T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO :...
HAKİM :...
KATİP :...
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ :...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine Yeşilhisar İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile 29.05.2023 tarihinde "müvekkili şirket ile davalı arasında mevcut olan cari hesaba dayanarak" ödeme emri düzenlendiğini ve 28.07.2023 tarihinde ilgili takibin kesinleştirildiğini, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, buna rağmen müvekkilinin olmayan bir hesaptan, bir başka ifade ile, davalının dayandığı cari hesabı yanlış tutmasından kaynaklı olarak icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibinin ticari hayatını etkilemesinden dolayı Yeşilhisar İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında dosya borcu olan 52.760,71-TL'yi 22.09.2023 tarihinde ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin icra tehdidi altında kalarak ödeme yaptığını ve böyle bir borcunun kesinlikle bulunmadığını göz önüne alındığından ödenen tüm borcun iadesinin talep edilmesi zaruriyeti doğduğunu belirterek Yeşilhisar İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında ödenen borcun fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL'sinin 22.09.2023 (ödeme tarihinden) itibaren işleyecek reeskont faizi ile beraber tahsiline karar verilmesini, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya kesilen faturaların hepsinin mail üzerinden gönderildiğini, ayrıca GİB sisteminden de iletildiğini ancak davacının 07.12.2022 tarihli 8.453,25-TL bedelli ve 01.04.2023 tarihli 32.675,38-TL bedelli faturaları cari hesaba kaydetmediğini, iki fatura toplamının 41.128,63-TL (8.453,25+32.675,38) olduğunu, aradaki farkın bu 2 faturadan kaynaklandığı beyan ederek haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Kayseri Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak davalının tacir olup olmadığı hususu araştırılmış, gelen yazı cevabıyla birinci sınıf tüccar olduğu, bilanço esasına göre defter tuttuğu görülmüştür.
Yeşilhisar Mal Müdürlüğü'ne ve Söke Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak dava konusu faturaların davacı tarafından form bilanço satım (BS), davalı tarafından bilanço alım (BA) belgelerinde ve sair beyan ve belgelerde kullanılıp kullanılmadığının sorulmuş, gelen yazı cevabıyla, Form Ba - Bs'lerin gönderildiği görülmüştür.
Yeşilhisar İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, incelenmesinde, alacaklının ..., borçlunun... Lojistik İnş. Taah. Gıda San. Tic.Ltd. Şti olduğu, toplam 40.469,42-TL alacak üzerinden takibin başlatıldığı görülmüştür.
Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davalının ticari defterlerin yönünden yaptırılan incelemede muhasebeci - mali müşavir bilirkişi ...12/09/2024 tarihli raporunda özetle;
-Davalının düzenlemiş olduğu e-arşiv faturaya ilişkin sistem üzerinden iptal yada itiraz talebi girmediği ortadır. Bununla birlikte davacının e-arşiv faturaları elektronik ortamda davalıdan talep ettiğine dair dosyada bir yazı da yoktur. Aynı zamanda e-arşiv faturaların davacıya kağıt ortamında teslim edildiğine dair bir belge de yoktur. Fatura içeriklerinin davacıya teslim edildiğine dair yazılı bir belge de yoktur. Bu durumda taraflar arasında ihtilafa konu olan 2 det fatura ve içeriğinin davacıya tesliminin yapılmadığı kabul edilecektir. Bununla birlikte takibe konu edilen cari hesap alacağının yer aldığı mübrez 2023 defterleri de yasal geçerliliğe sahip değildir.
-Bu durumda davacının davalıya bu faturalar bakımından borçlu olmayacağı, ancak davalının teslimini kabul ettiği faturalar toplamı 1.722.469,42-TL bakımından borçlu olacağı, bu borca karşılık ise davalının ve davacının kabulünde olan toplam 1.682.000,00-TL davacı ödemenin mahsup yapılacağı, yapılan bu ödemenin mahsubu ile davacının davalıdan 659,22-TL alacaklı olacağı hesap ve tespit edilmiştir.
-Davacı cari hesaptan dolayı borçlu olmayıp alacaklı olduğundan davaya konu edilen Kayseri Yeşilhisar İcra Dairesi ...-Esas dosyasına konu edilen cari hesap için borçlu olmadığı hesap ve tespit edilmiştir.
- Dosya kapsamında yer alan whatsapp yazışmaları, dinlenecek tanıklar doğrultusunda söz konusu fatura ve içeriğinin davacıya tesliminin kabul edilip edilmeyeceği hususunda ki takdirin mahkemeye ait olduğunu,
-Mahkeme teslimi kabul eder ise; davacının davalıya icra dosyasındaki takip dayanağı cari hesapta belirtilen 40.469,42-TL borçlu olacağının hesap ve tespit edildiğini,
-Takip öncesi faiz talebinin olmadığı tespit edildiğini bildirir yönde kanaatini sunmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin ıslah dilekçesi sunduğu ve harcını tamamladığı, ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Davacının adresinin Söke/Aydın olduğu anlaşılmakla talimat yoluyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Talimat sayılı dosyasında muhasebeci- mali müşavir bilirkişi ... 02/03/2025 tarihli raporda özetle;
A) Davacının 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin bu haliyle HMK 222/2 ye uygun olduğu,
B) Taraflar arasındaki ihtilafın davacının davalıya yapmış olduğu ödemeler değil, DAVALININ DAVACIYA DÜZENLEDİĞİ 07.12.2022 tarih ... nolu 8.453,25-TL bedelli (ki bu fatura taraflar arasında düzenlendiği iddia edilen ilk fatura olup, taraflar yapılan işin faturalandırılmasını aralarında yapılan mutabakata göre yapmakta olup bu faturaya ilişkin mutabakat tespit edilememiştir.) (EK: Nakliye teslim tutanakları ve bu tutanaklara istinaden düzenlenen mutabakat tablolarının bulunduğu Flash belllek) ve 01.04.2023 tarihli, ... nolu 32.675,38-TL bedelli faturalar olduğu tespit edilmiştir. Davacının faaliyet alanı altın ticareti olmaması ve davacı adına altın teslimine ilişkin bir belge olmaması nedeniyle ikinci faturayla da davacı şirket borçlandırılamayacağı,
C) Düzenlenen faturalar VUK yasal mevzuatı ve TTK hükümleri kapsamında somut olay ele alındığında: Davalının düzenlemiş olduğu e-arşiv faturaya ilişkin sistem üzerinden iptal yada itiraz talebi girmediği ortadır. Bununla birlikte davacının e-arşiv faturaları elektronik ortamda davalıdan talep ettiğine dair dosyada bir yazı, aynı zamanda e-arşiv faturaların davacıya kağıt ortamında teslim edildiğine dair bir belge ve son olarak fatura içeriklerinin davacıya teslim edildiğine dair yazılı bir belge tespit edilememiştir. Bu durumda taraflar arasında ihtilafa konu olan 2 adet fatura ve içeriğinin davacıya tesliminin yapılmadığı, bu durumda davacının davalıya bu faturalar bakımından borçlu olmayacağı,
Yukarıdaki yasal defter dökümlerinden de görüleceği üzere davacı, teslimini kabul ettiği faturalar toplamı 1.681.340,75 TL., borca karşılık davalıya toplam 1.681.340,75 TL ödeme yaptığı ve borç/alacak bakiyesinin 0 (SIFIR) landığı ve sonuç itibariyle davacının davaya konu Kayseri Yeşilhisar İcra Dairesi ...-Esas dosyasına dayanak edilen cari hesaptan dolayı borçlu olmadığının hesap ve tespit edildiği,
D) Davacı şirketin faaliyet konusunun altın alım satımı olmaması ve Altın alımına dair teslimin belgelendirilememesi nedeniyle WhatSapp yazışmaları ve tanık beyanları davalı lehine müspet olsa bile davacı açısından bir sonuç doğuramayacağı,
E) Takip öncesi faiz talebinin olmadığı hususlarında tespit ve kanaatini sunmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi, davalı vekilinin beyan dilekçesi sundukları görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, davacının Yeşilhisar İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasında takip alacaklısına yapmış olduğu ödemenin iadesine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
Davanın niteliği dikkate alınarak 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca, yargılama tek hakim tarafından yürütülerek sonlandırılmıştır.
Taraflar arasında uyuşmazlık; davacının istirdat talebinin haklı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramlar ile yasal mevzuatın irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.
Türk Hukuk Lûgatında istirdat (geri alma) davası şu şekilde tanımlanmaktadır: “1-Haklı bir neden olmaksızın mal ediniminden doğan ve bu yolla edinilen malın geri alınmasını içeren dava (TBK m. 77-82, TMK m. 122), 2- Hakkında yapılan ilamsız icra takibine süresinde itiraz etmediği ya da itirazın kaldırılması nedeniyle gerçekte borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kalan borçlunun ödediğini geri almak amacıyla açtığı dava. (İİK m.72)” (Türk Hukuk Lûgatı, Cilt I, Ankara 2021, s. 414). Lûgatta istirdat davası başlığı altında yapılan ilk tanım borçlar hukukunda yerini bulan sebepsiz zenginleşme davasına karşılık gelmekte olup bu davanın ikinci tanımda açıklanan ve icra iflas hukukuna özgü bir eda davası olan istirdat davası ile benzer yönleri bulunmaktadır.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/1. maddesi “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü içermektedir. Aynı maddenin 7. fıkrasında ise “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir” düzenlemesi mevcuttur.
Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da itirazının icra mahkemesince kaldırılmış olması nedeniyle kesinleşen icra takibine rağmen, borçlu olmadığı kanısında bulunabilir. Böyle bir borçlu, borçlu olmadığını tespit ettirmek için menfi tespit davası açabilir ve bu davada hiç değilse icra dairesinin banka hesabına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alarak (İİK m. 72/III/2.c.) aleyhine yapılmakta olan icra takibinin durdurulmasını ve davayı kazanınca da takibin iptalini sağlayabilir.
Borçlu, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için istirdat davası açabilir (İİK m. 72/VII). Borçlunun menfi tespit davası açmış olması hâlinde, menfi tespit davası sonuçlanmadan önce borcun ödenmesi üzerine de menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmelidir (İİK m. 72/VI).
İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. Yalnız, davanın şartı icra hukukuna dayanmaktadır: Borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/ Hanağası, Emel: İcra İflas Hukuku, Ankara 2018, 4. Baskı, s. 228).
İcra ve İflas Kanunu’nda yerini bulan istirdat davasından sonra sebepsiz zenginleşme kavramına ilişkin açıklama yapmak yerinde olacaktır.
Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haklı bir neden olmaksızın başkasının mal varlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK 77). Bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan ya da gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir nedene dayanması durumunda doğmuş olur. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlakî bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Hukuka ya da ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez (Türk Hukuk Lûgatı, s. 962).
Buna göre borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir.
Sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için diğer şartların yanında en önemlisi zenginleşenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Zira zenginleşmeyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Nitekim BK’nın 61. maddesinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verilmiş ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayılmıştır. Bu durumda kazandırmaya (edime) dayanan sebepsiz zenginleşme; “geçerli olmayan sebebe” veya “gerçekleşmemiş sebebe” veyahut “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşebilir.
Sebepsiz zenginleşme hâlinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu mal varlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. Sebepsiz zenginleşmede sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur. Görüldüğü gibi, sebepsiz zenginleşme, ikincil (talî) niteliktedir ve mal varlığındaki azalmanın başka aslî nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Başka bir anlatımla aynı olayda, aynî haktan (istihkak davası), zilyetlikten, sözleşmeden, sözleşme benzeri hukukî ilişkiden veya haksız fiilden kaynaklanan bir talebin ileri sürülmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulamayacaktır.
Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulu'nun 09/12/2021 tarihli ve 2017/(23)6-868 E., 2021/1646 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir.
TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır".
27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir.
HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Mahkememizce davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır. Davacı defterlerinin incelenmesinde davalının düzenlemiş olduğu e-arşiv faturaya ilişkin sistem üzerinden iptal yada itiraz talebi girmediği, davacının e-arşiv faturaları elektronik ortamda davalıdan talep ettiğine dair dosyada bir yazı olmadığı, e-arşiv faturaların davacıya kağıt ortamında teslim edildiğine dair bir belge bulunmadığı, fatura içeriklerinin davacıya teslim edildiğine dair yazılı bir belge olmadığı, bu durumda taraflar arasında ihtilafa konu olan 2 adet fatura ve içeriğinin davacıya tesliminin yapılmadığı, takibe konu edilen cari hesap alacağının yer aldığı mübrez 2023 defterleri de yasal geçerliliğe sahip olmadığı, davacının davalıya bu faturalar bakımından borçlu olmayacağı, davacının cari hesaptan dolayı borçlu olmayıp alacaklı olduğundan davaya konu edilen Kayseri Yeşilhisar İcra Dairesi ...-Esas dosyasına konu edilen cari hesap için borçlu olmadığı hesap ve tespit edilmiştir.
Davacı defterlerinin incelenmesinde; 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin bu haliyle HMK 222/2 ye uygun olduğu, Taraflar arasındaki ihtilafın davacının davalıya yapmış olduğu ödemeler değil, DAVALININ DAVACIYA DÜZENLEDİĞİ 07.12.2022 tarih ... nolu 8.453,25-TL bedelli (ki bu fatura taraflar arasında düzenlendiği iddia edilen ilk fatura olup, taraflar yapılan işin faturalandırılmasını aralarında yapılan mutabakata göre yapmakta olup bu faturaya ilişkin mutabakat tespit edilememiştir.) (EK: Nakliye teslim tutanakları ve bu tutanaklara istinaden düzenlenen mutabakat tablolarının bulunduğu Flash belllek) ve 01.04.2023 tarihli, ... nolu 32.675,38-TL bedelli faturalar olduğu tespit edilmiştir. Davacının faaliyet alanı altın ticareti olmaması ve davacı adına altın teslimine ilişkin bir belge olmaması nedeniyle ikinci faturayla da davacı şirket borçlandırılamayacağı, düzenlenen faturalar VUK yasal mevzuatı ve TTK hükümleri kapsamında somut olay ele alındığında: Davalının düzenlemiş olduğu e-arşiv faturaya ilişkin sistem üzerinden iptal yada itiraz talebi girmediği ortadır. Bununla birlikte davacının e-arşiv faturaları elektronik ortamda davalıdan talep ettiğine dair dosyada bir yazı, aynı zamanda e-arşiv faturaların davacıya kağıt ortamında teslim edildiğine dair bir belge ve son olarak fatura içeriklerinin davacıya teslim edildiğine dair yazılı bir belge tespit edilememiştir. Bu durumda taraflar arasında ihtilafa konu olan 2 adet fatura ve içeriğinin davacıya tesliminin yapılmadığı, bu durumda davacının davalıya bu faturalar bakımından borçlu olmayacağı, davacının teslimini kabul ettiği faturalar toplamı 1.681.340,75 TL., borca karşılık davalıya toplam 1.681.340,75 TL ödeme yaptığı ve borç/alacak bakiyesinin 0 (SIFIR) landığı ve sonuç itibariyle davacının davaya konu Kayseri Yeşilhisar İcra Dairesi ...-Esas dosyasına dayanak edilen cari hesaptan dolayı borçlu olmadığının hesap ve tespit edildiği, anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar vermek kanaatine varılmış ve hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın KABULÜ ile 52.760,71-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağa 22/09/2023 tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına,
2- 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması alınması gerekli 3.604,08-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 269,85-TL ve ıslah harcı 900,00-TL'nin mahsubu ile eksik 2.434,23-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 2.340,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85-TL başvurma harcı, 269,85-TL peşin harç, 900,00-TL ıslah harcı, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 981,75-TL posta, tebligat, KEP ücreti olmak üzere toplam 8.421,45-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama harç ve gideri bulunmadığından mahkememizce bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
8-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır