T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :...
KARAR NO :...
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... - ....
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
KARAR YAZIM TARİHİ :...
Mahkememize açılan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı davalı ...'nin ortağı olduğunu, davalı ...nin 05.08.2021 tarihinde ... tarafından Ticaret Sicil Gazetesine tescil edilerek ilan edildiğini, akabinde ...'in 24.01.2022 tescil tarihinde 4000 adet payını ...'e devrettiğini, ilerleyen aşamada 02.06.2022 tecil tarihinde ... 1.333 adet payını ...'a, 1.333 adet payını da ...'e devrettiğini, yine 11.07.2023 tescil tarihinde ...'in 134 adet payını müvekkili olan ...'e, ...'un 133 adet payını ...'e, ...'in 133 adet payını ...'e devrettiğini, son olarak 05.10.2023 tescil tarihinde ...'un 1.200 adet payını ve ...'in 1.200 adet payını ...'e devrettiğini, bu tarihte ..., ... ve müvekkili olan ...'in önceki görevlerinin sona ererek ...'in müdür olarak seçildiğini, neticeten davalı şirketin iki ortağının 400 pay ile müvekkili ... ve diğer ortak 3.600 pay ile ... olduğunu, müvekkilinin şirkete dahil olduğu tarih olan 11.07.2023 tarihinden bugüne değin devam eden sorunlar neticesinde artık söz konusu ortaklığın müvekkili açısından çekilmez bir hal aldığını, ortaklığın devamının müvekkili açısından artık hukuki ve fiili yararının bulunmadığını, ticaretin olmazsa olmazı olan güven ilişkisinin zarar gördüğünü, şirketin zarar ettiğini, şirketin ve müvekkilinin aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibi neticesinde müvekkilinin gayrimenkullerine ve hesaplarına haciz şerhi işlendiğini, şirketin bu durumunun müvekkilinin evlilik hayatına kadar sirayet ettiğinden bahisle öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile şirkete yönetim kayyumu atanmasına, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde mahkemece uygun görülecek tedbirlerin alınmasına, neticeten davanın kabulü ile müvekkilinin şirket ortaklığından çıkmasına, yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER :
Türkiye Noterler Birliği, İstanbul Anadolu 1. İcra Dairesi, Kayseri SGK İl Müdürlüğü, Kayseri Ticaret Sicili Müdürlüğü, İstanbul Anadolu 4. İcra Dairesi, Kayseri Ticaret Odası, Kocasinan Tapu Müdürlüğü, Melikgazi Tapu Müdürlüğü, Hacılar Tapu Müdürlüğü, İncesu Tapu Müdürlüğü, Talas Tapu Müdürlüğü, Erciyes Vergi Dairesi Müdürlüğü, Mimarsinan Vergi Dairesi Müdürlüğü, Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı ve Melikgazi İlçe Emniyet Müdürlüğünün cevabi yazıları celp edilmiş, deliller toplanmış, dosya kapsamında tanık beyanları alınmıştır.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, TTK'nun 638/2. maddesi uyarınca limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkmaya izin verilmesi istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. Zira uyuşmazlık ticari niteliktedir. Davalı şirketin ticaret sicillinde kayıtlı adres nazara alındığında mahkememizin eldeki davaya bakmakta yetkili olduğu da görülmektedir.
Taraflar arasında uyuşmazlık; davacının davalı şirketin ortaklığından çıkma isteminin haklı sebeplerinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, limited şirketlerde haklı nedenle ortaklıktan çıkma ya izin isteminin hukuksal niteliğini irdelemekte yarar vardır.
6102 sayılı TTK'nun 638. maddesinde; "(1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.
(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Limited şirketlerde ortağın şahsi haklarından biri de 6102 sayılı TTK'nun 638. maddesinde düzenlenen, ortağın ortaklıktan çıkma hakkıdır. Çıkma hakkı, ortağın özgür iradesi ile ortaklıktan çıkma istemini içerir. Çıkma hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılan ortağın, ortaklığa ait bütün hak ve mükellefiyetleri sona ererek şirketle arasındaki bütün ilişkisi kesilmiş olacaktır. Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel 6102 sayılı TTK'nun 638. maddesi gereğince ya esas sözleşmesel, ya da kanuni olabilir. Başka bir deyişle bu temel, ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir. 6102 sayılı TTK'nun 638/1. maddesi "şirket sözleşmesi ortaklara şirketten çıkma hakkı verilebileceği gibi bu hakkın kullanılması belirli şartlara da tabi tutulabilir" şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, limited şirket sözleşmesi ile ortaklara şirketten çıkma hakkının tanınması veya bu hakkın kullanılmasının belirli şartlara bağlanması mümkündür. Ayrıca bu hakkın kullanılması için sözleşme özgürlüğü kapsamı içinde bazı şartların varlığı da gerekli kılınabilir. Şirket sözleşmesi ile ortaklara tanınan çıkma hakkı, hukuki açıdan onlara tanınmış bozucu yenilik doğuran bir haktır. Ortak bu hakkını kullanıp çıkma iradesini ortaklığa ulaştırdığında çıkma gerçekleşir, ayrıca bu beyanın şirket tarafından kabulüne gerek yoktur. Limited şirkette ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyan bir diğer durum ise 6102 sayılı TTK'nun 638/2. maddesinde yer alan "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir." şeklindeki düzenlemedir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Böylece ortaklar, esas sözleşmede şirketten çıkma hususu düzenlenmiş olsun ya da olmasın şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir sebebin varlığı hâlinde her zaman bu hakkı kullanabileceklerdir. Limited şirket ortağı tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası ileriye etkili hüküm ifade eden bozucu yenilik doğuran bir dava olup, bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme kararıdır. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı şirketle ortak arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirir ve sonuçlarını dava tarihinden değil kararın kesinleştiği tarihte doğurur.
Bilindiği üzere limited şirketlerde, şirket ortaklığından çıkma için haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu Türk Ticaret Kanununda sayılmamıştır. Buna göre; haklı nedenler somut olayın özelliğine göre ortaya konulup değerlendirilmek durumundadır. TTK'nda limited şirkette haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplere de örnek madde metninde yer verilmemiştir. Ancak anonim şirkete ilişkin TTK'nun 531. maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldiği ifade edilmiştir.
Limited şirketler için yasada haklı nedenler açıkça belirtilmemiş ise de, taraflar arasındaki anlaşmazlıkların niteliği, şirket ortağının ortak sıfatının devamında yarar kalmaması,
ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesi olanağının bulunmadığı durumların varlığı halinde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir. Ancak, haklı nedenlerle çıkma davası açılabilmesi için, davacı ortağın/ortakların, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında kendilerinin eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla çıkmaya dayanak gösterilen haklı nedenlerin kendisinden kaynaklanmayan nedenler olduğunun kanıtlanması gerekir. Hiç kimse kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendi lehine sonuç çıkaramaz ilkesi de bunu gerektirmektedir (Yargıtay 11. H.D.'nin11/06/2014 tarihli, 2014/6309 Esas ve 2014/11166 Karar sayılı kararı).
Doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır.
Hakim her somut olayda haklı sebep bunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. ...’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur.
Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerde haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteği ve ortaya çıkardığı soncular gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa bakıldığında davaıl ...'nin... Melikgazi/Kayseri adresinde faaliyet gösterdiği, en son 04/10/2023 tarihli hisse devri ile oluşan son duruma göre davacının 400 paya, dava dışı diğer ortak ...'in 3.600 paya sahip olduğu, 100.000,00-TL sermayeli şirkette davacının 10.000,00-TL hisse sahibi olduğu anlaşılmıştır.
Mimarsinan Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 14/08/2024 tarihli cevabi yazı ve eklerinden davalı şirketin 05/08/2021 tarihinde faaliyetine başladığı ve vergi mükellefi olduğu, 12/10/2022 tarihinde Erciyes Vergi Dairesi'ne nakil olarak gittiği, vergi borcunun bulunmadığı, yine celp edilen kurumlar vergisi beyanname örneklerinden davalı şirketin en son 05/05/2022 tarihinde düzenlenen kurumlar vergisi beyannamesinde ticari faaliyet nedeniyle 4.793,38-TL kazanç bildiriminde bulunduğu görülmüştür.
Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı Kayseri İl Müdürlüğü'nün 27/08/2024 tarihli cevabi yazı ve eklerinin incelenmesinde davalı şirket adına kayıtlı iş yerinin yazı tarihi itibariyle 125.096,68-TL borcu bulunduğu, 03/2024'ten sonra sigorta bildiriminin bulunmadığı bildirilmiştir.
Mahkememizce ilgili kurumlardan yapılan araştırmalarda davacı şirket adına kayıtlı taşınmaz ve araç bulunmadığı, vergi borcunun bulunmadığı, SGK'ya borcunun bulunduğu, ticaret odası kaydının bulunduğu, yapılan kolluk araştırmasına göre şirketin adresinde dava dışı ... Kozmetik Satış Dağıtım Ticaret A.Ş ve ... Market isimli iş yerlerinin faaliyet gösterdiği, davalı şirketin bu adreste faaliyet göstermediği, ticaret odasında ise kaydının devam ettiği anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacının diğer şirket ortağına oranla şirkette çok küçük bir paya sahip olduğu, dinlenen tanık beyanlarına göre dava dışı ortağın davacı ile her hangi bir irtibatının kalmadığı, davacıya şirketle ilgili her hangi bir bilgi vermediği, görüşmek üzere defalarca şirket adresine gittiği ancak şirketin faaliyet dışı olduğu ve karşısında muhattap bulamadığı, şirket defterlerinin ve muhasebecisinin dahi nerede olduğu hususunda bilgilendirilmediği, gelinen aşamada davacının şirketteki ortaklığının sadece kağıt üzerinde olup diğer şirket ortağı ile birlikte ticari faaliyet yürütmeleri gibi bir durumun söz konusu olmadığı, şirketin her ne kadar SGK borcu bulunsa da bu durumun tek başına davacının şirketten çıkmasına izin verilmemesi nedeni olmadığı, nitekim davacının ortaklığının yalnızca %10 oranında olduğu, 6102 sayılı TTK'nun 636/3. maddesinde yazılı "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemede şirketin feshini isteyebilir. ..." mevcut olduğu, bu nedenle davacının şirket ortaklığından çıkmaya izin talep edebileceği görüş ve kanaatine varılmıştır.
Burada değerlendirilmesi gereken bir diğer konu şirket ortaklığından çıkma isteminde bulunduğu halde çıkma payı istemeyen şirket ortağının şirketteki payının (hissesinin) ne olacağı durumudur.
Uygulamada zaman zaman çıkma istemi kabul edilen ortağın payının kime intikal edeceği hususunda Ticaret Sicili Müdürlükleri tarafından payların kime devredileceği hususunda bir açıklık olmadığından kesinleşmiş mahkeme kararını ticaret siciline tescil etmediği, davalı şirketi tescile davet ettiği davalı şirketin kaçınma sebeplerini bildirdiği görülmektedir. Çıkma kararında ayrılan ortağın paylarının ne olacağı belli olmadığından tescil yapılmamış ise de şirketin ayrılan ortağın paylarını devretme veya esas sermayenin azaltılması yoluna da gitmesi mümkündür. Koşulları var ise ticaret sicili kesinleşen mahkeme kararına göre işlem yapmakla yükümlü olup çıkan ortağın paylarının şirketçe iktisap edilip edilmeyeceği veya şirket tarafından üçüncü şahıslara veya diğer şirket ortaklarınca devralınıp alınmayacağı hususları şirket genel kurulunun yetkisindedir. Davacı ortağın ortaklıktan ayrılma davası sırasında talep etmediği ayrılma payı için sonradan dava açarak talepte bulunması da mümkündür.
Yargılama sonunda toplanan tüm deliller karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KABULÜ ile,
1-Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 55710 sicil numarasında kayıtlı davalı ...'nin ortağı olan davacı ... (TCKN:...)'in davalı şirketin ortaklığından çıkmasına izin verilmesine,
2-Kararın kesinleşmesi halinde bir suretinin bilgi için Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL ilam harcından, tahsil edilen 427,60-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 187,80-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafın yaptığı 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç, 704,50-TL tedbir talebi harcı, 1.253,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 2.812,70-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı