T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
Av....
Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
İHBAR OLUNAN : 1-...
2-...
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ :...
KARAR TARİHİ :...
KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 08/06/2020 tarihinde dava dışı sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki 01 ... plakalı aracın, müvekkili ...'un sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı Kuba marka motosiklete çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada araç sürücüsü ...'ün kusurlu olduğunu, kaza neticesinde müvekkilinin yaralandığını ve Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldığını, 'sağ radius başı kırığı' tanısı nedeniyle tedavi altına alındığını ve uzun kol ateli uygulandığını, kazaya sebebiyet veren 01 ... plakalı aracın kaza tarihinde sigortasız olması nedeniyle davalı ...'nın zarardan sorumlu olduğunu, davalı şirketini başvuruda bulunduklarını ancak herhangi bir dönüş yapılmadığını, arabuluculuk aşamasında da bir sonuç alamadıklarından bahisle davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacıya ödenmesi gereken işgücü kaybından doğan 6.500,00-TL sürekli iş göremezlik (daimi maluliyet), 500,00-TL geçici iş göremezlik, 500,00-TL geçici bakıcı giderleri ve 500,00-TL sürekli bakıcı gideri olmak üzere toplam 8.000,00-TL tazminatının 10/02/2020 başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: söz konusu taleplerin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça sigorta şirketine başvuru dava şartının tam olarak yerine getirilmediğini, öncelikli olarak kazanın oluşumunda kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, davacıda oluşan maluliyetin bu kaza sebebiyle oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiğini, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik zararı, tedavi ve bakıcı giderlerini karşılamasının mümkün olmadığını, yalnızca bedensel zararlar kapsamında müvekkiline başvurulabileceğini, sürekli iş göremezlik dışındaki taleplerin teminat kapsamı dışında kaldığını, kaza nedeniyle araç sürücüsü veya işleteni tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, araç maliki ... ve araç sürücüsü ...'e davanın ihbar edilmesi taleplerinin bulunduğunu, neticeten davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya ilişkin belgeler, hasar dosyası, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı KYOK kararı, kaza tespit tutanağı, kazaya karışan araçların trafik kayıtları, SGK kayıtları, Sigorta bilgi ve gözetim merkezi kayıtları, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden celp edilen hastane kayıtları ve tüm deliller toplanmış, kazanın meydana geldiği yerde bilirkişi marifetiyle keşif icra edilmiş, gerekli bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır.
Dosyaya mübrez 15/08/2022 havale tarihli bilirkişi kusur raporunda: 01 ... plakalı araç sürücüsü ...'ün 2918 sayılı KTK'nın 47/1-c ve 57/1-a kural ihlalinin ve 84/h maddesindeki asli kural ihlalinin olduğu, 38 ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'un atfı kabul bir kural ihlalinin bulunmadığı yönünde görüş bildirmiştir.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 17/01/2025 tarihli raporunda: Erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümleri kapsamında ...'un 08/06/2020 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen kemik kırığı nedeniyle (4) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı, (6) hafta süreyle bakıcı desteğinin tıbben uygun olacağı, tüm vücut fonksiyon kaybı / engel oranının %0 (sıfır) olduğu, mevcut evrak içeriğinden kaza ile ilgili SGK kapsamında olmayan tedavi masrafı tespit edilmediği, belge sunulması ve talep edilmesi halinde bu hususta da görüş bildirebilecekleri şeklinde görüş bildirmişlerdir.
10/04/2025 tarihli aktüer bilirkişi raporunda: davaya konu kaza sonrasında davacının sürekli iş göremezlik zararının bulunmadığı, geçici iş göremezlik zararının 9.298,80-TL, bakıcı gideri zararının 4.120,20-TL, toplam (geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri) zararının 13.419,00-TL olduğu, söz konusu zararın davalı ... tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 410.000,00-TL) kapsamında kaldığı kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
Davacı vekili 30/05/2025 tarihli talep artırım dilekçesinde: dava dilekçesindeki geçici iş göremezlik tazminatı taleplerini 8.798,80-TL artırarak toplam 9.298,80-TL geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri zararı taleplerini 3.620,20-TL artırarak toplam 4.120,20-TL olmak üzere toplam 13.419,00-TL tazminatın davalıdan tahsiline, alacağa davalının temerrüte düştüğü 10/02/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava trafik kazası nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve sürekli bakıcı gideri taleplerine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. Zira dava 5684 sayılı kanun gereği ... karşı açılmıştır.
Dava değeri dikkate alınarak 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca basit yargılama usulüne göre yargılama tek hakim tarafından yürütülmüştür.
Taraflar arasında uyuşmazlık; 08/06/2020 tarihli trafik kazasının oluşumunda kim veya kimlerin ne oranda kusurlu olduğu, bu kaza nedeni ile davacının geçici ve sürekli iş göremezlik, geçici ve sürekli bakıcı gideri zararı olup olmadığı, varsa davalının bu zararlardan sorumlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde;
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Dosya içesindeki bilgi ve belgelerden davacı tarafın dava açılmadan önce 29/07/2020 tarihinde davalı ...'na başvurduğu, dava şartının yerine getirildiği anlaşılmıştır.
Kusur durumunun değerlendirmesinde;
08/06/2020 günü saat 14:00 sıralarında dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki 01 ... plakalı aracıyla Kayseri Kocasinan Bulvarı istikametinden Köprülü Caddesi'ni takiben seyri sırasında Billur Caddesi kavşağında aracının sağ yan kısımları ile, Fuzuli Caddesi istikametinden Billur Caddesi'ni takiben Tuna Caddesi istikametine seyreden davacı sürücü ... idaresindeki 38 ... plakalı motorlu bisiklete çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.
Olaya ilişkin kaza tespit tutanağında sürücü ...'ün kendisine hitap eden "DUR" levhasına uyarak diğer araca ilk geçiş hakkını tanıması gerekirken bu kurala uymaması sebebiyle 2918 sayılı KTK'nın 57/1-a maddesini ihlal ettiği, sürücü ...'a ise atfı kabil kural ihlali bulunmadığı görüş ve kanaatinde olunduğunun tespit edildiği, yapılan savcılık tahkikatı sonucunda ise taraflar arasında uzlaşma gerçekleşmiş olduğundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma, ... Karar sayılı kararı ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği görülmektedir.
Mahkememizce olaydaki kusur durumunun tespiti için dosya trafikçi bilirkişiye tevdi edilmiştir. 15/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda dava dışı sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki 01 ... plakalı aracı kullanırken KTK 47/1-c, 57/1-a ve 84/h maddelerini ihlal etmesi nedeniyle asli kusurlu olduğu, 38 ... plakalı araç sürücüsü davacı ...'un ise atfı kabil bir kural ihlalinin olmadığı belirlenmiştir. Alınan bu rapor kaza tespit tutanağı, soruşturma dosyası ve tüm dosya kapsamı ile uyumlu olmakla mahkememizce de hükme esas alınmıştır.
Geçici ve sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri zararına ilişkin değerlendirmede;
Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir.
"Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan" başlığı altında düzenlenen TBK'nun 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 ila 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne, İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01/06/2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen 17/01/2025 tarihli raporda özetle; "Tıbbi evrak tetkiki ile muayenesinden elde edilerek yukarıda kaydedilen bilgi ve bulgular Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında birlikte değerlendirildiğinde; ...'un 08/06/2020 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen kemik (radius başı) kırığı nedeniyle; 1-Dört (4) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 4 (dört) ay olduğu, 2-BAltı (6) hafta süreyle bakıcı/yardımcı desteğinin tıbben uygun olacağı, 3-Tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının %0 (yüzde sıfır) olduğu" bildirilmiştir.
Eldeki davada, mahkememizce, usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nden alınmış olan 17/01/2025 tarihli "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" kapsamında alınmış olan rapor mevzuata uygun kuruluşlardan ve maluliyet yönünden mevzuata uygun yönetmelik uygulanarak alınmış, dosya arasında bu rapor ile çelişen başkaca rapor da bulunmadığından mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır.
Aktüer bilirkişi raporuna ilişkin değerlendirmede;
Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nun 90. ve 92. maddelerinde "genel şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir (Yargıtay 17. H.D.'nin 22/12/2020 tarihli, 2019/5206 Esas ve 2020/8874 Karar sayılı emsal ilamı).
Mahkememizce görevlendirilen aktüer bilirkişi... tarafından düzenlenen 10/04/2025 tarihli raporda özetle; "davacının; geçici iş göremezlik zararının 9.280,80- TL, bakıcı gideri zararının 4.120,20-TL olduğu, sürekli iş göremezlik ve sürekli bakıcı gideri zararının bulunmadığı, söz konusu zararın davalı ... tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 410.000,00-TL) kapsamında kaldığı belirtilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen bu raporda, zararın belirlenmesi bakımından TRH yaşam tablosu ve %10 arttırma %10 iskonto uygulanmak sureti ile hesaplama yapıldığı görülmekle rapora yapılan itirazların yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Yine davacıya SGK tarafından veya davalı tarafça her hangi bir ödeme yapılmadığı için hesaplanan tazminattan bu yönde bir indirime gidilmemiştir.
Sonuç olarak davacının geçici iş göremezliği ve geçici bakıcı ihtiyacının bulunduğu anlaşılmakla bu talepler yönünden açılan davanın kabulüne, sürekli iş göremezliği ve sürekli bakıcı ihtiyacının bulunmadığından bu talepler yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Mütefarik kusura ilişkin değerlendirmede;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)
Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerektiği, trafik kazası sonucu meydana gelen kemik kırılmasının davacının dirsek ve el bileğinde gerçekleştiği dikkate alındığında, davacının motosiklet kullanırken kask takmamış olmasının zararın artmasına sebebiyet vermeyeceği, davacının eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, dolayısı ile de mütefarik kusur indirimi yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilmiştir.
Güvence Hesabının sorumluluğuna ilişkin değerlendirmede;
Bilindiği üzere; Zorunlu sorumluluk sigortası yaptırılmaksızın trafiğe katılan aracın neden olduğu kazada zarar görenler, uğramış oldukları bedeni zararların tazminini ...'ndan talep edebilir (5684 sayılı Sayılı Kanun'un m.14 f.2/b ve G.H.Yön. m.9 f.1/b)
Somut olayda davacıya çarpan araç, dava dışı ...'ün kullanmakta olduğu araç 01 ... plakalı araçtır. Mahkememizce Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi'ne yazılan müzekkereye verilen cevapta aracın kaza tarihi itibariyle sigortasının bulunmadığı bildirilmiştir. Kaza tespit tutanağında aracın Ak Sigorta nezdinde sigortalı olduğu yazılmış ise sigorta bilgi gözetim merkezi kayıtlarının incelenmesinde ... Sigorta A.Ş tarafından düzenlenen ve 10/09/2019-10/09/2020 tarihlerini kapsayan ZMMS poliçesinin 05/03/2020 tarihinde araccın satışı nedeniyle iptal edildiği, kazanın 08/06/2020 tarihinde meydana geldiği, 09/06/2020 saat 09:40 başlangıç tarihli ... Sigorta A.Ş nezdinde ZMMS sigortası düzenlendiği, dolayısıyla aracın kaza sırasında geçerli bir ZMMS sigortasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin 19. fıkrasının 5. cümlesi olan "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" bölümü, 18/10/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/07/2023 tarih, 2023/43 Esas ve 2023/141 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmi Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağından derdest olan davalar bakımından da uygulanması gerekir (Yargıtay HGK'nun 16.05.2018 tarih, 2017/20-1121 E.- 2018/1104 K. sayılı kararı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 24.06.2020 tarih, 2020/1029 E. - 2020/6255 K. sayılı kararı).
Bu açıklamalar çerçevesinde her ne kadar davacı ile dava dışı sürücünün savcılık dosyası kapsamında uzlaşmış olmaları nedeniyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma ve 2021/2780 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de Anayasa Mahkemesi'nin 26/07/2023 tarih, 2023/43 Esas ve 2023/141 Karar sayılı iptal kararı mahkememiz için de bağlayıcı olduğundan somut norm denetimi içerdiğinden henüz kesinleşmeyen eldeki uyuşmazlık bakımından da uygulanması gerektiğinin kabulü gerekir. Bu bağlamda yapılan değerlendirmeye göre de CMK'nın 253/19 fıkrasının 5. cümlesi olan "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" hükmünün iptali nedeniyle uzlaşma sağlansa bile tazminat davası açılabileceğinden mahkememizce yargılamaya devam olunmuştur.
Davalının temerrütüne ve faiz türüne ilişkin değerlendirmede;
Trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin tazminat davasında, alacak haksız fiilin yani kazanın meydana gelmiş olduğu tarihte muaccel olduğundan, alacağa kaza tarihinden itibaren araç sürücüsü ve işleten malikten faiz istenebilecek, sigortadan ise sigortaya başvuru tarihinden itibaren 2918 sayılı KTK'nun 99. maddesi uyarınca 8 işgünü içerisinde tazminatın ödenmemesi halinde temerrüte uğradığı tarihten itibaren, dava açılmadan sigortanın temerrüte uğratılmamış olması halinde ise dava tarihinden itibaren faiz istenebilecektir.
Eldeki davada, 5684 sayılı Sayılı Kanun'un m.14 f.2/a ve G.H.Yön. m.9 f.1/a, kazaya karışan ve davacının zarara uğramasına neden olan aracın ZMMS sigortası bulunmadığından davalı ... 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır.
Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır.
Buna göre somut uyuşmazlıkta davacının davalı ...'na 29/07/2020 tarihli başvurusunun bulunduğu, ancak davacı tarafın sağlık kurulu raporu sunulmadan eksik belge ile başvuruda bulunduğu, bu sebeple bu başvuru dava şartı için yeterli olsa da temerrüt için yeterli olmayıp ... hesabının arabulucuya başvuru tarihi itibariyle temerrüde düştüğü tespit edilmiş ve temerrüt tarihi olan 16/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline hükmedilmesi gerekmiştir.
Davaya konu trafik kazasına karışan ve davacının yaralanmasına kusuru ile sebebiyet veren aracın ruhsatta hususi araç olarak kayıtlı olduğu, ticari araç olmadığı, davacının talebinin de yasal faiz olduğu anlaşılmakla yukarıda belirlenen temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ ile,
1-9.298,80-TL geçici iş göremezlik ve 4.120,20-TL geçici bakıcı gideri tazminatının arabulucuya başvuru tarihi olan 16/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Davacının sürekli iş göremezlik ve sürekli bakıcı gideri taleplerinin reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 916,65-TL ilam harcından, tahsil edilen 80,70-TL peşin harç ve 45,00-TL tamamlama harcının mahsubuna, bakiye 790,95-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 534,80-TL'lik kısmının davacıdan, 1.025,20-TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafın yaptığı 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç, 45,00-TL tamamlama harcı, 571,90-TL keşif harcı, 200,00-TL keşif araç ücreti, 4.200,00-TL bilirkişi ücreti, 1.052,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 6.230,30-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: (davalı tarafın yaptığı 100,00-TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre hesaplanmış ve mahsup edilmiş haliyle) 4.060,16-TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 13.419,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 7.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/10/2025
Katip ...
Hakim ...