T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:... Esas -...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ...
KARAR NO:...
HAKİM:...
KATİP:...
DAVACI : ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: ...
KARAR TARİHİ: ...
KARAR YAZIM TARİHİ: ...
Mahkememize açılan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 14/08/2024 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı araç ile davalı tarafından sigortalı ... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın müvekkilinin park halindeki aracına çarpılması şeklinde meydana geldiğini, meydana gelen kazada ... plakalı aracın %100 oranında kusurlu olduğunu, bu kaza neticesinde müvekkilinin aracında değer kaybı meydana geldiğinden bahisle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL değer kaybı alacağının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: müvekkili şirket nezdinde sigortalı ... plakalı araca yapılan sigorta poliçesinde teminat limitinin araç başına 200.000,00-TL olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zararı nispetinde olduğunu, davacı tarafın belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, KTK'nın 97. maddesinde düzenlenen sigorta şirketine başvuru dava şartının yerine getirilmediğini, davanın bu yönüyle usulden reddinin gerektiğini, kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması taleplerinin bulunduğunu, söz konusu kaza nedeniyle müvekkili tarafından davacı tarafa 54.874,59-TL maddi hasar ödemesi yapıldığını, neticeten usuli itirazları nazara alınarak davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Kaza tespit tutanağı, sigorta poliçesi, kazaya karışan araçların trafik kayıtları, sigorta bilgi ve gözetim merkezi kayıtları, emsal ücret araştırmasına ilişkin cevabi yazılar ve tüm deliller toplanmış, bilirkişi raporu alınmıştır.
Dosyaya mübrez 31/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda: ... plaka sayılı araç sürücüsü...'ın sevk ve idaresindeki araç ile günün gündüz vakti, görüşün açık olduğu yol üzerinde seyri esnasında, yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini müteyakkız sürdürmesi, aracının hızını mahal şartlarına uydurması gerekirken uydurmadığı ve dava konusu araca çarpması ile sebebiyet verdiği olayda asli ve tam kusurlu olduğu; ... plakalı sayılı araç sürücüsünün ise gerçekleşen kazanın oluşu üzerinde bir etkenliği olmadığından kusurunun olmadığı, dosyada mevcut bulunan ve yukarıda izah olunan internet ve piyasa araştırmaları sonucunda dava konusu ... plaka sayılı araçta dava konusu hasar sonrası oluşan değer kaybı bedelinin 100.000,00-TL olduğu, "bakiye değer kaybı" bedelinin 100.000,00-TL olduğu, dava konusu ... plaka sayılı araç için değer kaybı ödemesi yapılmadığı (sadece 54.874,59-TL hasar ödemesi yapıldığı), ZMMS kaza başına limitin 200.000,00-TL ve yeterli olduğu görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
Davacı vekili dosyaya sunduğu 19/09/2025 tarihli talep artırım dilekçesinde: 100,00-TL olan taleplerini alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 100.000,00-TL'ye çıkardıklarını, 100.000,00-TL değer kaybı zararının haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, meydana gelen trafik kazasında davacının aracında meydana gelen değer kaybının tazmini talebine ilişkindir.
Sigorta şirketine yapılan başvuruya ilişkin belgeler, kaza tespit tutanağı, zmms poliçesi, hasar dosyası örneği, kazaya karışan araçların trafik kayıtları, sigorta bilgi ve gözetim merkezi kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişiden ayrıntılı rapor alınmıştır.
Davacı dava dilekçesinde, 14/08/2024 günü, Kayseri ili, Kocasinan ilçesinde davacıya ait ... plakalı araç ile davalı tarafından sigortalı ... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazadan dolayı aracında değer kaybı zararı oluştuğunu belirterek 100,00 TL değer kaybı zararının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine talep etmiştir.
Sigorta poliçesi ve araç sahiplik sorgulama sonuçlarının incelenmesinde ... plakalı aracın ZMSS'in davalı sigorta şirketi bünyesinde sigortalandığı, malikinin dava dışı Osman Deliktaş olduğu anlaşılmıştır.
KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde;
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir."
Somut uyuşmazlıkta, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ZMSS poliçesi sigortalı olduğundan davacının davalı sigorta şirketine 01/10/2024 tarihinde mail yoluyla başvurduğu anlaşılmaktadır.
Belirsiz alacak davası açılıp açılamayacağı yönünden yapılan değerlendirmesinde;
Dava dosyası trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz.
Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır.
Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320).
Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nun 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için;
a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması,
b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir.
Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320).
Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321).
Kısmî dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmî dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmî dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C. II, 15. Baskı, İstanbul 2017, s. 1000).35. Aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/9-660 Esas, 2022/1574 Karar; 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 Esas, 2021/971 Karar; 02.03.2016 tarihli ve 2014/15-439 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Eldeki davada davacı dava dilekçesinde değer kaybı talibini belirsiz alacak davası olarak açtığını bildirmektedir.
Somut olayda da; davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir. Davalı sigorta şirketinin davaya cevap dilekçesinden de anlaşılmaktadır ki; davacının alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı vardır ve belirsiz alacak davası şeklinde dava açması hukuken mümkündür.
-Kusur ön soruna ilişkin değerlendirmede,
Mahkememiz olayla ilgili kural ihlallerinin tespiti noktasında ve değer kaybı konusunda rapor almıştır.
14/08/2024 günü saat 13:30 sıralarında Kayseri ili, Kocasinan ilçesi... sokak üzerinde park için ayrılmış alanda davacıya ait ... plakalı araç park alanı olarak ayrılan bölgede park halinde iken, davalı yan araç sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sol tarafında park halinde bulunan araca çarpması sonucu çift taraflı trafik kazası meydana gelmiştir.
Düzenlenen 31/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile gündüz vakti, görüşün açık olduğu yol üzerinde seyri esnasında yola gereken dikkat ve özeni vermemesi, seyrini müteyakkız bir şekilde sürdürmemesi, aracın hızını mahal şartlarına göre uydurmaması nedeniyle meydana gelen kazada Karayolları Trafik Kanunu 52/b ve 84/l maddeleri uyarınca asli kusurlu sayılan trafik kurallarını ihlal etmiş olup (%100 oranında kusurlu) davacıya ait araç sürücüsüne atfı kabil bir kural ihlali bulunmadığı kanaati bildirilmiştir. Düzenlenen bu rapor kaza tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamı ile uyumlu olduğundan mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır.
-Değer kaybına dair değerlendirmede;
Yargıtay Yerleşik uygulamalarına uygun olarak, değer kaybının kazalı aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı (aracın km'si, metal komponentlerin yoğunluğu, korozyon dozajı ve önceye ait hasarlar nedeni ile orjinalliğin yitirilip yitirilmediği), aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı), tramer kayıtlarına göre araçta meydana gelen hasarlar irdelenerek, emsal satışlar da araştırılmak suretiyle, aracın olay tarihindeki 2. el rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının bilirkişiler tarafından hesaplanması gerekir.
... Oto Galericiler Oto Alım Satım Yıkama ve Yağlamacılar Esnaf Odası'na yazılan müzekkereye verilen 04/12/2024 tarihli cevapta davacıya ait aracın hasarsız haldeki 2. El piyasa değerinin 1.850.000,00-TL ile 1.900.000,00-TL arasında olabileceği bildirilmiştir.
Dosya kapsamında alınan rapor Yargıtay uygulamalarına uygun olduğundan davacının aracının model yılına göre 1 yaşında olması ve geçmiş hasar kaydı olmamasına göre piyasa rayiçleri göz önünde bulundurulduğunda 100.0000,00-TL değer kaybı meydana geldiği yönündeki tespite mahkememizce de iştirak edilmiştir.
-Sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede;
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür.
Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına almıştır. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. (Yargıtay 17. HD'nin 28/10/2013 tarih ve 2013/9624 Esas, 2013/14505 Karar).
Kaldı ki 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5/a maddesine göre değer kaybı maddi zararlar teminatı içerisinde yer almaktadır. Somut olayda davalı sigorta şirketi değer kaybından sorumludur.
Pek tabiki sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olacaktır. Somut olayda kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin ZMMS sorumluluk limiti 200.000,00-TL olup dava tarihinden önce ödenen 54.874,59-TL hasar ödemesi ve hükmedilen 100.000,00-TL toplamı 154.874,59-TL teminat limiti kapsamı içerisindedir.
- Faize ait değerlendirmede;
2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir.
Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır.
Anılan açıklamalar uyarınca davacının davalı sigorta şirketine 01/10/2024 tarihinde yazılı başvuruda bulunduğu, her hangi bir değer kaybı ödemesi yapılmadığı, KTK 97 uyarınca 8 iş günü ileri gidildiğinde davalının 14/10/2024 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiş ve bu tarihten itibaren yasal faize hükmedilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KABULÜ ile,
1-100.000,00-TL değer kaybı tazminatının temerrüt tarihi olan 14/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 6.831,00-TL ilam harcından, tahsil edilen 427,60-TL peşin harç ve 1.706,05-TL tamamlama harcının mahsubuna, bakiye 4.697,35-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafın yaptığı 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç, 1.706,05-TL tamamlama harcı, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti, 370,50-TL posta ücreti olmak üzere toplam 6.931,75-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/11/2025
Katip ...
Hakim ...