T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO :...
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av....
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ :...
KARAR YAZIM TARİHİ :...
Mahkememize açılan itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Ford marka araçların bayiliğini yaptığını, taraflar arasında nitelikleri faturada yazılı 3 adet araç alım satımına ilişkin sözleşme kurulduğunu ve taraflar arasında davalının talebi üzerine "..." imzalandığını, sözleşmeye göre "satın alınan araçları, trafik sicilde alıcı adına tescil etmeden üçüncü kişilere devretmeyeceğimizi ve araçların trafik tescil tarihinden itibaren 6 (altı) ay geçmeden ve araçlar 10.000 km yol kat etmeden araçları üçüncü kişilere satmayacağımızı taahhüt ederiz. İşbu taahhütnamedeki beyanlarımızın gerçek olmadığının anlaşılması veya satın aldığımız araçları burada belirtilen yükümlülüklerimizi ihlal etmemiz halinde ilgili araçlara ilişkin Filo İndirimi tutarını 15 (onbeş) gün içerisinde Bayi (... . İnş. San. Tic. A.Ş.'ye ödeyeceğimizi taahhüt ederiz." şeklinde davalının taahhüdünün mevcut olduğunu ancak davalı tarafın bu şartlara ve taahhütnameye itibar etmeksizin aracı üçüncü kişilere sattığını, bu bilginin müvekkilinin araç bayisi olduğu... tarafından yapılan denetlemeler sonucunda tespit edildiğini ve ilgili araçlara istinaden belirtilen ceza tutarının müşteriden tahsil edilmek üzere müvekkili bayiliğe fatura edildiğini, durumun müvekkil şirket tarafından davalıya hem yazılı hem de telefon görüşmeleri ile iletilmiş olunmasına rağmen ceza tutarının ödemesinin alınamadığını, davalının davranışından ötürü müvekkili şirketin bayiliğini yaptığı... firmasına karşı zor duruma düştüğünü ve müvekkili şirketin güvenilirliğinin sarsıldığını, davalı tarafın taahhüdünü ihlal ettiğinin tespit edildiği ve kendilerine bu durumun sonuçları bildirilmesine rağmen herhangi bir yanıt alınamadığından müvekkili şirket tarafından davalı tarafa sağlanan indirim miktarını içerir 14/06/2022 tarih ... belge numaralı 26.684,60-TL bedelli fatura açıklamasında sebebi açıkça yazılı biçimde keşide edildiğini ancak davalı tarafça bu faturanın yanıtsız bırakıldığını, bunun üzerine Kayseri Genel İcra Dairesi Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin yaptığı haksız ve kötü niyetli itiraz üzerine takibin durduğundan bahisle davanın kabulüne, davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının vaki itirazının iptaline, takibin devamına ve asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davacı tarafın taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi müvekkili şirkete herhangi bir indirim uygulanmadığını, bu hususun davacı tarafından düzenlenen 30.07.2021 tarihli faturalardan anlaşılacağını, faturalarda açıkça "iskonto 0 TL" ibaresinin görüldüğünü, davacı tarafın uygulanmayan indirimi talep etmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı taraf imzalandığını iddia ettiği söz konusu taahhütnamenin geçerli olmadığını, söz konusu taahhütnamede ne oranda indirim uygulandığının ve söz konusu indirimin bedelinin de belli olmadığını, dolayısıyla taraflar arasında bu konuda kurulmuş, birbirine uygun irade beyanları ve geçerli bir sözleşme bulunmadığını, davacı tarafın filo indirim bedelini ispatlaması gerektiğini, müvekkili adına kayıtlı araçların kişisel veri niteliğinde olduğunu, araçların satılıp satılmadığının müvekkilin rızası alınmadan davacı tarafından denetlenmesi de hukuken mümkün olmadığını, davacının taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte pandemi süreci göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılması ve taraflar arasındaki sözleşmenin uyarlanmasının gerektiğini, davacı tarafından açılan haksız ve hukuki dayanaktan davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasının uyap kayıtları, taraflar arasında düzenlenen ... örneği, söz konusu araçların trafik kayıtları ve tüm deliller toplanmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında: alacaklını ... ... A.Ş., borçlunun ...... A.Ş. olduğu, 27.076,10-TL toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Dosyaya mübrez 15/05/2024 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda; davalı şirketin ticari defter tasdiklerinin zamanında yapıldığı, ticari defter tasdiklerinin usulüne uygun olduğu, davalı ... ... A.Ş.'nin ticari defter kayıtlarına istinaden davacı İ... ... A.Ş.'nin borcu yada alacağı olmadığı, dosya kapsamında bulunan davaya konu filo indirimli müşteri taahhütnamesi ve satıma dair faturaların incelenmesi sonucunda; düzenlenen faturalarda iskonto oranının olmadığı, müşteri taahhütnamesi belgesinde söz konusu satışlar ile ilgili yapılacak bir iskonto tutar, iskonto oranı ve her halükarda oluşacak bir ihlalde hangi oranda ve tutarda bir indirim iadesi yapılacağının belirtilmediği yönünde görüş bildirmiştir.
Adıyaman 4. Asliye Hukuk Mahkemesinden talimat yoluyla alınan 13/01/2025 tarihli raporda: bahse konu 3 adet araç satışında, davacı firma ile davalı arasında imzalanan ... doğrultusunda satış tarihindeki araç satış liste fiyatı ile düzenlenen faturalar arasında davalı lehine fiyat farkı olduğu ve buna karşı satış faturalarında indirim oranı veya tutarı bulunmadığı kanaatinde olduğunu belirtmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223).
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi;
“Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi;
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı).
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyası ile 26.684,60-TL tutarlı fatura alacağı ve 391,50-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.076,10-TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, borçlunun 21/07/2022 tarihli itirazı ile takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki davanın yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 26/06/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında 3 adet araç satımına ilişkin filo indirimli müşteri taahhütnamesinin düzenlendiği, bu taahhütname ile davalının davacıdan satın aldığı ve taahhütnamenin ekinde şase numaraları yazılı araçları trafik tescil tarihinden itibaren 6 ay içinde 3. Bir kimseye satmamayı, araçlar 10.000 km yol katetmeden 3. Bir kişiye satmamayı, aksi halde ekte belirtilen cezai şart bedelini 15 gün içinde bayiye ödemeyi kabul ettiği, davacı takibe dayanak faturanın bu taahhütnameye konu araçların 3 tanesinin 6 aylık süre geçmeden devredilmesi nedeniyle düzenlendiğini ileri sürdüğü, ancak gerek filo indirimli müşteri taahhütnamesinde, gerekse araç satımına ilişkin faturalarda davacıya ne kadar indirim uygulandığının belli olmadığı, iskonto satırının boş olduğu, taahhütname ekinde sadece araç şasi numaralarının yazılı olduğu, indirim tutarının yazılı olmadığı, tarafların ticari defterlerinde indirim tutarına ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davacı defterlerini inceleyen mali müşavir bilirkişi tarafından davalıya normal liste fiyatının uygulanmadığı yönünde bir tespitte bulunulmuş ise de normal liste fiyatının ne kadar olduğu ve davalıya ne miktarda indirim yapıldığı hususunun kayıtlarda açıkça yazılı olmadığı, talimat yoluyla dinlenen davacı tanıkları davalıya 3 adet araç için toplamda 26.000,00-TL indirim uygulandığını beyan etmişler ise de eldeki uyuşmazlıkta fatura konusu alacağın gerçekten var olup olmadığının yazılı delille ispat olunması gerektiği, ticari defterlerde karşılığı bulunmayan bir alacağın tanık anlatımlarıyla ispatının mümkün olmadığı, netice itibariyle davacının ispat edilemeyen davasının reddi gerektiği kanaati hasıl olmuştur.
Davacı taraf davasını icra takibindeki faize dair kısmı hariç tutarak asıl alacak tutarı olan 26.684,60-TL üzerinden harçlandırarak açtığından dava değeri bu miktar kabul edilmiş, harç ve vekalet ücreti bu miktara göre belirlenerek aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL ilam harcından, tahsil edilen 455,71-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 159,69-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.295,58-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 26.684,60-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı HMK'nun 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı