T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:...Esas -...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO :...
HAKİM :...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2-...
3-...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Davalılardan ... Sigorta A.Ş.'nin zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı bulunan... plakalı aracın, davalılardan ...'in sevk ve idaresindeyken 03.09.2016 tarihinde sabah saat 07:15 sıralarında trafik kazasına sebebiyet verdiğini, anılan kaza, davalılardan ...'in sevk ve idaresindeki... plakalı araç ile Talas Mevlana Mahallesi Tamer Caddesi istikametinden Cemil Baba Caddesini takiben gelerek Mehmet Timuçin Caddesi istikametine seyri sırasında, Gelincik Apartmanı yan tarafına geldiğinde virajı alamayarak aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde yaya kaldırımına çıkarak otobüs durağında bekleyen müvekkiline çarparak, kaputu üstünde yaklaşık 15-20 metre götürdükten sonra müvekkilini Gelincik Apartmanı bahçe duvarından aşağı bahçe içerisine düşmesine ve aracın duramayarak bahçe duvarı üzerinde takılı olan demir çitleri devirerek bahçe içerisinde park halinde bulunan ... plakalı araçlara çarpmasıyla yine duramayarak bahçe duvarı üzerine çıkması ve geldiği istikamete dönmesiyle maddi hasarlı ve yaralamalı şekilde trafik kazası meydana geldiğini, anılan trafik kazası sonrasında müvekkili, (kaza tespit tutanağının aksine) basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, 03.09.2016 tarihinde sabah saat 07:15 sıralarında davalı ..., idaresindeki... plakalı otomobil ile Talas Cemil Baba Caddesini takiben Mehmet Timuçin Caddesi istikametine doğru gelerek, iniş eğimli yolda ilerlerken Gelincik Apartmanı yan tarafına geldiğinde aracın frenine aniden basması ile savrulan ve direksiyon hakimiyetini kaybeden aracın ilk önce yaya kaldırımına çıkarak durakta otobüs bekleyen müvekkiline çarpması, müvekkilinin kaputunun üstüne alarak 15-20 metre götürdükten sonra ihata duvarına çarptığı anda müvekkilinin bahçe içerisine düşmesine ve neticede çarptığı duvardaki demir çitleri bahçe içerisine ve bahçe içerisinde park halinde bulunan araçların üzerine devirdiği, duvarın üzerine çıkarak geldiği istikamete döndüğü ve aracın sağ tekerlerinin duvar üzerinde kalacak sol tekerlerinin ise bahçe içerisindeki araçlara çarparak durduğu Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyasının 29.04.2021 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, anılan trafik kazasının meydana geliş sebebi davalı ...'in iniş eğimli ve sağa keskin virajlı yolda hızlı araç kullanması ve virajı dönemeyeceğini anladığında aracın frenine aniden basarak direksiyon hakimiyetini kaybetmesidir. Kanunun amir hükümlerine uymayarak trafik kazasına sebebiyet veren davalı ... hakkında "taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma" suçunu işlediğinden bahisle Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas, ...Karar sayılı dosyası ile yargılama yapılarak suçun niteliğine, işleniş özelliğine ve asli kusurlu olmasına göre davalı ...'in cezalandırılmasına karar verildiğini, müvekkilinin ise herhangi bir kusur atfedilemediğini, keza davalı ..., sevk ve idaresindeki... plakalı aracıyla; iniş eğimli ve sağa keskin virajlı yola geldiğinde aracının hızını azaltmayarak hızla araç kullandığından ve yaya müvekkiline çarparak yaralanmasına, bahçe duvarına, demir çitlere ve park halindeki araçlara çarparak maddi hasarlarına sebebiyet verdiğinden aracı Karayolları Trafik Kanunu'na uygun bir şekilde sürmemesi nedeniyle, asli ve tam kusurlu olduğunu, davaya konu edilen trafik kazası nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararların tazmini için, davalı sigorta şirketine dilekçe ile 09.01.2023 tarihinde başvuruda bulunduklarını, usulüne uygun yapılan başvuruya rağmen davalı sigorta şirketi kendisine verilen sürede davacı müvekkilinin zararını karşılamadığını, akabinde tarafımızca dava şartı kapsamında arabuluculuk başvurusu yapıldığını, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, müvekkilin işbu trafik kazası neticesinde birçok kez ameliyat olduğunu ve geçirmiş olduğu tüm operasyonlara rağmen de hala kaza öncesindeki sağlığına kavuşamadığını, müvekkilinin kaza tarihi olan 03.09.2016 itibariyle hem Erciyes Üniversitesi'nde Sivil Havacılık Yüksek Okulu, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği Bölümü 4. Sınıf öğrencisi olduğunu, hem de kendi geçimini sağlayabilmek için 2014 yılından beri posta dağıtıcısı olarak çalıştığını, bu yoğun çalışma ve öğrencilik hayatının geçirdiği kaza ile zorlaştığını, başına gelen bir anlık kaza müvekkilini sağlığından ettiğini ve kaza tarihinden günümüze kadar devam eden hastane ve tedavi süreci içine girdiğini, müvekkilinin, davalı ...’in kendisine çarpmasıyla otobüs durağının arkasındaki binanın bahçesine fırlayarak bayılmış ve bilinci kapalı olarak acilen ambulans ile Erciyes Hastanesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne götürüldüğünü, yapılan müdahaleler ile bilinci yerine gelen müvekkilinin bu kaza sonrasında kafasının sağ kısmına 5 dikiş ve sol üst bölgesine 9 dikiş olmak üzere toplamda 14 dikiş atıldığını, sağ omuz köprücük kemiğinde kırık meydana geldiğini, ayak bileklerinde doku ezilmesi ve zedelenmesi meydana geldiğini, kaza anında çok kan kaybeden müvekkilinde kaza sonrasında uzun süreli baş dönmesi rahatsızlığı ortaya çıktığını, olay günü her zamanki gibi durakta otobüs bekleyen müvekkili için uzun süren hastane, doktor ve tedavi süreci başladığını, kaza sonrasında davalı ..., iddia ettiğinin aksine müvekkili ile hiç bir zaman ilgilenmediğini, hastanede ziyarete gelmediğini, arayarak bir geçmiş olsun dahi demediğini, tam kusurlu olan davalı ..., durakta otobüs bekleyen müvekkiline çarpıp müvekkilinin olay yerinde bulunan binanın bahçesine fırlatmasıyla müvekkilinin maddi ve manevi zararlara yol açtığını, yine kaza sonrası Kayseri'de gördüğü tedavilerle iyileşme sağlayamayan müvekkilinin memleketi Kocaeli'ne ailesinin yanına dönmek zorunda kaldığını, müvekkilinin eski sağlığına kavuşabilmek adına, 07.09.2016 tarihinde Kocaeli Konak Hastanesi'nde nöroloji bölümünde tedavi olduğunu, müvekkilinin çarpmanın etkisiyle kafasından aldığı hasardan dolayı bitmek bilmeyen baş ağrıları yaşadığını, şiddetli baş ağrıları ve görme bulanıklığı oluşturduğunu, 23.09.2016 tarihinde aynı hastanede ortopedi bölümünde tedavi olduğunu, kaza sonucunda sağ ayak bileğinde lif ve dokuların ezilmesi ve sağ omuz kemiğinde meydana gelen kırık nedeniyle oluşan ağrıların bir türlü geçmemesi sonucunda uzun süren tedavi sürecine girdiğini, 30.09.2016 tarihinde aynı hastanede kafatasına aldığı hasardan dolayı ağrıların devam etmesi sonucu muayene ve tedavi olduğunu, 15.10.2019 tarihinde aynı hastanede ortopedi bölümünde kaza sonucu oluşan sağ omzundaki kırık nedeniyle, eski sağlığına kavuşamadığı için omuz hareketlerinde zorlanma ve herhangi bir eşya taşıyamama şikayetleriyle tedavi olduğunu, kaza sonrasında acil olarak gelişigüzel atılan dikişler nedeniyle 12.08.2020 tarihinde Kocaeli Cihan Hastanesi'nde tedavi olduğunu, dikiş atılması neticesinde kazınan saçlarının yenisi çıkmayınca doktorlar tarafından kafasındaki dikiş izlerinin ancak yeni saç ekimi ile kaybolabileceğinin söylenmesi üzerine saç ekimi yaptırdığını, amir kanun hükümleri ile yerleşik Yargıtay ve daire içtihatları gereğince müvekkilinin bahsedilen ve uzun süren tedavisi nedeniyle; tedavi giderlerini, ulaşım giderlerini, kaza neticesinde yaşadığı kazanç kayıplarını, okul ve çalışma düzenini kurduğu Kayseri ilinden Kocaeli iline taşınmak zorunda kaldığı giderleri, eski sağlığına bir türlü kavuşamaması neticesinde çalışma gücünün azalması ile oluşan zararlarının tazmin edilmesi için fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin yaşanan bu kaza sonrasında artık otobüs duraklarına yaklaşamaz olduğunu, otobüs durağında otobüs bekleyecek olsa kaza anındaki çarpma ve kendisinin bahçeye fırlaması aklına gelmediğini, müvekkilinin yaşadığı bu travmadan sonra hala araçların geçtiği yol kenarlarında yürüyemediğini, 2014 yılından beri posta dağıtıcısı olarak çalışan müvekkilinin , işi gereği yürümek zorunda olduğunu, ancak kaza sonrasında ayaklarından aldığı yaralar ve ayak bileklerindeki doku ezilmeleri yürümesine aylarca engel olduğunu, yaya olarak yaptığı posta dağıtıcılığı görevinde dağıtıma çıkarması gereken posta evrak çantasını sağ omzundaki kırık nedeniyle taşıyamadığını ve sağ omzundaki bu kırık dolayısıyla sol omzuna yüklenen müvekkilinin çantasını hep sol omzunda taşıdığı için sol tarafında da ağrıları olduğunu, işbu nedenle de müvekkilinin sol omzu sağ omzuna göre daha aşağıda olup müvekkilinde duruş bozukluğu meydana geldiğini, müvekkilinin bu rahatsızlığının halen devam ettiğini, yaşanan kaza nedeniyle ortaya çıkan bu sorunlar nedeniyle müvekkilinin hem iş, hem okul, hem de özel hayatında zorlu süreçler yaşadığını, maruz kaldığı kaza sonrasında müvekkilininde oluşan travma nedeniyle müvekkilinin , üniversite hayatına tam adapte olamadığını ve okul hayatında sorunlar yaşadığını , üniversitedeki hocalarının başından geçen kaza sonrasında gösterdikleri özel ilgi ve alaka sayesinde okulunu zar zor bitirip mezun olabildiğini, ancak iş hayatındaki iş arkadaşları, şefleri ve müdürleri aynı toleransı göstermediklerini, kaza sonrası yaşamış olduğu sağlık sorunlarından dolayı tam performans gösteremeyen müvekkilinin, iş hayatında problemler yaşadığını, hatta çok severek yaptığı mesleğinden ayrılmaya karar vererek istifa dilekçesi verdiğini, istifa sonrasında müvekkilinin geçirmiş olduğu kazayı öğrenmeleriyle amirleri, müvekkiline destek olup istifa dilekçesini iptal ettiklerini, bu sayede müvekkilinin posta dağıtıcısı olarak görevine devam edebildiğini, kaza nedeniyle yaşadığı travmanın üzerine iş hayatındaki bu problemler de eklenince müvekkilinin, kazaya sebebiyet veren... plakalı aracın davalılar adına kayıtlı olması halinde üzerine ihtiyati tedbir şerhi işlenmesine, kaza tarihinden itibaren işleyecek bankalara uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin poliçede yazılı limitle sorumlu olmak üzere) tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; " dava şartı yokluğu sebebiyle, davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafça dava öncesi müvekkilinin şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından, kanunda öngörülen başvuru şartı gerçekleşmediğini, davacı tarafından, dava öncesi müvekkili şirkete başvuru şartı yerine getirilmediğini, bu suretle müvekkili şirketin temerrüde düşmesi söz konusu olmayacağı gibi, henüz miktarı ve niteliğinin belirlenmediğini, bir alacağa dair talep hakkının borcu muaccel hale getirmesi de imkânsız olduğunu, anılan düzenleme ile başvuru şartının yerine getirilmiş kabul edilebilmesi için, Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında belirtilen belgelerin tamamının sigorta şirketine ibraz edilmesi ve ödeme için öngörülen sürenin dolmuş olması gerektiğini, somut olayda davacı taraf dava yoluna gitmeden önce müvekkili şirkete başvurup gerekli belgeleri ibraz etmemekle, kanunda belirtilen başvuru şartını yerine getirmemiş olup bu suretle dava ikame etme hakkı bulunmadığını, bu itibarla dava şartı yerine getirilmeden açılan huzurdaki davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen... plakalı araç, müvekkili şirkete, 08.01.2016-2017 tarihleri arasında ... numaralı KTK Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının, sigortalısının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/daimi sakatlık halinde kişi başına azami 310.000.000-TL ile sınırlı olduğunu, manevi tazminatin poliçe teminatına dahil olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene düşen bir sorumluluk da olmadığını, davacı yana Sgk tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı veya gelir bağlanıp bağlanmadığının tespiti için ilgili Sgk İl Müdürlüğü’ne müzekkere yazılması gerektiğini, davacı yanın kalıcı maluliyeti oluşmadığını, işbu husus dosyaya ibraz edilen sağlık kurulu raporu ile de sabit olduğunu, şayet davacı yanın kalıcı maluliyeti söz konusu ise; davacı yanın maluliyeti “özürlülük ölçütü, sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmeliğe” göre tespit edilmesini, davacının maluliyetinin Yeni Genel Şartlar’a uygun bir biçimde, “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe” göre tespit edilmesini, anılan bu yönetmeliğe göre tespit edilen maluliyet oranı üzerinden tazminat hesaplaması yaptırılmasını talep ettiklerini, davada, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve eki olan TRH 2010 tablosu uygulanmasını, sürekli sakatlık tazminatı belirlenirken; vergilendirilmiş gelir yoksa asgari ücretin baz alınmasını, aylık gelirin net asgari ücretten fazla olduğunun ispat edilememesi halinde net asgari ücretin esas alınması gerektiğinin hüküm altına alındığını, buna göre dava konusu kazada davacının daimi sakatlığa maruz kalıp kalmadığı, kalmışsa derecesi, gerçek zararının miktarının saptanması için beyan ve talepleri doğrultusunda dosyanın aktüer sıfatına haiz bir bilirkişiye tevdii ile tazminat hesaplanmasının yaptırılmasını talep ettiklerini, davacı yanın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiz talebinin haksız olduğunu, davaya konu hadise haksız fiil teşkil ettiğinden davacı tarafça talep edilen avans faizinin yasal bir dayanağı olmadığı gibi “kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi”ne ilişkin talebin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, öyle ki davacı tarafça usulüne uygun bir başvuru yapılıp yasada belirlenen süre dolmadan müvekkili şirket yönünden alacağın muacceliyetinden söz edilmeyeceği gibi müvekkili şirketin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, temerrüde düşmediğini, usulüne uygun başvuru yoksa temerrüdün dava tarihi olduğunun kabulü gerekmekte olup davacı lehine faize hükmedilmesi durumunda da davacı yan ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, kaldı ki kazaya karışan hususi araç olup, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dahi ancak yasal faiz işletilebileceğini, müvekkili şirketin dava açılmasına sebebiyet vermesinin söz konusu olmadığını, bu sebeple müvekkili şirketin, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinden sorumlu olmadığını, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep etmiştir.
Davacı vekili 04/07/2023 tarihli dilekçesi ile 100,00 TL maddi tazminat talebini 800,00 TL tedavi gideri, 100 TK kazanç kaybı, 50,00 TL çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıp, 50,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından dolayı kayıp nedeniyle tazminat istemi olarak açıklamıştır.
CEVAP : Davalı ... ve davalı ... vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde;" davacı yanın dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...E. ve ... K. Sayılı dosya istinaf mahkemesi değerlendirmesi sonrası bozulduğunu, bozulan dosya sonrasında ortada mezkur dosyaya atıf yapılarak müvekkilinin tam kusurlu olduğuna dair bir değerlendirme yapılarak iddia ve beyanlarda bulunmanın hukuka aykırı olduğunu, anılan ceza dosyasında sundukları deliller, yeterli ve gerekli değerlendirilmediğini, olayın cereyan etmesine sebep veren asli unsur göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu, ceza dosyasına sundukları deliller ile de sabit olduğu üzere, kaza müvekkilinin hızını azaltmaması ve dönüşüne göre ayarlamaması sebebi ile değil tam olarak kazanın gerçekleştiği ve davacı yanca anılan dönüşte sulama sebebi ile oluşan su birikintisi sebebi ile oluştuğunu, müvekkilinin su birikintisini yolun fiziki yapısı sebebi ve dönüşten sonra görünebilir olması sebepleri ile görememiş ve dönüş sonrası su birikintisi müvekkilinin kontrolünde olan aracın kaymasına sebebiyet verdiğini, bu husus açıkça kaza tespit tutanağında yolun ıslak olması olarak yazıldığını, fakat bu durumun değerlendirmesi mevcut ekiplerce yanlış olarak değerlendirilerek bir kusur durumu ortaya çıkarıldığını, anılan tutanağın ceza dosyası içerisinde mevcut olduğunu, davaya konu trafik kazasının bu şekilde gerçekleştiği ve o yolda sürekli olarak bu sebepten kaza olduğuna dair, müvekkilinin ve davacının hiç tanımadığı fakat evinin kaza yerinde olması sebebi ile kazaya direkt olarak tanık olan üçüncü bir şahsın sosyal medya paylaşımının mevcut olduğunu, anılan dosyanın celbini talep ettiklerini, müvekkiline itham edilmek istenen hususların tamamını reddettiklerini, davacı asilin sağlık durumu ile ilgili yapılan açıklamalar ise somut olaydan tamamen bağımsız ve tutarsız açıklamalar olduğunu, nitekim kaza yerinde anında tutulan kaza tespit tutanağında davacı asilin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığını, davacı asil daha sonrasında Erciyes Üniversitesi Hastanesi'nde tedavi görmeye başladığını, gördüğü tedavi süreci, kazanın hemen sonrasında da davacı asilin ziyaretine giden davalılar kendisinin herhangi bir ihtiyacı olup olmadığı defalarca sorduğunu ve kendisi ile ilgilendiğini, fakat o zaman herhangi bir talebi olmayan davacı şimdi ise ağır sıkıntılar yaşadığını beyan ettiğini, anılan araştırma hastanesinin kesin kanaati de davacı asilin basit tıbbi müdahale ile giderilecek düzeyde yaralandığı yönünde olduğunu, kazadan kaynaklı olarak herhangi bir surette omzunun kırılması, başında ve yüzünde sabit iz olması, işini yapmaya engel bir durumun doğması söz konusu olmadığını, davacı yanın iddialarının tamamı açık bir kesin kanaat raporu ile zıt olduğunu, davacı yanın işbu dosyaya delil olarak gösterdiği ve bu dosyayı temellendirdiği ceza dosyasında kesin karar olmayıp bozularak dönmüşken, ceza dosyasında yapılan değerlendirmenin açıkça sabit delillerden uzak şekilde hüküm kurularak verilmiş bir karar olması sebebiyle kararın değişmesi kuvvetle muhtemel iken, davacı asilin yaşadığını iddia ettiği sağlık sorunlarının hiçbirinin kati bir hastane raporunda yer almadığı hususu açıkça sübuta ermişken, davacı yan iddialarını kanıtlar nitelikte herhangi bir delil sunamayıp salt soyut iddialar üzerinden işbu davayı ikame ettiğini, davacı asilin kaza sonrası açıkça hiçbir sağlık sorunu olmayıp davayı ikame ederken bir çok psikolojik ve fizyolojik rahatsızlığı olduğu iddiasında bulunması açıkça somut gerçeklikten uzak olduğunu, müvekkilinin kusuru olmadan karıştığı bir kaza sonrasında tazminatlar ile cezalandırılıp, kazada yer alan taraflardan herhangi bir asilin amiyane tabiri ile kar amacı gütmesinin hukuk düzeninde yeri olmadığını davanın reddi gerektiğini" talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Erciyes Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına, Talas ilçe Emniyet Müdürlüğüne, Kayseri Sosyal Güvenlik il Müdürlüğüne, Tur Transit Lojistik Hizmetleri Anonim Şirketine, Özel Konak Hastanesine, Türkiye Noterler Birliğine, İzmit Bekirpaşa Polis Merkezine yazılan müzekkerelere cevap verildiği görülmüştür.
Kocaeli 1. Asliye Ticaret mahkemesine yazılan talimata cevap verildiği görülmüştür.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesine, Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği görülmüştür.
Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin...Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderildiği görüldü.
PTT Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacıya ait 2016 yılı 9. Ay ve 10. Aya ilişkin bordroların istenilmesine, anılan tarihlerde davacının 03/09/2016 yılında gerçekleşen kaza sebebiyle davacının maaş kaybı, gelir kaybının olup olmadığı konusunda yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür.
Davacı ... İstanbul Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına sevk edilmiş, 04/10/2024 tarihli raporda özetle;
...na ait olay tarihli (03.09.2016) tıbbi belgelerde sağ pariyetalde kesi dışında travmatik bulgu tanımlanmadığı, 23.09.2016 tarihli sağ omuz grafisinde; akut travmatik osseöz patoloji tanımlanmadığı, olaydan yaklaşık 3 yıl sonra (15.10.2019 tarihinde) çekilen omuz MR’da biceps çevresinde efüzyon, akromioklaviküler eklemde dejenerasyon, supraspinatus kas-tendon bileşkesinde ödematöz sinyal artışları izlendiği, hastanın sağ omzundaki bulgularının olay ile illiyetinin kurulamayacağı cihetiyle,
Mevcut belgelere göre;
İbrahim ve Fatma oğlu, 21/07/1992 doğumlu, ...’nun 03.09.2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı olayla illiyetli yaralanması, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında değerlendirildiğinde;
1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu,
2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceği,
3.SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin ne kadar olacağı hususu Kurumun görev tanımına girmediği yönünde rapor bildirildiği görülmüştür.
Adli Tıp Raporunun usule uygun olarak taraflara tebliğ edildiği görülmüştür. Davalı ... sigorta vekili ile davacı vekilinin İstanbul Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporuna karşı beyanlarını sunduğu görülmüştür.
Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Makine Mühendisi bilirkişi ...'ın 13/03/2024 tarihli raporunda özetle;
-Kaza olayının birden fazla taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı bir Trafik Kazası olduğu,
-Raporun 2. Maddesinde belirtilen kazadaki kök neden; sürücü ... sevk ve idaresindeki... plakalı aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinde asli kusurlu sayılan trafik kurallarından ve aşağıda detaylıca bahsetmiş olduğum ilgili maddelerindeki hallerini ihlal etmiş, aracını kullanırken çevre, hava, yol ve trafik durumunu kontrol etmemiş ve araç hızını ayarlayamamış, gündüz saatlerinde havanın açık olduğu durumda gereken dikkatini yola verememiş, keskin virajlı ve eğimli yolda direksiyon hakimiyetini kaybetmiş, sürüş esnasında aracının doğrultu değiştirme manevrasını hatalı yapmış, yolda çıkarak yaya halinde olan kişiye ve park halinde bulunan araçlara kontrolsüz şekilde çarpmış, başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlemiş, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini sürüşüne yansıtamamıştır. Bu nedenle... plakalı araç sürücü ...' in meydana gelen olayda tamamen sorumlu olduğu,
-Raporun 3. Maddesinde belirtilen ; söz konusu kazada yaya halde kaldırımda bulunan Tuncay Paçaoğlu' nun ve... plakalı araç sahibi ...' in kaza olayında bir ihmallerini bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmedikleri,
-Raporun 4. Maddesinde belirtilen ; ...plakalı aracın teknik donanımlarından kaynaklanan bir problemin tespit edilemediği, sürücü ...' in sevk ve idaresindeki... plakalı aracı ile seyrederken virajlı ve eğimli yolda direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ve bahçe içerisinde bulunan araçlara çarptığı, bu nedenle bahçe içerisinde park halde bulunan ... plakalı araç sahiplerini kaza olayında bir ihmallerinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmedikleri,
-Kazanın meydana geldiği yolda trafik işaretlemesi ve yola bağlı bir problemin tespit edilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle Karayolundan sorumlu kurum veya kuruluşun hizmet eksikliği ve sorumluluğunun bulunmadığı,
-Kaza olayının yaşanmasında başkaca kişi ya da kişilerin etkilerinin olmadığına dair kanaatini bildirir raporunu sunmuştur.
Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, davalı ... sigorta vekilinin bilirkişi rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu , davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyanlarını sunduğu görülmüştür.
Adli Tıp Uzm. Dr.... ile Aktüerya bilirkişisi ...
'ün 20/02/2025 tarihli raporunda özetle;
NETİCE : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-Sürekli iş göremezlik zararının bulunmadığı (Talep 100,00 TL)
-Geçici iş göremezlik zararının 910,00 TL olduğu (Talep 50,00 TL)
-Tedavi gideri zararının 1.754,64 TL olduğu (Talep 800,00 TL)
-Ekonomik geleceğin sarsılması zararının bulunmadığı (Talep 50,00 TL)
Davacının geçici iş göremezlik ve tedavi giderleri zararları toplamının 2.664,64 TL
olduğu, söz sonusu zararın davalı sigorta şirketleri tarafından temin edilen Zorunlu Mali
Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limitleri (kaza tarihi itibariyle
310.000,00 TL) kapsamında kaldığı
na dair kanaatlerini bildirir rapor sunulmuştur.
Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, davalı ... sigorta vekilinin bilirkişi rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu, davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyanlarını sunduğu görülmüştür.
Davacı vekilinin 10/10/2025 tarihli ıslah dilekçesi sunduğu harcını tamamladığı, dilekçeden bir örneğin davalı taraflara tebliğ edildiği görülmüştür. Davalı ... vekilinin ıslah dilekçesine karşı beyanlarını davalı ... sigorta vekilinin beyanlarını ve itirazlarını sunduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle geçici, sürekli iş göremezlik ve tedavi gideri ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı zarar ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. Zira dava ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketine karşı açılmıştır.
6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca dava değeri itibarı ile dava, tek hakim tarafından sonuçlandırılmıştır.
Dava dilekçesinde 03/09/2016 tarihinde davalı ... sevk ve idaresinde , davalı ...'in malik olduğu, davalı ... sigorta nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olan... plaka sayılı aracın yaya kaldırımında yaya olan davacıya çarpması sonucu, kazada davacının yaralanması nedeniyle 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik, 800,00 tedavi gideri, 80.000,00 TL manevi tazminatı talep edilmiştir.
KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde;
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Dosya içesindeki bilgi ve belgelerden davacı tarafın dava açılmadan önce davalı sigorta şirketlerine başvurduğu anlaşılmıştır.
Kusur durumunun değerlendirmesinde;
Mahkememiz olayla ilgili soruşturma/ceza dosyasının bir örneğini dosyamız arasına almıştır.
Kaza tespit tutanağı ve Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin... Sayılı dosyasında alınan kusur raporu ve mahkememizce alınan kusur raporunda tespit edildiği üzere davalı araç sürücüsü ...'in KTK 52/1-b,84/1-f, KTK Yön.101/1-a-b, ve 157 maddelerini ihlal ettiği ve meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu davacının kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır.
-Davalı ... Sigorta Aş. sorumluluğuna dair değerlendirmede;
Kazaya karışan... plakalı aracın kaza tarihinde davalı ... Sigorta nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu görülmüştür.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür.
- Mahkememizce maluliyet ait değerlendirmesinde;
Davacının sürekli maluliyetinin oluşup oluşmadığı, iyileşme süresinin tespiti için dosya20/09/2024 tarihli raporda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının dava konusu yaralanması nedeniyle tüm vücut engellilik oranının %0, olduğu, iş göremezlik(iyileşme) süresinin ise kaza tarihinden itibaren 3 haftaya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, anlaşılmıştır. Bu raporun, dosya kapsamındaki delillerle örtüştüğü, hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmiş ve bu rapor mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır. Her ne kadar davacı tarafça kazadan dolayı omsundan sıkıntı yaşadığı beyan edilse de ceza dosyasında alınan 24/02/2024 tarihli kati raporda dosyamız ATK raporunda belirtildiği üzere bu durumun kaza ile illiyet bağının kurulamamış olması dikkate alınarak bu yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir.
- Manevi tazminata dair değerlendirmede;
Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği TMK'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda, ekonomik ve sosyal durum araştırması, kazanın oluş şekli, davalı tarafın kusuru, çekilen ızdırap, davacının maluliyet durumu ve iyileşme süresi ve yukarıda açıklanan kıstaslar çerçevesinde davacı için 20.000,00TL manevi tazminatın uygun olduğu değerlendirilmiştir. Her ne kadar davacı tarafça davalı sigorta şirketinden de manevi tazminat talep edilmiş olsa da manevi tazminatın ZMMS poliçesi kapsamında teminat dahilinde olmadığından bu davalı yönünden manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Ancak davacı taraf dava dilekçesinde talebinde şarta bağlı olarak davalı sigorta yönünden poliçe limiti ile sınırlı talep ettiğinden ve başlangıçta davalının poliçesini görmesi mümkün olmadığından davalı sigorta lehine reddedilen manevi tazminat için vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
-Aktüerya hesabına ve kaçınılmaz tedavi giderine ilişkin dair değerlendirmede;
HMK’nun 273/1. maddesi gereği mahkememizce toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; TRH 2010 yaşam tablosu ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilen progresif rant usulü (%10 arttırma-iskonto formülü ile) ile davacıların aktüer zarar hesabının yapılması hususunda açıklamalı rapor alınmasına karar verilmiştir. Alınan raporun değerlendirilmesinde; davacının geçici iş göremezlik zararının 910 TL, ve tedavi gideri zararının 1.754,64 TL olduğu ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı zarar ile sürekli işgöremezlik zararının bulunmadığı tespit edilmiştir. Tedavi gideri talebi yönünden yöntemine uygun rapor mahkememizce esas alınmıştır. Geçici iş göremezlik zararı yönünden ise davacının kaza dönemi çalıştığı iş yeri olan Kayseri PTT Başmüdürlüğü'nün 13/05/2025 tarihli müzekkeresinde davacının söz konusu dönemde 7 gün raporlu olduğu ve bu dönem için 10,74 TL kadar ikramiyesinin kesildiğinin bildirilmiş olduğu dikkate alındığında geçici iş göremezlik zararının 101,74 TL olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafın kazadaki yaralanmasından dolayı kalıcı maluliyetinin bulunmadığı ve ekonomik geleceğinin sarsılmadığı tespit edildiğinden bu hususlarda zararının bulunmadığı anlaşılmıştır.
- Mahkememizin geçici iş göremezlik zararının ve tedavi giderinin teminat kapsamı dışında olup olmadığına dair değerlendirmesinde;
2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür.
Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,
1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri,
2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,
3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,
Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.
Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.
Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki;
1-Bakıcı giderleri
2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)
3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.
Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez.
Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)
Bu halde geçici iş göremezlik tazminatının ve tedavi giderinin sigorta teminatı kapsamında olduğu kabulü gerekir.
Müteselsil sorumluluğu ilişkin değerlendirmede;
Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar 6098 sayılı Kanun'un 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168. maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Kanun hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun hukuki sonuçları vardır.
Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (6098 sayılı Kanun 162/1) Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. (6098 sayılı Kanun 163/2)
Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. (6098 sayılı Kanun 163/1)
Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur. (6098 sayılı kanun 166/1) Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. (6098 sayılı Kanun 166/3) Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (6098 sayılı Kanun 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez.
Eldeki davada davalılar arasında müteselsil sorumluluk söz konusudur.
Faize ait değerlendirmede;
2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise arabulucuk başvuru tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrütfaizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir.
Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir.
Anılan açıklamalar uyarınca davacı tarafça sigorta şirketine usule uygun başvuru bulunmadığından (ZMSS Genel Şartlar Ek 6 uyarınca) temerrüt tarihi sigorta şirketi yönünden arabuluculuk başvuru tarihi kabul edilmiş, diğer davalı şahıslar yönünden ise olay tarihi temerrüt tarihi kabul edilmiştir. Kazaya karışan ...plakalı araç hususi nitelikte olduğundan yasal faiz işletilmiştir.
Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre;
Dosya kapsamındaki tüm deliller ve yukarıda yapılan izahatlar karşısında davacının uğramış olduğu zarardan araç sürücüsü, işleteni ve ZMMS sigortacısı olan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmakla, davacının davasının kısmen kabulü ile; 101,74-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.754,64 TL tedavi gideri olmak üzere 1.856,38 TL maddi tazminattın davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesinin sağlık tedavi giderleri teminatından ve zorunlu arabuluculuk başvuru tarihi olan 12/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalı ... ve ... yönünden ise trafik kaza tarihi olan 03/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması koşuluyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, davacının manevi tazminat isteminin davalı ... ve ... yönünden kısmen kabulü ile; 20.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 03/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat isteminin davalı ... sigorta yönünden reddine, karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar sayılı ilamı)
Vekalet ücreti taktiri sırasında yapılan değerlendirmede;
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 326. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla iptaline ilişkin 2024/29 E. 2024/226 K. sayılı ve 25/12/2024 tarihli kararı 14.03.2025 tarihinde 32841 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. HMK'nun 326/2 maddesinde yer alan; ''Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.'' hükmünü "manevi tazminat davaları" yönünden Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle AYM tarafından iptaline oyçokluğuyla karar verilmiştir. İptal ve muhtemel hak ihlallerine sebebiyet vermemek için yargılama gideri davalı üzerinde bırakılmıştır. (Ankara BAM 25. HD 2025/666 E. 2025/904 K, Bursa BAM 13. HD. 2024/1143 E. 2025/687 K. Ve Adana BAM 3. HD. 2023/834 E. 2025/1142 K. Sayılı ilamları.) Bu husus dikkate alınmak suretiyle davalı şahıslar yönünden reddedilen talep yönünden vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Davalı sigorta yönünden ise yukarıda da izah edildiği üzere manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş olsa da davacı taraf dava dilekçesinde talebinde şarta bağlı olarak davalı sigorta yönünden poliçe limiti ile sınırlı talep ettiğinden ve başlangıçta davalının poliçesini görmesi mümkün olmadığından davalı sigorta lehine reddedilen manevi tazminat için vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 101,74-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.754,64 TL tedavi gideri olmak üzere 1.856,38 TL maddi tazminattın davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesinin sağlık tedavi giderleri teminatından ve zorunlu arabuluculuk başvuru tarihi olan 12/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalı ... ve ... yönünden ise trafik kaza tarihi olan 03/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması koşuluyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine
2-Davacının manevi tazminat isteminin davalı ... ve ... yönünden kısmen kabulü ile; 20.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 03/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Davacının manevi tazminat isteminin davalı ... sigorta yönünden reddine,
4-Maddi tazminat davası yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 126,81-TL karar ve ilam harcı en az (maktu) harca ulaşmadığından, alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 1.383,28-TL peşin harç ve 30,14-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.413,42-TL harcın mahsubu ile bakiye harcın 798,02-TL olarak değerlendirilmesine,
5-Manevi tazminat davası yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 1.366,20-TL harçtan değerlendirilmesine karar verilen 798,02-TL harcın mahsubu ile bakiye 568,18-TL harcın davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
7-Davacı tarafından yatırılan 1.383,28-TL peşin harç ve 30,14-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.413,42-TL harcın davalılardan ( davalı ... Sigorta Anonim Şirketi A.Ş'nin 120,05-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olmak koşuluyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat, kep reddiyat gideri, tedbir harcı ve başvurma harcı olmak üzere toplam 15.569,85-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 4.111,67-TL'sinin davalılardan ( davalı ... Sigorta Anonim Şirketi A.Ş'nin 349,23-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olmak koşuluyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kalan 11.458,18-TL'nin ise davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
9-Maddi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden; Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 1.856,38-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
10-Maddi tazminat talebinin reddedilen kısmı yönünden: karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca 908,26-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalılara ödenmesine,
11-Manevi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
12- Manevi tazminat yönünden reddedilen kısım için davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına
13-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
14-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, davalı ... sigorta vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/12/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır