T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas -...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasında ticari-cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, örneği sunulan 02/05/2023 tarihli fatura ile davacının davalı şirkete yorgan sattığını, ilgili ürünlerin teslim edildiğini ancak davalının fatura bedellerini ödemediğini, bunun üzerine davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, her ne kadar davalı tarafından borca itiraz edilse de davalının borçlu olduğunu, davalı şirketin 02/05/2023 tarihinde davacı şirketin adresine geldiğini, davalı şirket yetkililerine faturaya konu malların ve faturanın elden teslim edildiğini, davalı şirket yetkililerinin davacı şirkete teslim sırasında ödeyecek bir paranın olmadığını ileri bir tarihte fatura bedelini ödeyeceklerini beyan ettiklerini, ilgili faturanın aynı zamanda sevk irsaliyesi yerine geçtiğini, nitekim mal teslimi ile fatura tesliminin aynı anda gerçekleştiğini, bu sebeple ispat yükünün davalı şirket üzerinde olduğunu, davalı şirketin borca itiraz dilekçesinde faturaya ilişkin bir itiraz yapmadığını maktu olarak borcun olmadığını iddia ettiklerini, elden mal teslim almalarına rağmen borçlu olmadıklarını iddia etmelerinin açıkça dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlandığını, tebliğ olunan ödeme emri ile borcundan haberdar olan davalı şirketin, borçlu olduğunu kabul etmekle birlikte malın ayıplı olmasından bahisle Hesap Dökümündeki bakiye borcuna itiraz ederek icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini sağladığını, davalıya karşı icra takibine başlanmadan evvel haricen yapılan istihbarat çalışması sonucunda borçlunun mallarını kaçırma çabası içerisinde olduğu ve adına kayıtlı olan mallarını da satışa çıkarmak için hazırlandığının tespit edildiğini, müvekkilinin alacağını güvence altına almak için borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan takibe vaki itirazının iptaline ve takibin aynı koşullarda devamına, takibe konu asıl alacağın %20'sinden az olmamak koşuluyla davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: davacı tarafın davayı ikame etmeden önce yatırması gerekli olan harçları yatırmadığını bu nedenle harç ikamesinde bulunması için kesin süre verilmesini aksi takdirde davasının usul hukuku yönünden reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın her ne kadar dava dilekçesinde müvekkili şirketin, aralarındaki ticari ilişkiye, cari hesap dökümüne, faturaya, faturaya konu malların teslimine itiraz etmediğini hatta müvekkil şirketin borçlu olduğunu kabul ettiğini ancak malların ayıplı olmasından bahisle cari hesap dökümündeki bakiyeye itiraz ettiğini iddia etmiş ise de bunların doğru olmadığını, davalının bu yönde bir beyanının bulunmadığını, davacı tarafın söz konusu iddialarının, haksız davasına mesnet bulma çabası olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını müvekkilinin turizm ve taşımacılık sektörlerinde faaliyet gösterdiğini, özellikle, Kapadokya bölgesine gelen turistlerin ulaşımlarını sağlayan, turistlere oluşturmuş olduğu tur paketleri ile yine aynı şekilde (ulaşım ağırlıklı) hizmet sunan şirketin, davacı şirket ile ne resmi ne de gayri resmi bir ilişkisinin bulunmadığını, davalının davacı şirket ile aynı kolda faaliyet göstermediği gibi davacı şirketin üretmiş olduğu veyahut satımını gerçekleştirmiş olduğu (davaya konu edilen yorgan gibi) ürünlere ihtiyaç duyacak bir şekilde faaliyet de yürütmediğini, dava konusu edilen faturaya konu yorganların da bu kapsamda davalının ihtiyaç duymadığı, duymayacağı, ticari faaliyetiyle ilgisi bulunmayan ürünler olduğunu, faturaya konu malların müvekkili tarafından satın alınmadığı gibi müvekkili olan şirketin bu yönde bir iradesinin de hiçbir zaman olmadığını, davacı tarafın her ne kadar müvekkilinin faturaya itiraz etmediğini iddia etse de davalı şirkete herhangi bir faturanın ulaşmadığını, doğal olarak davalı şirket tarafından defterlere işlenmiş bir faturanın da bulunmadığını, davacı şirketin davalı şirkete söz konusu faturayı tebliğ etmediğini, müvekkilinin söz konusu durumdan haberdar olmasını sağlamadığını dolayısıyla ileri sürülen faturanın delil niteliğinin bulunmadığını, davacı tarafın tek taraflı olarak düzenlemiş olduğu faturaya dayanarak ihtiyati haciz talep etmesinde korunması gereken hukuki bir yararın bulunmadığını, davacı tarafın haksız iddialarını ispatlayamadığını, dolayısıyla haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasının uyap kayıtları, vergi dairesi kayıtları, tarafların ticari defter kayıtları ve tüm deliller toplanmış, tarafların ticari defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesinden talimat yoluyla alınan 08/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda: davalıya ait tutulması zorunlu olan defter, kayıt ve belgelerin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK ve VUK hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş olduğu ve kayıtların usulüne uygun şekilde tutulduğu, davaya konu edilen faturanın, davalının resmi defterlerinde ve muhasebe kayıtlarında yer almadığı, herhangi bir borç - alacak ilişkisinin bulunmadığı ve ödeme ile ilgili bir kaydın olmadığı, ayrıca BA-BS form yönünden; VUK 453 sıra nolu genel tebliği doğrultusunda 'Ba/Bs beyan tutarı sınırı 5.000,00-TL tutarının altındaki faturaların Ba/Bs formlarında bildirme zorunluluğu bulunmadığı görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
Dosyaya mübrez 09/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda: davacı ... Ev Tekstil Ürün. San. ve Tic. A.Ş.'nin ticari defter e-beratlarının zamanında alındığı, defter beratlarının usulüne uygun olduğu, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına istinaden; davalı ... Taşımacılık ... Ltd. Şti.'nin 4.600,00-TL borcu olduğu, tarafların BA/BS beyannamelerinde dava konusu faturanın bildirilmediği, mal tesliminin yapılıp yapılmadığının ticari defterlerden tespitinin yapılamayacağı, hizmetin yerine getirilip getirilmediğinin ticari defterlerden tespitinin yapılamayacağı, 05/12/2023 icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 4.600,00-TL alacaklı olduğu, icra takip tarihinden sonra fakat dava tarihinden önce ödeme olmadığı yönünde görüş bildirmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). İcra dosyasında itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi, eldeki davanın bir yıllık yasal süre içinde kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi;
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı).
Yargılama sonunda yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası ile davacı ... Ev Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından borçlu ... Taşımacılık Turizm Ltd Şti aleyhine 4.600,00-TL fatura alacağı ve 244,99-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.844,99-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı, davalının cevap dilekçesinde taraflar arasında her hangi bir ticari ilişki bulunmaması nedeniyle açılan davanın reddi gerektiğini savunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı/borçlu, icra takibine yapmış olduğu itirazında yetki itirazında da bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK'nun 6. maddesindeki genel yetkili borçlunun yerleşim yerinin yanında HMK'nun 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yerdeki mahkeme ve akdin yapıldığı yer mahkemesi de yetkilidir. Yine para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ödeneceğine dair TBK'nun 89. maddesi hükmü mevcuttur.
Eldeki davada; takibin davacının yerleşim yerindeki icra dairesinde başlatılmış olup açılan dava da bu yerdeki mahkemede açılmıştır. Yargıtay 5. HD 2022/13484 Esas, 2022/16021 Karar sayılı emsal içtihadı da dikkate alındığında davanın faturaya dayalı para alacağı ile ilgili olması nedeniyle davacının ikametgahı olan yerdeki icra dairesinin de yetkili olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu bağlamda davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının haksız ve yersiz olduğu anlaşılmış, davanın esasına girilmiştir.
Tarafların ticari defterlerinde mali müşavir vasıtası ile bilirkişi incelemesi yaptırılmış, ayrıntılı raporlar alınmıştır. 09/12/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre takip ve dava konusu ... nolu, 02/05/2023 tarihli ve 4.600,00-TL tutarlı fatura davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup davalının her hangi bir ödemesi bulunmamaktadır. 07/11/2024 tarihli rapora göre ise ilgili fatura davalının ticari defterlerinde kayıtlı değildir. Vergi dairesine ise hem davacı hem de davalı tarafça bildirimi yapılmamıştır. Görüldüğü üzere taraf ticari defterleri birbiri ile uyumlu olmadığından ve faturanın vergi dairesine bildirimi de yapılmadığından davacı davasını ticari defterler ile ispat edememiştir. Dinlenen davacı tanıkları davalı şirket ile ilgili olarak davacı şirketin ... isimli kişi ile muhatap olduğunu, bu kişinin davalı şirketin adına iş ve işlem yaptığını, teslimatın da davacı şirkete ait iş yerinde bu kişinin gönderdiği şahıslara yapıldığını beyan etmişlerdir. Nevşehir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün kayıtlarına göre davalı şirketin tek ortağı Emin Çokgörür olup şirkette ... adında bir yetkili yahut ortak bulunmamaktadır. Dolayısıyla tanık beyanları da davanın ispatı noktasında yeterli olmamıştır.
Hal böyle olunca dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığından 30/04/2025 tarihli duruşmanın 1 ve 2 nolu ara kararında davacı vekiline yemin metni sunmak üzere kesin süre verilmiş, davacı tarafça yemin metni sunulmuş, Nevşehir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine yemin edası için talimat yazılmış ve davalı şirket yetkilisi yemini eda etmiştir.
Davalı şirket yetkilisi yemin duruşmasında "... Ev Tekstil Ürünleri Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ile cari hesap ilişkisinin olmadığına; yorgan 195*215 cm beyaz ve yorgan 155*215 cm yorgan satın almadığına; ... Numaralı, 02/05/2023 Tarihli Faturaya ilişkin herhangi bir borcu olmadığına; davacı şirketten hiçbir şekilde mal satın almadığına; dava konusu ürünleri de satın veya teslim almadığına; ... isimli kişiyi hiç tanımadığını onunla herhangi bir bağının olmadığına; gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerler üzerine yemin ederim." şeklinde yemin etmiştir. Devamında "beyanımda ısrar ederim, aynı şekilde yemin ederim, yemin metninde söylemiş olduğunu şirketleri ve şahısları tanımıyorum. Hiç biri ile hukuki bir ilişkim olmadı. Mal alıp vermedim ve satmadım. Vergi numaram nasıl ellerine geçti bilmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Netice itibariyle davacının alacağın varlığını tarafların birbiri ile uyumlu ticari defterlerleriyle, tanık beyanıyla, yemin edası yoluyla yahut başkaca bir delille ispat edememesi nedeniyle açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL ilam harcından, tahsil edilen 427,60-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 187,80-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 4.844,99-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
17/09/2025
Katip ...
Hakim ...