T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ***
KATİP : ***
DAVACI : ***
VEKİLİ : Av. ***
DAVALI : *** İSTANBUL
VEKİLİ : Av.
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
KARAR YAZIM TARİHİ : ***
Mahkememize açılan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uluslararası mal/ürün alım satımı ve tedariği konusunda faaliyet gösteren uluslararası itibarı olan bir firma olduğunu, davalı ile müvekkili firma arasında ticari ilişkileri kapsamında 'züccaciye malzemeleri' satışı ve teslimi hususunda anlaştıklarını, taraflar yapılan anlaşmaları doğrultusunda faturada yer alan model marka ve adet züccaciye malzemelerinin USD karşılığını müvekkili firmaya satışı ve 10 şubat tarihinde Kazakistan Ülkesi Almata ve Batı şehirlerine/bölgelerine teslimi hususunda mütabık kaldıklarını ve söz konusu ticari satış işleminin gerçekleştiğini, anlaşmaya binaen söz konusu malların belirtilen adreslere bırakıldığını, teslim için gösterilen adrese ulaşan malların bir çoğunun kullanılmış ve malların bir kısmının da kırık ve eksik olduğunun anlaşıldığını, müvekkili tarafından tutulan tutanakta da görüleceği üzere eksik züccaciye malzemesi gönderildiğini ve yine tutanakta açıkça görüleceği üzere kırık züccaciye malzemesi tespit edildiğini, müvekkili firma tarafından teslim alınan ve aynı gün tutulan tutanaktan anlaşılacağı üzere davalı tarafın müvekkiline eksik ve ayıplı mal gönderdiğini, bu nedenle müvekkilinin zararı oluştuğunu, bu zararın giderilmesi gerektiğini, malların hasarlı ve kırık gönderildiğine dair fotoğraf ve videoların karşı tarafa gönderildiğini ancak davalı şirketin müvekkilini oyaladığını, davalı firmanın sözleşmeye aykırı davranarak ayıplı ve eksik ifada bulunduğundan bahisle fazlaya ilişkin hak, dava ve talepleri saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin ayıplı ifadan kaynaklı uğramış olduğu şimdilik 50,00-USD zararının ihtarname tarihinden itibaren ticari faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, müvekkilinin eksik ifadan kaynaklı uğramış olduğu şimdilik 50,00-USD zararın ihtarname tarihinden itibaren ticari faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesi, tensip tutanağı, duruşma gün ve saatini bildiren davetiye tebliğ edilmiş, davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamış, 15/12/2024 tarihli beyan dilekçesi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, ayıplı ve eksik ifadan kaynaklı zararın tazmini talebine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlenen faturalar, BA-BS belgeleri, vergi dairesi kayıtları, tarafların ticari defter kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan "ayıp ve ayıba karışı tekeffül" kavramları üzerinde durmakta yarar vardır:
Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede "Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." denilmektedir.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Ancak TTK'nun 23. maddesinde malın muayene ve ihbar yükümlülüğü düzenlenmiştir. Eğer alıcı iğfal edilmiş ise yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.
TTK ve TBK'ndaki düzenlemelerin birbirlerine paralel düzenlemeyi içerdiği gözetildiğinde:
Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz.
Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır.
Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK'nun 23/c. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür." Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK'nun 23/c. maddesinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 223/2. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır.
Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Türk Borçlar Kanunu'nun 227. maddesinin kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği düzenlenmiştir.
Ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda "ispat yükü"nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir.
Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür.
İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1).
Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Dosyaya mübrez 18/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 2020-2021-2022 ve 2023 yılları ticari defterlerinin incelenmek üzere davacı şirketin adresine gidildiği, davacı şirketin 2020-2021 ve 2022 yılları ticari defterlerinin hazır olduğunun görüldüğü, 2023 yılı defterlerinin (2023 yılı bitmediği için) hazır olmadığının beyan edildiği, davacı şirketin incelenen 2020-2021 ve 2021 yılları ticari defterlerinin açılış tastiklerinin yasal sürelerinde yaptırıldığı, yevmiye defterlerinin yasal sürelerinde kapatıldığı, defterlerin bu haliyle delil vasfı mevcut olduğu, davaya konu edilen davalı şirketin davacı şirkete sattığı ticari mallara ilişkin 4 adet faturanın Tablo-01'de görülen tarih ve yevmiye no ile davacı şirketin 2021 yılı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, C/H bakiyesinin devir olmadığı, hesabın yıl içinde kapandığı, davalı şirkete fatura bedellerinin banka üzerinden ödendiği (18.12.2021 tarihli Kur farkı hesabı ile bakiye kapatıldığı), davacı, davalının gönderdiği "malların birçoğunun kullanılmış bir kısmının da kırık ve eksik olduğu" iddaisı ile ilgili, flash bellek içerisinde görüntülerin dosyaya sunulduğu ancak ilgili ürünler konusunda uzman bilirkişi tarafından, davacı iddialarına ilişkin malların kullanılmış, kırık eksik vb. satılan mallardan olup olmadığı, varsa ayıplı mal miktarı (adet) ile ilgili tespit yapılmadığı, bu nedenle davalının, davacıya sattığı mallardan ayıplı olan mallar ile ilgili davacının zararının olup olmadığına ilişkin bir hesaplama yapılamadığı yönünde görüş bildirmiştir.
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinden talimat yoluyla sektör bilirkişisinden alınan 26/05/2024 tarihli raporda: dosya kapsamı incelenerek ve görüntüleri sunulan usb bellekteki fotoğraf-videoların incelenmesi sonucunda sadece ürün üzerinde "PORSELEN DEMLİK-*** barkod kodu" etiket bulunan beyaz renkli kapaklı porselen demlik (3 farklı büyüklükte) ürününün, dava dosyasında yer alan 2 faturadaki ürünlerin koduyla aynı olduğu, dolayısıyla faturalardaki ürünler olduğu, E-Arşiv Fatura, Fatura Tarihi: 03.09.2021 Fatura No: *** faturanın içeriğinde yer alan sıra no:9 mal hizmet:*** OTL-16 PORSELEN DEMLİK miktar: 1.010 adet mal hizmet kalemindeki ürün kodu ile aynı olduğu, E-Arşiv Fatura, Fatura Tarihi: 04.09.2021 Fatura No: net okunamıyor faturanın içeriğinde yer alan Sıra No:12 Mal Hizmet: 2345000007276 OTL-16 PORSELEN DEMLİK Miktar: 990 Adet, mal hizmet kalemindeki ürün kodu ile aynı olduğu, görüntülerdeki diğer porselen beyaz renkli demlik altlığı veya sütlük şeklindeki ürünler ile kahverengi kapaklı porselen demlik ürünlerinde etiket bulunmadığı için fatura konusu ürünler olup olmadığının tespit edilemediği, Tahamer Porselen Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin faturalandırdığı ürünlere ait görsel ve teknik vb. bilgileri içeren katalog ve benzeri dokümanın dava dosyasında bulunmadığı ve ayrıca "Tahamer Porselen Sanayi Ticaret Limited Şirketi" google üzerinden internet internet ortamında yapılan incelemede söz konusu firmanın web sayfası bulunmadığı, dolayısıyla faturalarda belirtilen kodları içeren ürün kataloğu, görsel bilgilerine ulaşılamadığı için fatura konusu ürünlerin davalı tarafça davacıya gönderilen ürünlerin sunulan faturalardaki özelliklere haiz olup olmadığının belirlenemediği, "PORSELEN DEMLİK-2345000 007276 barkod kodu" etiket bulunan 3 farklı büyüklükteki kapaklı porselen beyaz demliklerin "PORSELEN DEMLİK-2345000 007276 barkod kodu" etiketli olduğu için Fatura konusu ürünler olduğu, usb'deki görüntülerden bu beyaz renkli porselen demliklerin gövde renginin beyaz olduğu, kapak renginde ise bariz renk farkı bulunduğu ve krem renginde olduğu, bu renk farkı ürünün sunum amacıyla kullanılması durumunda büyük kusur oluşturacağı ve bu haliyle kullanılamayacağı, bu ürünlerin ayıplı olduğu, ayıpın açık ayıp olduğu ve bu haliyle kozmetik ve sunum açısından kullanılamayacak düzeyde olduğu, bu ayıplı ürünlerden dolayı davacının davalıdan ayıplı ifadan ve eksik ifadan kaynaklı olarak alacaklı olduğu, alacak miktarının faturada belirtilen bedel karşılığı ayıplı ürün miktarı kadar olacağı, fotoğraf ve video görüntülerden kapak ve gövde renkliliği olan ürünler ile kırık ürünlerin sayısı belirlenemediğinden alacak bedelinin net olarak belirlenemediği görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
Tacirler arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için (6102 sayılı TTK'nun 18/1-c) maddesindeki süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunması zorunludur. Bu süreler, satılan malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise iki gün, açıkça belli değilse sekiz gündür.
Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde davalı ile aralarında züccaciye malzemeleri satımı hususunda anlaşma yaptıklarını, faturalarda yer alan züccaciye ürünlerinin Kazakistan Almata ve batı şehir bölgelerine teslimi hususunda anlaştıklarını, anlaşmaya binaen söz konusu mallar belirtilen adreslere bırakılmış ise de bir çoğunun kullanılmış, kırılmış ve kullanılamaz vaziyette olduğunu, bir kısmının ise hiç teslim edilmediğini, bu hususta davalıya Kayseri 7. Noterliği'nin *** yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiklerini, eksik ve ayıplı ifa nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 100 USD'nin davalıdan tahsilini talep ve dava ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı vekili davaya süresinde cevap vermemiş, 15/12/2023 tarihli beyan dilekçesi ile dava dilekçesinin tebliğ edildiği ...'ın 25/02/2022- 04/11/2023 tarihleri arasında şirket bünyesinde ithalat-ihracat sorumlusu olduğunu, tebligat teslim almaya yetkili olmadığını iddia etmiştir. Dosya içerisinde yer alan tebligat parçasının incelenmesinde dava dilekçesi ile tensip zaptının 13/10/2022 tarihinde davalı şirket yetkilisinin geçici olarak iş yerinde bulunmaması nedeniyle evrak almaya yetkili olduğunu beyan eden ***'a tebliğ edilerek imzasının alındığı, tebligatın şirket yetkilisine yapılmasının zorunlu olmadığı, Tebligat Kanunu 13 ve 20 maddeleri uyarınca şirket yetkilisinin tebliğ anında orada olmaması halinde orada bulunan müstahdemlere de tebligat yapılabileceği, davalının kendi beyanı ile de sabit olduğu üzere tebliğ yapılan ***'ın tebligat tarihinde sigortalı çalışan olduğu anlaşılmakla usulsüz tebligata dair davalı vekilinin itirazının kabulü mümkün görülmemiştir.
Davalı vekilinin süresinde cevap dilekçesi sunmamış olduğu yukarıda izah edildiğinden yetki itirazının da süresinde yapılmadığı anlaşılmakla geçerli bir yetki itirazı bulunmadığından mahkememizin yetkisine dair itiraz hususunda değerlendirme yapmaya gerek kalmamış ve davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Davacı tarafından davalının göndermiş olduğu ürünlerin ayıplı olduğuna dair yapılmış bir delil tespiti yahut ekspertiz raporu bulunmamaktadır. Ayıp iddiasına ilişkin fotoğraf ve video kayıtlarına dayanılmıştır. Sunulan fotoğraf ve video kayıtları sektör bilirkişisine tevdi edilerek rapor tanzim ettirilmiştir. Düzenlenen 25/05/2024 tarihli rapora göre dosyaya sunulan 03/09/2021 ve 04/09/2021 tarihli faturalara konu ürünlerin video kayıtlarıyla eşleştirilebildiği, diğer ürünlerin üzerinde barkod bulunmadığından fatura konusu ürünler olup olmadığının tespit edilemediği, bu iki ürünün demlik ve kapak renginin farklı olması nedeniyle bu haliyle kullanılmasının mümkün olmadığı, ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. 18/01/2024 tarihli mali müşavir bilirkişi raporuna göre davacı tarafından davalıya düzenlenen en son fatura 04/09/2021 tarihlidir. Davacı vekili ayıbın tespitine ilişkin tutanak tuttuklarını, tutanağın flash bellek içerisinde olduğunu beyan etmiştir. Dosyaya sunulu flash bellek içerisinde tutanak bulunmasa da davacının delil olarak dayandığı whatsapp yazışmaları da Şubat-Mart 2022 tarihlerinde yapılmıştır. Whatsapp yazışmalarına ilişkin ekran görüntülerinden bir kısım tutanak fotoğraflarının gönderildiği görülmekle birlikte tek taraflı tutulan tutanağın da delil değeri olmayacaktır. Davacı taraça ayıp ihbarına ilişkin noter ihtarı ise 05/04/2022 tarihlidir.
Netice olarak davacı tarafın ayıplı ve eksik gönderdiğini iddia ettiği ürünlerdeki ayıbı ispata elverişli delil sunamaması, video ve fotoğraflardaki ürünlerin bir çoğunun fatura konusu ürünler olup olmadığı, kim tarafından hangi tarihte çekildiği, ayıbın ne aşamada oluştuğunun belli olmaması, 2 adet ürün faturaları ile eşleştirilse de bu ürünlerdeki ayıbın da açık ayıp niteliğinde olması, 2 günlük ihbar süresinin geçmiş olması, yine sunulan whatsapp yazışmalarının kimler arasında geçtiği belli olmadığından delil niteliğinin bulunmaması nedenleriyle açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Son olarak yargılama harç ve vekalet ücretinin Yargıtay 6. HD ve Kayseri BAM 6. HD güncel uygulaması gereği dava tarihindeki kur üzerinden hüküm altına alınması gerekmektedir. Bu bakımdan dava tarihi olan 05/10/2022 tarihi itibariyle USD kurunun efektif satış tutarı 18,61-TL olduğu görülmekle dava değeri bu kur miktarı üzerinden belirlenerek harç ve vekalet ücreti bu miktar üzerinden tespit edilmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüştür.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 427,60-TL ilam harcından, dava açılışı sırasında tahsil edilen 80,70-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 1.861,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
23/10/2024
Katip ***
e-imzalı
Hakim ***
e-imzalı