T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***
HAKİM : ***
KATİP : ***
DAVACI : ***
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALI : ***-34953-14997] UETS
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
KARAR YAZIM TARİHİ : 18/02/2025
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile müvekkili arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişkiden dolayı kesilen 28/03/2023 tarihli ... nolu 7.103,60-TL bedelli ve 28/03/2023 tarihli ... nolu, 15.953,01-TL bedelli iki adet faturanın ödemesinin davalı tarafça yapılmadığını, müvekkilinin alacağına kavuşması amacıyla Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğinden bahisle davanın kabulü ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına davalının vaki itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). İcra dosyasında itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi, eldeki davanın bir yıllık yasal süre içinde 22/04/2024 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi;
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı).
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, takip konusu fatura, vergi dairesi kayıtları, davacı tarafın ticari defter kayıtları ve tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında: alacaklının ... Kimyasal ve Ticaret Ltd. Şti., borçlunun ... Medikal Tekstil ... A.Ş. Olduğu, 23.056,61-TL asıl alacak, 1.445,93-TL işlemiş faiz olmak üzere 24.502,54-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Dosyaya mübrez 10/12/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda; Davacı ... ... Ltd. Şti.'nin ticari defter e-beratlarının zamanında alındığı, defter beratlarının usulüne uygun olduğu, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına istinaden; ... Medikal ... A.Ş.'nin 23.056,61-TL borcu olduğu, 11/09/2023 icra takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce herhangi bir ödeme olmadığı, dosya kapsamında yer alan davacı şirketin 2023 yılı Ba/Bs beyannamesi verilerine istinaden; davacı ... ... Ltd. Şti.'nin 2 adet ve net 19.539,50-TL (brüt:23.056,61-TL) tutarında mal satışı yaptığını beyan ettiği, davalı ... ... A.Ş. yetkilisi ile defaatle yaptığı veri, bilgi ve belge talebinin karşılanmadığı, bu nedenle davalı şirketin ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yapamadığını bildirmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden "28/03/2023 tarihli, 7.103,60-TL bedelli ve 28/03/2023 tarihli, 15.953,01-TL bedelli faturalar" dayanağı ile faturaya dayalı icra takibi başlatıldığı, davalı/borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının/davacının itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemiyle eldeki davayı açtığı, mahkememizin 09/10/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında taraflara HMK 222. Maddesi uyarınca ticari defterlerini sunmak üzere kesin süre verildiği, davacının verilen kesin süre içerisinde ticari defterlerinin bulunduğu adresi bildirdiği, davalının defterlerini sunmadığı gibi inceleme yapılacak adresi de bildirmediği, bu nedenle sadece davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırıldığı, alınan 10/12/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının sunmuş olduğu yevmiye ve muavin defterinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine/aleyhine delil olma vasfına sahip olduğu, 2023 yılı yevmiye defteri kapanış kaydına istinaden davalının davacıya 23.056,61-TL borcu bulunduğu, muavin defterine göre taraflar arasında takip konusu faturalardan başka ticari ilişki bulunmadığı, ödeme kaydı bulunmadığı, takip tarihi itibariye davalının davacıya 23.056,61-TL borçlu bulunduğu, davalının verilen kesin süre içerisinde ticari defterlerini sunmayarak kanun gereği defter ibrazından kaçınmış sayılması gerektiği, böylelikle davacının davasında fatura konusu asıl alacak miktarları yönünden haklı olduğunun ticari defter kayıtlarıyla sabit olduğu görülmekle açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı taraf takipte 1.445,93-TL işlemiş faiz de talep etmiştir. Ancak takip tarihinden evvel borçlunun temerrüde düşürüldüğüne ilişkin ihtarname yahut başkaca bir belge sunulmamıştır. Usulünce temerrüde düşürülmeyen borçludan takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edilmesi mümkün olmayıp ancak takip tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar faiz talep edilebilir. Bu nedenle açılan davada işlemiş faiz talebi yönünden talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Taraflar tacir olup takip konusu alacak da ticari alacak olduğundan hükmedilen asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar değişen oranlarda avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı)
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkememizce hükmedilen alacak miktarı davacı ticari defterlerinde yapılan inceleme ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ ile,
1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasında 23.056,61-TL asıl alacak yönünden İTİRAZIN İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına,
2-1.445,93-TL faize ilişkin fazlaya dair istemin REDDİNE,
3-İİK 67/2. maddesi uyarınca alacağın %20'si tutarında 4.611,32-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 1.575,00-TL ilam harcından, tahsil edilen 427,60-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 1.147,40-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 184,12-TL'lik kısmının davacıdan alınarak, 2.935,88-TL'lik kısmının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafın yaptığı 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç, 2.500,00-TL bilirkişi ücreti, 50,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 3.405,20-TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre hesaplanan: 3.204,25-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 23.056,61-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda HMK'nun 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/02/2025
Katip ***
e-imzalı
Hakim ***
e-imzalı