T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ...Esas ...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACILAR : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit (kambiyo senetlerinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ... adresinde bulunan iş yeri kirasına ilişkin sözleşme 2021 yılının 6. ayında taraflar arasında imzalandığını, davalı ile davacı müvekkili şirket arasında ticari tanışıklık oluştuğunu, yetkilisi olduğu ... İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin bir çok yerde maden ocağı sahibi olduğunu, müvekkilinin üretimini yaptığı bazalt cinsli taşları çıkardığını, müvekkili şirketin ise ham olarak çıkarılan işbu taşı işleyip ihracat yaptığını ve ülke içerisinde bir kaç firmaya sattığını, tarafların ticari hayatı devam ederken müvekkili şirketin ihracata konu üretimini yapmış olduğu bazalt cinsli doğaltaşa ilişkin ham madde ihtiyacının karşılanması adına taraflar arasında şifahen anlaşma yapıldığını, müvekkillerden ... Doğal Taş Mimarlık Mühendislik Peyzaj İhracat İthalat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından davalı lehine dava konusu çekin keşide edilmek üzere tarafların anlaştığını, davalının talebi üzerine çek keşide edilirken teminat amaçlı olarak müvekkili şirket tarafından diğer müvekkili davacı ... adına düzenlenerek davalıya ciro edilmek suretiyle teslim edildiğini, ancak davalının yetkilisi olduğu şirket tarafından dava konusu çeke ilişkin olarak kendisine vergi doğacağından bahisle müvekkiline kendi hesabından açıklamasız olarak ödeme yapılmasını talep ettiğini, müvekkilinin de dava konusu çeke ilişkin doğrudan davalının hesabına kendi hesabından çektiği parayı yatırdığını, ancak sonrasında davalı ...'ın, müvekkilinin gerçekleştirmiş olduğu bu ödemeleri saymayacağını ve elinde bulundurmuş olduğu bu çeki de teslim etmeyeceğini söylediğini, bunun üzerine müvekkili ile aralarında tartışma yaşandığını, müvekkilinin ödeme yaptığını başkaca ispat şekli bulunmadığından müvekkilinin davalı şirket yetkilisi ile aralarında gerçekleşen konuşmanın bir kısmını kayıt altına almak zorunda kaldığını, davalının "çekin ön yüzünde ben yokum, bankaya elden yatırdınız ya bunları, olur ya ben bunu şu çeke (elinde bulundurduğu diğer çeke ilişkin olarak) istinaden yatırdım dediğinizde benim elimde bir şey yok" diyerek çekin ödendiğini, ancak fatura kesmediğinden bahisle sıkıntı yaşanacağını bu sebeple de çeki teslim etmediğini kabul ettiğini, ancak sonrasında müvekkiline çeki teslim etmediği gibi Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığını, huzurdaki davaya ilişkin çeke dair gerçekleştirilen bu icra takibine çekin süresinde ibraz edilmemesinden kaynaklı olarak kambiyo senedi vasfını yitirdiği içerikli Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibin iptali konulu dava açıldığını, bu davanın henüz derdest olduğunu, Kayseri 2. İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile çek ödememeden ceza ile şikayet yoluna başvurulduğunu, dava konusu çekin ...'in lehtar olduğu ve müvekkili şirket adına cirolanan çek olduğunu, davalı ile müvekkili şirket arasında diğer müvekkili davacı ...'in lehtar olarak bulunduğu başkaca bir çekin bulunmadığını, ... adına düzenlenen çekin açıklamasız olarak yatırılan paralar ile ödendiğinin davalı şirket yetkilisince söylendiğini belirterek ve adli yardım talebinde bulunarak müvekkili şirketin ... Katılım Bankası Kayseri Sivas Bulvarı Şubesi'ne ait ... seri numaralı ve 25/02/2023 keşide ve 09/03/2023 ibraz tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli çeke ilişkin borçlu olmadığının tespitine, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi ve ferileri yönünden de borçlu olunmadığının tespitine ve takibin iptaline, müvekkili şirket yetkilisinin ve müvekkili şirketin Kayseri 2. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2023/113 Esas sayılı dosyası ile çek ödememeden şikayet yolu ile dava ikame edilmesi nedeniyle haksız ve kötüniyetli yapılan şikayet nedeniyle harca esas tutar üzerinden davalının %20 oranda tazminata mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; çekten ötürü borçlu olmadığını iddia eden kişinin bu iddiasını yazılı delil ile ispat ile mükellef olduğunu, çekin de aralarında bulunduğu kambiyo senetlerinin "soyut borç ikrarını içeren senet" niteliğinde olduğunu, hukuk düzenimizde soyut borç ikrarının kural olarak geçerli olup, soyut borç ikrarında bulunan borçlu karşısında alacaklının alacağın sebebini ispat etmesinin kural olarak zorunluluk arz etmediğini, bu aşamada çek alacaklısının çekten alacaklı olduğunu ispat bakımından ayrıca bir ispat vasıtasına gerek duyulmadığını, davacıların ise ispat yükümlülüğünü yazılı delil ile yerine getiremediğini, davacı tarafın çekten kaynaklı borcu ödendiğini, müvekkilinin kendilerinden bir takım taleplerde bulunduğunu ve ses kaydı delili ile bu hususun sabit olduğunu iddia ettiklerini, bu iddialarının hiçbir doğruluk payı olmadığını, ses kaydının müvekkiline ait olduğunu kabul anlamına gelmemekle beraber bir anlığına doğru olduğu varsayımında dahi Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil eden ve hukuka aykırı olan ses kaydının kabulünün mümkün olmadığını, bu hususta şikayet hakkını saklı tuttuklarını, kaldı ki kambiyo senedine karşı ödeme iddiasının yazılı bir delil ile ispatlanmak zorunda olduğunu, davacıların iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, somut delilinin bulunmadığını, davacı tarafın borçlu olmasına rağmen icra ceza dosyasında müvekkilinin alacağını almasını haksız ve kötü niyetli olarak geciktirdiğinden dolayı icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine, davacı tarafın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davacı tarafça; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasına, Kayseri 2. İcra Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dava dosyasına, davalıya ait banka kayıtlarına, davacı ... Doğal Taş Mim. Müh. Pey. İhr. İth. San. Ve Tic. Ltd. Şti., şirketin yetkilisi ...'ın ve ... Doğal Taş Dış Ticaret Limited Şirketi'nin şahsi hesabından davalı ...'ın hesabına yatırılmasına ilişkin ... Bankası, ... Bankası ve ... Bankası'nın kayıtlarına, ticari defter kayıtlarına, bilirkişi incelemesine, ses kaydına ve yemin beyanına delil olarak dayanılmıştır.
Davalı tarafça; Kayseri 2. İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasına, Kayseri 6. İcra Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dava dosyasına, Kayseri 4. İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasına, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasına, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dava dosyasına, ... ... Bankası'nın ve ... Bankası'nın kayıtlarına delil olarak dayanılmıştır.
24/06/2024 tarihli ara kararı ile 7251 sayılı kanun ile değişik HMK'nun 139/1-ç. maddesi uyarınca tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belge ve delillerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için kesin süre verilmiş, bu hususların verilen kesin süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde HMK'nun 139/1-ç ve 140/5. maddeleri gereği o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği taraf vekillerine usulünce ihtar edilmiştir.
Taraflarca delil olarak dayanılan bir kısım kayıt ve belge örnekleri, dilekçelerinin ekinde dava dosyasına sunulmuştur.
Davacılar tarafından delil olarak dayanılan ses kaydının örneği flashbellek formatında ve kapalı zarf içinde dava dosyasına sunulmuştur. Ses kaydının hukuka aykırı delil olduğu dikkate alınarak mahkememizce ses kaydına ilişkin çözüm yaptırılmasına gerek bulunmadığına karar verilmiştir.
Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dava dosyasının akıbeti sorulmuş, dosyanın Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir.
Kayseri 2. İcra Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dava dosyasının akıbeti sorulmuş ve dosyanın Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir.
Kayseri 4. İcra Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dava dosyasının akıbeti sorulmuş ve dosyanın Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir.
Kayseri 6. İcra Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ...Esas sayılı dava dosyasının akıbeti sorulmuş ve dosyanın Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir.
Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dava dosyasının akıbeti sorulmuş ve dosyanın Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir.
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ...Esas sayılı dava dosyasının akıbeti sorulmuş ve dosyanın Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir.
Mahkememizin ... Esas sayılı dava dosyasının Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir.
Davacılar vekilinin 15/07/2024 tarihli dilekçesinin ekindeki banka dekont örneklerinin eklenerek ... müzekkere yazılmış, yazımız ekinde gönderilen dekontlardaki ödemelere ilişkin hesap dökümlerinin gönderilmesi istenilmiştir. 29/01/2025 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
HMK'nun 222 ve TTK'nun 83. maddesi gereğince uyuşmazlık konusu olan 2023 yılına ait tüm ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmeleri, ibrazı mümkün değilse bunun nedenlerinin açıklanarak ticari defter ve kayıtlarının bilirkişiye ibraz edileceği açık adresini ve bu adreste ticari defter ve kayıtları incelemeye sunacak kişinin adı, soyadı ve telefon numarasını bildirmesi için taraflara kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı takdirde HMK'nun 222 ve TTK'nun 83. maddeleri uyarınca ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış sayılacakları, HMK'nun 94/2. maddesi gereğince ticari defter ve kayıt deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacakları, 7251 sayılı kanun ile değişik HMK'nun 222/3. maddesi uyarınca taraflardan birinin ticari defterlerini ibraz etmemesi veya bilirkişi incelemesine hazır edileceği açık adresini bildirmemesi halinde karşı tarafın kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahibi ve onun halefi lehine delil olarak kabul edileceği taraf vekillerine usulünce ihtar edilmiştir.
İlgili delillerin toplanmasından sonra; HMK'nun 266. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının re'sen seçilecek bir mali müşavir/ muhasebeci bilirkişiye tevdine, bilirkişiye HMK'nun 268. maddesi gereği tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapması, raporuna esas alacak olup da dosya içinde bulunmayan kayıt ve belgeler olursa birer suretinin raporuna eklemesi için yetki verilmesine, HMK'nun 273. maddesi gereğince tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının, elektronik deftere tabi olanların GİB sisteminden doğruluğunun sorgulanması, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, dava konusu ...Katılım Bankası Sivas Bulvarı Şubesi'nden verilme, ... seri nolu, 25/02/2023 keşide tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli çekin tarafların defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, bu çekin ham madde alımı için davacı tarafça davalı tarafa avans olarak verildiğine dair kayıt bilgi bulunup bulunmadığı, bunu gösterir kayıt ve bilgi varsa bunların araştırılarak örneğinin alınıp dosyaya eklenmesi, davacılar vekilinin 15/07/2024 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu banka dekontlarının incelenerek ve gelen müzekkere cevapları incelenerek bu çek için ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması, bu çek nedeni ile davacıların davalıya borcunun bulunup bulunmadığı varsa miktarının ne olduğu hususlarında hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir.
Görevlendirilen Mali Müşavir Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 24/03/2025 tarihli raporda özetle; "Davacı ... Doğal Taş Mim. Müh. Peyz. İhr. İth. San. Tic. Ltd. Şti.'nin mali verilerine ulaşılamadığı için herhangi bir tespit yapılamadığı, ... İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter kayıtlarına istinaden; davacı ... Doğal Taş Mim. Müh. Peyz. İhr. İth. San. Tic. Ltd. Şti.'nin borcu ya da alacağının olmadığı, ... İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinde dava konusu çekin kayıtlı olmadığı" belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, icra takibine dayanak yapılan ... Bankası Kayseri Sivas Bulvarı Şubesi'ne ait ... seri numaralı ve 25/02/2023 keşide tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli çek ve icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağını İİK'nun 72. maddesi oluşturmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
Dava değeri dikkate alınarak 6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca yargılama mahkememiz heyeti tarafından yazılı yargılama usulüne göre yürütülmüştür.
Davacıların adli yardım talebi mahkememizce 22/03/2024 tarihli gerekçeli ara kararı ile reddedilmiştir.
Davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde dava değerinin 200.000,00-TL olarak bildirildiği ve 20/03/2024 tarihli makbuzla peşin nispi dava harcı olarak 3.415,50-TL harç yatırıldığı ancak Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında toplam borcun 2.342.904,09-TL olduğu anlaşılmakla mahkememizce hesaplanan ve yatırılması gereken 40.011,03-TL nispi harçtan yatırılan 3.415,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 36.595,53-TL nispi peşin dava harcını ikmal etmek üzere davacılara Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca kesin süre verilmiş, öngörülen kesin süre içerisinde eksik nispi dava harcını yatırılmadığı taktirde dosyanın Harçlar Kanunu'nun 30, 32. ve HMK'nun 150. maddesi uyarınca geçici olarak işlemden kaldırılmasına, HMK'nun 150. maddesinde belirtilen 3 aylık süre içerisinde bu harcın ikmal edilerek davanın yenilenmemesi durumunda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği davacılar vekiline usulünce ihtar edilmiştir. Davacılar tarafından eksik nispi dava harcı 15/05/2024 tarihinde yatırılmıştır.
Tarafların uyuşmazlık noktaları ana başlıklarıyla; dava konusu çek nedeni ile davacıların davalıya borçlu olup olmadığı, bu çekin dayanak yapıldığı icra takibi nedeniyle davacıların davalıya borçlu olup olmadığı ve icra takibinin iptalinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde: Davalı ... tarafından davacılar ... ve ... Doğal Taş Mim. Müh. Pey. İhr. İth. San. Ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine 15/09/2023 tarihinde ... Bankası Kayseri Sivas Bulvarı Şubesi'ne ait ... seri numaralı ve 25/02/2023 keşide tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli çeke dayalı olarak fer'ileriyle birlikte 2.342.904,09-TL toplam alacağın tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığı ve takibin derdest olduğu görülmüştür.
Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde: Davacılar ... ve ... ... Taş Mim. Müh. Pey. İhr. İth. San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı ... aleyhine 21/09/2023 tarihinde Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile haklarında takip başlatıldığı, takip dayanağı olan çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edilmediği, kambiyo senedi vasfını yitirdiği, bu sebeple kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yoluna gidilemeyeceği nedeniyle Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile haklarında başlatılan icra takibinin durdurulması istemiyle dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sırasında takibe dayanak çekin süresinde bankaya ibraz edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 27/02/2024 tarihli, ...esas ve ... Karar sayılı karar ilamı ile "1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 2-Dosya kapsamı, delil durumu ve takip dosyası içeriğine göre, Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 22/11/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Şikayetin kabulü ile, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki takibin iptaline, ..." şeklinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği, verilen kararın temyizi nedeniyle Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2024 tarihli, ... Esas ve ...Karar sayılı onama kararı ile bu hükmün 07/10/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ...Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde: Davacılar ...ve ... Doğal Taş Mim. Müh. Pey. İhr. İth. San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı ... aleyhine 23/11/2023 tarihinde ...Bankası Kayseri Sivas Bulvarı Şubesi'nde TR ... IBAN hesabının bulunduğu çek hesabından ... seri numaralı ve 25/02/2023 keşide ve 09/03/2023 ibraz tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli çeke ilişkin borçlu olmadığının tespiti ve Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin iptali istemiyle dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sırasında davacılara verilen kesin süre içerisinde belirtilen başvuru harcını ve peşin dava harcını yatırılmadığı gibi, HMK'nun 114/1-g bendine göre gerekli olan gider avansının da yatırılmadığı gerekçesiyle davanın HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verildiği, tarafların bu kararı istinaf etmemesi üzerine hükmün 20/02/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve ...Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde: Davacılar ... ve ... Doğal Taş Mim. Müh. Pey. İhr. İth. San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı ... aleyhine 21/09/2023 tarihinde Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile haklarında takip başlatıldığı, takip dayanağı olan çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edilmediği, kambiyo senedi vasfını yitirdiği, bu sebeple kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yoluna gidilemeyeceği nedeniyle Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile haklarında başlatılan icra takibinin durdurulması istemiyle dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sırasında takibe dayanak çekin süresinde bankaya ibraz edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu kararın istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek 16/10/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Mahkememizce Uyap kayıtları celp edilen Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı, Kayseri 2. İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı, Kayseri 4. İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı ve Kayseri 6. İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyaları da incelenmiştir.
Konuyla ilgili yasal düzenlemelerin ve kavramların irdelenmesinde: Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346).
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nun 72/6. maddesi gereğince bedele dönüşen istemin temeli menfi tespit davasıdır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise, hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nun 6. maddesi gereğince davacı tarafa aittir. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Aynı ilkeler, HGK’nun 17/12/2003 gün ve 2003/19-781 Esas, 2003/768 Karar sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Bedelsizlik iddiası, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def'îdir. Bedelsizlik bir kişisel def'î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def'îni ileri sürebilir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nun 77. ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'îni dermeyan etme hakkını vermektedir.
Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, Ankara, 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.
Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def'î olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def'înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.
Çek, 6102 sayılı TTK’nun üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nun 670. ve devamı düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nun üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s.221).
Çek, 6102 sayılı TTK’nda tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanunun öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s.268).
Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticarî hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir.
Çeklerin devrinin nasıl yapılacağı 6102 sayılı TTK’nun 788. maddesinde poliçeden ayrı ve özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddeye göre açıkça "emre yazılı" kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilir. Keza 6102 sayılı TTK’nın 818. maddesinin göndermesi ile aynı Kanun’un 684. maddesine göre, ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile çekten doğan bütün haklar devrolunur.
Ciro ise 6102 sayılı TTK’nun 683. maddesine göre cironun, çek arka yüzüne veya çeke bağlı olan ve "alonj" denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması ile mümkündür. Bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmaz. Böyle bir ciro çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamaz.
Eldeki dava, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan çekin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK'nun 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/ kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK'nun 202. maddesinde düzenlenen "delil başlangıcı" olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. Öte yandan çeklerin avans olarak verildiği halde karşılığında mal teslimi yapılmadığından dolayı bedelsizliğine dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi, ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür (Bono bakımından TTK’nın 778 maddesi atfıyla m. 687).
HMK'nun 202/2. maddesi; "Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendime karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir." şeklindedir. Buna göre bir belgenin, delil başlangıcı olabilmesi için üç şartın birlikte bulunması gerekir: Delil başlangıcından bahsedebilmek için ilk olarak bir "belge" bulunmalıdır. Belgenin tanımı HMK'nun 199. maddesinde yapılmıştır. Anılan madde: "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan. kroki, fotoğraf film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir." şeklindedir. Buna göre, delil başlangıcı olarak başvurulabilecek belgeler arasında yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları sayılabilir. Kanun'da belge tanımına giren unsurlar sınırlayıcı biçimde sayılmadığı için belge olduğu iddia ve ispat edilen her türlü unsura delil başlangıcı olarak dayanmak mümkündür. Belge kavramının Kanunun'daki tanımına bakınca ayrıca HMK'nun 200. maddesi anlamındaki her senedin bir belge olduğu, ancak her belgenin senet olmadığı da anlaşılmaktadır. Senet bir hakkın doğumu için gerekli olmasa da, ispatı için gerekli olabilir. Bir belge senet olabilir, ancak belge senedin şartlarını gerçekleştirmiyorsa, o zaman belgenin delil başlangıcı olma ihtimali ortaya çıkmaktadır. Buna göre senet ve belge kavramlarım mutlak surette birbirinden ayırmak gerekir. Belge kavramı kesinlikle üst bir kavramdır, zira senet niteliğini haiz her belge aynı zamanda bir senet teşkil etmektedir (Erdönmez. s. 1771). Eğer bir belge, senet vasfını haiz değilse, o zaman HMK'nun 202. maddesindeki şartları yerine getirmesi hâlinde delil başlangıcı olma ihtimali bulunmaktadır.
Senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı varsa o hukuki işlem tanık dinlenerek de ispatlanabilir (HMK'nun 202/1. maddesi). Delil başlangıcının varlığı hâlinde hâkim, hem delil başlangıcı hem de dinlenen tanık ve diğer takdiri delilleri serbestçe değerlendirerek bir karar verecektir (Erdönmez, Güray: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, İstanbul, 2017. s. 1841). İkinci olarak, belge, kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş olmalıdır. Bununla birlikte yazılı delil başlangıcı olan belgenin mutlaka karşı tarafa yöneltilmiş bir irade açıklamasını taşıyan bir belge olması gerekli değildir (Kuru. s. 2291)" (YİBGK E. 2019/1, K. 2019/8T. 25/12/2019).
Hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin değerlendirilmesinde:
Dava dilekçesinde davacılar vekili tarafından davalının yetkilisi olduğu şirket tarafından dava konusu çeke ilişkin olarak kendisine vergi doğacağından bahisle müvekkiline kendi hesabından açıklamasız olarak ödeme yapılmasını talep ettiği, müvekkilin de dava konusu çeke ilişkin doğrudan davalının hesabına kendi hesabından çektiği parayı yatırdığını, ancak sonrasında davalı ...'ın müvekkilinin gerçekleştirmiş olduğu bu ödemeleri saymayacağını ve elinde bulundurmuş olduğu bu çeki de teslim etmeyeceğini söylediğini, bunun üzerine müvekkili ile aralarında tartışma yaşanığını, seslerin yükseldiğini, bu sözler üzerine, müvekkilinin ödeme yaptığını başkaca ispat şekli bulunmadığından müvekkilinin davalı şirket yetkilisi ile aralarında gerçekleşen konuşmanın bir kısmını kayıt altına almak zorunda kaldığını, ilgili ses kaydı mahkemece dinlenildiğinde davalının "çekin ön yüzünde ben yokum, bankaya elden yatırdınız ya bunları, olur ya ben bunu şu çeke (elinde bulundurduğu diğer çeke ilişkin olarak) istinaden yatırdım dediğinizde benim elimde bir şey yok." diyerek çekin ödendiğini, ancak fatura kesmediğinden bahisle sıkıntı yaşanacağını bu sebeple de çeki teslim etmediğini kabul ettiğinin görüleceği belirtilmiştir. Davacılar tarafından delil olarak dayanılan bu ses kaydının örneğini flashbellek formatında ve kapalı zarf içinde dava dosyasına sunulmuştur.
Öncelikle elde edilen bir delilin hangi durumda hukuka aykırı olarak elde edildiğinin kabulünün gerektiğinin değerlendirilmesi gerekmektedir:
01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nun "ispat hakkı" başlığını taşıyan 189. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; "Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz" hükmü ile açıkça hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin ispat gücü olamayacağı kabul edilmiştir.
Böylece ispat hakkının delillere ilişkin yönünün hukuki çerçevesi çizilmiş; bir davada ileri sürülebilecek her türlü delilin mutlaka hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması esası getirilmiştir.
Anılan düzenlemeye göre, hukuka aykırı olarak elde edildiği anlaşılan delillerin, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağı düzenlenmek suretiyle, yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından re’sen göz önüne alınması ve delilin her ne surette olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespit edilmesi halinde, diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece caiz olmadığına karar verilerek, dosya kapsamında değerlendirilmemesi ilkesi benimsenmiştir.
Öncelikle, bu görüşün Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrası gereği olduğunu ifade etmeliyiz. Çünkü bu fıkrada düzenlenen hukuka aykırı yollardan elde edilen delillerin mahkemede delil olarak değerlendirilemeyeceği hususu sadece ceza usul hukukunda geçerli değildir. Aksine medeni usul hukuku bakımından da aynen geçerli olmalıdır. Bu nedenle hukukumuz bakımından değerlendirme yapılırken Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrası esas alınmalıdır. İkinci olarak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesinin ikinci fıkrasında, hukuka aykırı yollardan elde edilmiş olan delillerin mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında delil olarak dikkate alınamayacağı açıkça belirtilmiş ve böylelikle özel hukuk uyuşmazlıklarında da hukuka aykırı yollardan elde edilen delillerin kullanılması yasaklanmıştır.
Günümüzde her ne pahasına olursa olsun maddi gerçeğe ulaşmak savunulamaz. Aksi halde hukuk devletinde mahkemeler hukuka aykırı yollardan elde edilen delilleri değerlendirerek onlar da hukuka aykırı davranmış olurlar. Hukuka aykırı delili kullanmak hukuka aykırı davranışa katılmak demektir. Hukuka aykırılık, hakkı ihlal edilen kişiye tazminat ödenmesiyle giderilemez. Bu durum bile bile hukuka aykırı yollardan elde edilen delilleri kullanmayı mümkün kılmaz. (Pekcanıtez/Özekes/Atalay, Medeni Usul Hukuku, 13. Bası, Ankara 2012, s. 586, 587).
Ayrıca, hukuka aykırı elde edilen delillerin değerlendirilmesi konusunda 01.10.2011 tarihine kadar Medeni Usul Hukukunda açık bir yasa hükmü olmadığı halde, gerek mülga 1412 sayılı Ceza Yargılamaları Usulü Kanunu (CMUK)’nda gerekse de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)’nda açık düzenleme yapılmıştır. Mülga 1412 sayılı CMUK’nun 254/2. maddesinde “koğuşturma makamlarının hukuka aykırı şekilde elde ettikleri deliller hükme esas alınamaz.” denilmiş; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Delillerin Ortaya Konulması ve Reddi" başlıklı 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde "ortaya konulması istenilen delilin, kanuna aykırı olarak elde edilmesi halinde reddolunacağı" düzenlenmiştir.
Burada sözü geçen hukuka aykırılıklardan birisi de özel hayata yapılan haksız müdahaledir. Ancak özel hayatın gizli alanı dediğimiz ve sadece bireyi ilgilendiren alana hiçbir şekilde müdahale edilemez. Hayatın bu gizli alanı ihlal edilerek bir delil elde edilmiş ise, bunu, kim, nasıl ve hangi amaçla elde etmiş olursa olsun söz konusu delil ceza mahkemesinde delil olarak kullanılamaz. Zira hayatın gizli alanı bir delil elde etme yasağı teşkil eder (Bahri Öztürk, Yeni Yargıtay Kararları Işığında Delil Yasakları, Ankara 1995, s. 116 vd.).
Yargısal uygulamada somut olayın özelliğine göre farklı yaklaşımlar olmakla birlikte temelinde bir delilin hukuka aykırı olarak elde edilmesi ile hukuka aykırı olarak yaratılmasının farklı olarak ele alındığı, hukuka aykırı yaratılan delilin hiçbir şekilde kabul edilmemesine karşın, hukuka aykırı olarak elde edilen delil konusunda olayın özelliğine göre farklı değerlendirmelerde bulunulduğu görülmektedir.
Bir delilin mahkemece kabul edilebilmesi için, gerek öğretide yer alan ağırlıklı görüş, gerekse de Hukuk Genel Kurulu kararlarında ortaya konulan ölçüt; o delilin usulsüz olarak yaratılmamış olması ve hukuka aykırı biçimde elde edilmemesidir. Usulsüz olarak elde edilen bir delil somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilirse de; usulsüz olarak yaratılan bir delilin hiçbir şekilde delil olarak kabulü olanaklı değildir (Hukuk Genel Kurulu’nun 15/02/2012 gün ve 2011/2-703 Esas, 2012/70 Karar sayılı, 26/11/2014 gün ve 2013/4-1183 Esas, 2014/960 Karar sayılı ilamları).
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında davalının konuşmalarının kendisinden habersiz olarak davacılarca kaydedildiği anlaşılan ses kayıtlarının hukuka aykırı olarak elde edilen delil olması nedeniyle mahkememiz tarafından davacıların ileri sürdüğü vakıanın ispatında dikkate alınmamıştır.
Yemin delili hakkında yapılan değerlendirmede: Dava dosyası içeriğine göre, davacıların dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmüştür.
HMK'nun yemine konu olamayacak vakıalar başlıklı 226/1-c maddesinde; "Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar." hükmü yer almaktadır. HMK'nun 226/1-c hükmüne göre, yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yemine konu olamayacaktır. HMK'nun 226/1-c maddesi kapsamında dava konusu çekin bedelsiz olduğu halde icra takibine konulduğuna dair yemin edilmesinin yemine konu olmayacak vakalar kapsamında kaldığı dikkate alındığında davacıların ispat hususunda yemin deliline başvurulamayacağı değerlendirilmiştir.
Yargılama sonunda toplanan delilere ve dosya kapsamına göre yapılan değerlendirmede: Davacılar tarafından bu davada ...Bankası Kayseri Sivas Bulvarı Şubesi'ne ait ... seri numaralı, 25/02/2023 keşide tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli çeke ilişkin borçlu olmadıklarının tespitini ve Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi ve ferileri yönünden de borçlu olmadıklarının tespiti ile bu takibin iptalinini talep etmişlerdir.
Somut uyuşmazlıkta, davacılar tarafından dava konusu çek bedelinin ödendiği ve bu nedenle çekin bedelsiz kaldığı iddia edilmektedir. Davacıların bedelsizlik iddiasına kanıt olarak gösterilen banka kayıtları ile ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Mali Müşavir Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 24/03/2025 tarihli raporda özetle; "Davacı ... Doğal Taş Mim. Müh. Peyz. İhr. İth. San. Tic. Ltd. Şti.'nin mali verilerine ulaşılamadığı için herhangi bir tespit yapılamadığı, davalının yetkilisi olduğu ... İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter kayıtlarına istinaden; davacı ... Doğal Taş Mim. Müh. Peyz. İhr. İth. San. Tic. Ltd. Şti.'nin borcu ya da alacağının olmadığı, davalının yetkilisi olduğu ... İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinde dava konusu çekin kayıtlı olmadığı" belirtilmiştir. Davacılar bedelsizlik iddiasını HMK'nun 200 ve 201. maddesi hükümleri uyarınca kesin delille (yazılı delille) ispatlaması gerektiğinden ticari defterlerin HMK'nun 219/2. maddesi uyarınca belge olarak kabul edildiği durumlarda belge delili kesin delil niteliğinde olmadığından bedelsizlik iddiasını ispatlamaya da yeterli değildir. Mevcut dosya kapsamına göre; taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca dava konusu çekin bedelinin davacılar tarafından davalıya ödenmiş olduğu ve çekin bedelsiz kaldığı yazılı delil ile ispatlamamıştır. Bu nedenle dava konusu ...Katılım Bankası Kayseri Sivas Bulvarı Şubesi'nden verilme, ... seri numaralı, 25/02/2023 keşide tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli çek nedeni ile davacıların menfi tespit isteminin reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacılar ...ve ... Doğal Taş Mim. Müh. Pey. İhr. İth. San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı ... aleyhine 21/09/2023 tarihinde Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile haklarında takip başlatıldığı, takip dayanağı olan çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edilmediği, kambiyo senedi vasfını yitirdiği, bu sebeple kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yoluna gidilemeyeceği nedeniyle Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile haklarında başlatılan icra takibinin durdurulması istemiyle dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sırasında takibe dayanak çekin süresinde bankaya ibraz edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 27/02/2024 tarihli, 2024/301 Esas ve 2024/333 Karar sayılı karar ilamı ile "1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 2-Dosya kapsamı, delil durumu ve takip dosyası içeriğine göre, Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 22/11/2023 tarih ...Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Şikayetin kabulü ile, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki takibin iptaline, ..." şeklinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği, verilen kararın temyizi nedeniyle Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2024 tarihli, 2024/3161 Esas ve 2024/8182 Karar sayılı onama kararı ile bu hükmün 07/10/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Buna göre davaya konu edilen menfi tespit ve iptali istenilen Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası yargısal kararla iptal edildiğinden Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibi ve ferileri yönünden davacıların menfi tespit istemleri konusuz kalmıştır. Bu nedenle anılan talepler yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Kötüniyet tazminatı istemi hakkında yapılan değerlendirmede:
İİK'nun 72/3-4. maddesinde icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği tazminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceği, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararının kalkacağı, buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış olmaktan dolayı doğan zararını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı, bu zararın herhalde yüzde %40'tan aşağı tayin edilemeyeceği hüküm altına alınmış, 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle 05/07/2012 tarihinden itibaren %40 oranı %20 olarak değiştirilmiştir.
Davalı tarafından kötü niyet tazminatı talep edilmiştir. Yukarıda sözü edilen yasal düzenleme doğrultusunda davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekir. Somut olayda mahkememizce davalı alacaklı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmemiş, bu nedenle de davalı alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç alma durumu oluşmamıştır. Dolayısı ile koşulları bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Dava konusu ... ... Bankası Kayseri Sivas Bulvarı Şubesi'nden verilme, ... seri numaralı, 25/02/2023 keşide tarihli, 2.000.000,00-TL bedelli çek nedeni ile davacıların menfi tespit isteminin REDDİNE,
2-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibi ve ferileri yönünden davacıların menfi tespit istemleri konusuz kaldığından ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Koşulları bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 615,40-TL karar harcının peşin alınan 3.415,50-TL ve tamamlama harcı 36.595,53-TL olmak üzere toplam 40.011,03-TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 39.39563-TL'nın karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Kararın mahiyeti gereği davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
8-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
9-Kararın mahiyeti gereği davacılar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davanın reddi nedeniyle hesap ve taktir olunan 317.719,45-TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacılar vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği lie verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır