T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas -...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av....
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ :...
KARAR YAZIM TARİHİ :...
Mahkememize açılan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı ... plakalı araç ile müvekkiline ait... plakalı araç arasında 28/06/2024 tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazasında davalı sigorta şirketi güvencesindeki aracın kazada tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin aracında meydana gelen hem gerçek hasardan hem değer kaybından davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmesinden sonuç alamadıklarından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10,00-TL hasar fark tazminatı ve 10,00-TL değer kaybı bedelinden oluşan toplam 20,00-TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden (28/06/2024) itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsiline, sigorta şirketinin rizikonun gerçekleştiği tarihteki poliçe limitleri ile sorumlu tutulmasına, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: dava konusu taleplerin belirsiz alacak olarak ileri sürülemeyeceğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen 28.06.2024 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde 19/04/2024 - 19/04/2025 tarihleri arasında geçerli olmak üzere sigortalı olduğunu ve poliçede araç başı teminat limitinin 200.000,00-TL olarak belirlendiğini, davacı tarafa yapılan ödeme ile müvekkili şirketin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkili şirket tarafından davacı tarafa 25/07/2024 tarihinde 39.500,00-TL maddi hasar ödemesi yapıldığını, davacı tarafın bakiye alacağının kalmadığını, mahkeme aksi kanaatte ise yapılan ödemenin hükmedilecek tazminattan mahsubunun gerektiğini, meydana gelen kazada öncelikle kusur durumunun tespitinin gerektiğini, aracın ağır hasar halinin olup olmadığının tespitinin gerektiğini, aracın öncesinde ağır hasar kaydının bulunması halinde değer kaybı talebinin reddinin gerekeceğini, müvekkili sigorta şirketinin kdv'den sorumlu tutulamayacağını, müvekkili sigorta şirketinin temerrüte düşürülmediğini, bu nedenle faizin hatalı talep edildiğini, neticeten davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Kaza tespit tutanağı, ZMMS poliçesi, kaza fotoğrafları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin cevabi yazısı ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, trafikçi bilirkişiden ayrıntılı rapor alınmıştır.
Dosyaya mübrez 22/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda: ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'nın sevk ve idaresindeki araç ile günün gece vakti, görüşün açık olduğu yol üzerinde seyri esnasında, yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini müteyakkız sürdürmesi, aracının hızını mahal şartlarına uydurması ve karşılaşmış olduğu kavşağın kendi seyir istikametine göre "DUR" trafik tanzim levhası bulunmasından dolayı kavşağın diğer kolunda ana yol üzerinde seyir halinde olan araçları beklemesi gerekirken beklemediği ve dava konusu araca çarpması ile sebebiyet verdiği olayda KTK'nın 47/c, 52/a, 57/a ve 84/h maddesindeki kuralları ihlal etmesi sebebi ile asli ve tam kusurlu olduğu, ...plakalı sayılı araç sürücüsü...'nın ise gerçekleşen kazanın oluşu üzerinde bir etkisinin olmaması nedeniyle kusurunun olmadığı, dava konusu hasar nedeniyle... plakalı sayılı araçta oluşan hasarın sol yan kısımlarında meydana geldiği ve onarım tercihine göre 47.400,00-TL (kdv dahil- iskontosuz) hasar bedelinin araç piyasa rayiç bedeli (200.000,00-TL) ile kıyaslandığında pert işlemi gerekmediği onarım yapılmasının uygun olduğu, dosyada mevcut, dava konusu kaza anına ait ve aşağıda görselleri sunulan kaza anı ve hasarlı bölgelere ait resimler detaylıca incelendiğinde, ... plakalı sayılı aracın geçmiş hasarlarından dolayı sol yan kapıların her ikisinden de onarım gördüğü, resimlerde daire içine alınan macun tabakasından net olarak anlaşıldığı, bu nedenle dava konusu hasar sonrası orijinalliği daha önce yitirilmiş parçaların onarımlarında orijinal malzeme kullanımı aranamayacağı, ... plakalı sayılı 2016 model araçta dava konusu kaza nedeniyle oluşan hasar miktarının 47.400,00-TL (kdv dahil- iskontosuz) olduğu, davacı yana ait Kasko Sigortacısı ... Sigorta tarafından 39.500,00-TL hasar bedelinin karşılandığı, bakiye hasar bedelinin 7.900,00-TL (kdv dahil-iskontosuz) olduğu, dava konusu hasar sonrası orijinalliği daha önce yitirilmiş parçalarda yapılan onarımların araç rayiç değerini değiştirmediği, bu nedenle dava konusu... plaka sayılı araçta meydana gelen trafik kazası sonrası değer kaybı bedeli oluşmayacağı görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
Davacı vekili 07/11/2025 tarihli talep artırım dilekçesinde: 10,00-TL değer kaybı ile 7.900,00-TL hasar farkı tazminatının haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybı zararının tazmini talebine ilişkindir.
Sigorta şirketine yapılan başvuruya ilişkin belgeler, kaza tespit tutanağı, zmms poliçesi, hasar dosyası örneği, kazaya karışan araçların trafik kayıtları, sigorta bilgi ve gözetim merkezi kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişiden ayrıntılı rapor alınmıştır.
Davacı, 28/06/2024 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS sigortalı olup sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacıya ait olup sürücü... sevk ve idaresindeki... plakalı araç arasında çift taraflı trafik kazası meydana geldiği,
aracında hasar ve değer kaybı zararı oluştuğunu belirterek 10,00-TL hasar, 10,00 TL değer kaybı zararının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine talep etmiştir.
Sigorta poliçesi ve araç sahiplik sorgulama sonuçlarının incelenmesinde ... plakalı aracın ZMSS'in davalı sigorta şirketi bünyesinde sigortalandığı, malikinin dava dışı Samet Kayacı olduğu anlaşılmıştır.
KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde;
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir."
Somut uyuşmazlıkta, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ZMSS poliçesi sigortalı olduğundan davacının davalı sigorta şirketine başvurusu üzerine davacıya 25/07/224 tarihinde kısmi ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Belirsiz alacak davası açılıp açılamayacağı yönünden yapılan değerlendirmesinde;
Dava dosyası trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz.
Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır.
Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir. (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320).
Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nun 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için;
a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması,
b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir.
Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur. (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320).
Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321).
Kısmî dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmî dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmî dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C. II, 15. Baskı, İstanbul 2017, s. 1000).35. Aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/9-660 Esas, 2022/1574 Karar; 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 Esas, 2021/971 Karar; 02.03.2016 tarihli ve 2014/15-439 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Eldeki davada davacı dava dilekçesinde değer kaybı talibini belirsiz alacak davası olarak açtığını bildirmektedir.
Somut olayda da; davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir. Davalı sigorta şirketinin davaya cevap dilekçesinden de anlaşılmaktadır ki; davacının alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı vardır ve belirsiz alacak davası şeklinde dava açması hukuken mümkündür.
-Kusur ön soruna ilişkin değerlendirmede,
Mahkememiz olayla ilgili kural ihlallerinin tespiti noktasında, hasar ve değer kaybı konusunda rapor almıştır.
28/06/2024 tarihinde saat 23:30 sıralarında sürücü...'ın, sevk ve idaresindeki... plakalı ile Kayseri ili, Melikgazi ilçesi, Eğribucak Caddesi üzerinde seyrederken tali yol kavşağını geçişi esnasında kavşak kollarında "DUR" levhası ile tali yol olarak belirlenen sokak üzerinden çıkıp caddeye katılış yapmak için kavşağa kontrolsüz bir şekilde giriş yapan ve şerit değiştirmeye çalışan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca yan kısımlarına çarpması şeklinde çift taraflı trafik kazası meydana gelmiştir.
Düzenlenen 22/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'nın sevk ve idaresindeki araç ile günün gece vakti, görüşün açık olduğu yol üzerinde seyri esnasında yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini müteyakkız bir şekilde sürdürmesi, aracın hızını mahal şartlarına uydurması ve karşılaşmış olduğu kavşağın kendi seyir istikametine göre "DUR" trafik tanzim levhası bulunmasından dolayı kavşağın diğer kolunda ana yol üzerinde seyir halinde olan araçları beklemesi gerekirken beklemediği ve dava konusu araca çarpması nedeniyle meydana gelen kazada Karayolları Trafik Kanunu 47/c, 52/a, 57/a ve 84/h maddeleri uyarınca asli kusurlu sayılan trafik kurallarını ihlal etmiş olup (%100 oranında kusurlu) davacıya ait araç sürücüsü...'nın atfı kabil bir kural ihlali bulunmadığı kanaati bildirilmiştir. Düzenlenen bu rapor kaza tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamı ile uyumlu olduğundan mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır.
-Hasar bedeline dair değerlendirmede;
"....Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, kusur raporunun oluşa uygun olmasına, hesap raporunun denetlenebilir olmasına, davalının KDV'den sorumlu olmasına, iskonto uygulanmasının gerekmemesine, ekspertiz ücretinin hüküm altına alınmamış olmasına, yasal faize hükmedilmiş olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir...(Yargıtay 4. HD 2021/23228 Esas, 2023/1713 Karar)"
Dava konusu hasar nedeniyle... plakalı araçta oluşan hasarın sol yan kısımlarında meydana geldiği ve onarım tercihine göre iskonto uygulanmaksızın KDV dahil 47.400,00-TL hasar bedeli oluştuğu, araç piyasa rayiç değeri 200.000,00-TL ile kıyaslandığında pert işlemi uygulanmasına gerek olmadığı, davalı sigorta şirketince davacıya 39.500,00-TL ödeme yapıldığı, bakiye hasar bedeli zararının 7.900,00-TL olduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinden hasar bedeli talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
-Değer kaybına dair değerlendirmede;
Yargıtay Yerleşik uygulamalarına uygun olarak, değer kaybının kazalı aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı (aracın km'si, metal komponentlerin yoğunluğu, korozyon dozajı ve önceye ait hasarlar nedeni ile orjinalliğin yitirilip yitirilmediği), aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı), tramer kayıtlarına göre araçta meydana gelen hasarlar irdelenerek, emsal satışlar da araştırılmak suretiyle, aracın olay tarihindeki 2. el rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının bilirkişiler tarafından hesaplanması gerekir.
Dosya kapsamında alınan rapor Yargıtay uygulamalarına uygun olduğundan davacının aracının model yılına göre 30 yaşında olduğu, araç kullanılmışlık değeri yönünden kaza tarihinde yaklaşık 373.693 km kullanılmışlık düzeyine sahip olduğu, dosyadaki mevcut geçmiş trafik ve kasko sigortası hasar kayıtları incelendiğinde 4 adet geçmiş hasar kaydının olduğu, dava konusu hasar sonrası orijinalliğini daha önce yitirmiş parçalarda yapılan onarımların araç rayiç değerini değiştirmeyeceği, model yılı benzer kilometrede aynı tip araçlarda serbest piyasa rayicine göre fiyatının kaza öncesi ortalama güncel 200.000,00-TL olduğu, kullanılmışlık düzeyi benzer araç değişen/boyanan/işlem gören kısımlarına göre dava konusu araç içinde gerçekleşen kaza sonrası yapılan onarımların akabinde piyasa rayiç değerinin ortalama güncel 200.000,00-TL olduğu, dolayısıyla davacının aracında değer kaybı oluşmayacağı belirtildiğinden değer kaybı talebinin reddine karar verilmiştir.
-Sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede;
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür.
Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına almıştır. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. (Yargıtay 17. HD'nin 28/10/2013 tarih ve 2013/9624 Esas, 2013/14505 Karar).
Kaldı ki 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5/a maddesine göre değer kaybı maddi zararlar teminatı içerisinde yer almaktadır. Somut olayda davalı sigorta şirketi değer kaybından sorumludur.
Pek tabiki sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olacaktır. Somut olayda kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin ZMMS sorumluluk limiti 200.000,00-TL olup dava tarihinden önce ödenen 39.500,00-TL'lik hasar ödemesi ve işbu dava ile hükmedilen 7.900,00-TL toplamı 47.400,00-TL teminat limiti kapsamı içerisindedir.
- Faize ait değerlendirmede;
2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir.
Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır.
Anılan açıklamalar uyarınca davacının başvurusu üzerine 25/07/2024 tarihinde kısmi hasar ödemeleri yapıldığından bu tarihten itibaren faize hükmedilmiştir. Dava ve ıslah dilekçelerinde reeskont avans faizi talep edilmiş ise de sigortalı araç hususi araç olduğundan yasal faize hükmedilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ ile,
1-7.900,00-TL bakiye hasar bedeli tazminatının 25/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Değer kaybı talebinin reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL ilam harcından, tahsil edilen 427,60-TL peşin harç ve 135,08-TL ıslah harcının mahsubuna, bakiye 52,72-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 4,55-TL'lik kısmının davacıdan, 3.595,45-TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafın yaptığı 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç, 135,08-TL ıslah harcı, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti, 94,50-TL posta ücreti olmak üzere toplam 5.084,78-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 5.078,35-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 7.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 10,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda HMK'nun 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/12/2025
Katip ...
Hakim ...