T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas -...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO :...
HAKİM : ...
KATİP :...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av...
DAVALILAR : 2- ...
3- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 11/07/2023 tarihinde bisikleti ile seyir halinde iken ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın kendisine çarpması sonucu kaza geçirdiğini, kazada müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını ve uzun süre tedavi gördüğünü beyanla müvekkilinin uğradığı 500,00-TL maddi tazminatın (fazlaya ilişkin dava talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak olarak şimdilik) davalılardan müştereken müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte ancak sigorta şirketinin sorumluluğu kadar bilirkişi marifetiyle (güncel hesaplamalar kullanılmak suretiyle) tespit edilerek davalıdan müştereken müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesine, müvekkili için davalılar olan ... , ... ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunması halinde sigorta şirketinden de alınarak, sorumluluğu bulunan davalılarlardan müştereken müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte dan alınmak üzere 50.000,00 TL manevi tazminat 'a hükmedilmesini, ayrıca sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunması halinde davalı ... Sigortadan (tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile) müvekkili lehine kaza tarihinden işleyecek en yüksek faizi ile birlikte 500,00-TL (fazlaya ilişkin dava talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak olarak şimdilik) maddi tazminat'a hükmedilmesini. vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından yapılan geçerli bir başvurunun olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin manevi tazminat açısından sorumluluğunun olmadığını beyanla davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil ...'ın işbu kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, zira müvekkilinin ...'ın sevk ve idaresindeki diğer müvekkili eşi ... adına kayıtlı ... plakalı aracı ile gece saatlerinde seyir halinde iken plakasını alamadığı kamyonun bir anda önüne kırmasıyla müvekkilinin sağa yanaşmak zorunda kaldığını, bu esnada bisiklet yolu olmamasına rağmen ve bisiklette herhangi bir ışıklandırma olmamasına rağmen davacının bisikletine çarpmak zorunda kaldığını, davacının işbu kazanın meydana gelmesinde yüzde yüz kusurlu olduğunu, zira davacının kullanmış olduğu bisiklette herhangi bir ışıklandırma bulunmayıp bisikletin kullanıldığı yol da bisiklet yolu olmadığını beyanla müvekkilleri lehine açılan davanın ayrı ayrı reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
... plaka sayılı aracın kaza tarihi olan 11/07/2023 tarihli kaza tarihinde ve halen kimin adına tescilli olduğuna dair ilgili kayıt ve belge uyap sisteminden dosya arasına alınmıştır
Kayseri Emniyet Müdürlüğü Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Şube Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak 11/07/2023 tarihinde ... plaka sayılı aracın Kayseri ili Kocasinan ilçesi Oruçreis mahallesinde yayaya çarpması sonucu yaptığı kazaya ilişkin; görüntü, fotoğraf, mobese kamerası kaydı, trafik kaza tespit tutanağı vs. belge olup olmadığı hususunda araştırma yapılmıştır.
... Sigorta A.ş.'ye müzekkere yazılarak, olay tarihi itibariyle 11/07/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle açılan hasar dosyası ve poliçe örneği celp edilmiş, incelenmesinde, ... plakalı aracın 15/07/2022 başlangıç ve 15/07/2023 bitiş tarihli ZMMS ile sigortalandığı görülmüştür.
Kayseri Şehir Hastanesi'ne müzekkere yazılarak, davacının 11/07/2023 tarihli kazada yaralanması nedeniyle gördüğü tedavilere ilişkin tüm tedavi evrakları ve tedavi cd'si celp edilmiştir.
Ankara Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı'ndan alınan 25/11/2024 tarihli kusur raporunda özetle;
- Davalı Sürücü ...’ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu,
- Davacı Sürücü Sinan AVCI’nın kusursuz olduğu kanaatini bildirir rapor sunulmuştur. Raporun taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin beyan dilekçesi, davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin beyan dilekçesi ve davalılar ... ve ... vekilinin itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür.
Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 17/01/2025 tarihli maluliyet raporunda özetle;
1-İki (2) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 2 (iki) ay olduğu],
2-Tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının %3 (yüzdeüç) olduğu,
3-Trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanmaların genel ağırlığı ve lokalizasyonu dikkate alındığında koruyucu ekipman (eldiven vb.) ile el bölgesinde meydana gelen hasarın (parmak ampütasyonu) önlenmesi ya da hafifletilmesinin olasılık dahilinde olduğu, ancak bu hususun kesinlik derecesinde ayırt edilmesinin adli tıbbi açıdan mümkün bulunmadığı yönünde kanaat bildirir rapor sunulmuştur. Raporun taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi, davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin beyan dilekçesi ve davalılar ... ve ... vekilinin itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür.
Tüm deliller toplandıktan sonra aktüerya hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, adli tıp uzmanı bilirkişi ve aktüerya konusunda hesap uzmanı bilirkişi 28/08/2025 tarihli raporunda özetle;
Davacının dava konusu kaza sonrasında;
- Geçici iş göremezlik zararının 22.804,64 TL (Talep 100,00 TL)
- Tedavi gideri zararının 3.032,00 TL
Toplam (geçici iş göremezlik ve tedavi giderleri) zararının 25.836,64 TL olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 1.200.000.00 TL) kapsamında kaldığı,
- Sürekli iş görmezlik (maluliyet) zararının 207.909,72 TL olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 1.200.000,00 TL) kapsamında kaldığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Raporun taraflara tebliğ edildiği, davacı vekilinin rapora karşı beyan dilekçesi, davalılar ... ve ... vekilinin 28/08/2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Davacı vekilinin 22/09/2025 tarihli talep artırım dilekçesi sunduğu, harcını tamamladığı, talep artırıma karşı davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi, davalılar ... ve ... vekilinin ıslaha karşı cevap dilekçesi sunduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, meydana gelen trafik kazası neticesinde yaralanan davacının bir kısım maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. Zira dava ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile birlikte araç sürücüsü ve işletenine karşı açılmıştır.
Dava değeri dikkate alınarak 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca basit yargılama usulüne göre yargılama tek hakim tarafından yürütülmüştür.
Taraflar arasında uyuşmazlık noktaları;
11/07/2023 tarihli trafik kazasının oluşumunda kim veya kimlerin ne oranda kusurlu olduğu, bu kaza nedeni ile davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararı, tedavi gideri ve manevi zararı bulunup bulunmadığı, varsa davalıların bu zarardan sorumlu olup olmadığı konularında toplanmaktadır.
Yetki ilk itirazının değerlendirmesinde;
Davalı sigorta şirketi vekili yasal süresi içinde yetki ilk itirazında bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK 'nun 6/1. maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır.
Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 sayılı HMK'nun 16. maddesinde ise; "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir" hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlık Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden kaynaklandığından ve bu sigorta türü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinde düzenlendiğinden diğer bir yetki kuralı da bu yasada yer almakta olup, "Motorlu araç kazalardan dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin, veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinin birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir" hükmü ile sigortanın merkez ve şubeleri, sigorta sözleşmesini yapan acente veya kazanın meydana geldiği yerin yetkili kabul edilmesine, Aynı hüküm ZMSS genel şartlarının C.7. maddesinde de tekrar niteliğinde yer almaktadır.
Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacı bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir. (aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 23/09/2013 tarih 2013/9042 Esas 2013/12620 Karar)
Dava konusu uyuşmazlıkta haksız fiile ilişkin 6100 Sayılı HMK'nun 16. maddesinde yer alan haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi kuralı dikkate alındığında; dava dilekçesine, trafik kaza tespit tutanağına ve dosyamız içindeki diğer kayıtlara göre davacının yerleşim yeri Kayseri'dir ve yine davaya konu trafik kazası Kayseri'de gerçekleşmiştir. Buna göre yetkili mahkememiz yetkilidir. Dolayısıyla yukarıda anlatılan yasal hükümlere ve kanunda belirlenen yetki kurallarına göre: davacının yerleşim yeri yetki kuralına göre ve kazanın meydana geldiği yer bir başka deyişle haksız fiilin meydana geldiği yer kuralına göre mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmış ve davalı ... Sigorta A.Ş.'nin yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir.
KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde;
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir."
Somut uyuşmazlıkta, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı olduğundan eldeki davada davacının, davalı sigorta şirketine başvurduğu ve burada hasar dosyasının açıldığı, dolayısıyla davacının yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Kusur durumunun değerlendirmesinde;
Ankara Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı'ndan alınan 25/11/2024 tarihli kusur raporunda özetle;
- Davalı Sürücü ...’ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu,
- Davacı Sürücü ... I’nın kusursuz olduğu kanaatini bildirir rapor sunulmuştur.
Bu rapor, dosya kapsamındaki trafik kaza tespit tutanağı, Kayseri CBS'nin ... Esas sayılı soruşturma dosyası ile diğer deliller ve olayla uyumlu, hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır.
Mütefarik kusura ilişkin değerlendirmede;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)
Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacıların müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Dosya kapsamında bulunan trafik kaza tespit tutanağı, Kayseri CBS'nin ... Esas sayılı soruşturma dosyası,ERÜ ATK'dan alınan 17/01/2025 tarihli raporu ile diğer deliller dikkate alındığında davacının mütefarik kusurlu sayılmasını gerektirici delil bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Geçici iş göremezlik , sürekli iş göremezlik ve tedavi zararına ilişkin değerlendirmede;
Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir.
"Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan" başlığı altında düzenlenen TBK'nun 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 ila 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne, İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01/06/2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir.
Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 17/01/2025 tarihli maluliyet raporunda özetle;
1-İki (2) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 2 (iki) ay olduğu],
2-Tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının %3 (yüzdeüç) olduğu,
3-Trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanmaların genel ağırlığı ve lokalizasyonu dikkate alındığında koruyucu ekipman (eldiven vb.) ile el bölgesinde meydana gelen hasarın (parmak ampütasyonu) önlenmesi ya da hafifletilmesinin olasılık dahilinde olduğu, ancak bu hususun kesinlik derecesinde ayırt edilmesinin adli tıbbi açıdan mümkün bulunmadığı yönünde kanaat bildirir rapor sunulmuştur. Raporun somut olaya uygun olduğu değerlendirilmiş ve hükme esas alınmıştır.
Aktüer ve Adli Tıp Uzmanı bilirkişi raporuna ilişkin değerlendirmede;
Tüm deliller toplandıktan sonra aktüerya hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, adli tıp uzmanı bilirkişi ve aktüerya konusunda hesap uzmanı bilirkişi 28/08/2025 tarihli raporunda özetle;
Davacının dava konusu kaza sonrasında;
- Geçici iş göremezlik zararının 22.804,64 TL (Talep 100,00 TL)
- Tedavi gideri zararının 3.032,00 TL
Toplam (geçici iş göremezlik ve tedavi giderleri) zararının 25.836,64 TL olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 1.200.000.00 TL) kapsamında kaldığı,
- Sürekli iş görmezlik (maluliyet) zararının 207.909,72 TL olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 1.200.000,00 TL) kapsamında kaldığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nun 90. ve 92. maddelerinde "Genel Şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 22/12/2020 tarihli, 2019/5206 Esas ve 2020/8874 Karar sayılı ilamı).
Yukarıda sözü edilen tüm nedenlerden ötürü aktüer bilirkişinin raporundaki hesaplama yönteminin Yargıtay'ın istikrar kazanmış yerleşik uygulamaları doğrultusunda olduğu dikkate alınarak davalıların aksine itirazlarına itibar edilmemiştir. Rapor, dosya kapsamıyla örtüştüğü ve mevcut yargı ve mevzuat uygulamasına uygun olduğu değerlendirilmiştir.
Davalıların sorumluluğuna ilişkin değerlendirmede;
Bilindiği üzere; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, "İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1. maddesinde, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."; 85/son. maddesinde ise, "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiştir. Yine, aynı sorumluluk olgusu Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir.
Dosya kapsamına göre davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin kazaya neden olan ... plaka sayılı aracın ZMMS sigortacı olduğundan ZMMS poliçesi nedeniyle, davalı ...'ın kazaya neden olan aracın sahibi olduğundan işleten sıfatı ile ve ...'ın aracın sürücüsü olması nedeniyle haksız fiil hükümlerine göre meydana gelen zararlardan sorumluluğunun bulunduğu değerlendirilmiştir.
Müteselsil sorumluluğu ilişkin değerlendirmede;
Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar 6098 sayılı Kanun'un 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168. maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Kanun hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun hukuki sonuçları vardır.
Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (6098 sayılı Kanun 162/1) Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. (6098 sayılı Kanun 163/2)
Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. (6098 sayılı Kanun 163/1)
Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur. (6098 sayılı kanun 166/1) Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. (6098 sayılı Kanun 166/3) Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (6098 sayılı Kanun 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez.
Eldeki davada davalılar arasında müteselsil sorumluluk söz konusudur.
Temerrüt tarihi yönünden yapılan değerlendirmede;
Davalı sigorta şirketi kazaya neden olan araçların ZMMS sigortacısı olup, 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Bu durumda, ilke olarak davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış ise dava tarihi itibarıyla, belirlenen tazminat alacağının tamamı için anılan tarihlere uygun faiz uygulanması gerekir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar'ın ek 6. maddesinde tazminat ödemelerinde istenilecek belgeler düzenlenmiştir. Davacının eksik evrakla başvuru yaptığı bu nedenle Neova Katılım Sigorta A.Ş.'nin arabuluculuk başvuru tarihi itibarı ile temerrüde düştüğü tespit edilmiş ve arabuluculuk başvuru tarihi olan 24/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline hükmedilmesi gerekmiştir.
Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilin faili ihtara veya ihbara gerek olmaksızın zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylemin işlendiği tarihten itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Haksız fiil faili olan borçlu temerrüde düştüğünden artık faiz haksız fiil tarihinden itibaren ve yasal faiz istenebilir. Buna göre eldeki davada işleten ve sürücü olan diğer davalı ise hükmedilen tazminatlardan trafik kaza tarihinden itibaren faizi ile birlikte sorumlu olduğu değerlendirilmiştir.
Faize ilişkin değerlendirmede;
Dava dilekçesinde hükmedilecek maddi ve manevi tazminata en yüksek faiz işletilmesi talep edilmiş, kazaya karışan bu aracın trafik kaydında kullanım şeklinin hususi yolcu nakline ilişkin olduğu ve ticari araç olmadığı dikkate alınarak hükmedilen maddi tazminata ticari faiz yürütülemeyeceğinden, yasal faize hükmedilmesi gerekmiştir.
Dava konusu edilen manevi zarar istemlerine ilişkin değerlendirmede;
11/07/2023 tarihli trafik kazasında yaralanmasından dolayı davacı manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Zaman itibarı ile somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesinde "Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünü zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedelsel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarında da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 56. hükümlerine göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Dosya kapsamı ve toplanan bütün delilere göre kazanın oluş şekli, kazanın oluşumunda Ankara Adli Tıp Kurumu'ndan kusur yönünden rapor aldırılmış, alınan 25/11/2024 tarihli kusur raporunda özetle;
- Davalı Sürücü ...’ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu,
- Davacı Sürücü ... ’nın kusursuz olduğu kanaatini bildirir rapor sunulmuştur.
Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 17/01/2025 tarihli maluliyet raporunda özetle;
1-İki (2) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 2 (iki) ay olduğu],
2-Tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının %3 (yüzdeüç) olduğu ve davacının 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesinin 2. fıkrası uyarınca manevi tazminat talep etmekte haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Bu olay nedeniyle davacının yaralanması, davacının yaşı, olaydaki kusur durumu, davacının kusurunun olmaması, davacının duyduğu elem ve üzüntüler, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihine göre paranın alım gücü ve hakkaniyet ilkeleri, TBK'nun 56. maddesinin hükmü ve az yukarıda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı bir arada değerlendirildiğinde davacının manevi tazminat talebinde haklı olduğu değerlendirilmiş ve meydana gelen trafik kazasının oluş şekli, olay tarihi, kazanın oluşumundaki kusur durumu, bu kaza neticesinde davacının manevi tazminat davasının kabulü ile 50.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 11/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar sayılı ilamı)
Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre;
Dosya kapsamı ve toplanan bütün delilere göre kazanın oluş şekli, kazanın oluşumunda Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'ndan alınan kusur raporu, ERÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı raporu ile Aktüer Bilirkişi tarafından düzenlenen dikkate alınarak davacının geçici ve sürekli iş göremezlik ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararına yönelik maddi tazminat davasının KABULÜ ile 22.804,64-TL geçici iş göremezlik zararı, 207.909,72-TL sürekli iş göremezlik zararı ve 3.032,00-TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararı olmak üzere 233.746,36-TL maddi tazminattan davalı ... Sigorta A.Ş.'nin geçici iş göremezlik zararı ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararı yönünden ZMMS poliçesinin sağlık/tedavi gideri teminat limitinden karşılanması, sürekli iş göremezlik zararı yönünden ZMMS poliçesinin sakatlık/ölüm teminat limitinden karşılanması ve arabuluculuk başvuru tarihi olan 24/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte teminat limiti ile sınırlı sorumlu olması, davalı ... ve ...'dan ise trafik kaza tarihi olan 11/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olması koşuluyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat davasının KABULÜ ile, 50.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 11/07/2023 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
karar verilmesi gerektiği yönünde vicdani kanaat ve görüşe varılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davacının geçici ve sürekli iş göremezlik ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararına yönelik maddi tazminat davasının KABULÜ ile 22.804,64-TL geçici iş göremezlik zararı, 207.909,72-TL sürekli iş göremezlik zararı ve 3.032,00-TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararı olmak üzere 233.746,36-TL maddi tazminattan davalı ... Sigorta A.Ş.'nin geçici iş göremezlik zararı ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararı yönünden ZMMS poliçesinin sağlık/tedavi gideri teminat limitinden karşılanması, sürekli iş göremezlik zararı yönünden ZMMS poliçesinin sakatlık/ölüm teminat limitinden karşılanması ve arabuluculuk başvuru tarihi olan 24/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte teminat limiti ile sınırlı sorumlu olması, davalı ... ve ...'dan ise trafik kaza tarihi olan 11/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olması koşuluyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminat davasının KABULÜ ile, 50.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 11/07/2023 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3-Maddi tazminat talebi yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 15.967,21-TL karar ve ilam harcından davacıdan peşin olarak alınan 870,96-TL peşin dava harcı ile 3.974,73-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.845,69-TL'nin mahsubu ile bakiye 11.121,52-TL karar ve ilam harcının davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş'nin 9.161,76-TL ile sorumlu olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Manevi tazminat talebi yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 3.415,50-TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 269,85-TL başvurma harcı, 870,96-TL peşin harç, 3.974,73-TL ıslah harcı, 8.000,00-TL bilirkişi ücreti, 3.750,00-TL Adli Tıp ücreti ve 764,75-TL posta ücreti olmak üzere toplam 17.630,29-TL yargılama giderinin davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş'nin 14.523,59-TL ile sorumlu olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama harç ve gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8-Maddi tazminat talebi yönünden: karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
9-Manevi tazminat talebi yönünden: karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
10-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
11-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
12-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalılar davalı ... ve ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
09/12/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır