T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
BAŞKAN : ...
ÜYE :...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVALI : 1-...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVALILAR : 2- ...
3- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ :...
KARAR TARİHİ : ...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan tazminat (cismani zarar sebebiyle açılan tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04/10/2013 tarihinde müvekkilinin kullandığı 68 ... plakalı araç ile ...'ün kullandığı 38 ... plakalı aracın çarpışması neticesinde müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını ve hayati tehlike içinde hastaneye kaldırıldığını, müvekkilinin kullandığı aracın ise kazanın şiddeti ile pert olduğunu, kazanın oluşumunda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davalı sürücünün tam kusurlu ya da en azından asli kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin omuriliğinde kırıklar ve vücudunun birçok yerinde yaralanmaların meydana geldiğini, müvekkilinin kırılan omuriliği nedeniyle 8 adet platin takıldığını ve tedavisinin halen sürmekte olduğunu, müvekkilinin çalışamadığını ve bakıma muhtaç olduğunu, ihtiyaçlarını tek başına gideremediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kalıcı maluliyet ve meslekte kazanma gücü kaybı nedeniyle tazminatının, bakıcı gideri tazminatının, mahrum kalınan gelir tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek davalı şahıslar açısından yasal faiz, davalı sigorta şirketi acısından ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde müvekkili ...’ın kusurlu olduğunu kabul etmediklerini, kaza tespit tutanağında müvekkiline kavşak noktasında geçiş önceliğine uymadığından bahisle kusur verilmiş ise de, kusuru kabul etmediklerini, müvekkilinin ana yolda seyrettiği ve geçiş önceliğinin müvekkilinde olduğunu, davacının ise tali yoldan geldiğini ve kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, ayrıca davacının emniyet kemeri takmadığı için yaralandığını, emniyet kemeri takması halinde bu kadar zararının meydana gelmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; kaza tarihinde, kazaya karışan aracın müvekkili tarafından ZMMS ile sigortalı olduğunu, zararlarının sigorta limiti kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden sorumluluklarının olmadığını, davacının diğer zararlar yönünden ise kusuru, maluliyeti ve zararını kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, davacıya ait tedavi evrakları, 04/10/2013 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü'nün 12/12/2013 tarihli yazı cevabı ile ekinde 38 ... plakalı araca ait trafik kayıtları, Aksaray İl Emniyet Müdürlüğü'nün 06/12/2013 tarihli yazı cevabı ile ekinde 68 ... plakalı araca ait trafik kayıtları, ... Sigorta A.Ş.'nin 19/12/2013 tarihli yazı cevabı ile ekinde zmss poliçesi, ekonomik ve sosyal durum bilgilerine içerir yazı cevapları, tedavi evrak ve grafileri, keşif incelemesi, savcılık soruşturma dosyası, ATK raporları ve bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir.
Taraflarca delil olarak dayanılan bir kısım kayıt ve belge örnekleri dilekçelerinin ekinde dava dosyasına sunulmuştur.
Uyap sisteminden davacının nüfus kayıt örneği çıkarılarak dosya arasına alınmıştır.
Davacının ve davalılar ... ve ...'ün sosyal ve ekonomik durumunun araştırılması için yazılar yazılmıştır.
Kayseri Trafik Tescil Şube Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak 38 ... plakalı aracın ve Aksaray Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne müzekkere yazılarak 68 ... plaka sayılı araçların kaza tarihi olan 04/10/2013 tarihinde ve halen kimler adına kayıtlı olduğunu gösteren trafik kayıtlarının gönderilmesi istenilmiştir.
Davacının T.C. kimlik numarası ve açık kimlik bilgilerinin belirtilmesi suretiyle SGK Kayseri İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacının 04/10/2013 tarihinde trafik kazası geçirmesi nedeniyle yaralanmasından dolayı SGK tarafından davacıya rücua tabi maaş veya gelir bağlanıp bağlanmadığı, ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş, varsa maaş veya gelir bağlama ya da ödeme yapma kararının, peşin sermaye değerinin hesaplanmasına ilişkin hesap çizelgelerinin, bunlara dayanak kayıt ve belge örneklerinin gönderilmesi, ayrıca bu kaza nedeniyle yaralanmasından dolayı davacının tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanıp karşılanmadığı sorularak, buna ilişkin kayıtların dökümü istenilmiştir. Bu müzekkeremize cevap verilmiştir.
İl Emniyet Müdürlüğü Pasaport Daire Başkanlığı'na müzekkere yazılarak davacının 2013 yılında Almanya ülkesinden yurda giriş çıkış yaptığına dair kayıt örneklerinin gönderilmesi istenilmiştir. Bu müzekkeremize cevap verilmiştir.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne müzekkere yazılarak 04/10/2013 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacının tüm tedavi evrak ve grafilerinin gönderilmesi istenilmiştir.
Davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak 38 ... plakalı aracın 04/10/2013 kaza tarihini de kapsayacak şekilde sigorta poliçesi ile eklerinden, 04/10/2013 tarihli kaza nedeniyle sigorta şirketlerine bir başvuru varsa başvuru belgesinden, hasar dosyası açılmışsa tüm hasar dosyasından ve ödeme yapılmışsa kime, neye istinaden, ne zaman ve ne kadar ödeme yapıldığını gösteren bilgi ve belgelerden birer örneğinin gönderilmesi istenilmiştir.
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...soruşma sayılı dosyasının örneği alınmış ve dosya arasına eklenmiştir.
Davaya konu kaza mahallinde keşif icrası ile bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi ... tarafından 19/02/2016 tarihinde mahkememize sunduğu raporda özetle; sürücü ...'ün yapmış olduğu kural ihlalleri nedeniyle bu kazanın oluşmasında 8/8 (%100) oranında asli kusurlu oluğunu, sürücü ...'ın ise kazaya etken yapmış olduğu kural ihlalinin olmadığından kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığını mahkememize bildirmiştir.
04/07/2016 tarihli celsede19/02/2016 tarihli kusur raporuna davalılar Abdullah ve ... tarafından itiraz edildiğinden itirazları karşılar nitelikte dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne tevdiine karar verilmiştir. Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından mahkememize sunulan 25/01/2017 tarihli raporda davalı sürücü ...'ün %75 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu mahkememize bildirilmiştir.
02/03/2017 tarihli celsede bir kısım davalılar vekili tarafından kusur raporuna itiraz edildiğinden ve ayrıca mahkememizce trafik bilirkişisinden alınan rapor ile Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen rapor arasında çelişki bulunduğundan dolayı dosyanın İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilerek mahkemece iki trafik kürsüsü heyetinden veya Karayolları Fen heyeti üyeleri arasından resen seçilecek 3 kişilik kusur bilirkişisine dosyanın tevdi ile davaya konu kazada kusur durumu ve kusur oranlarına ilişkin bilirkişi kurulu raporu alınmasına karar verilmiştir. Görevlendirilen Prof. Dr. ... Doç. Dr. ... ve Uzm. Yük. Müh. ... oluşturulan bilirkişi kurulu İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtası ile mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle; kazanın oluşumunda 68 ... plaka numaralı taşıt sürücüsü ...'ın %100 oranında tam ve asli kusurlu olduğunu, 38 ... plaka numaralı taşıt sürücüsü ...'ün kazada kusuru bulunmadığını mahkememize bildirmişlerdir.
15/06/2017 tarihli celsede İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtası ile alınan rapora karşı beyan ve itiraz süresinin dolmasından sonra İstanbul Nöbetçi Asliye Tiaret Mahkemesi'ne yeniden talimat yazılarak davacı vekilinin ve davalıların rapora itiraz dilekçesinde belirttiği hususların değerlendirilmek suretiyle ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir. Prof. Dr. ..., Doç. Dr....ve Uzm. Yük. Müh. v'den oluşturulan bilirkişi kurulu İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtası ile mahkememize sunmuş oldukları ek raporda özetle; kazanın oluşumunda 68 ... plaka numaralı taşıt sürücüsü ...'ın %100 oranında tam ve asli kusurlu olduğu, 38 ... plaka numaralı taşıt sürücüsü ...'ün kazada kusuru bulunmadığı yönündeki görüşün muhafazasının gerektiğini mahkememize bildirmişlerdir.
Bu rapora vaki itiraz üzerine 14/12/2017 tarihli celsede yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Uzman bilirkişiler ...'dan oluşturulan bilirkişi kurulu tarafından Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtası ile mahkememize sunmuş oldukları 02/02/2018 havale tarihli raporda özetle; davalı sürücü ...'ün %75 oranında kusurlu olduğunu, davacı sürücü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğunu mahkememize bildirmişlerdir.
Davacının dosyamız ile birlikte Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'na sevk edilerek ve tüm dosya ile hastanın evrakları birlikte gönderilerek 04/10/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle yaralandığı söylenen davacının tüm hastane dosyaları da birlikte incelenip değerlendirilerek ve muayenesi yapılarak kaza nedeniyle davacının meslekte kazanma gücünü kaybedip kaybetmediği, etmişse oranının ne olduğu, geçici yada kalıcı iş göremezlik yada maluliyetine sebebiyet verip vermediği, vermiş ise oranının ne olduğu hakkında ayrıntılı rapor alınmasına karar verilmiştir. Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından mahkememize sunulan 21/05/2014 tarihli raporda özetle; 1976 doğumlu ...'ın 04/10/2013 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen vertebra kırığı, nörolojik fonksiyon kayıpları ve füzyon ameliyatına neden olan yaralanması nedeniyle tıbbi rehebilitasyon sürecinin devam ettiği, bu sürecin 18 aya kadar uzayabileceği, dolayısı ile istenilen hususlarda rapor düzenlenmesi amacıyla olay tarihinden 18 ay sonra kontrol değerlendirmesinin uygun olacağı mahkememize bildirilmiştir.
13/11/2014 tarihli celsede davacı ...'ın İstanbul Adli Tıp Kurumu'na sevk edilerek 04/10/2013 tarihli trafik kazası yaralanması sebebiyle davacının sürekli malül kalıp kalmadığı, sürekli maluliyeti var ise oranının ve geçici iş göremezlik süresinin tespit edilerek mahkememize bu yönde rapor sunulmasının istenilmiştir. Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından mahkememize sunulan 03/08/2015 tarihli raporda özetle; ... oğlu 20/03/ doğumlu ...'ın 04/03/2013 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen arızası sebebiyle 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: E cetveline göre %100.0 (yüzde yüz nokta sıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı mahkememize bildirilmiştir.
04/07/2016 tarihli celsede maluliyete ilişkin rapora karşı davalılar ... ve ... vekilince itiraz edildiğinden davalılar vekilinin itirazlarını karşılar şekilde ve ayrıca davacının davaya konu kazaya ilişkin olarak bakıcı giderleri de talep ettiğinden bakıma muhtaç olup olmadığı, bakıma muhtaç ise kazadan sonra ne kadar süre ile bakıma muhtaç olduğu hususunda ve geçici iş göremezlik süresinin ne kadar olduğu hususunda ek rapor alınmak üzere dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu'na gönderilmesine karar verilmiştir. Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından mahkememize sunulan raporda Ahmet oğlu 20/03/1976 doğumlu ...'ın 04/03/2013 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeleri hükümlerine göre sürekli bakıma muhtaç olmadığı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği mahkememize bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle, 6098 sayılı TBK'nun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ile 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi gereğince manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce evvelce yapılan yargılama sonunda 18/07/2019 tarihli, 2013/343 Esas ve 2019/661 Karar sayılı gerekçeli karar ile davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle TBK'nun 54. maddesi gereğince maddi tazminat, TBK'nun 56. maddesi gereğince manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, olay tarihinde kavşak noktasında meydana gelen trafik kazasında, trafik bilirkişisinden ve sonrasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden ve İTÜ öğretim görevlilerinden oluşturulan bilirkişi kurulundan alınan raporlar arasında çelişki olması nedeniyle Karayolları eski Trafik Fen Heyeti üyeleri arasından seçilen üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan kusur raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün %75 oranında, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının maluliyetine ilişkin Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan alınan raporda ise davacının meydana gelen kaza nedeniyle, iyileşme süresinin 18 ayı bulabileceği, sürekli bakıma muhtaç kalmadığı, %100 oranında maluliyetinin bulunduğunun bildirildiği, dosyanın aktüer hesap bilirkişisine tevdiine mahkemece karar verilerek, davacı vekiline sonuçları da hatırlatılarak bilirkişi ücretini yatırması için süre verilmesi sonrasında davacı vekili tarafından verilen süre içerisinde ücreti ikmal etmediği, bu nedenle davacının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçtiğini, bu nedenle dosya içerisinde bilgi ve belgelere göre karar verilmesi gerektiği, buna göre davacının maddi tazminata ilişkin davasını kanıtlayamadığı, manevi tazminat talebi yönünden ise 40.000,00-TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu gerekçesi ile; maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminata ilişkin davasının kısmen kabulü ile 40.000,00-TL manevi tazminatın 04/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalılar Abdullah ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bu hüküm davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nce icra edilen istinaf incelemesi sonunda 10/02/2022 tarihli, ... Esas ve ...Karar sayılı karar ilamı ile "Mahkemece, ara karar ile ispat yükü kendisinde olan davacı tarafa zararın hesaplanması açısından alınacak bilirkişi ücretini yatırması hususunda kesin süre verilmiş, davacı tarafından bilirkişi ücreti verilen süreden sonra yatırılmış ise de mahkemece bilirkişi ücreti süresinden sonra yatırıldığından bahisle dosya bilirkişiye tevdi edilmemiştir. Zarar varlığının kanıtlandığı durumda, davalının sorumlu olacağı gerçek zararın miktarının hakim takdirine bırakılmasızın belirlenmesi davalının da delili olup, mahkemece bilirkişi ücretinin ikmal edilip edilmeyeceği hususunda, davalı tarafa da süre verilmesi gerekir. Mahkemece davalılara bu hususta süre verilmemiştir. Bu nedenle mahkemece sadece davacı tarafa verilen sürenin usulüne uygun olduğunun kabulü de mümkün görülmemektedir. Gelinen aşamada ise, davacı vekili tarafından bilirkişi ücreti ikmal edilmiş olmasına göre, dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek alınacak rapor çerçevesinde davacının gerçek zararı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hak arama ve savunma hakkını kısıtlar şekilde karar verilmiş olması doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirmeden karar verilmiş olması nedeniyle, kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıda açıklandığı üzere gerçek zararın tespiti açısından bilirkişi raporu alınarak, sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesine, davacı vekilinin sair, davalılar ... ve ... vekilinin tüm istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
İade edilen dava dosyası mahkememizin ...Esas sırasına kaydedilmiştir.
Yeniden yapılan yargılama sırasında HMK'nun 266/1. maddesi gereği bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267/1. maddesi gereği bilirkişinin HMK'nun 268/1. maddesi uyarınca resen seçilecek bir nitelikli hesaplama/aktüerya bilirkişi olarak belirlenmesine, HMK'nun 273/1. maddesi gereği mahkememizce toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; davacının dava konusu trafik kazası nedeniyle varsa aktüer zarar hesabının yapılması hususlarında açıklamalı rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiştir.
Görevlendirilen Aktüer Bilirkişi ...tarafından düzenlenen 17/04/2022 tarihli raporda özetle; "l-Alınan raporlarda davacının bakıcı ihtiyacına yönelik bir tespit bulunmadığından, bakıcı zararı hesabı yapılmadığı,
2- Geçici iş göremezlik zararının ;
%100 maluliyet oranına göre (16.331,67x%100); 16.331,67-TL
%25 kusur indirimi (16.331,67 x %75) :12.248,75-TL olduğu,
C.3- %100 maluliyet oranına göre sürekli iş göremezlik zararının;
İşlemiş aktif dönem geliri 1.430.648,04-TL
İşleyecek aktif dönem geliri 5.295.726,86-TL
İşleyecek pasif dönem geliri + 732.435.48-TL
7.458.810,38-TL
%100 maluliyet oranına göre (7.458.810,38 x %100) 17.458.810,38-TL
%25 kusur indirimi sonucu (7.458.810,38 x %75) : 5.594.107,78-TL olduğu,
4- Davacının geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik zararının toplam 5.606.356,53 TL, olduğu, 04/10/2013 kaza tarihinde sakatlık halinde kişi başına ZMMS poliçe teminat limitinin 250,000,00-TL olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili 06/04/2022 havale tarihli dilekçesi ile müvekkili aleyhine açılan İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı rücuen tazminat davasından dolayı poliçe limitlerinin garameten paylaştırılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarının "Sakatlık Teminatı" kapsamında ayrıca teminat altına alındığı, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/681 Esas sayılı dosyasında rücuen talep edilen zarar kalemlerinin işe tedavi ve bakım gideri olduğu, bu zararların da tedavi zararları sayıldığı ve "Tedavi Teminatı" kapsamında oldukları anlaşıldığından dolayı garameten paylaştırma hesabı yapılmasına gerek kalmadığı" belirtilmiştir.
Davacı vekilince 03/10/2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminata istemi yönünden belirsiz dava olarak açılan istemleri belirli hale getirilerek talep arttırımında bulunulmuş, eksik harcı tamamlanmıştır. Bu dilekçenin birer örneği davalılara usulünce tebliğ edilmiştir. Talep arttırım dilekçesiyle artırılan miktar itibariyle 6564 sayılı Kanunun'un 45/3. maddesi ile değişik 5/3. maddesi gereği dava dosyası mahkememiz heyetine tevdi edilmiştir.
Mahkememiz heyetince yapılan duruşmada dosya içinde bulunan Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun iş göremezlik raporunun Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlendiği, ancak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet raporu düzenlenmesi gerektiği dikkate alınarak dava dosyası ve eklerinin eklenmesi sureti ile İstanbul Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulu'na müzekkere yazılarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre ek rapor düzenlemeleri istenmiştir.
İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nca düzenlenen 08/03/2023 tarihli yazı ile "Kişi hakkında mütalaa düzenlenebilmesi için; 1)Kişinin bir tıp fakültesi ya da eğitim araştırma hastanesine sevki sağlanarak, anal inkontinans yönünden yaptırılacak muayene ve tetkikleri (anal EMG, anal manometri) sonucu düzenlenecek raporun ve test sonuçlarının gönderilmesi, 2)Yukarıda belirtilen eksik hususlar giderilerek kişinin, söz konusu bu belgeler, mevcut tüm tıbbi bilgi belge ve CD'leri içerir adli dosyası ile birlikte, 15 Mayıs 2023 Pazartesi günü kimlik belgesiyle saat 08.30'da Kurulda hazır bulunması" gerektiği belirtilmiştir. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun 27/02/2023 tarihli ön raporunun davacı tarafa tebliğ edilmiş, yukarıda anılan yazının 1. bendinde belirtilen muayene ve tetkiklerin yaptırılarak rapor aldırılması için davacı Cengiz Altındağ'ın 09/05/2023 tarihinde mahkememize başvurması üzerine mahkememizce Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevki yapılmıştır.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan istenilen belgelerin gönderilmesinden sonra dosya ekleriyle birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'na gönderilerek rapor alınmıştır.
İstanbul Adli Tıp 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nca düzenlenen 26/10/2023 tarihli raporda özetle; "Mevcut belgelere göre Ahmet oğlu 20/03/1976 doğumlu ...’ın 04/10/2013 tarihli trafik kazası sebebiyle 03/08/2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmenliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: Gr 1 X (3b.......65) A %100, E cetveline göre % 100 (yüzde yüz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, başka birinin sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olduğu" belirtilmiştir.
Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 25/10/2023 tarihli raporu ile mahkememizce daha evvel Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan alınan 07/09/2016 tarihli rapor ve İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/681 Esas sayılı dosyasından aldırılan Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 31/07/2023 tarihli raporlarında davacı Cengiz Altundağın sürekli bakıma muhtaç olup olmadığı konularında çelişkiler bulunduğu, davalılar ... ve ... vekilinin 25/10/2023 tarihli rapora itiraz ettiği ve yeniden Adli Tıp Kurumu'ndan rapor aldırılmasını istediği görülmekle Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'na müzekkere yazılmasına, dava dosyası ve eklerinin yazılacak müzekkere ekinde Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesine, Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan davacı ...'a ait tüm tıbbi evrak, grafi ve raporların incelenerek yukarıda sözü edilen 3 ayrı Adli Tıp Kurumu raporu arasında bakıma muhtaçlık konusundaki çelişkilerin giderilerek davacının 04/10/2013 tarihli trafik kazasında yaralanmasından dolayı; a) Kaza tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet varsa maluliyet oranının % kaç olduğu, b) Geçici iş göremezlik durumu olup olmadığı varsa geçici iş göremezlik süresinin ne kadar olduğu, c) Bakıma muhtaç olup olmadığı varsa bakıma muhtaçlık süresinin ne kadar olduğu, d) Davacının tespit edilen araz ve sekelleri ile 04/10/2013 tarihli trafik kazasında yaralanması arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konularında önceki raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi sureti ile hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 22/04/2024 tarihli raporda özetle; "... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler İkinci Üst Kurulu'nca tekrar değerlendirildiğinde; mevcut belgelere göre; ... oğlu, ... doğumlu ...’ın 04/10/2013 tarihli trafik kazası sebebiyle; a- 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: Gr1 X (3b.......65) A %100, E cetveline (yaşına) göre %100 (yüzde yüz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, a.I. Maluliyet oranı sorulduğunda olay tarihli yönetmelik ve tüzüklerden yararlanılarak Mahkemelerce sorulan hususta rapor düzenlendiği, bu açıklama çerçevesinde kullanılan 03/08/2013 tarihli Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ve 28/09/2021 tarihli Maluliyet Ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin sadece çalışma gücünün kaybına (%60-emeklilik için kullanılan) yönelik Ek-1 bölümü dışında her hangi bir bölümü bulunmadığı, 85/9529 sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü ve 11 Ekim 2008 tarihli Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde ise Ek-1 bölümüne ilaveten meslek hastalıklarının bulunduğu Ek-2 bölümü ve meslekte kazanma gücünün belirlenmesine yönelik liste ve cetvellerin bulunduğu Ek-3 bölümünü içerdiği dikkate alındığında, Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı belirlenmesi için mutlaka bu Ek-3 bölümü bulunan yönetmelikten yararlanıldığı, b-Aynı Yönetmeliğin 15-1.a maddesi kapsamında başka birinin sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olduğu" belirtilmiştir.
Davacı vekiline AOK DİE'den dava konusu trafik kazasında yaralanması nedeni ile davacının geçici veya sürekli iş göremezlik tazminatı ya da sair isim adı altında herhangi bir tazminat veya ödeme almadığına dair belge alıp bu belgenin onaylı Türkçe tercümesi ile beraber dosyamıza sunması için davacı vekiline süre verilmiştir.
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak 2021/681 Esas sayılı dava dosyasının akıbeti sorulmuş, bu dosyanın Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş.'ne müzekkere yazılarak mahkememizin 2022/304 Esas sayılı işbu dava dosyasına konu trafik kazası nedeni ile en son tarih itibari ile ... Sigorta A.Ş. tarafından davacıya ZMMS poliçesine bağlı olarak herhangi bir tazminat ödemesi yapılıp yapılmadığı sorulmuş, ödeme varsa buna ilişkin aktüer raporu, sulh ibra ve feragat sözleşmesi, ödemenin yapıldığını gösterir banka dekontu, ödeme makbuzu sair hasar dosyası kayıt ve belgelerinin gönderilmesi istenilmiştir. 22/05/2023 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
Dava dosyasının daha önce rapor veren Aktüer Bilirkişi Göksel Ulusoy'a tevdine, 17/04/2022 tarihli raporun tanziminden sonra dosyaya kazandırılan bilgi ve belgeler, Adli Tıp Kurumu raporu, AOK DİE'nin 01/10/2021 tarihli yazısı, istanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/681 Esas sayılı dava dosyasının dosyamız arasına alınan Uyap kayıtları ve en son tarihli güncel veriler dikkate alınıp dosya kapsamında diğer tüm delillere göre davacının maddi zararlarına ilişkin aktüer hesapların yapılması konusunda ek rapor tanzimi için bilirkişiye görev verilmiştir.
Aktüer Bilirkişi Göksel Ulusoy tarafından düzenlenen 29/07/2024 tarihli raporda özetle; "1-Alınan raporlarda davacının geçici iş göremezlik süresine yönelik bir tespit bulunmadığından dolayı geçici iş göremezlik zararının hesaplanmadığı, 2-Taleple bağlılık jikesine göre hesaplanan bakıcı zararının %25 kusur indirimi neticesinde (16.331,67 x %75) 12.248,75-TL olduğu, garamaten paylaştırma hesabı neticesinde davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunun 1.997,25-TL, olduğu, 3-"%100" maluliyet oranına göre sürekli iş göremezlik zararının;
İşlemiş aktif dönem geliri 3.075.082,83-TL
İşleyecek aktif dönem geliri 10.571.170,09-TL
İşleyecek pasif dönem geliri + 2.927.765.06-TL
16.574.017,98-TL
%100 maluliyet oranına göre (16.574.017,98 x %100) :16.574.017,98-TL
%25 kusur indirimi sonucu (16.574.017,98 x %75) : 12.430.513,48-TL olduğu, 04/10/2013 kaza tarihinde sakatlık halinde kişi başına ZMMS poliçe teminat limitinin 250,000,00-TL olduğu, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dava dosyasında rücuen talep edilen zarar kalemlerinin tedavi ve bakım gideri olduğu, bu nedenle sürekli iş göremezlik zararı yönünden garameten paylaştırma hesabı yapılmasına gerek kalmadığı" belirtilmiştir.
Davacı tarafa davacının Almanya ülkesinde çalıştığı iş ile ilgili işyerinden alacağı bordro örneğini ve Alman Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan davacının Almanya ülkesinde çalışırken aldığı maaş ve gelirlerini gösterir belge örneğini sunması için süre verilmiş, sürenin dolmasından veya yazılı belgelerin ibraz edilmesinden sonra dava dosyasının rapor veren aktüer bilirkişiye tevdine, Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp Üst Kurulu'nca davacının sürekli bakıma muhtaç olduğunun düzenlenen raporlarında tespit edildiği dikkate alınarak ve davacı tarafından 1 nolu ara kararı gereği sunulacak olan Almanya ülkesindeki çalışması karşılığında aldığı maaşını gösterir bordro örneğinin ve Alman Sosyal Güvenlik Kurumundan Almanyadaki çalışmalarına ilişkin gelir durumunu gösterir belgeler sunulur ise alternatifli olarak aktüer hesaplamalarının bu belgelerde yazılı gelir miktarına göre yapılması, ve ayrıca tarafların 30/70/2024 tarihli rapora karşı itirazlarının karşılanması konularında ek rapor düzenlemesi için bilirkişiye görev verilmesine karar verilmiştir.
Görevlendirilen Aktüer Bilirkişi Göksel Ulusoy tarafından düzenlenen 12/05/2025 tarihli ek raporda özetle; "l-Alınan raporlarda davacının geçici iş göremezlik süresine yönelik bir tespit bulunmadığından dolayı geçici iş göremezlik zararının hesaplanmadığı,
2-Davacının ömür boyu bakıcı zararının %25 kusur indirimi neticesinde (32.898.056,900 x 75) 24.673.542,67-TL olduğu, garameten paylaştırma hesabı neticesinde davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunun 232.579,64-TL olduğu, 3-Seçenek -1- İşbu raporun "B.8" maddesinde davacının işvereni tarafından bildirilen 1.975,00-... gelire göre hesaplanan sürekli iş göremezlik zararı:
İşlemiş aktif dönem geliri 5.423.417,17-TL
İşleyecek aktif dönem geliri 18.167.091,40-TL
İşleyecek pasif dönem geliri + 3.806.â24.17-TL
27.396.932,74-TL
%100 maluliyet oranına göre (27.396.932,74 x %100) :27.396.932,74-TL
%25 kusur indirimi sonucu (27.396.932,74 x %75) :20.547,699,55-TL
4-Seçenek -2- İşbu raporun "B.9" maddesinde konsolosluk tarafından bildirilen gelirlere göre hesaplanan sürekli iş göremezlik zararı:
İşlemiş aktif dönem geliri 4.219.163,32-TL
İşleyecek aktif dönem geliri 11.930.627,19-TL
İşleyecek pasif dönem geliri + 3.806.424.17-TL
19,956.214,68-TL
%100 maluliyet oranına göre (19.956.214,68 x %100) :19.956.214,68-TL
%25 kusur indirimi sonucu (19,956.214,68 x %75) :14,967.161,01-TL
04/10/2013 kaza tarihinde sakatlık halinde kişi başına ZMMS poliçe teminat limitinin 250,000,00-TL olduğu, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dava dosyasında rücuen talep edilen zarar kalemlerinin tedavi ve bakım gideri olduğu, bu nedenle sürekli iş göremezlik zararı yönünden garameten paylaştırma hesabı yapılmasına gerek kalmadığı" belirtilmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık noktaları;
04/10/2013 tarihli trafik kazasının oluşumunda kim veya kimlerin ne oranda kusurlu olduğu, bu kaza nedeni ile davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararı ve bakıcı gideri zararı olup olmadığı, varsa davalıların bu zarardan sorumlu olup olmadıkları, bu kaza nedeni ile davacının manevi zararlarının olup olmadığı, varsa davalılar ... ve ...'ün manevi zarardan sorumlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Belirsiz alacak davası açılıp açılamayacağı yönünden yapılan değerlendirmesinde;
Dava dosyası trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz.
Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır.
Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320).
Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nun 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için;
a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması,
b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir.
Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320).
Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321).
Kısmî dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmî dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması" ya da "alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum" şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmî dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulu'nun 02/04/2003 tarihli ve 2003/4-260 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C. II, 15. Baskı, İstanbul 2017, s. 1000).35. Aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/9-660 Esas, 2022/1574 Karar; 07/07/2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 Esas, 2021/971 Karar; 02/03/2016 tarihli ve 2014/15-439 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Somut olayda; davalılar cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir. Davalıların davaya cevap dilekçesinden de anlaşılmaktadır ki; davacının talep ettiği maddi tazminat alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının maddi tazminat istemleri yönünden belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı vardır ve belirsiz alacak davası şeklinde dava açması hukuken mümkündür.
Kusur ön sorununun değerlendirmesinde;
04/10/2013 günü saat 14:30 sıralarında davalı sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki davalı ... üzerine kayıtlı 38 ... plaka sayılı ve davalı ... (...) Sigorta A.Ş. Tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı minibüsü ile Asim Köksal Caddesi tarafından gelip, Reisoğlu Caddesi'ni takiben Şeyh Tacettin Caddesi yönüne seyirle olay mahalli kavşağa girdiğinde, gidiş yönüne göre yolun sağındaki Şifa Sokak üzerinden düz seyirle aynı kavşağa giren davacı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki 68 ... plaka sayılı otomobilin sol ön çamurluk ve teker tarafıyla minibüsün sağ ön kaporta kısmıyla çarpışması neticesi yaralanma ve maddi hasarla neticelenen dava konusu olay meydana gelmiştir.
Olayın Reisoğlu Caddesi ile Şifa Sokağın kesiştiği dört yönlü kavşak alanı olup, her iki yola hitap eden sinyalizasyon sisteminin bulunmadığı, her iki yolun çift yönlü trafiğe açık ve güzergahları hafif eğimlidir. Çarpma noktası müşterek kavşak alanı içinde bulunduğu ve kaza akabinde olaya karışan araçlara ait tespit edilen her hangibir fren izi tespitinin yapılmadığı anlaşılmıştır. Dosya ve ona ekli savcılık soruşturma dosyasının verileri içerisinde; olayın oluş şekli ve mahal özelliklerini anlatır kaza akabinde taraflarca düzenlenen tespit tutanağı, fotoğraflar, ifadeler, bilgi ve belgeler, çizilen krokiler, yapılan keşif sonucu düzenlenen 19/02/2016 tarihli rapor, dava dilekçeleri, mevcut veriler ve çarpışma noktası dikkate alındığında olayın kontrolsüz kavşakta olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı ve davacı tarafların iddiaları, kaza tutanağı, bilirkişi raporlu, çizilen krokiler ve tekmil bulgular birlikte nazara alındığında; kaza yerinin kontrolsüz kavşak alanı olduğu, ışıklı kavşak gibi düşünülmemesi gerekeceği, olayın 68 ... plakalı otomobil sürücüsünün olay mahallini yeterince kontrol etmeden dikkatsiz ve mevcut hızıyla kavşağa yanaşıp, geçişini yapmak üzere iken diğer davalı minibüs sürücünün vasıtasıyla kavşak mahalli özelliği gereği sağdan gelen araçlara geçiş önceliği kuralını dikkate almadan sağ ön kaporta kısmıyla diğer aracın sol ön kısmına çarpması neticesi meydana geldiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki delillere göre; davalı sürücü ...'ün yönetimindeki minibüsü ile seyri sırasında, kavşağa yanaştığında hızını azaltması, olay mahallini kontrol edip, kavşak özelliği gereği sağdan gelen araçların ilk geçiş hakkına riayet etmesi, boş ve geçiş hakkı kendisinde olduğunda kavşağa girip, kavşaktaki seyrini sürdürmesi gerekir. Belirtilen hususlara riayet etmeyip, geçiş önceliğini sağdan gelen araca vermeyip, mevcut hızıyla gelerek geçiş için kavşağa yetirince yanaşan araca vasıtasının sağ ön kısmı ile çarparak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği anlaşılmış olup; dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketiyle olayda asli ve ağırlıklı derecede kusurludur. Davacı sürücü ...'ın otomobili ile seyri sırasında, ilk geçiş hakkının kendisinde olduğu, ancak kavşağa yaklaşırken her iki yol bölümünü dikkate alarak, müteyakkız ve tedbir alabilecek şekilde yanaşması, gelen araçların hız ve mesafelerini dikkate alması gerekir. Belirtilen hususlara riayet etmeden mevcut hız ve kontrolsüzce kavşağa yanaşarak, aynı kavşağa giren minibüs ile tedbirsizce çarpması sonucu karıştığı kazada; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışıyla zikredilen olayda tali derecede kusurludur.
Bu izahatlara göre 04/10/2013 tarihli trafik kazasının oluşumunda davalı sürücü ...'ün %75 oranında kusurlu olduğu ve davacı sürücü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Bu yönde kanaat bildirilen ve birbirini doğrulayan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 25/01/2017 tarihli rapor ile Mehmet Özdemir, İbrahim Karakoç ve Ömer Turan'dan oluşturulan uzman bilirkişi kurulunca düzenlenen 02/02/2018 havale tarihli bilirkişi raporundaki kanaat, trafik kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokisi, savcılık soruşturma dosyası ile diğer deliller ve olayla uyumlu, Yargıtay'ın istikrarlı uygulamaları doğrultusunda ve denetime elverişli olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır.
Geçici ve sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri zararlarına ilişkin değerlendirmede;
Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir.
"Cismani zarar halinde lazım gelen zarar ve ziyan" başlığı altında düzenlenen TBK'nun 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 ila 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne, İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01/06/2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir.
Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 22/04/2024 tarihli raporda özetle; "... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler İkinci Üst Kurulu'nca tekrar değerlendirildiğinde; mevcut belgelere göre; Ahmet oğlu, 1976 doğumlu ...’ın 04/10/2013 tarihli trafik kazası sebebiyle; a- 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: Gr1 X (3b.......65) A %100, E cetveline (yaşına) göre %100 (yüzde yüz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, a.I. Maluliyet oranı sorulduğunda olay tarihli yönetmelik ve tüzüklerden yararlanılarak Mahkemelerce sorulan hususta rapor düzenlendiği, bu açıklama çerçevesinde kullanılan 03/08/2013 tarihli Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ve 28/09/2021 tarihli Maluliyet Ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin sadece çalışma gücünün kaybına (%60-emeklilik için kullanılan) yönelik Ek-1 bölümü dışında her hangi bir bölümü bulunmadığı, 85/9529 sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü ve 11 Ekim 2008 tarihli Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde ise Ek-1 bölümüne ilaveten meslek hastalıklarının bulunduğu Ek-2 bölümü ve meslekte kazanma gücünün belirlenmesine yönelik liste ve cetvellerin bulunduğu Ek-3 bölümünü içerdiği dikkate alındığında, Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı belirlenmesi için mutlaka bu Ek-3 bölümü bulunan yönetmelikten yararlanıldığı, b-Aynı Yönetmeliğin 15-1.a maddesi kapsamında başka birinin sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olduğu" belirtilmiştir.
Bu raporun dosya kapsamındaki delillerle örtüştüğü, hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmiş ve bu rapor mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır.
Aktüer bilirkişi raporuna ilişkin değerlendirmede;
Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nun 90. ve 92. maddelerinde "genel şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir (Yargıtay 17. H.D.'nin 22/12/2020 tarihli, 2019/5206 Esas ve 2020/8874 Karar sayılı emsal ilamı).
Mahkememizce görevlendirilen Aktüer Bilirkişi Göksel Ulusoy tarafından düzenlenen 12/05/2025 tarihli ek raporda özetle; "l-Alınan raporlarda davacının geçici iş göremezlik süresine yönelik bir tespit bulunmadığından dolayı geçici iş göremezlik zararının hesaplanmadığı,
2-Davacının ömür boyu bakıcı zararının %25 kusur indirimi neticesinde (32.898.056,900 x 75) 24.673.542,67-TL olduğu, garameten paylaştırma hesabı neticesinde davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunun 232.579,64-TL olduğu, 3-Seçenek -1- İşbu raporun "B.8" maddesinde davacının işvereni tarafından bildirilen 1.975,00-... gelire göre hesaplanan sürekli iş göremezlik zararı:
İşlemiş aktif dönem geliri 5.423.417,17-TL
İşleyecek aktif dönem geliri 18.167.091,40-TL
İşleyecek pasif dönem geliri + 3.806.â24.17-TL
27.396.932,74-TL
%100 maluliyet oranına göre (27.396.932,74 x %100) :27.396.932,74-TL
%25 kusur indirimi sonucu (27.396.932,74 x %75) :20.547,699,55-TL
4-Seçenek -2- İşbu raporun "B.9" maddesinde konsolosluk tarafından bildirilen gelirlere göre hesaplanan sürekli iş göremezlik zararı:
İşlemiş aktif dönem geliri 4.219.163,32-TL
İşleyecek aktif dönem geliri 11.930.627,19-TL
İşleyecek pasif dönem geliri + 3.806.424.17-TL
19,956.214,68-TL
%100 maluliyet oranına göre (19.956.214,68 x %100) :19.956.214,68-TL
%25 kusur indirimi sonucu (19,956.214,68 x %75) :14,967.161,01-TL
04/10/2013 kaza tarihinde sakatlık halinde kişi başına ZMMS poliçe teminat limitinin 250,000,00-TL olduğu, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dava dosyasında rücuen talep edilen zarar kalemlerinin tedavi ve bakım gideri olduğu, bu nedenle sürekli iş göremezlik zararı yönünden garameten paylaştırma hesabı yapılmasına gerek kalmadığı" belirtilmiştir.
Yukarıda sözü edilen tüm nedenlerden ötürü aktüer bilirkişinin raporundaki hesaplama yönteminin Yargıtay'ın istikrar kazanmış yerleşik uygulamaları doğrultusunda olduğu, dosya kapsamıyla örtüştüğü, bilimsel verilere dayandığı, mevcut yargı ve mevzuat uygulamasına uygun, hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmiştir.
Davacının talep arttırım istemi;
Davacı vekili 01/10/2022 tarihli talep arttırım dilekçesiyle; "... 12.248,75-TL geçici iş göremezlik tazminatının 04/10/2013 tarihindeki kaza tarihinden itibaren işleyecek davalılar ... ve ... yönünden yasal faizi ile, diğer davalı sigorta şirketi yönünden "poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere" işleyecek ticari avans faizi ile birlikte adı geçen davalılardan alınarak müvekkile ödenmesine, 5.594.107,78-TL kalıcı iş göremezlik tazminatının 04/10/2013 tarihindeki kaza tarihinden itibaren işleyecek davalılar ... ve ... yönünden yasal faizi ile, diğer davalı sigorta şirketi yönünden "poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere" işleyecek ticari avans faizi ile birlikte adı geçen davalılardan alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz. ..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı vekili talep arttırım dilekçesi ile birlikte ilgili tamamlama harcını da yatırmıştır. Bu dilekçe, davalılara usulünce tebliğ edilmiştir.
Davacının geçici ve sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri zararları nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin değerlendirmede;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesine göre, tazminat istemeyi gerektirecek bir olay sonucu yaralanan kişinin maddi zararları şöyle bölümlendirilecektir:
1) Geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı,
2) Sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı,
3) Tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar,
4) Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.
Kaza geçiren kişinin, kalıcı sakatlık durumu söz konusu olmayıp, bir süre tedavi görmesi, iyileşinceye kadar çalışamaması ve bu yüzden iş ve kazanç kaybına uğramış bulunması "geçici işgöremezlik"tir. Yargıtay kararlarında buna "mesleki işten kalma süresi" veya "çalışılamayan süre" denilmektedir. Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 22/04/2024 tarihli raporda davacı ...'ın 04/10/2013 tarihli trafik kazası sebebiyle %100 (yüzde yüz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, bir başka deyimle tamamen malul kaldığı bildirildiğinden geçici iş göremezliği bulunmamakta olup buna dair istemin reddinin gerektiği, yine Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu raponda davacının kalıcı iş göremezliğinin olduğundan bu miktarın da sürekli iş göremezlik tazminatına dahil olacağından bu yönde ve davacının başka birinin sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olduğundan bakıcı gideri zararına yönelik tazminata hükmedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/681 Esas sayılı dava dosyasında rücuen talep edilen zarar kalemlerinin tedavi ve bakım gideri olduğu, bu nedenle eldeki davada AOK Die Gesundheitskasse tarafından yapılan ödemelerin bu dosyada istenilen tazminat kalemlerinden mahsup edilmesine gerek bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davalıların sorumluluğuna ilişkin değerlendirmede;
Bilindiği üzere; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, "İşletenlerin, bu Kanun'un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1. maddesinde, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."; 85/son. maddesinde ise, "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiştir. Yine, aynı sorumluluk olgusu Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş görmezlik zararlarının da bu kapsamda olmasına, sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş görmezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı Yasanın 90. maddesi gereğince, sigortanın sorumluluğu da TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları da 2918 Sayılı Kanunun 92. maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından, davacının geçici iş göremezlik tazminatını, davalı sigorta şirketinden talep edebilmesine, her ne kadar davalı tarafından ZMSS yeni genel şartları ve 6111 Sayılı Yasa ile değişiklik yapılan 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesi gereğince geçici iş görmezlik zararlarının tedavi giderleri kapsamında olduğundan bahisle, SGK'nın sorumluluğunda olduğu iddia edilmiş ise de, genel şartlara atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiği gibi, geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri olmayıp, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nun sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenlemenin de yer almamasına göre mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmış olup, davalı Axa Sigorta A.Ş. vekilinin bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı tespit edilmiştir.
Buna göre davacının trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik zararından ve bakıcı gideri zararından haksız fiil hükümlerine göre ve kusuru oranında 38 ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ün, bu aracın maliki ve işleteni olan davalı ...'ün ve yine bu aracın ZMMS poliçesini düzenleyen davalı ... (...) Sigorta A.Ş.'nin sorumlu olduğu, adı geçen davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun ZMMS poliçesi sağlık/tedavi giderleri ve sakatlık/ölüm teminatı olarak ayrı ayrı teminat limiti olan 250.000,00'er TL ile sınırlı olduğu değerlendirilmiştir.
Bilindiği üzere, trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören maddi ve manevi zararını kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 49. ve 54 ile 56. maddeleri uyarınca sürücüden (somut olayımızda davalı ...'ten) isteyebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Aynı Kanun'un 3. maddesi uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden (somut olayımızda davalı ...'ten) de zararın tazmini talep edilebilir.
Müteselsil sorumluluğu ilişkin değerlendirmede;
Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar 6098 sayılı Kanun'un 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168. maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Kanun hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun hukuki sonuçları vardır. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (6098 sayılı Kanun 162/1) Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. (6098 sayılı Kanun 163/2)
Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. (6098 sayılı Kanun 163/1)
Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur. (6098 sayılı Kanun 166/1) Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. (6098 sayılı Kanun 166/3) Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (6098 sayılı Kanun 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez.
Eldeki davada davalılar arasında müteselsil sorumluluk söz konusudur. Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu ZMMS poliçesinin teminat limitleriyle sınırlıdır.
Temerrüt tarihi yönünden yapılan değerlendirmede;
2918 Sayılı Yasa'nın 91. maddesi gereğince yaptırılması gereken Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigorta şirketi, bir motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğraması ile oluşan ve işletenin sorumluluğunu gerektiren zararları, sigorta limiti dahilinde ve kanun ile belirlenen teminat dışında kalan haller haricinde karşılamayı üstlendiği ve Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 1. maddesinde ise, sigortacının, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar zararı karşılamayı üstlendiği dikkate alındığında sigorta şirketinin üçüncü kişilerin uğradığı zarardan sorumluluğunun poliçedeki limiti ile sınırlı sıralı sorumluluktur.
Davalı sigorta şirketleri kazaya neden olan aracın ZMMS sigortacısı olup, 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Bu durumda, ilke olarak davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış ise dava tarihi itibarıyla, belirlenen tazminat alacağının tamamı için anılan tarihlere uygun faiz uygulanması gerekir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlıkta dosya kapsamındaki delillere göre; davacı tarafından davadan önce davalı davalı ... (...) Sigorta A.Ş.'ne başvuruda bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı ... (...) Sigorta Şirketi'nin dava tarihi itibarı ile temerrüde düştüğü tespit edilmiş ve dava tarihi olan 02/12/2013 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilin faili ihtara veya ihbara gerek olmaksızın zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylemin işlendiği tarihten itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Haksız fiil faili olan borçlu temerrüde düştüğünden artık faiz haksız fiil tarihinden itibaren ve yasal faiz istenebilir. Buna göre eldeki davada işleten olan ...'ün ve sürücü olan davalı ...'ün hükmedilen tazminatlardan trafik kaza tarihi olan 04/10/2013 tarihinden itibaren faizi ile birlikte sorumlu olduğu değerlendirilmiştir.
Faize ilişkin değerlendirmede;
Kazaya karışan 38 ... plaka sayılı plaka sayılı aracın Peugeot Boxer marka servis minibüsü olduğu dosya kapsamındaki belgelerden görülmektedir. Dava dilekçesinde hükmedilecek tazminatlara davalı gerçek kişiler yönünden yasal faiz ve davalı sigorta şirketi yönünden ticari avans faizi işletilmesi talep edilmiş olduğu ve kazaya karışan bu aracın trafik kaydından ticari araç olduğu anlaşılmakla, hükmedilen tazminatlara davanın talebi ile bağlı kalınarak faiz hükmedilmesi gerekmiştir.
Dava konusu edilen manevi zarar istemlerine ilişkin değerlendirmede;
Zaman itibarı ile somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesinde "Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünü zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarında da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca 22/06/1966 tarih ve 2/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda manevi tazminat, bir ceza ya da gerçek anlamda bir tazminat olmayıp, zarara uğrayan kişinin manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araç olabileceğini belirtmiştir.
Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 22/04/2024 tarihli raporda özetle; davacı ...'ın 04/10/2013 tarihli trafik kazası sebebiyle %100 (yüzde yüz) oranında sürekli iş gücünü kaybettiği ve başka birinin sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olduğunun belirtildiği, dosya kapsamı ve toplanan bütün delilere göre trafik kazasının oluş şekli, kazanın oluşumunda Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 25/01/2017 tarihli rapor ve Mehmet Özdemir, İbrahim Karakoç ve Ömer Turan'dan oluşturulan uzman bilirkişi kurulunca düzenlenen 02/02/2018 havale tarihli kusur raporlarına göre 04/10/2013 tarihli trafik kazasının oluşumunda davalı sürücü ...'ün %75 oranında kusurlu olduğu ve davacı sürücü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu hususları dikkate alındığında bu kaza nedeniyle; bu nedenle davacının 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesinin 1. fıkrası uyarınca manevi tazminat talep etmekte haklı olduğu değerlendirilmiştir.
Bu olay nedeniyle davacı ...'ın duyduğu elem ve üzüntüler, davacının bu kaza tarihindeki yaşı, davacının bu kazadan önce Almanya'da duvarcı ustası olarak çalışıyor iken bu kaza sonucu oluşan kemik kırıkları, tamamen malul ve başka birinin bakımına ömür boyu muhtaç kalması, tekerlekli sandalye kullanmak zorunda olması, yaralanmasının derecesi, trafik kazasının oluşumundaki kusur durumu, davacının da kusurunun bulunması, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihine göre paranın alım gücü ve hakkaniyet ilkeleri, TBK'nun 56. maddesinin hükmü ve az yukarıda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı bir arada değerlendirildiğinde bu davacının manevi tazminat talebinde haklı olduğu sonucuna varılmış ve davacının manevi tazminat davasının kabulü ile 50.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 04/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerektiği kanaati edinilmiştir.
Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre;
Dosya kapsamındaki tüm deliller ve yukarıda yapılan izahatlar karşısında davanın kısmen kabulü ile, taleple bağlı kalınarak 5.594.107,78-TL sürekli iş göremezlik zararı ve 500,00-TL bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam 5.594.607,78-TL maddi tazminattan davalı ... (...) sigorta A.Ş.'nin sürekli iş göremezlik zararı yönünden ZMMS poliçesinin 250.000,00-TL'lik sakatlık/ölüm teminat limiti ile ve bakıcı gideri zararı yönünden ZMMS poliçesinin sağlık/tedavi gideri teminat limit ile sınırlı ve dava tarihi olan 02/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ün ise yukarıda yazılı zarar miktarlarının toplamı olan 5.594.607,78-TL'nin tamamından trafik kaza tarihi olan 04/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, sübut bulmadığından dolayı davacının geçici iş göremezlik zararına yönelik maddi tazminat isteminin reddine, davacının manevi tazminat davasının kabulü ile 50.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 04/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
Vekalet ücreti taktiri sırasında yapılan değerlendirmede;
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesinde "Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." hükmü ve
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinde " (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." hükmü yer almaktadır.
Bu hususlar dikkate alınmak suretiyle reddedilen talep yönünden vekalet ücretine hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
1-Taleple bağlı kalınarak 5.594.107,78-TL sürekli iş göremezlik zararı ve 500,00-TL bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam 5.594.607,78-TL maddi tazminattan davalı ... (...) sigorta A.Ş.'nin sürekli iş göremezlik zararı yönünden ZMMS poliçesinin 250.000,00-TL'lik sakatlık/ölüm teminat limiti ile ve bakıcı gideri zararı yönünden ZMMS poliçesinin sağlık/tedavi gideri teminat limit ile sınırlı ve dava tarihi olan 02/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ün ise yukarıda yazılı zarar miktarlarının toplamı olan 5.594.607,78-TL'nin tamamından trafik kaza tarihi olan 04/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının geçici iş göremezlik zararına yönelik maddi tazminat isteminin REDDİNE,
3-Davacının manevi tazminat davasının KABULÜ ile 50.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 04/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 382.167,65-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 175,90-TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 19.145,10-TL harcının mahsubu ile bakiye 362.846,65-TL harcın davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, davalı ... (...) sigorta A.Ş. Aleyhine hükmedilen tazminat miktarı ve peşin alınan harçlar dikkate alındığında bu davalının bakiye karar ve ilam harcından sorumluluğunun olmadığına,
5-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; hükmedilen manevi tazminat yönünden alınması gereken 3.415,50-TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davacı tarafça yatırılan 24,30-TL başvurma harcı ile peşin harç 175,90-TL, tamamlama harcı 19.145,10-TL toplamı olmak üzere toplam 19.345,30-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
7-Davacı tarafından maddi tazminat davası yönünden yapılan 381,00-TL tebligat gideri, 30,80-TL müzekkere gideri, 331,50-TL e-tebligat gideri, 1.690,80-TL talimat ve posta dosya gönderme gideri, 206,30-TL keşif harcı, 100,00-TL keşif araç ücreti, 4.850,00-TL bilirkişi ücreti, 3.845,00-TL ATK gideri olmak üzere toplam 11.435,40-TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre belirlenen 11.410,41-TL yargılama giderinin (davalı ... (...) Sigorta A.Ş.'nin 549,29-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması koşulu ile) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, maddi tazminat davası yönünden fazlaya ilişkin yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacının manevi tazminat davası yönünden ayrıca yaptığı yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
9-Davalı ... tarafından yapılan 500,00-TL ATK gideri, 50,00-TL e-tebligat gideri, 1.170,00-TL talimat posta gideri olmak üzere toplam 1.720,00-TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 3,75-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin bu davalı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı ... tarafından tarafından yapılan 450,00-TL bilirkişi ücretinden davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 1,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin bu davalı üzerinde bırakılmasına,
11-Davalı ... (...) Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 700,00-TL bilirkişi ücretinden davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 14,31-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin bu davalı üzerinde bırakılmasına,
12-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
13-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 555.730,39-TL nispi vekalet ücretinin (davalı ... (...) Sigorta A.Ş.'nin 40.080,00-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
14-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden geçici iş göremezlik zararına ilişkin maddi tazminat davasının reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/2. maddesi gereğince hesap ve taktir olunan 12.248,75-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
15-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
16-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı...
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır