T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ***
KATİP : ***
DAVACI : ***
VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 1- *** İflas Dosyası Kocasinan/ KAYSERİ
DAVA : Tespit (Kooperatif Üyesi Olmadığının Tespiti)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olanTespit (Kooperatif Üyesi Olmadığının Tespiti) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin
... E sayılı dosyası kapsamında görülen davada müvekkilinin kooperatif üyesi
olarak kabul edildiğini ve bu doğrultuda işlem yapıldığını, ancak mahkemece davacı
iddiasının dinlenmediğini, bu konuda üyeliğinin olmadığına ilişkin herhangi bir tespit
faaliyetinde de bulunulmadığını, talep edilen kurumlara yazılması gereken
müzekkerelerin yazılmadığını, bu nedenlerden dolayı derdest davayı ikame etme
zorunluluğu doğduğunu, Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E sayılı
dosyada talep edilen ve yazılması gereken müzekkerelerin yazılmaması nedeniyle söz
konusu hususun tespiti için KEP marifetiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği
Bakanlığına 06.03.2024 tarihinde 14:50:00’de yapılan başvuruya karşı 12.03.2024
tarihinde cevap verildiğini ve davacının davalı kooperatifte üyeliğinin bulunmadığının
belirtildiğini, davacının davalı kooperatifin üyesi olmadığını, davacının taşınmazı
2013 senesinde polis meslektaşı ...’nin aracılık etmesiyle Vahdi
Orhan isimli şahıstan bedelini ödemek suretiyle satın aldığını, mevcut durum
itibariyle davacının kooperatif üyesi gibi gözüktüğünü ve işlem tesis edildiğini,
davacının anılan mahkeme dosyası kapsamında iyiniyetli üçüncü kişi konumunda
olduğunu, bunun Bakanlıktan gelen cevap yazısından da anlaşıldığını, davacının
tacir de olmadığını ve basiretli tacir gibi davranmanın kendisinden beklenmeyeceğini,
taşınmazı edinirken dürüstlük kuralına uygun davranmasının yeterli olacağını
belirterek müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olmadığının tespitine karar
verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Bilirkişi ...'dan alınan 21/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle Genel İcra Müdürlüğü
bünyesinde bulunan davalı kooperatifin üyelik klasörleri içinde bulunan davacının
üyelik dosyasındaki belgelerin incelenmesinden ulaştığımız bulgular şöyledir:
1.Genel İcra Müdürlüğü bünyesinde bulunan üyelik dosyasında davacının
davalı kooperatife üyelik müracaatına ilişkin dilekçe vardır. Ancak dilekçede
davacının imzası bulunmamaktadır.
2.Davacının üyelik dosyasında raporumuz içinde belirttiğimiz ödeme belgeleri
vardır, bu ödeme belgelerinde davacının imzası bulunmamaktadır.
3.Raporumuz içinde belirttiğimiz 2015-2016-2018 ve 2019 yıllarına ilişkin
hazirun listesinde davacının ismi vardır, ancak imzası yoktur.
4.Rapor ekinde yer alan mizan tablosunda davacının toplam ödemesi
115.000 TL kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyanlarını sunduğu görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı davalı müflis kooperatifin üyesi olmadığı, ancak üye gibi kendisi hakkında işlem tesis edildiğini belirterek , davalı müflis kooperatifin üyesi olmadığının tespitini dilemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının müflis kooperatifin üyesi olup olmadığı üye değil ise üye gibi işlem tesis edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
Kayseri Genel İcra Dairesinin ... sayılı iflas dosyasından borçlu müflis kooperatifin herhangi bir taşınır taşınmaz malı bulunmadığı için tasfiyenin tatiline karar verilmiş ve iflas dosyasının kapatılması için de Kayseri 1. Asliye Ticaret mahkemesine yazı yazılmış ancak devam eden davalar nedeniyle iflasın kapatılması Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince reddedildiği, tasfiyenin tatili kararı nedeniyle alacaklılar toplantısı yapılmadığı, ve iflas idaresi heyeti de oluşmamış ve 2. Alacaklılar toplantısı da yapılmadığı, devam eden davaların neticesine göre kooperatif lehine bir alacak veya mal doğması halinde tasfiye ye devam edileceği, bu aşamada tasfiyenin tatili kararı gereği iflas dosyasının durdurulması nedeniyle dosyamızdan tasfiyenin devamına yönelik herhangi bir işlem yapılmadığı iflas idaresi yazı cevapları ile anlaşılmıştır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 194/1 maddesi gereğince iflasın açılması ile acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 194/2 maddesine göre de dava durduğu müddetçe zamanaşımı ve hakkı düşüren müddetler işlemez. Anılan maddeler gereğince mahkemece ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraya kadar beklenmesi gerekmektedir. Ancak somut olayda ikinci alacaklılar toplantısının yapılamamış olması, iflasın tatil edilmesi de nazara alınarak yargılamayı sürümcemede bırakmamak için iflas dosyasına tebligat çıkarılarak yargılama yapılmıştır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun (1163 sayılı Kanun) 8 inci maddesi şöyledir:
"Kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzelkişiler, kooperatif anasözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. (Ek cümle:21/10/2021-7339/1 md.) Yönetim kurulu başvuruyu bir ay içinde sonuçlandırır ve başvuru sahibine kararı taahhütlü mektupla veya elden imza karşılığında tebliğ eder. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olmak isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi halinde değer taşır,...
Kooperatif, 1163 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde; “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” şeklinde tanımlanmıştır. Öte yandan Türk Hukuk Lûgatında da kooperatifin 1163 sayılı Kanun’da düzenlenen tanımı aynen muhafaza edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 712).
Kooperatiflerde ortaklık sıfatının kazanılması beş hâlde söz konusu olabilir. İlk olarak kooperatifin kuruluşunda kurucu ortaklar, kuruluşun gerçekleşmesiyle ortak sıfatını aslen kazanırlar. Daha sonraki evrede ise giriş talebinin kabulü yoluyla veya payın bir başkası tarafından devir alınmasının yönetim kurulu tarafından kabulüyle ortaklık gerçekleşir. Bir diğer ihtimal olarak ortaklığın taşınmaz mülkiyetine veya bir teşebbüsün işletilmesine bağlandığı durumlarda, taşınmazın veya işletmenin devir alınması hâlinde ortaklık sıfatı kazanılır.
Kooperatifler Kanunu’nun “Ortaklığa girme şartları ve ortak sayısı” başlıklı 8 inci maddesine göre; kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler, kooperatif ana sözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olmak isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi hâlinde değer taşır.
Yönetim Kurulu; ortaklar ile ortak olmak için müracaat edenlerin ana sözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırmak zorundadır.
Yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısı genel kurulca belirlenir. Yönetim kurulu, genel kurulca kararlaştırılan sayının üzerinde ortak kaydedemez.
Kooperatif ortakları bakımından geçerli olan ve öğretide "açık kapı ilkesi" olarak kabul edilen ilke uyarınca ortaklık şartlarını taşıyan ve kooperatife ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler kooperatife girmekte serbest olduğu gibi kooperatiften çıkarken de serbesttir. Açık kapı ilkesi kooperatiflere özgün bir nitelik katar ve onu diğer ticaret şirketlerinden ayırır. Ancak bu kural mutlak olarak serbestlik anlamına da gelmemektedir. Zira açık kapı ilkesinin bir uzantısı olup onu tamamlar nitelikte olan "kooperatifin korunması ilkesi" gereğince ortağın kooperatiften çıkışı kooperatife zarar vermemelidir. Kooperatifin korunması ve varlığını sürdürebilmesi için ana sözleşme ile birtakım koruyucu ve sınırlandırıcı hükümler getirilebilir, ancak ana sözleşmeye konulan sınırlandırıcı hükümler hiçbir şekilde ortağın kooperatiften çıkmasını önleyemez ve kooperatiften ayrılmayı da haksız olarak güçleştiremez.
Ortaklık devredilebilir, ancak ortaklık sıfatı payın devralınması ile otomatik kazanılamaz, devralanın 1163 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca giriş isteminde bulunması, yönetim kurulunun da aynı maddenin 2 nci fıkrasına göre gerekli incelemeyi yapması ve bu kişinin ortak olabilmek için gerekli şartlara sahip bulunması hâlinde, anılan kişiyi kooperatife kabul etmesi, aksi hâlde talebin reddedilmesi gerekir. Kanun “devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması hâlinde” o kişiyi kabul etmesi zorunluluğunu yüklemiştir. Yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması hâlinde, bu kişiyi ortaklığa kabul eder (1163 sayılı Kanun md. 14). Devralanın kooperatif tarafından ortaklığa kabulü ile devir eden kooperatiften çıkmış olur. Ortaklığın devri için alacağın temliki hükümleri uygulanır, ancak devrin kooperatifçe kabulü şarttır. Kooperatif kabul etmemiş ise yapılan devir geçersizdir (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2005, s. 966, 972). Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2022 tarihli ve 2017/(23)6-867 Esas, 2022/369 Karar ile 23.03.2021 tarihli ve 2017/(23)15-846 Esas, 2021/327 Karar sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Bu aşamada TMK'nın 2 nci maddesi ile düzenlenen “dürüstlük kuralı” ve “hakkın kötüye kullanılması yasağı” hakkında bilgi verilmesinde yarar vardır.
Türk Medeni Kanunu’nun “Dürüst davranma” alt başlıklı 2 nci maddesinde; hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki temel ilkeye yer verilmiş olup, öncelikle hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 2/1 inci maddesinde belirtilen dürüstlük kuralı, herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralıdır. Genel olarak dürüstlük kuralı, kişilerin tarafı oldukları hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlâklı ve diğer kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade eder. Buna göre belirli bir hukuki ilişkide dürüstlük kuralına uygun davranış; toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimidir. Dürüstlük kuralına uygun bu davranışın belirlenmesinde, toplumda geçerli olan genel ahlâk kuralları, günün âdet ve uygulamaları, davranışın söz konusu olduğu hukuki ilişkilerin içerik ve amaçları da dikkate alınacaktır (Mustafa Dural, Suat Sarı, Türk Özel Hukuku C. I, İstanbul 2018, s. 244).
Dürüstlük kuralı, hakların ve borçların nasıl ve hangi kurallara riayet edilerek kullanılacağını ve nasıl yerine getirileceğini gösterir. Başka bir deyişle “haklarını kullanan” ve “borçlarını yerine getiren” herkesin dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranması gerektiğini belirtmektedir. TMK’nın 2 nci maddesi anlamında dürüstlük kuralı, tüm hakların kullanılmasının sınırını çizmek suretiyle hakların ve borçların kapsamını belirlemektedir. Bu hakların sözleşmeden ya da kanundan doğmuş olması bakımından bir fark yoktur. Hakların ve borçların içeriğini belirleyen bu kural, herkese yönelik olup hem alacaklıya hem de borçluya hitap etmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 2/2 nci maddesinde belirtilen hakkın kötüye kullanılması yasağı ile hiçbir hakkın, o hakkın kötüye kullanılması şeklinde bir yetkiyi içermediği, bu nedenle içerdiği yetkiyi aşan şekilde bir kullanımın hak olarak hukuk düzeni tarafından korunmayacağı belirtilmiştir. Bu durumda getirilen sınırlama, bütün haklar yönünden genel ahlâki bir sınırlama niteliğindedir. Bu sınırın aşıldığı durumlarda, hakkın sahibine tanıdığı yetkilerin dışına çıkılmış olmakta, bir hakkın kullanıldığı görüntüsü altında haksız bir davranış gerçekleştirilmektedir. Hakkın dışına çıkıldığı için de doğal olarak hukuk düzeni bu davranışa herhangi bir koruma sağlamamaktadır (Dural/Sarı, s. 256).
Türk Medeni Kanunu’nun “başlangıç hükümleri” arasında yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı diğer başlangıç hükümleri gibi bir “genel kural”dır. Bu sebeple medeni hukuk dışındaki hukuk dallarında da uygulama alanı bulmaktadır. Bu kurallara uyma zorunluluğu hakları kullanan ve borçları ifa eden herkes için geçerlidir.
Somut olaya geldiğimizde, mahkememizce davalı defterleri ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmıştır. Anılan bilirkişi raporu uyarınca davalı defterlerinde davacı tarafından yapılmış ödemeler göründüğü, davacının davalı kooperatife herhangi bir üyeliği için başvurduğuna dair herhangi bir belge bulunduğu ancak imzasız olduğu, yine yapılan incelemede davacının herhangi bir aidat ödemelerinde belgelerde davacının imzası olmadığı, davacının hazirun listelerinin birinde ismi bulunduğu ancak imzası bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalı kooperatifin davacıyı üye hazirun cetvellerinde yer vermesi, davacı adına aidat kabul etmiş olması, imzasız üyelik başvuru belgeleri olması karşısında davacıyı üye olarak kabul ettiğinden ve davacının sunulan kayıtlar ve rapor uyarınca davalı kooperatifin üyesi olmadığı anlaşıldığından ilgili istem kabul edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:
1-Davacının davasının kabulü ile davacının davalı Müflis S.S. Saklıbahçe Yapı Kooperatifinin üyesi olmadığının tespitine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından peşin yatırılan 427,60-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 855,20-TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesie
4-Davacı tarafından yapılan kep reddiyat gideri, elektronik tebligat gideri ,müzekkere gideri, tebligat gideri, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.069,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,
6-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleşmesinden sonra yatıran ilgili tarafa iadesine,
7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/01/2025
Katip ***
E-imzalıdır
Hakim ***
E-imzalıdır