T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:... Esas -...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP :...
DAVACI : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
5-...
6- ...
7-...
8- ...
9- ...
10...
11- ...
12...
13- ...
14-...
15- ...
16- ...
17- ...
18-...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av....
DAVALI : 3- ...
4-...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 5- ...
VEKİLİ : Av...
DAVALI : 6- ...
VEKİLİ : Av...
DAVALI : 7- ...
8-...
9- ...
10- ...
DAVA : Alacak (Kooperatif Yönetim Ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ :...
KARAR YAZIM TARİHİ :...
Mahkememize açılan Alacak (Kooperatif Yönetim Ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Kayseri'de faaliyet gösteren S.S. ...Evleri Konut Yapı Kooperatifi üyesi olduğunu, müvekkillerinin ev sahibi olma umuduyla adı geçen kooperatife üye olduklarını ve imkanlarını zorlayarak kooperatife para ödediklerini, kooperatifin TTK'nın basiretli tacire özgü bir anlayışla yönetilememesi sebebiyle üyelerine karşı edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini, müvekkillerinin hak etmedikleri büyük zararlarla karşı karşıya kaldıklarını, başlangıçta alınması gereken inşaat ruhsatı ve benzeri prosedürlerin yöneticilerin ihmali sebebiyle yerine getirilmediğini, inşaatların durdurulduğunu, kooperatif ile arsa sahipleri arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin fesih edildiğini, bu durumun Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı dosyası ile Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyasının celp edilmesi halinde görüleceğini, davalıların bir kısmının ve özellikle de müvekkillerine ait blokların yapımı esnasında o günkü yönetimin müvekkillerinin yurt dışında olması halinden faydalandığını ve hile yoluyla hükumet tarafından ihdas edilen imar barışı olarak düzenlenen faydalanmak istediklerini belirterek bunu üyelere dayattıklarını, imar barışı başvurusu ve yapı kayıt belgesi için müvekkillerinden ödemeler alındığını, yapı kayıt belgesi alındığını ancak davalıların yanlış yönlendirmesi ile alınan yapı kayıt belgesinin de işe yaramadığını, yapılan imar barışı başvurusunun da "olmayan yapıyı beyan etmek" hükmü gereği iptal edildiğini, hal böyle olunca yapılan ödemelerin de boşa gittiğini ve müvekkillerinin bir kez daha zarara uğratıldığını, ruhsat ve benzeri prosedürlerin yöneticilerin ihmali sebebiyle yerine getirilmemesi yönünden her bir davacı için ödediği bedelin şimdilik ayrı ayrı 1.500,00-TL'lik kısmının ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ilgili davalılardan müştereken ve müteselsilen zararları oranında ödenmesine, imar barışı başvurusunun olumsuz sonuçlanması nedeniyle müvekkillerinin uğramış olduğu zarar bedelinin şimdilik 1.500,00-TL'lik kısmının ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile zararları oranında ödenmesine, yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle: davacılar ile davalı müvekkillerinin tacir olmaması sebebiyle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, eser sözleşmesinden kaynaklanan her türlü davanın 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, davacıların haksız fiilden kaynaklanan talep haklarının zaman aşımı yönünden reddinin gerektiğini, müvekkillerinin kooperatifin üyesi, yöneticisi veya denetçisi olmadığını, hiç bir alacak borç ilişkisine girmediklerini ve para toplamadıklarını, müvekkilleri yönünden açılan davanın husumetten reddinin gerektiğini, müvekkillerinden ...'ün arsa sahibi olmadığını, davacılardan para toplama ve imar barışından yararlanma organizasyonunda bulunmadığını, müvekkili davalı ...'ın da kooperatif üyesi, yöneticisi veya denetçisi olmadığını, arsa sahibi olduğunu ancak imar barışı başvurusunun müvekkilinin bilgisi dışında davacılar tarafından yapıldığını, imar barışından yararlanmak için davacıların organizasyon oluşturduğunu, yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin mahkeme kararı ile fesih olduğunu, davacıların iyi niyetle hareket etmediklerini, davacıların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davalarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkiline yönelik açılan davanın zaman aşımına uğradığını, bilindiği üzere ayrılan ortakların kooperatifin yedek akçeleri üzerinde hak iddia edemeyeceklerini, çıkan veya çıkarılanların alacak ve haklarının bunları isteyebilecekleri günden başlayarak beş yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, davacıların davalı müvekkilinin hiç bir kusurundan bahsetmediğini, müvekkilinin davalı kooperatifte yaklaşıl 1 yıl muhasip üyelik yaptığını ve ayrıldığını, ticaret sicili kayıtlarında bu durumun bulunduğunu, müvekkilinin de davalı kooperatifte iki dairelik üyeliğe sahip olduğunu, davacıların belirttiği gibi mağdur eden değil mağdur olan konumunda bulunduğunu, müvekkilinin şahsi kusuru ile kooperatifi zarara uğrattığı iddiasının bir temele dayanmaması nedeniyle öncelikle müvekkili yönünden açılan davanın tefrik edilerek davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: kendisinin 2013 yılı Nisan ayında davalı kooperatifte sekreter olarak işe başladığını, muhasebecinin evlilik sebebiyle işten ayrılması üzerine kooperatif başkanı ...'ın kendisini ön muhasebe bölümüne aldığını, bu şekilde hem sekreter hem de ön muhasebe olarak 2021 yılı Eylül ayına kadar çalıştığını, dava dilekçesinde yazılı hususlar ile bir ilgisinin bulunmadığını, aldığı talimatları yerine getirdiğini, üyeler tarafından yapılan ödemeleri yöneticilere teslim ettiğini, kendisinin herhangi bir kararda yetkisi ve imzası bulunmadığını, dava dilekçesindeki hususları kabul etmediğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; öncelikle husumet itirazlarının bulunduğunu, davacı vekilinin 1. olaydaki talep ile uzaktan yakından ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin 2017 yılında kooperatif yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, bu tarihten önce yapılan usulsüzlüklerin müvekkilini bağlamayacağını, üyelerden para toplayan ve aralarında komisyon oluşturanların davacılardan ..., davalılardan ..., ..., davacılardan ... ve davacılardan ...'in eşi ... olduğunu, müvekkilinin hiç bir şekilde para ve arsa sahipleriyle muhatap olmadığını, tüm görüşmeleri ..., ..., ... ve ...isimli üyelerin yürüttüğünü, müvekkilinin görev yaptığı dönemlerde hiçbir şekilde üyelerden para toplanmadığını, müvekkilinin seçilirkende para işine karışmayacağını, para toplamayacağını genel kurulda beyan ettiğini, müvekkili yönünden yapılan tüm zaman aşımı sürelerinin dolduğunu, arabuluculuk dava şartının usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle usulden reddini, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: zaman aşımı itirazının bulunduğunu, davanın yasal süre içinde açılmadığını, ayrıca husumet itirazının bulunduğunu, kendisinin kooperatifin yönetim kurulu başkanı veya yönetim kurulu üyeliği yapmadığını, adı geçen kooperatifin denetçisi iken 2016 yılında bu görevi de bıraktığını, kooperatiften ise 28/01/2019 tarihinde istifa ederek ayrıldığını, yönetim kusuru iddiasından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, kendisinin arsa sahipleri ile ilgili davalarda da bir ilgisinin bulunmadığından bahisle öncelikle kooperatif yönetimi ile bir ilgisi bulunmaması nedeniyle davanın husumetten reddine, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Kayseri Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün cevabi yazısı, Kayseri Ticaret Sicili Müdürlüğünün cevabi yazısı, Kocasinan Belediye Başkanlığının cevabi yazısı, Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/10 esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, ... A.Ş.'nin cevabi yazısı ekinde cd ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, tarafların bildirdiği tanıklar dinlenmiş ve bilirkişi heyetinden ayrıntılı kök ve ek raporlar alınmıştır.
Dosyaya mübrez 11/10/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davalı kooperatife ve defterlerine ulaşılamadığı, dosya kapsamına göre yapılan tespitler doğrultusunda davacıların birinci ve ikinci olay bakımından yapmış oldukları ödemelerin,
Birinci olay bakımından:
...'in 28.400,00-TL, ...'in 11.150,00-TL, ...'in 28.300,00-TL, ...'in 10.750,00-TL, ...'ın 43.050,00-TL, ...'ün 14.250,00-TL, ...ı'nın 3.450,00-TL, ...i'nin 8.440,00-TL, ...'in 8.047,37-TL, ...'in 5.000,00-TL, ...'ın 5.000,00-TL, v'nin 10.000,00-TL, ...'un 16.500,00-TL olmak üzere toplam 192.337,37-TL ödeme olduğunun tespit edildiği,
İkinci olay bakımından: ...'in 37.000,00-TL, ...'in 10.000,00-TL, ...'in 5.000,00-TL, ...un 37.500,00-TL, ...'in 15.000,00-TL, ...ün 25.000,00-TL, ...'in 25.000,00-TL, ...'in 20.000,00-TL, ...'ın 50.000,00-TL, ...'nın 17.000,00-TL olmak üzere toplam 241.500,00-TL olduğunun hesap ve tespit edildiğini bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyetinden alınan 05/03/2025 tarihli ek raporda:
Mali müşavir bilirkişinin değerlendirmesi: kök raporda davacıların para gönderdiği hesap sahiplerinin ... ve ... olduğu tespitinin yapıldığı, işbu rapor ile de bu kişilerden ...'in ilgili dönemde kooperatif üyesi ve huzurdaki davanın davacısı olduğu, ...'nun ise ilgili dönemde kooperatif üyesi ve huzurdaki davanın davalısı olduğunun tespit edildiği, davacıların nihai hesaplama ile birinci olay bakımından bahse konu zarar tazminine esas imalat tutarının 15.278.875,67-TL olacağı hesap ve tespit edildiği, davacıların nihai hesaplama ile ikinci olay bakımından bahse konu zarar tazmini tutarının 698.480,84-TL olacağı yönünde görüş bildirmiştir.
Nitelikli hesaplama bilirkişinin değerlendirmesi: 01.09.2019 tarihli ve 2018 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde 13 gündem maddesi görüşüldüğü ve dava konusu 1. olay ve 2. olayda talep edilen paraların toplanmasına dair bir genel kurul kararı bulunmadığının görüldüğü, 18.06.2017 tarihli 2016 yılı olağan genel kurulu 6. maddesi ile ..' önceki yönetim kurlunun geçmiş dönemde yapmış olduğu kooperatifin inşaat çalışmaları ,hukuki uyuşmalıklar , arsalarla ilgili işlemler , ,borç tasfiyesi ile ilgili işlemler ve sair konulardaki genel kurula sunulan raporlar ve diğer belgeleri de ve kooperatifin resmi kayıt ve belgelerinde görünen hukuki işlemleri yönünden yapılmış tüm işlemlerin onaylanmasına.... Teklif oy birliği ile kabul edildi.' şeklinde karar alınmışsa da dava dilekçesinde yer alan 1. olay ve 2. olay yönünden açıkça alınmış bir karar olmadığı, 14.6.2015 tarihli 2014 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağı incelenmesinde 15 maddelik gündem maddeleri içerisinde dava konusu 1. olay ve 2. olayda talep edilen paraların toplanmasına dair bir genel kurul kararı bulunmadığı, 12.01.2014 tarihli 2013 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağı incelenmesinde 9 ve 12 numaralı gündem maddeleri ile bir kısım kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin zamanında inşaat yapımına başlanmadığı için feshedilmesi yönünde karar alındığı fakat bu sözleşmelerin dava dilekçesinde belirtilen 1. nolu olayda belirtilen KKİ sözleşmeleri olmadığı, Zira Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ... -...E-K sayılı ilamı ile arsa sahipleri tarafından kooperatife karşı sözleşmenin iptali meni müdahale, ceza-i şart ve menfi zarar talepli dava açılarak Kayseri ili ... Mah. ... ada ... parsel için yapılan Kayseri 1. Noterliği 30.10.2009 tarihli ... yevmiyeli KKİS feshine karar verildiğinin anlaşıldığı, Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi ...esas ... karar sayılı dosyası ile de arsa sahipleri tarafından kooperatife karşı Yeni ... Mah. ... ada 6 parsel sayılı taşınmaza dair 20.06.2008 tarihli KKİS feshi talepli dava açıldığı ve sözleşmenin geçersizliğinin tespitine karar verildiğine dair yerel mahkeme kararının Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin incelemesinden geçerek onandığının tespit edildiği, 03.02.2013 tarihli 2012 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde 13 adet gündem maddesi görüşüldüğü fakat gündem maddeleri içerisinde dava konusu 1. olay ve 2. olayda talep edilen paraların toplanmasına dair bir genel kurul kararı bulunmadığı, 25.04.2010 tarihli 2009 hesap yılı olağan genel kurulu toplantı tutanağı incelenmesinde 11 maddelik gündem içerisinde dava konusu 1. olay ve 2. olayda talep edilen paraların toplanmasına dair bir genel kurul kararı bulunmadığı, 24.03.2007 tarihli 2007 yılı olağan hesap dönemine dair cd içerisinde toplantı tutanağı tamamı yer almayıp 11 maddelik kısmının yer aldığı ve gündem içerisinde dava konusu 1. olay ve 2. olayda talep edilen paraların toplanmasına dair bir genel kurul kararı bulunmadığı, dosya arasına kazandırılan karar defterindeki kararlardan davaya konu paranın toplanmasına ilişkin bir karar olmadığı görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, davacıların üyesi olduğu davalı kooperatifin ve yöneticilerinin kooperatif aleyhine kesilen idari para cezaları ile yapı kayıt belgesi alınması için davacılar tarafından davalılara ödenen meblağların davacılara iadesi talebine ilişkindir.
Kooperatif yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin olarak 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 62/3 maddesinde “Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar. Bunların suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları bilanço, tutanak, rapor ve başka evrak, defter ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılır.” şeklinde düzenleme sevk edilmiştir.
Haksız fiil sorumluluğu ile ilgili olarak m.59/3’e göre “Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur.” Bununla birlikte yönetim kurulu üyelerinin iç ilişkide kooperatife karşı sorumlu olacakları açıktır.
Öte yandan m.55/2’ye göre yönetim kurulu üyelerinin kooperatif ortağı olmaları şart olduğundan, anasözleşmede Kanunun 29 ve 30. maddelerine göre ortakların kooperatif borçlarından sınırsız ya da sınırlı sorumluluklarına ilişkin düzenlemelerin mevcudiyeti halinde, yönetim kurulu üyeleri de bu bağlamda sorumlu tutulabilir; şu kadar ki burada sorumluluğun kaynağı yöneticilik sıfatı değil ortaklık sıfatıdır.
Ayrıca "Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri kooperatif adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulmazlar ise de; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollaması ile dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde kusursuz olduklarını ispat etmedikçe uğranılan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Bu bağlamda, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul edilmiştir." (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E: 2016/8070 K: 2019/3540 T: 11.09.2019)
"6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesinin 1'inci fıkrasının ilk halinde, ''Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettikleri takdirde, kusurları bulunmadığını ispatlamadıkça hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar'' şeklinde düzenlenme yapılmış ve kusur bir karîne olarak kabul edilerek, ispat yükü yönetim kurulu üyeliklerinde görev alanlara yüklenmişti. Söz konusu maddenin 26.06.2012 tarih ve 6335 Sayılı Kanun'un 28. ve 41. maddeleri ile düzenlenmiş son hali ise, ''Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar'' şeklinde olup, kusurluluk bir karine olmaktan çıkmış ve yönetim kurulu üyeliklerinde görev alanların kusurlu oldukları ispat edilmedikçe sorumlu olmadıkları düzenlenmiştir." (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E: 2016/2905 K: 2019/301 T: 06.02.2019)
"Dava hukukî niteliği itibariyle, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin tazminat davasıdır. Tuzla 1.Asliye Hukuk Mahkemesi...Esas-... Karar, Tuzla 1.Asliye Ceza Mahkemesi ...Esas-...Karar ve Tuzla 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin...Esas- ... Karar sayılı dosyaları ile yönetim kurulu kararlarındaki imzaların davalı ...'a ait olmadığı sabit hale gelmiştir. Kesinleşen bu dosyalarla davalı ...'ın kooperatifin yönetim kurullarına katılmadığı, sorumluluk gerektiren kararlara imza atmadığı, vergi borçlarından sorumlu olmadığı sabit hale geldiğinden bu yönetim kurulu kararlarından doğan zararlardan da sorumlu tutulması doğru değildir. Bu nedenle davalı ... hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir." (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E: 2017/540 K: 2020/4080 T: 07.12.2020)
Yapılan yargılama, toplanan deliller, kooperatif kayıt ve belgeleri ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacıların davalı S.S. ... Yapı Kooperatifi'nin ortağı oldukları, dava dilekçesinde "Birinci Olay" başlıklı kısımda kooperatif yönetiminin yanlış yönetimleri nedeniyle inşaatların durdurulduğunu, arsa sahipleri ile açılan davaların kesinleşmesi sonucu kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin feshedildiğini, bunun sonucunda kooperatif aleyhine belediye tarafından idari para cezaları kesildiğini, bu cezaların da davacılar tarafından kooperatife yapılan ödemelerden karşılandığını, bundan kaynaklı zararın tazmini hususunda her bir davacı için 1.500,00-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep ettikleri, "İkinci Olay" başlıklı kısımda 18/05/2018 tarihinde yürürlüğe giren ve kamuoyunda İmar Barışı olarak bilinen düzenleme uyarınca o zamana kadar temin edilemeyen ruhsat ve gerekli hakların temini için davalılardan ... ve ...adına kayıtlı hesaba ve akabinde de ... ve ... adına kayıtlı hesaba paralar gönderdiklerini, ancak Yapı Kayıt Belgelerinin iptal edilmesi nedeniyle bu paraların boşa gittiğini, yine her bir davacı için 1.500,00-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesini talep ve dava etmişlerdir.
Birinci Olay Yönünden Yapılan Değerlendirme:
Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri ve denetçileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici ve denetçi aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait ise de, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır.
Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir.
Somut olayda öncelikle, söz konusu talebin davacının doğrudan mı yoksa dolaylı zararını mı oluşturduğu hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Doğrudan ve dolaylı zarar ayrımı anonim şirketler hukukunda sorumluluk çerçevesinde, ortağın veya alacaklının doğrudan kendi malvarlığında mı, yoksa şirketin zararı dolayısıyla “yansıma” (Reflexschaden) bir zarara mı maruz kaldığı sorusunu cevaplamaya yarar. Bu iki kavram yalnızca ortakların ve alacaklıların zararı halinde kullanılır, zira sorumluluk hükümleri çerçevesinde anonim şirket yalnızca doğrudan zarara uğrayabilir, ortaklar ve alacaklılar bakımından ise hem doğrudan hem de dolaylı zarar söz konusu olabilir.
Doğrudan doğruya zarar, şirket ortaklarının ve alacaklıların yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda şirketin zararından bağımsız olarak uğradıkları zarardır. Şirketin ortakları ve alacaklıları, ortaklık zarar görmeden de bir zarara uğrayabilirler. İşte ortaklık malvarlığında herhangi bir azalma meydana gelmeden ortağın ve alacaklının malvarlığında meydana gelen azalmaya anonim şirketler hukukunda doğrudan zarar denilmekte ve bu durumda pay sahibine hükmedilecek tazminatın kendisine ödenmesi talebiyle dava açma imkanı tanınmaktadır. Ortakların veya alacaklıların doğrudan doğruya zararı, yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda bu kimselerin ferdi ve hususi haklarının ihlali şeklinde ortaya çıkar. Ortakların ve alacaklıların doğrudan zararına ilişkin olarak başlıca şu örnekler verilebilir: Sermaye artırımında ortağın rüçhan hakkının kullanımının engellenmesi, ortağa payına uygun temettü ödenmemesi, ortağın genel kurul toplantısına katılmasına veya toplantıda oy kullanmasına haksız yere engel olunması, hazırlanan yanlış bilançoya istinaden ortağın hisselerini satması veya yeni hisse senedi alarak zarara uğraması, alacaklının yanlış bilgiye dayanarak şirkete kredi açması.
Doğrudan zarara istinaden dava hakkı her bir ortağa ve alacaklıya direk ve kişisel olarak tanınmıştır. Diğer ortakların, alacaklıların veya şirketin tazminat talebinden tamamen bağımsızdır. Zararın doğrudan zarar olması halinde, ortak bu davayı hem yönetim kurulu üyelerine hem de şirkete yöneltebilir.
Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/Reflexschaden). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır.
Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır. Ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortakların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları da etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, ortak, dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada, hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesini talep edebilir. Bu durumda davacı ortak uğranılan dolaylı zararın şirkete verilmesi yönünde talepte bulunabilecek olup, anılan talep yönünden herhangi bir genel kurul kararı alınması da gerekmemektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/1691 Esas 2020/5160 Karar)
Bu açıklamalar ışığı altında davacıların bu başlık altında talep etmiş oldukları zarar, kooperatifin zarar uğratılması sonucunda üyelerin de zarara uğradığından bahisle dolaylı zarardır. Bu durumda davanın kooperatife yöneltilmesi mümkün olmayıp davalı kooperatif yönünden açılan davanın bu nedenle reddi gerekmiştir. Diğer davalılar yönünden ise alınan bilirkişi ek raporuna göre davalılar ..., ..., ..., ...ve ...'in davalı kooperatifte dönem dönem yönetim kurulu başkan ve üyeliği görevinde bulundukları, davacılardan ...'in de yönetim kurulu başkan yardımcısı görevi yürüttüğü, diğer davalıların kooperatifte yönetici olarak görevlerinin bulunmadığı, davacılar davalı yöneticilerin görev ve sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle kooperatifin ve kendilerinin zarara uğratıldığını iddia etseler de kooperatifin davacılardan para toplanması yönünde almış olduğu bir genel kurul kararı bulunmadığı, kooperatifin arsa sahipleri ile arasında görülmekte olan bir kısım dava dosyalarına delil olarak dayanıldığı ve mahkememizce ilgili dava dosyaları uyap üzerinden dosya arasına alındığı, incelenmesinde arsa sahipleri ile kooperatif arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin feshine karar verildiği, ancak kooperatif yöneticilerinin sorumluluğunu doğuran bir eylem ya da işlemlerine rastlanılmadığı, yöneticiler hakkında açılmış bir savcılık soruşturması yahut ceza davasının bulunmadığı, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 62/3 maddesinde kooperatif yöneticilerinin ve memurlarının kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumlu olduklarının düzenlendiği, ancak davalıların her hangi bir kusurlu eylemi bulunduğunun ispat edilemediği anlaşılmakla bu davalılar yönünden de davanın reddi gerekmiştir.
İkinci Olay Yönünden Yapılan Değerlendirme:
Davacıların yapı kayıt belgesi alınması için verdikleri paraların iadesi yönündeki talebi ise kooperatifin kendisinin uğradığı bir zarar olmayıp üyelerin zarara uğradığı iddia edildiğinden doğrudan zarar türüne girmektedir. Bu durumda talebin davalı kooperatife ve yönetim kurulu üyelerine yöneltilmesinde sakınca bulunmamaktadır. Ancak dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporuna göre davalı kooperatif tarafından üyelerden yapı kayıt belgesi için para toplanmasına ilişkin bir genel kurul ya da yönetim kurulu kararı alınmamıştır. Davalıların bir kısmı ise yönetici dahi değildir. Davalı ... ve dava dışı ... hesabında bir kısım paralar toplanmışsa da bunun kooperatifin talimatı ya da aldığı bir karar ile yapılmadığı, üyelerin kendi aralarında konuşarak aldıkları bir karar olduğu, dinlenen tanık beyanlarına göre yapı kayıt belgelerinin iptal edilmesinin nedeninin arsa sahiplerini açtıkları davaları kazanmış olmaları olduğu, yani yöneticilerin bilerek ve kasten yahut kusurlarıyla davacıların zararına hareket ettiklerine ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı anlaşılmakla davacıların bu talebinin de reddine, açıklanan tüm bu gerekçelerle açılan davanın tümden reddine karar vermek gerekmiştir.
Açılan davada her bir davacı yönünden ayrı ayrı davalılara karşı kısmi dava olarak 3.000,00-TL tazminat talebinde bulunulmuştur. Davanın reddine karar verilmiş olmakla kendisini vekille temsil ettiren her bir davalı için ayrı ayrı 3.000,00-TL vekalet ücretine hükmedilerek aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL ilam harcının, tahsil edilen 922,19-TL peşin harçtan mahsubuna, artan 306,79-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacılara iadesine,
3-Davacıların yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı ...'in yaptığı 125,50-TL posta ücretinin davacılardan alınarak bu davalıya ödenmesine,
5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 3.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil eden davalı ...'a ödenmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 3.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil eden davalı ...'e ödenmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 3.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil eden davalı ...'ya ödenmesine,
9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 3.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil eden davalı ...'e ödenmesine,
10-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 3.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil eden davalı ...'ye ödenmesine,
11- Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 3.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil eden davalı ...'e ödenmesine,
12-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.360,00-TL arabuluculuk ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair, davacılar vekili ile davacı Mükremin Kayış'ın, davalılar ... ve ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı