T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... -
DAVALI : 1- ... - ... -
VEKİLİ : Av. ... - [16557-55389-49447] UETS
DAVALI : 2- ... - ... -
3- ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - [16963-69581-56490] UETS
DAVALI : 4- ... - ... -
5- ... - ... -
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
KARAR YAZIM TARİHİ : ***
Mahkememize açılan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; aleyhinde Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile 300.000,00-TL bedelli ... seri numaralı çekin ve Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile ... seri numaralı 250.000,00-TL bedelli çekin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, bu icra dosyalarında borçlu ve aynı zamanda davalı ... ve kardeşi ...'ün ortağı ... ... Ltd. Şti. İle aralarında takibe konu çeklerin karşılığında Renault Clio 2023 model 38 ... plakalı aracın satımı konusunda anlaşmaya varıldığını, buna göre davalı ...'in adı geçen aracı çek karşılığında kendisine teslim edeceğini, aracın satış ve teslimi için kapora olarak 13/10/2023 tarihinde davalı ...'ün hesabına 50.000,00-TL gönderdiğini, ayrıca aracın teslimi için henüz icra takibine konu olmayan toplam 700.000,00-TL bedelli 3 adet çeki de davalılara teslim ettiğini, akabinde haricen piyasada yaptığı araştırmalar doğrultusunda davalı ...'ün kendisi gibi bir çok kişiyi satmayı taahhüt ettiği aracı teslim edeceği vaadi ile kandırıp ellerinden aldığı çekleri başka kişilere ciro etmek suretiyle mağdur ettiğini, aralarındaki ticari ilişki neticesinde davalı ...'e verdiği çeki iyi niyet ve dürüstlük ilkelerine aykırı hareket ederek çek karşılığında anlaştığı aracı kendisine devretmediğini, çeki diğer davalı ...'e ciro ederek sebepsiz zenginleşmeye yol açacak şekilde hareket ettiğini, bahse konu ticaretin edim borçlusu davalı ... ve ...'ün edimini ifa etmediğini, diğer davalıya çeki muvazaalı şekilde ciro ettiğini, tüm bu çeklerle ilgili olarak savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, şu anda herhangi bir işte çalışmaması, düzenli bir gelirinin olmaması ve üzerine kayıtlı bir mal varlığı bulunmaması nedeniyle adli yardım talebinin kabulüne, yargılama giderlerinden muaf tutulmasına, akabinde yapılacak yargılama neticesinde 10/12/2023 vade tarihli ... seri numaralı çek ile başlatılan Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, 31/01/2024 vade tarihli ... seri numaralı, 250.000,00-TL bedelli çek ile başlatılan Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, 10/11/2023 vade tarihli ... seri numaralı, 250.000,00-TL bedelli çek nedeniyle davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, 28/02/2023 vade tarihli ... seri numaralı, 200.000,00-TL bedelli çek nedeniyle davalı ... ... Ltd. Şti.'ye borçlu olmadığının tespitine, 30/03/2023 vade tarihli ... seri numaralı, 250.000,00-TL bedelli çek nedeniyle davalı ... ... Ltd. Şti.'ye borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... Taahhüt ... Ltd. Şti. yetkilisi dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle: davacının hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, takibe konu QNB Finansbank A.Ş.'ye ait ... seri numaralı, 250.000,00-TL bedelli çekte ciro silsilesinin kopuk olmadığı ve çekin kambiyo vasfına sahip olduğunu, davacının borçtan kurtulmaya yönelik beyanlarının doğru olmadığını, davacı tarafın senetlerden dolayı borçlu olmadığını ispatlayacak yazılı bir delil sunamadığını, davada ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının borçlu olmadığına ilişkin tanık dinletme talebine ve iddialarının değiştirip genişletmesine muvafakatleri bulunmadığını, senede karşı senetle ispat kuralı gereği iddiasını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğinden bahisle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla usul ve yasaya aykırı davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar dosyaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar vardır.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir ifadeyle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, Ankara, 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.
Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def’î olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür.
Bir teminat senedinden söz edilebilmesi için ya senedi düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile senedi vermiş olması gerekir.
Hemen belirtilmelidir ki, kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir. Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu def’î mutlak def'î niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.
Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, kambiyo senetleri kural olarak mevcut bir borç için düzenlendiklerinden, teminat maksadıyla düzenlenmeleri istisnaidir ve bu durumun da soyutlukla yakından ilişkisi bulunmaktadır. Nitekim senet metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılması hâlinde senedin soyutluğu ortadan kalkmakta ve devir kabiliyeti sınırlanmakta, bu ibarenin yazılmaması hâlinde ise keşidecinin teminat iddiasının ispatlanması, lehtarla sınırlı olmak üzere, yazılı delile ihtiyaç göstermektedir.
Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir. (Bakınız Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/11-698 E., 2022/1545 K. Sayılı ilamı )
Teminat senetleri (teminat bonosu, teminat poliçesi, teminat çeki), tarafların temel borç ilişkisi kapsamında edimin ifasını güvence altına alması amacıyla düzenlenen senetlerdir. Edim ifa edilmediği taktirde teminat senedi vasıtasıyla, lehtar tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılabilecek veya senet ciro ve zilyetliğin devri yoluyla tedavül edilme imkânı bulabilecektir.
Kayseri Genel İcra Dairesinin ..., ..., ..., ... ve ... esas sayılı dosyalarının uyap kayıtları, Niğde C. Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasının uyap kayıtları, tarafların ticari defter kayıtları ve tüm deliller toplanmış, mali müşavir bilirkişiden ayrıntılı rapor alınmıştır.
Dosyaya mübrez 22/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda; ...'ün işletme defteri hesabına göre defter tuttuğu, tasdik zorunluluğunun olmadığı, ilgili defter gelir ve gider sayfalarında davalılar adına herhangi bir ticari kaydın olmadığı, ... ... Ltd. Şti.'nin e-defter tuttuğu, defterlerinin e-beratlarının zamanında alındığı, beratların usulüne uygun olduğu, ... ... Ltd. Şti.'nin ticari defter kayıtlarına istinaden; davacı ...'ün borcu yada alacağının olmadığı, dava konusu çeklerin ve havale yapılan ödemenin defterlerde kayıtlı olmadığı, davalılar ... ve ...'ün işletme defteri hesabına göre defter tuttuğu, tasdik zorunluluğunun olmadığı, ilgili defter gelir ve gider sayfalarında davacı adına herhangi bir ticari kaydın olmadığı görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı, 38 ... plakalı aracın satımı hususunda davalılar ..., ... ve ... Ltd. Şti ile anlaştığını, ... hesabına 13/10/2023 tarihinde 50.000,00-TL gönderdiğini, bunun haricinde dava konusu 10/12/2023 tarihli, ... seri numaralı, 300.000,00-TL bedelli, 31/01/2024 tarihli, ... seri numaralı, 250.000,00-TL bedelli, 10/11/2023 tarihli, ... seri numaralı, 250.000,00-TL bedelli, 28/02/2023 tarihli, ... seri numaralı, 200.000,00-TL bedelli, 30/03/2023 tarihli, ... seri numaralı, 250.000,00-TL bedelli 5 adet çeki verdiğini, ancak aracın devrinin yapılmadığını, üstelik bir kısım çeklerin ciro edildiğini, çeklerin bedelsiz kaldığını iddia ederek eldeki menfi tespit davasını açtığı, davalı ... şirketinin davaya cevap dilekçesi sunduğu ve çekin sebepten mücerret olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, açılan davanın reddi gerektiğini savunduğu, davacının iddia ettiği araba alım satımını kabul etmediği, diğer davalıların davaya cevap dilekçesi sunmadıkları ve dava dilekçesinde iddia edilen tüm hususları inkar etmiş sayılmaları gerektiği, davacının bir kısım davalılar aleyhine şikayette bulunduğu ve Niğde Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası ile olayın araba satımına ilişkin hukuki ihtilaf olması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığında karar verildiği, davacının dava konusu çeklerin 38 ... plakalı aracın satımı karşılığında verildiğine ilişkin yazılı delil sunamadığı, çekler üzerinde de hangi hukuki ilişki sebebiyle verildiğine dair bir ibare olmadığı, alınan mali müşavir bilirkişi raporuna göre takip konusu çekler tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olmasa da kıymetli evrakların ticari defterlere kaydı gibi bir zorunluluk bulunmadığı (emsal Yargıtay 11. HD 2021/4947 Esas, 2022/6731 Karar, Yargıtay 19. HD 2018/235 Esas, 2019/5254 Karar) öte yandan temel ilişkiye yönelik şahsi defilerin bile bile borçlu zararına hareket etmeleri hali dışında cirantalara karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, davacının bu yönde de delil sunamadığı, HMK 200 ve 201. Maddeleri uyarınca senede karşı senetle ispat kuralı gereği iddiaların yazılı delille ispatlanması gerektiği gibi yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir delilin de söz konusu olmadığı, bu nedenle eldeki davada tanık dinlenmesinin yasa gereği mümkün olmayacağı, davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış ise de HMK 226/1-c uyarınca karşı tarafı ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakılarda yemin teklif edilemeyeceği, böylelikle davacının ispatlanamayan davasının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı ....Şti vekili cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı isteminde bulunmuştur. Ancak davacının eldeki davayı açmasında kötü niyetli olduğuna dair delil bulunmaması nedeniyle bu talebin reddine karar verilmiştir.
Davalılar ..., ... ve ...Şti kendilerini vekille temsil ettirmiştir. Dava dilekçesindeki anlatımdan davacının davasını tüm çekler yönünden davalılar ..., ... ve ...'e yönelttiği anlaşılmaktadır. Davalı ...'in ise sadece dava konusu çeklerden 10/12/2023 tarihli, 366532 seri numaralı, 300.000,00-TL bedelli çekte adı geçmekte olup davacının da sadece bu çek yönünden bu davalıya dava yönelttiği anlaşılmakla davalı ... yönünden vekalet ücretine hükmedilirken bu kısımla sınırlı olarak hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Şartları oluşmamakla davalı ...'nin kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL ilam harcının, tahsil edilen 21.346,37-TL peşin harçtan mahsubuna, artan 20.730,97-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.000,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 187.000,00-TL vekalet ücretinin (davalı ... yönünden 48.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere) davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalılar ... ve ... ve ...'ne ödenmesine,
Dair, davacı asilin ve bir kısım davalı taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/02/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı