T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP :...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :...
KARAR TARİHİ :...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 12/01/2022 tarihli sipariş formu ile, 2017 model 2.el CASE -IH JX 110 MAX PRO Kepçeli traktör alım satımı konusunda anlaşmaya vardıklarını, müvekkili şirkete ait 2.el CASE-IH JX 90 MAX PRO traktör aracın ise davalı şirkete alım satıma konu traktörün bedeline mahsuben takas olarak verildiğini, ayrıca alım satıma konu kepçeli traktör için satış bedeline mahsuben kalan bedel için de üste müvekkili tarafından davalı firmaya 150.000,00 TL ek ödeme yapıldığını, sipariş formunda, satın alınan traktördeki eski balon lastiklerin yeni ince lastikle değiştirileceğinin kararlaştırıldığını ve taraflarca bu hususun imza altına alındığını, bu şekilde davalının, müvekkiliyle yaptığı sözleşme kapsamında yeni aldığı 2. El traktörün lastiklerindeki açık ayıbın karşılıklı tespit edildiğini beyanla davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL traktör sıfır lastik bedelinin karar tarihine en yakın tarih itibariyle hesaplanarak, sözleşme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesine, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlendiği iddia edilen sözleşmenin, sözleşme unsurlarını taşımadığını, davacının sunduğu belgenin sipariş formu başlığı altında yazılmış, resmi satım ile ilgili bilgi vermeyen bir yazı olmadığını, iddia edilen durumun olması için noterde gerçekleştirilmesi gereken araç devir ve teslim ile alakalı hiç bir belgenin olmadığını, davacı tarafın her ne kadar ayıbın satışın yapıldığı aynı gün içinde ihbar edildiğini iddia etse de bu hususa ilişkin yazılı bir belge bulunmadığını, davanın sözleşme ilişkisine dayalı olarak açıldığını, yazılı olarak sözleşme yapıldığının kanıtlanmadığını beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
SGK'ya müzekkere yazılarak... 'ın davalı şirket çalışanı olup olmadığı, kaydının bulunup bulunmadığı ile ilgili bilgi ve belgeler celp edilmiştir.
Davacı vekili 10/12/2024 tarihli dilekçe ile noter devir sözleşmesinin onaylı suretini sunmuştur.
Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacı ve davalı şirkete ait ticaret sicil bilgileri celp edilmiştir.
Mahkememizin 25/03/2025 tarihli duruşmasında davacı tanıkları ... ... ... 'ın beyanı alınmıştır.
Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, trafik-makine mühendisi bilirkişi ve mali müşavir bilirkişi 28/04/2025 tarihli raporda özetle;
Davacının 2022-2023 yılına defterlerinin açılış-kapanış tasdikinin süresinde yapıldığı, defterlerin içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin HMK 222/2 ye uygun olduğunun tespit edildiği,
Davacı ticari defterlerinde davaya konu traktörün alışına ilişkin kaydın olduğu, takasa ilişkin kaydın olmadığı, davaya konu traktöre ilişkin borcun kalmadığı, dosyada yer alan 170.000,00-TL eft' nin defter kayıtlarında yer almadığının tespit edildiği,
Dava konusu traktörde takılı bulunan lastiklerin traktörle UYUMSUZ olduğu tespit edilmiş olup, dava konusu olay traktörün lastiklerinin uyumlu lastik ile değişimi olduğu, ancak lastiklerin değişimi teknik olarak jantların değişimini de zorunlu kıldığını, bu nedenle takdir Mahkemede olmak üzere hesaplama raporda detayı verildiği üzere lastik+jant ve sadece lastik şeklinde yapıldığını,
1.ALTERNATİF : LASTİK + JANT BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE
a-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastik+jantların %80 oranında kullanım ömürlü olmak üzere sözleşme tarihi 12.01.2022 itibari ile 37.600,00-TL olduğu,
b-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastik+jantların %80 oranında kullanım ömürlü olmak üzere dava tarihi 28.12.2023 itibari ile 59.680,00-TL olduğu,
c-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastik+jantların %100 (sıfır) oranında kullanım ömürlü olmak üzere sözleşme tarihi 12.01.2022 itibari ile 47.000,00-TL olduğu,
d-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastik+jantların %100 (sıfır) oranında kullanım ömürlü olmak üzere dava tarihi 28.12.2023 itibari ile 74.600,00-TL olduğu,
2.ALTERNATİF : SADECE LASTİK DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE
a-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastiklerin %80 oranında kullanım ömürlü olmak üzere sözleşme tarihi 12.01.2022 itibari ile 22.720,00-TL olduğu,
b-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastik+jantların %80 oranında kullanım ömürlü olmak üzere dava tarihi 28.12.2023 itibari ile 36.640,00-TL olduğu,
c-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastik+jantların %100 (sıfır) oranında kullanım ömürlü olmak üzere sözleşme tarihi 12.01.2022 itibari ile 28.400,00-TL olduğu,
d-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastik+jantların %100 (sıfır) oranında kullanım ömürlü olmak üzere dava tarihi 28.12.2023 itibari ile 45.800,00-TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin beyan dilekçesi, davalı vekilinin itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür.
Davacı vekilinin 09/07/2025 tarihli ıslah dilekçesi sunduğu, harcını tamamladığı, ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği, ıslaha karşı davalı vekilinin itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, sözleşmeden kaynaklanan ürün bedelinin istemine ilişkindir.
Davacı ile davalı arasında12/01/2022 tarihinde davaya konu kepçeli traktör alım satımı uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı ve davalı şirket olup 6102 sayılı TTK 16. Maddesi uyarınca tacirdirler.
Davacı tacir olup aracıda ticari amaçla aldığından 6102 sayılı TTK 19/2 hükmü uyarınca taraflar arasında uyuşmazlığın ticari nitelikte satım sözleşmesi olduğu sabittir.
Uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya sayılı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Türk Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1-c). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1-c hükmü de uygulanacaktır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun. 207 ve devamı maddelerinde satım sözleşmesine dair hükümler düzenlenmiştir.
Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır. Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” denilmektedir.
" Alıcının bildiği ayıplar" başlıklı 222. Maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmadığı, yine satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK 223.maddesinde ise "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse,bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." hükmü düzenlenmiştir.
"Satıcının ağır kusurunun sonuçları" başlıklı 225. maddesinde;
Ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükümlerin geçerli olduğu düzenlenmiştir.
Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. Maddesi incelendiğinde;
Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. "düzenlemesi mevcuttur.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. Maddesine göre Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz. Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır.
Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti olay tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 23/1-c. maddesinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Türk Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunun 223. Maddesine göre; alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacının davalıdan 12/01/2022 tarihinde davaya konu traktörü satın aldığı, 12/01/2022 tarihinde davalı şirkete lastiklerin ayıplı olduğunu ilettiği anlaşılmaktadır.
Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, trafik-makine mühendisi bilirkişi ve mali müşavir bilirkişi 28/04/2025 tarihli raporda özetle;
Davacının 2022-2023 yılına defterlerinin açılış-kapanış tasdikinin süresinde yapıldığı, defterlerin içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin HMK 222/2 ye uygun olduğunun tespit edildiği,
Davacı ticari defterlerinde davaya konu traktörün alışına ilişkin kaydın olduğu, takasa ilişkin kaydın olmadığı, davaya konu traktöre ilişkin borcun kalmadığı, dosyada yer alan 170.000,00-TL eft' nin defter kayıtlarında yer almadığının tespit edildiği,
Dava konusu traktörde takılı bulunan lastiklerin traktörle UYUMSUZ olduğu tespit edilmiş olup, dava konusu olay traktörün lastiklerinin uyumlu lastik ile değişimi olduğu, ancak lastiklerin değişimi teknik olarak jantların değişimini de zorunlu kıldığını, bu nedenle takdir Mahkemede olmak üzere hesaplama raporda detayı verildiği üzere lastik+jant ve sadece lastik şeklinde yapıldığını,
1.ALTERNATİF : LASTİK + JANT BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE
a-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastik+jantların %80 oranında kullanım ömürlü olmak üzere sözleşme tarihi 12.01.2022 itibari ile 37.600,00-TL olduğu,
b-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastik+jantların %80 oranında kullanım ömürlü olmak üzere dava tarihi 28.12.2023 itibari ile 59.680,00-TL olduğu,
c-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastik+jantların %100 (sıfır) oranında kullanım ömürlü olmak üzere sözleşme tarihi 12.01.2022 itibari ile 47.000,00-TL olduğu,
d-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastik+jantların %100 (sıfır) oranında kullanım ömürlü olmak üzere dava tarihi 28.12.2023 itibari ile 74.600,00-TL olduğu,
2.ALTERNATİF : SADECE LASTİK DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE
a-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastiklerin %80 oranında kullanım ömürlü olmak üzere sözleşme tarihi 12.01.2022 itibari ile 22.720,00-TL olduğu,
b-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastik+jantların %80 oranında kullanım ömürlü olmak üzere dava tarihi 28.12.2023 itibari ile 36.640,00-TL olduğu,
c-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastik+jantların %100 (sıfır) oranında kullanım ömürlü olmak üzere sözleşme tarihi 12.01.2022 itibari ile 28.400,00-TL olduğu,
d-Hali hazırda üzerinde takılı olan lastik+jantların %100 (sıfır) oranında kullanım ömürlü olmak üzere dava tarihi 28.12.2023 itibari ile 45.800,00-TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Dosya kapsamı dikkate alındığında bilirkişi raporunda alternatifli hesaplama yapılmış olduğu, davacının talebinin ve tarafların anlaşmasının lastik üzerine olduğu, ayıp bedelinin %80 oranında kullanım ömürlü olmak üzere dava tarihi 28.12.2023 itibari ile 36.640,00-TL olduğu anlaşılmakla bu bedel yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın KABULÜ ile 36.640,00-TL''nin 28/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 2.502,88-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 269,85-TL ve ıslah harcı 624,02-TL 'nin mahsubu ile eksik 1.609,01-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85-TL başvurma harcı, 269,85-TL peşin harç, 624,02-TL ıslah harcı, 871,25-TL posta ücreti ve 7.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.034,97-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca hesap edilen 36.640,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
8-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/12/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır