T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas -...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikte Faturadan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :...
KARAR TARİHİ : ...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile olan satış sözleşmesinden kaynaklı alacağının tahsili amacıyla Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, davalı itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, icra dosyası kapsamında yer alan faturalardan kaynaklanan satış bedellerini davalının ödemediğini, belirterek itirazın iptaline karar verilmesini mahkemeden talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığını, davacı tarafından düzenlenen 23.05.2023 tarihli ......58; 23.05.2023 tarihli ......60; 29.05.2023 tarihli ......66 numaralı 19.06.2023 tarihli ..... numaralı faturalardaki malların teslim edilmediğini, bu faturaların içeriklerinin kabul edilmediğini, Kayseri 13. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarname ile davacının bilgilendirildiğini, bu faturalardan davalının herhangi bir borcu olmadığını, müvekkili tarafından davacıya 28.03.2023 tarihinde 50.000 TL, 01.04.2023 tarihinde 50.000 TL; 19.04.2023 tarihinde 25.000 TL, 01.08.2023 tarihinde 30.000 TL; 01.09.2023 tarihinde 40.000 TL; 31.08.2023 vadeli ... seri numaralı çekle 64.000 TL ödeme yapıldığını, ayrıca davacının borçlu olduğu ... Boya şirketine 232.976,50 TL'nin davalı tarafça karşılandığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini mahkemeden talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davacı tarafça, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası, Kayseri Arabuluculuk Merkezi'nin ... büro ve ... arabuluculuk dosyası, ihtarname, ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesine delil olarak dayanmıştır.
Davalı tarafça, Kayseri Genel İcra Dairesi ... sayılı dosyası, Kayseri 13. Noterliği ... Yevmiye numaralı ihtarname, Ödemelere ilişkin dekontlar ve çek sureti, Banka hareketleri, Vergi Dairesi Kayıtları, Ticari defterler ve kayıtlar, Whatsapp yazışmaları, ses ve görüntü kayıtları, Tanık beyanları ve Bilirkişi incelemesi, keşif, yemin, isticvap beyanlarına delil olarak dayanılmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı takip dosyasında takibin açıldığı tarihi gösteren sayman mutemet alındısı, takip talebi, ödeme emri, ödeme emrinin borçluya tebliğine ilişkin tebliğ mazbatası, borçlunun borca itiraz dilekçesi, icra müdürlüğünün durdurma kararı, borçlu tarafından kısmi ödeme yapılmış olması halinde ödeme belgesi ve takip dayanağı olan belgenin bir örneğinin uyaptan gönderilmesi istenmiş, dosyanın Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir.
Davacının T.C. kimlik numarası ve açık kimlik bilgileri belirtilmek suretiyle Kayseri Esnaflar Odası Başkanlığı'na müzekkere yazılarak davacının Esnaflar Odasına kaydı olup olmadığının, varsa faaliyet alanının sorulmasına, ilgili kayıt ve belge örnekleri istenmiş, 22/12/2023 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davacının T.C. kimlik numarası ve açık kimlik bilgileri belirtilmek suretiyle Kayseri Ticaret Odası Başkanlığı'na müzekkere yazılarak davacının Ticaret Odasına kaydı olup olmadığının, varsa faaliyet alanının sorulmasına, ilgili kayıt ve belge örnekleri istenmiş, 19/12/2025 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davacının T.C. kimlik numarası ve açık kimlik bilgileri belirtilmek suretiyle Mimar Sinan Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak; a)Davacının bilanço esasına göre mi yoksa işletme hesabı esasına göre mi defter tuttuğunun, b)Davacının işletme hesabına göre defter tutması halinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. ve ilgili diğer maddelerinde belirtilen esnaf işletme sınırı tutarının altında kalıp kalmadığının (esnaf işletme sınırı içinde olup olmadığının) sorulmuş, ilgili kayıt ve belge örnekleri istenmiş, 27/12/2023 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
Mahkememizce Uyap sisteminden dava dosyamıza eklenen Kayseri Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı takip dosyasında takip dayanağı yapılan 9 adet fatura fotokopisi eklenmek suretiyle Mimar Sinan Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak; ekte gönderilen faturaların davacı ve davalı şirket tarafından form Bilanço Alım (BA), form Bilanço Satım (BS) ve KDV beyannamelerinde kullanılıp kullanılmadığı sorulmuş, varsa ilgili kayıt ve belge örnekleri istenmiş, 28/12/2023 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davacı vekiline Kayseri 13. Noterliğinin 35254 yevmiye sayılı ihtarnamesinin muhataba tebliğ şerhli örneğini ve Kayseri 8. Noterliğinin ... yevmiye sayılı 24/11/2023 tarihli ihtarnamesinin muhataba tebliğ şerhli örneğini sunması için süre verilmiştir.
HMK'nun 222 ve TTK'nun 83. Maddesi gereğince uyuşmazlık konusu olan 2023 yılına ait tüm ticari defter ve kayıtlarını (e deftere tabi olanlar var ise ticari detferlerdeki karşı taraf ile ilgili kayıtların yevmiye madde numaralarını da içerir muavin defter dökümü ve muavin defterdeki dayanak belgelerin fotokopileri ile birlikte, ayrıca e deftere tabi olanların vergi dairesinden ilgili döneme ilişkin aldıkları beratlarla birlikte e belge çıktılarını) ibraz etmeleri, ibrazı mümkün değilse bunun nedenlerinin açıklanarak ticari defter ve kayıtlarının bilirkişiye ibraz edileceği açık adresini ve bu adreste ticari defter ve kayıtları incelemeye sunacak kişinin adı, soyadı ve telefon numarasını bildirmesi için taraflara süre verilmiştir.
... Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ......Hakkari şubesinden verilme, keşidecisi ... Mobilya Züccaciye dayanaklı tüketim maddeleri,... İnş.Gıda. Ticaret Ltd. Şti olan, ...Tekstil İnşaat Taah. San. Tic. Ltd. Şti emrine keşide edilen, 31/03/2023 keşide tarihli, ... çek seri numaralı 64.000,00 TL bedelli çekin hangi tarihti, kim tarafından ibraz edildiğinin, bedelinin ödenip ödenmediğinin, kısmi ödeme varsa ödeme miktarının kaç TL olduğunun, çekin takas sistemi aracılığı ile ibraz edilmiş olması halinde ibraz edilen bankanın ve şubesinin adının ve şubenin bulunduğu şehrin sorulmasına, çekin ön ve arka yüzünün okunaklı fotokopisinin ve varsa ödeme belgelerinin birer örneğinin gönderilmesi istenmiş, 12/06/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davalı vekilinin 30/03/2024 tarihli dilekçesine ekli ... ... bankasına ait 01/09/2023 tarihli ve Halkbank'a ait 19/04/2023 tarihli, dekont örneğinin eklenmesi sureti ile ilgili bankaların genel müdüklüklerine ayrı ayrı müzekkere yazılarak bahsi geçen ilgili her bir banka yönünden ilgili dekontta yazılı havale işlemlerine ilişkin banka kayıt örneklerinin gönderilmesi istenmiş, 11/06/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davalı vekilinin 30/03/2024 tarihli delil dilekçesine ekli vakıflar bankasına ait 02/08/2023 ve 28/03/2023 tarihli dekont örneğinin eklenmek sureti ile vakıfbank genel müdürlüğüne müzekkere yazılarak ekli dekontlarda yazılı havale işlemlerine ilişkin banka kayıt örneklerinin gönderilmesi istenmiş, 13/06/2025 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davacının T.C kimlik numarasının belirtilmesi sureti ile ... Bankası A.Ş Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacıya ait TR... iban numaralı hesabın 01/05/2023-18/12/2023 tarihleri arasındaki hesap dökümlerinin gönderilmesi istenmiş, 24/06/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davacının T.C kimlik numarasını belirtilmesi sureti ile... banka genel müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacıya ait TR08 ... iban numaralı hesabın 01/05/2023- 18/12/2023 tarihleri arasındaki hesap dökümlerinin gönderilmesi istenmiş, 25/06/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davalı vekilinin 30/03/2024 tarihli delil dilekçesinin ekinde sunduğu 50.000,00 TL lik tediye makbuzuna konu ödemenin kim tarafından kime, hangi tarihte, ne amaçla yapıldığını açıklaması, ayrıca yukarıda anılan dilekçe ekindekitediye makbuzunda tarih, ödemeyi alan ve imza bölümlerinin okunaklı olmaması nedeni ile okunaklı ve tasdikli örneğini sunması, Davalı vekilinin 30/03/2024 tarihli delil dilekçesi ekindeki tediye makbuzu, Whatsapp yazışmaları, fotoğraflar, çek ve banka dekontları ile diğer delillerini inceleyip beyanda bulunması için davacı vekiline süre verilmiştir.
Davalı tanığı ... duruşmada, "Ben davalı firmada yaklaşık 4 yıl boyunca ön muhasebe de çalıştım. Bu yüzden taraflar arasındaki ticari ilişkileri bilirim. İki firma arasında fason iş yaptırmaktan kaynaklı ticari bir ilişki vardır. Şuan mevlasını hatırlayamadım hacimde bir ticari ilişki vardı. Fason yapılan iş karşılığı davalı Bağ gül durum metal davacıya fason iş yaptırdı. Fason iş yapması karşısında davalı şirket davacıya bir miktar çek ve havaleli ödeme yaptı. Sonuçta... bir miktar alacağının kaldığını biliyorum ancak miktarını hatırlamıyorum. Ödenmesi gereken tutar davalı şirket tarafından ödenmedi. Bunun açıklaması olarak fason olarak yapılan malların hatalı ve iade edilmesi olarak gösterildi. Ben daha sonrasında davalı firmadan ayrıldım. Bildiklerim bundan ibarettir. Tanıklık ücreti talebim yoktur, dedi. Davacı vekilinin isteği üzerine soruldu : Davacı ... ödeme talep ettikten baya bir süre sonra belki 5-6 ay sonra bağ gül metal şirketi davacıya gelen malları iade ettiler. Ancak karşı taraf malları kabul etmedi" şeklinde beyanda bulunmuştur.
HMK'nun 266.maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının re'sen seçilecek bir mali müşavir/ muhasebeci bilirkişiye tevdine, Bilirkişiye HMK 268 maddesi gereği tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde taraflarca sunulan flaş bellekler üzerinde ve gerektiği taktirde yerinde inceleme yapması, raporuna esas alacak olup da dosya içinde bulunmayan kayıt ve belgeler olursa birer suretinin raporuna eklemesi için yetki verilmesine, HMK'nun 273. Maddesi gereğince tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının, açılış ve kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, e deftere tabi olanların GİB sisteminden doğruluğunun sorgulanarak ticari defterlerinin usulünce tutulup tutulmadığının araştırılması, icra takibine dayanak yapılan faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı , bu faturalar nedeni ile davalının davacıya ödeme yapıp yapmadığı, varsa ödeme tarih ve miktarlarının, ödemenin şeklinin, ödemenin çek, senet, eft havale vs. Ne şekilde yapıldığının araştırılması, bunlara dayanak olan kayıt ve belge örneklerinin alınıp rapora eklenmesi, bu faturalardan dolayı davalının davacıya borcu, başka bir deyimle davacının davalıdan alacağı varsa miktarının kaç TL olduğu, takip tarihinden önce davalının temerrüte düşürülüp düşürülmediği, davalının temerrütü var ise takip tarihindeki faiz oranının aşmamak üzere temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş avans faizinin kaç TL olduğu hususlarında hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine, karar verilmiştir. Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından düzenlenen 30/11/2024 tarihli raporda özetle; "Davacı ...” un Ticari defter e-Beratlarının zamanında alındığı, defter beratlarının usulüne uygun olduğu, Davacı ...” un Ticari defter kayıtlarına istinaden; Davalı ... Metal Mobilya Vida Cıvata San. Tic. Ltd. Şti.! nin Borcu ya da Alacağın olmadığı, Davalı ... Metal Mobilya Vida Cıvata San. Tic. Ltd. Şti.” nin Ticari defter e-Beratlarının zamanında alındığı, defter beratlarının usulüne uygun olduğu, Davalı ... Metal Mobilya Vida Cıvata San. Tic. Ltd. Şti.” nin Ticari defter kayıtlarına istinaden; Davacı ...” un 545.621,00 TL alacaklı olduğu, Tarafların Ba/Bs Beyannamelerinin bir biri ile örtüştüğü, Dava konusu faturalardan dolayı taraf defterlerinin incelenmesi sonucu; Davacının borç ya da alacağının olmadığı, Davalının Davacıya 545.621,00 TL borçlu olduğu sonucunun çıktığı, Davacının Ticari defterlerinde hesabın kapalı olması sebebiyle ve de Sayın Mahkemenin ne yönde karar vereceği bilinmediği için çıkacak karar doğrultusunda İcra dairesinin Temerrüt ve Gecikme faiz hesaplamasını yapabileceği" belirtilmiştir.
30/11/2024 tarihli bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre taraf defterleri arasındaki uyumsuzluk nedeni ile uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak yaptıkları tüm ödemeler ilişkin banka dekontlarının, tediye makbuzlarının ve sair tüm ödeme belgelerinin okunaklı örneğini sunması için davalı tarafa süre verilmiş, süre sonunda mahkememizce alınan 30/11/2024 tarihli bilirkişi raporunun hüküm vermeye ve denetime elverişli olmaması dikkate alınarak, HMK'nun 266.maddesi gereğince yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının re'sen seçilen mali müşavir/ muhasebeci bilirkişi Azzem Özkan'a tevdine, Bilirkişiye HMK 268 maddesi gereği tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde taraflarca sunulan flaş bellekler üzerinde ve gerektiği taktirde yerinde inceleme yapması, raporuna esas alacak olup da dosya içinde bulunmayan kayıt ve belgeler olursa birer suretinin raporuna eklemesi için yetki verilmesine, HMK'nun 273. Maddesi gereğince tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının, açılış ve kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, e deftere tabi olanların GİB sisteminden doğruluğunun sorgulanarak ticari defterlerinin usulünce tutulup tutulmadığının araştırılması, icra takibine dayanak yapılan faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı , bu faturalar nedeni ile davalının davacıya ödeme yapıp yapmadığı, varsa ödeme tarih ve miktarlarının, ödemenin şeklinin, ödemenin çek, senet, eft havale vs. Ne şekilde yapıldığının araştırılması, bunlara dayanak olan kayıt ve belge örneklerinin alınıp rapora eklenmesi, bu faturalardan dolayı davalının davacıya borcu, başka bir deyimle davacının davalıdan alacağı varsa miktarının kaç TL olduğu, takip tarihinden önce davalının temerrüte düşürülüp düşürülmediği, davalının temerrütü var ise takip tarihindeki faiz oranının aşmamak üzere temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş avans faizinin kaç TL olduğu, mahkememizce daha önce alınan 30/11/2024 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesi çelişik ve eksik hususlar görülürse bunlara ilişkin izahat yapılması konularında hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine, karar verilmiştir.
Mali Müşavir bilirkişi Prof Dr ... tarafından düzenlenen 05/06/2025 tarihli raporda özetle; "Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle tarafların e-ticari defterlerinin incelenmesinden ulaştığımız bulgular şöyledir: 1.Davacı tarafça davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatmıştır. Söz konusu takipte davalıdan 1.416.500 TL asıl alacak ve 101.082,24 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.517.582,24 TL talep edilmiştir. Takip konusu olarak 9 adet fatura gösterilmiştir. Davalı taraf davacının düzenlediği ...-60-66-79 numaralı faturalara konu malların teslim edilmediğini ileri sürmekte ve davacıya ihtarname ile bildirildiğini belirtmektedir. Davalının belirtmiş olduğu ihtarname 24.10.2023 tarihlidir. Davalının mal teslim edilmediğini belirttiği faturalar ise Mayıs/Haziran-2023 tarihlidir. Dolayısıyla faturaya itirazın süresinde olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının takip ve dava konusu yaptığı tüm faturalar davalının ticari defterlerine kayıtlıdır ve faturalar toplamı 1.741.500,00 TL'dir. Davalı tarafça davacıya 22.11.2023 tarihli ......34 numaralı 126.280-TL tutarlı iade faturası düzenlenmiştir. Davacı taraf 24.11.2024 tarihinde bu faturayı kabul etmediğini davalıya bildirmiştir. Ancak bahse konu iade faturası davacının ticari defterlerinde kayıtlıdır. Hal böyle olunca davacının davalıya düzenlediği ve tarafların kabulünde olan net fatura toplamı 1.741.500 TL—126.280 TL-1.615.220 TL olarak hesaplanmaktadır. 5. Davacının ticari defterlerinde davalıdan 1.741.500 TL tutarında banka havalesi ile tahsilat kayıtlıdır. Davalının ticari defterlerinde ise 50.000-TL EFT, 64.000-TL çek ve 40.000-TL havale ile şirket ortağı tarafından 725.319-TL ödeme kayıtlıdır. Davacı vekili davalının müvekkiline çekle 64.000-TL; banka havalesi ile 145.000-TL, nakit olarak 50.000-TL ve profil malzeme teslimi suretiyle 530.468-TL olmak üzere toplam 789.468 TL tutarında ödeme yaptığını kabul etmektedir. Davacının davalıdan alacaklı olup olmadığına ilişkin tarafımızca 3 alternatifli sonuç belirlenmiştir. Bu sonuçlardan uygun olanının seçimi mahkemece yapılmalıdır. Davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir bilgi dosyada bulunmamaktadır." şeklinde rapor düzenlenmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı taraf faturadan kaynaklı alacakları bulunduğunu ve davalı hakkında Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E sayılı dosyası ile takip yaptıklarını ve davalının takibe itiraz ettiğini itirazın iptalini ve icra inkar tazminatı dilemiştir.
Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar görüşmüş ancak anlaşmaya varamamışlardır.
Taraflar arasında uyuşmazlık konuları; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan fatura nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine vaki itirazlarının haklı olup olmadığı, davalının borca itirazlarının iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar ve kötüniyet tazminatının koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine dayanağı 1.517.582,24 TL toplam miktarlı 9 adet fatura ve bu faturalara ait işlemiş faizden kaynaklı ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin itiraz üzerine takibin borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.
-Davacının tacir olup olmadığına dair meselenin değerlendirilmesi;
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 tarih ve 2007/7851 E., 2008/10258 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez.
TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir. Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre;
a-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
b-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Davanın taraflarından davacı gerçek kişi olup, davacının ticaret siciline kayıtlı olması tacir olduğu anlamına gelemez. Tacir sıfatı VUK 177 maddesi çerçevesinde yapılacak inceleme sonucu belirlenmelidir. Mahkemece Dairemizin kaldırma kararı sonrasında vergi dairesi müdürlüğüne bu konuda bir müzekkere yazılmış ise de müzekkere cevabına dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Bu nedenle mahkemece ilgili vergi dairesi müdürlüğüne davacının ticari faaliyetleri ve gayri safi gelir durumu gözetildiğinde VUK 177 maddesi kapsamında tacir sayılmasını gerektirecek ticari faaliyeti olup olmadığı, söz konusu kanun hükmü çerçevesinde davacının tacir mi yoksa esnaf mı kabul edilmesi gerektiği hususunda bir müzekkere yazılarak görevli mahkeme hususu açık ve net olarak ortaya çıkarılmalıdır.
TTK'nın 24. ve devamı maddelerinde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
21.07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18.06.2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir.
Somut olayda Vergi Dairesi kayıtlarına göre davacının bilanço esasına göre defter tuttuğu ve davacının tacir vasfında olduğu görülmüştür.
-Davanın esasının incelenmesine dair mesele;
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Somut olayda konunun iyi anlaşılması için açıklamak gerekir ise, davacı taraf başlatmış olduğu takipte açık hesap ilişkisine dayanmamış sadece faturaya dayandığı görülmüş ve bu kapsamda değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Taraflar arasında var olduğu iddia edilen ilişki faturaya dayandırılmış olmakla, fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir.
TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır".
27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir.
Somut olayda mahkememizce bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Davacının ticari defterlerinin incelenmesinde 9 adet satış faturası ve toplamda 1.741.500,00 TL tutarında davacı...'un davalı ... ... Ltd. Şti'ni mal satışı yaptığı, karşılığında 1 parçada ve toplamda 1.741.500,00 TL tutarında ödeme kaydı girdiği, akabinde ise 1 adet 129.280,00 TL tutarında iade faturası kabul ettiği ve karşılığında aynı tutar kadar ödeme yaptığı hesabın ise 22/11/2023 tarihinde tamamen kapatıldığı, davacının kendi defterlerine göre davalı ... ... Ltd. Şti'den alacağı ve borcu olmadığının tespit edildiği görülmüştür. Yine davalı defterlerinin incelenmesinde, davacıdan 9 adet alış faturası ile toplamda 1.741.500,00 TL tutarında mal satın aldığı, karşılığında toplamda 218.000,00 TL tutarında ödeme kaydı girdiği, 2 adet ve toplamı 252.560,00 TL olan iade faturası kestiği ve 1 adet 725.319,00 TL tutarında virman açıklamalı borç kaydı girildiği, 31/12/2023 tarihi itibarı ile davacının 545.621,00 TL alacaklı olduğu görülmüştür.
Somut olayda davacı ticari defterleri kendi aleyhinde kesin delil teşkil edeceğinden davacı kendi defterlerine göre alacağı olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
- Yemine ilişkin meselenin değerlendirilmesi;
Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Kanunun 225'nci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı Kanun Md. 226).
Somut olayda davacı taraf yemin deliline dayanmadığı anlaşılmakla yemin delili hatırlatılmamıştır.
-Kötü niyet tazminatı talebine ilişkin değerlendirilmede:
İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2018/6546 E., 2019/7768 K. Sayılı ilamı)
Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir.
Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.06.1980 tarihli ve 1979/9-82 E., 1980/2073 K.; 10.04.2002 tarihli ve 2002/19-282 E., 2002/299 K.; 27.04.2005 tarihli ve 2005/19-286 E., 2005/268 K., 21.10.2015 tarihli ve 2013/19-2415 E., 2015/2335 K., 01.03.2017 tarihli ve 2015/1048 E., 2017/380 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Başka bir ifadeyle; İİK’nın 67/2. maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı(borçlu)’nun üzerindedir.
Açıklanan gerekçeler ışığında, sunulan raporlar ve itirazların mahiyeti dikkate alınarak davacı taraf kötü niyetli görülmediğinden ve aksi de davalı tarafça ispatlanmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının reddine,
2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin koşulları bulunmaması sebebi ile reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 615,40-TL karar harcının peşin alınan 18.328,61-TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 17.713,21-TL'nın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Kararın mahiyeti gereği davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
8-Davanın reddi nedeniyle davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesap ve taktir olunan 224.461,51-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
13/10/2025
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır