T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO :...
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av....
DAVA : Alacak (TBK 28. Md Uyarınca Gabinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
KARAR YAZIM TARİHİ :...
Mahkememize açılan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin babası ...'ın davalı şirketin değeri 14.280.000,00-TL olan tüm paylarının, 2.642.400,00-TL değerine tekabül eden payına sahip iken 13/03/2017 tarihinde hastalık sebebiyle vefat ettiğini, geride mirasçı olarak 4 çocuğunun kaldığını, babasının ölümü ve çeşitli sağlık sorunları ile uğraştıkları sırada şirketi yöneten davalı ...'in hisselerin kendisine devredilmesi teklifinde bulunduğunu, o dönem içinde bulunduğu psikolojik sorunları ve şirketin mali durumu ve benzeri hususları araştırmak ve incelemek bakımından hiçbir bilgi ve tecrübesi olmaması nedeniyle kardeşlerinin bir an evvel hisseleri devretmek istemeleri yönünde baskıyla karşı karşıya kaldığını, bu sırada şirket hisselerinin değerinin ne olduğu konusunda bilgi edinemediğini, davalı ...'in tüm hisseleri satın almak istemesi ve kardeşlerinin baskısı üzerine babasından miras kalan şirket hisselerin 02/08/2017 tarihinde davalıya devrettiğini, davalı ...'in payları devralırken müvekkili ile ve diğer mirasçılar ile ayrı ayrı hisse devir sözleşmeleri yaptığını ve her birinden hisse devri ferağ beyanı aldığını, 18/07/2017 tarihli hisse devri ferağ beyanında hisselerin nominal değeri üzerinden müvekkiline mirasçı olarak düşen 1651 pay ve her biri 400,00-TL nominal pay değeri olarak 660.400,00-TL üzerinden devredildiğinin yazıldığı, buna karşılık 02/08/2017 tarihinde yapılan Şirket Hisse Senedi Devri Protokolü başlıklı devir belgesinde müvekkiline mirasçı olarak düşen 1651 adet payın birim adedinin 1.110,00-TL'den satıldığını, bu bedelin 1/4'ünün peşin alındığını, geri kalanın ise 21/09/2017 tarihinden itibaren eşit taksitlerle olmak üzere 36 ayda ödeneceğini, bunlara ilişkin bono düzenlendiğini, bu süreçten sonra uzunca bir süre müvekkilinin sağlık sorunlarıyla ilgilendiğini, aradan uzun bir zaman geçtikten sonra bazı kimseler vasıtasıyla elde ettiği bilgiler ve beyanlar neticesinde söz konusu hisselerin değerinin kendi devir ettiği miktardan çok daha yüksek bir değere karşılık geldiği yönünde müvekkilinde şüpheler oluşmaya başladığını, davalı şirketin bir perakende şirketi olması, bu niteliğinin Kayseri'de bilinen ve isim yapmış bir nitelikte bulunması, şirketin elinde yüksek değeri olan gayrimenkuller bulunması, şirketin cirosu ve kazancının büyüklüğü, aynı zamanda kurulduğu tarihten bu yana hiç kar dağıtmamış olmasının hisse devrinden uzun zaman sonra dolaylı olarak öğrenmesi sonucu bu şüphelerin yoğunlaşmasına ve kendisinin bilgisizliğinden ve deneyimsizliğinden yararlanıldığı kanısına varmasına yol açtığını, müvekkilinin babasının ortak olduğu dönemde ve hisse devri gerçekleşene kadar şirketin hiç kar dağıtmadığını, açıklanan gerekçelerle ileri sürdükleri aşırı yararlanma hali TBK'nun 28.maddesinin göstermiş olduğu şartların gerçekleştiğini, davanın konusunun hisse devri olması nedeniyle bu hisselerin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi bakımından ticaret sicilinde davalı ...'e ait görünen devredilen miktar kadar hisse üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, ayrıca davalı...ve İhtiyaç Maddeleri San. ve Tic. A.Ş.'nin ... nolu bağımsız bölüm nolu taşınmaz ve ... A.Ş. Melikgazi Şubesi'nde bulunan banka hesaplarının üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, akabinde müvekkili ile ... arasında yapılan ve diğer davalı şirketin sözleşmenin tarafı olması ve ödemeyi gerçekleştirmesi nedeniyle müdahil olduğu hisse devir sözleşmesinde aşırı yararlanma nedeniyle TBK'nun 28/1.maddesi uyarınca davalıların devir esnasında elde ettiği kazanımın bedeli ile müvekkiline verilen bedel arasındaki oransızlığın giderilerek aşırı yararlanma konusu olan bedelin faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde: müvekkillerinden ... ... ... A.Ş.'ye karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı ...'ın hisse devir anlaşmasını diğer müvekkili ... ile yaptığını, davacının diğer müvekkili Mimarsinan Pazarı ... A.Ş.'ye hisselerini devretmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını dolayısıyla bu müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını, açılan davanın süresinde olmadığını, 1 yıllık hak düşürücü / zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, hisselerin satışının davacının hür irade beyanları ile gerçekleştiğini, bahsi geçen olayda aşırı yararlanmadan bahsedilebilmesi için hukuken aranan şartların oluşmadığını, bu nedenle davanın öncelikle usulden, esasa girilmesi halinde de mesnetsiz davanın esastan reddini talep etmiştir.
Mahkememizin 14/10/2020 tarih ... esas ...karar sayılı ilamı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 18/02/2021 tarih 2021/202 esas... karar sayılı kararı ile kaldırılmakla, dosya mahkememizin ... esas sırasına kaydı yapılmış, bu dosya üzerinden verilen karar yine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 15/05/2024 tarih ... esas ...karar sayılı ilamı ile kaldırılmış, dosyanın ... esas sırasına kaydı yapılmış ve yargılamasına bu esas üzerinden devam edilmiştir.
DELİLLER :
Davacı iddiaları, davalı tarafın savunmaları, tanık beyanları, Kayseri 1. İş Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, Kayseri 3. İş Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, tapu kayıtları, vergi dairesi kayıtları, SGK kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller celp edilmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, TBK 28. maddesine istinaden davaya konu hisse devrine ilişkin edimler arasındaki oransızlığın giderilmesi talebi ile açılmış alacak davasıdır.
Uyuşmazlık, hisse devir sözleşmesinin müzayaka halinde yapılıp yapılmadığı, gabinin koşullarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Hisse devir tarihinde yürürlükte olan TBK.28.maddesi uyarınca gabinden söz edebilmek için objektif ve subjektif unsurların gerçekleşmiş olması gerekir. Aşırı yararlanma (gabin) yönünden objektif unsuru bir başka deyimle edimler arasındaki açık orantısızlığın varlığı, aşırı yararlanmanın subjektif unsuru yönünden ise; hisse devri (satışı) sözleşmelerinin davacı tarafından tecrübesizce ve düşüncesizce akdedildiği ve bu durumdan davalıların bilerek faydalandıkları davacı tarafça kanıtlanmalıdır. Eğer gabin hali varsa gabine maruz kalan taraf sözleşmeden vazgeçerek edimin geri verilmesini isteyebilir. Ayrıca davacının sözleşmeyle bağlı kalarak zararını istemesine engel bir hukuki düzenleme yoktur. Olayımızda davacı edimler arasındaki farkın tahsilini talep etmiştir. Davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekmektedir.
Mahkememiz tarafından verilen önceki karar Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesinin 2021/202E. 2021/310K.sayılı ilamı ile "dava, aşırı yararlanma (gabin) iddiasına dayalı olarak açılmıştır. Sürenin satış bedelini pek düşük olduğunu öğrendiği an başlayacağının kabulü gerekmiş, dava tarihi ile öğrenme tarihi arasında bir yılı aşan bir sürenin geçip geçmediğinin araştırılması gerekmiş ve fakat ilk derece mahkemesi tarafından bu yönde taraf delilleri toplanmadan, yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme sonucunda hüküm tesis edildiği sonuç ve kanaatine varılmıştır."gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararından sonra tarafların bildirdikleri tanıklar dinlenmiş, davacının şirket ortaklığından ayrıldığı şekilde ve şartlarda ortaklıktan ayrılan ... ve Çerkez Yapar'ın devir evrakları ve davacının sgk hizmet cetveli dosya arasına getirtilmiştir.
SGK kayıtlarına göre davacı için 30.04.2008 tarihinde ve 01.04.2014 tarihinde davalı şirkette çalışmaya başlaması nedeniyle işe giriş bildirgesi verildiği, hizmet cetveline göre 30.06.2016 tarihine kadar çalıştığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin ... Esas,...Karar sayılı ve 08/06/2022 tarihli kararı ile "şirket bünyesinde uzun yıllar çalışmış şirketin iç işleyişini bilen ve davacıyı ve babasını uzun yıllardır tanıyan tanıkların beyanlarından davacının babasının ölmesinden sonra şirket ortaklarından ayrılmayı düşünen ortaklara yapılacak ödeme, şirket hisselerinin nasıl değerlendirileceği ve her bir hissenin bedelinin ne olacağı hususlarında toplantılar yapıldığı, bu toplantılara davacının ve kardeşlerinin de katıldığı bu toplantılardan sonra her bir hisse sahibinin kendi çalışmasını yaparak bir sonraki toplantıya katıldığı ve neticeten yapılan son toplantıda hisse bedellerinin ve ödeme koşullarının belirlendiği, davacı ve kardeşlerinin belirlenen bedel üzerinden ve ödeme şartları dahilinde hisseleri devretmeyi kabul ettikleri, yine bu dönemde belirlenen hisse değeri ve ödeme şartlarında aynı şekilde diğer ortaklar ... ve ...r'ın da hisselerini satarak ortaklıktan ayrıldığı, davacının hisse devirlerini 18.07.2017 ve 02.08.2017 tarihlerinde yaparak ortaklıktan ayrıldığı, SGK kayıtlarına göre davacının şirkette bizzat çalıştığı, bu sebeple şirket malvarlığı ve ekonomik değeri hakkında bilgi sahibi olduğu, kaldı ki hisse değerlendirme toplantılarının uzun bir süre yapıldığı, gerekli araştırma yapılması için yeterince vakit olduğu, davacının yapmış olduğu hisse devir sözleşmelerinin mahiyeti dikkate alındığında herhangi bir araştırma, soruşturma ve değerlendirme yapılmadan imzalanacak sözleşmeler olmadığı hisse devirlerinin ve sözleşmelerinin 18.07.2017 ve 02.08.2017 tarihlerinde yapılması eldeki davanın ise 04.11.2019 tarihinde açılması dikkate alındığında 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmıştır." gerekçeleri ile davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. HD 2024/1000 Esas, 2024/1125 Karar sayılı kararı ile "Somut olayda davacı 02.08.2017 tarihli sözleşmede şirket hisselerinin gerçek değerinin oldukça altında satın alındığını, taraf edimleri arasında aşırı nispetsizlik bulunduğunu ileri sürmüş olup, edimler arasında aşırı nispetsizlik bulunan sözleşmelerin ahlaka aykırı olduğu, kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi bu durumun ise TBK'nın 28/2. Maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği de gözetilmek suretiyle (bkz. Yargıtay 11. HD'nin 04.07.2017 tarih ve 2016/2200-2017/4078 sayılı ilamı ve 23.06.2021 tarihli ve 2021/565 Esas- 2021/5340 Karar sayılı emsal nitelikteki ilamları da bu yöndedir) mahkemece dava konusu olayda gabinin subjektif ve objektif unsurlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek, neticesine göre bir karar verilmesi gerekir. Ne var ki ilk derece mahkemesince, gabinin, 1 yıllık süre içinde ileri sürülüp sürülmediği araştırılmıştır. Gabinin subjektif unsuru olan zor durumda bulunma unsuru tanıklar dinlenerek, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık hali ise araştırılmamış olup eksik inceleme ile karar verilmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılacak iş, gabinin objektif unsuru olan edimler arasındaki aşırı oransızlık halinin tespitini sağlamak amacıyla taraflar arasında imzalanan devir sözleşmesiyle davacı tarafa verilen hisse satış değeri ile davacının davalı şirketteki hisselerinin devir tarihi itibarıyla değeri usul ve yöntemine uygun olarak konusunda uzman bilirkişi veya gerektiğini bilirkişi heyeti raporuyla belirlenerek sonucuna uygun bir karar vermekten ibarettir." gerekçesi ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstinaf mahkemesinin kaldırma kararı sonrası davacının devrettiği payın değerinin tespiti amacıyla mahkememizce 21/10/2024 tarihli bilirkişi raporu alınmış, alınan bu raporda devredilen payın öz kaynak değeri 807.754,77-TL olarak hesaplanmıştır. Ne varkı şirket adına kayıtlı birçok taşınmaz ve araç bulunduğu, yine şirketteki makine ve teçhizatların incelenememesi nedeniyle payın rayiç değeri hesaplanamadığından alınan rapor yeterli olmamıştır. Bu nedenle mahkememizin 11/12/2024 tarihli celsesinde inşaat mühendisi, gayrimenkul değerleme uzmanı, ziraat mühendisi, makine mühendisi, işletme bilirkişisi ve mali müşavir bilirkişiden oluşturulacak heyetten yeniden rapor alınması gerekmiştir. Şirket adına kayıtlı taşınmaz sayısının çokluğu, makine teçhizat ve araç değerlemesi için harcanacak emek, bilirkişilere yerine inceleme yetkisi verilmiş olması nedeniyle kat etmeleri gereken mesafeler için harcayacakları giderler de dikkate alınarak bilirkişilere tarifeye göre bir miktar yüksek ücrte takdir edilmiştir. Hesap edilen tutarı yatırması için davacı vekiline 1 aylık süre verilmiştir. Masrafın yatırılmaması nedeniyle bu kez 30/04/2025 tarihli celsede kesin süre verilmiş, ancak takdir edilen ücret yatırılmamıştır.
Bu sırada davacı taraf, 13/01/2025 tarihinde adli yardım talebinde bulunmuş, mahkememizce adına kayıtlı birden fazla taşınmaz bulunması, SGK kayıtlarına göre aktif çalışan olması nedenleriyle mahkememizin 14/01/2025 tarihli ara kararı ile adli yardım talebinin reddine karar verilmiştir. Davacının bu ara karar itirazı üzerine Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş, ...D.İş Karar sayılı ve 28/01/2025 tarihli kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
HMK’nın 324. maddesinde; taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda olduğu, delil avansının yatırılmaması halinde, tarafın o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacağı düzenlenmiş olup, bu durumda mahkemenin davayı dosyada mevcut delil durumuna göre değerlendirerek karar vermesi gerekmektedir. Diğer deliller ile dava kanıtlanamıyorsa, davanın esastan reddi gerekir.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken, bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlenmesi için hakime bırakmıştır.
Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur.
Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikle getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır.
Bu itibarla geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. İstenen giderin nereye ve hangi süre içerisinde yatırılması gerektiği açıkça yazılmalıdır. . Verilen kesin süre içerisinde giderin yatırılmaması durumunda bunun hüküm ve sonuçları açıkça ve tek tek ara kararda yazılmalıdır. Verilen kesin süre içerisinde giderin yatırılmaması durumunda bunun hüküm ve sonuçlarının açıkça ve tek tek davacıya (ya da vekiline) anlatıldığı da ara kararda yer almalıdır. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uymamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir.
Somut olayda gabinin objektif unsuru olan edimler arasındaki aşırı dengesizliğin var olup olmadığının tespiti için payın devir tarihindeki rayiç değerinin bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerektiği hususunda şüphe yoktur. Bu nedenle davacı tarafa müteakip celselerde kesin olmayan ve kesin süreler verilmiş, davacı tarafça takdir edilen delil avansları yatırılmamıştır. Usul ekonomisi ve davalı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hak da dikkate alınarak davacının ispatlanamayan davasının reddine dair aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL ilam harcından, tahsil edilen 170,78-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 444,62-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafın yaptığı 306,90-TL posta ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ne verilmesine,
6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalılara ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2025
Katip ...
Hakim ...