T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ***Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
BAŞKAN : ***
ÜYE : ***
ÜYE : ***
KATİP : ***
DAVACI : ***
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ***
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatifin 1163 sayılı Yasa kapsamında kurulduğunu, Türkiye Cumhuriyeti hudutları dahilinde özel ve tüzel müesseselerin nakliye ihalelerine katılarak, üyelerine ait kamyon ve çekicilerle yük taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiklerini, 27/08/2005 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında oluşan yönetim kurulunun 31/08/2005 tarihli toplantısında, kooperatif başkanlığına ..., başkan yardımcılığına ..., muhasip üyeliğine ise ...'in seçildiğini, kooperatif adına yapılan bütün işlemlerde bu üç kişinin birlikte temsile ve ilzama yetkili olduklarını, kooperatif yöneticilerince, davalı bankanın Kayseri Yeni Sanayi Şubesi'nde kooperatif adına ... numaralı hesap açıldığını, kooperatif yetkililerinin imza sirkülerinin bankaya verildiğini, bu imza sirkülerinde, açılan bu hesaptan ancak üç yönetim kurulu üyesinin birlikte imzası ile para transferi ve para çekebileceklerinin belirtildiğini, buna rağmen 2007-2008 yalları arasında kooperatif başkanı ...'ın tek başına yüklü miktarlarda paralar çekmiş olduğunu, kooperatiften alacaklı olanların alacaklarını alamadıkları yönünde, Sanayi Ve Ticaret Bakanlığı'na yapılmış olan şikayet neticesinde, bakanlık müfettişlerince yapılan inceleme sonucunda, Pınarbaşı Cumhuriyet Savcılığı'nda ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, kooperatif eski başkanı ...'ın Pınarbaşı Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2009/18 sorgu nolu kararı ile tutuklandığını, ayrıca Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde *** Esas sayılı dosyası ile dönemin tüm yönetim kurulu üyeleri hakkında zimmet sucu ile kamu davası açıldığını, davalı bankanın dava dışı ...'ın tek imza ile hesaptaki mevduatın kullanılmasına ve bu sayede hesaptaki yüklü miktarlardaki paranın diğer üyelerin bilgisi haricinde çekilmesine izin vermiş olduğunu, oysa tacir sıfatına haiz ve bir güven kurumu olan bankanın gerekli dikkat, özeni ve basireti göstermekle sorumlu olduğunu, davalı banka çalışanlarının tek imza ile para çekilmesine izin vermeleri sonucunda kooperatifin zarar görmesi nedeniyle, davalı bankanın kooperatife verdiği zararın tazmini için dava açıldığı ifade edilerek, fazlaya ilişkin talep haklarının saklı kalmak kaydıyla, işlem tarihinden itibaren en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte 40.000,00-TL'nın davalı bankadan alınmasına ve müvekkili kooperatife verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı bankaya yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP : Davalı banka vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarında haksız ve yersiz olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacı kooperatif adına müvekkili bankanın Kayseri Yeni Sanayi Şubesi'nde 2005 yılında açılan ... nolu hesaptan diğer üyelerin de bilgisi dahilinde zaman zaman nakit ödemelerinin yapılmış olduğunu, zaman zaman da bazı hesaplara EFT yapıldığını, kooperatif başkanı ...'ın müvekkili bankanın Kayseri Yeni Sanayi Şubesi'nde bulunan, davacı kooperatif hesabından çekilen tutarların yönetim kurulu üyelerinin bilgisi dahilinde çekildiğini, bazı işlemlerin çift imza ile yapıldığını, bu işlemlerin başkan ... ve muhasip üye ...'in yazılı onayı ve üçüncü üyenin şehir dışında olması nedeniyle telefonla teyit alınarak yapıldığını, bankada yapılan işlemlerin sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu ve bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı yönünde kabul, beyan ve taahhüt edildiğini, dolayısıyla husumetin bankaya değil, kooperatif başkanı ... ve muhasip üye ...'e yönlendirilmesi gerektiğini, kooperatif başkanı ... tarafından hesaptan para çekmek istediğinde, diğer iki kişinin de imzası gerektiği söylenmiş ancak diğer şahısların şehir dışında olduğuu ifade edildiğinden, telefon teyidi alınmak suretiyle işlemlerin yapıldığnı, yapılan işlemlerin banka personelinin kötü niyeti veya ... ile çıkar ilişkisine girmesinin söz konusu olmadığını, uzun süredir banka müşterisi olan kooperatifin ödemelerinin aksamaması düşüncesiyle işlemlerin personelleri tarafından yapıldığını 2005-2008 yılının sonuna kadar 59 kalemde bu şekilde işlem yapıldığını ve herhangibir sorun yaşanmadığını ve şikayetin söz konusu olmadığını, kooperatif üyelerinin aralarında anlaşmazlığa düşmesi nedeniyle müvekkili bankaya ve personele sorumluluk yüklenmeye çalışıldığı ifade edilerek haksız ve yersiz davanın reddi, yargılama harç ve giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine zarar verilmesi talep etmiştir. Davalı vekilinin dosyaya sunduğu 10/08/2011 kayıt tarihli dilekçesinde ise; davacı kooperatifin 24/06/2006 tarihli 30/06/2007 tarihli ve 28/06/2008 tarihli olağan genel kurul toplantılarında kooperatif yönetim ve denetim kurullarının ibra edilmiş olduğunu, davacı kooperatifin bu işlemler yönünden herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını kabul etmiş olduğunu 01/03/2011 tarihinde müvekkili banka aleyhine bu davanın açılmış olduğu ifade edilerek bunun bir çelişki olduğu, yönetim ve denetim kurularının ibra edilmiş olması nedeniyle banka aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Taraflarca kooperatifin kayıt, defter ve belgelerine, davalı banka kayıtları,na kooperatif hakkında Sanayi ve Ticaret Bakanlığı müfettişlerince düzenlenen raporlara, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin *** Esas sayılı dava dosyasına, Kayseri (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nin *** Karar sayılı dava dosyasına ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.
Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacı kooperatifin yetkililerini gösterir ticaret sicil kayıtları celp edilmiştir.
Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden yargılama akıbeti araştırılmış ve ilgili Uyap kayıtları celbedilmiştir. Bu mahkemenin *** Esas 2012/32Karar sayılı gerekçeli kararı temyiz üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2012/14230 Esas ve 2013/12057 Karar sayılı ilamı ile bozularak bu mahkemenin ***Esas sırasına kaydı yapıldığı ve aynı mahkemenin 2012/173 Esas 2012/142 Karar sayılı gerekçeli Kararı Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/1745 Esas 2013/12058 Karar sayılı kararı ile bozularak bu mahkemenin 2014/61 Esas sırasına kaydı yapıldığı, 2014/61 Esas ve 2014/27 Karar sayılı kararı üzerine yine aynı mahkemenin 2014/54 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirildiği, yeniden yapılan yargılamalar sonunda verilen bu mahkemenin 2014/54 Esas ve 2014/106 Karar sayılı hükmünün temyiz edildiği, söz konusu bu gerekçeli kararının, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin *** Karar sayılı kararıyla onandığı ve bu kararın 11/11/2014 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ***Karar sayılı ilamının incelenmesinde şikayetçinin Vakıflar Bankası T.A.Ş, katılanların S.S. *** Kooperatifi, *** ve ..., sanığın ..., atılı suçun zimmet, görevi kötüye kullanma ve suç tarihinin 01/01/2008 olduğu görülmüştür. Bu mahkemenin yaptığı yargılamalar sırasında bilirkişi incelemeleri yaptırdığı görülmektedir. 18/02/2010 tarihli bilirkişi raporunda özetle toplam 484.647,04-TL kooperatif parasının kooperatifin tüm iş ve işlemlerini yöneten ve yürüten sanık ...'ın zimmetinde olduğunun, yönetim kurulu üyesi diğer sanığın ise görevini ihmal ettiğinin, 08/11/2010 tarihli bilirkişi raporunda 357.435,00-TL zimmetin olacağının, 16/06/2010 tarihli bilirkişi raporunda kooperatifin kasa açığının bulunmadığının, avans açığının belgeleri ile kanıtlanmadığı takdirde 357.435,00-TL nin yöneticilerin zimmetinde olacağının, kooperatifin ... Şirketi'nden almış olduğu akaryakıt karşılığında ortaklardan tahsil edilen 498.295 TL lik kısmın ...'e ödenmeyip zimmetlerine geçirdiklerinin, zimmetin basit zimmet olduğunun, 09/02/2011 tarihli bilirkişi raporunda sanıklar ... ve ... ile hakkında verilen karar kesinleşen yönetim kurulu üyesi ...'in müştereken sorumlu olmaları nedeni ile toplam 440.088,94-TL nin bu sanıklar tarafından müştereken zimmetlerine geçirildiğinin, zimmetin basit zimmet olduğunun, 08/11/2011 tarihli bilirkişi raporunda, 1.164.147,64-TL kooperatif parasının kooperatifin bütün iş ve eylemlerini yöneten ve de yürüten kooperatif başkanı sanık ...'ın zimmetinde olduğunun, 13/07/2011 havale tarihli son bilirkişi raporunda ise, toplam 488.105,94-TL nin müştereken sorumlu olan sanıklar ... ve ... ile haklarında verilen karar kesinleşen ... ve Soner Afşar'ın uhdesinde olduğunun belirtildiği görülmüştür. Adı geçen ceza mahkemesi 10/04/2014 tarihinde sanık ...'ın üzerine atılı zimmet suçunu işlediği sabit olduğundan bahisle suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar, zarar miktarı, sanığın kastı, kastının yoğunluğu gözönüne alınarak eylemine uyan TCK'nun 247/1 ve 43/1. maddeleri gereğince hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş ve bu karar Yargıtay denetiminden de geçerek 24/09/2014 tarihinde kesinleşmiştir.
Kayseri (Kapatılan) 4.Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/1269 Esas 2014/94 karar sayılı dosyası celbedilmiş, incelemesinde; müşteki S.S. ...Taşıyıcılar Kooperatifi Başkanlığı olduğu, davalı banka çalışanları olan sanıklar Emine Yücel, Deniz Tanrıöven, Kadir Soyköse, Özlem Çağşırlıoğlu, Atilla Sungur, Selma Karaağaç, Hakan Canbulat, Mahmut Serdar Uçan hakkında görevi kötüye kullanma suçunda dolayı dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanıkların beraatine karar verildiği, Yargıtay 9.Ceza Dairesi'nin 2020/4456 Esas 2021/317 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına, sanıklar hakkındaki davaların zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı düşmesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Delillerin toplanmasından sonra dosyanın bir bankacı ve bir borçlar hukuku mevzuatında nitelikli hesap bilirkişine tevdi edilerek rapor alınmıştır. Bilirkişi Doç. Dr. Yusuf Büyükay ve bankacı bilirkişi Mehmet Emin Gürhan tarafından düzenlenen25/11/2011 tarihli raporda özetle; "S.S. ...Taşıyıcılar Kooperatifi Başkanlığı tarafından davalı banka nezdinde 10/11/2005 tarihinde ... nolu cari hesabından açılmış olduğunu, 31/12/2008 tarihinden sonra hesabından herhangi bir hareket göstermediğinin banka kayıtlarından görüldüğünü, bu süre içerisinde Tablo 1 de belirtildiği üzere hesaba 2.730.755,46-TL paralar yatırıldığı, bu paraların tablo 2-3-4-5 de listelendiği üzere toplam 7.738.738,34-TL ödemeler yapıldığı, hesap bakiyesinin ise 17,12-TL kaldığı banka kayıtlarından gözükmekte olduğunu, dosya kapsamındaki teftiş raporuna sunulan kooperatife ait 01/01/2008-30/11/2008 tarihleri arasındaki mizanda bankalar hesabında sadece Türkiye İş Bankası hesap bakiyesinin yer aldığı, vakıflar bankasındaki hesap bakiyesiyle ilgili herhangi bir kayıt olmadığının görüldüğünü, yukarıda tablo 1 ve tablo 2-3-4-5 de belirtilen banka hesabıyla ilgili kayıtların karşılığının kooperatif nezdinde tutulması gereken muavin defterlerinde karşılığının olmasının gerektiğini, bu denli aktif çalışan kooperatifin muhasebe kayıtlarının düzenli olarak tutulmadığı yönündeki T.C Sanayi ve Ticaret Bakanlığı müfettişi tarafından yapılan tespitlerin hazırlanan teftiş raporunda da izah edildiğinin görüldüğünü, kooperatifin 31/08/2005 tarih ve 2 sıra numaralı kararında, kooperatifin hakiki ve gerçek ve hükmi şahıslar ile bütün bankalardan para çekmeye, para yatırmaya, resmi ve özel kurum ve kuruluşlar ile mahkemeler ve icra dairelerinde, kooperatifi tam yetki ile temsil etmeye kooperatifin mühür ve unvanlarını da kullanarak, temsil ve ilzama, kooperatif Başkanı ... ve yanında kooperatif başkan yardımcısı ... ve muhasip üye ...'in birlikte koyacakları üç imza ile yetkili kılınmış oldukları, Pınarbaşı Noterliği'nin 06/09/2005 tarih ve 0002331 yevmiye numaralı kaydı ile de, Kayseri Ticaret Sicil Memurluğu'nun Pınarbaşı 285 sicil numarasında kayıtlı bulunan, S.S. ...Taşıyıcılar Kooperatifine ait, Pınarbaşı Noterliği'nden onaylı 21/07/2005 tarih ve 1784 yevmiye no ile tasdikli karar defterinin 2. sayfasına tescil olunan 31/08/2005 tarih ve 2 nolu kararın, Kayseri Ticaret Sicil Memurluğu'nca 025/09/2005 tarihinde tescil edildiği ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, imza sirkülerinin tasdik edildiğinin dosya kapsamında görüldüğünü, eski kooperatif yöneticilerinin zimmet ve usulsüz işlemleri ile ilgili olarak yapılan teftiş soruşturmasının (2008 yılı hesap dönemi) 01/01/2008 tarihi itibariyle yapıldığını, dolayısıyla kooperatifin 2008 hesap dönemi için, davalı banka hesaplarındaki hesap hareketlerinin dikkate alınması gerektiğini, kooperatif yöneticileri tarafından 2008 yılı hesap dönemi içinde davalı banka nezdindeki ... nolu kooperatif hesabından 16 adette toplam 852.433,40-TL ödemenin yapılmış olduğunu, tablo 5'te görüldüğü üzere 60.000,00-TL'nın ...'ın tek imzasıyla 160.000,00-TL'nin kooperatif başkanı ... ve Başkan yardımcısı ...'in kooperatif kaşesi altında imzalarına, 190.000,00- TL'nın EFT havaleleri şeklinde, 743,40- TL'nın EFT ve yıllık işletim masrafı olarak, 391,690-TL'nın yetkili üç imza ile ödendiği, 10 sırada belirtilen ...'ın kooperatif kaşesi altında imzaladığı fişte 07/04/2008 tarihinde yapılan 50.000,00-TL ödemenin ...'e yapıldığı, ancak ...'in imzasının alınmadığı, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'na verilen ve 3 kişilik bilirkişiden oluşan heyetin 13/07/2011 kayıt tarihli raporuyla dosya no: 2009/211 esas, Talimat 2011/130 talimat sayılı dosyaya sundukları raporda ...'e 07/04/2008 tarihinde ödenen 50.000,00-TLnın Özkan Demirler Ltd. Şti firmasına ödendiğinin kasa ödeme fişinin incelemesinden görüldüğü, ...'e yapılan EFT havalelerinin de, ilgili firmanın hesaplarına alacak geçtiği ...'ün teftiş dosyasına verdiği ek no:5/3 de belirtildiğini, dolayısıyla 2008 yılı hesap dönemi içinde kooperatif kaşesi altında ...'ın tek imzasıyla ödenen 60.000,00-TL ile kooperatif başkanı ve başkan yardımcısı sedat kandemirin müşterek imzasına ödenen 160.000,00-TL'nin ödeme tarihi itibariyle, kooperatif muavin defterlerinde banka hesaplarına alacak kaydı ve kasa hesabına geçmesi gerektiğini, kooperatife ait 01/01/2008-31/12/2008 tarihleri arasındaki mizana bakıldığında kasa hesabına 2.508.312,83-TL kasa giriş kaydının olduğunun görüldüğünü, ancak yukarıda belirtilen 60.000,00-TL + 160.000,00-TL'nın kooperatif kasasına ödeme tarihi itibariyle giriş kaydının kasa hesabında gözükmediğini, banka muavin defter kaydının da dosya kapsamında bulunmadığından herhangi bir tespit yapılamadığını, davalı bankada açılan hesaptan, üç imza ile para çekmenin mümkün olmasına rağmen, diğer yetkililerin şehir dışında olduğunun ileri sürülmesi nedeniyle, banka tarafından telefon ile durumu duyurmak suretiyle telefon teyidinin alındığının ifade edildiği, ancak telefon teyit görüşmelerinin dosya kapsamına ibraz edilmediğini, ödemelerin kooperatif kaşesi altına atılan imzalarla gerçekleştirilmiş olduğunu, ancak imza noksanlığı nedeniyle ödemelerin hukuken yetkisiz temsilcilere yapıldığı, kooperatif yönetim kurulun ibra edilmelerinin kendilerini sorumluluktan kurtarmayacağı, ibranın yönetim kurulunu sorumluluktan kurtarabilmesi için, ibra konusunun genel kurulda tartışılıp karara bağlanması gerektiği, Yargıtay'ın müstakar uygulamalarının bu şekilde olduğu, tespit ettiğimiz iki adet kararda da bu hususun açıkça vurgulandığı, "Yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmiş sayılabilmesi için giderlerin bilançoda gösterilmesi ve genel kurulda tartışılması sonrasında ibra kararının verilmesi gerekir. Y. 11. HD. E. 2005/10297 K. 2006/9676 T. 3/10/2006 ( Kazancı Bilgi Bankası); " Yönetim kurulu üyeleri olan davalıların söz konusu giderlerden dolayı ibra edilmiş sayılabilmesi için 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 98. maddesi yollamasıyla TTK'nun 380. maddesi uyarınca genel kurulun bu giderlere muttali olmasına bağlıdır." Y.11 HD. E. 1987/6196 K. 1987/5581 T.23/10/1987 ( Kazancı Bilgi Bankası) " Olayda ispat yükünün, davalı borçlu bankanın üzerinde olduğu (BK.m.96) imzaları bulunmayan yönetim kurulu üyelerinin telefonla talimat verdiklerini davalı bankanın ispat etmesi gerektiği, dosya kapsamında bu hususta bil bilgi belgenin bulunmadığı. Davalı bankanın yetkisiz temsilciye yapmış oldukları ödemelerden dolayı ödemeler toplamı kadar kooperatife karşı sorumlu oldukları, bu miktarın zarar olarak kabul edileceği, ancak , davalı bankanın zararın daha az olduğunu ispat etmesi durumunda , bu miktarda sorumluluktan kurtulabileceği, bu miktarın tespiti için muhasebeci bir bilirkişiden istifade edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı" bildirilmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen Muhasebeci Bilirkişi *** 02/05/2012 tarihli raporunda özetle; "Davacı kooperatife ait ticari defterlerin açılış tasdiki bulunmakta olup, kapanış tasdikleri bulunmamaktadır. Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporundan elde ettiğimiz bilgilere göre davalı banka tarafından kooperatif yöneticilerine 2006 yılında 173,310-TL, 2007 yılında 1.327,935-TL ve 2008 yılında da 60.000,00-TL usulsüz ödeme yapılmıştır. Davalı vekili davacı kooperatif yöneticilerine yapılan ödemenin kooperatifçe kullanıldığını, bazı ödemelerin EFT yoluyla davacının borçlu olduğu şirketlere yollandığını ve ilgili firma hesaplarına ulaştığını, dolayısıyla davacının zararının olmadığını ileri sürmüştür. Davalı banka tarafından tek imza ile yapılan ödemelerin davacı kooperatifçe kullanılıp kullanılmadığı, bu tutarda davacının zararının olup olmadığı ancak usulüne uygun davacı ticari defter kayıt ve belgeleri ile mümkün olabilir. İncelemiş olduğumuz davacı defterleri usulüne uygun değildir. Çünkü davacının ticari defter kayıtlarında Vakıflar bankası hesabına yapılan para girişleri ve bu bankadan yapılan para çıkışları hiçbir şekilde kayıt altına alınmamıştır. Hal böyle olunca bankadan çekilen tutarların izini sürmek ve kooperatifçe kullanılıp kullanılmadığını tespit etmek mümkün olmamaktadır. Netice itibariyle davalı banka tarafından tek imza ile usulsüz olarak kooperatif yöneticilerine ödenen tutarlar bakımından davalı bankanın kusuru olduğu açıktır. Ancık yapılan ödemelerin tamamı bakımından kooperatifin zarara uğradığını söylemek güçtür. Kooperatif zararının tespit edilebilmesi için kooperatifçe usulüne uygun tutulmuş ticari defter kayıtlarına ihtiyaç bulunmaktadır. Mevcut kayıtlar usulüne uygun olmadığı için banka tarafından usulsüz ödenen tutarlardan davacının zararının somut olarak ne kadar olduğu tespit edilemediği" bildirilmiştir.
Yukarıda bahsi geçen bilirkişi raporlarına davacı tarafın itirazları üzerine Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmak suretiyle yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişiler Yılmaz Tunç ve Hasan Erdoğan'dan oluşan bilirkişi kurulu 17/12/2012 tarihli raporlarında özetle; "Dava tarihi (01/03/2011) itibariyle davalı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O'nun davacı S.S. ...Taşıyıcılar Kooperatifine, ana para 2.730.687,94-TL ve faiz 1.945.753,63-TL, olmak üzere toplam 4.676.441,57-TL borçlu olduğu ancak davacı tarafından, ana para 40.000,00-TL faiz 50.533,33-TLolmak üzere toplam 90.533,33-TL olduğu olarak talep edildiği, asıl alacağa (40.000,00-TL) dava tarihinden (01/03/2011) itibaren değişen oranda avans faizi uygulanmak ve bu tarihe kadar hesaplanmış yukarıda belirtilen 50.533,33-TL ilave edilmek suretiyle tahsilinin gerektiği" bildirilmiştir.
17/12/2012 tarihli rapora itiraz üzerine aynı bilirkişilerden ek rapor alınmıştır. Bilirkişiler *** tarafından 24/05/2013 tarihli raporda özetle; "Davalı bankanın, davacı kooperatifin hesabından 3 yönetim kurulu üyesinin birlikte imzasıyla para ödemesi veya işlem yapması gerekirken kooperatif yönetim kurulu başkanının tek başına veya 2 yönetim kurulu üyesinin birlikte imzasıyla eksik imzayla usulsüz olarak 18/11/2005-31/12/2008 tarihleri arasında toplamda 2.730.687,94-TL ödeme gerçekleştirdiği, davalı bankanın eksik imza ile hesaptan para çekilmesine ve EFT yapılmasına müsaade etmesi nedeniyle kusurlu olduğu, diğer yöneticilerin telefonla muvafakatlarının alındığı savunma ve iddiasını ise ispat edemediği, davalının bankanın sorumlu olduğu miktarın üst sınırının hesaptan usulsüz olarak çekilen paranın tamamı olan 2.730.687,94-TL olduğu, ancak dosya kapsamından kooperatifle ilgili diğer firmalara da ödeme yapıldığı, dolayısıyla banka tarafından yapılan ödemeler usulsüz de olsa gerçekten bu ödemeler kooperatif borçlarına ve giderlerine harcanmışsa kooperatif borçlarına ve giderlerine harcanan kısmının kooperatif zararı olarak nitelendirilemeyeceği, hakkaniyet açısından kooperatifin gerçek zararının belirlenmesi gerektiği, kooperatifin gerçek zararın belirlenebilmesi için; kooperatifin usulüne uygun olarak tutulmuş 205-2006-2007-2008 yılları yevmiye defteri, defter-i kebir, muavin defterler ve dayanak muhasebe kayıtları(sözleşmeler, gider fişleri, fatura vs. Bilumum dayanak belgeler.) Kooperatifin 2005-2006-2007-2008 yılları yönetim kurulu karar defterleri, Kooperatifin 2005-2006-2007-2008 yılları içerisinde yapılan genel kurul tutanakları ile her genel kurul tutanağının eki olan bilanço ve gelir-gider farkı cetvelleri., yönetim kurulu faaliyet raporları ve denetim kurulu raporları ve varsa diğer ekli belgelerin düzenli bir şekilde davacı kooperatifçe sunulması gerektiği, Belirtilen eksikliğin ikmali halinde kooperatifin gerçek zararının belirlenmeye çalışılabileceği" bildirilmiştir.
Davacı kooperatif vekiline müvekkili kooperatifin 2005-2006-2007 ve 2008 yıllarında yapılan genel kurul toplantı tutanaklarının, bunların eki olan bilançolarının gelir ve gider farkı cetvellerinin, yönetim kurulunun faaliyet raporlarının ve varsa denetim kurulu raporlarının okunaklı birer fotokopilerini sunabilmesi için süre verilmiştir. Daha sonra Ankara 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/28 Talimat sayılı dosyası üzerinden alınan 24/05/2013 tarihli ek rapordaki görüş ve talepler nedeni ile dosyaya celbedilen defter, kayıt ve belgeler ve taraf vekillerinin beyanları ile tüm dosya ve ekleri birlikte yeniden Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yolu ile gönderilerek öncelikle mahkemelerince resen seçilecek şirketler yani kooperatif muhasebesi konusunda uzman 1 mali müşavir de tayin edilerek ve doaha önce oluşturulan ve rapor veren bilirkişiler Yılmaz Tunç ile Hasan Erdoğan dan oluşan 2 kişilik bilirkişi heyetine dahil eğdilmek sureti ile oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine dosyanın ve tüm eklerinin tevdi ile daha önce sunulan rapor ve ek raporlar, bunlara karşı taraf vekillerince sunulan beyan ve itirazlar ile belgeler, ek rapor ve ek raporda bilirkişilerce talep edilip de dosyasına celbedilen ve eklenen davacı kooperatifin defter kayıt ve belgeleri ile tüm dosya kapsamı yeniden incelenip değerlenderilmek sureti ile bu konularda rapor sunmalarının istenilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişiler Hüsnü Akyüz, Hasan Erdoğan ve Yılmaz Tunç'un 16/07/2014 tarihli raporlarında özetle; "Dosya içeriği belgeler, bilirkişi raporları, denetim raporu incelendiğinde, davacı kooperatifin ticari defterlerin usulüne uygun tutulmamış olması, bu kapsamda sadece defter incelemesi ile sonuca ulaşılamayacağı, davalının ticari defter ve kayıtlarında Vakıflar Bankası hesabına yapılan para girişleri ve bu bankadan yapılan para çıkışlarının hiçbir şekilde kayıt altına alınmadığı, dava konusu banka işlemlerinin banka hesabına alınmamış olması, banka hesaplarında takip edilmemiş olması sebebiyle bu tutarların nereye harcandığı hususunda incelemenin ve tespitin ancak tüm fiş ve belgeler, banka dekontları, mahsup fişleri, firma cari hesap ilişkileri, sözleşmeler ve benzeri belgeler ile birlikte ticari defterler üzerinde inceleme yapılması suretiyle mümkün olacağı davacının bu sebeple usulüne uygun tutulmamış defterlerinde kooperatif yönetimin sorumlu olduğu, buna karşın, defterlerde bu tespitlerin yapılmamış olmasının davalı banka aleyhine delil olmasının hakkaniyetli olmayacağı, davalı bankanın, davacı kooperatifin hesabından 3 yönetim kurulu üyesinin birlikte imzayla para ödemesi veya işlem yapması gerektiği hususunda tereddütün bulunmadığı, davalı banka hesaplarında toplam 2.730.687,94-TL ödeme gerçekleştirdiği, davalı bankanın sorumlu olduğu miktarın üst sınırının hesaptan usulsüz olarak çekilen paranın tamamı olan 2.730.687,94-TL olacağı, ancak yapılan dekont incelemesi sonucunda, 7.730.738,34-TL banka işlemlerinden, uygun talimat ile yapılan işlemlerden dolayı davalı bankanın sorumlu tutulamayacağı tutarın 511.515,40-TL olduğu, bu tutarın düşülmesi ile bankanın sorumlu olacağı en yüksek tutarın 2.219.222,94-TL ye düşeceği, davalı bankadan EFT olarak ...'e yapılan ödemelerin kooperatif için harcandığının dosya içeriği bilirkişi raporları, denetim raporlarından tespit edildiği, masrafları ile birlikte 90.378,00-TL tutarında kooperatif için harcandığı ve bu tutarında düşülmesi ayrıca Kayseri 4. İcra 2007/7167 icra dosyası ile Akbank İcra açıklamasıyla kesilen 109.838,19-TL'nin düşülmesi ile davalı bankanın en fazla 2.019.006,75-TL tutarı kadar sorumlu olabileceği, EFT işlemi yapılan ... ve ...'ın kooperatif ile ilişkisinin saptanması gerekeceği, 240.561,75 TL tutarında bu işlemlerin kooperatif defterlerinde kayıt altına alınıp alınmadığının tespit edilemediği, ticari defter ve kayıtların dosyaya sunulması durumunda tespit edilebileceği, iki imza ile yapılan işlemler tutarının 217.000,00 -TL ve ... tarafından tek imza ile çekilen 1.561.45,00-TL'nin kooperatif hesaplarına yansıtılıp yansıtılmadığının dosya içeriği belgelerden tespit edilemediği, davacı kooperatifin bu hususlara ilişkin bir çalışma sunmadığı, dosya içeriği belgelerden anlaşıldığı üzere, kooperatif defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, bu hususun bilirkişi raporları ve denetim raporunda da belirtilmiş olduğu, dosyada bulunan 2003-2004 yılı karşılaştırmalı bilançosunda banka işlemlerine ilişkin kayıtların ve bakiyenin olmasına karşın, 2005 ve 2006 yılındaki karşılaştırmalı bilançolarda, banka işlemlerine ilişkin kayıt bulunmadığının bunun göstergesi olduğu görüş ve kanaatine varıldığı" bildirilmiştir.
Yukarıda sözü edilen bilirkişi kurulunun raporuna karşı davalı banka vekilince ayrıntılı itirazlarda bulunulduğu anlaşılmakla, Ankara Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak dosyanın rapor veren bilirkişiler Hüsnü Akyüz, Hasan Erdoğan ve Yılmaz Tunç'a yeniden tevdi ile rapora karşı davalı banka vekilince sunulan 02/09/2014 tarihli itiraz dilekçesindeki her bir itiraz sebebi yönünden bir inceleme, değerlendirme ve gerekiyorsa hesaplamalar da yapılarak ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiler ***oluşan bilirkişi kurulunun 19/04/2016 tarihli ek raporlarında özetle; "17/06/2014 tarihli kök raporumuzdaki kanaatimizi değiştirecek herhangi bir hususun bulunmadığı, davalı bankanın, davacı kooperatifin hesabından 3 yönetim kurulu üyesinin birlikte imzayla para ödemesi veya işlem yapması gerektiği hususunda tereddütün bulunmadığı, davalı banka hesaplarında toplam 2.730.687,94-TL ödeme gerçekleştirdiği, davalı bankanın sorumlu olduğu miktarın üst sınırının hesaptan usulsüz olarak çekilen paranın tamamı olan 2.730.687,94-TL olacağı, ancak yapılan dekont incelemesi sonucunda, 2.730.738,34-TL banka işlemlerinden, uygun talimat ile yapılan işlemlerden dolayı davalı bankanın sorumlu tutulamayacağı tutarın 511.515,40-TL olduğu, bu tutarın düşülmesi ile bankanın sorumlu olacağı tutarın en yüksek tutarın 2.219.222,94-TL'ye düşeceği, davalı bankadan EFT olarak ...'e yapılan ödemelerin kooperatif için harcandığının dosya içeriği bilirkişi raporları, denetim raporlarından tespit edildiği, masrafları ile birlikte 90.378,00 TL tutarında kooperatif için harcandığı ve bu tutarında düşülmesi ayrıca Kayseri 4. İcra 2007/7167 icra dosyası ile Akbank icra açıklamasıyla kesilen 109.838,19-TLnin düşülmesi ile davalı bankanın en fazla 2.019.006,75-TL tutarı kadar sorumlu olabileceğinin düşünülebileceği, ancak EFT işlemi yapılan ... ve ...'ın kooperatif ile ilişkisinin saptanamadığı 240.561,75-TL tutarında bu işlemlerin kooperatif defterlerinde kayıt altına alınıp alınmadığının tespit edilemediği, iki imza ile yapılan işlemler tutarının 217.000,00-TL ve ... tarafından tek imza ile çekilen 1.561.445,00-TL'nin kooperatif hesaplarına yansıtılıp yansıtılmadığının dosya içeriği belgelerden tespit edilemediği , bu noktada belirtmek gerekirse mevcut dosya kapsamına nazaran kooperatifin gerçek zararını net olarak belirlemenin mümkün bulunmadığı" bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, bankanın kusurlu eylemi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihe göre dava değeri itibarı ile mahkememiz heyeti yazılı yargılama usulüne göre yargılama tarafından yapılarak dava sonuçlandırılmıştır.
Davacı kooperatif yönetim kurulu başkan ve üyelerinin davalı banka nezdindeki hesabından birlikte üç imza ile yapılmayan, başka bir deyimle yetkisiz olarak yapılan para çekimi işlemleri nedeniyle davacı kooperatifin zararı olup olmadığı, varsa davalı bankanın bu zarardan sorumluluğunun bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusudur.
Davacı vekili 01/09/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile "Mahkemeye sunulan 16/07/2014 tarihli bilirkişi raporunda davalı bankanın, müvekkilim kooperatife ödemekle sorumlu olduğu tutarın 2.019.006,75-TL olduğu tespitine yer verilmiştir. İlk dava dilekçemizde davaya ve alacak talebine ilişkin fazla miktara yönelik hakkımız saklı tutularak 40.000-TL'lik alacak davası açılmış idi. Ancak bilirkişi raporuna göre alacak miktarımızın 2.019.006,75-TL olduğunun tespiti ışığında dava miktarını 1.979.006,75-TL daha artırmak gereği hasıl olmuştur. Islah edilen tutar olan 1.979.006,75- TL'na dava tarihinden başlamak üzere Merkez Bankası reeskont faizi üzerinden ticari temerrüt faizi uygulanmasını talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizde evvelce yapılan yargılama sonunda 08/03/2021 tarihli, ... Karar sayılı gerekçeli karar ile davacı kooperatifin banka hesabından para çekilmesi için üç imzaya gerek olduğu halde tek imza ve iki imza ile hesaptan para çekimi işlemleri yapıldığını, başlı başına davalı bankanın objektif özen yükümlülüğüne açıkça aykırı davrandığını, bilirkişi raporlarında davalı banka nezdindeki hesaptan usulsüz olarak çekilen para miktarının 2.730.687,94-TL olduğu ancak dosya kapsamından davacı kooperatifle ilgili diğer firmaların tarafından da ödemeler yapıldığı, dolayısıyla davalı banka tarafından hesaptan yapılan yukarıdaki miktar tutarındaki ödemelerin usulsüz olsa da gerçekten bu ödemeler davacı kooperatifin borçlarına ve giderlerine harcanmışsa kooperatif borçlarına ve giderlerine harcanan kısmın kooperatif zararı olarak nitelendirilemeyeceği, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin *** K. sayılı dava dosyasında davacı kooperatifin yönetim kurulu başkanı ...'ın zimmet suçundan sanık olarak yargılandığı, ceza dosyasında alınan raporda sanıklar ...'ın davacı kooperatifin toplam 488.105,94-TL'sini zimmetine geçirdiğinin tespit edildiği, sanığın hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği, ceza mahkemesinde davacı kooperatifin tüm defter ve kayıtlarının temin edilerek incelendiği, tek ve iki imza ile çekilen para tutarı fazla olsa da usulsüz çekilen paranın tamamını ...'ın zimmetine geçirmediği, ceza mahkemesinin hükmüne esas aldığı söz konusu bilirkişi raporununda usulsüz para çekimi neticesinde sanık ...'ın zimmetine geçirdiği belirlenen 488.105,94-TL'nin davacı kooperatifin gerçek zararı olduğu, zararın meydana gelmesinde yönetim kurulu başkan ve üyelerini iyi seçmeyen ve etkin şekilde denetlemeyen davacının da bu suretle müterafik (ortak) kusurunun bulunduğu, kooperatifin yönetim kurulu başkanı ... tarafından 3 yıl boyunca çok sayıda banka hesabından para çektiği ve bir kısmını zimmetine geçirdiği, bankadan usulsüz para çekmesini ve zimmetine geçirmesini etkin şekilde denetlemeyen, yönetim kurulu üyelerini ve başkanını seçmede gerekli özeni göstermeyen davacı kooperatifin zararın meydana gelmesinde %50 oranında müterafik (ortak) kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 244.052,97-TL'nin 40.000,00-TL'sinin dava tarihi olan 01/03/2011 tarihinden itibaren ve bakiye 204.052,97-TL'sinin ıslah tarihi olan 01/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkememizin 08/03/2021 tarihli, ... Karar sayılı gerekçeli kararı yasal süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce icra edilen istinaf incelemesi sonunda 22/09/2021 tarihli, ... Karar sayılı karar ilamı ile mahkememizce verilen kararın, yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere göre usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, bu nedenlerle usul ve kanuna uygun mahkeme kararına karşı taraf vekillerince yapılan istinaf itirazlarının reddi gerektiği gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2021 tarihli, ... Karar sayılı karar ilamına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce icra edilen temyiz incelemesi sonunda 14/09/2023 tarihli, 2022/1170 Esas ve 2023/5004 Karar sayılı ilamı ile "... Mahkemece davacının üç yıl gibi uzun bir süre boyunca hesap hareketlerini denetlememesi nedeniyle %50 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesi doğru görülmüş ise de, tek veya iki imza ile usulsüz olarak çekilen miktar belirlenerek kooperatifin zararının tespit edilmesi gerekirken, davacı kayıtlarından usulsüz çekilen paranın tespit edilemediği gerekçesiyle ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda zimmete geçirildiği belirlenen miktar üzerinden karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde mahkemece; ispat yükünün davacı kooperatifte olduğu gözetilerek kooperatif kayıtları üzerinde ayrıntılı inceleme yapılarak kasadan para çıkışı olmadan ödenen borçlar, sair giderler varsa bunların dava konusu usulsüz işlemlerle elde edilen kaynaktan karşılandığının kabulü ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2021 tarihli, ***Karar sayılı kararının ortadan kaldırılmasına ve mahkememizin 08/03/2021 tarihli, *** Karar sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İade edilen dava dosyası mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmiştir.
Yapılan duruşmada Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2023 tarihli, 2022/1170 Esas ve 2023/5004 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak *** Karar sayılı dava dosyasının fiziken incelenmek üzere gönderilmesi istenmiştir. Bu dava dosyası, dosyamız arasına alınmıştır.
Davacı kooperatife uyuşmazlık konusu ettiği zarara ilişkin tüm defter ve kayıtlarını eksiksiz olarak mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere mahkememize ibraz etmesi için kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı taktirde kooperatifin defter ve kayıtlarını ibraz etmekten kaçınmış sayılacaklarını ve kooperatifin defter ve kayıtlarına delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacakları davacı kooperatif vekiline usulünce ihtar edilmiştir. Davacı vekili bu konuda 30/01/2024 tarihli dilekçe sunarak açıklama yapmıştır.
Davacı vekilinin istenilen ticari defter ve kayıtlar ile ilgili mahkememize verdiği 30/01/2024 tarihli dilekçe içeriği dikkate alınarak Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Emanet Memurluğu'na müzekkere yazılarak emanetin ... sırasında kayıtlı olan davacı kooperatife ait defterlerin akıbetlerinin araştırılarak halen emanet sırasında bulunuyorsa ivedilikle mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. Bu müzekkeremize30/04/2024 tarihli yazı ile cevap verilmiş, buraca gönderilen çuvalların açılmasında içerisinde davacı kooperatife ait 1 adet 2005 karar defteri, 2007 yılı defter-i kebir, 2008 yılı yevmiye defteri, 2006 yılı yevmiye defteri, 2009 yılı yevmiye defteri, 2008 yılı defteri kebir, 2007 yılı yevmiye defteri, 2 adet araç takip çizelge defteri, 27 adet poşet dosya içerisinde faturalar (mavi dosya içerisinde) ve *** seri numaralı gelir faturaların çuval içerisinden çıktığı tespit edilerek mahkememizce teslim alınmış ve Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Emanet Memurluğu'na bu durumun tespitine ilişkin bilgilendirme yazısı yazılmıştır.
Yukarıda bahsedilen eksiklerin ikmalinden sonra HMK'nun 266. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince yargılama safahatı içinde yetki alanımız içinde bulunan bilirkişilerden daha önce hüküm vermeye ve denetime elverişli raporlar alınamaması, konunun daha detaylı inceleme gerektirmesi nedeni ile bir mali müşavir ve 2 emekli Sayıştay üyeleri arasından resen re'sen seçilecek 3 kişilik bilirkişi kurulunun görevlendirilmesine, dava dosyasının bilirkişilere tevdi için Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmasına, HMK'nun 273. maddesi gereğince iddia, savunma,uyulan Yargıtay bozma ilamı, dosyamız üzerinden daha önce alınan bilirkişi raporları, ceza mahkemesi dosyası ve Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi yargılaması safahatında bu dosya üzerinden aldırılan bilirkişi raporları, kooperatifin tüm defter, kayıt ve belgeleri ile diğer tüm delillere göre davacı kooperatifin kasasından para çıkışı olmadan ödenen borçlar, sair giderler varsa bunların dava konusu usulsüz işlemler ile elde edilen kaynaktan karşılandığının kabulü ile davacı kooperatifin bu nedenle oluşan zarar miktarının tespiti konusunda hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişilere yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir.
Ankara 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat sonucunda dava dosyası ve ekleri görevlendirilen bilirkişi kuruluna tevdi edilmiştir.
Emekli Sayıştay Uzman Denetçisi ***, Emekli Sayıştay Uzman Denetçisi *** ve Mali Müşavir ***'dan oluşturulan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 19/09/2024 tarihli raporda özetle; "Davanın; davacı S.S. ...Taşıyıcılar Kooperatifi adına yapılacak iş ve işlemlerde kooperatifin üç yönetim kurulu üyesinin birlikte atacakları imza ile yetkili kılındığı, ancak davacı kooperatifin davalı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Yeni Sanayi Şubesi nezdinde bulunan ... numaralı hesabından üçlü imza olmadan usulsüz şekilde tek imza ile kooperatif yönetim kurulu başkanı ...'a yüklü miktarlarda ödemeler yapıldığı, davalı bankanın diğer üyelerin bilgisi dışında bu ödemelere izin vererek usulsüz ödeme gerçekleştirdiği, bu ödemeler nedeniyle kooperatif başkanı hakkında zimmet suçundan devam eden yargılama olduğu, davalı bankaca yetkisiz kişiye yapılan ödemeler nedeniyle kooperatifin zarara uğratıldığı gerekçesiyle kooperatifin uğramış olduğu zararın davalı bankadan tahsili istemiyle açıldığı, uyuşmazlığın çözümünde; mahkemenin görevlendirmesi doğrultusunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bozma kararında yer aldığı üzere, öncelikle kooperatif yönetim kurulu üyeleri tarafından davalı bankadan tek veya iki imza ile usulsüz olarak çekilen miktarın belirlenerek kooperatifin zararının tespit edilmesi, daha sonra kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yapılarak kasadan para çıkışı olmadan ödenen borçlar, sair giderler varsa bunların dava konusu usulsüz işlemlerle elde edilen kaynaktan karşılandığının kabulü kooperatifin davalı bankanın kusurundan kaynaklı zararına ilişkin yapılan değerlendirme neticesinde; davacı kooperatifin davalı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Yeni Sanayi Şubesi nezdinde bulunan ... numaralı hesabından tek veya iki imza ile usulsüz olarak çekilen miktarın toplam 2.305.844,75-TL olduğu, davacı kooperatifin davalı banka nezdinde bulunan hesaplarından usulsüz şekilde çekilen tutarın 140.378,00-TL'sinin ... firmasına, 317.393,75-TL'sinin ... firmasına, 40.168,00-TL'sinin ise ... isimli kişiye yapılan ödeme için kullanıldığı, daha açık bir ifadeyle davacı kooperatifin hesaplarından usulsüz olarak çekilen 2.305.844,75-TL'nin toplam 497.939,75-TL'lik kısmının kooperatif adına yapılan ödemelerde kullanıldığı, dolayısıyla kooperatifin zararının toplam (2.305.844,75 - 497.939,75) 1.807.905,00- TL olduğu, dava dosyası ekinde yer alan 2 (iki) çuval içerisinde bulunan S.S. ...Taşıyıcılar Kooperatifi'nin 2006, 2007 ve 2008 yılına ait yevmiye defteri, 2008 yılına ait defteri kebir kayıtları, araç takip çizelge defteri, faturalar incelendiğinde; kooperatifin davalı banka nezdinde bulunan hesaplarından usulsüz şekilde çekilen ve kooperatifin zararı olarak tespit edilen 1.807.905,00-TL'ye ilişkin para çekme işlemlerine ilişkin yevmiye defteri ve defteri kebirde hiçbir kaydın bulunmadığı, ayrıca para çekme işleminin yapıldığı tarihler veya bu tarihlere yakın tarihlerde 100-Kasa hesabından çekilen tutarlar veya bu tutarlara yakın tutarlarda kooperatif adına yapılan bir ödemenin de bulunmadığı, ayrıca, S.S. ...Taşıyıcılar Kooperatifi'nin dosyada mevcut 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılı yevmiye defteri ve defteri kebir kayıtları, araç takip çizelge defterleri ve faturalar incelendiğinde, kooperatif kasasından para çıkışı olmadan kooperatif adına ödenen bir borç ve sair herhangi bir gider tespit edilemediği, dolayısıyla davacı S.S. ...Taşıyıcılar Kooperatifi'nin davalı banka nezdinde bulunan hesaplardan tek veya iki imza ile usulsüz olarak çekilen tutarlar nedeniyle toplam zararının 1.807.905,00-TL olduğu, davacı kooperatif yönetim kurulu üyeleri hakkında yapılan ceza yargılamasında her ne kadar 484.647,04-TL'lik kooperatif parasının kooperatifin bütün iş ve işlemlerini yürüten sanık ...'ın zimmetinde olduğu tespitine yer verilmiş ise de, heyetimizce yapılan incelemede uyuşmazlığa konu olayda Yargıtay'ın bozma kararında belirtilen hususlar çerçevesinde yönetim kurulu üyelerince davalı bankadan usulsüz şekilde çekilen tutarlar ve bu tutarların defter ve kayıtların incelenmesinde kooperatif adına harcanıp harcanmadığının tespit edildiği, bu açıdan söz konusu hesaplamalar bakımından bir çelişkinin söz konusu olmadığı, bu açıklamalar ışığında davacı S.S. ...Taşıyıcılar Kooperatifi'nin hesabından yönetim kurulu üyelerince usulsüz şekilde çekilen tutarlardan kaynaklı uğradığı zarar sebebiyle davalı Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı'ndan talep edebileceği alacak tutarı ve müterafik kusura ilişkin hukuki değerlendirmenin münhasıran mahkemenin takdirinde olduğu" belirtilmiştir.
Anılan bilirkişi kurulunun raporunun dosya içinde bulunan kooperatif defterleri, ticari kayıtları, banka kayıtları, ceza mahkemesi dosyası ve tüm dosya içeriği ve Yargıtay bozma ilamı ile uyumlu, hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğu görülerek mahkememizce benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır.
Dava, davalı bankanın kusurlu eylemi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.
Bankalar, devletin yoğun denetimi ve müdahalesi altında bulunan ve kendileri için belirlenmiş özel ilkelere uymak şartıyla faaliyet gösterebilen kuruluşlardır. Bankacılık sektörüne özgü bu durum, bankalarla muhatap olan geniş halk kitlelerinin bankalara karşı özel bir güven duygusu beslemelerine yol açmaktadır. Hukuken korunmaya değer olduğu sürece bu güven, bankaların diğer ticari işletmelerden ve klasik şirket türlerinden farklı hukuki sorumluluk kurallarına tabi tutulmalarını zorunlu kılmaktadır. Bankaların bu özelliği; aynı zamanda, iş ilişkileri nedeniyle muhatap oldukları kişilere karşı borçlarının ve sorumluluklarının da ayrı ve özel kurallarla belirlenmesini gerektirmektedir (BATTAL, Ahmet: Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara 2001, s.1).
Güvenilir olmak, ticaret hayatında çok değerli güç kaynaklarından biridir. Bu sıfat, sahibine bir sosyal statü sağlar. Kendisiyle alışveriş yapılabilir, borç verilebilir, kefaleti kabul edilebilir olmak gibi önemli sonuçlar doğurur (BATTAL, Ahmet: a.g.e., s.9).
Sosyal hayatın temelini oluşturan güven duygusu hukuk düzeninde de önemli bir ilke şeklinde kendini göstermektedir (ERİŞ; Gönen: Açıklamalı- İçtihatlı TTK, Ankara 1987, c. I, s.23). Bu ilke, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 2. maddesinden kaynaklanmaktadır.
Güven ilkesi öncelikle, söz verenin sözüne sadık kalacağına, namuslu ve dürüst bir kişi olarak hareket edeceğine güven şeklinde sözleşmelerin temelinde yer alır. Ayrıca söze bağlılık kadar, güveni sarsacak tutumlardan ve karşı tarafı hayal kırıklığına uğratmaktan kaçınmak da güven ilkesinin sonucudur (SEROZAN, Rona: Sözleşmeden Dönme, İstanbul 1975, s. 245; SUNGURBEY, İsmet: Medeni Hukuk Sorunları, İstanbul 1974, c. II, s.91).
Güvenin korunması ilkesi -kısaca güven ilkesi- hukuken korunmaya değer bir çıkarını gerçekleştirmek üzere buluştuğu kişide bir güven olgusu yaratanın, bu güvenin sonuçlarına katlanması ve onun bir kez yaratmış bulunduğu güveni artık sarsmaması anlamını taşımaktadır. Aralarında karşılıklı güvene dayanak oluşturabilecek özel ve somut bir hukuksal bağ bulunan kişilerden her birinin, sözüyle ve eylemiyle karşı tarafta yarattığı korunmaya değer haklı güveni boşa çıkarmamasını buyurur (SEROZAN, Rona: y.a.g.e., s. 246).
Bankalar sözleşmeden kaynaklanan veya bu kapsamda değerlendirilen borçlarını, hiç ya da gereği gibi yerine getirmemeleri halinde, kendilerine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olurlar (818 sayılı Borçlar Kanunu m. 96, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 112)
Ayrıca bankalar, genel olarak her türlü kusurdan sorumludurlar. Sorumluluklarının kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle banka için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir. Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanır (818 sayılı Borçlar Kanunu m. 98, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 114)
Bankalar yönünden sorumluluğun ölçüsünün belirlenmesinde kullanılacak bir başka genel kural da 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 20/2. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18/2. maddesinde tanımını bulmuştur. Buna göre, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Bunun sonucu olarak, itibar müessesesi olan bankaların, bu vasıfları nedeniyle gerekli bilgi ve tecrübelerinin varlığı hususunda kendilerine duyulan güveni boşa çıkarmamaları gerekir. Bankaların kendilerine güvenen müşterilerine, onların yakınları olan üçüncü kişilere ve bilgi almak ya da ilişki kurmak amacıyla kendilerine başvuran kişilere karşı TMK’nun 2. maddesinden doğan, koruyucu nitelikte bir özen borcu vardır.
İmtiyazla çalışan ve yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi tacirler durumundaki bankalar, bu özel vasıflarının kendilerine yüklediği özen borcuna uygun hareket etmelidirler (BATTAL, Ahmet: a.g.e., s.149). Bankaların özen borcunun ölçüsü belirlenirken, bankacılık mesleğinin ve sektörün kendisine has nitelikleri mutlaka nazara alınmalıdır (TANDOĞAN Haluk: Türk Hukukunda Bankacının Hukuki Sorumluluğu, Mukayeseli Banka Hukuku İhtisas Dönemi, Ankara 1974, s.104; KAPLAN, İbrahim: Sorumluluk: Banka ve İdare Meclisi Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu XI., Ankara 1994, s. 140; İNAN, Nurkut: Çek Rizikolarından Doğan Sorumluluk, Ankara 1981, s. 131).
Ayrıca kusur ve özen belirlenirken, borçlunun faaliyet sahası da nazara alınır. Riskli bir saha ise bu kişiden beklenen özen yüksek olacaktır. Bankacılık sektörü, gerek banka yönetimi ve gerekse hizmet verdiği kişiler yönünden bir bütün olarak riskli bir alandır. Bankaların özen borcu bu riskin bir gereği olarak ağırlaştırılmalıdır (AŞÇIOĞLU, Çetin: Kusurun Belirlenmesi ve Derecelendirilmesi, Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu V., Ankara, s. 174). Bankaların tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranmaları mükellefiyeti, herhangi bir tacirinkinden farklıdır. Bankacılık alanında hizmet verenlerden beklenen basiret ölçüsü, özen vecibesi, şüphesiz daha ağırdır (KARAYALÇIN, Yaşar: Özel Hukukta Meseleler ve Görüşler, Ankara 1997, c.V, s. 85).
Banka ile ilişkiye girdiği kişi arasındaki iş ilişkisi ihtilafa neden olduğu takdirde hangi tarafın hangi hususları ispat etmesi gerektiği önemlidir. Güven ilişkisi bazı hallerde ispat yükü konusundaki genel kuralları da değiştirebilecek güce sahiptir. Akdin müsbet ihlali halleri için geliştirilmiş olan çözümler, uygun düştüğü ölçüde asli edim yükümünden bağımsız nitelik taşıyan kanuni borç ilişkisine de uygulanacaktır. Ancak yetersiz geldiği hallerde müşterinin ispat yükünü azaltmaya ya da bankanın ispat külfetini artırmaya yönelik yorum tercih edilmelidir (BATTAL, Ahmet: y.a.g.e., s.122).
Hukuki ve ahlaki bir yükümlülük olarak herkes kendi hatasından kaynaklanan zararı telafi etmelidir. Bu nedenle de bankalar kendi kusuruna dayanamazlar.
Banka haksız fiil işlememek gibi genel bir yapmama görevini ihlal ederse, ortada haksız fiil sorumluluğu vardır. Şayet borç ilişkisinden doğan bir yükümlülüğü ihlal ederse, sorumluluk borca aykırılığın bir sonucudur. Her iki halde de kural olarak bankanın, kusuruyla hareket etmiş olması gereklidir. Burada kusur aynı anlamdadır (TEKİNAY, S. Sulhi/AKMAN, Sermet/ BURCUOĞLU, Haluk/ALTOP, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 875).
Kusur kavramı tanımlanması zor terimlerden olmakla yine de bir tanım aktarmak gerekirse, borçlu borç ilişkisinden doğan borcunu bilir veya bilmesi gerekirse kusurludur. Borçlu kusurunun varlığını ve borcu ihlal etmekte olduğunu bilmek imkanına sahip olmalıdır. Eğer borçlu mazur görülebilen bir sebeple, bu bilgiye sahip olmamışsa kusurlu sayılması da mümkün değildir (BATTAL, Ahmet: a.g.e., s.136). Öte yandan hal ve şartlara yükümlülüğe uygun davranışta bulunması kendisinden beklenmeyecek olan borçlu da kusurlu değildir (TEKİNAY/ AKMAN / BURCUOĞLU /ALTOP, a.g.e., s. 875).
Ancak iki tür sorumluluk arasında ispat yükü bakımından önemli bir fark vardır. Haksız fiilden dolayı failin sorumlu tutulabilmesi için, zarar gören davacı zarardan başka davalının kusurlu olduğunu da ispat etmelidir. Oysa borca aykırılık sözkonusu ise, borçlu kusursuzluğunu ya da zararın karşı tarafın kusuruyla meydana geldiğini kendisi ispat etmelidir. Aksi halde sorumluluktan kurtulamaz (BAŞTUĞ, İrfan: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, Manisa 1984, s. 322; TEKİNAY/ AKMAN / BURCUOĞLU/ ALTOP, a.g.e., s. 888; OLGAÇ, Senai: Türk Borçlar Kanunu, Ankara 1988, c. I, s. 916; DOMANİÇ, Hayri: Anonim Şirketlerin Kuruluşundan Doğan Hukuki Mesuliyet, İstanbul 1964, s. 75).
Bilindiği üzere davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti bulunmayan bir kimsenin, kendi iradesi ile hak elde edebilme, borç altına girebilme ehliyetinden söz edilebilmesine imkan bulunmamaktadır.
Eldeki davada davacı kooperatif, davalı banka nezdindeki mevduat hesabından davacı kooperatifin yönetim kurulu başkanı ...'ın usulsüz para çekmeleri nedeniyle oluşan zararın tazminini talep etmektedir.
Öncelikle banka ile müşteri arasında bir sözleşme ilişkisi mevcut olmalıdır. İlk olarak sözleşme ilişkisinin bankanın özen borcuna aykırı bir davranışla ihlal edilmesi gerekir. Bankanın sorumluluğunun başka bir şartı da özen borcunun ihlalinden dolayı bir zarar doğması gerekir. Nihayet ortaya çıkan bu zarar ile özen borcuna aykırılık arasında illiyet bağı olmalıdır.
Taraflar arasında bankacılık sözleşmesi bulunduğu ihtilafsızdır. Bankadaki hesap üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi hesap sahibi ile onun kanuni ve iradi temsilcisine aittir. (Kaplan,Temsil, sh. 299 vd.)
Somut uyuşmazlıkta davacı kooperatifin 27/08/2005 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında oluşan yönetim kurulunun 31/08/2005 tarihli toplantısında, kooperatif başkanlığına ..., başkan yardımcılığına ..., muhasip üyeliğine ise ...'in seçildiği, davacı kooperatif adına yapılan bütün işlemlerde bu üç kişinin birlikte temsile ve ilzama yetkili oldukları, kooperatif yöneticileri tarafından, davalı bankanın Kayseri Yeni Sanayi Şubesi'nde kooperatif adına ... numaralı hesap açıldığı, kooperatif yetkililerinin imza sirkülerinin bankaya verildiğini, bu imza sirkülerinde, açılan bu hesaptan ancak üç yönetim kurulu üyesinin birlikte imzası ile para transferi ve para çekebileceklerinin belirtildiği, buna rağmen banka hesabından tek imza ve iki imza ile usulsüz olarak para çekildiği sabit olup, davalı banka hesaptan usulsüz para çekimi işlemlerini yapmak suretiyle basiretli bir tacirin gerektirdiği şekilde hareket edilmemek suretiyle özen borcu ihlal edilmiştir.
Mahkememiz tarafından uyulan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2023 tarihli, 2022/1170 Esas ve 2023/5004 Karar sayılı bozma ilamı çerçevesinde celp edilebilen davacı kooperatif defterleri, ceza mahkemesi dosyası ve eldeki dava dosyası kapsamında bulunan tüm delillere göre bir mali müşavir ve iki emekli Sayıştay üyeleri arasından resen re'sen seçilen üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Emekli Sayıştay Uzman Denetçisi ***, Emekli Sayıştay Uzman Denetçisi *** ve Mali Müşavir ***'dan oluşturulan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 19/09/2024 tarihli raporda özetle; "... uyuşmazlığın çözümünde; mahkemenin görevlendirmesi doğrultusunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bozma kararında yer aldığı üzere, öncelikle kooperatif yönetim kurulu üyeleri tarafından davalı bankadan tek veya iki imza ile usulsüz olarak çekilen miktarın belirlenerek kooperatifin zararının tespit edilmesi, daha sonra kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yapılarak kasadan para çıkışı olmadan ödenen borçlar, sair giderler varsa bunların dava konusu usulsüz işlemlerle elde edilen kaynaktan karşılandığının kabulü kooperatifin davalı bankanın kusurundan kaynaklı zararına ilişkin yapılan değerlendirme neticesinde; davacı kooperatifin davalı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Yeni Sanayi Şubesi nezdinde bulunan ... numaralı hesabından tek veya iki imza ile usulsüz olarak çekilen miktarın toplam 2.305.844,75-TL olduğu, davacı kooperatifin davalı banka nezdinde bulunan hesaplarından usulsüz şekilde çekilen tutarın 140.378,00-TL'sinin ... firmasına, 317.393,75-TL'sinin ... firmasına, 40.168,00-TL'sinin ise ... isimli kişiye yapılan ödeme için kullanıldığı, daha açık bir ifadeyle davacı kooperatifin hesaplarından usulsüz olarak çekilen 2.305.844,75-TL'nin toplam 497.939,75-TL'lik kısmının kooperatif adına yapılan ödemelerde kullanıldığı, dolayısıyla kooperatifin zararının toplam (2.305.844,75 - 497.939,75) 1.807.905,00-TL olduğu, dava dosyası ekinde yer alan 2 (iki) çuval içerisinde bulunan S.S. ...Taşıyıcılar Kooperatifi'nin 2006, 2007 ve 2008 yılına ait yevmiye defteri, 2008 yılına ait defteri kebir kayıtları, araç takip çizelge defteri, faturalar incelendiğinde; kooperatifin davalı banka nezdinde bulunan hesaplarından usulsüz şekilde çekilen ve kooperatifin zararı olarak tespit edilen 1.807.905,00-TL'ye ilişkin para çekme işlemlerine ilişkin yevmiye defteri ve defteri kebirde hiçbir kaydın bulunmadığı, ayrıca para çekme işleminin yapıldığı tarihler veya bu tarihlere yakın tarihlerde 100-Kasa hesabından çekilen tutarlar veya bu tutarlara yakın tutarlarda kooperatif adına yapılan bir ödemenin de bulunmadığı, ayrıca, S.S. ...Taşıyıcılar Kooperatifi'nin dosyada mevcut 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılı yevmiye defteri ve defteri kebir kayıtları, araç takip çizelge defterleri ve faturalar incelendiğinde, kooperatif kasasından para çıkışı olmadan kooperatif adına ödenen bir borç ve sair herhangi bir gider tespit edilemediği, dolayısıyla davacı S.S. ...Taşıyıcılar Kooperatifi'nin davalı banka nezdinde bulunan hesaplardan tek veya iki imza ile usulsüz olarak çekilen tutarlar nedeniyle toplam zararının 1.807.905,00-TL olduğu, davacı kooperatif yönetim kurulu üyeleri hakkında yapılan ceza yargılamasında her ne kadar 484.647,04-TL'lik kooperatif parasının kooperatifin bütün iş ve işlemlerini yürüten sanık ...'ın zimmetinde olduğu tespitine yer verilmiş ise de, heyetimizce yapılan incelemede uyuşmazlığa konu olayda Yargıtay'ın bozma kararında belirtilen hususlar çerçevesinde yönetim kurulu üyelerince davalı bankadan usulsüz şekilde çekilen tutarlar ve bu tutarların defter ve kayıtların incelenmesinde kooperatif adına harcanıp harcanmadığının tespit edildiği, bu açıdan söz konusu hesaplamalar bakımından bir çelişkinin söz konusu olmadığı, ..." şeklinde tespitlerde bulunulmuştur.
Bilirkişi kurulunun yukarıda bahsi geçen raporunda davalı banka nezdindeki hesaptan usulsüz olarak çekilen para miktarının 2.305.844,75-TL olduğu, ancak dosya kapsamından davacı kooperatifle ilgili diğer firmalara ve alacaklılara da ödemeler yapıldığı, dolayısıyla davalı banka tarafından hesaptan yapılan yukarıdaki miktar tutarındaki ödemelerin usulsüz olsa da gerçekten bu ödemeler davacı kooperatifin borçlarına ve giderlerine harcanmışsa, kooperatif borçlarına ve giderlerine harcanan kısmın kooperatif zararı olarak nitelendirilemeyeceği, hakkaniyet açısından kooperatifin gerçek zararının belirlenmesinin gerektiği bildirilmiştir. Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin *** Karar sayılı dava dosyasında davacı kooperatifin yönetim kurulu başkanı ... zimmet suçundan sanık olarak yargılanmıştır. Bu dosya üzerinden en son alınan ve emekli uzman denetçilerden oluşturulan bilirkişi kurulunun 13/07/2011 havale tarihli raporunda sanıklar ...'ın davacı kooperatifin toplam 488.105,94-TL'nı zimmetine geçirdiği tespit edilmiştir. Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi en son aldırdığı bu bilirkişi raporunu benimseyerek 10/04/2014 tarihinde sanık ...'ın üzerine atılı zimmet suçunu işlediği sabit olduğundan bahisle suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar, zarar miktarı, sanığın kastı, kastının yoğunluğu gözönüne alınarak eylemine uyan TCK'nun 247/1 ve 43/1. maddeleri gereğince hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş ve bu karar Yargıtay denetiminden de geçerek 24/09/2014 tarihinde kesinleşmiştir.
Yargıtay bozma ilamı çerçevesinde mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen 19/09/2024 tarihli raporda; davacı kooperatifin davalı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Yeni Sanayi Şubesi nezdinde bulunan ... numaralı hesabından tek veya iki imza ile usulsüz olarak çekilen miktarın toplam 2.305.844,75-TL olduğu, davacı kooperatifin davalı banka nezdinde bulunan hesaplarından usulsüz şekilde çekilen tutarın 140.378,00-TL'sinin ... firmasına, 317.393,75-TL'sinin ... firmasına, 40.168,00-TL'sinin ise ... isimli kişiye yapılan ödeme için kullanıldığı, daha açık bir ifadeyle davacı kooperatifin hesaplarından usulsüz olarak çekilen 2.305.844,75-TL'nin toplam 497.939,75-TL'lik kısmının kooperatif adına yapılan ödemelerde kullanıldığı, buna göre davacı kooperatifin zararının (2.305.844,75 - 497.939,75) olmak üzere toplam 1.807.905,00-TL olduğu, dava dosyasının ekinde yer alan iki çuval içerisinde bulunan davacı S.S. ...Taşıyıcılar Kooperatifi'nin 2006, 2007 ve 2008 yılına ait yevmiye defteri, 2008 yılına ait defteri kebir kayıtları, araç takip çizelge defteri, faturalar incelendiğinde; kooperatifin davalı banka nezdinde bulunan hesaplarından usulsüz şekilde çekilen ve kooperatifin zararı olarak tespit edilen 1.807.905,00-TL'ye ilişkin para çekme işlemlerine ilişkin yevmiye defteri ve defteri kebirde hiçbir kaydın bulunmadığı, ayrıca para çekme işleminin yapıldığı tarihler veya bu tarihlere yakın tarihlerde 100-Kasa hesabından çekilen tutarlar veya bu tutarlara yakın tutarlarda kooperatif adına yapılan bir ödemenin de bulunmadığı, ayrıca, S.S. ...Taşıyıcılar Kooperatifi'nin dosyada mevcut 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılı yevmiye defteri ve defteri kebir kayıtları, araç takip çizelge defterleri ve faturalar incelendiğinde, kooperatif kasasından para çıkışı olmadan kooperatif adına ödenen bir borç ve sair herhangi bir gider tespit edilemediği, dolayısıyla davacı S.S. ...Taşıyıcılar Kooperatifi'nin davalı banka nezdinde bulunan hesaplardan tek veya iki imza ile usulsüz olarak çekilen tutarlar nedeniyle toplam zararının 1.807.905,00-TL olduğu, davacı kooperatif yönetim kurulu üyeleri hakkında yapılan ceza yargılamasında her ne kadar 484.647,04-TL'lik kooperatif parasının kooperatifin bütün iş ve işlemlerini yürüten sanık ...'ın zimmetinde olduğu tespitine yer verilmiş ise de, bilirkişi kurulu tarafından yapılan incelemede uyuşmazlığa konu olayda Yargıtay'ın bozma kararında belirtilen hususlar çerçevesinde yönetim kurulu üyelerince davalı bankadan usulsüz şekilde çekilen tutarlar ve bu tutarların defter ve kayıtların incelenmesinde kooperatif adına harcandığının tespit edilemediği, bu açıdan söz konusu hesaplamalar bakımından bir çelişkinin söz konusu olmadığı tespit edilmiştir.
Mahkememizce benimsenen 19/09/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı kooperatifin davacı kooperatifin, davalı banka nezdinde bulunan hesaplardan tek veya iki imza ile usulsüz olarak çekilen tutarlar nedeniyle oluşan toplam zararının 1.807.905,00-TL olduğu kanaatine varılmıştır.
Dosya kapsamına göre, davalı banka, hesapta bulunan parayı üç imza gerekirken tek veya iki imza ile çekilmesi işlemini yapmakla zarardan sorumludur. Banka özen borcunu ihlal etmiştir. Bu durum 6762 sayılı TTK'nun 320. (6102 sayılı TTK'nun 369.) maddesine de aykırıdır. 818 sayılı BK'nun 321. (6098 sayılı TBK’nun 396.) maddesinde de objektif bir özen ölçüsü konmuş bir yandan da subjektif unsurlara önem verilmektedir. Objektif özen borcu aynı nitelikte başka bir banka şubesinin benzer olaylarda göstermesi gereken özeni göstermektir. Banka hesabından hesap sahibi dışında birine ödeme yapılmasında özen borcuna çok dikkat edilmesi lazımdır. Çamoğlu'na göre; yönetim kurulu üyeleri ortaklık işlerinin görülmesinde özenli bir anonim ortaklık yöneticisinin alması gerekli tedbirleri almalı ve bu ölçüye göre hareket etmelidir. Yöneticilerin özenli bir anonim ortaklık yöneticisinin aynı şartlarda seçeceği hareket tarzını seçmemesi, alacağı tedbirleri almaması nedeni ile ortaklık zarar görmüş ise bunu tazminle yükümlüdür. Yargıtay bir kararında " bankalar gördükleri hizmetin gereği olarak tüm önemleri düşünmek ve hizmetlerini yüksek güvenlik ortamı içinde yürütmek zorundadır" demiştir. Bankalar tüm işlemlerinde 6762 sayılı TTK'nun 20. (6102 sayılı TTK'nun 18.) maddesi gereğince basiretli bir tacir gibi davranmak zorundadır. (11. Hukuk Dairesi'nin 26/11/1981 tarih 4625 Esas ve 5043 Karar sayılı emsal kararı). Banka çalışanlarının konusunda uzman olmaları ve mesleğin gerektirdiği yeteneklere haiz olmaları gerekmektedir. Usulsüz para çekimi işlemleri yukarıda belirtildiği gibi Borçlar Kanunu'nun vekalet ve özen borcu hükümlerine aykırı, 6762 sayılı TTK'nun 20. (6102 sayılı TTK'nun 18.) maddesindeki basiretli olma kuralının ihlali niteliğindedir. Banka çalışanları gerekli özeni göstermemiş ve dikkatsiz davranmıştır. Banka çalışanı yardımcı kişidir. 818 sayılı BK'nun 100/I. (6098 sayılı TBK’nun 116.) maddesine göre yardımcı kişinin davranışlarından adam çalıştıran olarak mesuldür.
Bu aşamada maddi tazminatın indirilmesi sebepleri arasında yer alan müterafik (ortak) kusur kavramından bahsedilmesi yararlı olacaktır.
Sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermek zorundadır. Maddi tazminatın amacı, zarar verici olay meydana gelmese idi, zarar gören hangi durumda bulunacak idiyse o durumun yeniden kurulmasıdır. Başka bir deyişle maddi tazminat zarar görenin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi karşılamalı ve zararın tamamını gidermelidir. Zira tazminatın amacı, zarar vereni cezalandırmak veya zarar göreni zenginleştirmek değildir. Ancak zararlı sonucun doğmasına zarar veren yanında zarar görenin kusuru veya bazı durum ve davranışları ya da umulmayan olaylarda katkıda bulunmuşsa tazminattan belirli bir indirim yapılması hakkaniyete daha uygun düşmektedir. Bu düşünce ile tazminattan indirim sebepleri 818 sayılı BK ve diğer bazı özel kanunlarda düzenlenmiştir.
Tazminattan indirim sebeplerinin en önemlileri 818 sayılı BK’nun 43. ve 44. (6098 sayılı TBK’nun 51. ve 52.) maddelerinde belirtilen sebeplerdir. Tazminattan indirim sebepleri, özel hükümler mevcut olmadıkça akdi sorumlulukta da uygulanacaktır. Zira 818 sayılı BK’nun 98. (6098 sayılı TBK’nun 114.) maddesi delaletiyle haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanacaktır.
818 sayılı BK’nun 44. (6098 sayılı TBK’nun 52.) maddesinin birinci fıkrası; "Mutazarrır olan taraf zarara razı olduğu yahut kendisinin fiili zararın ihdasına veya zararın tezayüdüne yardım ettiği ve zararı yapan şahsın hal ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hâkim, zarar ve ziyan miktarını tenkis yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir." hükmünü haizdir. Görüldüğü üzere bu fıkra daha çok zarar görenle ilgili olup "hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle düzenlenmiştir. Buna göre zarar görenin rızası ile zarar görenin kendi kusuru tazminattan indirim sebebi olarak öngörülmüştür.
Zarar görenin kendi kusurunda, kişinin kendisine zarar veren bir hareket tarzı söz konusudur. Zarar görenin kendi kusuru, akıllıca iş gören, mantıklı bir kişinin, kendi yararı gereği zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçması gereken bir eylemi olarak nitelendirilmelidir. Zarar görenin kusuruna ortak kusur, birlikte kusur veya müterafik kusur da denilmektedir (Tandoğan, Haluk; Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara, 1961, s. 318).
Müterafik (ortak) kusur, makul bir kimsenin kendi yararına sakınmak zorunda olduğu düşüncesiz, dikkatsiz bir hareket tarzıdır. Müterafik (ortak) kusur kasdi olabileceği gibi ihmal şeklinde de ortaya çıkabilir. Zarar görenin müterafik (ortak) kusuru tespit edilirken, aynen zarar verenin kusurunda olduğu gibi objektif kusur kriterlerine başvurulmalı, yani objektifleştirilmiş kusur kavramı esas alınmalıdır. Zarar görenin müterafik (ortak) kusuru illiyet bağını kesecek yoğunlukta ise zarar veren sorumluluktan kurtulacak ve tazminat ödemeyecektir. Buna karşılık zarar görenin müterafik (ortak) kusuru bu yoğunlukta değilse ortak sebep olarak tazminattan indirim sebebi teşkil edecektir. Zira bu halde zarar görenin kusuru, diğer ortak sebepler arasında kısmi bir sebep olarak zararın doğmasına veya artmasına katkıda bulunmuştur (Eren, s. 791). Başka bir deyişle zarar görenin davranışının illiyet bağını kesecek yoğunlukta olup olmadığı tespit edildikten sonra zarar görenin müterafik (ortak) kusuru belirlenerek sorumluluk paylaştırılıp tazminattan indirim yapılacaktır.
818 sayılı BK’nun 44. (6098 sayılı TBK’nun 52.) maddesinin birinci fıkrası zarar görenin sadece kusurundan söz etmekte ise de bazı hâllerde zarar görenin kusursuz davranışı da zararın ortak sebebi olabilmektedir. Örneğin çalışanını iyi seçmeyerek objektif özen borcunu ihlal eden adam çalıştıranın bu fiili zararın doğmasına veya artmasına ortak sebep olarak katkıda bulunursa, bu durum adam çalıştıranın uğramış olduğu zararın tazmininde indirim sebebi olabilecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı banka, hesapta bulunan parayı üç imza gerekirken tek veya iki imza ile çekilmesi işlemini yapmakla zarardan sorumludur. Banka özen borcunu ihlal etmiştir. Bu durum 6762 sayılı TTK'nun 320. (6102 sayılı TTK'nun 369.) maddesine de aykırıdır. Davacı kooperatifin banka hesabından para çekilmesi için üç imzaya gerek olduğu halde tek imza ve iki imza ile hesaptan para çekimi işlemleri yapılması, başlı başına davalı bankanın objektif özen yükümlülüğüne açıkça aykırı davrandığının göstergesidir. Davalı banka, üç imza vermesi gereken yönetim kurulu üyelerinden şehir dışında olanlara para çekimi sırasında telefonla bilgi verilip onayının alındığını savunmuşsa da bu savunmasını ispat edememiştir. Bu nedenle objektif özen yükümlülüğüne açıkça aykırı davranan davalı bankanın davacının oluşan zararından sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bununla birlikte 2006, 2007 ve 2008 yılları içinde banka hesabından usulsüz paralar çekildiği ve kooperatifin yönetim kurulu başkanı ... tarafından bu paraların bir kısmını zimmetine geçirdiği, bir kısmını ise kooperatif mevcut borç ve olağan giderlerine sarf ettiği, davacı kooperatif tarafından 2005, 2006 ve 2007 yıllarında kooperatif yönetim kurulu ve bu arada yönetim kurulu başkanı ...'ın ibra edildiği göz önüne alındığında yukarıda bahsedildiği üzere zararın meydana gelmesinde yönetim kurulu başkan ve üyelerini iyi seçmeyen ve etkin şekilde denetlemeyen davacının da bu suretle müterafik (ortak) kusurunun bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Her ne kadar 2005, 2006 ve 2007 yıllarında kooperatif yönetim kurulu ve bu arada yönetim kurulu başkanı ...'ın ibra edilmesi sorumluluğu ortadan kaldırmazsa da, ibra edilmesi kooperatifin yönetim kurulunu ve yönetim kurulu başkanı ...'ı iyi denetlemediğinin açık göstergesidir. Zira davacı kooperatifin kendi yönetim kurulunun faaliyetlerini gereği gibi denetlememesi karşısında kooperatifin yönetim kurulu başkanı ... tarafından 3 yıl boyunca çok sayıda banka hesabından para çektiği ve bir kısmını zimmetine geçirdiğinden, gerektiği şekilde iç denetimini yapmayan davacının kendi zararının doğmasına veya artmasına ortak sebep olarak katkıda bulunmuştur. Bu durumda davacının müterafik (ortak) kusurunun bulunduğu kabul edilip müterafik (ortak) kusur oranı belirlendikten sonra kendi uğramış olduğu zararın tazmininde bu kusur oranında indirim yapılması gerekmektedir. Buna göre davacının müterafik (ortak) kusurunun etkisi, zararın artmasına katkısı göz önüne alındığında somut olay çerçevesinde yapılan değerlendirmede, davacı kooperatifin yönetim kurulu başkanı olan ...'ın uzun zamana sari bankadan usulsüz para çekmesini ve zimmetine geçirmesini etkin şekilde denetlemeyen, yönetim kurulu üyelerini ve başkanını seçmede gerekli özeni göstermeyen davacı kooperatif zararın meydana gelmesinde mahkememizce %50 oranında müterafik (ortak) kusurlu olduğu taktir ve tespit edilmiştir. Yukarıda anlatılanlar gözetildiğinde davacıya yüklenecek %50 müterafik (ortak) kusurun somut olaya ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir.
Yargılama sonunda dosya içeriğine göre, davacı kooperatifin banka hesabından usulsüz para çekimi işlemleri yapan davalı bankanın bu işlemleri nedeniyle davacının oluşan zararlarından sorumlu olduğu, davacının banka hesabından usulsüz çekilen paranın bir miktarının davacının olağan giderlerine ve borçlarına harcandığından davacının zararının usulsüz çekilen para miktarı tutarında değil, davacı kooperatifin, davalı banka nezdinde bulunan hesaplardan tek veya iki imza ile usulsüz olarak çekilen tutarlar nedeniyle oluşan toplam zararının 1.807.905,00-TL miktarında olduğu, bankadan 3 yıl gibi uzun zaman süreci içinde usulsüz para çekildiği ve yönetim kurulu başkanının zimmetine para geçirdiği halde bu 3 yıl içinde yönetim kurulunu yeterli ve etkin şekilde denetlemeyen, yönetim kurulu üyelerini ve başkanını seçmede gerekli özeni göstermeyen davacı kooperatifin bu çerçevede müterafik kusurlu olduğu ilke olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu durumda 1.807.905,00-TL zararının oluşmasında mahkememizce davacı %50 mütefarik kusurlu bulunduğundan davalı bankanın sorumlu olduğu zarar miktarı 903.952,50-TL olarak tespit edilmiş ve davanın kısmen kabulü ile 903.952,50-TL'nin dava tarihi olan 01/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizini geçmemek üzere reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, sübut bulmadığından dolayı davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmesinin gerektiği konusunda görüş ve kanaate ulaşılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 903.952,50-TL'nin dava tarihi olan 01/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizini geçmemek üzere reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 61.748,99-TL nispi karar ve ilam harcının davacıdan peşin olarak alınan 594,00-TL peşin harç ve 33.797,00-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 43.435,24-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı tarafça yapılan 18,40-TL başvuru harcı, 594,00-TL peşin dava harcı ve 33.797,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 34.409,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça bozma öncesinde yapılan 66,90-TL müzekkere gideri, 59,00-TL tebligat gideri, 2.350,60-TL talimat dosya gönderme ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam 2.476,50-TL yargılama gideri ile bozma sonrasında yapılan 70,00-TL e-tebligat gideri, 10.500,00-TL bilirkişi ücreti, 1,75-TL KEP gideri, 1.562,50-TL posta masrafı olmak üzere toplam 12.134,25-TL olmak üzere genel toplamda 13.046,50-TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre belirlenen 5.959,26-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafça yapılan 66,00-TL tebligat gideri, 5,50-TL e-tebligat gideri, 881,90-TL talimat ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam 953,40-TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre belirlenen 517,91-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesap ve taktir olunan 138.553,35-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/3. maddesi gereğince davanın reddine karar verilen kısım üzerinden hesap ve taktir olunan 138.553,35-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra temyiz incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/12/2024
Başkan ***
E-imzalıdır
Üye ***
E-imzalıdır
Üye ***
E-imzalıdır
Katip ***
E-imzalıdır