T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ***
KATİP : ***
DAVACI : ***
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 1- ***
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 2- ***
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 3- ***
DAVA İHBAR OLUNAN : ***
VEKİLİ : Av. ***
DAVA : Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklı Araç Değer Kaybı, Orijinal Olmayan Fark Parça Bedeli ve İkame Araç Bedeli)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde müvekkiline ait 38 ... plakalı araç Tuna Caddesi üzerinde seyir halinde iken; davalı sürücü ... sevk idaresindeki (...'na AİT) 38 ... plakalı aracın Billur Cad. istikametinden gelerek Ardıç sok. kavşağına geldiğinde kendisine hitap eden DUR levhasına uymayarak kavşağa kontrolsüz ve tedbirsiz girerek ve ilk geçiş hakkına riayet etmeyerek, müvekkilimize ait araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında davalı 4100 tam ve tek kusurlu olduğu tespit edildiğini, kendi şeridinde ilerleyen müvekkilin aracının ise 60, hiçbir kusuru olmadığını, müvekkilinin 38 ... plakalı aracı ağır hasar aldığını, müvekkilinin aracı aldığı ağır hasar nedeniyle kusurlu tarafın sigortası ... tarafından yaptırıldığını, davalı ... 38 ... plakalı aracın ruhsat sahibi ve davalı ... araç sürücüsü olduğunu davalı ... A.Ş. araç sigortacısı olduğunu, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle araçta oluşan hasar bedeli (takılmayan orijinal parça bedeli) ve araçta oluşan değer kaybından dolayı tüm davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, yine davalı sigorta şirketi poliçe sorumluluk bedeli ile sorumlu olduğunu, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle ikame araç bedelinden davalılar ... ve ... müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, Müvekkiline ait 38 ... plakalı araç; 2012 FORD FOCUS Il TREND 1.6 TDCİ (95) ak beyaz renkli kaza tarihinde 138.870 km bir araç olduğunu, müvekkiline ait 38 ... araçta değer kaybı meydana geldiğini, müvekkilinin kasko değeri 266.151,00 TL olan aracını Kayseri 11. Noterliğinin 22.08.2022 tarih ve 38022 yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile 90.000,00 TL bedelle ancak satabildiğini, davacının aracı gerçekte kasko değerinin de üzerinde 300-350 bin TL değerinde araç iken 90.000 TL'ye ancak alıcı bulabildiğini, zira kaza nedeniyle davacının araci çok ağır hasar aldığını, yüklü miktarda hasar oluşmuş ve aracın tramer kaydında hasar kaydı düşülmüş ve araçta büyük değer kaybı oluştuğunu, araç parça tedarik süreci ile birlikte 5-6 ay süre ile tamiratta kaldığını, parçaların bulunmasındaki zorluk ve tamir süresi uzun sürdüğünü, bu süre zarfında ticari araç olduğu için müvekkili tarafından kullanılamadığını, aracın kullanılamamasından dolayı ikame araç bedeli araç hak mahrumiyeti ortaya çıktığını, bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, 50,00 TL Hasar- takılmayan orijinal parça bedelinin (ileride alınacak bilirkişi raporu ile arttırılmak üzere fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50,00 TL'nin) davalılar ... ve ... yönünden ... kaza tarihinden ve davalı ... A.Ş. yönünden (poliçede yazılı limitle - sınırlı olmak üzere) ihbar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya ödetilmesine, 50,00 TL Değer Kaybı- bedelinin (ileride alınacak bilirkişi raporu ile arttırılmak üzere fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50,00 TL'nin) davalılar ... ve ... yönünden ... kaza tarihinden ve davalı ... A.Ş. yönünden (poliçede yazılı limitle sınırlı olmak üzere) ihbar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya ödetilmesine, 50,00 TL İkame Araç- bedelinin (ileride alınacak bilirkişi raporu ile arttırılmak üzere fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50,00 TL'nin) davalılar ... ve ...'ndan ... kaza tarihinden itibaren işleyecek akdi faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya ödetilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı değer kaybı ve araçta orjinal parça kullanılmamasından kaynaklı zararları ile ilgili olarak sigorta şirketine yazılı başvuru yapmadan arabuluculuk sürecini ve akabinde dava sürecini başlattığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafın, müvekkilinin kazada kusurlu ve dolayısıyla meydana gelen zarardan sorumlu olduğuna ilişkin iddiaları kabul etmediklerini, kazanın oluşumunda müvekkili kadar karşı tarafın da kusuru bulunduğunu, davacı “kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak” olarak bilenen Karayolları Trafik Kanunun 52. Maddesi 1. Fıkrası 'a' bendinde belirtilen kuralı ihlal ettiği için söz konusu kaza meydana geldiğini, mahkemenin aksi kanatte olması halinde kusur tespitinin bilirkişi marifetiyle yaptırılmasını talep ettiklerini, hiçbir şekilde davayı ve davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek ve tüm hususlara yönelik itirazları baki kalmak kaydıyla; trafik kazasının 12/08/2021 tarihinde meydana gelmiş olması nedeniyle, davacının talebinin, kaza ve poliçe tarihi itibariyle yürürlükte olan, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve eklerinde belirtilen usul ve esaslara göre belirlenmesi gerektiğini, araçlarda değer kaybı, bir kereye mahsus uygulanmaktadır. Bu sebeple davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının aracının kaza tarihinde 9 yaşında olduğu düşünülürse, kaza tarihinden önceki tarihlerde başka bir kazaya karışıp karışmadığının araştırılması bu amaçla tramer kayıtlarının istenilmesi ve eğer başka bir kazaya karışmış ise değer kaybına konu geçmiş hasar kayıtlarının, bulunduğu gözetilmeli ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme tensip ara kararı ile Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine yazılan talimat neticesi gelen cevabi yazıda davacıya ait aracın 12.07.2013 tarihinde bir kazaya karıştığı ve araçta o zamanki değerle 715 TL maddi hasar oluştuğu ortaya çıktığı, dolayısı ile davacı kaza tarihi itibariyle zaten hasarlı olan bir araç için değer kaybı talebinde bulunamayacağını, aracın satış tarihi 22.08.2022 olduğu beyan edildiğini, aracın satış tarihi ile açılan dava tarihi arasında 8 ay gibi bir zaman olduğunu, davacı aracını sattıktan 8 ay sonra mı kazadan dolayı aracın değer kaybettiğini ve zarar ettiğini anlamış iş bu davayı açtığını, gerçekte araçta değer kaybı olmuş olsa idi satıştan makul bir süre sonra iş bu davanın açılması gerekirdi. Bu durum bile davacı tarafın açtığı davada samimi olmadığını ve kötü niyetli olduğunu, davacının aracın 5-6 ay gibi uzun süre tamiratta kaldığına ilişkin iddiaları da samimi olmadığı gibi gerçeklikten uzak olduğunu, davacı taraf, aracın tamirde kaldığı süreye ilişkin bile net bir süre veremediğini, ayrıca 5-6 ay gibi bir sürede, bir aracın tamirini bırakın yeniden sıfırdan üretilse bu kadar zaman almayacağını, dava dilekçesi tarafıma usule uygun tebliğ edilmediğini, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 5. Maddesi Uyarınca 01/01/2019 tarihinden itibaren kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişilerine elektronik yolla tebligat yapılması zorunluluğu getirilmiştir ve 01/01/2019 yılı düzenlemesinin hemen ardından tarafınca elektronik tebligat adresi alındığını, mahkeme tarafından gönderilen dava dileçesi e-tebligat mükellefi kişiliğine haiz tarafımın e tebligat adresine tebliğ edilmemiş olup bu durum kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davanın reddini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, araç hasarı zararı yönünden talep konusunu belirlemiş ve fakat davasını yine de belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı tarafın dava konusu tamamen ve açık şekilde belirli olduğunu iddia etmesine rağmen davanın belirsiz alacak davası olarak açılması hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açmakta menfaati bulunmadığından, hukuk muhakemeleri kanunu’nun 107. maddesi uyarınca davanın esasına girmeden doğrudan ve usulen reddini talep ettiklerini, işbu kaza için 42.999,00-TL ödeme yapıldığını dolayısıyla, sigorta poliçesinin teminat limitinin tamamen dolduğunu bakiye teminat limiti bulunmadığı için davanın doğrudan reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kazaya karışan 38 ... plaka sayılı araç müvekkili şirket nezdinde karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin bu poliçedeki maddi zararlara ilişkin teminat limiti ise kaza tarihi itibariyle araç başına 43.000,00-TL'dir. Dosya üzerinde yapılan tüm ödemeler poliçe teminat limitinden mahsup edilmesi gerektiğini, öncelikle, mükerrer ödeme ve sebepsiz zenginleşmenin engellenmesi için konu kaza nedeniyle sigortalı veya kasko sigortacısı tarafından zarar görene bakiye ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun tespitini talep ettiklerini, huzurdaki uyuşmazlığa konu talep için, işbu davadan önce, davacı yana 21/10/2022 tarihinde 2.398,95-TL değer kaybı tazminatı ödendiğini, hesaplama, tamamen doğru verilere göre yapılmış ve müvekkili şirket poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini bu durumda, davanın doğrudan reddine, aksi halde, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin toplam tazminattan -ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte- mahsup edilmesini, masraf ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasını, talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, değer kaybı tazminatı tespit edilirken dayanağını doğrudan 2918 sayılı karayolları trafik kanunu’ ndan alan karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları’ nda belirtilen hesaplama yöntemine göre zarar tespiti yapılmasını, davacıya ait aracın davaya konu kazadan daha öncesinde bir kazaya karışıp karışmadığının ve aynı bölgeye hasar almış olup olmadığının tespitini talep ettiklerini, davaya konu edilen aracın aynı yerde birden fazla hasarının olması, araç geçmişinde 3 ve daha fazla hasar olması hallerinde değer kaybı oluşmayacağı için belirtilen hususların tespitini ve netice olarak davanın reddini talep ettiklerini, davacıya ait aracın davaya konu kaza öncesinde hasarının bulunup bulunmadığının tespiti ve önceki hasarının olması halinde bu hasar nedeniyle değer kaybı oluşmayacağı veya araç rayiç değeri düşeceği için sonraki kazada oluşan değer kaybı meblağının azalacağını, sonuç olarak, 6100 sayılı hmk’ nın 31. maddesinde yer alan “hakimin davayı aydınlatma ödevi” kapsamında davacıya ait aracın önceki hasarlarının tespiti ile değer kaybı meblağının bu tespit esas alınarak belirlenmesini talep ettiklerini, huzurdaki davaya konu talep için davadan önce karşı yana 21/04/2022 tarihinde 8.847,46-TL, ... Yed.par.san.'a 15/11/2021 tarihinde 18.291,91-TL, 24/12/2021 tarihinde 9.085,34-TL, 17/01/2022 tarihinde 1.505,70-TL, 25/02/2022 tarihinde 2.288,63-TL, 04/04/2022 tarihinde 581,01-TL, araç hasarı tazminatı ödemesi gerçekleştirildiğini, 5684 sayılı sigortacılık kanunu’nun 22. maddesine göre dosyaya sunduğumuz ekspertiz raporu “delil” niteliğinde olup kazadan hemen sonra tanzim ettirilen muteber rapora değerlendirme yapılması ve karşı yanın fahiş talebinin reddi gerektiğini, bu durumda, davanın doğrudan reddine, aksi halde, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin toplam tazminattan -ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte- mahsup edilmesini, masraf ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasını, talep ettiklerini, karşı yanın somut maddi zararını ifade eden, kendileri tarafından bakiye maddi hasar ödemesi yapıldığını gösteren bir fatura dosyaya sunulmadığını, somut olayda, kaza sonrasında aracın onarımı gerçekleştirilmiş ve sigorta şirketi bu onarım masrafını tazmin ettiğini, karşı yanın herhangi bir somut maddi zararı bulunmadığını, bu durumda, “hakkın kötüye kullanılması yasağı” esas alınarak talebin değerlendirilmesi gerektiğini, aracın halihazırda onarılmış olduğu ve onarım nedeniyle herhangi bir zararın doğduğu da ispatlanmamış olduğundan huzurdaki davanın doğrudan reddini , kabul anlamına gelmemek kaydıyla araç hasarı talebine ilişkin karşı yanın yokluklarında aldırmış olduğu tespit raporu veya faturalar varsa bunun kabulü mümkün olmadığını, fahiş hesaplamanın yer aldığı, herhangi bir amortismanın mahsup edilmediği ve ıskonto uygulanmadan hesaplamanın yapıldığı raporun/faturanın hükme esas alınmaması gerektiğini, bu konuda mahkemece yeni bir rapor tanzim ettirilmesini talep ettiklerini, somut uyuşmazlıkta, dosyaya bakiye ödeme ve onarıma ilişkin de herhangi bir fatura sunulmamıştır. türk medeni kanunu’nun 6. maddesine göre; “kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” bu noktada karşı yandan aracın onarılıp onarılmadığı konusunda bilgi sorulmasını, aracın onarılması halinde onarıma ilişkin fatura ve diğer belgelerin dosyaya sunulmasını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı yanın avans faiz talebine itiraz ettiklerini, mağdur aracın müvekkili şirket ile arasındaki ilişki ticari bir nitelik arz etmemekte ve tazminat talebi de haksız fiilden kaynaklandığını ktk’nın tazminatın biçimi ile ilgili borçlar kanunun haksız fiil hükümlerine yollama yaptığı ve borçlar kanununda düzenlenen haksız fiil sorumluluğunda uygulanacak faizin yasal faiz olduğu, ayrıca müvekkili şirketin işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenmiş olduğu dikkate alındığında davacı vekilinin avans faizi isteminin haksız olduğunu, bu nedenle, avans faiz talebinin reddini talep ettiklerini, davanın esastan reddine, davacı yanın tüm zararı daha önce karşılandığı için davanın reddine, aksi halde, ödeme tarihinden itibaren faizi güncellenmek suretiyle tazminattan mahsubuna, davacının bakiye zarara uğradığını gösteren faturaların sorulmasına, aksi halde ispatlanamayan davanın reddine, ret taleplerinin kabul edilmemesi halinde; kabul anlamına gelmemek kaydı ile davaya konu talep yönünden yukarıda belirttikleri gibi bilirkişi incelemesi yapılmasına ve tarafların kusur durumu ile bakiye teminat limiti gözetilerek hüküm kurulmasına, talebin kabulü halinde, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine,
yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Bilirkişi Makine Mühendisi ***'dan alınan 13/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Kaza olayının maddi hasarlı ve iki taraflı bir Trafik Kazası olduğu,
Raporun 2. Maddesinde belirtildiği üzere kazadaki KÖK NEDEN; sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinde ASLİ KUSURLU SAYILAN TRAFİK KURALLARINDAN ve aşağıda detaylıca bahsetmiş olduğum ilgili maddelerindeki hallerini ihlal etmiş, aracını kullanırken çevre, hava, yol ve trafik durumunu kontrol etmemiş ve araç hızını ayarlayamamış, DUR trafik levhasına uymamış, sağından gelen araç trafiğini kontrol etmemiş ve diğer araç sürücüsüne ilk geçiş hakkını vermemiş, kavşaklarda geçiş önceliğine uymamış, başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlemiş, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini sürüşüne yansıtamamıştır. Bu nedenle 38 ... plakalı araç sürücü ...' nun meydana gelen olayda TAMAMEN SORUMLU OLDUĞU,
Raporun 3. Maddesinde detaylıca belirtildiği üzere; söz konusu kazada 38 ... plakalı araç sürücüsü ...' un ve 38 ... plakalı araç sahibi ...' nun kaza olayında bir ihmallerinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediği, Raporun 4. Maddesinde belirtildiği üzere; araçların teknik donanımlarından kaynaklanan bir problemin tespit edilemediği, 38 ... plakalı araç sürücüsü ...' un trafikte normal şekilde seyrine devam ettiği, bu nedenle 38 ... plakalı araç sahibinin kaza olayında bir ihmalinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediği, Kazanın meydana geldiği yolda trafik işaretlemesi ve yola bağlı bir problemin tespit edilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle Karayolundan sorumlu kurum veya kuruluşun hizmet eksikliği ve sorumluluğunun bulunmadığı, Kaza olayının yaşanmasında başkaca kişi ya da kişilerin etkilerinin olmadığı, ... kaza tarihi itibariyle dava konusu hasarlı aracın tamirinin ekonomik olduğu, Sigorta Eksperi ...' ün yapmış olduğu 14.08.2021 Tarihli ve ... dosya numaralı Ekspertiz Raporu tespiti incelenmiştir. Rapordaki yedek parçaların parça kodu ile yapılan sorgulamada, orijinal olup olmadıkları hakkında değerlendirme yapılmıştır. Parçaların fiziki olarak inceleme durumu söz konusu olmadığı için, ilgili Ekspertiz raporu dikkate alınmıştır. Buna göre kullanılan parçaların orijinal oldukları ve herhangi bir fark bedeli söz konusu olmadığı, ... olay tarihi itibarıyla davacının hasarının yedek parça ve işçilik olmak üzere %18KDV dahil 116.160,19TL olduğu, ... olay tarihi itibarıyla davacının aracındaki Değer Kaybının 42.500TL olduğu, ödeme yapıldığına dair bir ödeme dekontunun dosya içeriğinde görülmediği, ... olay tarihi itibarıyla ikame araç temin edilebileceği, İkame Araç Bedelinin 900TL kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı beyanlarını ve itirazlarını sunduğu görülmüştür.
Davacı vekilinin ıslah dilekçesi sunduğu, ıslah dilekçesinden birer suret davalı taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği görülmüştür. Davalılar vekillerinin ile ıslah dilekçesine karşı beyanlarını sunduğu görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı 12/08/2021 günü davacıya ait 38 ... plakalı aracın davalı ... sevk ve idaresindeki, davalı ...'na ait ve davalı ... bünyesi ZMSS poliçesi ile sigortalı 38 ... plakalı aracın kazaya karıştığını, araçlarında hasar meydana geldiğinden bahisle, orijinal olmayan parça bedeli 50 TL, değer kaybı 50 TL ve 50 TL ikame araç bedelinin faizi ile birlikte tahsilini dilemişlerdir.
Sigorta poliçesi incelenmesinde, 38 ... plakalı aracın ZMSS'in davalı sigorta şirketi bünyesinde sigortalandığı, trafik kayıtlarına göre ise malikin ise davalıHüsamettin Kuzucuoğlu olduğu, kaza tespit tutanağı uyarınca sürücüsünün ise davalı ... ve 38 ... plakalı aracın davacıya ait olduğu olduğu anlaşılmıştır.
Hasar dosyasının incelenmesinde, davalı sigorta şirketince 42.999,00 TL hasar ve değer kaybı ödemesi yaptıkları görülmüştür. Davalı sigorta şirketinin 43.000,00 TL poliçe limitinin tükendiği anlaşılmıştır.
-Belirsiz alacak davası açılamayacağı itirazının değerlendirmesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz.
Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır.
Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320).
Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için;
a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması,
b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir.
Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320).
Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321).
Somut olayda da; davalıların cevap dilekçesinde, davacının belirsiz alacak olarak dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını ve bu nedenle açılan davanın reddini istemiştir. Davalı tarafın davaya cevap dilekçesinden de anlaşılmaktadır ki; davacı alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Böyle bir durumda ve yukarda yapılan açıklamalar ışığında, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının olmadığından söz edilemez. Bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açmasının mümkün değerlendirilmiştir.
KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde;
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Somut uyuşmazlıkta, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı olduğundan davacının davalı sigorta şirketine başvurduğu ve burada hasar dosyasının açıldığı dolayısıyla davacının yasada öngörülen sigortacıya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Aksi yöndeki itiraza itibar edilmemiş, dava şartlarının mevcut olduğu değerlendirilmiştir.
-Kusur ön soruna ilişkin değerlendirmede,
Mahkememiz olayla ilgili kural ihlallerinin tespiti noktasında, orijinal olmayan fark parça bedeli değer kaybı ve ikame araç konusunda rapor almıştır. Kaza tespit tutanağı, kural ihlalleri tespiti uyarınca Kayseri ili Melikgazi ilçesinde ... günü saat 13:00 sıralarında sürücü/davalı ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracı ile Kumlu sokağını takiben Billur caddesi istikametinden gelerek Ardıç sokak kavşağına geldiği esnada aracının ön kısımları ile gidiş istikametine göre sağından Ardıç sokağını takiben Tuna caddesi istikametinden gelen sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracın sol yan kapı ve arka çamurluk kısımlarına çarpması neticesinde meydana gelen iki taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası olayı gerçekleşmiştir.
Sürücü/davalı ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu 52/b, 57 ve 84/e ve Karayolları Trafik Yönetmeliği 101/a-b, 109 ve157/8 asli kusurlu sayılan trafik kurallarını ihlal ettiği aracını kullanırken çevre, hava, yol ve trafik durumunu kontrol etmemiş ve araç hızını ayarlayamamış, DUR trafik levhasına uymamış, sağından gelen araç trafiğini kontrol etmemiş ve diğer araç sürücüsüne ilk geçiş hakkını vermemiş, kavşaklarda geçiş önceliğine uymamış, başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlemiş, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini sürüşüne yansıtamamıştır. Bu nedenle 38 ... plakalı araç sürücü ...'nun söz konusu kazada %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
-Değer kaybına dair değerlendirmede;
Yargıtay Yerleşik uygulamalarına uygun olarak, değer kaybının kazalı aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı (aracın km'si, metal komponentlerin yoğunluğu, korozyon dozajı ve önceye ait hasarlar nedeni ile orjinalliğin yitirilip yitirilmediği), aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı), tramer kayıtlarına göre araçta meydana gelen hasarlar irdelenerek, emsal satışlar da araştırılmak suretiyle, aracın olay tarihindeki 2. el rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının bilirkişiler tarafından hesaplanması gerekir.
Dosya kapsamında alınan rapor Yargıtay uygulamalarına uygun olduğundan davacının aracının 42.500,00 TL değer kaybı zararı bulunduğu, sigorta şirketi tarafından ödenen bedel (2.398,95 TL) düşüldükten sonra bakiye 40.101,05 TL zarar bulunduğu anlaşılmıştır.
-Orijinal olmayan fark parça bedeline ve kazanç kaybına ilişkin değerlendirmede;
Bilirkişi raporu uyarınca orijinal parçalar kullanıldığı tespit edildiğinden ilgili talep uygun görülmemiştir.
-İkame araç bedeline ait değerlendirmede;
Davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasarın onarımı için gerekli makul sürede, davacının ikame araç temin etmek ve suretle masraf yapmak zorunda kalacağı, bu zararının da tazmininin gerektiği, davalılardan istenen araç mahrumiyet zararını yönünden talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak sözkonusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir.
Davacının aracının 6 günde tamir edilebileceğinden günlük araç kira bedeli 150,00 TL kabul edilerek 900,00 TL bedel olduğu bilirkişi raporunun uygun olduğu görülmüştür.
-Sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede;
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür.
Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına almıştır. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. (Yargıtay 17. HD'nin 28/10/2013 tarih ve 2013/9624 Esas, 2013/14505 Karar).
Kaldı ki 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5/a maddesine göre değer kaybı maddi zararlar teminatı içerisinde yer almaktadır. Somut olayda davalı sigorta şirketi değer kaybından sorumludur. Ancak somut olayda sigorta şirketinin yapılan ödeme dekontlarına göre poliçe limiti kalmadığından ilgili yönünden dava reddedilmiştir.
-Davalı ... ve ...'nun sorumluluğuna dair değerlendirmede;
İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494)
Somut olayda, davalı ... işleten olması nedeni ile kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde ve davalı ... haksız fiil hükümleri (TBK'nun 49 ve devamı) uyarınca zarardan sorumludurlar.
- Faize ait değerlendirmede;
Davalı ... ve ... yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir. Temerrüt tarihi olay tarihi kabul edilmiştir. Kazaya karışan araç ticari olmadığından yasal faiz uygulanmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
Davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile,
1-Davacının değer kaybına ilişkin davasının kabulü ile, 40.101,05 TL değer kaybının davalılar ... ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacağı kaza tarihi olan 12/08/2021 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
2-Davacının orijinal olmayan fark parça bedeline ilişkin davasının reddine,
3-Davacının ikame araç bedeline ilişkin davasının kabulü ile, 900,00 TL'nin davalılar ... ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacağı kaza tarihi olan 12/08/2021 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
4-Davacının alacağı ticari avans işletilmesi talebinin reddine,
5-Davacının sigorta şirketine karşı açmış olduğu davanın reddine,
6-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 2.800,78-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 179,90-TL peşin harç ve 427,60-TL ıslah harcı ve 684,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.291,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 1509,28-TL harcın davalılar ... ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalılar ... ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
8-Davacı tarafından peşin yatırılan 179,90-TL başvurma harcı, 179,90-TL peşin harç, 427,60-TL ıslah harcı, 684,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.471,40-TL harcın davalılar ... ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 2.919,75-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 2.913,19-TL'sinin davalılar ... ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalılar ... ve ... tarafından yapılan posta ve elektronik tebligat gideri olmak üzere toplam 200,00-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak davalılar ... ve ...'nun üzerinde bırakılmasına,
11-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,
12-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
13-Davalılar ... ve ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen kısım üzerinden 50,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara ödenmesine,
14-Davalı ... A.Ş kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen kısım üzerinden 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine,
15-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
16-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ve Davalılar ... ve ... vekilinin yüzüne karşı, ... Aş'nin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/12/2024
Katip ***
e-imzalıdır
Hakim ***
e-imzalıdır