T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av...
DAVALI : 2- ...
3- ...
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
KARAR YAZIM TARİHİ ...
Mahkememize açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 11/12/2019 tarihinde geçirdiği trafik kazası neticesinde yaralandığını ve uzun süre çalışamadığını, olay nedeniyle Develi Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama neticesinde davalı ...'in ceza aldığını ve hükmün kesinleştiğini, müvekkilinin kazadan dolayı uzun süre ayakta duramadığını, ayakta durması gereken işlerde çalışamadığını, kaza sonucunda iş gücünün düştüğünü, olay nedeniyle müvekkilinin ciddi acılar ve üzüntüler yaşadığını, davalının kaza sonrasında müvekkili ile ilgilenmediğini, müvekkilinin uzun süre tedavi gördüğünü ve hastane masraflarını kendisini karşıladığını, yapılan arabuluculuk görüşmesinin olumsuz sonuçlandığından bahisle geçici ve sürekli iş göremezlik, tedavi ve bakım gideri olarak şimdilik 1.000,00-TL'nin sigorta şirketine başvuru tarihinden, diğer davalılar bakımından kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tüm davalılardan, 30.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi haricindeki tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı ... Katılım Sigorta A.Ş. vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin yerleşim yeri nazara alınarak davanın İstanbul Anadolu Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davacının maluliyeti yönünden müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davacının maluliyeti ile geçirmiş olduğu kaza arasında illiyet bağının olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin manevi tazminattan sorumlu olmadığını, maddi tazminat yönünden ise sigortalının kusuru oranında ve poliçe limitleri ile sorumlu olacağını, öncelikle usuli itirazları nazara alınarak davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... Aksesuarları İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER :
ZMMS Poliçesi, SGK kayıtları, Develi Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, hastane kayıtları, kazaya karışan araçların trafik kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, gerekli bilirkişi incelemeleri yapılmıştır.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 21/02/2024 tarihli raporunda: erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik kapsamında ...'in 11/12/2019 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen yumuşak doku travması nedeniyle 3 gün süreyle iş göremezlik halinde kaldığı, vücut fonksiyon kaybı oranının %0 olduğu, geçici yada sürekli bakıcı ihtiyacının olmadığı, SGK kapsamında olmayan tedavi masrafının tespit edilemediği, bilgi belge sunulması ve talep edilmesi halinde bu hususun tekrar değerlendirilebileceği yönünde görüş bildirmişlerdir.
Dosyaya mübrez 13/06/2024 tarihli bilirkişi kusur raporunda; verilere göre kazanın 10.11.2019 günü saat 16.30 civarında sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plaka sayılı kamyon ile Develi İbrahim Ağa Mahallesi Hadibey Caddesini takiben Cumhuriyet Caddesi ışıklı kavşak istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalline geldiği sırada istikametine göre yolun sağ tarafında, yaya kaldırımının 25 cm solunda bulunan metal dubaya kamyonunun sağ arka tekerleği ile çarpmış; çarpmanın etkisi ile kırılan metal dubanın ışıklı kavşaktaki sinyalizasyon direğine ve direğin arkasındaki yaya kaldırımı üzerinde bulunan müşteki yaya ...'in sol ayağına çarpması sonucu dava konusu trafik kazası meydana geldiği, 14.12.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre; olay mahalli yerleşim yeri içi, iki yönlü yol, 7 m genişliğinde, zemin asfalt, vakit gündüz, yatayda düz, düşeyde eğimli yol güzergahı olduğu, yolun her iki tarafında yaya kaldırımının olduğu, yaya kaldırımının solunda metal dubanın bulunduğu, 38 ... plaka sayılı araç sürücüsü ... mahalde bulunan metal dubaların konumunu yeterince gözetmeden; kullandığı aracın teknik özelliklerini de dikkate almadan seyir halinde olduğu sırada istikametine göre yolun sağında bulunan metal dubalara dikkatsizce çarptığı, çarpmanın etkisi ile kırılan metal dubanın yaya kaldırımında bulunan müşteki yayaya çarptığı olayda asli ve tam kusurlu olduğu; davacı yaya ...'in ise gerçekleşen kazanın oluşu üzerinde bir etkenliği olmadığından kusurunun olmadığı, 38 ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında asli ve tam kusurlu olduğu, davacı yaya ...'in ise kusurunun olmadığı yönünde görüş bildirmiştir.
07/11/2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda: davacının geçici iş göremezlik zararının toplam 274,57-TL olduğunu bildirmiştir.
Adli Tıp Uzmanı ve Aktüerya Uzmanı bilirkişiden oluşan heyetten alınan 28/01/2025 tarihli raporda: davacının 12/12/2019 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle geçici iş göremezlik zararının 274,57-TL bulunduğu, mevcut tıbbi evrak ve raporun incelenmesinden elde edilen verilere göre 2019 yılı rayiçlerine göre SGK kapsamına girmeyen kaçınılmaz tedavi giderlerinin 800,00-TL olduğu görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, tedavi-bakım gideri ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
ZMMS sigorta poliçesinin ve dosyadaki Develi Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; kazaya karışan 38 ... plakalı aracın davalı ... Aksesuarları İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş adına kayıtlı olduğu, sürücüsünün davalı ... olduğu, davalı ... Katılım Sigorta A.Ş bünyesinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmaktadır.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür.
-Yetki ilk itirazının değerlendirmesinde;
Davalı ... Katılım Sigorta A.Ş vekili yasal süresi içinde yetki ilk itirazında bulunmuşlardır.
6100 Sayılı HMK 'nun 6/1. maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır.
Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 sayılı HMK'nun 16. maddesinde ise; "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir" hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlık Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden kaynaklandığından ve bu sigorta türü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinde düzenlendiğinden diğer bir yetki kuralı da bu yasada yer almakta olup, "Motorlu araç kazalardan dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin, veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinin birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir" hükmü ile sigortanın merkez ve şubeleri, sigorta sözleşmesini yapan acenta veya kazanın meydana geldiği yerin yetkili kabul edilmesine, Aynı hüküm ZMSS genel şartlarının C.7. maddesinde de tekrar niteliğinde yer almaktadır.
Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacılar bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacılar, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir (aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 23/09/2013 tarih 2013/9042 Esas 2013/12620 Karar sayılı ilamı).
Dava konusu uyuşmazlıkta HMK 6/1 maddesi uyarınca davalı sürücü ve işletenin ikamet adresinin Kayseri olduğu, yine haksız fiile ilişkin 6100 Sayılı HMK'nun 16. maddesinde yer alan haksız fiilin işlendiği yer kuralı dikkate alındığında kazanın Develi/Kayseri adresinde meydana geldiği anlaşılmakta olup buna göre mahkememiz davaya bakmakta yetkilidir.
-Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde,
Mahkememizce ceza dosyası dosyamız arasına alınmış, kaza tespit tutanağı incelenmiştir. 10/11/2019 günü saat 16.30 civarında sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plaka sayılı kamyon ile Develi İbrahim Ağa Mahallesi Hadibey Caddesini takiben Cumhuriyet Caddesi ışıklı kavşak istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalline geldiği sırada istikametine göre yolun sağ tarafında, yaya kaldırımının 25 cm solunda bulunan metal dubaya kamyonunun sağ arka tekerleği ile çarpmış; çarpmanın etkisi ile kırılan metal dubanın ışıklı kavşaktaki sinyalizasyon direğine ve direğin arkasındaki yaya kaldırımı üzerinde bulunan müşteki yaya ...'in sol ayağına çarpması sonucu dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir. Mahkememizce uzman bilirkişiden aldırılan 13/06/2024 tarihli kusur raporuna göre de kazanın oluşumunda 38 ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'in KTK 52/1-b, 67/a, 81/d ve 84/j maddeleri uyarınca mahalde bulunan metal dubaların konumunu yeterince gözetmeden, kullandığı aracın teknik özelliklerini de dikkate almadan seyir halinde olduğu sırada istikametine göre yolun sağında bulunan metal dubalara dikkatsizce çarpması nedeniyle %100 oranında kusurlu olduğu, davacıya ya da üçüncü bir tarafa atfı kabil kusurun bulunmadığı, alınan bu raporun kaza tespit tutanağı, Develi Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası kapsamında aldırılan 14/12/2020 tarihli adli trafik bilirkişi raporu, Develi Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında aldırılan 29/06/2021 tarihli adli tıp kurumu raporu ve tüm dosya kapsamı ile uyumlu olması nedeniyle hükme esas alınabileceği kanaatine varılmıştır.
Ceza yargılaması sonucunda Develi Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile ...'in taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karar 24/01/2022 tarihinde kesinleşmiştir. Böylelikle meydana gelen kazada davalı ... mahkememizce de tam kusurlu kabul edilmiştir.
Mütefarik kusura ilişkin değerlendirmede;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)
Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacıların müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Dosya kapsamında bulunan delillerden davacının kaza nedeniyle meydana gelen zararın artmasında kusuru bulunduğuna dair somut bir delil bulunmadığından hesaplanan tazminatlardan müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.
-Maluliyet durumuna dair değerlendirmesinde;
Davacının kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yükümlerine göre ERÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan rapor almıştır. Alınan 21/02/2024 tarihli rapora göre davacının 3 gün süreyle geçici iş göremez olduğu, sürekli iş göremezlik oranının %0 olduğu, geçici ya da sürekli bakıcı ihtiyacının bulunmadığına kanaat edilmiştir. Davacı hakkında Sivas Numune Hastanesi'nin 22/01/2021 tarihli sağlık kurulu raporu bulunmaktadır. Bu raporda davacının kişisel engel oranı %49 olarak kabul edilmiştir. Davacının bu oranı belirlenirken fiziksel tıp ve rehabilitasyon sistemine ilişkin engel oranının trafik kazası değil, ateşli silah yaralanması nedeniyle oluştuğunun belirtildiği, mevcut haliyle aktif bir psikopatoloji saptanmadığı, sağ kulağında işitme kaybı olduğu, nöropatik ağrı bulunması hususlarının dikkate alındığı, dava konusu trafik kazasında ise davacının sol ayak bileği kısmından yaralandığı, bu durumda Sivas Numune Hastanesi'nin 22/01/2021 tarihli raporu ile mahkememizce aldırılan rapor arasında oransal olarak fark bulunsa da davacıda kaza öncesinde de mevcut bir maluliyet bulunması, kazada yaralandığı bölgeden sürekli maluliyetinin bulunmaması nedeniyle Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 21/02/2024 tarihli raporu mahkememizce hükme esas alınmıştır.
-Aktüerya hesabına ilişkin değerlendirmede;
HMK’nun 273/1. maddesi gereği mahkememizce toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; TRH 2010 yaşam tablosu ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilen progresif rant usulü (%10 arttırma-iskonto formülü ile) ile davacıların aktüer zarar hesabının yapılması hususunda açıklamalı rapor alınmasına karar verilmiştir. Aktüer bilirkişiden alınan 28/01/2025 tarihli ek raporun değerlendirilmesinde; davacının kaza tarihinde asgari ücretten fazla gelir elde ettiğine dair bir delilin dosyaya yansımadığı, ERÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tespit edilen 3 günlük süre içerisinde geçici iş göremezlik zararının 274,57-TL olduğu, sürekli iş göremezliği bulunmadığından bu zarar talebi yönünden hesaplama yapılmadığı, SGK kapsamında olmayan tedavi giderinin 800,00-TL olduğu tespit edilmiş olup alınan rapor yöntemine uygun olduğundan mahkememizce esas alınmıştır.
- Geçici iş göremezlik zararı, tedavi gideri ve bakım giderinin teminat kapsamı dışında olup olmadığına dair değerlendirmede;
2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür.
Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,
1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri,
2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,
3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,
Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.
Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.
Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki;
1-Bakıcı giderleri
2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)
3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.
Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez.
Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.
Bu halde bakıcı gideri, tedavi giderlerinin ve geçici iş göremezlik tazminatının sigorta teminatı kapsamında olduğu kabulü gerekir.
-Davalı ... Aksesuarları...Ltd.Şti'nin sorumluluğuna dair değerlendirmede;
İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494)
Somut olayda, davalı ... Aksesuarları.. Ltd.Şti. araç işleteni olması nedeniyle davacının zararından müteselsilen zarardan sorumludur.
- Manevi tazminata dair değerlendirmede;
TBK madde 56 "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmünü içermektedir.
Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği TMK'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda davacı ...'in 3 gün geçici iş göremezliğinin bulunması, dinlenen tanık Nuh Rüzgar'ın beyanına göre kazadan sonra bir süre ayakta durmakta zorlanmış olması, davalının davacıyı arayıp sormaması, ekonomik ve sosyal durum araştırması, kazanın oluş şekli, davalı tarafın kusuru, çekilen ızdırap ve yukarıda açıklanan kıstaslar çerçevesinde kazada yaralanan davacı için 10.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu değerlendirilmiştir.
-Faize ait değerlendirmede;
2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise arabulucuk başvuru tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrütfaizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir.
Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir.
Anılan açıklamalar uyarınca davacı tarafça sigorta şirketine gerekli belgeler ile 23/03/2021 tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğu, sigorta şirketince eksik evrakla başvuruda bulunulduğuna ilişkin davacıya bir bilgi verilmediği, bu nedenle başvurunun davalı sigorta şirketini temerrüde düşürmeye yeterli olduğu, bu tarihten itibaren 8 iş günü ileri gidildiğinde sigorta şirketinin 05/04/2021 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekmiş, davalı sürücü ve işleten yönünden ise olay tarihi temerrüt tarihi kabul edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ ile,
1-274,57-TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ... Katılım Sigorta A.Ş yönünden KTK 99. Maddesi uyarınca temerrüt tarihi olan 05/04/2021 tarihinden, diğer davalılar ... Aksesuarları İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... yönünden kaza tarihi olan 11/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair geçici iş göremezlik tazminatı isteminin reddine,
2-800,00-TL tedavi-bakım gideri tazminatının davalı ... Katılım Sigorta A.Ş yönünden KTK 99. Maddesi uyarınca temerrüt tarihi olan 05/04/2021 tarihinden, diğer davalılar ... Aksesuarları İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... yönünden kaza tarihi olan 11/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin reddine,
4-10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte diğer davalılar ... Aksesuarları İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair manevi tazminat isteminin reddine,
5-Maddi tazminat talebi yönünden: 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL ilam harcından, tahsil edilen 105,89-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 509,51-TL harcın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Manevi tazminat talebi yönünden: 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 683,10-TL ilam harcının davalılar ... Aksesuarları İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ...'ten alınarak hazineye gelir kaydına,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 1.028,41-TL'lik kısmının davacıdan alınarak, 571,59-TL'lik kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Davacı tarafın yaptığı 80,70-TL başvurma harcı, 105,89-TL peşin harç, 6.200,00-TL bilirkişi ücreti, 1.406,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 7.792,59-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 2.783,86-TL'nin davalılardan (davalı ... Katılım Sigorta A.Ş.'nin 270,12-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
10-Maddi tazminatın