T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ***
KARAR NO: ***
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ: Av. ... - [15413-14980-10016] UETS
DAVALI: 1- ... - ... ...
2- ... - ...
DAVA: Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ: ***
KARAR TARİHİ: ***
KARAR YAZIM TARİHİ: 19/02/2025
Mahkememize açılan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " müvekkili ile davalılar ile 30/05/2015 tarihinde talimat ve ücret sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmeye göre Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E., sayılı davasının, Ankara 6. İcra Müdürlüğünün ... E., sayılı dosyasındaki alacağının tahsili konusunda gerekli işlemlerinin yapılması ve açılmış ve açılacak davaların takibi , 2012/2013 ve 2014 yıllarına ait genel kurul iptali davaları açması ve ... A.Ş tarafından ... Ltd. Şti aleyhine açıldığı beyan olunan temliğin iptali davasının takibi ve ve ... A.Ş'De özel denetim yaptırılması için gerekli olan hukuki işlemlerin başlatılması ve yapılması konusunda KDV dahil toplam 40.000,00-TL'ye anlaşıldığı, 12.000,00-TL'nin peşin ödeneceğinin kararlaştırıldığı, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği, müvekkilinin haksız yere azledildiği, bu nedenle 28.000,00-TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini " talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı taraflar cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerini kabul etmemekle birlikte azil tarihi olan 29/05/2018 ile iş bu davanın açıldığı tarih olan 13/02/2024 tarihi arasından 5 yıllık süre olduğu bu nedenle öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, davacının üstlenmiş olduğu davalarda gerekli özeni göstermediği, kendisinden müvekkilinin bilgi istediğinde gerekli bilgilerin verilmediği, müvekkilinin mahkemelere başvurduğunda davaların davacı avukat tarafından takip edilmediğinden aleyhine sonuçlandığını öğrendiğini, müvekkilinin bu durumu davacıya sorduğunda " ben doğru hareket ettim ancak hakim yanlış karar vermiş yapacak birşey yok" demesi ve iletişimin kabalaşması üzerine 29/05/2018 tarihinde kendisini vekillikten azlettiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini " talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, vekalet ilişkisinden kaynaklanan vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Tüketici Mahkemesince, avukatın kamu görevi yaptığı, avukat ile yapılan sözleşmenin tüketici sözleşmesi olamayacağı ve genel mahkemelerin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
Bilindiği üzere; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) yürürlüğü ile Kanun'un kapsamı genişletilmiş, mülga 4077 sayılı TKHK döneminde "her türlü tüketici işlemi" olarak sınırları belirlenen Kanun kapsamı, yürürlükteki 6520 sayılı TKHK'un 2. maddesi ile " her türlü tüketici işlemi ve tüketiciye yönelik uygulamalar" olarak belirlenmiştir. Keza, Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3/1 maddesi ile,
ı)Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
k)Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
l)Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, ... ifade eder. Şeklindeki düzenlemesiyle de, "sağlayıcı" ve "tüketici işlemi" tanımlarını daha kapsamlı bir çerçeveye oturtmuş, uygulama alanını ve sınırlarını başka türlü yoruma yer vermeyecek açıklıkta genişletmiştir. Kanunu'nun 83. maddesi ile "(1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır. (2) Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez. " düzenlemesine yer verilmiştir.
Diğer taraftan; avukatlık sözleşmelerinin, Türk Borçlar Kanunu'nun ( TBK ) 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekalet sözleşmelerinden ayrı ve kendine özgü bir sözleşme türü olduğu, hüküm ve sonuçları itibariyle Avukatlık Kanununa tabi olduğu, hak ve sorumlulukların yine Avukatlık Kanununda düzenlendiği, yargı görevi kapsamında ifa edilen hukuki yardımların tüketici işlemi sayılamayacağına ilişkin görüşler, mahkemelerin görevi noktasında uygulama farklılıklarına yol açmıştır.
Gerçekten de; TBK'ya göre daha özel bir Kanun konumunda olan Avukatlık Kanunu'nda, kamu hizmeti gören avukatların hak ve sorumluluklarına ve avukatlık sözleşmelerinin hüküm ve sonuçlarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Ancak, bu yöndeki bir belirleme, özel hukuk hükümlerine göre avukat – müvekkil arasında yapılan sözleşmelerin, TBK 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekalet sözleşmelerinden ayrı bir sözleşme türü olduğu sonucunu doğurmayacaktır. Yürürlükteki 6502 sayılı TKHK'da Tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden ... gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, ... vekâlet, ... her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, ... ifade eder." şeklinde tanımlandığına göre, artık Kanunun bu tanımından hareketle, avukat – müvekkil arasındaki vekalet sözleşmesinden kaynaklı ilişkinin niteliğinin buna göre belirlenmesi gerekeceği açıktır.
Hal böyle olunca, Vekil-Müvekkil arasında vekalete dayalı sözleşmesel bir ilişki kurulduğu gözetilerek, sözleşmesel ilişkinin temelindeki işlemin, tüketici işlemi olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre mahkemelerin görevli olup olmadıklarının belirlenmesi gerekeceği tartışmasızdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/3545 esas - 2018/7887 karar sayılı ilamı)
Nitekim YargıtayHukuk Genel Kurulu'nun 2017/(13)3-3173 esas - 2021/398 karar sayılı ilamında; "avukatın sunduğu hizmet, müvekkilinin tüketici sıfatını taşıması ve bu suretle vekâlete ilişkin hukuki münasebetin tüketici işlemi vasfında olması durumunda, TKHK hükümlerine tabi olacak, taraflar arasında doğan ihtilaflar da tüketici mahkemeleri (miktar sınırına göre tüketici hakem heyetleri) önünde çözümleneceği" görüşü benimsenmiştir.
Somut olayda, müvekkil olan davalı şirketin, mesleki ve ticari amaçla hareket ettiğinden tüketici sıfatının bulunmadığı, bu yönüyle taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı yasa kapsamı dışında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu halde tüketici sıfatını taşımayan davacı şirket hakkında, tüketici işlemi vasfında olmayan hukuki münasebete ilişkin vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan avukatlık ücreti alacağının tahsili istemiyle açılan eldeki davada Tüketici Mahkemesi görevli değildir. Mahkemenin bu yöne ilişkin kabulünde isabetsizlik yoktur. Ne var ki, davacı avukat olup tacir sıfatları bulunmadığı halde mahkemece işin ticari iş olması gerekçe gösterilerek davada Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yönündeki kararı isabetli değildir. Davayı yürütmekte genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerin görevli olduğu belirgin olduğundan, bu mahkemeye görevsizlik kararı verilmiştir. ( Bakınız. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin 21. Hukuk Dairesi'nin 05.02.2025 günlü ***K. Sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 18. Hukuk Dairesi'nin18/09/2024 günlü *** K. Sayılı ilamı, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nin 6. Hukuk Dairesi'nin 29/02/2024 günlü 2***K. Sayılı ilamı aynı şekilde ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yönündeki kararı isabetli olmadığını açıkça vurgulamıştır.)
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nun 114/1-c. maddesi uyarınca, göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK'nun l15/2. maddesi gereğince, davanın USULDEN REDDİNE,
2-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmesi için Kayseri Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine,
3-HMK'nun 20/1. maddesi uyarınca verilen kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, HMK'nun 331/2. maddesi gereğince, dava dosyanın re'sen mahkememizce ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-HMK'nun 331/2. maddesi gözetilerek, davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece karara bağlanmasına,
Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinde inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içinde HMK'nun 341/1. maddesi uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 19/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır