T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ...Esas -...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
Av....
Av....
Av. ...
Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ :...
KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;"müvekkil ile davalının Türkiye-Almanya nakliyesini gerçekleştirildiğini, taşıma için toplamda davalının 23/03/2022 ile 12/04/2023 arasında toplamda 15 adet fatura karşılığı ödemesi gereken 55.201 Euro'dan 50.201 Euro'yu ödediğini bakiye kalan 5.000 Euro'yu ödemediğini, bu faturaların 23.03.2022 tarih 102, 15.09.2022 Tarih 304, 10.10.2022 tarih 336, 28.10.2022 tarih 360, 11.11.2022 tarih 376, 17.11.2022 tarih 385, 18.11.2022 tarih 388, 22.11.2022 tarih 391, 01.12.2022 tarih 398, 11.12.2022 tarih 412, 27.12.2022 tarih 430, 27.12.2022 tarif 431, 30.12.2022 tarih ve 435, 18.01.2023 tarih 16, 18.01.2023 tarih 17, 12.04.2023 tarih 93 nolu faturalar ayrıca müvekkilin kestiği faturaya karşılık hiçbir gerekçe göstermeden davalı tarafından 1050euroluk iade faturası kesilmiş, buna karşılık müvekkil 12.04.2023 tarih 1, 14.04.2023 tarih 2, 19.04.2013 tarih 1, 20.04.2023 tarih 1 nolu faturaların yeniden kesildiğini, alacağın tahsili için müvekkili tarafından davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının hem yetkiye hemde borca itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, davalının bu itirazının tamamen kötü niyetle yapıldığını, alacak yönünden taşıma işleminin yapıldığı konusunda herhangi bir itilaf bulunmamasına rağmen davalı müvekkili tarafından düzenlenmiş olan 15 adet ve iade faturalarına karşı kesilmiş olan faturanın tamamı tarafların defterlerine işlendiğini, faturaların bedelinin büyük bir kısmının kararlaştırıldığı üzere euro olarak ödendiğini, kalan bakiyeyi ise ödemediğini, dövizdeki yükselişden dolayı ödemek istemediğini, alacağın likit bir alacak olduğunu, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verildiğini, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılmış olduğu itirazın iptaline, davalının alacağın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini " talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; "davacı taraf ile müvekkili şirket aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili tarafından söz konusu icra takibine karşı yetki ve borca itirazda bulunulduğunu, ilamsız icra takibine hangi yerdeki icra dairesi tarafından bakılacağı, yani ilamsız icrada yetki, hususunda aynı hüküm geçerli olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun yetki kurallarını düzenleyen 6. Maddesi genel yetkili mahkemeye davalı gerçek ya da tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olarak belirlendiğini, müvekkili şirketin adresinin icra takibinde ve mahkemede sunulan dilekçelerde belirtildiği üzere Arnavutköy/İstanbul olduğu, bu nedenle söz konusu icra takibinde yetkili icra dairesinin Gaziosmanpaşa İcra Dairelerinin olduğu, bu takibe ilişkin itirazın iptali davalarında yetkili mahkeme ise İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, davacı şirketin söz konusu iddiaları gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, iş bu sebeple müvekkili şirketin, davacı tarafından aleyhine başlatılan icra takibinde hem yetkiye hemde borca itiraz edildiğini, davacı şirketin sunduğu faturalara bakıldığında örnek vermek gerekirse, CBN ... nolu 12/04/2023 tarihli 1.050,00 Euro bedelli faturanın yurt dışı hizmet bedeli açıklamasıyla düzenlendiğini, ... nolu 18/01/2023 tarihli 1.351,00 Euro bedelli faturanın ise kantar ceza açıklamasıyla düzenlenmiş olduğunu, davacı şirketten yurt dışı hizmet bedeli adı altında bir hizmet alınmadığı gibi kantar cezası olduğu iddia edilen hususla ilgili de müvekkili şirketin bir sorumluluğu bulunmadığını, söz konusu kalemler hakkında fatura düzenlenmiş olmasının müvekkili şirketçe anlaşılamadığını, müvekkili şirketin aleyhine var olmayan kalemlerin oluşturularak fatura düzenlenmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek öncelikle mahkemenin yetkisiz olduğuna ve yetkili mahkemelerin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğuna, davasında haksız olan davacının davasının reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edildiği görüldü. Alacaklısının ... Uluslararası Taşımacılık Tarım Hayvancılık Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, borçlusunun ... Servisler Anonim Şirketi olduğu görülmüştür.
Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi ...'nin 21/05/2024 tarihli raporunda özetle;
Davacının 2022-2023 yıllarına ait yevmiye-kebir defterlerinin e-defter olduğu ve beratlarının olduğu, envanter defterinin GİB' na inceleme için verildiği beyan edilerek ilgili yazının ibraz edildiği, bu nedenle envanter defteri bakımından bir tespit yapılamadığı, mübrez defterlerin içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, mübrez defterlerin bu haliyle HMK 222/2 ye uygun olduğu tespit edilmiştir.
Davalının 2022-2023 yıllarına ait yevmiye-kebir defterlerinin e-defter olduğu ve beratlarının olduğu, envanter defteri ibrazı olmadığından bu defter bakımından bir tespit yapılamadığı, mübrez defterlerin içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, mübrez defterlerin bu haliyle HMK 222/2 ye uygun olduğu tespit edilmiştir.
Taraf defter kayıtları ve sunulan belgeler ile doğrulandığı üzere davacının davalıdan takip tarihi 28.04.2023 itibari ile 6.050,00-Euro alacaklı olduğu hesap ve tespit edilmiştir. Takip talebinin 5.000,00-Euro olduğu tespit edilmiştir.
Takip öncesi faiz talebinin olmadığı tespit edilmiştir. Kanaatini bildirir raporunu sunmuştur.
Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davalı ve davacı vekillerinin beyan/itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Mahkememizce ticari defterlerin doğruluğu ve davalı itirazların değerlendirilmesi amacıyla ek rapor istenilmiş, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi ...'nin 21/05/2024 tarihli raporunda özetle;
Defterlerin Doğruluğu Değerlendirmesi
Davacının 2023 yılı envanter defteri aslını dosyaya sunduğu, defterin 28.12.2022 tarihli ... yevmiye ile Kayseri 3. Noterliğince açılış tasdikinin süresinde yapıldığı, kapanış tasdikine tabi olmadığı, defterin içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı tespit edilmiştir. Böylelikle davacının 2023 yılı ticari defterlerinin HMK 222/2 ye uygun olduğu tespit edilmiştir.
Davalının 2022-2023 yılı envanter defter ibrazının olmadığı bu nedenle davalının 2022 ve 2023 yılı defterlerinin (yevmiye-kebir-envanter) içerdiği kayıtların birbirini doğrulama teyidi yapılamadığı için HMK 222/2 ye uygun olmadığı tespit edilmiştir.
Davalı İtirazı ve Değerlendirmesi
Öncelikle raporda aleyhimizdeki hususların tamamına itiraz etmekteyiz. Bilirkişi raporunda davacı ve davalı Şirketlerin ticari defterleri üzerinde yaptığı inceleme ile "ticari defterlerin birbirini doğruladığı" tespitinde bulunmuştur. Ancak ifade etmek gerekir ki, bu tespit son derece hatalıdır. Zira davacının ticari defterlerinde ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Davacı şirket kayıtlarına göre müvekkil şirket davacı Şirkete 28.550 Euro borçludur. Davacı şirket kendi kayıtlarında müvekkil şirket ticari defterlerinde bulunan ve dekontlar ile ispatlanmış 9.000 Euro ve 20.000 Euro olmak üzere iki adet ödeme kaydına hiç yer vermemiştir. Bu husus bilirkişi raporunun 17. sayfasında şu şekilde ifade edilmiştir.
Değerlendirme: Kök rapordaki ifade "mübrez defterlerin içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, mübrez defterlerin bu haliyle HMK 222/2 ye uygun olduğu tespit edilmiştir." şeklindedir. Diğer bir anlatımla ibraz edilen yevmiye ve kebir defterlerindeki kayıtların birbirini doğruladığı, birbirini doğrulayan bu defterlerin HMK 222/2 ye uygun olduğu tespiti yapılmıştır. Zira kök raporda taraflar envanter defterini ibraz etmemiş/edememiş olduğundan o yıla ait ticari defterler bakımından tespit yapılmamıştır. Yeri gelmiş iken; HMK da yer alan "defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması" şartından kasıt; taraf defterlerinin birbirini doğrulaması değil tarafın defterlerinin içerdiği kayıtların birbirini doğrulamasıdır. Diğer bir ifade ile tarafın yevmiye defterindeki kayıt ile kebir ve envanter defterindeki kayıtların birbirini doğrulamasıdır. Ayrıca davalının bahsetmiş olduğu toplam 29.000,00-Euro ödeme kök rapordaki hesaplamalarda dikkate alınmıştır.
Bu hususa ek olarak davacı şirket kayıtlarında müvekkil şirket cari hesabına kaydedilen ancak esasen ... isimli dava dışı başkaca bir şirket tarafından yapılmış 4.400 Euro bedelli bir ödeme kayıtlıdır. Bilirkişi raporunda işbu ödemenin davalının cari hesabına sehven işlendiği tespitinde bulunmuştur. Bilirkişi tarafından dahi tespit edildiği üzere davacının ticari defterleri doğru ve eksiksiz tutulmamıştır ve bu haliyle incelemeye temel alınması açıkça hatalıdır. Ancak bu açık eksik ve hatalar bilirkişi tarafından tespit edilmesine rağmen davacının kayıtları muteber bulunmuş ve hesaplama yaparken işbu kayıtlara itibar edilmiştir. Bu nedenle bilirkişi raporu varılan sonuca ilişkin olarak hatalı tespitler içermektedir. Dolayısıyla bu şekilde hükme esas alınması mümkün değildir.
Değerlendirme: Davacı defter kayıtları esas alınarak rapor tanzimi söz konusu olmayıp, taraf defter kayıtları esas alınarak rapor tanzim edilmiştir.
Sayın bilirkişi müvekkil şirket tarafından düzenlenen 04.05.2023 ve 05.05.2023 tarihli 1.050,00 Euro bedelli iade faturalarını da cari hesaba eklediğini belirtmiştir. Davacı tarafından müvekkil şirkete karşı düzenlenen faturalara, müvekkil süresi içinde itiraz ederek iade etmiştir. İşbu sebeple bu durumun da tarafımızca kabulü mümkün değildir.
Değerlendirme: Davalı defterinde davacı 3.950,00-Euro alacaklı görünmekte olduğu, bu bakiyenin oluşmasına takip tarihinden sonra davacıya düzenlenen mezkur 2 adet faturada etki ettiği tespit edilmiştir. Bu faturalar takip tarihinden sonra davacıya düzenlenerek davacı hesabına kaydedildiği için davacının alacak bakiyesini 3.950,00-Euro düşürmüştür. Bu nedenle bakiyeye eklenmesi gerekeceği belirtilmiştir. Bu teknik bir hesaplama olup davalının beyan ettiği gibi cari hesaba ayrıca bir ekleme olmayıp, bilakis hesap dışı bırakılmıştır.
Dosya kapsamında itiraza konu rapor muhasebeci-mali müşavir tarafından hazırlanmıştır. Yukarıda 1. nolu başlıkta izah ettiğimiz üzere muhasebeci-mali müşavir bilirkişi hesaplama yaparken eksik ve hatalı tutulan ticari kayıtlara itibar etmiştir. Bununla birlikte cevap dilekçesi ve 3. nolu başlıkta itiraz ettiğimiz yurt dışı hizmet bedeli ve kantar cezası faturaları ise sözleşme kaynaklı uyuşmazlıklar olup raporu hazırlayan mali müşavir bilirkişinin yetkin olduğu bir alan değildir. Yine cevap dilekçemizde belirttiğimiz ve Yargıtay içtihatlarıyla da gerekçelendirdiğimiz üzere, sadece fatura düzenlenmiş olması tarafların arasındaki hukuki ilişkisinin varlığını veya mahiyetini ispat etmeye tek başına elverişli değildir. Davacı, anılan bu faturaların hangi hukuki ilişkiye dayalı olarak düzenlendiğini HMK m. 200 uyarınca ispat edememiştir.
Değerlendirme: Kök rapordaki hesaplamalar tarafların defterine kayıtlı olan faturalar ve ödemeler üzerinden takip tarihi itibari yapılan hesaplamadır. İspat hususundaki takdir sayın mahkemenindir.
Dosya kapsamında itiraza konu rapor muhasebeci-mali müşavir tarafından hazırlanmıştır. Yukarıda 1. nolu başlıkta izah ettiğimiz üzere muhasebeci-mali müşavir bilirkişi hesaplama yaparken eksik ve hatalı tutulan ticari kayıtlara itibar etmiştir. Bununla birlikte cevap dilekçesi ve 3. nolu başlıkta itiraz ettiğimiz yurt dışı hizmet bedeli ve kantar cezası faturaları ise sözleşme kaynaklı uyuşmazlıklar olup raporu hazırlayan mali müşavir bilirkişinin yetkin olduğu bir alan değildir. Yine cevap dilekçemizde belirttiğimiz ve Yargıtay içtihatlarıyla da gerekçelendirdiğimiz üzere, sadece fatura düzenlenmiş olması tarafların arasındaki hukuki ilişkisinin varlığını veya mahiyetini ispat etmeye tek başına elverişli değildir. Davacı, anılan bu faturaların hangi hukuki ilişkiye dayalı olarak düzenlendiğini HMK m. 200 uyarınca ispat edememiştir.
Değerlendirme: Kök rapordaki hesaplamalar tarafların defterine kayıtlı olan faturalar ve ödemeler üzerinden takip tarihi itibari yapılan hesaplamadır. İspat hususundaki takdir sayın mahkemenindir.
Ticari defterlerle ispat, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Anılan bu düzenlemenin üçüncü fıkrası uyarınca "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz". 7251 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen bu ikinci cümle ile taraflardan birisinin ticari defterlerinde yer alan bir kaydın karşı tarafın defterinde yer almaması durumunda, söz konusu kayda itibar edilemeyeceğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde vurgulamaktadır. Bu husus 7251 sayılı Kanunun 23. maddesinin gerekçesinde de açıkça ifade edilmiştir. Hemen yukarıda açıklanan gerekçelerle tarafların HMK m. 222nin ikinci fıkrası uyarınca usulüne uygun tuttukları defterlerdeki kayıtların hükme esas alınabilmesi için birbirini doğrulaması, başka bir ifadeyle her iki tarafın defterlerinde de aynı hukuki işleme ilişkin kayıt bulunması gerekmektedir. Dolayısıyla müvekkilin defterinde yer almayan ve fakat sadece davacı tarafın ticari defterlerinde yer alan kayıtların, HMK m. 222/2 ve HMK m. 200 uyarınca kesin delille desteklenmediği ve ispat edilmediği durumlarda bilirkişi raporuna ve/veya hükme esas alınması mümkün değildir.
Değerlendirme: Kök raporda böyle bir tespit söz konusu değildir. Kanaatini bildirir raporunu sunmuştur.
Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davalı ve davacı vekillerinin beyan/itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı taraf faturadan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu, davalının faturalardan bakiye kalan 5000 Euro'yu ödemediğini belirterek davalı hakkında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında takip yaptıklarını, davalının icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine dayanağı 16 adet faturadan kaynaklı toplam 5.000,00 EURO üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının ise açık hesap/fatura olduğu, ödeme emrinin itiraz üzerine takibin borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.
-Davalının icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine ilişkin itirazın değerlendirilmesinde;
İİK'nın 50/1. maddesi uyarınca, para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır. 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği (ifa edileceği) yerde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer tarafların açık ya da örtülü isteklerine göre belirlenir. Aksi durumda ise sözleşmenin yerine getirileceği yer Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi gereğince tespit edilir. TBK 89/1. maddesi uyarınca para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Uyuşmazlık sözleşmeden doğan bir para borcuna ilişkin olup, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir. Bu nedenle para alacaklarına ilişkin takipler alacaklının ikametgâhında da yapılabilir.
Somut olayda, davalının icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazı davalı ticari defterlerin incelenmesi sonucu dava konusu fatura davalı defterlerinde yer aldığından akdi ilişki davalı defterleri ile ispatlandığından davacı kendi ikametgahında dava açıp ve takip yapabileceğinden 06/06/2024 tarihli duruşmasının (2) nolu ara kararı ile icra dairesine ait yetki itirazı kaldırılmış. Mahkememizin yetkisine ilişkin ise davalı ticari defterlerin incelenmesi sonucu dava konusu fatura davalı defterlerinde yer aldığından akdi ilişki davalı defterleri ile ispatlandığından davacı kendi ikametgahında dava açıp ve takip yapabileceğinden 06/06/2024 tarihli duruşmasının (3) nolu ara kararı ile mahkememiz yetkisine ilişkin itiraz reddedilmiştir
-Davanın esasının incelenmesine dair mesele;
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Somut olayda konunun iyi anlaşılması için açıklamak gerekir ise, davacı taraf başlatmış olduğu takipte açık hesap ilişkisine dayanmamış sadece faturaya dayandığı görülmüş ve bu kapsamda değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Taraflar arasında var olduğu iddia edilen ilişki faturaya dayandırılmış olmakla, fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir.
TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır".
27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir.
Somut olayda, taraf ticari defter incelenmiştir. Taraf defterleri uyarınca davacının davaya düzenlemiş olduğu 20 adet faturanın davacı ve davalı defterinde kayıtlı olduğu, davalının davacıya düzenlemiş olduğu 10 adet faturanın davalı ve davacı defterinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda tarafların birbirlerine düzenledikleri faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğundan düzenlenen faturalar bakımından bir ihtilaf bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı kayıtlarında davalıdan yapılan tahsilatlar toplamı 24.551,00-Euro iken davalı kayıtlarında davacıya yapılan ödemeler toplamı 49.151,00-Euro dur. Tahsilat ve ödemeler karşılaştırıldığında ise davalı kayıtlarında görünen 9.000,00-Euro ve 20.000,00-Euro ödemeler davacı kayıtlarında tahsilat olarak görünmediği tespit olunmuştur. Ancak bilirkişiye inceleme sırasında 9.000,00-Euro' nun tahsilatına ilişkin dekont sunulması, 20.000,00-Euro bedelli çekli tahsilatın ise davalıdan yapıldığı ancak muhasebeye bildirilmeden müşteriye verildiği bilgisi ve çek görüntüsü ibraz edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davalı kayıtlarında görünen 49.151,00-Euro luk ödemenin tamamı yazılı olarak ispatlanmış olmaktadır. Bu durumda 29.000,00-Euro tahsilatın davacı kayıtlarındaki görünen bakiyeden düşülmesi gerekmektedir. Ancak davacı kayıtlarında yer alan 21.10.2022 tarihindeki 4.400,00-Euro davalı tahsilatının davalı kayıtlarında görünmediği tespit edilmiştir. Davacı kayıtları incelendiğinde söz konusu tahsilatın davalıdan olmayıp dava dışı "..." olduğu ve sehven davalı hesabına kaydedildiği tespit edilmiştir. Bu durumda söz konusu tahsilatın davacı kayıtlarındaki görünen bakiye üzerine eklenmesi gerekmektedir. Davacı kayıtlarında görünen 28.550,00-Euro davalı borcuna ... dan yapılan ancak sehven davalıdan yapılmış gibi girilen 4.400,00-Euro tahsilatın eklenmesi ile davalı borcunun 32.950,00-Euro ya çıkacağı, ancak davacı kayıtlarında yer almayan fakat yazılı belgeler ile ispatlanan 29.000,00-Euro (9.000,00+20.000,00) davalı ödemesinin düşülmesi ile davalının 3.950,00-Euro (32.950,00-29.000,00) borçlu kalacağı hesap ve tespit edilmiş ve anılan miktar doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Fazlaya ait istem ise ispatlanmadığından reddedilmiştir.
-İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede;
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı davacı ticari defterlerinde yapılan inceleme ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Yargılama giderine ilişkin değerlendirmede;
Yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/12/2022 tarihli, 2021/8284 E., 2022/9092 K., Yargıtay 11.HD'nin 12/05/2022 tarih ve 2020/6387 E. - 2022/3774 K) Bu kapsamda hesaplama yapılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davacının davasının kısmen kabulü ile; davalının Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine konu vaki itirazının kısmen iptali ile 3.950,00-EURO asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar devlet bankalarınca EURO cinsi yabancı para ile açılmış1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faiz işletilmesine,
2-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-3.950,00-EURO asıl alacağın takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru (21,5112-TL) üzerinden belirlenen TL karşılığının (84.969,24-TL)'nin %20'si oranında olan 16.993,84-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 7.665,63-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 1.870,15-TL peşin harç ve 555,68-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.425,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.239,80-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri), davanın kabul / talep oranına göre hesap edilen 655,20-TL'sinin davacıdan, bakiye kalan 2.464,80-TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL başvurma harcı ve 1.870,15-TL peşin harcın, 555,68-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.605,73-TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 3.158,00 TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 2.494,82 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan bakiye 663,18 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
9-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
10-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca red edilen kısım üzerinden 29.830,19-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
11-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
12-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır