T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ***
KATİP : ***
DAVACI : ***
VEKİLİ : Av. ***
DAVALI : ***
VEKİLİ : Av. ***
DAVA : Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklı Araç Değer Kaybı)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklı Araç Değer Kaybı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket nezdinde sigortalı ... sevk ve idaresindeki 38*** plakalı olan araç 15.11.2023 tarihinde müvekkiline ait 38 *** plakalı araca çarparak maddi hasarlı trafik kazası meydana getirdiğini, trafik kazası nedeniyle alınan ekspertiz raporunda ... %100 kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin, kaza öncesinde aracının bütün bakımlarını eksiksiz olarak yerine getirdiğini, söz konusu trafik kazası neticesinde aracında değer kaybı meydana geldiğini, trafik kazasından sonra araç için .../0002 numaralı hasar dosyası açıldığını, araçta meydana gelen hasarın tamiri için gerekli ücret 49.065,97 TL olarak hesaplandığını, bu hesaba müteakip aracın tamiri gerçekleştiğini, aracın arka bagaj kapağı ve arka kısmında birçok parca hasar görerek tamir ve değişimi yapıldığını, araçtaki hasar giderilirken, işçilik ve düzeltmelerle birlikte değişimlerde yapıldığını, bu şekilde yapılan tamir sonucunda aracın piyasa değeri kayda değer miktarda düşüş gösterdiğini, ayrıca müvekkilinin aracında kaza sonrası 49.065,97 TL hasar kaydı işlendiğini , bu hususun da aracın değerini oldukça düşürdüğünü, aynı zamanda tarafımızca kazadan dolayı araçta oluşan değer kaybının ödenmesi için de talepte bulunulduğunu, davalı şirket tarafından araçtaki değer kaybı 19.680,48 TL olarak hesaplandığını ve bu bedel de 19.01.2024 tarihinde ödendiğini, arabuluculuk görüşmeleri anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkilinin aracında kaza nedeniyle meydana gelen değer kaybı miktarının bilirkişi incelemesi ile tespit edilmek suretiyle ve işbu davanın açılmasından önce sigorta şirketinin ödediği miktarın mahsubu ile bakiye araç değer kaybının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL'sinin ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket genel müdürlük adresi Sarıyer/ İstanbul olduğunu, bu sebeple yetkili mahkeme İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, zira bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılabilmesi için tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili husustan doğan bir hukuk davası olması gerektiğini, davacı tarafın aracı ticari değil, hususi bir araç olduğunu, bu kapsamda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, araçta oluşan değer kaybu bedeli belirlenebilir bir bedel olduğunu, buna rağmen işbu davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını, bu sebeple davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında HMK107. Madde uyarınca hukuki yarar olmadığını, davanın hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
KTK 97. Ve TTK M.1427 maddeleri uyarınca müvekkil sigorta şirketine başvuruda bulunurken birlikte verilmesi gereken belgeler mevcuttur. Bu belgelerden birinin eksik olması halinde başvuru yapılmış olsa dahi geçersiz bir başvuru sayılacaktır. Somut olayda davacı müvekkil şirkete başvuruda dahi bulunmadığını, ancak sigorta şirketine başvuru bilindiği üzere seçimlik bir hak değil kanuni bir zorunluluktur. Ancak davacı tarafından kanuni bir zorunluluk olan sigorta şirketine başvuru zorunluluğu yerine getirilmediğini, henüz muaccel olmayan bir borç için işbu davanın ikame edilmesi hukuka aykırı olup davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun yerine getirilmemesinin hukuki sonucu müvekkil şirket açısından muacceliyet süresinin başlamamasıdır. Müvekkili şirket tarafından değer kaybı hesaplaması yapılırken ZMMS Genel Şartlar Değer Kaybı Hesaplama Formülü kullanılmış olup bu doğrultuda davacı tarafa ödeme yapılmıştır.Bilirkişi tarafından hesaplama yapılırken TSB tarafından açıklanan kasko değer listesinde belirlenen araç rayiç bedeli dikkate alınarak hesaplama yapılmalıdır. Bu husus değer kaybı hesaplamasının doğru yapılabilmesi için zaruridir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında kaza sonrası araçta meydana gelen değer kaybı hesaplaması için, belirli ve açık bir formül öngörmüş olmakla sigorta şirketinden yapılacak olan taleplerin bu formüle uygun olması gerekmektedir. Kaza sonrası araçta meydana gelen değer kaybı hesaplamaları Trafik Sigortası Genel Şartları’nda düzenlenen usul ve esaslardan biri olan “Değer Kaybı Hesaplaması Formülüne” göre hesaplanmalıdır. Bu formüle göre 165,000 km ve üstü olan araçlar değer kaybı kapsamına girmemekte ayrıca kaza sonrası araçta ve plastik tampon/parça onarımları, cam, radyo/teyp, lastik, hava yastığı, jant, mekanik, elektrik, elektronik ve döşeme aksamı ile ilgili yapılan onarımlar değer kaybı kapsamına alınmamaktadır. Alıncak bilirkişi raporunda kusur oranları ve değer kaybı bedellerinin belirlenmesinde yukarda izah ettiğimiz hususlara dikkat edilerek hesaplama yapılması gerektiğini, mevcut poliçede limit 108,000.00 olduğunu, müvekkili şirketten poliçe limitini aşan veya sigortalısının kusuru ile paralel olmayan bir bedel istenemez. Müvekkili şirket sigortalısının kusuru oranında gerçek hasar bedelini ödeyerek borcunu ifa ettiğini, sigorta bir zenginleşme aracı olmayıp sigorta şirketinin, sigortalı aracın sebep olduğu kadar riziko sebebiyle üçüncü kişilere ait mal veya bedeni zarardan ötürü poliçede gösterilen limit meblağın tamamını değil üçüncü kişilerin maruz kaldığı gerçek zarar miktarını araştırıp ödeme yapılması gerektiğini, müvekkili şirket üzerine düşen mali sorumlulukları 19.01.2024 tarihinde davacı vekiline 19,680.48 TL değer kaybı ödemesi; 12.01.2024 tarihinde *** Dış Ticaret Limited Şirketi'ne 13,875.07 Tl, Kazancı *** Limited Şirketi'ne 1,080.99 TL, davacıya 29,151.92TL maddi hasar ödemesi ve poliçe kapsamında olmamasına karşılık ekspere 853.11 TL ödemek suretiyle yerine getirdiğini, müvekkili şirketin üzerine düşen sorumluluğu ifa etmesine rağmen işbu haksız ve mesnetsiz dava ikamet edilmesinin sebebi haksız kazanç sağladığını, müvekkili şirket, sigortalının mali mesuliyet sigortasından kaynaklanan sorumluluğundan sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, HMK'nın 323.maddesi uyarınca baro pulu, vekalet harcı, noter masrafı gibi gider kalemleri yargılama giderlerinden değildir. Davacının bu taleplerinin reddi gerektiğini, davacı taraf, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm mali sorumluluklarını yerine getirmesine rağmen işbu davayı ikame ederken kötüniyetli olduğunu, davacının amacı haksız kazanç sağlamak ve müvekkili zarara uğratmak olduğunu, müvekkili şirket hukuki sorumluluğunu ifa ettiğini, bu kapsamda davanın reddini talep ettiklerini, davanın öncelikle görevsizlik itirazlarının kabul edilerek görevli mahkemeye gönderilmesini, mahkeme kanaatte ise yetki itirazlarının kabul edilerek yetkili mahkemeye gönderilmesini, yine mahkeme aksi kanaatte ise usule yönelik cevaplarının dikkate alınarak usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esasa yönelik cevapları dikkate alınarak esastan reddine, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Bilirkişi Makine Mühendisi ...'dan alınan 08/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Kaza olayının maddi hasarlı ve iki taraflı bir Trafik Kazası olduğu, Raporun 2. Maddesinde belirtildiği üzere kazadaki KÖK NEDEN; sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinde ASLİ KUSURLU SAYILAN TRAFİK KURALLARINDAN ve aşağıda detaylıca bahsetmiş olduğum ilgili maddelerindeki hallerini ihlal etmiş, aracını kullanırken çevre, yol, hava ve trafik durumunu kontrol etmemiş, gündüz saatlerinde sürüş güzergahındaki araç trafiğini kontrol etmemiş ve trafik akışına göre araç hızını ayarlamamış, trafik ışıklarında önünde bulunan araç ile takip mesafesini koruyamamış ve arkasından çarpmış, trafikte başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlemiş, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini sürüşüne yansıtamamıştır. Bu nedenle 38 ... plakalı araç sürücüsü ...' nın meydana gelen trafik kazasında TAMAMEN SORUMLU OLDUĞU,
Raporun 3. Maddesinde detaylıca belirtildiği üzere; 38 MA 6521 plakalı araç sürücüsü Saeid SHAMALI' nın kaza olayında bir ihmalinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediği, Raporun 4. Maddesinde belirtildiği üzere; kazanın 38 ... plakalı araç sürücüsünün şahsi dikkatsizlikleri ve kural ihlalleri sonucunda ortaya çıktığı, bu nedenle 38 ... plakalı araç sahibi Hasmet Tavukçuluk Gıda Turz. San. Ve Tic. Ltd. Şti.' nin kaza olayın bir ihmalinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediği, Kazanın meydana geldiği yolda trafik işaretlemesi ve yola bağlı bir problemin tespit edilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle Karayolundan sorumlu kurum veya kuruluşun hizmet eksikliği ve sorumluluğunun bulunmadığı, Kaza olayının yaşanmasında başkaca kişi ya da kişilerin etkilerinin olmadığı, Dava konusu araç için 15.11.2023 olay tarihi itibarıyla aracın tamirinin ekonomik olduğu ve Toplam Hasar Bedelinin yedek parça ve işçilik olmak üzere %20KDV dahil 49.938,36TL olduğu, Dava konusu araç için 15.11.2023 olay tarihi itibarıyla Araç Değer Kaybının olmadığı, değer kaybı ödemesi yapıldığında dair bir ödeme dekontunun görülmediği, kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarını ve sunduğu görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı taraf 15/11/2023 günü davalı sigorta şirketi nezdinde ZMSS poliçesi bulunan 38 ... plakalı araç ile kendisine ait 38 MA 6521 plakalı aracın trafik kazasına karıştığını, kusurun karşı tarafta bulunduğundan bahisle değer kaybı tazminatı dilemiştir.
Davalı taraf yetki ve göreve ilişkin itirazda bulunmuş belirsiz alacak davası açılamayacağını belirtmiş, alacağın muaccel olmadığını belirtmiş, ZMSS genel şartlarının uygulanması gerektiğini belirtmiş,19/01/2024 tarihinde davacı vekiline 19.680,48 TL değer kaybı ödemesi hasar için 12/01/2024 tarihinde PSA... Ltd. Şti'ne 13.875,07 TL , kazancın .... Ltd. Şti 'ye 1.080,99 TL ve davacıya 29.151,92 TL maddi hasar ödemesi ve 853,11 TL eksper ücreti ödediğini kusura itiraz ettiklerini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Sigorta poliçesi incelenmesinde, 38 ... plakalı aracın ZMSS'in davalı sigorta şirketi bünyesinde sigortalandığı ve 38 MA 6521 plakalı aracın davacıya ait olduğu olduğu anlaşılmıştır.
-Teminata ilişkin değerlendirmede;
Davacıların Suriye Arap Cumhuriyeti uykulu olduğu görülmüştür. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/571 E., 2022/703 K. Sayılı ilamı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/522 E., 2022/499K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”.
Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün farklı dosyalarda konuya ilişkin cevaplarında “Suriye Arap Cumhuriyeti'nin 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'nin tarafı olmadığı, Suriye Arap Cumhuriyet ile Ülkemiz arasında 09/04/2009 tarihinde "Türkiye Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması" imzalandığı, bu Anlaşmanın 13. maddesinde; "Bir Akit Tarafın vatandaşları, diğer Akit Tarafın adlî makamları önündeki işlemlerinde, salt yabancı olmaları veya diğer Akit taraf ülkesinde ikametgâhları bulunmamasından ötürü teminat akçesi (jutlıcatuııı solvi) vermekle yükümlü tutulmayacaklardır." hükmünün yer aldığı, söz konusu Anlaşmanın yürürlüğüne ilişkin olarak Dışişleri Bakanlığı'ndan alınan bilâ tarihli ve 870161 13-019.00-2013/205798 sayılı yazıda, Anlaşmanın onaylanma işlemlerinin karşı tarafa bildirilmesinin ardından ilgili maddeleri uyarınca 20/10/2011 tarihinde yürürlüğe girdiği, Bakanlıklarınca anlaşmaların yürürlüğe giriş tarihlerinin tespitine yönelik olarak 244 sayılı Kanunun 3'üncü maddesi çerçevesinde Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkarılması için gerekli sürecin başlatıldığı bildirilmiştir. Söz konusu yazıda ayrıca, 244 sayılı Kanunun 3'üncü maddesinin 2'inci fıkrasında yer alan "Bir milletlerarası andlaşma yukardaki fıkrada sözkonusu yürürlük tarihinin tesbitine dair kararnamede belirtilen yürürlüğe giriş tarihinde kanun kuvvetini kazanır." hükmüne dikkat çekilerek, uygulamada onay süreci tamamlanmış bulunan uluslararası andlaşmaların, iç hukukumuz bakımından yürürlüğe giriş tarihinin tespiti için Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkartılması gerektiği bildirilmiş ve bu çerçevede, söz konusu Anlaşmanın yürürlüğe giriş tarihinin tespitine yönelik Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkartılması için başlatılan sürecin henüz sonuçlandırılmadığı ifade edilmiştir.”
Bu durumda Suriye Arap Cumhuriyeti ile yapılan anlaşmanın henüz yürürlüğe girmediği, iç hukuk açısından anlaşmanın yürürlüğe girmesi için Bakanlar Kurulu Kararname sürecinin tamamlanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle davacının Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olması sebebiyle teminat yatırması zorunlu olduğundan takdiren 10.000,00 TL teminat yatırılmasına karar verilmiş ve davacının yatırdığı görülmüştür.
-Mahkememizin görevine ilişkin değerlendirmede;
Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nun 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nun 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup bu maddeye göre:
"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır."
Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Somut olayda, dava sigorta hukukundan kaynaklanan mutlak ticari dava olduğundan davalı tarafın görev itirazı 30/05/2024 tarihli ön inceleme duruşmasının (1) nolu ara kararı ile reddedilmiştir.
-Yetki ilk itirazının değerlendirmesinde;
Davalı *** A.Ş. vekili yasal süresi içinde yetki ilk itirazında bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK 'nun 6/1. maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır.
Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 sayılı HMK'nun 16. maddesinde ise; "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir" hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlık Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden kaynaklandığından ve bu sigorta türü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinde düzenlendiğinden diğer bir yetki kuralı da bu yasada yer almakta olup, "Motorlu araç kazalardan dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin, veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinin birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir" hükmü ile sigortanın merkez ve şubeleri, sigorta sözleşmesini yapan acenta veya kazanın meydana geldiği yerin yetkili kabul edilmesine, Aynı hüküm ZMSS genel şartlarının C.7. maddesinde de tekrar niteliğinde yer almaktadır.
Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacılar bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacılar, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir (aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 23/09/2013 tarih 2013/9042 Esas 2013/12620 Karar sayılı ilamı).
Dava konusu uyuşmazlıkta haksız fiile ilişkin 6100 Sayılı HMK'nun 16. maddesinde yer alan haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi kuralı dikkate alındığında; dava dilekçesine, trafik kaza tespit tutanağına ve dosyamız içindeki diğer kayıtlara göre davacının yerleşim yeri Kayseri'dir ve yine dosya içinde mevcut trafik kaza tespit tutanağına göre davaya konu trafik kazası Kayseri İli, Kocasinan İlçesi'nde gerçekleşmiştir. Buna göre yetkili mahkememiz yetkilidir. Dolayısıyla yukarıda anlatılan yasal hükümlere ve kanunda belirlenen yetki kurallarına göre; kazanın meydana geldiği yer bir başka deyişle haksız fiilin meydana geldiği yer kuralına göre mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmış ve davalı *** A.Ş.'nin yetki ilk itirazı 30/05/2024 tarihli ön inceleme duruşmasının (1) nolu ara kararı ile reddedilmiştir.
-Kusur ön soruna ilişkin değerlendirmede,
Mahkememiz olayla ilgili kural ihlallerinin tespiti noktasında, değer kaybı ve ikame araç konusunda rapor almıştır. Kaza tespit tutanağı, kural ihlalleri tespiti uyarınca Kayseri ili, Kocasinan ilçesinde 15.11.2023 günü saat 17:00 sıralarında sürücü Saeid Shamalı sevk ve idaresindeki 38 *** plakalı aracı ile Osman Kavuncu Bulvarı'nda seyrederken kırmızı trafik ışıklarında beklerken aracının arka kısımlarına, aynı istikamette arkasından gelen sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 *** plakalı aracın ön kısımları ile çarpması sonucu meydana gelen iki taraflı ve maddi hasarlı trafik kazası olayı gerçeklemiştir.
Sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 *** plakalı aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu 52/b-c, 56/c, 84/d ve Karayolları Trafik Yönetmeliği 101/b-c, 107 ve 157/4 asli kusurlu sayılan trafik kurallarını ihlal etmiş, aracını kullanırken çevre, yol, hava ve trafik durumunu kontrol etmemiş, gündüz saatlerinde sürüş güzergahındaki araç trafiğini kontrol etmemiş ve trafik akışına göre araç hızını ayarlamamış, trafik ışıklarında önünde bulunan araç ile takip mesafesini koruyamamış ve arkasından çarpmış, trafikte başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlemiş, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini sürüşüne yansıtamamıştır. Bu nedenle 38 ... plakalı araç sürücüsü ...' nın meydana gelen trafik kazasında %100 sorumludur.
Davacıya ait araç sürücüsü ise kural ihlali olmadığından kusursuzdur.
-Değer kaybına dair değerlendirmede;
Değer kaybı KTK 90/1 maddesi ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı,aracın kilometresi, metal kompanentlerin yoğunluğu, korozyon dozajı ve varsa önceye ait hasarlar nedeni ile orjinalliğin yitirilip yitirilmediği, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği, bu parçaların orijinal olup olmadığı hususları gözönüne alınıp; Yargıtay'ın yerleşik uygulaması doğrultusunda aracın kazadan önceki hasarsız ikinci el serbest piyasa rayiç değeri ile onarıldıktan sonraki serbest piyasa ikinci el rayiç değeri arasındaki fark kriterine göre belirlenmesi, bu belirlemenin ise; günümüzde ikinci el araç satışlarının büyük oranda internet aracılığıyla yapıldığı göz önüne alınarak, kurumsal olarak araç alım satımına aracılık eden internet sitelerinden dava konusu edilen araçla model yılı, motor hacmi, yaptığı kilometre ve donanım olarak aynı ya da benzer araçlardan hasarlı ve hasarsız bir çok aracın karşılaştırılması suretiyle bilirkişiler tarafından hesaplanması gerekir.
Dosya kapsamında alınan raporun incelenmesinde, Dava konusu aracın dosyada bulunan 15.11.2023 tarihindeki hasar fotoğrafları ve hasarları incelendiğinde;
Aracın "bagaj kapağı" değişim işlemi, ve "bagaj kapağı" boya işlemleri dava konusu araçta değer kaybına sebep olacaktır. Ancak dava konusu aracın 15.11.2013 tarihli kazasında ve 04.03.2012 tarihli kazasında arka kısımlarından hasar aldığı ve hasar sonrasında bagaj kapağı ve arka panelde değişim ve boya işlemi yapıldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle aynı hasarı geçmişte 2 kez yaşadığı ve parçaların değiştiği dikkate alınarak serbest piyasa araştırması yapıldığı, dava konusu aracın geçmiş hasarları ve özellikle 15.11.2013 ve 04.03.2012 tarihli kazasındaki aldığı hasarlar dikkate alındığında; aracın modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi ve serbest piyasa gerçekleri dikkate alınarak yapılan araştırma neticesinde Kayseri ilinde faaliyet gösteren Demirezen Otomotiv ve Ferhat Otomotiv firmasından alınan bilgilere göre araçta bir değer kaybı olmayacağı tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
1-Davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 427,60-TL peşin harcın dava açılırken alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerine bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap edilen 100,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
8-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.24/10/2024
Katip ***
e-imzalıdır
Hakim ***
e-imzalıdır