T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ***
KATİP : ***
DAVACI : ***
VEKİLİ : Av. ***
DAVALI : 1- ***
VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 2- ***
3- ***
DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... adına kayıtlı olup davalılardan Hacı ... sevk ve idaresinde olan 38 ... plakalı aracın 09.08.2023 tarihinde ekli kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere Kayseri İli Kocasinan İlçesi Mevkiinde seyir halinde iken kendisine yönelik dur levhasına uymayarak müvekkile ait 38 ... plakalı araca ön taraftan çarparak müvekkilin aracında maddi hasara neden olduğunu, müvekilinin aracının 2018 model skoda rapid 1.0.TSİ 110 DSG style olduğunu, meydana gelen trafik kazasında, davalı şahısların kusurlu olup, kaza tespit tutanağı ve tramer kaydında 38 ... araç sürücüsü %100 kusurlu bulunduğunu, kazada müvekkilin kusuru bulunmadığını, müvekkiline ait aracın kaza sonrası 09.08.2023 tarihinde çekici ile İncar Otomotiv servisine çekildiğini ve burada yapılan tamiratlar sonrası 29.09.2023 tarihinde, 40 gün sonra müvekkiline teslim edildiğini, 38 ... plakalı aracın ZMMS ile sigortalı olduğunu, müvekkilin aracında kaza nedeniyle meydana gelen değer kaybının tazmini amacıyla sigorta şirketine başvurulmuş ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabulucuya başvurulduğunu ancak olumlu bir sonuç alınamadığını, kaza nedeniyle müvekkilin aracında meydana gelen değer kaybı tazminatı olarak, fazlaya dair talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkile ödenmesine, müvekkilinin aracının tamir için serviste kaldığı süre boyunca ikame araç bedeli olarak fazlaya dair talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100-TL ikame araç bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tehsili ile müvekkile ödenmesine, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karıştığı iddia edilen 38 ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde ZMMS ile sigortalı olduğunu, poliçe teminat limiti araç başına 120.000,00 TL olup müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zararı nispetinde olduğunu, müvekkili şirket tarafından kasko sigortacısı olan ... A.Ş. Hesabına toplu ödeme olarak 2.625.116,24 TL ödendiğini, bu ödeme içerisinde eksper raporunda yazan miktarın bu dosya kasko sigortacısına ödendiğini ve müvekkilinin tüm teminat limitinin ödendiğini, eksper raporunda geçen miktarın ise 136.163,22 TL olduğunu, ancak müvekkili şirketin sorumluluğunun teminat limiti olan 120.000,00 TL üzerinden olduğundan bu meblağın müvekkili şirkete rücu edilmek suretiyle gönderildiğini belirterek müvekkili şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
38 ... plakalı aracın ve 38 ... plakalı aracın kayıt maliklerinin kim olduğuna dair kayıt ve belgelerin Uyap sistemi üzerinden dosya arasına alınmıştır.
Kayseri Emniyet Müdürlüğü Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Şube Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ... günü, 38 ... plakalı aracın ve 38 ... plakalı aracın arasında yaşanan kazaya ilişkin; görüntü, fotoğraf, mobese kamerası kaydı, trafik kaza tespit tutanağı vs. tüm belgelerin gönderilmesi istenilmiş, gelen yazı cevabıyla, kamera kayıtlarının ortalama 30 gün süre ile kayıt yaptığı ve herhangi bir kaza tespit tutanağına rastlanılmadığı bildirilmiştir.
... A.ş.'ye müzekkere yazılarak, olay tarihi itibariyle ... tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle açılan poliçe ve hasar dosyası celp edilmiş,
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne müzekkere yazılarak 38 ... plakalı aracın trafiğe çıktığı tarihten bu yana tramer kayıtları ve ilgili belgeler, poliçe ve hasar bilgisi, kaza tespit tutanağı ve eksper raporu celp edilmiştir.
Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, makine mühendisi ... 26/08/2024 tarihli raporunda özetle;
- Dosyada mevcut sürücüler tarafından düzenlenen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı'ndaki veriler, iddia, savunma, sigorta bilgi gözetim merkezi kayıtları ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; kazanın ... günü saat 12.15 civarında sürücü Hacı ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracı ile Alpaslan caddesi üzerinde seyri esnasında Ahmet Paşa caddesi ile birleşen olay mahalli kavşağa girişte mevcut DUR trafik tanzim levhasını dikkate almaksızın katılış yaptığı, seyir istikametinin sol tarafından Ahmet Paşa caddesi üzerinde seyir halinde olan sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracın önüne aniden çıkması ile 38 ... plakalı aracın ön kısımlarıyla 38 ... plakalı aracın sol yan kısımlarına çarpmasına sebebiyet vermesiyle gerçekleşen maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği olayda:
38 ... plaka sayılı araç sürücüsü Hacı ... sevk ve idaresindeki araç ile günün günfüz vakti, görüşün açık olduğu yol üzerinde seyri esnasında, yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini müteyakkız sürdürmesi, aracının hızını mahal şartlarına uydurması ve karşılaşmış olduğu kavşağın kendi seyir istikametine göre "DUR" trafik tanzim levhası bulunmasından dolayı kavşağın diğer kolunda seyir halinde olan araçları beklemesi gerekirken beklemediği ve dava konusu aracın çarpmasına sebebiyet verdiği olayda;
KTK Madde 47/c "Trafik işaret ve kurallarına uyma zorunluluğu: Madde 47- Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; ..... c) Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara, uymak zorundadırlar." ,
KTK Madde 52/a "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak: Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, zorundadırlar." ve
Madde 84/h "Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: Madde 84– Araç sürücüleri trafik kazalarında, ......h) Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama, hallerinde asli kusurlu sayılırlar" kurallarını ihlal ettiği asli ve tam kusurlu olduğu;
38 ... plakalı sayılı araç sürücüsü ...'ın ise gerçekleşen kazanın oluşu üzerinde bir etkenliği olmadığından kusurunun olmadığı,
- Dava konusu kaza dolayısıyla 38 ... plakalı aracın hasarının sağ arka çamurluk ve bagaj kısımlarında gerçekleştiği, kaza nedeniyle topla 115.836,79hasar meydana geldiği ve söz konusu hasar onarımı için kullanılan yedek parça ve işçilikler ile hasar bedelinin kaza tarihindeki piyasa rayicine uygun olduğu, Sigorta firmasınc 115.836,79 hasar bedeli ödemesi gerçekleştiği, bu kapsamda bakiye hasar bedelinin olmadığı,
- Davalı sigorta firması tarafından rücu ödemesinden dolayı sigorta limiti kalmadığından Değer Kaybı Bedeli olarak ödeme yapılmadığı,
- Kazanın gerçekleştiği Ağustos 2023 tarihinde model yılı aynı benzer kilometre de aynı tip araçlarda serbest piyasa rayiç bedeline göre fiyatının kaza öncesi 780.000 TL olduğu, kullanılmışlık düzeyi benzer araç değişen/boyanan/işlem gören kısımların çokluğuna göre dava konusu araç içinde gerçekleşen kaza sonrası yapılan onarımların akabinde piyasa rayiç değerinin 700.000 TL olarak değerlendirildiği,
- Dosya da mevcut bulunan ve yukarıda izah olunan internet ve piyasa araştırmaları sonucunda dava konusu araçta Ağustos 2023 tarihli kaza sonrası oluşan "Değer Kaybı";
Kaza Öncesi Piyasa Rayiç Değeri = 780.000 TL
Kaza Sonrası Piyasa Rayiç Değeri = 700.000 TL
Değer Kaybı= Kaza Öncesi Piyasa Rayiç Değeri - Kaza Sonrası Piyasa Rayiç Değeri
Değer Kaybı= 780.000 - 700.000
Değer Kaybı = 80.000 TL olduğu,
Kusur oranı açısından Toplam Değer Kaybı = Karşı Tarafın Kusur Oranı x Değer Kaybı
Toplam Değer Kaybı = 1 x 80.000
Toplam Değer Kaybı = 80.000 TL olduğu,
Bakiye Araç Değer Kaybı = Toplam Değer Kaybı - Ödemesi Gerçekleştirilen Değer Kaybı
Bakiye Araç Değer Kaybı = 80.000,00 - 0
Bakiye Araç Değer Kaybı = 80.000,00 TL olduğu,
- 38 BK 970 plaka sayılı araçta meydana gelen hasar sonrası için ikame araç bedelinin; dava konusu kaza sonrası tamir/parça bekleme ve makul onarım süresinin 15 gün olacağı, bu nedenle araç mahrumiyet süresinin 15 gün olarak değerlendirildiği, kaza tarihi civarında emsal 2018 model araç kira bedelinin günlük 800 TL (güncel ortalama günlük kiralamalarda 1.500 TL, Kaza tarihinde model yılına göre değerlendirme yapıldığında) olduğu,
İkame Araç Bedeli = Araç Onarım Gün Sayısı x Günlük Emsal Araç Kira Bedeli
İkame Araç Bedeli = 15 x 800 =12.000 TL olduğu,
Kusur Oranında İkame Araç Bedeli= 1 x 12.000
Kusur Oranında İkame Araç Bedeli= 12.000 TL olduğu değerlendirilmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edildiği rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Davacı vekilinin 16/12/2024 tarihli talep artırım dilekçesi sunduğu, harcını tamamladığı, dilekçeden bir örneğin davalılara tebliğ edildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeni ile meydana gelen araç değer kaybı zararının tazmini ve ikame araç zararı istemi ile açılan tazminat davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir.
6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama tek hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada dava değeri itibarı ile 7251 sayılı Kanun'la değişik 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır.
Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar anlaşmaya varamadıkları görülmüştür.
Taraflar arasında uyuşmazlık konularının değerlendirmesinde;
... tarihinde 38 ... plakalı araç ile 38 ... plakalı araç arasında meydana gelen kaza sebebiyle kim ya da kimlerin ne oranda kusurlu olduğu davacının aracında meydana gelen değer kaybı ve ikame araç zararının ne kadar olduğu, davalı sigortanın ödemeye dair itirazları hususlarının olduğu, tespit edildi.
Belirsiz alacak davası açılamayacağı itirazının değerlendirmesinde;
Eldeki dosyada dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz.
Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır.
Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320).
Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için;
a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması,
b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir.
Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320).
Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321).
Kısmî dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmî dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmî dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C. II, 15. Baskı, İstanbul 2017, s. 1000).35. Aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/9-660 Esas, 2022/1574 Karar; 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 Esas, 2021/971 Karar; 02.03.2016 tarihli ve 2014/15-439 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Somut olayda da; davada davalılar cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir. Davalıların davaya cevap dilekçelerinden de anlaşılmaktadır ki; eldeki davada davacının talep ettiği alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararları vardır ve belirsiz alacak davası şeklinde dava açması hukuken mümkündür.
Kusur ön sorununun değerlendirmesinde;
Mahkememizce görevlendirilen makine mühendisi ... 26/08/2024 tarihli raporunda özetle;
- Dosyada mevcut sürücüler tarafından düzenlenen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı'ndaki veriler, iddia, savunma, sigorta bilgi gözetim merkezi kayıtları ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; kazanın ... günü saat 12.15 civarında sürücü Hacı ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracı ile Alpaslan caddesi üzerinde seyri esnasında Ahmet Paşa caddesi ile birleşen olay mahalli kavşağa girişte mevcut DUR trafik tanzim levhasını dikkate almaksızın katılış yaptığı, seyir istikametinin sol tarafından Ahmet Paşa caddesi üzerinde seyir halinde olan sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracın önüne aniden çıkması ile 38 ... plakalı aracın ön kısımlarıyla 38 ... plakalı aracın sol yan kısımlarına çarpmasına sebebiyet vermesiyle gerçekleşen maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği olayda:
38 ... plaka sayılı araç sürücüsü Hacı ... sevk ve idaresindeki araç ile günün günfüz vakti, görüşün açık olduğu yol üzerinde seyri esnasında, yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini müteyakkız sürdürmesi, aracının hızını mahal şartlarına uydurması ve karşılaşmış olduğu kavşağın kendi seyir istikametine göre "DUR" trafik tanzim levhası bulunmasından dolayı kavşağın diğer kolunda seyir halinde olan araçları beklemesi gerekirken beklemediği ve dava konusu aracın çarpmasına sebebiyet verdiği olayda;
KTK Madde 47/c "Trafik işaret ve kurallarına uyma zorunluluğu: Madde 47- Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; ..... c) Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara, uymak zorundadırlar." ,
KTK Madde 52/a "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak: Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, zorundadırlar." ve
Madde 84/h "Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: Madde 84– Araç sürücüleri trafik kazalarında, ......h) Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama, hallerinde asli kusurlu sayılırlar" kurallarını ihlal ettiği asli ve tam kusurlu olduğu;
38 ... plakalı sayılı araç sürücüsü ...'ın ise gerçekleşen kazanın oluşu üzerinde bir etkenliği olmadığından kusurunun olmadığı" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Bu rapor, dosya kapsamındaki kaza yerine ve araçlara ait fotoğraflar, hasar dosyası, tanık anlatımları, kaza sonrası kusurlu kamyona ait CD kayıtları ile diğer deliller ve olayla uyumlu olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır.
Araç değer kaybı zararına dair değerlendirmede;
Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında, zarar veren taraf, kusuru oranında, gerçek zarardan sorumlu olur. Zarar verenin aracını zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalayan sigorta şirketi de zarar veren ile birlikte zarar görenin gerçek zararından sorumludur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre; trafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağı gerçeği karşısında, kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı, gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan hem zarar veren, hem de zorunlu trafik sigortacısı sorumludur (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 06/12/2016 tarihli, 2015/18642 Esas ve 2016/11228 Karar sayılı ilamı).
Araç hasarında değer kaybı; aracın hasarsız haldeki 2. el piyasa değeri ile hasarın onarımından sonraki 2. el piyasa değeri arasındaki fark olup, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, değer kaybının, araçların modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek araçların kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değerleri arasındaki farka göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/6070 Esas, 2020/3614 Karar sayılı ilamı). Yapılan açıklamalar doğrultusunda değer kaybı hesabının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları EK-1de bulunan "Değer Kaybı Hesaplanması" yöntemine göre değil, kazalı aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı (aracın kilometresi ve önceye ait hasarlar nedeni ile orjinalliğin yitirilip yitirilmediği), aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı), tramer kayıtlarına göre araçta meydana gelen hasarlar irdelenerek, emsal satışlar da araştırılmak suretiyle, aracın olay tarihindeki 2. el rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının bilirkişi tarafından hesaplanması gerekir.
Mahkememizce görevlendirilen Makine Yüksek Mühendisi Öğretim Görevlisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen 26/08/2024 tarihli raporda özetle; "Kazanın gerçekleştiği Ağustos 2023 tarihinde model yılı aynı benzer kilometre de aynı tip araçlarda serbest piyasa rayiç bedeline göre fiyatının kaza öncesi 780.000 TL olduğu, kullanılmışlık düzeyi benzer araç değişen/boyanan/işlem gören kısımların çokluğuna göre dava konusu araç içinde gerçekleşen kaza sonrası yapılan onarımların akabinde piyasa rayiç değerinin 700.000 TL olarak değerlendirildiği,
- Dosya da mevcut bulunan ve yukarıda izah olunan internet ve piyasa araştırmaları sonucunda dava konusu araçta Ağustos 2023 tarihli kaza sonrası oluşan "Değer Kaybı";
Kaza Öncesi Piyasa Rayiç Değeri = 780.000 TL
Kaza Sonrası Piyasa Rayiç Değeri = 700.000 TL
Değer Kaybı= Kaza Öncesi Piyasa Rayiç Değeri - Kaza Sonrası Piyasa Rayiç Değeri
Değer Kaybı= 780.000 - 700.000
Değer Kaybı = 80.000 TL olduğu,
Kusur oranı açısından Toplam Değer Kaybı = Karşı Tarafın Kusur Oranı x Değer Kaybı
Toplam Değer Kaybı = 1 x 80.000
Toplam Değer Kaybı = 80.000 TL olduğu,
Bakiye Araç Değer Kaybı = Toplam Değer Kaybı - Ödemesi Gerçekleştirilen Değer Kaybı
Bakiye Araç Değer Kaybı = 80.000,00 - 0
Bakiye Araç Değer Kaybı = 80.000,00 TL olduğu, " bildirilmiştir. Bu rapordaki tespit, dosya kapsamındaki tanık anlatımları, kaza yerine ve araçlara ait fotoğraflar, hasar dosyası ile diğer deliller ve olayla uyumlu olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır.
İkame araç (araç mahrumiyet, araç kiralama) zararına dair değerlendirmede;
Hasar gören aracın onarım süresi boyunca kullanılamaması ya da işletilememesi sebebiyle ortaya çıkan zarar, ticari araçlarda (taksi, otobüs, servis, minibüs ve diğer ticari araçlar) "Ticari Kazanç Kaybı Tazminatı"nın konusunu oluşturmaktadır.
Onarım süresince kullanılamayan araçlardan dolayı kazada kusuru bulunan araç sahibi ve sürücüsü müteselsil olarak sorumludur. Trafik kazası sebebiyle hasar gören aracın onarım süresince çalıştırılamaması sebebiyle oluşan "kazanç kaybı", "araç mahrumiyet zararı" başka bir anlatımla "ikame araç zararı" trafik sigortası kuvertürü dışında kalmaktadır.
Borçlar Hukukuna göre, bir şeyin kısmen hasar görmesinden veya kullanılamamasından dolayı oluşacak olan zarar, buna neden olan kişilerden talep edilebilmektedir.
Araç, trafik kazası sonucunda zarar görmüş ise, onarım süresince kullanılamayacağından, aracın kullanış amacına göre, mahrumiyet zararı belirlenmelidir. Eğer, uğranılan zarara ilişkin yeterince delil sunulamıyorsa, Türk Borçlar Kanunu'nun 50/2. maddesi gereği, hakkaniyete uygun bir bedel tayin ve takdir edilmeli, sonucuna göre karar verilmelidir.
Somut uyuşmazlığa yönelik olarak Mahkememizce görevlendirilen Makine Yüksek Mühendisi Öğretim Görevlisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen 26/08/2024 tarihli raporda özetle; 38 BK 970 plaka sayılı araçta meydana gelen hasar sonrası için ikame araç bedelinin; dava konusu kaza sonrası tamir/parça bekleme ve makul onarım süresinin 15 gün olacağı, bu nedenle araç mahrumiyet süresinin 15 gün olarak değerlendirildiği, kaza tarihi civarında emsal 2018 model araç kira bedelinin günlük 800 TL (güncel ortalama günlük kiralamalarda 1.500 TL, Kaza tarihinde model yılına göre değerlendirme yapıldığında) olduğu,
İkame Araç Bedeli = Araç Onarım Gün Sayısı x Günlük Emsal Araç Kira Bedeli
İkame Araç Bedeli = 15 x 800 =12.000 TL olduğu,
Kusur Oranında İkame Araç Bedeli= 1 x 12.000
Kusur Oranında İkame Araç Bedeli= 12.000 TL olduğu değerlendirilmiştir, raporun denetime elverişli ve hükme esas alınacak nitelikte olması nedeni ile rapora itibar edilmiş,
Gerçek kişi davalıların ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede;
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartları'nın, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür.
Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına almıştır. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen hasar zararı ile araç değer kaybı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 28/10/2013 tarih ve 2013/9624 Esas, 2013/14505 Karar). Kaldı ki 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5/a maddesine göre araç değer kaybı, maddi zararlar teminatı içerisinde yer almaktadır.
Yine az yukarıda değinildiği üzere ikame araç zararı, dolaylı bir zarar olup, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre araç mahrumiyet (ikame araç, araç kiralama) zararı için sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilemez ve karşı tarafın trafik sigortacısı olan sigorta şirketinden talep edilemez. Eldeki davada ikame araç zararından haksız fiil hükümlerine göre sadece araç sahibi ve sürücüsü olan davalı sorumlu olduğu değerlendirilmiştir.
Bedel arttırım ve ıslah talebi, temerrüt tarihi ve faiz türü ile ilgili değerlendirmede;
Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilin faili ihtara veya ihbara gerek olmaksızın zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylemin işlendiği tarihten itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Haksız fiil faili olan borçlu temerrüde düştüğünden artık faiz haksız fiil tarihinden itibaren ve yasal faiz istenebilir.
2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Bu durumda, ilke olarak davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış ise dava tarihi itibarıyla, belirlenen tazminat alacağının tamamı için anılan tarihlere uygun faiz uygulanması gerekir.
İkame araç zararından haksız fiil hükümlerine göre araç sürücüsü ve maliki olan davalıların sorumluluğuna hükmedilmiştir. Davacının dava dilekçesindeki talebi yasal faiz olduğundan anılan zarar kalemleri için araç sürücüsü ve maliki olan davalılar yönünden haksız fiil ve zararın meydana geldiği tarih olan trafik kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre;
Yargılama sonunda toplanan tüm delillere ve benimsenen ve hükme esas alınan Makine Yüksek Mühendisi Öğretim Üyesi *** tarafından düzenlenen 26/08/2024 tarihli raporuna göre davacının değer kaybına ilişkin 80.000,00 TL'nin davalılar ... ve Hacı ... yönünden ise kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalı ... A.Ş'ye karşı açılan davanın reddine, davacının davalılar ... ve Hacı ...'ya karşı ikame araç bedeline ilişkin davasının KABULÜ ile, 12.000,00 TL'nin davalılar ... ve Hacı ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacağa kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalı sigorta şirketinin hasar ödemesini kasko şirketine yapmış olduğu ve poliçe kapsamında teminat limiti kalmadığı anlaşılmakla sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesi görüş ve kanaatine varılmıştır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2. maddesinde " (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." hükmü yer almaktadır. Bu husus dikkate alınmak suretiyle davacının tazminat talebi ile ilgili reddedilen talepler yönünden vekalet ücretine hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davacının değer kaybına ilişkin davasının KABULÜ ile, 80.000,00 TL'nin davalılar Hacı ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalılar ... ve Hacı ... yönünden ise kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
2-Davalı ... A.Ş'ye karşı açılan davanın reddine,
3-Davacının davalılar ... ve Hacı ...'ya karşı ikame araç bedeline ilişkin davasının KABULÜ ile, 12.000,00 TL'nin davalılar ... ve Hacı ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacağa kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 6.284,52-TL ilam harcından, tahsil edilen 427,60-TL peşin harç ve 1.552,35-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 4.304,57-TL harcın davalılar Hacı ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalılar Hacı ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvuru harcı, 427,60-TL peşin harç, 1.552,35-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.407,55-TL harcın davalılar Hacı ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan posta, tebligat ve KEP ücreti gideri 1.097,00-TL, bilirkişi ücreti 3.000,00-TL olmak üzere toplam 4.097,00-TL yargılama giderinin davalılar Hacı ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
8-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
9-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar Hacı ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
10-Davalı ... A.Ş kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen kısım üzerinden hesap edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalıya verilmesine,
11-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
12-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
13-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, tüm tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/03/2025
Katip ***
e-imzalıdır
Hakim ***
e-imzalıdır