T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av....
Av....
DAVALI :...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali ( Ticari Nitelikte Faturadan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :...
KARAR TARİHİ : ...
KARAR YAZIM TARİHİ :...
Mahkememize açılan İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalı tarafın Kayseri icra müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında borçlu olarak yer aldığını, müvekkilin, davalıdan alacaklı olduğunu, ancak davalı/borçlu, faturalara göre takibe konu 61.329,92-TL, tutarındaki borcunu ödemediğini, davalı (İcra Dosyasının Borçlusu) tarafından Kayseri Genel İcra Müdürlüğü' nün... Esas sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiği, söz konusu karar ve borçlu tarafın itiraz dilekçenin davacı tarafa tebliğ edildiği, müvekkil ... tarafından davalı ... Yapı Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne briket nakliyesi verildiğini, bu hizmet teslimi sonucunda aşağıda dökümü verilmiş bulunan faturalar, müvekkil tarafından, davalı firmaya hitaben düzenlendiğini, faturalar toplamı davalı firmaya, taplam 81.329,92-TL tutarında ticari işten kaynaklı hizmet teslimi yapıldığını, Davalı firma tarafından, müvekkil ...'ya 20.000,00-TL ödeme yapıldığını, ancak kalan 61.329,92 TL tutarındaki borç davalı firma tarafından müvekkile kötü niyetli olarak ödenmediğini, müvekkil tarafından icra takibi açıldığını, davalı firma kötü niyetli olarak itirazda bulunduğunu, davalı tarafça faturalara süresi içerisinde itiraz edilmeyerek faturalar kabul ettiğini, borcunu ödememekte ısrar ettiğini, itirazların hukuken dayanaksız, haksız ve hukuki temelden yoksun olduğunu, alacağın tahsilini geciktirmek amacını taşıdığını, bu nedenlerle davalının yerinde olmayan itirazlarının kaldırılarak takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini " talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; " Davacı, dava dilekçesinde Kayseri İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyası ile faturalara dayılı icra takibi başlatmış ve müvekkil firmanın itirazı neticesinde icra takibi durduğunu, davacı alacaklı olduğu iddiasıyla huzurda ki davayı ikame ettiğini, davacı taraflar arasından nakliyecilik sözleşmesi olduğunu ileri sürse de taraflar arasında akdedilen bir sözleşme bulunmadığını, davacı ile müvekkil arasında bu yönde bir sözleşme olmadığı gibi aralarında borç ilişkisi de bulunmadığını, bu nedenle davacının beyanları gerçek dışı olup alacaklı olduğunun ispat külfeti altında olduğunu, fatura tek başına alacağın varlığına delil olmadığı gibi dava konusu ürünlerin teslimi hukuku bir işlem olup ancak TMK 6 ve HMK 190 ve 200. Maddeleri gereği yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davacının haksız ve mesnetsiz açmış olduğu davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını " talep etmiştir.
DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edildi.
Davalı şirket yetkilisi ...08/05/2025 tarihli celsede yemin edasını yerine getirmiştir.
Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi Serbest Muhasebeci Mali Müşavir...i'nin 11.07.2024 tarihli raporunda özetle;
Davalının defter ibraz etmediği tespit edilmiştir.
Davacının 2023-2024 yıllarına ait yevmiye ve envanter defterlerinin açılış tasdikinin süresinde yapıldığı, kapanış tasdikine tabi 2023-yevmiye defterinin süresinde kapanış tasdikinin yapıldığı, 2024 yevmiye defterinin kapanış tasdiki için son tarihin 30.06.2025 olduğu ve henüz geçmediği, 2023-2024 yılı kebir defterleri ibraz edilmediğinden defterlerin içerdiği kayıtların birbirini doğrulama teyidinin yapılamadığı, defterlerin bu haliyle HMK 222/2 ye uygun olmadığı tespit edilmiştir.
Davacı kayıtlarında takip ve davaya konu faturaların davalı hesabının borcuna kayıtlı olduğu, faturalara karşılık takip tarihi öncesi bir tahsilat kaydının olmadığı, dolayısı ile takip tarihi 06.11.2023 itibari ile davalının takibe konu edilen faturalar bakımından 61.480,00-TL borçlu göründüğü, takip talebinin ise 61.329,92-TL olduğu tespit edilmiştir.
Ancak davacı kayıtlarına göre takip tarihinden sonra 31.12.2023' te fatura tutarlarının tamamının tahsil edildi olarak kayıtlı olduğu ve takibe konu edilen ve edilmeyen faturalar bakımından davacı alacağının görünmediği tespit edilmiştir.
Takip öncesi faiz talebinin olmadığı tespit edilmiştir. Kanaatini bildirir raporunu sunmuştur.
Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin itiraz/beyan dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Tarafların itirazları üzerine bilirkişi Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ...'ye dosyanın ek rapor için tevdi edildiği, bilirkişinin 15.11.2024 tarihli raporunda özetle;
1-Mevcut düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, Kebir defterinin Vergi Usul Kanununa göre tasdiki zorunlu değildir. Ayrıca, Defter-i Kebir, yevmiye defterine işlenmiş olan muhasebe kayıtlarının, hesap özelinde bir özetinden ibarettir.
Değerlendirme: Davacı her ne kadar VUK' na göre kebir defterinin tasdikinin zorunlu olmadığını beyan etmiş ise de; Türk Ticaret Kanunu kapsamında yevmiye defteri, kebir defteri, envanter defterinin tacirin tutmak zorunda olduğu defterler arasında yer aldığı, ayrıca aynı kanunda defterlerin lehe delil olabilmesi için içerdiği kayıtların birbirini doğrulaması gerektiği hüküm altına alınmış olup huzurdaki dava da vergi mahkemesinde olmayıp ticaret mahkemesinde olduğu birlikte değerlendirildiğinde; defter ve belgelerin incelenmesinde kebir defteri ibrazının aranacağı kaçınılmazdır. Anılan gerekçeler ile itirazın yersiz olup olmadığı değerlendirmesi Sayın Mahkemenindir.
2-Gerçek bir tahsilatta, yevmiye maddesinin açıklama kısmına, ''nakit tahsilat'' ibaresi yazılması gerekecekti. Dolayısıyla, müvekkilin, toplam alacağının, nakit tahsilat olmadığı, yıl sonu kapanış işlemlerine hazırlık mahiyetinde ve sehven kapatıldığı ''virman'' açılamasından da açıkça anlaşılmaktadır. Kaldı ki, nakit tahsilat kaydı için, müvekkil firma tarafından, davalı firmaya hitaben düzenlenmiş bir tahsilat makbuzu olması gerekirdi.
Değerlendirme: Davacı her ne kadar yevmiye kaydının açıklamasına "virman" yazıldığından bahisle; kasa nakit tahsil şeklinde yapılan kaydın sehven yapılan bir kayıt olduğunu iddia etmiş ise de; söz konusu yevmiye kaydında davacının itirazında da zikretmiş olduğu üzere (Müvekkile ait 2023 yılı yevmiye defterinde, Alıcılar Hesabı, ... A.Ş. 120.155 hesap kodu ile 81.329,92 TL tutarında alacağın ''virman'' açıklaması ile karşı hesap olarak 100 Kasa Hesabı çalıştırılarak kaydedildiği görülmektedir.) işlemin kasaya nakit olarak tahsilat yapılmış şekilde olduğunu gösterir kayıt yapıldığı, yani yevmiye kaydında esas olan işlemin kasaya tahsil işleminin olduğu, açıklamanın ise işleme ilişkin ihtiyari bir unsur olduğu aşikardır. Bir örnek ile izah etmek gerekir ise; yevmiye defterinde yapılan bir tahsilatın açıklamasına ödeme diye veya yapılan bir ödemenin açıklamasına tahsilat diye yazılmış olması işlemin esasını tersine çevirerek tahsilatı ödeme veya ödemeyi tahsilat yapmayacaktır. Davacı kayda ilişkin belge olmadığını beyan etmiştir. Kendi defterinde kendi aleyhine yapılan kaydın belgesinin aranmayacağı esastır. Belgenin olmaması sadece davacının tahsilat esnasında düzenlemesi gereken tahsilat makbuzunu düzenlemeyerek usuli bir eksiklik yaptığına emaredir.
Davacı inceleme günü kök raporda ibraz edilen defter ve belgelerin aynını tekrar ibraz etmiştir. İbraz edilen defter ve belgeler ile kök rapora yapılan itirazların değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda kök rapordaki kanaatimi değiştirecek bir olguya rastlanmamıştır. Kanaatini bildirir raporunu sunmuştur.
Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı taraf vekilinin itiraz/beyan dilekçesi sunduğu görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı vekili dava dilekçesi ile faturadan kaynaklı davalıdan alacakları bulunduğundan bahisle Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... esas sayılı dosyasında takip yaptıklarını belirterek itirazın iptali ve icra inkar tazminatı dilemiştir.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine dayanağı 61.329,92 TL toplam miktarlı 3 adet faturadan kaynaklı ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının ise 28/09/2023 tarihli 20.880,00-TLH bedelli, GİB...60 numaralı, 29/09/2023 tarihli, 20.880,00-TL bedelli, GİB...61 numaralı, 01/10/2023 tarihli, 19.720,00-TL bedelli, GİB...63 numaralı fatura olduğu, ödeme emrinin itiraz üzerine takibin borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.
-Davanın esasının incelenmesine dair mesele;
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Somut olayda konunun iyi anlaşılması için açıklamak gerekir ise, davacı taraf başlatmış olduğu takipte açık hesap ilişkisine dayanmamış sadece faturaya dayandığı görülmüş ve bu kapsamda değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Taraflar arasında var olduğu iddia edilen ilişki faturaya dayandırılmış olmakla, fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir.
TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır".
27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir.
Somut olayda, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla kesin süre verilmiş, davacı ticari defterlerini sunmuş ancak davalı kesin süreye rağmen ticari defterlerini sunmamıştır. Davacı ticari defterlerinin incelenmesinde defterlerin usule uygun tutulduğu, dava konusu 28/09/2023 tarihli 20.880,00-TLH bedelli, GİB...60 numaralı, 29/09/2023 tarihli, 20.880,00-TL bedelli, GİB...61 numaralı, 01/10/2023 tarihli, 19.720,00-TL bedelli, GİB...63 numaralı faturaların nakit tahsil edildiği ve davacının alacaklı olmadığı tespit edilmiştir.
Somut olayda ispat, davaya konu malların teslim edilip edilmediği ve teslim edildi ise bedelin ödenip ödenmediği noktasındadır. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. (TMK m. 6) İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. (HMK m.190). Somut olayda davacı defter kayıtları uyarınca fatura bedellerini tahsil ettiği tespit edildiğinden bedelin tahsil edilmediğini ispat külfeti altındadır.
- Yemine ilişkin meselenin değerlendirilmesi;
Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Kanunun 225'nci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı Kanun Md. 226).
Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı Kanun Md. 227-228).
Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.
Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez.
Yemin edecek taraf gerçek kişi olup, yeminden evvel ölür veya fiil ehliyetini kaybederse yemin teklif edilmemiş sayılır. Yemin, bizzat tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur. Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir (6100 sayılı Kanun Md. 229 ilâ 232).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 233’ncü maddesi uyarınca, yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. Değinilen madde gereğince yemin, “Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?” şeklinde yöneltilir ve yemin teklif edilen kimse tarafından “Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.” denilmek suretiyle eda edilmiş sayılır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 234 ve devamı maddeleri gereğince, okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler, yemin hakkındaki beyanlarını yazıp imzalayarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler, işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla yemin ederler.
Yemin edecek kimse, mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya özürlü ise hâkim, bulunduğu yerde o kimseye yemin ettirir. Bu sırada isterlerse taraf vekilleri ve karşı taraf da hazır bulunabilir. Mahkemenin yargı çevresi dışında oturan kimse, yemin için davaya bakan mahkemeye gelmek zorundadır. Ancak, yemin edecek kişi, mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkün değil ise istinabe yolu ile yemin ettirilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca, hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin eda edildikten sonra, yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası, esas dava bakımından bekletici sorun yapılamaz.
Somut olayda nihai olarak davacı tarafa yemin teklifi hatırlatılmış ve davacı yemin teklifi sunmuştur. Yemin metninin incelenmesinde uyuşmazlık dışı bir kısım ibareler bulunduğu görülmekle yemin metninin takip ile sıkı sıkıya bağlılık ilkesi gereği, takibe dayanak yapılan 28/09/2023 tarihli 20.880,00-TLH bedelli, GİB...60 numaralı, 29/09/2023 tarihli, 20.880,00-TL bedelli, GİB...61 numaralı, 01/10/2023 tarihli, 19.720,00-TL bedelli, GİB...63 numaralı faturadaki hizmetlerin alınıp alınmadığı, alındı ise bedelinin ödenip ödenmediği şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir. Davalı şirket yetkilisi ise duruşmada hazır olmuş ve yeminli beyanında ''bana göstermiş olduğunuz faturadaki işleri şirketimiz tarafından hizmet olarak alınıp alınmadığını hatırlamıyorum, çünkü o tarihlerde bu işi ben yapmıyordum, ilgilenen kardeşlerim vardı.'' şeklinde beyanda bulunduğu ve yemini eda etmekten kaçındığı görülmüştür.
HMK'nın 229/1. maddesinde ''Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.'' hükmüne yer verildiği, mezkur hükümde düzenlendiği üzere davalı yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
-İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede;
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı yemin ile sabit olduğundan likit kabul edilerek icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davacının davasının kabulü ile; davalının Kayseri Genel İcra Dairesinin... esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptali ile ödeme emrine uygun takibin devamına,
2-İtirazın iptaline karar verilen 61.329,92-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması alınması gerekli 4.189,45-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 740,42-TL 'nin mahsubu ile eksik 3.449,03-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvurma harcı, 740,42-TL peşin harç, olmak üzere toplam 1.168,02-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat, keşif ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 7.312,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri ve yargılama harçlarının davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
9-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
10-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı ..., davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır