T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ***
KATİP : ***
DAVACI : ***
VEKİLİ : Av. ***
DAVALI : ***
VEKİLİ : Av.
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili tarafından davalı şirket ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle inşaat işine yönelik hizmet alımı yapıldığını, müvekkilinin, davalının Kahramanmaraş Afşin'de 500 kişilik öğrenci yurdu inşaatında; merdiven basamak mermerleri, mutfak tezgahları, asansör kaplama mermerleri, çevre düzenleme mermerler ile taş parkeleri malzemeleri ile bir çok yerin işleri ve işçilikleri müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkili tarafından yapılan işlere karşılık kısmi ödemeler sonrasında davalı şirketin müvekkiline bakiye 332.999,99-TL cari hesap bakiyesi bulunduğunu, davalı şirketten alacaklarını tahsil için Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile ... Numaralı 12/03/2021 tarihli e-fatura ve GIB ... 12/05/2020 tarihli ve GIB ... 21/07/2020 tarihli faturalardan kaynaklı cari alacak talepli olarak icra takibi yapıldığı davalıya gönderilen Örn:7 ödeme emrine tamamen kötü niyetli olarak itiraz edip takibi durdurduklarını, davalı şirket davaya konu ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap bakiyesini ödemesi gerekirken ödemediğini ve müvekkili tarafından birçok kez talep edilmesine rağmen çeşitli bahanelere ödemede bulunmadığını, davaya konu 2019-2021 yıllarına ait cari hesap bakiyesi nedeniyle müvekkilinini davalı tarafa yaptığı işler sonucunda bakiye alacak yönünden icra takibi yapıldığını, iş bu dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvuru yapıldığını, Kayseri Arabuluculuk merkezinin *** Büro Dosya no ile görüşmeler sağlanmışsa da anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenlerle davalının itirazları tamamen gerçek dışı ve kötü niyetli olup sırf takibi durdurmak ve alacağı sürüncemede bırakmak amaçlı olduğunu, bu nedenle %20’den az olmamak üzere İcra İnkâr tazminatına karar verilmesini talep ettiklerini, duran icra takibine devam edebilmek için iş bu davayı açtıklarını, davanın kabulünü, davalının (borçlunun) haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazın iptali ile takibin fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000-TL alacağın takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte devamına ve tahsiline, davalının (borçlunun) %20’den aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı Yunis Çömez ile müvekkili Gismark İnşaat Ltd. Şti. arasındaki hizmet alımı uyarınca bir takım mermer iş ve işçiliklerinin yapıldığını, davacı tarafından yapılan işlere karşılık bir kısım ödemeler yapıldığını ancak ödenmeyen bakiye olduğunu, ilgili bakiyeye istinaden fatura tanzim edildiğini ve faturalar uyarınca icra takibi başlatıldığını ve itiraz edildiğini, iddia ederek Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ***E. Sayılı dosyasındaki icra takibinin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği, müvekkili şirketin, davacı yan ile aralarındaki ilişki (sözleşmeye dayalı olmayan) sebebiyle tüm borçlarını ifa ettiğini, borcunun bulunmadığını, hiçbir surette borcu bulunmadığını, itirazın iptali davasında yetkili mahkeme H.M.K.'ya göre, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir, davacı yan müvekkili şirket ile hizmet alım ilişkisi kurulduğunu ve ilgili işin Kahramanmaraş/Afşin'de ifa edildiğini beyan ettiğini, ilgili hukuki ilişkinin ifa edildiği yer Kahramanmaraş ve davalı müvekkilinin ikamet adresi de Ankara olduğundan, açılan iş bu davada Kayseri Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, bu yönüyle iş bu dava yetkili olmayan yer mahkemesinde ikame edildiğinden yetki yönününden reddine karar verilerek; yetkili yer mahkemesi olarak davalının ikamet adresi olan Ankara mahkemelerinin yetkili olduğu yönünden karar verilmesini talep ettiklerini, davacı yan, dava dilekçesinde beyan ettiği üzere iki adet e-fatura tanzim ettiğini, ancak müvekkili şirketin, davacı yana bakiye borcu olmadığından ilgili faturalar yasaya ve usule uygun olarak Ankara 13. Noterliği'nin *** Yevmiye No, 19/03/2021 Tarihli, Ankara 13. Noterliği'nin *** Yevmiye No, 23/03/2021 Tarihli ihtarnameleri ile yasal süresi içerisinde itiraz/iade edildiğini, davacı yan muaccel hale gelmeyen bir alacağına yönelik icra takibi başlattığını, davacı tarafça belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, davacı yanın ileri sürdüğü alacakların zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü süre içerisinde davasını ikame etmediğini, açılan davanın reddi gerektiğini, davacı yan Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ***. Sayılı dosyası kapsamında müvekkili aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibi başlattığını, Ankara 13. Noterliği'nin *** Yevmiye No, 19/03/2021 Tarihli, Ankara 13. Noterliği'nin *** Yevmiye No, 23/03/2021 Tarihli ihtarnameleri ile yasal süresi içerisinde itiraz/iade edilen iki adet fatura ilgili icra takibine dayanak tutulduğunu, müvekkili şirket, Kredi ve Yurtlar Kurumu İnşaat Emlak Daire Başkanlığınca ihale edilen Afşin 500 Kişilik Öğrenci Yurdu Yapım işi kapsamında ilgili işin bir takım mermer işleri için davacı yan ile anlaştığını, aralarındaki hukuki ilişki kapsamı itibariyle mal/iş karşılığı olup, davacı yan mermer işlerini yaptığını ve karşılığını aldığını, davacı dilekçesinde soyut olarak beyan olduğu şekilde, davacı yanın müvekkili şirketten bir çok kez talep edip, bakiye alacağı bulunmadığını, davacı yan haksız kazanç elde etmek amacıyla icra takibine konu ettiği iki adet faturayı tanzim ettiğini, ilgili fatura dışında hiçbir surette somut bir delil ikame edemediğinden dava dilekçesinde de yalnızca ilgili faturaları delil gösterme çabasına girdiğini, müvekkili şirketin davalı yana Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ***E. Sayılı dosyası ve ilgili ticari ilişki kapsamında bakiye borcu bulunmadığını, müvekkili şirket, davalı yanın ifa etmiş olduğu işlere karşılık tüm ödemelerini gerçekleştirdiği halde, davalı yan haksız kazanç elde etmek amacıyla hukuka aykırı olarak, alacaklı olmadığı halde bir takım faturalar tanzim ettiğini ve süresinde itiraz edildiğinden delil olarak itibar edilmemesini, iddia olunan alacakları ispat yükü davacı yana ait olduğundan ve ispata yarar hiçbir delil ikame edilmediğinden ve hukuki itibarla tanık dinlenemeyeceğinden, müvekkili aleyhine açılan iş bu davanın reddi ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ***E. Sayılı dosyasının iptali ve davacı hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinde bulunduklarını, davacının mesnetsiz ve haksız olan taleplerini içerir işbu davasının öncelikle usulden reddine, esasa girilmesi halinde ise esastan reddine (davanın ve Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ***e. sayılı dosyasının iptaline) ve davacı hakkında %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Gevher Nesibe Vergi Dairesi'ne , Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'ne, Doğanbey Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne , Türkiye Halk Bankası A.Ş. 'ye yazılan müzekkereye, Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş.'ye yazılan müzekkereye, Şekerbank TAŞ'ye, Ankara 13.Noterliğe , Gençlik ve Spor Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği görülmüştür.
Dava dosyasının Afşin 1.Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, 21/02/2024 tarihinde keşfin icra edildiği, Tanıklar ***'ın beyanlarının alındığı görülmüştür.
Davalı şirket yetkilisi ...'nin 19/12/2024 tarihli 7 nolu celsesinde beyanının alındığı görülmüştür.
Bilirkişi ...'den alınan 14/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Davacının 2019-2020-2021 yılı yevmiye defteri ibraz ettiği, Yevmiye defterlerinin açılış ve kapanış ve tasdiklerinin süresinde yapıldığı, ancak kebir ve envanter defterleri ibrazı olmadığından defterlerin içerdiği kayıtların birbirini doğrulama teyidinin yapılamadığı, defterlerin HMK 222/2 ye uygun olmadığı tespit edilmiştir.
Detayları inceleme ve tespitler bölümünde anlatıldığı üzere davacı alacağının olup olmadığı terditli olarak hesap edilmiştir.
1-2999.999,99-TL lik fatura ve içeriğinin davalıya tesliminin yapılmadığı kabul edilir ise toplam teslim 482.538,80-TL olarak hesap edilecektir.
A- Davacı kayıtlarında yer alan 142.583,80-TL lik nakit tahsilat davalı lehine kabul edilir ise toplam ödeme 593.128,80-TL olarak hesap edilecek ve teslimi kabul edilen fatura toplamı 482.538,80-TL den mahsup edildiğinde; davacı davalıdan alacaklı olmayıp bilakis 110.590,00-TL borçlu olacaktır.
B- Davacı kayıtlarında yer alan 142.583,80-TL lik nakit tahsilat davalı lehine kabul edilmez ise toplam ödeme 450.545,00-TL olarak hesap edilecek ve teslimi kabul edilen fatura toplamı 482.538,80-TL den mahsup edildiğinde; davacı davalıdan 31.993,80-TL alacaklı olacaktır.
2999.999,99-TL lik fatura ve içeriğinin davalıya tesliminin yapıldığı kabul edilir ise toplam teslim 782.583,80-TL olarak hesap edilecektir.
A- Davacı kayıtlarında yer alan 142.583,80-TL lik nakit tahsilat davalı lehine kabul edilir ise toplam ödeme 593.128,80-TL olarak hesap edilecek ve teslimi kabul edilen fatura toplamı 782.538,80-TL den mahsup edildiğinde; davacı davalıdan 189.410,00-TL alacaklı olacaktır.
B- Davacı kayıtlarında yer alan 142.583,80-TL lik nakit tahsilat davalı lehine kabul edilmez ise toplam ödeme 450.545,00-TL olarak hesap edilecek ve teslimi kabul edilen fatura toplamı 782.538,80-TL den mahsup edildiğinde; davacı davalıdan 331.993,80-TL alacaklı olacaktır, yönünde kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir.
Bilirkişi ...'den alınan 10/08/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;
Davalının 2019 yılı yevmiye-kebir-envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, kapanış tasdikine tabi yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yapılmadığı tespit edilmiştir. Davalının 2019 yılı ticari defterlerinin HMK 222/2 uygun olmadığı tespit edilmiştir.
Davalının 2020-2021 yılı yevmiye ve kebir e-defteri ile envanter defteri ibraz ettiği, e-defterlerin beratlarının olduğu, envanter defterinin açılış tasdikinin süresinde yapıldığı, kapanış tasdikine tabi olmadığı, davalının 2020-2021 yılı ticari defterlerinin HMK 222/2 uygun olduğu tespit edilmiştir.
Takibe 3 adet fatura konu edilmiştir. Davalı kayıtlarında takibe konu edilen faturalardan 2 adet fatura kayıtlı olup faturalar toplamı 340.000,00-TL dir. Bu faturalar bakımından davalı ödemesinin 313.000,00-TL olduğu ve davalının davacıya 27.000,00-TL bakiye borcu olduğu görünmektedir. Takibe konu edilen 299.999,99-TL lik fatura davacıya iade edilmiş ve davalı kayıtlarında yer almamaktadır, yönünde kanaatini bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir.
Bilirkişi İnşaat Mühendisi Ertekin Aksakal'dan alınan 28/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Davaya konu imalatların yapılmış olduğu yurt binasının kullanımda olduğu tespit edilmiştir.
Yapılan imalatların detaylı hesaplaması dava dosyasının ekindeki hakediş icmaliden hesaplanmıştır.
Hesaplamalarda Yi-Üfeden faydalanılmıştır.
Davacının keşif esnasında gösterdiği imalatların hakediş icmalindeki tutar ve poz numaralarından hesaplama yapılmıştır.
2018 Yılı Toplam Değeri 555.921,05 TL
2019 Yılı Toplam Değeri 789.839,27 TL
05/2020 Yılı Toplam Değeri 838.438,88 TL
21/03/2022 Dava Tarihi Toplam Değeri 1.634.647,87 TL olduğu yönünde tespitlerini mahkemeye bildirdiği görülmüştür. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir.
Bilirkişi ...'dan alınan 26/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
1-Taraflar arasında, yazılı olmayan eser sözleşmesi nedeniyle düzenlenen faturalardan kaynaklı cari alacak talebi için başlatılan Kayseri Genel İcra Dairesi ...-Esas Sayılı dosyanın alacaklısının davacı, borçlusunun davalı olduğu, takip dayanağının ..., ... ve ... nolu 3 adet faturalardan kaynaklı 332.999,99-TL cari alacak olduğu, takip öncesi işlemi yasal faiz talebinin 4.449,45-TL olduğu, takip konusu toplam alacak tutarının 337.449,44-TL olduğu ve davalı borçlu tarafından bu tutarın tamamına itiraz edilmesi nedeniyle takibin borçlu yönünden tamamen durdurulduğu görülmüş olup;
2-İnşaat bilirkişi raporunda taraflar arasındaki işin, 2019 yılı itibariyle toplam değerinin 789.839,27 TL, 05/2020 tarihi itibariyle değeri 838.438,88 TL, olarak tespit edildiği,
Mali müşavir bilirkişi raporunda, dosyaya gelen müzekkere cevabı, davacı kabulü ve dosyada yer alan dekontlara göre davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin toplam 450.545,00-TL olarak tespit edildiği,
Ancak davacının defter kayıtlarında, bu ödemelerden başka olmak üzere; 38.743,80-TL lik ve 103.840,00-TL lik toplam 142.583,80-TL nakit tahsilat kaydı yer aldığının tespit edildiği görülmüş olup;
3- Taraflar arasındaki yapılan işin değeri ile, davalı tarafından davacıya ödenen tutar arasındaki fark, davacının bakiye alacağı olduğu, burada kabule göre farklı şekillerde hesap yapılabileceği değerlendirilerek;
A- Davalının ödediği toplam tutar 450.545,00-TL olarak ve yapılan işin 2019 yılı toplam değeri 789.839,27 TL kabul edilirse;
Yapılan İşin Değeri - Ödenen Toplam Tutar =Davacının Bakiye Alacağı
789.839,27 TL-450.545,00TL= 339.294,27 TL Bakiye Alacak olduğu,
- Davalının ödediği toplam tutar 450.545,00-TL olarak ve yapılan işin 2020 yılı toplam değeri 838.438,88 TL, kabul edilirse;
Yapılan İşin Değeri - Ödenen Toplam Tutar =Davacının Bakiye Alacağı
838.438,88 TL-450.545,00TL= 387.893,88 TL Bakiye Alacak olduğu,
B-Davalı kayıtlarında nakit ödeme olarak görülen 142.583,80-TL kabul edilirse,
Davalının ödediği toplam tutarın 450.545,00TL+142.583,80TL=593.128,80 TL olduğu,
-Davalının ödediği toplam tutar 593.128,80 TL olarak ve yapılan işin 2019 yılı toplam değeri 789.839,27 TL kabul edilirse;
Yapılan İşin Değeri - Ödenen Toplam Tutar =Davacının Bakiye Alacağı
789.839,27 TL - 593.128,80 TL= 196.710,47 TL Bakiye Alacak olduğu,
-Davalının ödediği toplam tutar 593.128,80 TL olarak ve yapılan işin 2020 yılı toplam değeri kabul edilirse;
Yapılan İşin Değeri - Ödenen Toplam Tutar =Davacının Bakiye Alacağı
38.438,88 TL - 593.128,80 TL= 245.310,08 TL Bakiye Alacak olduğu, kanaatini mahkememize bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı taraf davalıya ait Kahramanmaraş Afşin ilçesindeki öğrenci yurdu yapımında, merdiven basamak mermerleri, mutfak tezgahları, asansör kaplama mermerleri, çevre düzenleme mermerleri ve parkeleri işini yaptığını, yapılan işe karşılık olarak fatura kestiğini ve ödenmediğini belirterek yapılan takibe kısmı olarak itirazın iptali dilemiştir.
Davalı ise faturaların iade edildiğini belirtmiş, belirsiz dava açılamacağını belirtmiş, zamanaşımına uğradığını belirtmiş, davacı ile bir takım mermer işleri yapımı noktasında anlaşma yaptıklarını, karşılığının ödendiğini, alacağı bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine dayanağı 3 adet faturadan kaynaklı toplam 337.449,44 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının ise açık hesap/fatura olduğu, ödeme emrinin itiraz üzerine takibin borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.
-Davalının mahkememizin yetkisine ilişkin itirazın değerlendirilmesinde;
6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği (ifa edileceği) yerde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer tarafların açık ya da örtülü isteklerine göre belirlenir. Aksi durumda ise sözleşmenin yerine getirileceği yer Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi gereğince tespit edilir. TBK 89/1. maddesi uyarınca para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Uyuşmazlık sözleşmeden doğan bir para borcuna ilişkin olup, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir. Bu nedenle para alacaklarına ilişkin takipler alacaklının ikametgâhında da yapılabilir.
Somut olayda, mahkememizin yetkisine ilişkin taraflar arasındaki akdi ilişki dava ve cevap dilekçeleri ile sabit olduğundan davacı kendi ikametgahında dava açıp ve takip yapabileceğinden 23/06/2021 tarihli duruşmasının (1) nolu ara kararı ile mahkememiz yetkisine ilişkin itiraz reddedilmiştir
- Zamanaşımına ilişkin itirazın değerlendirilmesinde;
Davalının zamanaşımı def'inde bulunduğundan buna ilişkin uyuşmazlığın çözümlenmesi için "zamanaşımı" kavramı üzerinde durulmalıdır.
Zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır. (Kuru B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: II, sh.1761; Canbolat F.: “Def’i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları”, ERÜHFD, Cilt: III, Sayı:1, Kayseri 2008, sh.255 vd.).
Zamanaşımı def'i, davalının aslında var olan bir borcunu özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren bir haktır. Bu hakkı kullanıp kullanmamak tamamen borçluya kalmıştır. Diğer bir anlatımla, davalı tarafından zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe, o hak ve alacak için yasanın öngördüğü zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (818 sayılı BK m.140, 6098 sayılı TBK m.161).
Zamanaşımı usule müteallik bir mesele değildir. Zamanaşımı hakkın esasına müteallik bir meseledir (Von Tuhr, Andreas: Borçlar Hukuku (C. Edege Çevirisi), Ankara 1983, Cilt:I-II, sh.688).
Zamanaşımı defi davanın esası hakkında her türlü muameleye manidir. Bu sorun halledilmeden davanın esası incelenemez. (11.01.1940 tarihli 15/70 sayılı İçt. Bir. Kararı)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup, TBK’nın 147/6. maddesi gereğince eser sözleşmesinde zamanaşımı süresinin kural olarak beş yıl olduğu, dava konusu işin 2018 yılında yapımına başlanmış olması ve takip tarihinin 2021 yılı olması karşısında zamanaşımı itirazı yerinde olmadığı görülmüştür.
-Davanın esasının incelenmesine dair mesele;
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Somut olayda, ticari kayıtlar incelenmiş keşif icra edilmiştir. Davacı takibe 3 adet fatura konu etmiş ve cari alacak bakiyesi talep etmiştir. Davacı kayıtları incelendiğinde ise davacının davalıya toplam 5 adet fatura düzenleyerek davalı hesabına kaydettiği görülmektedir. Takibe konu faturalarda bu faturalar içindedir. Ancak davalı, davacı kayıtlarında yer alan ve takibe konu edilen 1 adet faturayı (12.03.2021 tarihli 299.999,99-TL) yasal süresinde davalıya noter aracılığı ile itirazla iade etmiştir. Diğer taraftan davalı kayıtlarında itirazla iade edilen fatura haricindeki 4 adet fatura davalıca da kabul edilmekte ve toplam tutarı 482.538,80-TL dir. Bu durumda 4 adet fatura ve içeriğinin teslimi davalıca kabul edilmektedir. İhtilafa konusu fatura 299.999,99-TL lik 1 adet faturadır. Söz konusu faturalara karşılık yapılan ödemeler ise; dosyaya gelen müzekkere cevabı, davacı kabulü ve dosyada yer alan dekontlara göre toplam 450.545,00-TL dir. Ayrıca davacı kayıtlarında bu ödemelerden başka olmak üzere; 38.743,80-TL lik ve 103.840,00-TL lik toplam 142.583,80-TL nakit tahsilat kaydı yer almaktadır. Mahkememiz keşif yapmış keşif sonrasında alınan raporlar alınmış 2019 yılında yapılan iş miktarının 789,839,27 TL olduğu anlaşıldığından 299.999,99-TL lik fatura ve içeriğinin davalıya tesliminin yapıldığı kabul edilmesi gerekmektedir bu kapsamda toplam teslim 782.583,80-TL (482.538,80+299.999,99) olarak hesap edilecektir. Davacı kayıtlarında yer alan 142.583,80-TL lik nakit tahsilat davalı lehine kabul edilmesi gerektiğinden toplam ödeme 450.545,00-TL + 142.583,80-TL = 593.128,80-TL olarak hesap edilecek ve teslimi kabul edilen fatura toplamı 782.538,80-TL den mahsup edildiğinde; davacı davalıdan 189.410,00-TL (782.538,80 TL fatura eksi 593.128,80 TL ödeme) alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Ancak davacı taraf 1.000,00 TL üzerinden itirazın iptali talep ettiğinden taleple bağlı kalınmıştır.
-İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede;
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı yargılama ile tespit edildiğinden likid kabul edilmemiş ve koşulları olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir.
-Kötü niyet tazminatı talebine ilişkin değerlendirilmede:
İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2018/6546 E., 2019/7768 K. Sayılı ilamı)
Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir.
Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.06.1980 tarihli ve 1979/9-82 E., 1980/2073 K.; 10.04.2002 tarihli ve 2002/19-282 E., 2002/299 K.; 27.04.2005 tarihli ve 2005/19-286 E., 2005/268 K., 21.10.2015 tarihli ve 2013/19-2415 E., 2015/2335 K., 01.03.2017 tarihli ve 2015/1048 E., 2017/380 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Başka bir ifadeyle; İİK’nın 67/2. maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı(borçlu)’nun üzerindedir.
Açıklanan gerekçeler ışığında, dava yönünden davacı kötü niyetli görülmediğinden ve bu hususun davalı tarafından ispatlanamaması sebebi ile davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
1-Davacının davasının kabulü ile davalının Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki vaki itirazının kısmen iptali ile takip tarihi itibariyle 1.000,00-TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına,
2-İcra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı taleplerinin ayrı ayrı reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile eksik 534,70-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
5-Davacı tarafından peşin yatırılan 80,70-TL başvurma harcı ve 80,70-TL peşin harç olmak üzere toplam 161,40-TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 7.320,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 1.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
9-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
10-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/01/2025
Katip ***
¸e-imzalı
Hakim ***
¸e-imzalı