T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
A)... ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA:
DAVACILAR : 1- ... - ...,
2- ... - ...,
VEKİLİ : Av. ... - [16165-61882-19307] UETS
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - [16553-55942-94181] UETS
DAVA : Alacak (Adi Ortaklığın Tasfiyesi Ve Tasfiye Sonucu Oluşan Alacağın Tahsili)
DAVA TARİHİ : ***
B)BİRLEŞEN ***ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA:
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av. ... - [16553-55942-94181] UETS
DAVALI : ... - ..., ***
VEKİLLERİ : Av. ***
Av. ... - [16165-61882-19307] UETS
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan alacak (adi ortaklığın tasfiyesi ve tasfiye sonucu oluşan alacağın tahsili) ve itirazın iptali davalarının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
A)... ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA:
DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar (Birlik -... ile ...) arasında proje; yazılı olmayan adi ortaklık olduğunu, proje / ortaklığın konusunun yurtdışından hurda plastik temin edilerek Kayseri İncesu Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan Birlik fabrikasında işlenmesi (hurdanın granül hale getirilmesi) ve 3. kişilere satılması olduğunu, gelirin eşit paylaşılacağını, müvekkillerinin sorumluluğunun yurt dışından mal tedariki, gümrük ve nakliyat işleri, sahibi olduğu fabrikada üretim altyapısını ve işçileri hazır bulundurmakla ilgili sorumlulukları olduğunu, davalının sorumluluğunun ise üretim sonucu, satış ve sevkiyat ve en önemlisi mali/fatura düzeni ile kar zarar hesabını ortaya koymak olduğunu, davalı temsilcilerinin üretim süreçlerinde fabrikada hazır bulunduğunu ve şirketlerin muhasebe düzeninde söz sahibi olduğunu, adi ortaklığın yapısı gereği yıl sonunda mali yönden hesap vermeleri gerekmekte olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin bu dönemde merhum annesinin ağır geçen kanser tedavisi ile meşgül olduğu için özellikle mali sistemin davalının gözetiminde yürütüldüğünü, tamamlanmayan işlerin, hatalı fire oranları sebebiyle yanlış ve eksik faturalandırma olması nedeniyle gerekli düzeltmelerin yapılması gerektiğinin davacı şirketin yetkilisi olan Ömer Bey ile konuşulduğunu, bu amaçla nihai işlemler için yılbaşından sonra müvekkili şirket merkezine gelineceği beyan edilmiş iken davalı tarafından icra takipleri başlatıldığını, itiraz etmeleri üzerine üzerine Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı ve Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyaları ile dava açıldığını, davacı temsilcisi Ömer (ve oğlu Ferhat)'in düşük fireler üzerinden faturalandırma yaptırdıkları gibi, kâr paylaşımında kendi paylarına düşeceğini varsaydıkları miktarın fatura dışı kalmasını sağladıklarını, dolayısıyla davalının Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen ortaklık sorumluluğundan kaçınarak 628. maddede yazılı özen borcunu ihlal ettiğini, en önemlisi TBK'nun 630. maddesinde yazılı hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi olduğunu, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş iken davalının üretim sonucu, satış ve sevkiyat en önemlisi mali/fatura düzeni ile kar zarar hesabını ortaya koymakta özensiz, kusurlu, haksız davrandığını, yılbaşı itibariyle yapılacak hesap ve mutabakatı yapmaktan kaçındığını, bunun yerine ticari defterlerde (kendi oluşturdukları, geçici nitelikteki) eksik durumun yarattığı avantajı kullanmak istediğini, öte yandan projeye dahil atıklardan işlenmediği için muhasebeleştirilemeyecek depoda bekleyen çok miktarda atık bulunduğunu, müvekkili şirketlerin gerçekçi fireler uygulandığında 162.155-TL alacaklı olması gerekirken iken aksine kötüniyetle ve haksız alacak talebi ile karşı karşıya kaldığını belirterek taraflar arasında bulunan adi ortaklık işlerinin tasfiyesine; belirsiz nitelikteki müvekkillerinin alacağının tespiti ile davalıdan tahsiline, müvekkili şirketlere payları oranında ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar ile müvekkili firma arasında iddia edildiği gibi bir adi ortaklık kurulmasının söz konusu olmadığını, taraflar arasındaki ticari alım satımdan kaynaklanan cari hesap ilişkisi dışında bir ilişki bulunmadığını, davacıların adi ortaklık iddiasını kabul etmediklerini, müvekkili firmanın davacı şirketler ile adi ortaklığı bulunmadığını, davanın yetkisiz yer mahkemelerinde açıldığını, davacı taraf dava dilekçesinde gelirin eşit paylaşılacağını belirttiğini, 3 taraflı bir ortaklık yapısından bahsedildiğini, davacının tasfiye talebinde bu eşitliğin kimler arasında olduğu hususunu da açıklaması gerektiğini, dava dilekçesinde davacı yanların yurt dışı tedarik ve üretimden sorumlu iken müvekkili firma faturalandırma kar zarar hesabından sorumlu tutulduğunu, alım satım ve üretim davacı tarafça yapılırken şirket yetkilisi ve çalışanı olmayan müvekkili firma yetkililerinin davacıların muhasebe kayıtlarını nasıl düzenleyebileceklerini, dava dilekçesinde müvekkili firma tarafından davacılara kesilen faturalar ve gönderilen paralar için bir açıklama getirilmediğini, bu alım satımların ticari hareketler olarak nitelendirilmediğini, dilekçede belirtilen şirket yetkilisinin kim ve hangi şirketin yetkilisi olduğunun, diğer şirket yetkililerinin bu süreçte neden yer almadıklarının izah edilmediği, tacir sıfatını taşıyan şirket yetkililerinin bu davranışının kanunda karşılık bulması mümkün olmadığını, müvekkili şirket yetkililerinin davacı firma muhasebesi üzerinde etkin olmaları ve faturaları düzenlemelerinin söz konusu olmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ve 628. maddeleri kapsamında müvekkili firmaya yükümlenen bir sorumluluk bulunmadığını, müvekkili firma tarafından davacı firmalar aleyhine yürütülmekte olan iki ayrı icra takibine davacılar tarafından itiraz edildiğini ve halen itirazın iptali davalarının derdest bulunduğunu, huzurdaki davanın müvekkili firma alacaklarının tahsilini engellemek adına açıldığını, müvekkilinin davacı ... Dönüşüm Plastik Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti.'ne kestiği 61.632,10-TL'lik fatura bedelini tahsil edemediği gibi, diğer davalı ... Ltd. Şti.'ne nakden gönderdiği 225.705,00- TL karşılığı ürünü de teslim alamadığını, ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde müvekkilinin alacağının sabit olacağını, taraflar arasında bir ortaklık bulunmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.
B)BİRLEŞEN ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin plastik ham madde ithalat ve pazarlama işi yaptığını, 01/01/2020 - 31/12/2020 arasında davalı şirketin müvekkili firmadan tahsilat yaptığını, ancak teslim etmesi gereken hammaddeyi teslim etmediğini, müvekkilinin ödemesi gereken ödemeleri davalı tarafa yapmasına rağmen davalının mal teslimi yapmadığını, davalı tarafından yapılmayan mal teslimi ve iadeye ilişkin haklarında icra takibi başlatıldığını, davalının başlatılan icra takibine itiraz ederek durdurduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasındaki uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu ancak tarafların anlaşamadığını belirterek, davanın kabulü ile davalı borçlunun Bakırköy 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, haksız ve kötü niyetli yapılan itiraz nedeniyle borçlu aleyhine alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yazılı olmayan adi ortaklığın olduğunu, müvekkilinin yurt dışından mal tedariki, gümrük ve nakliyat işleri, sahibi olduğu fabrikada üretim altyapısını ve işçileri hazır bulundurmakla ilgili sorumluluklarının olduğunu, davalının sorumluluğunun ise üretim sonucu, satış ve sevkiyat ve en önemlisi mali/fatura düzeni ile kar zarar hesabını ortaya koymak olduğunu, davalı temsilcilerinin üretim süreçlerinde fabrikada hazır bulunduğunu ve şirketlerin muhasebe düzeninde söz sahibi olduğunu, adi ortaklığın yapısı gereği yıl sonunda mali yönden hesap vermeleri gerekmekte olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin bu dönemde merhum annesinin ağır geçen kanser tedavisi ile meşgül olduğu için özellikle mali sistemin davalının gözetiminde yürütüldüğünü, tamamlanmayan işlerin, hatalı fire oranları sebebiyle yanlış ve eksik faturalandırma olması nedeniyle gerekli düzeltmelerin yapılması gerektiğinin davacı şirketin yetkilisi olan Ömer Bey ile konuşulduğunu, bu amaçla nihai işlemler için yılbaşından sonra müvekkili şirket merkezine gelineceği beyan edilmiş iken davalı tarafından icra takipleri başlatıldığını, itiraz etmeleri üzerine üzerine Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı ve Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyaları ile dava açıldığını, davacı temsilcisi Ömer (ve oğlu Ferhat)'in düşük fireler üzerinden faturalandırma yaptırdıkları gibi, kâr paylaşımında kendi paylarına düşeceğini varsaydıkları miktarın fatura dışı kalmasını sağladıklarını, dolayısıyla davalının Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen ortaklık sorumluluğundan kaçınarak 628. maddede yazılı özen borcunu ihlal ettiğini, en önemlisi TBK'nun 630. maddesinde yazılı hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi olduğunu, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş iken davalının üretim sonucu, satış ve sevkiyat en önemlisi mali/fatura düzeni ile kar zarar hesabını ortaya koymakta özensiz, kusurlu, haksız davrandığını, yılbaşı itibariyle yapılacak hesap ve mutabakatı yapmaktan kaçındığını, bunun yerine ticari defterlerde (kendi oluşturdukları, geçici nitelikteki) eksik durumun yarattığı avantajı kullanmak istediğini, öte yandan projeye dahil atıklardan işlenmediği için muhasebeleştirilemeyecek depoda bekleyen çok miktarda atık bulunduğunu, müvekkili şirketlerin gerçekçi fireler uygulandığında 162.155-TL alacaklı olmasıtamamlanmayan işler, hatalı fire oranları sebebiyle yanlış ve eksik faturalandırma olması nedeniyle gerekli düzeltmelerin yapılması gerektiği davacı şirket ile konuşulduğunu, davacı temsilcisi Ömer (ve oğlu Ferhat) düşük fireler üzerinden faturalandırma yaptırdıkları gibi, kar paylaşımında kendi paylarına düşeceğini varsaydıkları miktarın fatura dışı kalmasını sağladıklarını, dolayısıyla Borçlar Kanunu 620 vd. Düzenlenen ortaklık sorumluluğundan kaçınarak 628 md yazılı özen borcunu ihlal ettiklerini, müvekkilinin (324.310-TL tutarlı fire maliyeti düşülerek bulunacak) gerçekçi fireler uygulandığında 162.155-TL alacaklı olmalı iken aksine kötüniyetle ve haksız alacak talebi ile karşı karşıya kaldığını belirterek davanın reddine, icra tazminatı ile masraf ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Taraflarca; ticari defter ve kayıtlara, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı ve Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyalarına, icra takip dosyasına, whatsapp yazışmalarına, tanık beyanlarına, keşif ve bilirkişi bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.
Asıl dosyada davacılar bir kısım delillerini dilekçelerinin ekinde dava dosyasına sunmuştur.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasının Uyap kayıtları dava dosyamıza eklenmiştir.
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasının Uyap kayıtları dava dosyamıza eklenmiştir.
Kayseri Ticaret Odası Başkanlığı'na müzekkere yazılarak; asıl dosyada davalı ...'nin ticaret sicilindeki adresleri, adres değişiklikleri, uğraşı konuları, işverenleri, ortakları, tam ticaret ünvanları, günümüze kadarki tüm yetkili temsilcileri ve ticaret unvanlarındaki değişikliklerini gösterir bilgi ve belge örnekleri istenilmiştir.
Birleşen dava dosyasında Bakırköy 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının Uyap ortamından gönderilmesi istenilmiştir.
Birleşen dava dosyasında Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/680 Esas sayılı dava dosyasının Uyap ortamından mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
Birleşen dava dosyasında T.C. Ziraat Bankası İstanbul Bahçelievler Siyavuş Paşa Şubesi Müdürlüğü'nden TR720001001600804720965002 numaralı hesap hareketlerinin ve Halk Bankası İstanbul Bahçelievler Şubesi Müdürlüğü'nden TR320001200982700010260809 numaralı hesap hareketlerinin mahkememize gönderilmesi için anılan bankalara müzekkere yazılmıştır.
Birleşen dava dosyasında davacı vekiline dava konusu ve takibe dayanak yapılan faturaların örneklerini dosyaya sunması için ve bu faturalardaki malların davalıya teslimine ilişkin tüm faturalar, sevk irsaliyeleri ve tüm belgeleri ve delilleri dosyaya sunması için süre verilmiştir.
Birleşen dava dosyasında tarafların 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin BA ve BS formlarının karşılaştırmalı olarak Mahkememize gönderilmesi için İstanbul Zeytinburnu Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne ve Kayseri Hacılar Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmıştır.
Birleşen dava dosyasında tarafların 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin çalışanlarının açık kimlik bilgilerini Mahkememize gönderilmesi için İstanbul Zeytinburnu Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğü'ne ve Kayseri Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğü'ne ilgili SGK'ya müzekkere yazılmıştır.
Asıl dava dosyasında taraflarca bildirilen tanıklar usulünce dinlenmiştir.
Davacılar tanığı ... talimatla alınan beyanında özetle, "Ben davacı ... Tic. Ltd. Şti.'nin yetkilisiyim. Davacı ... ... Ltd. Şti.'nin yetkilisi ve tek ortağı eşim Rezzan Temur olmasına rağmen fiili olarak şirketi yöneten benim, bizim ... Dönüşüm ... Ltd. Şti. firması adına Kayseri İncesu'da OSB'de geri dönüşüm tesisimiz vardır. Yurt dışından hurda plastik getirip granül hale getirmek için ... firmasıyla anlaştık. Bu konuda aramızda yazılı bir sözleşme yapmadık. Halen bu firma ile aktif whatsapp grubumuz vardır. Oradaki yazışmalardan aramızda adi ortaklık ilişkisi apaçık ortadadır. Yaklaşık 7-8 ay sürdü bu adi ortaklık ilişkisi, 7-8 ayın sonunda ... firması finansman olarak sıkıntıya düştüğü için işi devam ettiremedi. Biz de kendilerini hesap görmek için İstanbul'a davet ettik. Ancak kendileri davetimize icabet etmediler. Bunun üzerine bu davalar söz konusu oldu. Adi ortaklığımız şu şekildedir; yurt dışından hurda malzeme ... firmasının sağladığı finansla alınmış ve bizim Birlik şirketine ait firmada granür hale getirilerek tekrar ... firmasına fatura edilmiştir elde edilen ham madde." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacılar tarafından tanık olarak bildirilen ...'un davacı ...'nin yasal yetkilisi olduğu anlaşıldığından, taraf sıfatı ile tanık sıfatının birleşemeyeceği dikkate alındığında anlatımları tanık beyanı olarak dikkate alınmamıştır.
Davacılar tanığı ... talimatla alınan beyanında özetle, Ben tarafları tanırım. Taraflar plastik işleri ile uğraşmaktadırlar. ... firması ile Birlik firması plastik geri dönümüşü yapmaktadırlar. ... firması ise yurt dışından plastik mal getirmektedirler. Taraflar kendi aralarında adi ortaklık kurarak mal bedeli ve masraf dahil olmak üzere (işletme gideri) ortaklaşa yarı yarıya kararlaştırılmıştı. Dönüşümden sonra oluşturulan ürünlerin satışını ... firması yapıyordu. ... firması ile Birlik firması karı yarı yarıya paylaşacaklardı. Yurt dışından gelen ürünlerin ödemesini ... firması yapıyordu. Aralarında husumet çıkınca da ... firması şirkette bulunan İncesu'da bulunan Birlik firmasındaki hurda plastikleri alacağına karşılık yükleyip götürdüğünü bana ... firması söyledi. Ben bizzat götürdüğüne şahit olmadım. ... firması sahibi Ömer ve oğlu Ferhat'an düşük fireler üzerinden faturalandırma yaptıkları gibi aynı zamanda kendi paylarına düşecek fatura dışı kalması gibi bir durum söz konusu değildir. Çünkü bu fire zaten masrafın içinde gözükmektedir ve bu şekilde anlaşmışlardır. Benim bilgim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacılar tanığı ... talimatla alınan beyanında özetle, "Ben ... Dönüşüm'de epey bir süre fabrika müdürü olarak çalıştım. ... ve ... Dönüşüm'deki anlaşma gereği beraber çalışmaya başlandı ve üretim başladı. Devletin bize verdiği ithalat lisans iznine göre mallar bizim fabrikamıza ... Dönüşüm'e geldi. Üretimi biz yapıyorduk. Malların faturasını ... kendisi kesiyordu. ...'ın sahipleri Ömer Bey ve oğlu Ferhat Bey her sabah gelip denetim ve kontrol yapıyorlardı. Üretilen malların renk ve formülü onlara aitti. Bir gün Ömer Bey'in fabrikaya gelip işlenmiş işlenmemiş tüm malları kaldırıp götürttüğünü gördüm. Hakan Bey'de götürmesine karşı çıkmadı. Bende o sıra oradaydım. O anda aralarındaki anlaşmanın bozulduğunu anladım. Ancak aralarındaki anlaşmanın şartlarını ve içeriğini bilmiyorum. Alacak verecek ve birbirlerine olan borçlarına dair bir bilgim yoktur. Diyeceklerim bu kadardır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
İlgili delillerin toplanmasından sonra taraflarca ticari defter ve kayıtlarının yerinde incelenmesi talep edildiğinden ve tarafların ticari defter ve kayıtlarının yerinde incelenmesi için bildirdikleri adreslerin farklı şehirlerde olduğu gözetilerek HMK'nun 266. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının re'sen seçilecek bir mali müşavir/ muhasebeci bilirkişiye tevdine, bilirkişiye HMK'nun 268. maddesi gereği dava asıl dosyada davalı, birleşen dosyada davacı ...'ne ait tüm ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapması, raporuna esas alacak olup da dosya içinde bulunmayan kayıt ve belgeler olursa birer suretinin raporuna eklemesi için yetki verilmesine, HMK'nun 273. maddesi gereğince ... Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının, açılış ve kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, e-deftere tabi olanların GİB sisteminden doğruluğunun sorgulanarak usulünce tutulup tutulmadığının tespiti, taraflar arasındaki ticari ilişkileri gösterir kayıt ve belgelerin incelenerek taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunup bulunmadığı, bunu gösteren kayıt ve belge olup olmadığı, varsa adi ortaklığa tarafların verdriği sermaye paylarının, kar paylaşımının, bu güne kadar yapılmışsa kar, gelir-gider dağıtımının ispatına yarar kayıt bilgi ve belgelerin araştırılması, ortaklığa ait mal varlığı, sermaye para gibi değerler bulunup bulunmadığı, varsa bunların miktar, mahiyet ve niteliklerinin neler olduğu, bunu kabule elverişli kayıt ve belgeler varsa bunların örneklerinin alınıp raporuna eklenmesi, birleşen dosyada davacının 01/01/2020-31/12/2020 tarihleri arasındaki ticari ilişkilerden dolayı birleşen dosya davalısı ... Tic. Ltd. Şti.'nden açık (cari) hesap ilişkisinden kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının kaç TL olduğu, varsa bu alacağın dayanağı fatura, irsaliye banka dekontu çek, senet, tahsilat makbuzu gibi dayanak belgelerinin ne olduğu, faturalar ve tahsilatları karşılaştırılarak birleşen dosyada davacının alacağı varsa miktarının kaç TL olduğu konusunda birleşen dosyadaki dava ve cevap dilekçesi ile tarafların beyanlarının da incelenerek hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir.
Görevlendirilen Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Bilirkişi Nuh Mehmet Çıklamısır tarafından düzenlenen 27/01/2025 tarihli raporda özetle; "Davalı ... Elektrik İnş. Taah. İt. İh. Tic. San. Ltd. Şti.'nin ticari defterlerin noter
tasdiklerinin zamanında yapıldığı, e-beratlarının zamanında alındığı, ticari defterlerin usulüne
uygun tasdik ettirildiği,
dava konusu taraflar arasındaki ticari ilişkileri gösterir kayıt ve belgelerin incelenerek,
taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunup bulunmadığı yönünde yapılan incelemeler
neticesinde; taraflar arasında cari ilişki olduğu, ilgili muavin defter kayıtlarının yukarda ayrıntılı
olarak rapora eklendiği, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisine dair davalı ... Elektrik İnş.
Taah. İt. İh. Tic. San. Ltd. Şti.' nin ticari defter, kayıt ve belgelerinde herhangi bir bulguya
rastlanılmadığı,
davalı ... Elektrik İnş. Taah. İt. İh. Tic. San. Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinde;
... Tic. Ltd. Şti.'nin 770.636,34-TL borçlu olduğu,
davalı ... Elektrik İnş. Taah. İt. İh. Tic. San. Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinde;
... Dönüşüm Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti.'ninn 61.632,10-TL borçlu olduğuna dair kayıt bulunduğu" belirtilmiştir.
HMK'nun 266. maddesi gereğince asıl dosya davacıların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının İstanbul Bilirkişilik Listesinden re'sen seçilecek bir mali müşavir/ muhasebeci ve bir nitelikli hesap bilirkişisinden oluşacak bilirkişi kuruluna tevdine, bilirkişilere HMK'nun 268. maddesi gereği asıl dosyada davacı şirketlerin ve birleşen dosyada davalı ... Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtları üzerinde asıl dosya davacılar vekilinin 27/03/2023 tarihli dilekçseinde bildidiği adreste yerinde inceleme yapması, raporuna esas alacak olup da dosya içinde bulunmayan kayıt ve belgeler olursa birer suretinin raporuna eklemesi için yetki verilmesine, HMK'nun 273. maddesi gereğince asıl dosyada davacıların ve birleşen dosyada davalı ... Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının, açılış ve kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, e deftere tabi olanların GİB sisteminden doğruluğunun sorgulanarak usuünce tutulup tutulmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkileri gösterir kayıt ve belglerei, dosya içine sunulan whatsapp yazışmaları, taraflarını iddia ve savunmaları, tüm ticari defterleri ve diğer tüm delillere göre taraflara arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunup bulunmadığı, asıl dosyada davacıların ticari deftelerinde taralfra arasında adi ortaklık bulunduğunu gösterir kayıt, belge ve bilgi olup olmadığı, varsa adi ortaklığın başlangıç tarihi, tarafların adi ortaklığa verdikleri sermaye paylarının, kar paylaşım oranı ve şeklinin, bu güne kadar yapılmış olması halinde kar paylaşımının, gelir gider dağıtımını ispatına yarar kayıt ve belgelerin araştırılması, ortaklığa ait mal varlığı, sermaye, para gibi değerlerin bulunup bulunmadığ varsa bunların mahiyet, cins, miktar ve niteliklerinin neler olduğu, adi ortaklığın varlığını kabule elverişli kayıt ve belgeler olması halinde bunların örneklerinin alınıp raporu eklenmesi, birleşen dosyada 01/01/2020- 31/12/2020 tarihleri arasındaki ticari ilişkilerden dolayı birleşen dosya davalısı ... Ticarit Ltd. Şti. yönünden birleşen dosya davacısı ... Plastik Ltd. Şti.'nin açık (cari) hesap ilişkisinden kaynaklı alacağı olup olmadığı, bu konuda birleşen dosya davacısı ... Plastik Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtları üzerinde daha önceden yaptırılan mali müşavir bilirkişi raporunun incelenip karşılaştırılması varsa birleşen dosya davacısının birleşen dosya davalısı ... Tic. Ltd. Şti'.den olan alacağının miktarının kaç TL olduğu, anılan birleşen dosya taraf defterlerinin birbiri ile uyumlu olup olmadığı, alacağın varlığı halinde dayanağı olan fatura irsaliye banka dekontu çek senet tahsilat makbuzu gibi dayana belgelerin ne olduğu, birleşen dosyada davacının alacağının olduğu belirlenmesi halinde takip tarihi itibarı ile miktarının ne olduğu, takip tarihinden dava tarihine kadar dönemde ve dava tarihinden bugüne kadar olan dönemde herhangi bir tahsilat yapılıp yapılmadığının araştırılması, hem asıl dava dosyasında hem de birleşen dava dosyasında tarafların tüm iddia ve savunmaları talepleri toplanan deliller ve ticari defter kayıtları içeriğine göre inceleme yapılması konularında hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişilere yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir.
Görevlendirilen Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Bilirkişi Erdal Tatlav ve Nitelikli Hesaplar Uzmanı Bilirkişi Esra Yılmaz'dan oluşturulan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 27/01/2025 tarihli raporda özetle; "Davacı ve davalı taraflar arasında, detayları yukarıda belirtilen adi ortaklığa ilişkin
herhangi bir bilgi ve/veya belgeye rastlanılmadığı, ticari ilişki kapsamında bir cari hesap
ilişkisinin bulunduğu, davacı tarafın yerinde incelenen yasal ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK ve 213 sayılı
VUK'nun ticari defterlere ilişkin madde hükümlerine uygun ve usulünde tutuldukları, açılış
kapanış tasdiklerinin kanuni sürelerinde noter tasdiklerinin yapılmış ,onaylı oldukları, ticari defterlerin birbirini doğruladığı,
davacı taraf nezdinde, davalının incelenen muavin defterinin, 30/10/2020 tarihi itibariyle
davalı lehine olmak üzere 770.636,33-TL alacak bakiyesi verdiği,
doğrultusunda; nihai karar mahkemenin takdirinde olmak üzere;
davacı ... Ltd. Şti.'nin davalı ... Elektrik. İnş. Taah. İth.İhr.
Tic. San. Ltd. Şti.'ne 770.636,33-TL borcunun bulunduğu,
taraflar arasında bir adi ortaklığa dair herhangi bir sözleşme ve/veya resmi belgelerin
bulunmadığı, tarafların, incelenen whatsapp yazışmalarında herhangi bir olumsuzluk ve/veya
somut olaya ilişkin bir yazışmaya rastlanılmadığı" belirtilmiştir.
Bakırköy 5. İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı takip dosyasında ödeme emri düzenlenip düzenlenmediğinin bildirilmesi, varsa düzenlenen ve borçluya tebliğe çıkarılan ödeme emrinin bir örneğinin gönderilmesi istenilmiştir. Bu müzekkeremize 27/02/2025 tarihli yazı ile cevap verilmiştir.
... Esas sayılı asıl dava dosyasında davacılar ... Ticaret Ltd. Şti. ve ... Dönüşüm Plastik Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti.'nin dava dilekçesinde yemin delililen dayandığı görülmekle anılan davacılara davalı ... Elektrik İnşaat Tahhüt İhracat İthalat San. Tic. Ltd. Şti.'ne karşı yemin teklif edip etmeyeceklerini bildirmeleri, yemin teklif edecekler ise yemin metnini sunmaları için kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı taktirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacakları asıl dosya davacılar vekiline usulünce ihtar edilmiştir.
Birleşen ... Esas sayılı dava dosyasında davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmekle, bu davalıya birleşen dosya da davacı ... Elektrik İnşaat Tahhüt İhracat İthalat San. Tic. Ltd. Şti.'ne karşı yemin teklif edip etmeyeceklerini bildirmeleri, yemin teklif edecekler ise yemin metnini sunması için kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı taktirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacakları birleşen dosyada davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekiline usulünce ihtar edilmiştir.
Asıl ve birleşen dava dosyasında kesin süre içinde yemin metni sunulması üzerine bir örneği celse arasında ... Elektrik İnşaat Tahhüt İhracat İthalat San. Tic. Ltd. Şti.'ne HMK'nun 228/2. maddesine uygun yemin davetiyesi ile tebliğ edilmiştir.
Asıl dosyada davalı birleşen dosyada davacı ... Elektrik İnşaat Taahhüt İth. İhr. Tic. San. Ltd. Şti. yetkilisi ... yemin duruşmasına katılarak usulünce yemini eda ettirilmiştir. Şirket yetkilisi ... yemin duruşmasında "... Dönüşüm ve ... Tic. şirketlerini temsilin ... ile yurt içinden ve yurt dışından plastik hurda alınması, ihtalatı, kırılması, ... Dönüşüm şirketinin İncesu'da bulunan fabrikasında bunların geri dönüştürülerek granür hale getirilmesi, fabrikada dönüşüm masrafı ... Dönüşüm Ltd. Şti.'ne ve satın alma finansmanı ... Ltd. Şti.'ne ait olmak üzere ve 3. kişilere bu malların satışı ve karının paylaşımı konusunda herhangi bir proje iş birliği ve adi ortaklık yapmadık. Biz ... olarak ... Ticaret Ltd. Şti. ve ... Dönüşüm Ltd. Şti. ile sadece ticaret konuştuk, ortaklık yapmadık. ... isimli kişiyi iddia edildiği gibi adi ortaklıkta ürün pazarlaması konusunda istihdam etmedik. Ticari olarak mal alım satımı ile ilgili whatsapp grubu 2-3 kişi arasında kuruldu. Whatsapp grubunda ticari ürünlerin parasının ödemesi, malzemelerin fiyatı gibi konuları konuştuk. Taraflar arasındaki faturalar aldığımız ürünlerle ve ... olarak gönderdiğimiz paralarda alacağımız ürünlerin bedeli ile ilgilidir. Bizim asıl dosya davacıları ... Ltd. Şti. ve Birlik Dönüşüm Ltd. Şti. ile olan ilişkilerimiz mal alım satımına dayalıdır. Mal alıyorduk, parasını gönderiyorduk. Yoksa bizim o şirketlerin maliye ve muhasebesini yönlendirme ve yönetme gibi bir durumumuz yoktu. Biz ... Geri Dönüşüm ve ... Dönüşüm firmalarından hammaddeyi satın alıyorduk ve diğer müşterilerimize satıyorduk. Aramızdaki ilişki budur. O tarihte bu firmalar gibi birçok firma ile de benzer ticari ilişkileri gerçekleştirdik. Davacının tanıkları ..., ... ve ...'un tanık olarak verdikleri ifadelerini okudum. Bu ifadelerde söyledikleri doğru değildir. ... Şirketi'nin ... Ticaret Ltd. Şti.'den alacağı adi ortaklıktan kaynaklanmamıştır. Avans olarak mal alımı için gönderdiğimiz ama karşılığında mal alamadığımız paralar nedeni ile ... Tic. Ltd. Şti.'den alacağımız vardır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Asıl dosyada dava, adi ortaklığın tasfiyesi ve tasfiye sonucu oluşan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Birleşen dosyada, dava; taraflar arasındaki ham madde teslimine ilişkin sözleşme gereğince davacı tarafça bedeli ödenen malların davalı tarafça teslim edilmediği iddiası ile ödenen bedelin iadesine yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir.
Asıl dosyada dava ilk olarak Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/680 Esas sayılı dosyası üzerinden açılmış, bu mahkemenin 27/01/2022 tarihli, 2021/680 Esas ve ... Karar sayılı ilam ile yetkisizliğine karar verilmiş olup dosya mahkememize gönderilmiştir.
Birleşen dosyada dava ilk olarak Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden açılmış, bu mahkemenin 28/03/2023 tarihli, ... Esas ve 2023/305 Karar sayılı birleştirme kararı üzerine dosya mahkememize gönderilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir. Zira taraflar tacir ve aralarındaki ihtilaf ticari niteliktedir.
6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama mahkememiz heyetince yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada dava değeri itibariyle 7251 sayılı Kanun'la değişik 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır.
Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar görüşmüş ancak anlaşmaya varamamışlardır.
A) ... Esas Sayılı Asıl Dava Dosyası Yönünden Yapılan Değerlendirmelerde;
Asıl dosyada açılan dava, adi ortaklığın tasfiye edilmesi ve tasfiye sonucu oluşan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Asıl dosyada taraflar arasında uyuşmazlık; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunup bulunmadığı, varsa tasfiyesi koşullarının bulunup bulunmadığı, davacıların tasfiye payı alacağının olup olmadığı, varsa miktarının ne kadar olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Davacılar, taraflar arasında adi ortaklık bulunduğunu iddia ettiğine göre öncelikle bu kavrama değinmekte fayda vardır.
Adi ortaklık, belli bir amacı gerçekleştirmek isteyen kimselerin bir araya gelerek oluşturdukları, ayrı bir kişiliği bulunmayan, kuruluş ve işleyişlerinde sıkı şekil kurallarına tabi olmamaları ve basit bir yapıya sahip bulunmaları nedeniyle uygulamada sıkça karşılaşılan özel borç ilişkisi mahiyetindeki birlikteliklerdir.
Adi ortaklığın tanımı yürürlük tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 620. maddesi de: "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.
Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır" şeklindedir.
Adi ortaklık sözleşmelerinin tarafları için borç doğurucu niteliği, şahıs birliği olma yönündeki kurucu unsurundan daha ağır bastığı için borç doğuran sözleşmelerden sayılmakla birlikte, "karşılıklı borç doğuran sözleşme" olarak değerlendirilemez. Zira bu sözleşmelerde sadece ortakların katılma payı borçları arasında bir edimler birleşimi ilişkisi vardır (Yalman, Macit/Taylan, Erbay: Adi Ortaklık, Ankara 1976, s. 19). Adi ortaklık karşılıklı borçları kapsayan bir sözleşme olmayıp, herkesin belli bir amaca ermek için birtakım borçlar altına girdiği ve fakat bu borçların birbirinin karşılığı olarak değerlendirilemeyeceği sözleşmelerdir.
Bu sözleşme ilişkisinde her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla (TBK m. 621/1) ve niteliği gereği ortaklığa ait olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla (TBK m. 622) yükümlüdür. Adi ortaklığın yönetimi, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir (TBK m. 625/1).
Adi ortaklığın, kuruluşu için belirli bir şekil şartı olmayıp sözlü veya ispat kolaylığı bakımından yazılı şekilde kurulabilmesi mümkündür.
Somut olayda, taraflar arasında yazılı şekilde kurulmuş bir ortaklık ilişkisi bulunmamaktadır. Adi ortaklığın varlığını davacı iddia ettiğine göre bu durumu ispat yükü de davacılara düşer.
Gelinen aşamada, ispat yükü kavramına değinmek gerekir.
İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Karşı tarafın, iddianın gerçek olmadığı konusunda delil sunması ispat yükünü üzerine aldığı sonucunu doğurmaz (HMK m.191).
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata "elverişli" deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Nitekim kanun koyucu HMK'nun 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerinin senetle ispatını zorunlu kılmış olup bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri bir delille ispatı mümkün olmayacaktır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 201. maddesinde "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz" hükmü düzenlenmiştir.
Senede karşı ileri sürülen hukukî işlemlerin senetle ispatı zorunludur. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukukî işlemler, ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir.
Senetle ispat zorunluluğu sadece hukukî işlemler için geçerlidir. Hukukî işlem sayılmayan durumlar, takdirî delillerle ve özellikle tanıkla ispat edilebilir. Senetle ispat kuralının da istisnaları HMK'nun 203. maddesinde açıklanmıştır. Senedin alınmasının imkânsız olduğu hâllerde senetle ispat zorunluluğuna istisnalar getirilmiştir.
Senede karşı tanıkla ispat yasağının bir diğer istisnası ise tanıkla ispat hakkında taraflar arasında delil sözleşmesi olması hâlidir. Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 18/03/1959 tarihli ve 1958/18 Esas, 1959/21 Karar sayılı kararına göre tanıkla ispatlama yasağı, yalan tanıklığı önleme ve davada tarafların çıkarlarını koruma amacına yönelik olduğundan, değeri belli miktarı aşan hukukî işlerin tanıkla kanıtlanması yasağına ilişkin ilkeler, kamu düzeni düşüncesiyle yasaya konulmuş hükümlerden olmadığından, tarafların açık muvafakatı ile tanık dinlenebilir.
Bir taraf senetle ispatı gereken bir hukukî işlemi tanık ile ispat etmek isterse, HMK'nun 200. maddesinde açıkça yazılı olduğu gibi, hâkim, tanıkla ispat edilmek istenen hukukî işlemin senetle ispat edilmesi gerektiğini, ancak muvafakat ederse tanık dinlenebileceğini karşı tarafa hatırlatmak zorundadır. Hâkimin yukarıdaki şekilde hatırlatması ve sorması üzerine karşı taraf tanık dinlenmesine muvafakat ettiğini açık bir şekilde mahkemeye bildirirse (aslında senetle ispatı gereken), o hukukî işlem tanık ile ispat edilebilir. Bu hâlde, aslında senetle ispatı gereken bir hususun tanıkla ispat edilebileceği hakkında, mahkeme önünde sözlü olarak bir delil sözleşmesi yapılmış olur. Aksi hâlde, diğer iki şart (karşı tarafın muvafakati ve bunun tutanağa geçirilerek karşı tarafa okunup imza ettirilmesi) tamam olsa bile, taraflar arasında tanık dinlenmesine ilişkin bir delil sözleşmesi yapılmış olmaz ve aslında senetle ispatı gereken o hukukî işlem hakkında tanık dinlenmez (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt III, 2001 Baskı, s. 2924-2925; Kuru, Baki/ Arslan Ramazan/ Yılmaz Ejder: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2014, 25. Baskı, s. 444).
Senetle ispat zorunluluğu yerine aslında "kesin delille ispat zorunluluğu" denilmesi daha doğrudur. Ancak, senet kesin delillerin en önemlisi olduğundan, bu “senetle ispat zorunluluğu” olarak ifade edilmektedir. Fakat, senetle ispat zorunluluğu hakkındaki açıklamaların, diğer kesin deliler için de geçerli olduğunu belirtmek gerekir. Senetle ispat zorunluluğu “tanıkla ispat yasağı” olarak da ifade edilir. Bunun da aslında "takdiri delille ispat yasağı" olması gerekir. Fakat tanık en çok başvurulan önemli bir takdiri delil olduğundan buna "tanıkla ispat yasağı" denilmektedir. Tanıkla ispatı yasak (kesin delille ispatı zorunlu) olan bir hukukî işlem, diğer takdirî delillerle de ispat edilemez. Senet (kesin delil) ile ispat zorunluluğuna ilişkin kanun hükümleri başka bir deyimle tanıkla ispat yasağı, kamu düzeni düşüncesiyle kanuna konulmuş değildir. Bu nedenle, bunun hilafına sözleşme (delil sözleşmesi) yapılabilir (Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 388-389).
Senet (kesin delil) ile ispatı gereken bir hukukî işlem, bunun hakkında bir delil başlangıcı varsa, tanıkla ispat edilebilir (HMK m. 202/1).
Delil başlangıcı, HMK'nun 202/2. maddesinde tarif edilmiştir: Buna göre; "Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya kendisine gönderilmiş belgedir."
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesi, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 292. maddesinden farklı olarak "yazılı delil başlangıcı" ibaresindeki, "yazılı" kelimesini benimsememiş ve "delil başlangıcı" ibaresini kullanmıştır. Bu sebeple, bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için, (artık) yazılı olması şart değildir.
Buna göre, bir belgenin delil başlangıcı sayılabilmesi için aşağıdaki iki şartın birlikte bulunması (gerçekleşmesi) gerekir.
a) Bu belgenin aleyhine ileri sürülen tarafından verilmesi veya gönderilmesi (onun tarafından verilmesi) gerekir. Fakat, delil başlangıcı olan belgenin mutlaka karşı tarafa yöneltilmiş bir irade açıklamasını taşıyan bir belge olması gerekli değildir.
b) Bu belge varlığı iddia edilen hukukî işlemi tam olarak ispata yeterli olmamakla beraber, o hukukî işlemin muhtemelen yapıldığını (onun varlığını) göstermelidir.
Bir hukukî işlem hakkında HMK'nun 202. maddesindeki şartlara uygun bir delil başlangıcı varsa o hukukî işlem hakkında tanık dinlenebilir. Böylece, delil başlangıcı, senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnalarından biridir (Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 396-397).
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacılar, davalı ile arasındaki adi ortaklığı ispatlayabilmek amacıyla dosyaya whatsapp yazışmaları sunmuşlardır. Davacılar tarafından sunulan whatsapp yazışmalarında taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğuna ilişkin davalıdan sadır olan bir beyan olmadığı, yazışma içeriklerinin normal bir ticari ilişki içinde tacirler arasında kullanılabilecek cümlelerden ibaret olduğu, adi ortaklığın mevcudiyetini kabule yarar yazışmaların bulunmadığı görülmüştür. Anılan whatsapp yazışmalarının içerikleri incelendiğinde, yukarıda ayrıntısıyla açıklanan nitelikleri taşımadıkları açık olduğuna göre delil başlangıcı olarak kabul edilemezler. Bu durumda, dosyada delil başlangıcı bulunduğundan bahsedilemeyeceğine ve davalı tarafın tanık dinlenmesi hususunda açık muvafakatı bulunmadığına göre adi ortalığın ispatı açısından tanık dinlenmesi veya dinlenen tanık beyanlarına itibar edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla whatsapp yazışmalarının yazılı delil başlangıcı sayılarak tanık dinlenilmesi ve tanık deliline dayalı olarak değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiş ve dinlenen tanıkların anlatımları hükme esas alınmamıştır.
Taraflar arasındaki adi ortaklığın ispatı ancak kesin delillerle mümkün olduğundan, dosya kapsamına göre davacılara yemin teklif etme hakkı hatırlatılmıştır. Davacıların yemin teklif etme hakkını kullanmaları üzerine asıl dosyada davalı ... Elektrik İnşaat Taahhüt İth. İhr. Tic. San. Ltd. Şti. yetkilisi ... yemin duruşmasına katılarak usulünce yemini eda ettirilmiştir. Şirket yetkilisi ... yemin duruşmasında "... Dönüşüm ve ... Tic. şirketlerini temsilin ... ile yurt içinden ve yurt dışından plastik hurda alınması, ihtalatı, kırılması, ... Dönüşüm şirketinin İncesu'da bulunan fabrikasında bunların geri dönüştürülerek granür hale getirilmesi, fabrikada dönüşüm masrafı ... Dönüşüm Ltd. Şti.'ne ve satın alma finansmanı ... Ltd. Şti.'ne ait olmak üzere ve 3. kişilere bu malların satışı ve karının paylaşımı konusunda herhangi bir proje iş birliği ve adi ortaklık yapmadık. Biz ... olarak ... Ticaret Ltd. Şti. ve ... Dönüşüm Ltd. Şti. ile sadece ticaret konuştuk, ortaklık yapmadık. ... isimli kişiyi iddia edildiği gibi adi ortaklıkta ürün pazarlaması konusunda istihdam etmedik. Ticari olarak mal alım satımı ile ilgili whatsapp grubu 2-3 kişi arasında kuruldu. Whatsapp grubunda ticari ürünlerin parasının ödemesi, malzemelerin fiyatı gibi konuları konuştuk. Taraflar arasındaki faturalar aldığımız ürünlerle ve ... olarak gönderdiğimiz paralarda alacağımız ürünlerin bedeli ile ilgilidir. Bizim asıl dosya davacıları ... Ltd. Şti. ve Birlik Dönüşüm Ltd. Şti. ile olan ilişkilerimiz mal alım satımına dayalıdır. Mal alıyorduk, parasını gönderiyorduk. Yoksa bizim o şirketlerin maliye ve muhasebesini yönlendirme ve yönetme gibi bir durumumuz yoktu. Biz ... Geri Dönüşüm ve ... Dönüşüm firmalarından hammaddeyi satın alıyorduk ve diğer müşterilerimize satıyorduk. Aramızdaki ilişki budur. O tarihte bu firmalar gibi birçok firma ile de benzer ticari ilişkileri gerçekleştirdik. Davacının tanıkları ..., ... ve ...'un tanık olarak verdikleri ifadelerini okudum. Bu ifadelerde söyledikleri doğru değildir. ... Şirketi'nin ... Ticaret Ltd. Şti.'den alacağı adi ortaklıktan kaynaklanmamıştır. Avans olarak mal alımı için gönderdiğimiz ama karşılığında mal alamadığımız paralar nedeni ile ... Tic. Ltd. Şti.'den alacağımız vardır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Yargılama sonunda toplanan tüm deliller ve dosya kapsamına göre davacılar tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
B) Birleşen ... Dava Dosyası Yönünden Yapılan Değerlendirmelerde;
Birleşen dosyada, açılan dava; taraflar arasındaki ham madde teslimine ilişkin sözleşme gereğince davacı tarafından bedeli ödenen malların davalı tarafından teslim edilmediği iddiasına dayalı olarak ödenen bedelin iadesine yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir.
Birleşen dosyada taraflar arasında uyuşmazlık; icra takibine konu edilen nedenlerle davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, davalının icra tabine vaki itirazının haklı olup olmadığı, bu itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar ve kötüniyet tazminatının koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). İcra dosyasında itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığından, eldeki davanın bir yıllık yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
İİK'nun 58. maddesi "Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır. Talepte şunlar gösterilir:
1. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır.);
2. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri; Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri;
3. (Değişik: 17/7/2003-4949/12 md.) Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi;
4. Senet, senet yoksa borcun sebebi;
5. Takip yollarından hangisinin seçildiği; Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir. Alacaklıya takip talebinde bulunduğuna ve verdiği belgelere, talep ve takip masraflarına dair bedava ve pulsuz bir makbuz verilir." hükmünü getirmiştir.
İtirazın iptali davası açılabilmesinin koşullarından birisi de ortada geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmasıdır. Geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davası açılamaz. Bu husus dava şartı olup, mahkemece re’sen gözetilmelidir.
Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/19481 Esas ve 2018/700 Karar sayılı emsal ilamında "... İtirazın iptali davası açılabilmesinin koşullarından birisi de ortada geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmasıdır. Geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davası açılamaz. Bu husus dava şartı olup, mahkemece re’sen gözetilmelidir. Dava dosyası içinde bulunan dava konusu Bandırma 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının aslı incelendiğinde, dayanak takip talebi ile takip borçlusuna çıkarılan ödeme emrinin içerik olarak birbirinden farklı olduğu anlaşılmaktadır. Böyle bir halde geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığından söz edilemez. Mahkemece bu yön gözetilerek geçerli bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın, dava şartı yokluğundan reddi gerekirken işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir." şeklindedir.
Eldeki davada Bakırköy 5. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının Uyap kayıtları celp edilerek ve dava dosyamıza sistem üzerinden eklenerek incelenmiştir. Yapılan incelemede, ilk olarak Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden oluşturulan 05/01/2021 tarihli takip talebinde cari hesap ilişkisinden kaynaklanan 225.705,00-TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek %9 ve değişen oranlarda işletilecek yasal faizi ile birlikte, icra giderleri ve vekalet ücretinin tahsilinin talep edildiği görülmüştür. 13/01/2021 tarihli ödeme emrinin tebliğinden sonra davalı borçlu vekilinin 26/01/2021 tarihli dilekçe ile icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi üzerine icra müdürlüğünce 26/01/2021 tarihinde İİK'nun 66. maddesi uyarınca takibin tamamen durdurulmasına karar verildiği, davacı vekili tarafından davalı aleyhine Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali istemiyle dava açıldığı, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yaptığı yargılama sonunda 09/11/2021 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile; "... Mahkememizce yapılan yargılama süreci ve değerlendirmede; dava, İİK'nun 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf, aşamalarda, takibin dayanağının faturaya dayalı alacak istemi olmayıp, avans olarak yapılan ödemelerin iadesine ilişkin olduğunu beyan etmiştir. Davalı taraf, borca itirazlarının yanında, icra dairesinin yetkisine de itiraz ederek yetkili icra dairesinin Bakırköy İcra Dairesi olduğunu belirtmiştir. Yetkili icra dairesinde takip yapılması, itirazın iptali davalarının koşullarından olup, takip yetkili icra dairesinde yapılmazsa dava şartının yerine getirildiğinden söz edilemeyecektir. Davalının istemine göre, olayda davacı yönünden TBK'nun 89/1. maddesi hükmünün uygulanma olanağı bulunmadığından, genel yetki kurallarının uygulanması gerekecek ve bu durumda İİK'nun 50. ve HMK'nun 6. maddelerine göre yetki hususu belirlenecektir. Davalı şirketin merkezine göre yetkili icra dairesinin Bakırköy İcra Dairesi olduğu sonucuna varılmaktadır.Yukarıda da değinildiği gibi, yetkili icra dairesinde takip yapılması itirazın iptali davalarının koşullarından olup, bu halde ise takip yetkili icra dairesinde yapılmayıp, yetkili icra dairesinden davalı tarafa gönderilmiş bir ödeme emri söz konusu olmadığından dava şartının gerçekleşmediği kanaatine varılmış, davanın usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..." gerekçesi ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği, bu hükmün 28/12/2021 tarihinde kesinleştiği, davacı alacaklı vekilinin 18/12/2021 tarihli dilekçe ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nden ... Esas sayılı icra dosyasının Bakırköy İcra Dairesi'ne gönderilmesini talep ettiği, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin 17/12/2021 tarihli kararı ile takip dosyasının yetkisizlik ile kapatılmasına karar verildiği ve takip dosyasının yetkili Bakırköy 5. İcra Dairesi'ne gönderildiği, 04/02/2022 tarihinde tevzi olunan takip dosyasının Bakırköy 5. İcra Dairesi'nin ... Esas sırasını aldığı, mahkememizce Bakırköy 5. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının Uyap kayıtlarının incelenmesinde davalı borçlu vekilinin 16/02/2022 tarihli itiraz dilekçesi vermesine rağmen Bakırköy 5. İcra Dairesi'nce yeni bir ödeme emri düzenlenmediği görülmüştür.
Bu konunun araştırılması ve teyidi için Bakırköy 5. İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı takip dosyasında ödeme emri düzenlenip düzenlenmediğinin bildirilmesi, varsa düzenlenen ve borçluya tebliğe çıkarılan ödeme emrinin bir örneğinin gönderilmesi istenilmiştir. Bu müzekkeremize 27/02/2025 tarihli yazı ile cevap verilmiştir. Cevabi yazıda "... Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı takip dosyası, dairesinden 17/12/2021 tarihinde yetkisizlik ile gelmiş, alacaklı vekilinin 04/02/2022 tarihli ödeme emrinin tebliğe çıkması talebi üzerine 04/02/2022 tarihinde Müdürlüğümüzün yukarıdaki esasına kayıt yapılmış, dosyada Müdürlüğümüzce yukarıdaki esas numarasıyla hazırlanmış bir ödeme emri bulunmamasına rağmen borçluya tebliğe dair kapalı tebligat ve 21/02/2022 tebellüğ tarihli e-tebliğ mazbatasının yer olduğu görülmekle; yetkisizlikle kapanan dosyanın ödeme emrinin sehven o tarihte Müdürlüğümüzden tebliğe gönderildiği öngörülmektedir. Dosyamız yetkisizlikle 04/02/2022 tarihinde açılmış olup, ödeme emri hazırlanmamıştır. 16/02/2022 tarihli borçlu itirazı üzerine aynı gün takip durdurulmuştur. ..." şeklinde açıklama yapılmıştır.
İtirazın iptali davasının öncelikle görülme şartı; yetkili icra müdürlüğünde usulüne uygun yapılıp süresinde itiraz ile durmuş bir icra takibinin bulunmasıdır. İcra müdürlüğünün yetkisine itiraz edildikten sonra itirazın iptali davası açılması halinde, mahkemece öncelikle icra müdürlüğünün yetkili olup olmadığı incelenmeli, icra müdürlüğü yetkisiz ise dava, dava şartı yokluğundan HMK'nun 114/2. maddesi uyarınca usulden ret edilmeli, eğer icra müdürlüğü yetkili ise ara kararı ile gerekçesi yazılarak icra müdürlüğünün yetkisine vaki itiraz ret edilerek, şayet mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş ise, mahkemenin görevli ve yetkili olup olmadığı incelenmelidir.
Eldeki davada, dava konusu icra takibinin ilk olarak Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden başlatıldığı, davalı borçlu vekilinin 26/01/2021 tarihli dilekçe ile icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi üzerine icra müdürlüğünce 26/01/2021 tarihinde İİK'nun 66. maddesi uyarınca takibin tamamen durdurulmasına karar verildiği, davacı vekili tarafından davalı aleyhine Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali istemiyle dava açıldığı, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yaptığı yargılama sonunda 09/11/2021 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile açılan itirazın iptali davasının dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği, bu hükmün 28/12/2021 tarihinde kesinleştiği, davacı alacaklı vekilinin 18/12/2021 tarihli dilekçe ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nden ... Esas sayılı icra dosyasının Bakırköy İcra Dairesi'ne gönderilmesini talep ettiği, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin 17/12/2021 tarihli kararı ile takip dosyasının yetkisizlik ile kapatılmasına karar verildiği ve takip dosyasının yetkili Bakırköy 5. İcra Dairesi'ne gönderildiği, 04/02/2022 tarihinde tevzi olunan takip dosyasının Bakırköy 5. İcra Dairesi'nin ... Esas sırasını aldığı, davacı alacaklı vekilinin 04/02/2022 tarihli dilekçesi ile buradan davalı borçluya ödeme emrinin tebliğe çıkarılmasını talep ettiği, ancak burada yeni bir ödeme emri hazırlanmadığı ve yeni bir ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmediği görülmektedir.
İtirazın iptali davasında yetkili icra dairesinde usulüne uygun yapılmış ve süresinde itiraz ile durmuş bir takibin bulunması dava şartıdır.
Somut uyuşmazlıkta, yetkili icra dairesinde davalı borçluya yeni ödeme emri gönderilmeden eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bu hali ile yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir takip bulunmadığı açıktır. Böyle bir halde geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığından söz edilemez. İtirazın iptali davasına özgü dava şartlarından birisi de, yetkili icra dairesinde usulüne uygun yapılmış ve süresinde itiraz ile durmuş bir takibin varlığıdır. Mahkememizce bu yön gözetilerek usulüne uygun takip yapılmadığından HMK'nun 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/05/2022 tarihli, 2020/8447 Esas ve 2022/3625 Karar sayılı emsal ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 22/10/2020 tarihli, *** Karar sayılı emsal karar ilamları bu doğrultudadır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuştur.
İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Dosya kapsamına göre davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu gösterir delil bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin koşulları bulunmadığı nedeniyle reddine verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A) ... ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından davacılar tarafından peşin yatırılan 170,78-TL peşin yatırılan harcın mahsubu ile bakiye 444,62-TL karar ilam harcının davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.096,27-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5)Davacılar tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacılar üzerinde bırakılmasına,
6)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7)6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
8)Kararın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
9)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
B) BİRLEŞEN ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA;
1-HMK'nun 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Koşulları bulunmadığından davalının icra inkar (kötü niyet) tazminatı isteminin reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 615,40-TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 2.725,95-TL peşin yatırılan harcın mahsubu ile fazla yatan 2.110,55-TL karar ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1560,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı tarafça yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
8-Kararın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, asıl dosyada davacılar vekili ve birleşen ... Esas sayılı dosyada davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili Av. ... ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ..., asıl dosyada davalı ve birleşen ... Esas sayılı dosyada davacı vekili Av. ...'in ve ... Elektrik İnşaat Taahhüt İth. İhr. Tic. San. Ltd. Şti. yetkilisi ...'ın yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/03/2025
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır