T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO :...
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI : ... - ... - ...
VEKİLİ : Av. ... ...
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile davalı tarafından müvekkili aleyhinde 75.000,00-TL bedelli kambiyo vasfı bulunmayan çekin tahsili amacıyla haksız olarak ilamsız takip yolu ile takip başlatıldığını, takibe karşı müvekkilinin borcu olmamasından dolayı takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, takibe konu çek yönünden müvekkilinin borcunun bulunmadığını, takibe konu 14.09.2021 tarihli ... seri numaralı 75.000,00-TL bedelli kambiyo vasfı bulunmayan çek barter sözleşmesine göre ...'in iade etmesi gereken çek listesindeki çeklerden birisi olduğunu, davalı tarafın barter sözleşmesindeki üzerine düşen edimi yerine getirmeyerek takibe konu çeki müvekkiline iade etmediğini, dolayısıyla davalı tarafın, 1.200.000-TL barter çeki almış olmasına rağmen iade etmesi gereken çekleri iade etmediğini ve üstüne bir de icra takibine konu ettiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, takip konusu çekin kambiyo vasfını yitirdiğini, buna ilişkin ispat yükünün alacaklıda olduğunu, davanın kabulü ile davacı ...'ın T.C ... Bankası A.Ş.'ye ait, 14.09.2021 tarihli, ... seri numaralı 75.000,00-TL bedelli kambiyo vasfı bulunmayan çek nedeniyle ve Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyalı dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin iptaline, T.C ... Bankası A.Ş.'ye ait, 14.09.2021 tarihli, ... seri numaralı 75.000,00-TL bedelli kambiyo vasfı bulunmayan çekin istirdadına, kötü niyetli davalının takip konusu alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davacı tarafın menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, ortada kesinleşmiş bir takip bulunmadığını, davacı tarafın icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, menfi tespit davasının şartlarının oluşmadığını, davacı taraf ile müvekkili arasındaki ticari ilişkiyi anlayabilmek ve davacı tarafın ne tür bir kötü niyetle huzurdaki davayı ikame ettiğinin anlaşılabilmesi için Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesinin... esas sayılı dosyasının celbinin gerektiğini, davacı, davacının kardeşi ve kuzenleri, amcası, çalışanları ve kurulan paravan şirketler ile davacının ne tür hileli yollara başvurduğu, onlarca kişiyi davacı ve akrabalarının zarara uğrattığının görüleceğini, davaya konu çek de dahil olmak üzere müvekkilinin davacı ve yakın akrabaları ile bu kişilerin kurmuş olduğu paravan şirketlerden toplamda 19 adet çekten müvekkilimizin 3.500.000,00-TL civarında alacağı bulunduğunu, üstelik bu alacağa 2021 yılından bu yana işleyen faizlerin dahil olmadığını, davacı ...'ın istirdatını istemiş olduğu T.C ... Bankası A.Ş.'ye ait, 14.09.2021 tarihli, ... seri numaralı 75.000-TL bedelli çek ile birlikte ayrıca 18 adet çek üzerinde ve müvekkilinin keşidecisi olduğu 4 adet çek üzerinde davacı ve akrabalarının resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediklerine dair yapılan suç duyurusuna istinaden açılan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasının halen derdest olduğunu, soruşturma dosyası içeriğinde 05/09/2024 tarihli uzmanlık raporuna göre davacı da dahil olmak üzere yakın akrabalarının dava konusu çekte dahil olmak üzere 19 adet çek üzerindeki yazı ve imzaların bu kişiler tarafından atılıp atılmadığı hususunun tespit edilemediğini, dava konusu çek aslının da halen derdest olan mezkur soruşturma dosyası içerisinde bulunduğunu, 10/12/2021 tarihli ... Devir Sözleşmesi incelendiğinde mezkur sözleşmenin müvekkili ...'in, dava dışı ... adlı kişi ile yapmış olduğu bir sözleşme olduğunu, açıklanan nedenlerle açılan davanın öncelikle usulden reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
... Devri Sözleşmesi örneği, Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... soruşturma sayılı dosyasının uyap kayıtları, Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında: alacaklının ..., borçlunun ... Kimya ... Ltd. Şti. ile ... olduğu, 115.262,67-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı görülmüştür.
Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... esas ...karar sayılı dosyasında: "1-)Sanıklar ... hakkında 1. Olayda katılan ... 'e karşı "Nitelikli Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik" suçlarını, Sanıklar ... hakkında 2. Olayda mağdur ... 'a karşı "Nitelikli Dolandırıcılık" suçunu, sanıklar ... hakkında 3. Olayda mağdur ... 'a karşı "Nitelikli Dolandırıcılık" suçunu, sanıklar... hakkında 4. olayda mağdur ... 'ye karşı "Nitelikli Dolandırıcılık" suçunu, sanıklar ... hakkında 5. Olayda mağdur ... 'a karşı "Nitelikli Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik" suçlarını, sanıklar ... hakkında 6. Olayda katılan ...'e karşı "Nitelikli Dolandırıcılık" suçunu, sanıklar ... hakkında 7. Olayda mağdur ... 'a karşı "Nitelikli Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik" suçlarını, Sanıklar ... hakkında 8. olayda mağdur ... İnş. Taah. Emlak San ve Tic. Ltd. Şti'ye yönelik karşı "Nitelikli Dolandırıcılık" suçunu, sanıklar ... hakkında 9. Olayda "Resmi Belgede Sahtecilik" suçunu, sanıklar ... hakkında "Nitelikli Dolandırıcılık" ve sanıkları... hakkında 10. Olayda mağdur ... 'a karşı "Resmi Belgede Sahtecilik" suçlarını işledikleri iddiasıyla cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de; toplanan deliller neticesinde söz konusu suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından, yüklenen fiilin kanunda SUÇ OLARAK TANIMLANMAMIŞ OLMASI nedeniyle 5271 Sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince sanıkların üzerlerine atılı suçlardan AYRI AYRI BERAATLERİNE," şeklinde karar verildiği ve davacı ... yönünden hükmün 29/03/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit ve kötü niyet tazminatı talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar vardır.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir ifadeyle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, Ankara, 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.
Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def’î olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür.
Bir teminat senedinden söz edilebilmesi için ya senedi düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile senedi vermiş olması gerekir.
Hemen belirtilmelidir ki, kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir. Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu def’î mutlak def'î niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.
Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, kambiyo senetleri kural olarak mevcut bir borç için düzenlendiklerinden, teminat maksadıyla düzenlenmeleri istisnaidir ve bu durumun da soyutlukla yakından ilişkisi bulunmaktadır. Nitekim senet metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılması hâlinde senedin soyutluğu ortadan kalkmakta ve devir kabiliyeti sınırlanmakta, bu ibarenin yazılmaması hâlinde ise keşidecinin teminat iddiasının ispatlanması, lehtarla sınırlı olmak üzere, yazılı delile ihtiyaç göstermektedir.
Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir. (Bakınız Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/11-698 E., 2022/1545 K. Sayılı ilamı )
Teminat senetleri (teminat bonosu, teminat poliçesi, teminat çeki), tarafların temel borç ilişkisi kapsamında edimin ifasını güvence altına alması amacıyla düzenlenen senetlerdir. Edim ifa edilmediği taktirde teminat senedi vasıtasıyla, lehtar tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılabilecek veya senet ciro ve zilyetliğin devri yoluyla tedavül edilme imkânı bulabilecektir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasına dayanak olan T.C ... Bankası A.Ş'nin 14/09/2021 tarihli, ... seri numaralı, 75.000,00-TL bedelli çekini ve bu çek ile birlikte 18 adet çeki, davacının kardeşi... ile davalı arasında yapılan 10/12/2021 tarihli ... devri sözleşmesi gereğince ...'a iade etmeyi taahhüt ettiğini, ancak buna rağmen iade etmeyerek icraya koyduğunu, çekin kambiyo vasfı bulunmadığından ispat yükünün davalıya düştüğünü, bu nedenle anılan çek ve takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı ise davacının taraf sıfatının bulunmadığını, bu nedenle dava açma ehliyeti olmadığını, dava açma yetkisinin davacının kardeşi ... 'a ait olduğunu, sunulan çek listesinin barter sözleşmesinin eki niteliğinde olmadığını, bu nedenlerle açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davanın kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davası olduğu, TTK 4/1-a maddesi uyarınca mutlak ticari davalardan olması nedeniyle davalı vekilinin görev itirazının reddi ile işin esastan incelenmesine geçilmiştir.
Dosyaya dava dilekçesi ekinde sunulan ve ... A.Ş tarafından 22/08/2024 tarihinde gönderilen 10/12/2021 tarihli ... devri sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin taraflarının davalı ... ve dava dışı ... olduğu, sözleşmenin ekinde yer alan protokolde yazılı 18 adet çeki ...'in dava dışı ... 'a sözleşme kapsamında iade etmeyi taahhüt ettiği, dava konusu edilen T.C ... Bankası A.Ş'nin 14/09/2021 tarihli, ... seri numaralı, 75.000,00-TL bedelli çekin de bu çeklerden birisi olduğu, ancak hukukumuzda geçerli olan sözleşmelerin nispiliği ilkesi uyarınca davalının bu sözleşmeden kaynaklı olarak sadece dava dışı ... 'a karşı sorumlu olduğu, davacının sözleşmede taraf olmaması, bir başka deyişle sözleşmenin davacıya bir hak bahşetmemesi nedeniyle davacının anılan sözleşmeden kaynaklı olarak dava açması mümkün değildir. Yine kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olması ilkesi gereğince uyuşmazlık konusu çekin keşidecisinin davacı olması, barter sözleşmesinin davacıya, davalıya karşı bir hak bahşetmemesi nedeniyle davacının eldeki davada hak ileri sürmesi mümkün değildir. Delil olarak dayanılan Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas, ...Karar sayılı kararında dava dışı ... yönünden davalı/katılan ...'e karşı isnat olunan suçtan beraat kararı verilmiştir. Temel ilişkiye yönelik şahsi defilerin bile bile borçlu zararına hareket etmeleri hali dışında cirantalara karşı ileri sürülmesi mümkün değildir.
HMK 200 ve 201. Maddeleri uyarınca senede karşı senetle ispat kuralı gereği davacının iddiaların yazılı delille ispatlanması gerektiği gibi yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir delilin de söz konusu olmadığı, bu nedenle eldeki davada tanık dinlenmesinin yasa gereği mümkün olmayacağı, davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış ise de davalının böyle bir iddiada yemine zorlanması halinde bedelsiz senedi icraya koyma suçu yönünden HMK 226/1-c uyarınca ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak olması nedeniyle yemin teklif edilemeyeceği, böylelikle davacının ispatlanamayan davasının reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL ilam harcının, tahsil edilen 1.968,40-TL peşin harçtan mahsubuna, artan 1.353,00-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. ...
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı