T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ...Esas - ...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :...
KARAR NO : ...
HAKİM :...
KATİP : ...
DAVACI : 1- ...
2- ...
3...
4- ...
5-...
VEKİLİ : Av....
DAVALI : 1-...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ :...
KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin 28/12/2021 günü saat 18:00 sıralarında yaya geçidinde trafik kurallarına uygun bir şekilde karşıya geçtiği esnada davalı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile hız sınırının 30 olduğu yolda yavaşlamadan yüksek hız ile yaya geçidi üzerinde bulunan müvekkiline çarpıp yaralanmasına neden olduğunu, olayın gerçekleşmesinde davalı Şaban'ın ağır ve tam kusurlu olduğunu, meydana gelen kaza nedeni ile müvekkilinin sağ ayak ve alt bacak bölgesinde kırıkları oluştuğunu, oluşan çoklu kırık nedeni ile ameliyata alındığını ve bu bölgelere platin takıldığını, hastane ve tedavi giderlerinin müvekkilinin karşılamak zorunda kaldığını, müvekkili ve ailesinin davaya konu trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi anlamda telafisi imkansız zararlar gördüğünü, müvekkilinin yürüyemediğini ve dolayısıyla en basit ihtiyacını dahi karşılayamadığını, çocukları Berkan'ın 16, Ahmet'in 10 ve Elif Nur'un 7 yaşında olduğunu, eşinin çalışmak zorunda olması nedeni ile evde olmadığı zamanlarda çocukların annelerinin bakımını üstlendiğini, yaşlarından beklenmeyecek sorumluluklar yüklendiğini, kazaya sebep olan ... plakalı aracın sürücüsü ... ve sigortacısı olan davalı ... Sigorta A.Ş'nin meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, meydana gelen trafik kazası nedeni ile davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davacı ... yönünden şimdilik 1.000,00-TL maddi, 45.000,00-TL manevi tazminatın, davacı Bahtiyar yönünden 25.000,00-TL manevi tazminatın, davacı Berkan yönünden 15.000,00-TL manevi tazminatın, davacı Ahmet yönünden 15.000,00-TL ve davacı Elif Nur yönünden 15.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... Sigorta A.Ş. cevap dilekçesinde özetle: Öncelikle yetki itirazlarının bulunduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirkete usulüne uygun bir şekilde başvuru yapılmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri taleplerinin teminat dışında olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin manevi tazminata ilişkin sorumluluğu olmadığını, CMK'nun 253/19 maddesi gereği uzlaşma sağlanmış olması nedeni ile tazminat davası açılmasının mümkün olmadığını, öncelikle davanın görevsizlik ve yetkisizlik nedeni ile usulden reddini, dava şartının yerine getirilmemesi nedeni ile dava şartı yokluğundan reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; Davacının olay anında yaya geçidinde geçtiği iddiasının doğru olmadığının, taşıt yolundan yaya bir şekilde yürüdüğünü, davacıda meydana gelen yaralanmanın müvekkilinin aracının çarpması sonucunun olmasının imkansız olduğunu, kaza ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacının eşinin sigortalı bir işte çalıştığını bu nedenle hastane masraflarının davacı tarafından karşılandığının iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin meydana gelen kazada kusuru bulunmadığını, davacının trafik kuralını ihlal etmesi sebebi ile kazanın meydana geldiğini, istenilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ve sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vereceğini, öncelikle Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesinin ...esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasını, davanın öncelikle usulden reddini esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Kaza tespit tutanağı, zmms poliçesi, Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtları, hastane kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Ankara Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin 25/07/2024 tarihli raporunda: sürücü ...’nın % 100 (yüzde yüz) oranında, yaya ...'ın kusursuz olduğu görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 06/03/2025 tarihli raporunda: Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında birlikte değerlendirildiğinde, ...'ın 28.12.2021 tarihli trafik kazası sonucu meydana sağ alt ekstremitede mevcut (fibula, plak ve vida ile tespit edilmiş tibia kırığı, tibia ve fibulada deforme görünüm) patolojileri nedeniyle; altı (6) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 6 (altı) ay olduğu), bir (1) ay süreyle bakıcı/yardımcı desteğinin tıbben uygun olacağı, tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının %3 (yüzdeüç) olduğu, mevcut evrak içeriğinden trafik kazasıyla ilgili SGK kapsamında olmayan tedavi masrafı tespit edilmediği, bununla birlikte ek bilgi, belge (makbuz, fatura, dekont, ayrıntılı hastane hasta hizmeti, fiyat, tutar dökümü, ilave ücreti gösterir belge vb.) sunulması ve talep edilmesi halinde bu hususun tekrar değerlendirilebileceği yönünde görüş bildirmişlerdir.
15/10/2025 tarihli aktüer bilirkişi raporunda: davacı ...'ın dava konusu kaza sonrasında; bakıcı gideri zararının 4.861,35-TL, iş göremezlik zararının 25.350,82-TL olmak üzere toplam 30.212,17-TL olduğu, söz konusu zararın davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 430.000,00 TL) kapsamında kaldığı, sürekli iş göremezlik zararının 329.922,98-TL olduğu, söz konusu zararın davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limitini (kaza tarihi itibariyle 430.000,00-TL) aştığı, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun teminat limiti ile sınırlı olduğu görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
Davacı vekili 01/12/2025 tarihli ıslah dilekçesinde: davacı ... yönünden; geçici iş gücü kaybı zararı ve bakım/tedavi giderleri için 30.212,17-TL ve sürekli iş gücü kaybı zararı için 329.922,98-TL olmak üzere toplam 360.135,15-TL maddi tazminatın, 45.000,00-TL manevi tazminatın, davacı ... yönünden 25.000,00-TL manevi tazminatın, davacı ... yönünden 15.000,00-TL manevi tazminatın, Davacı ... yönünden 15.000,00-TL manevi tazminatın, davacı... yönünden 15.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden başlayarak işleyecek mevduata uygunlanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkili davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, meydana gelen trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
28/12/2021 günü saat 18:21 sıralarında davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın yaya olan davacı ...'a çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir.
Dosya kapsamındaki poliçenin incelenmesinde, ... plakalı aracın kaza tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS sigortalı olduğu, kaza tespit tutanağına göre kaza sırasında araç sürücüsünün davalı ... olduğu anlaşılmaktadır.
KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde;
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir."
Somut uyuşmazlıkta, kazaya karışan aracın davalı ... Sigorta A.Ş nezdinde ZMMS sigortalı olduğu, davacının davalı sigorta şirketine 21/04/2022 tarihinde başvurduğu ve burada hasar dosyasının açıldığı dolayısıyla davacının yasada öngörülen sigortacıya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
-Yetki ilk itirazının değerlendirmesinde;
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde yetki ilk itirazında bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK 'nun 6/1. maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır.
Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 sayılı HMK'nun 16. maddesinde ise; "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir" hükmü yer almaktadır.
Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacılar bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacılar, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir (aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 23/09/2013 tarih 2013/9042 Esas 2013/12620 Karar sayılı ilamı).
Dava konusu uyuşmazlıkta haksız fiile ilişkin 6100 Sayılı HMK'nun 16. maddesinde yer alan haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi kuralı dikkate alındığında; dava dilekçesine ve dosyamız içindeki diğer kayıtlara göre davacıların yerleşim yeri Kocasinan, Kayseri'dir ve yine dosya içinde mevcut trafik kaza tespit tutanağına göre davaya konu trafik kazası Kayseri İli, Melikgazi İlçesi'nde gerçekleşmiştir. Buna göre yetkili mahkememiz yetkilidir. Dolayısıyla yukarıda anlatılan yasal hükümlere ve kanunda belirlenen yetki kurallarına göre; kazanın meydana geldiği yer bir başka deyişle haksız fiilin meydana geldiği yer, davacıların ikametgahı kuralına göre mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmış ve yetki itirazı reddedilmiştir.
-Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde,
Mahkememizce Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının uyap kayıtları dosya arasına alınmış, kaza tespit tutanağı ve savcılık dosyası celp edilmiş, adli tıp kurumundan kusur raporu alınmıştır.
28/12/2021 günü saat 18.21 sıralarında sürücü ..., yönetimindeki ... plaka sayılı otomobil ile Nuh Mehmet Baldöktü Caddesi üzerinde seyrederek geldiği olay yeri kavşaktan sola dönüş yaparak Bölükbaşı Caddesi’ne girdiği sırada, seyir yönüne göre yolun solundan kaplamaya girerek yaya geçidi mahallinde yolun karşısına geçmekte olan yaya ...’a aracının sol ön köşe kısmıyla çarpması sonucu dava konusu kaza meydana gelmiştir. Trafik Kazası Tespit Tutanağı ve dosya içeriğine göre kazanın; yerleşim yerinde, dört yönlü kavşakta, eğimsiz, düz, iki yönlü, kuru, asfalt kaplama, aydınlatması mevcut yolda, yaya geçidi mahallinde, gece meydana geldiği, havanın açık olduğu, çarpma noktasının yaya geçidine 3 m. mesafede belirlendiği, otomobilin seyir yönüne hitaben kavşak girişinde “Dur” ve “Yaya geçidi” trafik işaret levhaları ile kaplama üzerinde kasis bulunduğu, kaza yerindeki azami hız limitinin 30 km/s olduğu anlaşılmıştır.
Dosyadaki bilgi, belge ve ifadeler incelendiğinde; kazanın, yukarıda “OLAY” bölümünde anlatıldığı şekliyle meydana geldiği sürücü ... yönetimindeki otomobil ile seyri sırasında yola gereken biçimde dikkatini vermemiş, olay yeri kavşaktan sola dönmek istediğinde manevra alanını etkin biçimde kontrol ederek dönüşünü müteyakkız biçimde yapması gerekirken bu hususlara özen göstermemiş, söz konusu kavşaktan kontrolsüz biçimde sola dönüşü sırasında solundan kaplamaya girerek ilk geçiş hakkına sahip biçimde yaya geçidi mahallinde yolun karşısına geçmek isteyen yayaya çarpması sonucu meydana gelen olayda; dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle asli (%100 oranında) kusurludur. Yaya ..., olay yerinde karşıya geçişini ilk geçiş hakkına sahip biçimde kavşak başındaki yaya geçidi mahallinden gerçekleştirmek istediği sırada, kavşaktan dönüş yapan sürücü Şaban yönetimindeki otomobilin çarpmasına maruz kaldığı olayda, bu oluş şartlarında herhangi bir kural ihlali görülmediğinden sonuçta atfı kabil kusuru yoktur.
Adli tıp kurumu tarafından düzenlenen bu rapor Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası kapsamında alınan 30/11/2022 tarihli atk raporu ve tüm dosya kapsamı ile uyumlu olmakla mahkememizce de hükme esas alınmıştır.
Mütefarik kusura ilişkin değerlendirmede;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)
Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Dosya kapsamında bulunan delillerden davacı ...'ın kaza sırasında yaya geçidinden geçmekte olduğu, müterafik kusuru ispat yükünün davalı tarafta olduğu, davalılarca bu yönde bir delil sunulamadığı görülmekle hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.
-Maluliyet durumuna dair değerlendirmesinde;
Davacının kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yükümlerine göre ERÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan rapor almıştır. Alınan 06/03/2025 tarihli rapora göre davacının 6 ay süreyle geçici iş göremez halde kalacağı, sürekli iş göremezlik oranının % 3 olduğu belirtilmiştir. Düzenlenen bu rapor dosya kapsamı ile uyumlu olması ve bu rapor ile çelişen başka bir rapor bulunmaması nedeniyle mahkememizce de hükme esas alınmıştır.
-Aktüerya hesabına ilişkin değerlendirmede;
HMK’nun 273/1. maddesi gereği mahkememizce toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; TRH 2010 yaşam tablosu ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilen progresif rant usulü (%10 arttırma-iskonto formülü ile) ile davacıların aktüer zarar hesabının yapılması hususunda açıklamalı rapor alınmasına karar verilmiştir.
Aktüer bilirkişiden alınan 13/10/2025 tarihli raporun değerlendirilmesinde; davacının savcılıkta alınan beyanında ve tüm yargılama boyunca ev hanımı olduğunu beyan ettiği, yargılama sırasında dinlenen tanıkların da davacı ...'ın ev hanımı olduğunu beyan etmeleri nedeniyle gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilmiş, buna göre hesaplama yapılmıştır.
ERÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından sunulan 06/03/2025 tarihli rapordaki verilere göre ve davalının %100 kusur durumuna göre yapılan hesaplamada davacının geçici iş göremezlik zararının 25.350,82-TL, sürekli iş göremezlik zararının ise 329.922,98-TL olduğu tespit edilmiş olup alınan rapor yöntemine uygun olduğundan mahkememizce esas alınmıştır. Davacıya ödeme yapıldığına dair bir bilgi ya da belge bulunmadığından hesaplanan tazminattan her hangi bir indirim yapılmamıştır.
Her ne kadar maluliyet ve aktüer raporunda bakıcı gideri yönünden de tespitler ve hesaplamalar bulunmakta ise de dava dilekçesinden sonra sunulan 15/11/2023 tarihli talep açıklama dilekçesine göre dava dilekçesindeki 1.000,00-TL maddi tazminat talebinin 500,00-TL'sinin geçici iş göremezlik, 500,00-TL'sinin sürekli iş göremezlik olarak beyan edildiği, yani dava dilekçesinde açıkça bakıcı gideri talep edilmediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar aktüer bilirkişi bakıcı gideri hesaplamış, davacı vekili 01/12/2025 tarihli ıslah dilekçesinde bakıcı gideri de talep etmiş ise de yerleşik Yargıtay uygulamasına göre dava dilekçesinde olmayan talebin ıslah ile eklenemeyeceği kabul edildiğinden bu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu kısım yönünden yargılama gideri veya vekalet ücretine de hükmedilmemiştir.
- Geçici iş göremezlik zararının teminat kapsamı dışında olup olmadığına dair değerlendirmede;
2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür.
Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,
1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri,
2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,
3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,
Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.
Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.
Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki;
1-Bakıcı giderleri
2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)
3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.
Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez.
Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.
Bu halde geçici iş göremezlik tazminatının sigorta teminatı kapsamında olduğu kabulü gerekir.
Somut olayda geçici iş göremezlik talebi, ZMMS poliçesinin sağlık giderleri-şahıs başına kalemine dahil olup davalı sigorta şirketinin bu kalem zararlardan sorumluluk limiti 430.000,00-TL'dir.
-Faize ait değerlendirmede;
2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise arabulucuk başvuru tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir.
Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır.
Anılan açıklamalar uyarınca davacı tarafça sigorta şirketine yazılı olarak dilekçe ile başvurulmuş ise de dilekçe ekinde yalnızca vekaletname ve savcılık dosyası yer almakta olup gerekli tüm belgeler ibraz edilmemiştir. Bu nedenle yapılan başvuru dava şartı için yeterli olsa da temerrüt için yeterli olmadığından davalı sigorta şirketinin arabulucuya başvuru tarihi olan 21/04/2022 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmış olup bu tarih davalı ... Sigorta A.Ş yönünden temerrüt tarihi kabul edilmiştir. Davalı sürücü/işleten ise kaza tarihi olan 28/12/2021 tarihinde temerrüde düşmüş kabul edilmelidir.
Davacı dava ve ıslah dilekçesinde mevduata uygulanan en yüksek faiz talep etmiştir. Ancak sigortalı ... plakalı araç ruhsat kayıtlarında hususi araç olarak kayıtlı olduğundan hükmedilen tazminatlara yasal faiz uygulanmıştır.
-Manevi tazminata dair değerlendirmede;
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir.
Somut olayda; yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, meydana gelen olayın ve davalının fiilin niteliği, olayın oluş yer ve şekli, davalı araç sürücüsünün tamamen kusuru, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacı ...'ın kazadan dolayı %3 malul kalması, 6 ay geçici iş göremezlik durumu, 1 ay bakıcı ihtiyacı duyması nedenleriyle çekmiş olduğu acı ve ızdırap hali, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda dava dilekçesinde talep edilen 45.000,00-TL manevi tazminatın dosya kapsamı ile uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Yine 6098 Sayılı TBK'nın 56/2 maddesi gereği " Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınları da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesi de karar verilebilir." hükmü dikkate alındığında davacı ...'ın kazada %3 oranında malul kalması nedeniyle ağır derecede yaralandığı anlaşılmakla davacının eşi ... için 25.000,00-TL, çocukları ..., ... ve... için ayrı ayrı 15.000,00-TL manevi tazminatın dosya kapsamı ile uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
-Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar sayılı ilamı)
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KABULÜ ile,
1-25.350,82-TL geçici iş göremezlik tazminatının (davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden ZMMS poliçesinin şahıs başına sağlık - tedavi giderleri limitinden karşılanmak ve sorumluluğu teminat limiti olan 430.000,00-TL ile sınırlı olmak koşuluyla) davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden arabulucuya başvuru tarihi olan 21/04/2022 tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 28/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-329.922,98-TL sürekli iş göremezlik tazminatının (davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden ZMMS poliçesinin ölüm-s.sakatlık şahıs başına limitinden karşılanmak ve sorumluluğu teminat limiti olan 430.000,00-TL ile sınırlı olmak koşuluyla) davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden arabulucuya başvuru tarihi olan 21/04/2022 tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 28/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Davacının ıslah dilekçesinde talep ettiği 4.861,35-TL bakıcı gideri talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4-Davacı ... için 45.000,00-TL, davacı ... için 25.000,00-TL, davacı ... için 15.000,00-TL, davacı ... için 15.000,00-TL, davacı... için 15.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacılara ödenmesine,
5-Maddi tazminat yönünden: 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 24.268,75-TL ilam harcından, tahsil edilen 1.980,99-TL peşin harç ve 6.200,00-TL ıslah harcının mahsubuna, bakiye 16.087,76-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Manevi tazminat yönünden: 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 7.855,65-TL ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.280,00-TL arabuluculuk ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
8-Davacı tarafın yaptığı 179,90-TL başvurma harcı, 1.980,99-TL peşin harç, 6.200,00-TL ıslah harcı, 296,40-TL tedbir talebi harcı, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 3.375,00-TL adli tıp fatura ücreti, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti, 1.271,50-TL posta ücreti olmak üzere toplam 17.795,79-TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu 13.444,03-TL ile sınırlı olmak koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
9-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
10-Maddi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 56.843,81-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine,
11-Manevi tazminat yönünden;
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 25.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı...'a ödenmesine,
Dair, davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/12/2025
Katip ...
Hakim ...