali için dava açtığını, ancak davanın reddedilmesi üzerine, müvekkili ile ... ve ... arasındaki vekalet ilişkisinin sona erdiğini, bu sebeple müvekkilinin davacı ile hiçbir hukuki ilişkisi olmadığı gibi, davalılardan ... ile de hiçbir hukuki ilişkisi olmadığını, ayrıca olayın üzerinden 25 yıldan fazla zaman geçtiğini belirterek huzurda açılan haksız davanın müvekkili açısından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın, "olağanüstü genel kurul çağrısı yapılması yetkisi verilmesi" istemine ilişkin olduğunu, bu davanın davalısının genel kurula çağrılmak istenen şirket olabileceğini, kendisinin Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğretim üyesi olduğunu, davalı sıfatını haiz olması gereken şirketle hiçbir alakası bulunmadığını belirterek aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... İdaresi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Meyve Suyu Ve Gıda Sanayi A.Ş.'nin T.C. Ziraat Bankası'na ait %96,15 oranındaki hissesinin Yüksek Planlama Kurulu'nun 20/03/1990 tarih ve 90/6 sayılı kararı ile ... kapsamına alındığını, şirketin toplam 2.200.000.000,00-TL tutarındaki sermayesinin %96,15'ine tekabül eden 2.115.357.000,00-TL nominal değerdeki 31.009 adet hissenin, 02/05/1991 tarihinde, bu tarih itibariyle Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı adı altında faaliyet göstermekte olan müvekkili idareye devrettiğini, müvekkili idare tarafından açılan ihale sonucunda söz konusu hisselerin ihaleye müştereken teklif veren ***'a satışının Kamu Ortaklığı Yüksek Kurulu'nun 07/07/1992 tarihli ve 92/18 sayılı Kamu Ortaklığı Yüksek Kurulu Kararı ile onaylandığını, bu karara istinaden müvekkili idare ile adı geçen şahıslar arasındaki satış sözleşmesinin 16/07/1992 tarihinde imzalandığını ve şirket sermayesinin %96,15'ini teşkil eden 2.115.357.000,00-TL nominal değerdeki hissenin alıcılara devir tesliminin aynı tarihte yapıldığını, söz konusu hisselerin alıcılara devir teslimini müteakip müvekkili idarenin satış sözleşmesindeki yatırım taahhüdünün takibi dışında ... A.Ş. ile herhangi bir ilgisi kalmadığını, bu nedenle davacının müvekkili idareye ilişkin iddialarının yerinde olmadığını belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava açmakta aktif ehliyetinin bulunmadığını, Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin ... Karar sayılı ve Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Karar sayılı ve ... Karar sayılı dosyalarında görülen 3 ayrı davada davacının; Müflis ... A.Ş.'de hissedar olmadığı ve aktif dava ehliyetinin dahi bulunmadığına karar verildiğini, bu kararların kesinleştiğini, aktif dava ehliyeti dahi bulunmayan davacı tarafından, hukuki dayanaktan yoksun, gerçek dışı söylemlere dayanan ve ayrıca, usul ekonomisine aykırılık teşkil eden ve yargının gereksiz yere meşgul edilmesine sebebiyet veren işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir.
Diğer davalılara usulüne uygun dava dilekçesi ekli meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Taraflarca ticaret sicili kayıtlarına, ticari defter ve kayıtlara, şirketin malvarlığı, kasa ve banka hesabı kayıtlarına, markalarına, bilanço ve raporlara, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davalara, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasına, ihale kayıtlarına şirketin yönetim kurulu ve genel kurul kararlarına delil olarak dayanılmıştır.
Davacı tarafından delil olarak dayanılan bir kısım kayıt ve belge örnekleri, dilekçesinin ekinde dava dosyasına sunulmuştur. Bu müzekkeremize cevap verilmiştir.
Kayseri Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ... iflas sayılı dosya akıbetinin sorularak bu dosyanın Uyap sistemi üzerinden kayıt örneklerinin gönderilmesi istenilmiştir.
Davacının İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde ... Ve Gıda Sanayi A.Ş.'de pay sahibi olup olmadığı hakkında davacı ile bir kısım davalılar arasında uyuşmazlık bulunması ve bu konuda daha evvel Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dava dosyası üzerinden verilen 19/06/1997 tarihli karar hakkında yargılanmanın yenilenmesi istemiyle açılan ... Esas sayılı dava dosyası bekletici sorun yapılmış ve akıbeti beklenmiştir. Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2016 tarihli, ... Karar sayılı gerekçeli kararı temyiz incelemesi sırasında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/07/2023 tarihli, 2021/5389 Esas ve 2023/4501 Karar sayılı ilamı ile "... dosya içerisinde bulunan ...A.Ş.'nin 21/03/1995 tarihli, Tütüncüler Bankası Antalya Şubesi'nin 24/03/1994 tarihli, Türkiye ... A.Ş.'nin 23/03/1994 tarihli cevabi yazılarında ...'nın elinde bulunan bir kısım hisse senetlerinin muhafaza altına alınmasına rağmen, Mahkemece ...'nın yokluğunda ve davacının talebini de aşacak şeklide hisse senetlerinin bir kısmının davacıya, diğer kısımlarında davalı ve müdahil talebinde bulunanlara ait olduğunun tespitine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece öncelikle yapılacak iş ...'nın müdahale talebi üzerine davacıya, ... aleyhine dava açması için süre verilmesi, açıldığı takdirde davanın eldeki davayla birleştirerek dosyadaki bilgi ve belgelere göre oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış ... " nedenleriyle mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, anonim şirket genel kurulunun olağanüstü toplantıya çağrılmasına izin verilmesi istemine ilişkindir.
6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca davanın niteliği itibarı ile dava, mahkememiz heyeti tarafından incelenip sonuçlandırılmıştır.
Taraflar arasında uyuşmazlık konuları, anonim şirket genel kurulunun toplantıya çağrılmasına izin verilmesinin koşullarının bulunup bulunmadığı, davanın açıldığı tarihte davacının yüzde beş ve üzeri paya sahip olup olmadığı, bir kısım davalıların husumet itirazının dinlenebilir olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
6102 sayılı TTK'nun 410. maddesi hükmü "Genel kurul, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir. Tasfiye memurları da, görevleri ile ilgili konular için, genel kurulu toplantıya çağırabilirler. Yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanmamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkan bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle, tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir. Mahkemenin kararı kesindir." şeklinde olup herhangi bir pay sahibinin maddede belirtilen gerekleri yerine getirdiği takdirde ortağı olduğu şirketin genel kurulunun toplanmasına mahkemece izin verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
TTK'nun 411/. maddesi gereğince " (1) Sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri, yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilirler. Esas sözleşmeyle, çağrı hakkı daha az sayıda paya sahip pay sahiplerine tanınabilir.
(2) Gündeme madde konulması istemi, çağrı ilanının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasına ilişkin ilan ücretinin yatırılması tarihinden önce yönetim kuruluna ulaşmış olmalıdır.
(3) Çağrı ve gündeme madde konulması istemi noter aracılığıyla yapılır.
(4) Yönetim kurulu çağrıyı kabul ettiği takdirde, genel kurul en geç kırkbeş gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağrılır; aksi hâlde çağrı istem sahiplerince yapılır." hükmü yer alır.
6102 sayılı TTK'nun "Mahkemenin izni" başlıklı 412. maddesi "Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Kararında, kayyımın, görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir. Zorunluluk olmadıkça mahkeme dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir. Karar kesindir.
" hükmünü içermektedir.
TTK'nun 411/1. maddesinden ve Anonim Şirket Genel Kurulu Bakanlık Temsilcisi Yönetmeliği'nin 9/3. maddesinden anlaşıldığı üzere, azınlık pay sahipleri tarafından genel kurulun toplantıya davet edilmesinin istenmesi sırasında genel kurulun toplantıya çağrılmasının gerektiren nedenlerin mutlaka bildirilmesi gerekir (Prof. Dr. Oruç Hami ŞENER, Ortaklıklar Hukuku, 4. Baskı, Ankara 2019, s.470). Yargıtay uygulaması ve öğretide ifade edildiği üzere yönetim kurulunun, azınlığın toplantı talebinin dayandığı gerekçelerin, bir genel kurul toplantısı yapılmasını gerektirip gerektirmediğini inceleyerek vereceği kararda takdir hakkı vardır -Her somut olay bazında ayrı değerlendirme yapmak kaydıyla- (Arş. Gör. Hümeyra YILMAZ, Anonim Şirketlerde Azınlığın Genel Kurulun Toplantıya Çağrılması ve Gündeme Madde Eklenmesi Talebi, jurix.com, s.13). TTK'nun 411/3. ve 412/1. hükümlerindeki yönetim kurulunun çağrı istemini kabul etmesi veya etmemesi varsayımlarına göre ayrı ayrı düzenleme yapılmasından da bu anlam çıkmaktadır (Doç. Dr. Mustafa Erdem CAN, Anonim Şirketlerde Bireysel ve Azınlık Pay Sahibi Hakları, s.420). Yani yönetim kurulu, azınlığın toplantı talebine ilişkin gerekçelerini yeterli bulmazsa bu talebi reddedebilir. Gerçekten de TTK'nun 411/1. maddesi düzenlemesinden farklı olarak, yönetim kurulunun azınlığın toplantı talebini kabul edip etmeme hususunda bir takdir hakkı olduğunu açıkça ifade etmektedir. TTK'daki bu düzenleme, azınlık hakları bakımından bir geri adım olarak değerlendirilmektedir (Yrd. Doç. Dr. Selan Serder YILMAZ, Anonim Şirketlerde Bireysel ve Azınlık Pay Sahibi Hakları, 3. Baskı, Ankara 2022, s.384). Son olarak yönetim kurulu, azınlık pay sahiplerinin çağrı isteminin emredici hükümlere, ahlaka ve adaba aykırı olması ve kötü niyetli olması halinde de, azınlığın çağrı talebine ilişkin şartlar sağlanmamış olacağından, bu talebi red hakkı vardır (Doç. Dr. Mustafa Erdem CAN, Anonim Şirketlerde Bireysel ve Azınlık Pay Sahibi Hakları, s.420). Bu hususlar azınlığın olağanüstü genel kurul talebi bazında değerlendirilmelidir.
Yine olağanüstü genel kurul talepleri açısından bakıldığında mahkemeler de aynı şekilde, azınlık pay sahiplerinin genel kurul yapılmasına ilişkin gerekçelerinin, bir genel kurul toplantısı yapılmasını gerektirmediği kanaatine ulaşırsa, davayı reddedebilir (Yrd. Doç. Dr. Selan Serder YILMAZ, Anonim Şirketlerde Bireysel ve Azınlık Pay Sahibi Hakları, 3. Baskı, Ankara 2022, s.396). Gerçekten de mahkeme, azınlık pay sahiplerinin genel kurulun toplantıya çağrılması hususunda ileri sürdüğü gerekçeleri (maddi şartları) haklı görürse, ancak o halde genel kurulun toplantıya çağrılmasına karar verebilecektir (Prof. Dr. Oruç Hami ŞENER, Ortaklıklar Hukuku, 4. Baskı, Ankara 2019, s.473). Davacı pay sahiplerinin, genel kurulun toplanması için ileri sürdüğü gerekçeler haklı değilse, mahkeme davanın reddine karar verebilir. Azınlığın gündeme madde eklenmesi isteminde dahi mahkemenin, azınlığın her istemini kabul etme gibi bir zorunluluğu yoktur. Mahkemenin münasip olmayan talepleri reddetme yetkisi vardır (Yargıtay 11. H.D. 01/02/1993 tarihli, E.6659/K.508). Ayrıca gerçekleşmesi olanaksız olan bir hususta gündeme eklenmesi için yapılan başvurunun da reddi gerekir. Örneğin Yargıtay bir kararında, 5 kişilik bir anonim ortaklıkta 2 paydaşın reşit olmaması halinde yönetim kurulunun 5 kişiden oluşmasına dair ana sözleşme değişikliği gündem maddesinin gündem olarak eklenmesi talebinin reddi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 11. H.D. 20/11/1989 tarihli, E.8582/K.6406). Özetle azınlığın talep gerekçesi olarak ileri süreceği gerektirici sebepleri mahkeme TTK'nun 411/1. maddesi kendisine verdiği takdir yetkisini kullanarak değerlendirmelidir (Prof. Dr. Reha POROY- Prof.Dr. Ünal TEKİNALP- Prof. Dr. Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku 1, 13. Bası, İstanbul 2014, s.485). Yani mahkeme, davacı tarafından ileri sürülen her sebebi, genel kurulun yapılması için gerektirici sebep olarak kabul etmek zorunda değildir. Burada önemle belirtmek gerekir ki azınlığın genel kurulu toplantıya çağırma talebi, azınlık hakkı niteliğinde olduğundan, hakkın açıkça kötüye kullanılmasına izin vermeyen TMK'nun 2/2. maddesine tabidir. Bu sebeple mahkeme, azınlığın bu hakkını açıkça kötüye kullandığını, özellikle şirketi zarara uğratma amacıyla hareket ettiğini tespit ettiği takdirde davayı reddetmelidir (Arş. Gör. Hümeyra YILMAZ, Anonim Şirketlerde Azınlığın Genel Kurulun Toplantıya Çağrılması ve Gündeme Madde Eklenmesi Talebi, jurix.com, s.10). Bu hususlar da azınlığın olağanüstü genel kurul talebi bazında değerlendirilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa bakıldığında dava dilekçesinde davacının İflas Nedeniyle Tasfiye Halinde ... Ve Gıda Sanayi A.Ş.'nin bir kısım ortaklarının şirkete zarar vermekte olduğu, hileli ve yasaya aykırı işlem ve tasarruflar yapıldığını ileri sürülerek, şirket genel kurulunun olağanüstü toplantıya çağrılmasını talep ettiği görülmektedir. Dosya içeriğinden Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Karar sayılı ilamı ile ... Ve Gıda Sanayi A.Ş.'nin iflasına karar verildiği, kararın kesinleştiği ve Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... iflas (Kapatılan Kayseri 4. İcra ve İflas Müdürlüğü'nün 1998/3212 iflas) sayılı dosyası ile iflas idaresinin teşekkül ettiği ve iflas tasfiyesinin devam ettiği anlaşılmıştır. TTK'nun 411/. maddesi gereğince azınlık pay sahiplerinin genel kurul yapılmasına ilişkin taleplerini öncelikle şirket yönetim kuruluna bildirmeleri, yönetim kurulunca bu istekleri kabul edilmezse TTK'nun 412. maddesi gereği mahkemeden izin istenilmesi gerekmektedir. İİK'nun 226. maddesi gereği iflas masasının kanuni temsilcisi iflas idaresi olduğundan müflis şirketin genel kurulunu toplantıya çağırma yetkisi iflas idaresindedir. Davacının eldeki davayı açmadan önce şirket yönetim kuruluna veya iflas idaresine olağanüstü genel kurul yapılması istemli talebinin olmadığı gibi davacının uzun zaman önce iflasına karar verilen şirketin olağanüstü genel kurul toplantısına çağrılmasında güncel bir hukuki yararı da yoktur. Yine genel kurul toplantısının yapılmasına ilişkin dava şirkete yöneltilir. Başka bir ifade ile, davanın davacısı azlık pay sahipleri, davalısı ise şirket tüzel kişiliğidir. Buna göre davalı İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Ve Gıda Sanayi A.Ş. İflas İdaresi dışındaki diğer davalıların eldeki davada davalı sıfatları bulunmadığı görülmektedir. Tüm bu nedenler dikkate alınarak mahkememizce davacının davalı İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Ve Gıda Sanayi A.Ş. İflas İdaresi hakkında açtığı davanın HMK'nun 114/1-(h) ve 115/2. maddeleri uyarınca hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine ve davacının davalı İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Ve Gıda Sanayi A.Ş. İflas İdaresi dışındaki diğer davalılar hakkında açtığı davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davalı İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Ve Gıda Sanayi A.Ş. İflas İdaresi hakkında açtığı davanın HMK'nun 114/1-(h) ve 115/2. maddeleri uyarınca hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Davacının davalı İflas Nedeni İle Tasfiye Halinde ... Ve Gıda Sanayi A.Ş. İflas İdaresi dışındaki diğer davalılar hakkında açtığı davanın PASİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 29,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 586,20-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,
6-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince davacı tarafça yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde davacı tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adresine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, davalı tarafça yatıran gider avansı olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Kararın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
8-Davalılardan ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,
9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra mahkememiz arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili Av. ***, davalı iflas idaresi temsilcisi Av. *** davalı Kayseri ... vekili Av. *** ve davalı ... A.Ş. vekili Av. ***'in yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda TTK'nun 410/2-son maddesi hükmü uyarınca KESİN olarak oy birliği karar verildi. 24/02/2025
Başkan ***
E-imzalıdır
Üye ***
E-imzalıdır
Üye ***
E-imzalıdır
Katip ***
E-imzalıdır