T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - [16822-28853-13944] UETS
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLLERİ : Av. ... - [16604-06761-20384] UETS
Av. ... - [16594-95977-83223] UETS
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :19/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " davalı tarafından müvekkili aleyhine Kayseri genel icra dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü ilamsız icra takibine girişildiğini ve takip kesinleşse de, müvekkilinin takip alacaklısına böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin iki gözü de görmeyen engelli bir şahıs olduğunu, bu nedenle okuma yazması, imzasının da olmadığını, resmi evraklarını parmak izi ile yürüttüğünü, müvekkili hakkında Kayseri genel icra dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü ilamsız icra takibine girişildiğini, takip dayanağı evrakın senet olduğunu, senet 15.04.2018 tanzim 15.08.2018 vade tarihli ve 200.000,00 TL bedelli, senet dikkatle incelendiğinde görüleceği üzere sadece 2 adet imza başka şahıs ve başka kalemle, diğer kalan tüm bilgiler ise bir başka şahıs tarafından bir başka kalemle doldurulduğunu, ilk olarak müvekkili ile davalı alacaklı arasında hiç bir ticari ilişki, alacak - verecek ilişkisi bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin davalı alacaklıya borcu olmadığını, ancak davalı alacaklı tarafından yapılan kambiyo takibi kesinleştiğini ve müvekkilinin hisseli malına haciz konulduğunu, ayrıca icra dosyasında alınan yetki ile Kayseri 6. Sulh hukuk mahkemesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden ortaklığın giderilmesi davası açıldığını halen derdest olduğunu, yukarıda da belirtildiği üzere müvekkilinin gözlerinin görmediğini, engelli olduğunu, imza atamadığını, parmak izi kullandığını, dolayısıyla takibe konu senette müvekkiline ait olduğu iddia edilen senetin geçersiz olduğunu, müvekkilinin bağlaması için parmak izinin alınması gerektiğini, yargılama sırasında resmi kurumlardan toplanacak evraklarda da müvekkilinin sürekli parmak izi kullandığının görüleceğini, müvekkilinin bilerek ve isteyerek imza atmadığını, zaten gözleri görmeyen engelli birey olarak imza atamadığını, senet ile borçlanması da hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalı alacaklı tarafça ya başkasına imza attırıldığını veya müvekkilinin engelli halinden faydalanılarak, şurayı karala diye hile ile imza alındığını, ancak olayın nasıl olduğunun müvekkilinin tarafından bilinmediğini, durumun yargılama sırasında anlaşılacağını, ancak kesin olan şey müvekkilinin imza kullanmadığı, parmak izi kullandığıdır, hal böyle olunca müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, hal böyle olunca müvekkilinin davalı alacaklıya borcu bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin borçlu olmadığı bilinmesine rağmen müvekkilinin borçlu gösterilerek hakkında takip yapıldığını, haciz işlemi uygulandığı ve izaleyi şuyu davası açıldığını, bu nedenle söz konusu takibin kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin engelli olduğundan düzenli geliri bulunmadığını, yargılama masraflarını karşılayacak ekonomik gücü olmadığını, ancak haksız icara tehdidi ve satış tehdidi altında olduğunu, takibi durdurmak için teminat yatıracak gücü de olmadığını, bu nedenle adli yardım talebinde bulunduğunu, müvekkilleri ile davalı arasındaki ilişki nedeniyle 6102 sayılı ttk da zorunlu arabuluculuğa ilişkin düzenleme çerçevesinde, Kayseri arabuluculuk bürosunun *** arabuluculuk numaralı dosyası üzerinden zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, açıklanan nedenlerle, müvekkilinin Kayseri genel icra dairesinin ... esas sayılı dosyasında tamamen borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyetli davalı alacaklının tazminata mahkumiyetini sağlamak için adli yardım ve tedbir talepli olarak başvuru yaptıklarını, müvekkilinin engelli olduğunu, ekonomik geliri olmadığından adli yardım talebinin kabulüne, adli yardım durumu da dikkate alınarak teminatsız olarak, Kayseri genel icra dairesinin ... esas sayılı dosyasında müvekkili yönünden takibin durdurulmasına olmadığı takdirde satış bedelinin alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yapılacak yargılama sonunda, müvekkilinin Kayseri genel icra dairesinin ... esas sayılı dosyasındaki senet nedeniyle takip asıl ve ferilerini de kapsayacak şekilde davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine" yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "davacı taraf dava dilekçesinde takip konusu senetteki imzanın ya başkası tarafından atıldığını ya da "şurayı karala" denilerek hile ile imzalatıldığını ileri sürdüğünü, dolayısıyla davacı tarafın işbu davayı açıkça hile saikiyle açtığını beyan ettiğini, kural olarak hile saikiyle açılan davalar bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, somut olayda davacı-borçludan alınan senedin 15.04.2018 tanzim tarihli olması, senedin takibe konulduğu tarihin 30.03.2021 olması, davacı-borçluya ödeme emrinin 05.04.2021 tarihinde bizzat tebliğ edilmiş olması gibi durumlar dikkate alındığında yasal 1 yıllık hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçirilmiş olduğunu, bu nedenle öncelikle hak düşürücü süreden dolayı davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı-borçlu ödeme emrini bizzat tebliğ almış olup takibe veya takip konusu senetteki imzaya itiraz etmediğini, biz takip gereğince ortaklığın giderilmesi davası açtıktan sonra davacının işbu davayı açmış olması da kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, davacı-borçlu ödeme emrini bizzat tebliğ aldığını, tebliğ mazbatasına da imzasını attığını, davacının ödeme emrini bizzat tebliğ aldıktan sonra takibe veya takip konusu bonoya itiraz etmeyip davacının hissedarı bulunduğu taşınmazlara haciz koydurarak ortaklığın giderilmesi davası açmamız üzerine davacı işbu davayı açtığını, davacının işbu davayı sırf ortaklığın giderilmesi davamızı sürüncemede bırakmak amacıyla açtığı, dolayısıyla kötüniyetli olarak davrandığını, davacının imza attığı tek evrak sadece takip konusu senet olmayıp bunun dışında bir çok evraka da aynı şekilde imza attığını, davacı takip konusu senet dışında; Kayseri genel icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında ödeme emrinin tebliğ mazbatasında davacının imzası bulunduğunu, Kayseri genel icra dairesinin ... E. sayılı dosyasında takip konusu bonoda davacının imzası bulunduğunu, ERÜ sağlık uygulama ve araştırma merkezi müdürlüğünün mahkememize gönderdiği 02.12.2023 tarihli yazı cevabının ekinde yer alan hastaya ait onam formunda davacının imzası olduğunu, Turkcell tarafından mahkememize gönderilen 23.11.2023 tarihli yazı cevabının ekinde yer alan 25.02.2017 tarihli abonelik sözleşmesinde, 26.02.2017 tarihli numara taşıma talep formunda, 17.11.2012 tarihli abonelik sözleşmesinde ve 17.11.2012 tarihli numara taşıma talep formunda davacının imzaları olduğunu, Kayseri şehir hastanesi ve akbank tarafından mahkememize gönderilen yazı cevaplarının ekleri uyapta taralı olmadığından davacının imzalarının olup olmadığı anlaşılamadığını, ancak davacının bu yazı cevaplarının ekinde gönderilen evraklarda da imzasının mevcut olabileceğini, bunların dışında belediyeler, evlendirme dairesi, tapu daireleri, noterlikler, nüfus müdürlüğü, seçim kurulları, bankalar, sgk ve vergi dairelerinde mevcut imzalarının da celbini talep ettiklerini, davacının okur-yazar olmadığına, evraklarda imza yerine sadece parmak izi kullandığına, kendisinin görme engelli olduğuna dair savunmaları dosya içerisinde yer alan deliller ığışında daha şimdiden mesnetsiz kaldığını, öncelikle müvekkilinin, davacının gözlerinde görme sorunu olup olmadığını, okuma yazma bilip bilmediğini bilecek durumda olmadığını, müvekkiline bu hususta herhangi bir beyanda bulunulmadığını, bu nedenle davacının bu iddialarını kabul etmediklerini, kaldı ki yukarıda belirttikleri dosya içerisinde yer alan yazı cevaplarından anlaşıldığı kadarıyla davacı sadece parmak izi kullanmadığını, dava konusu senet dışında birçok evraka da parmak izi yerine imza attığını, davacı taraf her ne kadar kendisinin okur- yazar olmadığını, görme engelli olduğunu, evraklarda imza yerine parmak izi kullandığını ileri sürmüş ise de davacının bir çok evraka imza atmış olması, okur-yazar olmadığını iddia etmesine rağmen Melikgazi ilçe Jandarma Komutanlığı tarafından mahkemeye gönderilen 04.12.2023 tarihli yazı cevabında davacının Gürpınar Yaşlılar okuluna gittiğinin belirtilmiş olması, görme engelli olduğunu iddia etmesine rağmen bir gözünün görmediğini diğer (sağ) gözüyle görme fonksiyonlarını yerine getirdiğinin anlaşılması karşısında davacının bu savunmaları ve itirazları tamamen hukuki dayanaktan yoksun kaldığını, kaldı ki davacı gerçekten okur-yazar olmasaydı ve evraklarda tamamen parmak izi kullanmış olsaydı dahi bu durum senetteki imzanın geçersiz olduğuna karine teşkil etmeyeceğini, zira ekte sunulan Yargıtay 12.hd.'nin 2015/23264 e. - 2016/3295 k. sayılı, 10.02.2016 tarihli emsal kararında aynen " somut olayda, takibe dayanak yapılan senette tanzim edenin imzasının bulunduğu anlaşılmıştır. bu durumda mahkemece senetteki imzanın itiraz eden borçluya ait olup olmadığı hususunda huzurda imza örnekleri de alınmak suretiyle yöntemince bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile borçlunun okur yazar olmadığı nedenle imza atamayacağından bahisle sonuca gidilmesi yerinde değildir. okur yazar olmama dayanak bonodaki imzayı geçersiz kılmayacağı gibi borçlunun başka belgelerde parmak izi kullanmış olması da dayanak bonodaki imzanın geçersiz olduğuna karine teşkil etmez." denilerek bu durum açık ve net bir şekilde vurgulandığını, aynı şekilde Yargıtay 3. hd.'nin 2017/964 e. - 2018/12879 k. sayılı emsal kararında aynen "okur yazar olmama dayanak bonodaki imzayı geçersiz kılmaz." denilerek bu durum yine açık ve net bir şekilde vurgulandığını, bu nedenle davacı senetteki imzaların kendi elinden çıkmadığını ileri sürüyorsa davacının imza örnekleri alınıp, tatbike medar imzaları ilgili kurumlardan celbedilip imza konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, yine davacının senedin tanzimi sırasında tamamen görme engelli olsaydı dahi Türk Borçlar Kanunu'nun 15.maddesinin 3.fıkrasında yer alan "görme engellilerin talepleri halinde imzalarında şahit aranır. aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları yeterlidir." hükmünden davacı tamamen görme engelli olsaydı dahi takip konusu senedin geçerli olduğu açıkça anlaşıldığını, zira davacı takip konusu senedi el yazısı ile imzaladığını, davacı taraf , her ne kadar taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki mevcut olmadığını ileri sürmüş ise de bonoda sebepten soyutluk ilkesi ve senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacının davasını senede karşı senetle ispatlaması gerektiğini, her ne kadar davacı taraf taraflar arasında ticari ilişki mevcut olmadığını ileri sürmüş ise de kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması nedeniyle davacı tarafın bu iddiasının hukuki bir dayanağı olmadığını, takip konusu senetten dolayı borçlu olmadığına dair iddiasını da senede karşı senetle ispat yükümlülüğü gereğince aynı kuvvette bir senet ile ispatlaması gerektiğini, hayatın olağan akışına göre de hiç kimseye "şurayı karala" denilerek senet imzalatılması mümkün olmadığını, bu nedenle davacının borçsuzluk ve bedelsizlik iddialarını senede karşı senetle ispat yükümlülüğü gereğince ancak aynı kuvvette bir belge ile ispatlaması zorunlu olduğunu, kaldı ki davacının müvekkiline verdiği tek senet dava konusu senet olmayıp Kayseri genel icra dairesinin ... e. sayılı dosyasında takibe konu 12.000 TL bedelli başka bir senet de olduğunu, davacı bu senede de parmak izi basmak yerine imza attığını, davacının bu senede de şimdiye kadar herhangi bir itirazı olmamış ve takip kesinleştiğini, davacı-borçlu tarafından açılan haksız ve kötüniyetli davanın reddine, takip konusu asıl alacağın asgari %20'sinden az olmamak üzere lehimize kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Dava dosyasının adli yardım talepli açıldığı, Mahkememizin 31/10/2023 tarihli ara kararı ile adli yardım talebinin reddine karar verildiği, Mahkememizin 01/11/2023 tarihli tensip tutanağının davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından 06/11/2023 tarihli dilekçesi ile adli yardım talebinin reddine dair verilen karara itiraz edildiği, dava dosyasının Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/11/2023 tarih ... D.İş karar sayılı kararı ile adli yardım talebinin reddine dair karar verildiği, Mahkememizin 09/11/2023 tarihli tensip tutanağı düzenlendiği, tensip tutanağının davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından gerekli harç ve yargılama masraflarının yatırıldığı, Mahkememizin 16/11/2023 tarihli tensip tutanağı düzenlendiği, Tensip tutanağı ile ön inceleme duruşma gün ve saatinin taraflara tebliğ edildiği görülmüştür.
Mahkememizin 20/11/2023 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar verildiği, ara kararın tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından iş bu ara kararın istinaf edildiği, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin 17/01/2024 tarih 2024/143 Esas 2024/122 karar sayılı kararı ile Mahkememiz ara kararının hukuka uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair karar verildiği ve kararın taraflara tebliğ edildiği, davalı vekilinin vekaletname ve 02/01/2024 tarihli cevap dilekçesini sunduğu, dilekçenin davacı vekiline tebliğ edildiği görülmüştür.
Davacı vekilinin 23/11/2023 tarihli dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanak aslını mahkememize sunduğu görülmüştür.
Melikgazi Tapu Müdürlüğüne, T.C.Ziraat Bankasına, Talas Tapu Müdürlüğüne, QNB Finansbank A.Ş.'ne, Vakıfbank TAO'ya ,Milli Eğitim Bakanlığına, Türkiye İş Bankasına, Türkiye Noterler Birliğine, Melikgazi Belediye Başkanlığına, Melikgazi İlçe Emniyet Müdürlüğüne, Kocasinan Tapu Müdürlüğüne, Türkiye Halk Bankası A.Ş. 'ne , E.Ü. Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğüne, Melikgazi İlçe Jandarma Komutanlığına, Akbank TAŞ'ne, Turkcell'e, Kayseri Şehir Hastanesine yazılan müzekkerelere ayrı ayrı cevap verildiği görülmüştür.
Kayseri Cbs'nin ... Soruşturma nolu dosyasının bir örneğinin uyaptan istendiği, dosyamız arasına gönderildiği görülmüştür.
Kayseri Genel İcra Dairesinin ... İcra dosyasındaki bono aslını sunduğu görülmüştür.
Melikgazi Belediye Başkanlığının imza örneği bulunmadığına dair cevap verdiği görülmüştür.
Kayseri 8. Ve 9. Noterliğine yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür.
Melikgazi İlçe Nüfus Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür.
Kayseri Erciyes, Kaleönü Vergi dairesine yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür.
Erciyes Üniversitesi Rektörlüğü Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür.
Melikgazi İlçe Melli Eğitim Müdürlüğü Gürpınar Okuluna yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür.
Kayseri CBS'nin ... Soruşturma sayılı dosya örneğini gönderdiği görülmüştür.
Kocasinan Belediyesine yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür.
Kepsaş'a yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmüştür.
Mahkememiz 17/10/2024 tarihli celse de davacının beyanının alındığı, tanık Adem Yaman, Nurbahar Satılmış ve Yurdagül Yıldız'ın da beyanlarının alındığı görülmüştür.
Davacı vekilinin 24/11/2023 tarihinde, mahkememizce verilen 21/11/2023 tarihli Ara Kararının kaldırılmasına , 2023/964 e. sayılı dosyasında talep edilen, Kayseri genel icra dairesinin ... esas sayılı dosyasında müvekkili yönünden takibin durdurulmasına olmadığı takdirde Kayseri genel icra dairesinin ... esas sayılı dosyasında satış bedelinin alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne , karar verilmesi yönünde İstinaf başvurusunda bulunduğu, Kayseri BAM 6. H.D'nin 2024/143 E. 2024/122 K sayılı karar ilamı ile Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 20/11/2023 tarih ve 2023/964 E sayılı ara kararının hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, yönünde hüküm kurulmuş, dosya mahkememize gönderilmiştir.
Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, muhasebeci bilirkişi Op.Dr. Arslan Bozdağ Göz Hastalıkları Uzmanının 04/11/2024 tarihli raporunda özetle; Gerekli tüm düzeltmelerden sonra iyi gören gözündeki görme keskinliği 20/200 (onda bir) ya da daha az ve görme alanı 20 dereceden az olan kişilere “kör”, görme keskinliği 20/70 ile 20/200 arasında olan kişilere “az gören” denilmektedir. Bu görme seviyeleri ile davacı hastaya yasal ya da hukuki körlük mevcuttur denilebilir. Bu durumdaki bir kişinin uzak veya yakındaki bir yazıyı okuyabilmesi ve kendi imzasını görerek atabilmesi imkansız olduğunu bildirir yönde rapor sunulmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Bilirkişi imza incelemesi yaptırılması için dosya imza bilirkişisi Dr. ...'a tevdi edilmiş, 13/12/2024 tarihli bilirkişi raporundan özetle;
İncelemeye konu, alacaklısı ..., borçlusu ... olan 15/04/2018 tanzim ve 15/05/2018 vade tarihli “200.000 TL. (İkiyüzbin)” değerindeki senedin ön yüzünde borçlu adına atılı bulunan imzaların, ...'ın elinden çıktığı kanaatine varıldığını, bildirir yönde rapor sunulmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı taraf Kayseri Genel İcra dairesinin ... E sayılı takip dosyasına konu kambiyo senedindeki imzanın alacaklı tarafça ya başkasına imzalattırıldığını ya da davacının görme engelli olmasından faydalanılarak hile yoluyla imzalatıldığı iddiası ile Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E sayılı dosyasındaki senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini dilemiştir.
Davalı ise hileye ilişkin iddianın 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu davacının kötü niyetli olduğunu, bir kısım evraklara imza attığını, davacının iddialarının bononun geçerliliğine etkisi olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık noktalarının; davacının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyasından ve icra dosyasına dayanak yapılan 15/04/2018 keşide tarihli 15/05/2018 vade tarihli keşidecisi, davacı lehtarı davalı olan 200.000,00 TL bedelli senetten kaynaklı borçlu olup olmadığı, senetteki imzanın hile yoluyla alınıp alınmadığı, hile yoluyla alındı ise hak düşürücü sürenin geçip geçmediği, senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığı, davacının görme engelli olmasının kambiyon senedinin geçerliliğini etki edip etmediği noktasında toplandığı görülmüştür.
Davacının menfi tespitte hukuki dayanağı hile iddiası, imza inkarı ve görme engeli sebebi ile kambiyo senedi üzerinden düzenlenmesinin mümkün olup olmadığı noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur.
Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Kambiyo sözleşmesinin kurulması Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri gereği karşılıklı ve birbirine uygun iradelerin açıklanması ile mümkündür. İradelerin açıklanması ve sakatlanması konusunda da aynı Kanunun hükümleri dikkate alınır.
Bir hukuki işlemin ve bu kapsamda bir sözleşmenin kuruluşunda ortaya konulan iradelerin bozulmamış, bir diğer ifade ile fesada uğramamış olması gerekir. İradedeki bozulmanın, sözleşmenin diğer tarafının ya da üçüncü bir kimsenin aldatması (hilesi) sonucu ortaya çıkması hâlinde beyan sahibi, sözleşmeyle bağlı tutulamaz (818 s. eBK m.28; TBK m.36). EREN’e göre bir kimseyi bir irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için, onda kasten yanlış bir kanaat uyandırma veya esasen mevcut olan yanlış kanaati koruma ya da sürdürme fiiline aldatma denir (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22.b., Ankara 2017, s.414; aynı yönde Kocayusufpaşaoğlu, N./Hatemi, H./Serozan, R./Arpacı, A.: Borçlar Hukuku Genel Bölüm, C.I, 6.b., s.452; Oğuzman, M.K./Öz, M.T.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 3.b., İstanbul 2000, s.93 vd.).
Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği borç ilişkisinden bağımsızdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/04/2015 tarihli ve 2013/19-1622 E., 2015/1238 K. sayılı kararı).
Menfi tespit konulu davalarda ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Buna örnek verecek olursak, senedin teminat senedi olduğu ve teminat koşulunun gerçekleşmediği, senette imzanın sahteliği, senedin avans olarak verildiği gibi...
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Senede karşı ileri sürülen hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur (HMK m. 200). Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir.
Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacaktır. Örnek verecek olursak senetin teminat senedi olduğunu, anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat külfeti iddia edene ait olacaktır.
Somut olayda, davacı hile iddiası, imza inkar ve görme engeli iddiası ile senet sıhhatini etkilediğini iddia ettiğinden bunlar bir senet talili hükmündedir ve ispat yükü davacı taraftadır.
-Davacının imza inkarına ilişkin değerlendirmede;
Mahkememizce davacının imza örnekleri toplanmış, davacıya dava konusu senedin gösterilmesi noktasında isticvabına karar verilmiştir. Duruşmada hazır olan davacı %93 oranında görme engelli olduğunu ve göremeyeceğini beyan etmesi üzerine, sadece imza örneklerinin alınılması ile yetinilmiş ve imza incelemesine karar verilmiştir.
Bilirkişi Dr. ... tarafından sunulan imza incelemesi raporunda; dava konusu senetteki imzanın davacının el ürünü olduğu tespitlerine yer verilmiştir. Rapora karşı itirazlar gerek savcılık beyanları gerekse dosyaya yansıyan beyanlar uyarınca reddedilmiştir.
- Davacının hile iddiasına ve görme engeli bulunmasının kambiyo senedinin sıhhatini etkilediğine dair değerlendirmede;
Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu' nun 36/1. maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi defi veya dava yoluyla da kullanılabilir. Ayrıca hilenin varlığı her türlü delille ispat edilebilir.
Hile öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def'i yahut dava yoluyla da kullanılabilir. TBK'nun 39. maddesindeki 1 yıllık sürenin öğrenme tarihinden itibaren başlayacağı, öğrenme tarihinin işlem tarihi olabileceği gibi, somut olayın özelliğine göre işlem tarihinden ileri bir tarihin de olabileceği, bir başka ifade ile işlem tarihinde fark edilemeyen bir hilenin çeşitli nedenlerle sonraki bir tarihte öğrenilebileceği açıktır. Bu durumda, hak düşürücü sürenin hesabında davacının öğrenme tarihi olarak ileri sürdüğü tarihin esas alınması gerekir.
Somut olayda; davacı tarafça Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına 28/06/2021 tarihinde sahtecilik suçundan şikayetçi olduğu görülmüştür. Davalı tarafça ise Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip yapıldığı takip tarihinin ise 31/03/2021 tarihinde yapıldığı görülmüştür. Dosyaya yansıyan takip tarihinin öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği aksinin dosyaya yansımadığı görülmekle davanın süresinde açıldığının kabulü gerekmektedir.
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... Soruşturma numaralı dosya kapsamında olayla ilgili soruşturma yürüttüğü görülmüştür. Olayla ilgili Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından '' müşteki ve vekili, müştekinin önceden komşusu olan ve emlak işleri ile uğraşan şüpheliye müştekiye miras yoluyla hissedarı olduğu taşınmazlarla ilgili sorunları çözmesi için vekalet verdiğini, ayrıca taşınmazlardaki hissedarlık sorunlarını çözmek için kayden yapılacak haciz işlemlerine dayanak olacak şekilde 2 adet bononun müşteki tarafından şüpheliye verildiğini, şüphelinin de bu bonolara dayanak olarak haciz işlemlerini yürütüp taşınmazlarla ilgili olarak ortaklığın giderilmesi işlemlerini yapması konusunda anlaşmaya varıldığını, daha sonra şüphelinin bu işlemleri yürütmeksizin anlaşmaya aykırı olarak bonoların yapılan nakdi ödemeye karşılık verildiği şeklinde düzenlenerek icra takibine konu edildiğini bildirerek şikayetçi olmuşlar ise de;
Müştekinin, bono üzerindeki borçlu imzasının kendisine ait olduğunu kabul etmesi, müşteki ile şüphelinin eşi ... arasındaki satış sözleşmesi içeriği, şüphelinin müştekinin hissedarı olduğu taşınmazları kendisine oğlu ...'ın acil paraya ihtiyacı olması sebebiyle haricen 212.000 TL ödeme yaparak aldığını, yaptığı ödemeye karşılık tapu devir işlemleri sonrası iade edilmek üzere 2 adet bononun imzalanarak kendisine verildiğini, Kayseri Çatakdere'de bulunan taşınmazların kendisine devredilmemesi sebebiyle icra takibi başlattığını bildirmesi, tanık ...'ın müşteki, müştekinin oğlu olan ... ve şüpheli arasında para alış verişi olduğunu gördüğünü bildirmesi, müştekinin 2 adet bononun ne şekilde doldurulacağına, teminat amacıyla verildiğine, önceden ödendiğine dair bir belge ibraz edememesi ve şüphelinin müştekinin beyanını doğrulamaması karşısında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığı,'' gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür.
Olay ile ilgili Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosyasının incelenmesinde davacı ... tarafından kolluk kuvvetinde ifade verdiği görülmüştür. Anılan ifadenin incelenmesinde kendisinin yaklaşık 10 yıldır görme problemi yaşadığını, Talas İlçesi, Çatakdere Mevkinde bulunan ve mirasçısı olduğunu beyan ettiği tarladan hakkını almaya çalıştığını, bu sırada eskiden beri tanıdığı emlakçı davalı ... ile görüştüğünü, davalının kendisine ait hissileri satın alacağını belirterek davacı ile anlaşma yaptığını, daha sonra bir takım senetler getirerek işlemleri hızlandıracağını beyan ederek imzasını aldığını, görme engelinden dolayı faydalandığını beyan ettiği görülmüştür.
Yine dava konusu senedin avalisti olan davacının oğlu ... tarafından 05/04/2022 tarihinde kollukta ifade verdiği görülmüştür, anılan ifadenin incelenmesinde davacı ...'ın annesi olduğunu, Çatakdere Köyünde mirastan dolayı çözülmeyen tarlalarının bulunduğunu, davalı ...'nın annesine ve kendisine yardımcı olacağını ve hemen satacağını kendisinin yanında söylediğini o sırada babası ile beraber iş yapmak için aşağıya indiklerini annesi davacı ve davalı ...'in evde kaldıkları bu zaman zarfında kendisinin işi bitirip eve çıkana kadar, davalı ...'in annesine boş senet imzalattığını, bu senedin amacının tarlaların üzerine satılmaz şerhi koyulması amacıyla imzalattırıldığını annesine söylediğini, annesinin de buna inanıp imzaladığını, daha sonra davalı ...'in annesi davacıyı vekalet çıkarması için notere götürmüş olduğunu, davalı ...'in eşine vekalet verildiğini, bu durumu öğrenince sinirlendiğini, davalı ...'in emlak ofisine gittiğini, kendisine tarlayı başkalarının satış yapmaması için senet ve vekalet işine girdiğini söylediğini ofiste beraber davalı ... ile alkol aldıklarını, dava konusu senedin altına kendisi sarhoşken davalının imza attırdığını beyan ettiği görülmüştür.
Davalı ... tarafından Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında kolluğa 27/12/2021 tarihinde ifade verdiği görülmüştür. İfadesinin incelenmesinde, davacı ... ve oğlu ...'ı aynı köylü olduğu için tanıdığını, kendisine emlakçılık yaptığından dolayı geldiklerini, davacının oğlu ...'ın kendisine değeri normalde yüksek ancak acil ihtiyacı olduğu için bir tapuyu vermek istediğini söylediğini, karşılığında ise acil olarak 212.000,00-TL para istediğini, kendisinin tapuda araştırma yapmak için süre talep ettiğini ancak davacının oğlu ...'ın zamanının olmadığını, aynı gün para lazım olduğunu, güven sorunları ve tapuda oluşabilecek sıkıntılar sebebiyle tapu devrine kadar dava konusu senetlerin düzenlendiğini, kendisinin 212.000,00-TL ödeme yaptığını, tapu devrinin gerçekleşmediğini, kendilerinin evine gittiğinde parayı ödeyemeyeceklerini hisseli olduğu için de devri olduğunu beyan ettiklerini akabinde ise senedi icraya koyduğunu beyan ettiği görülmüştür. Yine davalı beyanında bir satış sözleşmesi paylaştığı görülmüştür. Satış sözleşmesinin incelenmesinde satıcının ... olduğu alıcının ise davalının eşi ... olduğu, sözleşme konusunun ise ... adına kayıtlı Çatakdere Mahallesindeki bütün taşınmaz hisselerini 200.000,00-TL'ye devrine ve noter huzurunda vekalet vermesine ilişkin olduğu, sözleşmede 11 tane taşınmazın devri noktasında anlaşma sağlandığı, davacının imza atarak sözleşmeyi imza ettiği, sözleşmeye şahit olarak davacının oğlu ..., ..., ... şahit olarak imza attığı görülmüştür.
Yukarıda açıklanan açıklamalar uyarınca davacı ve oğlunun davalıya hisseli taşınmazları devretmek konusunda sözleşme yaptıkları, davalıdan taşınmaz bedeli olarak para tahsil ettikleri ve bunun karşılığında dava konusu senedin düzenlediği, davacının hem senet bedelini ödemediği gibi hem de taşınmazları devretmediği anlaşıldığından davacının hile iddiaları yersiz niteliktedir. Ayrıca dosyaya yansıyan davacıya ait imza örnekleri, savcılık dosyasındaki satış sözleşmesinde imzanın bulunması ve davalıdan 212.000,00-TL para tahsil edilmesine rağmen bunun ödenmeyip senedin görme engelli olduğu iddiasıyla geçersizliğini ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan davacının görme engelli olmasının senedin sıhhatine etkisi olmadığı anlaşılmıştır.
-Kötüniyet tazminatına ilişkin meselenin değerlendirilmesi;
İİK'nun 72/4. maddesinde "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." şeklinde ve İİK'nun 72/5. maddesinde "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz." şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davacı yönünden dava davalı alacaklı lehine sonuçlandığı, mahkememizce ihtiyati tedbir kararı verilmediği bu nedenle davalı alacaklı yönünden dava nedeniyle doğan zararları bulunmadığından İİK'nun 72/4. maddesi uyarınca tazminat istemi reddedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
1-Davacının davasının reddine,
2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin koşulları bulunmadığından reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 615,40-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 5.069,00-TL harçtan mahsubu ile artan 4.453,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
5-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerine bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 278,65-TL dosya masrafı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap edilen 47.491,72-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.20/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır