T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ***
KATİP : ***
DAVACI : 1- ***
2- ***
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ***
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
KARAR YAZIM TARİHİ : ***
Mahkememize açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde dava dışı ... isimli şahsın sevk ve idaresindeki 28 ... plakalı araç içinde yolcu olarak bulunan ...'ın aracın takla atması şeklinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında vefat ettiğini, trafik kazası ile ilgili başlatılan Kayseri C. Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporuna göre sürücü ...'ün hız sınırlarına uymadığını ve alkollü araç kullandığının tespit edildiğinden dolayı asli kusurlu sayıldığını, müteveffa ...'ın kaza anında araç içinde emniyet kemeri takmadığına dair hiç bir kayıt ve somut delil bulunmadığını, davacıların müşterek çocuğu Ferhat'ın vefatının ardından davacıların maddi ve manevi desteklerini yitirdiklerini ve zor günler geçirdiklerini, dava açmadan önce yapılan arabuluculuk görüşmelerinden bir sonuç alamadıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkili ... için 500,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkili ... için 500,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; 19.02.2022 tarihinde vuku bulan trafik kazasının 48 ... plakalı otobüsün şehirlar arası yolcu taşımacılığı yaptığı sırada gerçekleştiğini, bu nedenle kaza sonucu olası sorumluluğun ilk olarak Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortacısında bulunduğunu, kazaya karışan aracın zorunlu mali mesuliyet sigortası müvekkili şirket tarafından tanzim edildiğini ancak ancak karayolu taşımacılık mali sorumluluk poliçesini aşan zarar mevcut olduğunda söz konusu olabileceğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini, kazaya karışan otobüsün Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası’na başvurulup vurulmadığı hususunun araştırılmasını ve başvurulmaması halinde davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müteveffanın, davacılara destek olduğu hususunun ispatlanması gerektiğini, davacı tarafın elde edilen kazanımların belirlenmesi ve aleyhe hüküm kurulacak olması halinde bu kazanımların belirlenecek tazminattan indirilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında ve teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, müteveffanın kaza sırasında emniyet kemeri takılı olup olmadığının araştırılmasını ve eğer takılı değilse hükümde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, dava konusu taşımanın müteveffa açısından hatır taşıması niteliğinde olduğunun tespiti halinde hesaplanacak tazminattan hatır indirimi uygulanması gerektiğini, öncelikle usuli itirazları doğrultusunda davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Davacılar, müşterek çocukları ...'ın, ...'ün sevk ve idaresindeki 28 ... plakalı aracın Sivas'tan Kayseri'ye seyri sırasında ... günü tek taraflı trafik kazasına karıştığını ve Ferhat'ın vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir .
Sigorta poliçesinin ve dosyadaki ceza evraklarının incelenmesinde; kazaya karışan 28 ... plakalı araç sürücüsünün ... olduğu, tescil kayıtlarına göre ise araç malikinin ... olduğu ve davalı sigorta bünyesinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğu görülmüştür.
Nüfus kayıtlarının ve ceza dosyasının incelenmesinde, kazada ...'ın vefat ettiği, davacı ...'ın müteveffanın babası olduğu, diğer davacı ...'ın ise müteveffanın annesi olduğu tespit olunmuştur.
-Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde,
Mahkememiz olayla ilgili ceza dosyasının bir örneğini dosyamız arasına almıştır. Soruşturma makamı tarafından kusur raporu alınmış. Alınan kusur raporları ve ceza dosyası birlikte değerlendirildiğinde;
Sürücü ... sevk ve idaresindeki *** plakalı sayılı minibüsü ile Sivas istikametinden Kayseri istikametine seyri sırasında Sarımsaklı mahallesi ile Doruklu mahallesi yol kavşağına geldiğinde, sola keskin virajı alamayıp, aracın direksiyon hakimiyetini de kaybederek, sağ tarafa doğru savrularak banket bitiminde bulunan sola keskin viraj levhasına çarptıktan sonra yoluna devam ederek Doruklu mahallesi giriş kavşağında bulunan orta refüje çıkarak yön levhasına, devamında sinyalizasyon direğine ve yol dışında bulunan otobüs durağına da çarptıktan sonra sağ tarafta bulunan şarampole düşerek devrilmesi, bu devrilme neticesinde aracın sağ ön yolcu koltuğunda yolculuk yapan ...'ın araç dışına düşerek hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan ölümlü, maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, kazanın gece 02:25 sıralarında meydana geldiği, havanın açık, yoldaki hız limitinin 50 km/h, yolun düz ve eğimsiz olduğu,
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın *** soruşturma sayılı dosyasında aldırılan 21/02/2022 tarihli rapora göre meydana gelen kazada araç sürücüsü ...'ün, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun KTK 52/1-a-b maddeleri uyarınca sürücünün kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken hızını azaltmamak, hızını kullandıkları aracın görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını, yine aynı kanunun 48/5 maddeleri uyarınca alkollü olarak araç kullandığından asli kusurlu olduğu, müteveffanın ise kazanın meydana gelmesinde her hangi bir trafik kuramı ihlal etmediği tespit edilmiştir. Daha sonra yapılan yargılama sonucu Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin *** Karar sayılı kararı ile bu rapor hükme esas alınarak ...'ün 5237 sayılı TCK'nın 85/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde, kazanın tek taraflı kaza olması, kazanın meydana gelmesinde başkaca etmenlerin bulunduğuna dair delil bulunmaması, savcılık dosyasında alınan kusur raporu bulunması, bu raporun kaza tespit tutanağı ile uyumlu olması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde kazanın meydana gelmesinde müteveffaya atfı kabil bir kusur bulunmadığı, sürücü ...'ü %100 oranında kusurlu olduğu mahkememizce yapılan değerlendirmede anlaşılmıştır.
-Destekten yoksun kalma tazminatına dair değerlendirmede;
Destekten yoksun kalma tazminatı, B.K'nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır.
Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.
Borçlar Kanunu’nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.
O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.
Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 45/III. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. -411 K. sayılı ilamı).
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın “Sigortanın Kapsamı” başlıklı A-1.maddesindeki, “Sigortacı, bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde düzenlemesi yer almaktadır.
- Aktüerya hesabına dair değerlendirmede;
Yargıtay'da uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında davacının ve desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılması gerekmektedir. Alınan bilirkişi raporunda bu yöntem uyarınca davacı ...'ın destek zararı 362.798,54-TL, davacı ...'ın destek zararının ise 741.223,22-TL olduğu , ZMMS poliçesinde kişi başına sakatlanma ve ölüm teminat limiti 500.000,00-TL olup garameten paylaştırma yapıldığında davacı Muzaffer için 164.307,69-TL, davacı Zennure için 335.692,31-TL için destekten yoksun kalma zararının olduğu anlaşılmıştır.
-Müterafik kusura ilişkin değerlendirmede;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.
Somut olayda, müteveffanın kaza sırasında araçtan fırladığı görülmüştür. Emniyet kemeri kullanılmadığından müterafik kusur indirimi gerekir. Öte yandan dosya kapsamındaki ifadelerden müteveffanın ve araç şoförü Ramazan'ın birlikte alkol aldıktan sonra araca bindikleri, dolayısıyla müteveffanın araç şoförünün alkollü olduğunu bile bile araca binmesi nedeniyle de müterafik kusurlu olduğu, ancak birden fazla müterafik kusur sebebi bulunsa dahi yerleşik Yargıtay uygulaması gereği tek % 20'lik indirim yapılması gerekmektedir. Ancak davacıların hesaplanan 362.798,54-TL ve 741.223,32-TL destek tazminatlarından %20 müterafik kusur indirimi yapıldığında sonuca etkili değildir.
- Hatır indirimi itirazına dair değerlendirmede;
Davalı hatır taşımasına yönelik sonradan sunulan itiraz bulunmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 87. Maddesine göre "Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir." esası kabul edilmiştir. Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada, taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminat miktarının tayini" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş ,BK.nın 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, müteveffanın davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay 4. HD 2023/287 Esas, 2025/1138 Karar) Bu nedenle somut olayda hesaplanan tazminatlardan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmalıdır. Ancak yukarıda müterafik kusur sebebiyle yapılan %20 indirime ilaveten %20 hatır taşıması indirimi de yapıldığında hatır taşıması indiriminin de sonuca etkili olmadığı sonucuna varılmaktadır.
-Faize ait değerlendirmede;
2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır.
Anılan açıklamalar uyarınca davalı sigorta şirketi vekilinin 29/07/2024 tarihli yazı cevabına göre davacı sigorta şirketine 09/03/2022 tarihindeki başvurusu dikkate alınarak 22/03/2022 tarihi temerrüd tarihi olarak belirlenmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KABULÜ ile,
1-164.307,69-TL destekten yoksun kalma tazminatının KTK 99. Maddesi uyarınca temerrüt tarihi olan 22/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,
2-335.692,31-TL destekten yoksun kalma tazminatının KTK 99. Maddesi uyarınca temerrüt tarihi olan 22/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 34.155,00-TL ilam harcından, tahsil edilen 269,85-TL peşin harç ve 1.704,34-TL ıslah harcının mahsubuna, bakiye 32.180,81-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafın yaptığı 269,85-TL başvurma harcı, 269,85-TL peşin harç, 1.704,34-TL ıslah harcı, 2.000,00-TL bilirkişi ücreti, 112,50-TL posta ücreti olmak üzere toplam 4.356,54-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 53.710,77-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
12/03/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı