T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO :...
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - [...
DAVALI : 2- ... - ...
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
KARAR YAZIM TARİHİ :...
Mahkememize açılan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Müvekkili ile davalılar arasında herhangi bir şekilde hukuki ilişki bulunmadığını, buna rağmen Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında 530.000,00-TL miktarlı malen açıklamalı, imzası müvekkiline ait olan, senedin lehtarı olarak gözüken davalı ... senedi davalı ...'a ciro ettiğini, davalı ...'ın icra takibini başlattığını, icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin davalılar ile hukuki bağının olmadığını, senedin sahteliğiyle ilgi Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ...soruşturma numarasında suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin çalışmadığını, hiçbir gelirinin bulunmadığını, müvekkilinin fakir olduğunu gösterir belgeyi dosyaya sunduklarını, açıklanan nedenlerle dosyada adli yardım talebinde bulunduklarını, davacı müvekkilin borcu olmadığının tespitine, davalıların kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini " talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ... vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; " davacı taraf davalılar ile herhangi bir hukuki ilişki olmadığını belirttiğini, müvekkilinin de zaten böyle bir iddiası olmadığını, müvekkilin diğer davalı ...'tan alacaklı olduğunu, dava konusu senedin bu sebeple müvekkile ciro edildiğini, müvekkilin de alacağına kavuşmak amacıyla Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, ayrıca davacı ile ... arasında bir hukuki ilişki bulunmamasına rağmen davacının neden böyle bir senet verdiğini anlayamadıklarını, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasında müvekkilin ifadesinde açıkça davalı ...'tan alacaklı olduğunu belirttiğini, davalı ...'in, müvekkili alacağını istediğinde dava konusu senedi müvekkiline verdiğini ve senedin güvenilir olduğunu imzanın gözünün önünde atıldığını belirttiğini, davacı senetteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında dava ikame ettiğini ancak dosyada alınan bilirkişi raporunda imzanın davacıya ait olduğu tespit edildiğini, davacının süreci uzatma çabasında olduğunu, kambiyo senedi dolayısıyla borçlu olmadığını iddia eden kişinin ileri sürdüğü maddi vakıaya göre ispat yükü altında olduğunu, kambiyo senedinin geçersiz olduğunu iddia eden davacının bunu ispatlaması gerektiğini, davacı kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini " talep etmiştir.
CEVAP : Davalı ...'ın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davacı tarafın adli yardım talebinde bulunduğu, mahkememizin 24/03/2025 tarihli kararı ile reddine karar verildiği, davacı vekilinin itirazı üzerine dosyanın Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, 10/04/2025 tarih ...D.İş kararı ile itirazın reddine kararı verildiği görülmüştür.
Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edildiği görüldü. Alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu görülmüştür.
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edildiği görülmüştür.
Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edildiği görülmüştür.
Mahkememizce 05/02/2026 tarihli duruşmada davalı tarafın tanık dinletme talebinin mevcut dosya kapsamı ve dava değeri dikkate alınarak reddine kararı verildiği görülmüştür.
Davacı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmadığı hususunda kesin süre verildiği, davacı vekili tarafından sunulan 24/02/2026 tarihli dilekçe ile yemin metni sunmayacağını bildirdiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Davacı taraf davalı şirket tarafından Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyasında başlatılan takipte takibe dayanak çek dolayısıyla borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Taraflar arasında uyuşmazlık, davacının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasında ve bu takibe dayanak yapılan ve davacının ciranta olarak yer aldığı çek dolayısıyla davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya kapsamında davacı taraf çek altındaki imzanın kendisine ait olduğunu ancak davalılar ile ticari ilişkisinin bulunmadığını bu çek dolayısıyla davalılara borçlu olmadığını iddia etmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin hukuksal niteliğini irdelemekte yarar vardır.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır.
Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir "gayeye" ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur.
Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır.
Bonoda bulunması zorunlu olan şekil şartları 6102 sayılı TTK'nun 776. maddesinde sayılmıştır. Bu unsurların yanı sıra, yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlar da bulunmaktadır.
Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. (Reha Poroy, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 11. bası, s.237 v.d.)
Seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Eş söyleyişle "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu, senedin bono niteliğini etkilemez. Zira, bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla, ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Mal kaydı bulunan bonoda borçlu alacaklıdan mal almadığını iddia, alacaklıda borçluya mal vermediğini kabul ederse borçlunun iddiası sabit olmuştur. Lehdarın bedelin para olarak verildiği iddiası ise, ispatı kendisine düşen bir husustur (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. bası, Ankara, 1997, s 1007 v.d.).
Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/12/2003 tarihli, 2003/19-781 Esas ve 2003/768 Karar sayılı ve 05/02/2019 tarihli, 2017/19-821 Esas ve 2019/58 Karar sayılı emsal ilamlarında da benimsenmiştir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: davacı, kambiyo senedinden dolayı başlatılan bir takipten dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda, davacı borçlu, dava konusu senet altındaki imzanın kendisine ait olduğunu ikrar etmekle birlikte davalılar ile ticari ilişkisinin bulunmadığını iddia etmektedir. Ancak dosya kapsamı itibariyle takibe konu çekin neden davalı ... ... verildiği konusunda herhangi bir iddia ve ispata elverişli delil de sunmamıştır. Kambiyo senetlerinin sebepten mücerretliği de göz önüne alındığında davacı tarafın senet dolayısıyla borçlu olmadığını ve senedin veriliş sebebini ispatla mükellef olduğu göz önünde bulundurularak davacı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığı ancak davacı tarafın yemin deliline başvurmadığı dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Davalı taraf kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş olsa da dosya kapsamında takibin durdurulmasına ya da icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığı İİK'nın 72/4 maddesinde aranan koşulların mevcut olmadığı anlaşılmakla kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 732,00-TL harcın davacı tarafından yatırılan tamamlama harcı 9.305,00-TL harçtan mahsubu ile artan 8.573,00-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
5-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerine bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap edilen 84.800,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine,
8-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/04/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır