T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: *** Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ***
KARAR NO: ***
BAŞKAN: ***
ÜYE: ***
ÜYE: ***
KATİP: ***
DAVACILAR : 1- ***
2- ***
3- ***
4- *** ANKARA
5- ***
6- ***
7- ***
VEKİLLERİ: Av.
Av.
DAVALI : 1- ***
VEKİLLERİ: Av. ***
Av. ***
DAVALI : 2- ***
VEKİLLERİ: Av. ***
Av. ***
DAVALI : 3- ***
VEKİLİ: Av. ***
DAVALI : 4- ***
VEKİLİ: Av. ***
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: ***
KARAR TARİHİ: ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan tazminat (ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; *** tarihinde saat 15.30 sıralarında davalı ***'ın sevk ve idaresindeki 38 *** plakalı aracı ile Kayseri İli, Kocasinan İlçesi, Argıncık Kayabaşı Mahallesi, 6312 Caddesi'ni takiben 177. Sokak istikametinden gelip Gazioğlu İlköğretim Okulu istikametine doğru seyir halinde iken 103. Sokak istikametinden gelip, 6314. Cadde istikametine doğru seyreden davalı ...'in sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracın sol yan kapı ve kaporta kısmına çarptığını, çarpışmanın etkisiyle 38 ... plakalı aracın sola dağru 38 ... plakalı araç ile sağa doğru savrulduğunu ve yolun sağındaki ... numaralı aydınlatma direğine sağ ön tarafından çarptığını, bu çarpma sonucunda sağ ön yolcu koltuğunda bulunan müteveffa ...'in kafasını aydınlatma direğine çarptığını ve çarpma sonucunda ***'in olay yerinde vefat ettiğini, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dosyası üzerinden mezkur kaza hadisesinden kaynaklı davalı ... ve davalı ... hakkında ceza yargılamasına başlandığını, hadiseden kaynaklı müteveffa ...'in yakınlarının büyük elem, acı ve ızdırap içerisinde olduklarını, müteveffanın beklenilmeyen ölümü sonucunda davacı yakınlarının uğradıkları maddi ve manevi zararlarının tazmininin gerektiğini, davalı taraflarla 01/11/2021 tarihinde müvekkillerinin maddi ve manevi tazminat taleplerinin tazmin edilmesi için arabuluculuk süreci başlatıldığını, ancak müzakereler sonucunda 10/12/2021 tarihli son oturumda görüşme sonunda karşı taraflarla anlaşılamadığını belirterek davanın kabulü ile davalılar, ..., ..., ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin müşterek ve müteselsil sorumlu oldukları maddi tazminat talepleri için müteveffanın annesi ... için 400,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 100,00-TL cenaze gideri, müteveffanın babası ... için 400,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 100,00-TL cenaze gideri olmak üzere toplam 1.000,00-TL maddi tazminat ile davalılar ... ve ...'in müşterek ve müteselsil sorumlu oldukları manevi tazminat talepleri için müteveffanın annesi ... için 250.000,00-TL, müteveffanın babası ... için 250.000,00-TL, müteveffanın her bir kardeşi için ayrı ayrı olmak üzere 80.000,00-TL olmak üzere toplam 900.000,00-TL manevi tazminat ve işlemiş/işleyecek yasal faiz taleplerinin kabulü ile yargılama giderleri, arabuluculuk masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerin yetkili olduğunu, müvekkili sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine, aktüer uzmanı tarafından yapılan hesaplama sonucu sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetinde, somut olayda ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağı bilgilerine göre müteveffa ...'in emniyet kemeri kullanıp kullanmadığı belirsiz olduğunu, uyuşmazlığa konu kazada müteveffanın müterafik kusuru bulunması nedeniyle tazminattan indirim yapılmasının gerekli olduğunu, müteveffa kaza esnasında emniyet kemeri kullanmadığından müterafik kusur indirimi yapılarak müteveffanın annesi ve babası için toplam 141.615,70-TL destekten yoksun kalma tazminatı (anne için 77.166,00-TL, baba için 64.449,00-TL) tutarın davacı vekilinin hesabına 24/12/2021 tarihinde ödendiğini, müvekkili şirket tarafından aktüer uzmanına hesaplattırılan destekten yoksun kalma tazminatının davacılar vekili hesabına gönderilerek, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, müteveffanın eşi ...'in sigortalı aracın işleteni ve sürücüsü konumunda bulunduğundan müvekkil şirketten destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunamasa da destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken müteveffanın eşinin payının saklı tutulması gerektiğini, itirazları baki kalmak kaydıyla; davacıların talebine konu "destekten yoksun kalma tazminatına" ilişkin tazminat hesabının ZMS Sigortası Genel Şartları A.5/ç maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerekmekte olduğunu, itirazları baki kalmak kaydıyla her halükarda tazminat tutarının TRH-2010 tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplanmasıni, aksi kanaat halinde Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrası doğan kanun boşluğu kanun koyucu tarafından giderilmiş olup tazminat hesabının işbu kanun hükümlerine göre yapılmasını istediklerini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, davacıların faiz taleplerinin kabulü mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazaya ilişkin olarak arabuluculuk başvurusunda bulunduğunu, ihtiyari arabuluculuk görüşmeleri neticesinde başvuran ile müvekkili şirket tarafından anlaşma sağlandığını ve anlaşmaya istinaden başvuran tarafa 12/10/2021 tarihinde 26.660,00-TL asıl alacak olmak üzere 21.600,00-TL ödeme yapıldığını, arabuluculuk anlaşma belgesinin ilam niteliğinde olduğundan kesin hüküm nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sigortalısının kusuru oranında sorumluluğunun olduğunu, müteveffanın müterarik kusurunun bulunduğunu, cenaze ve defin giderinin poliçe kapsamında olmadığını, tazminat hesabının aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından ZMMS Genel Şartları çerçevesinde yapılması ve destekten yoksun kalma talepleri hakkında kanuna ve Yargıtay'ın uygulamalarına uygun değerlendirmeler yapılması gerektiğini, müteveffanın kardeşlerinin destekten yoksun kalma zararlarının bulunmadığını, davacıların ceza yargılaması sırasında şikayetten vazgeçmeleri ya da uzlaşma bildirimlerinin mahkemece araştırılmasını istediklerini, uyuşmazlık konusu olayda müşterek müteselsil sorumluluk söz konusu olmadığını, kusur durumunun tespitinin gerektiğini, faizin hatalı talep edildiğini, davacıların yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin de reddinin gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, belirtilen olaydan sonra müvekkili ve diğer sanık hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından taksirle ölüme sebebiyet vermekten dolayı başlatılan soruşturmada eksik araştırma ve inceleme sonucunda gerekli teknik değerlendirme yapılmaksızın bir kusur tespiti yapıldığını ve devamında açılan Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dosyasında tüm taleplerine rağmen yeniden olay yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadığını, eldeki eksik ve soyut bilirkişi incelemesi doğrultusunda hüküm kurma yoluna gidildiğini, işbu karar sonucunda müvekkili hakkında eldeki rapor doğrultusunda tali kusurlu olduğu gerekçesiyle mahkumiyete hükmedildiğini ve HAGB kararı verildiğini, asıl kusurlunun diğer davalı ... olduğunun tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...'e dava dilekçesi ekli meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen bu davalı tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Duruşmalara katılan bu davalının vekili tarafından davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLER : Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davacılar tarafından sigorta poliçelerine, ...'e ait adli tıp raporuna ve ölüm belgesine, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dava dosyasına, sosyal ve ekonomik durum araştırmalarına, sigorta şirketlerine yapılan başvuru evraklarına, arabuluculuk görüşme tutanaklarına, mirasçılık belgesine, tanık anlatımlarına ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.
Davalı ... A.Ş. tarafından sigorta poliçesine, ödeme dekontlarına, kazaya ilişkin tutanaklara ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.
Davalı ... A.Ş. tarafından sigorta poliçesine, ödeme dekontlarına ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.
Davalı ... tarafından Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dava dosyasına, kaza tutanaklarına, tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmalarına, sigorta poliçelerine, trafik tescil kayıtlarına, keşif ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.
Davalı ... tarafından yasal süresi içinde delil bildirilmemiştir.
Uyap sisteminden davacıların ve müteveffa ...'in aile nüfus kayıt tablosu çıkarılarak dosyamız arasına alınmıştır.
Müteveffa ...'in ölmeden önceki sosyal ve ekonomik durumunun tespiti için Bünyan İlçe Jandarma Komutanlığı'na müzekkere yazılmıştır. Bu yazımıza 01/03/2022 tarihli yazı ile cevap verilmiştir.
Davacıların T.C. numaraları, açık kimlik ve adres bilgileri belirtilmek suretiyle ..., Ergün ..., ... ve ... için Melikgazi İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, ... için Bünyan İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne ve ... için Ankara Yeni Mahalle İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkereler yazılarak davacıların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması istenilmiştir. Bu müzekkerelerimize 01/03/2022 tarihli yazı ile Bünyan İlçe Jandarma Komutanlığı'ndan, 11/02/2022 tarihli yazı ile Bünyan İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden, 10/02/2022 tarihli yazı ile Melikgazi İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden ve 12/04/2022 tarihli yazı ile Ankara Yeni Mahalle İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden cevaplar verilmiştir.
Davalılar ... ve ...'in'ın T.C. numaraları, açık kimlik ve adres bilgileri belirtilmek suretiyle davalı ... için Kocasinan İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne davalı ... için Talas İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak bu davalıların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması istenilmiştir. Bu müzekkerelerimize 10/02/2022 tarihli yazı ile Kocasinan İlçe Emniyet Müdürlüğü'nce ve 11/02/2022 tarihli yazı ile Talas İlçe Emniyet Müdürlüğü'nce cevap verilmiştir.
Davacıların ve müteveffa ...'in T.C. kimlik numaraları /ve açık kimlik bilgileri belirtilmek suretiyle Kayseri Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak; davacıların sigortalı olup olmadığının, çalışıyorlarsa aylık ücretinin ne olduğu, müteveffa ...'in vefatından önce sigortalı olup olmadığı, çalışıyorsa aylık ücretinin ne olduğu, müteveffa ...'in 24/06/2021 tarihinde trafik kazası sonucu ölümü nedeniyle SGK tarafından davacılara rücua tabi maaş veya gelir bağlanıp bağlanmadığı, yahut ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş, ödeme yapılmışsa buna ilişkin kararın, peşin sermaye değerinin hesaplanmasına ilişkin tabloların ve dayanak belge örneklerinin gönderilmesi ile yapılan ödeme veya bağlanan maaş ya da gelirin rücua tabi olması halinde sorumlular hakkında rücu davası açılıp açılmadığının, açılmışsa mahkeme adının ve dava esas numarasının bildirilmesi istenilmiştir. 15/02/2022 tarihli yazı ile bu müzekkeremize cevap verilmiştir.
Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... Karar sayılı dava dosyasının akıbeti sorulmuş, anılan dava dosyasının Uyap kayıtları istenilmiştir.
Kayseri 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak *** Karar sayılı dava dosyasının akıbeti sorulmuş, anılan dava dosyasının Uyap kayıtları istenilmiştir.
Türkiye Noterler Birliği Başkanlığı'na müzekkere yazılarak 38 ... ve 38 ... plakalı araçların 24/06/2021 kaza tarihi itibariyle maliklerini gösteren trafik kayıtlarının gönderilmesi istenilmiştir. 26/02/2022 tarihli yazı ile bu müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davacılar vekiline davalı ... Anonim Şirketi'ne ve davalı ... Anonim Şirketi'ne bu davaya konu trafik kazası ve tazminat talepleri yönünden başvurusu olup olmadığını, varsa başvurunun tarihinin ne olduğunu ve başvurunun akıbetini bildirmesi, buna ilişkin kayıt ve belge örneklerini sunması, yine mahkememizce davalı ... Anonim Şirketi'ne ve ... Anonim Şirketi'ne sigorta poliçesi ve hasar dosyasının celbi için müzekkere yazılacağından ZMMS poliçe bilgilerini ve hasar dosya numarasını bildirmesi ve ZMMS poliçe örneğini sunması için süre verilmiştir. Davacılar vekili, 02/03/2022 tarihli dilekçe açıklamalarda bulunmuş ve dilekçesinin ekinde istenilen bir kısım belgelerin örneğini sunmuştur.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı Çevre Koruma Ve Kontrol Daire Başkanlığı'na müzekkere yazılarak 2021 yılı Haziran ayı itibariyle vefat eden bir kişinin cenaze ve defin giderinin ne kadar olduğu sorulmuştur. 10/02/2022 tarihli yazı ile bu müzekkeremize cevap verilmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi'ne ve davalı ... Anonim Şirketi'ne ayrı ayrı müzekkere yazılarak davaya konu trafik kazası ile ilgili davacıların başvurusu olup olmadığı, varsa başvurunun tarihinin ne olduğunu ve başvurunun akıbetinin bildirilmesi, sigorta poliçesi ve hasar dosyasının örneğinin gönderilmesi istenilmiştir. Bu müzekkeremize ... Anonim Şirketi 27/09/2022 tarihli ve ... Anonim Şirketi 25/10/2022 tarihli yazı ile cevap vermiştir.
Davacılar vekilinin 11/04/2022 tarihli dilekçelerinde bildirdikleri tanıklarının manevi tazminat talepleri yönünden dinlenmesini istediklerinin bu duruşmada sözlü olarak açıkladığı dikkate alınarak bu hususun belirtilip ön inceleme duruşma tutanağının 11/04/2022 tarihli dilekçe ve dava dilekçesi örneğinin eklenmesi suretiyle davacıların tanığı Emrah Alçiçek'in beyanının alınması için Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmıştır.
Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce dinlenen davacılar tanığı ***; "Sormuş olduğunuz hususu anladım. Davacı.... eşimdir, .... kayın validem, ... kayın pederim, diğer davacılar eşimin kardeşleridir. Davaya konu kazada kardeşleri ... 3 gün önce evlendiği, eşi davalı ... ile birlikte davalı ......'ın kullandığı araçla kazaya karıştı. Kazada eşimin kardeşi .... vefat etti. Bildiğimiz kadarıyla daha doğrusu duyduğum kadarıyla kazada asıl kusur, ....'taymış. Ayrıca yeni evlenmişlerdi. Yeter evlenmeden önce çalıştığı için beraber kurdukları evde bir kısım ev eşyasını (mutfak malzemeleri, beyaz eşya gibi) kendi birikimleriyle almıştı. Davalı ...., eşi .... öldükten sonra her ne kadar ..... satın almışsa da birlikte kurdukları evden hiç bir eşyayı davacılar olan .....'in ailesine vermemiştir. Ailesi bu nedenle zarara uğramıştır. Aynı zamanda tüm davacılar benim eşim dolayısıyla akrabam olup bu olay nedeniyle çocuklarını - kardeşlerini kaybetmenin üzüntüsü nedeniyle psikolojik sıkıntılar yaşamaktadır. Hatta eşim, kardeşinin vefatı nedeniyle kaza sonrasında sinir sıkışması yaşamaya başlamıştır. Davacılar maddi ve manevi olarak kaza nedeniyle Yeter'in vefat etmesi sebebiyle büyük zarara uğramışlardır. Yeter evlenmeden önce markette çalışırken birlikte yaşadığı aile bireylerine de maddi destekte bulunurdu. Benim görgüm bilgim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacılar tanığı ***'a çıkarılan davetiyenin bila tebliğ dönmesi üzerine davacılar vekiline, tanıkları ***'ın açık ve kesin adresini bildirmesi için kesin süre verilmiş, HMK'nun 240/3. maddesi gereği kesin sürede bu tanığın adresi gösterilmezse veya gösterilen yeni adres doğru değilse bu tanığın dinlenmesinden vazgeçmiş sayılacakları huzurdaki davacılar vekiline usulünce ihtar edilmiştir. Tanık ...'a davacılar vekili tarafından süresinde bildirilen adrese davetiye çıkarılmış, bu davetiye de bila tebliğ dönmüştür. Mahkememizce HMK'nun 240/3. maddesi uyarınca davacılar tanığı ...'ın dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılmasına karar verilmiştir.
Dava dosyası ve eklerinin eklenmek suretiyle Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'na müzekkere yazılarak; iddia, savunma, trafik kaza tespit tutanağı, dosyamız arasına alınan Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası ve tüm içeriği ile diğer sair deliller incelenmek sureti ile 24/06/2021 tarihli trafik kazası oluşumunda kim veya kimlerin ne oranda kusurlu olduğu konusunda hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor düzenlenmesi istenilmiştir. Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'nca düzenlenen 15/12/2022 tarihli raporda özetle; "Davalı ...'in %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ın %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu" belirtilmiştir.
İlgili delillerin toplanmasından sonra HMK’nun 266. maddesi gereği aktüer bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK’nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının resen seçilecek aktüer bilirkişiye tevdiine, HMK’nun 273. maddesi gereğince iddia, savunma, kusur raporu, nüfus kayıtları, SGK kayıtları, sosyal ve ekonomik durum araştırması, davalı sigorta şirketlerinin ZMMS poliçeleri, hasar dosyaları, Mahkememizce Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'ndan alınan kusur raporu ile diğer bütün deliller incelenerek davalı sigorta şirketleri tarafından davadan önce yapılan ödemelerin davacı tarafın zararını karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi, zararın karşılanmadığının tespit edilmesi halinde, davacı tarafının dava ile talep ettiği maddi tazminatlar yönünden yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek ve bilinmeyen dönem hesabından progresif rant formulü uygulanıp SGK tarafından yapılan ödemeler varsa mahsup edilip varsa talep eden davacıların destekten yoksun kalma zararlarının aktüer hesaplarının yapılması, ZMMS poliçe limiti itibari ile davacıların zararlarının sigorta teminat limitleri içinde kalıp kalmadığı konularında hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen aktüer bilirkişi ... tarafından düzenlenen 09/05/2023 tarihli raporda özetle; "... Davacı anne ve babanın destek zararlarını kusura dayanmaksızın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesini talep etmeleri sebebiyle kusura dayalı bir hesaplama yapılmamış, davacıların destek zararları tam kusur (davalı zarar sorumlularının kusurları nispetinde bir birlerine rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla) esasına göre hesaplanmış, ancak davalı ve aynı zamanda desteklenen ...'in meydana gelen kazada %75 kusurlu olması ve kendi sigortacı şirketi olan ... A.Ş.'nden destek zararı talep edemeyeceği de nazara alınarak, bu destek gören açısından yapılan hesaplamalarda %25 kusur oranı dikkate alınmıştır. Davalı ... A.Ş.'ne sigortalı 38 ... plakalı araç sürücüsü ve aynı zamanda araç maliki olan ...'in kendi sigortacısınden destek zararı talep edemeyeceğinden, yapılan hesaplamalarda ...'in destek payı ayrılmış ancak garameten hesaplamalarda hesaba dahil edilmemiştir. Davalı ... A.Ş.'nin ...'e 05/10/2021 tarihinde yaptığı 26.660,00-TL destek tazminatı ödemesi bakiye poliçe limitinin belirlenmesi ve garame hesabı sırasında dikkate alınmış, yine ... A.Ş.'nin davacı anne ve babanın destek zararından ne miktar ile sorumlu olduğu tespit edilirken sigorta şirketinin ...'in destek zararından sigortalısının kusuru (%25) nispetinde sorumlu olduğu miktar da dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Davaya konu kaza sonrasında; davacı baba ...'ın bakiye destek zararının 267.688,80-TL (davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu 63.235,65-TL, davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu 49.270,77-TL ile sınırlı olmak üzere ve sigortalı araç sürücülerinin kusurları nispetinde bir birlerine rücu hakları saklı kalmak kaydıyla) davacı anne ...'ın bakiye destek zararının 379.237,66-TL (davalı Doğa SigortaA.Ş.'nin sorumluluğu 99.136,83-TL, davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu 80.004,93-TL ile sınırlı olmak üzere ve sigortalı araç sürücülerinin kusurları nispetinde bir birlerine rücu hakları saklı kalmak kaydıyla) olduğu" kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bu rapora karşı vaki itirazlar üzerine dava dosyanın rapor veren aktüer bilirkişiye tevdii ile, davacılar vekilinin önceki rapora karşı 23/05/2023 tarihli itiraz dilekçesinde yazılı itirazları, sigorta şirketinin yaptığı ödemelerin mükerrer mahsup edildiği konusunda ve diğer konulardaki itirazların yine davalı ... vekilinin ve davalı ... A.Ş. vekilinin önceki rapora itirazları değerlendirilip mevcut tüm itirazların karşılanması konularında, asgari ücret miktarının değişmesi durumunda yeni asgari ücret miktarı üzerinden güncel hesaplama yapılmak suretiyle HMK'nun 281/2. maddesi uyarınca hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı ek rapor düzenlemesi için bilirkişiye yetki ve görev verilmiştir.
Aktüer bilirkişi ... tarafından düzenlenen ... tarihli ek raporda özetle; "Davacı anne ve babanın destek zararlarını kusura dayanmaksızın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesini talep etmeleri sebebiyle kusura dayalı bir hesaplama yapılmamış, davacıların destek zararları tam kusur (davalı zarar sorumlularının kusurları nispetinde bir birlerine rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla) esasına göre hesaplanmış, ancak davalı ve aynı zamanda desteklenen ...'in meydana gelen kazada %75 kusurlu olması ve kendi sigortacı şirketi olan ... A.Ş.'nden destek zararı talep edemeyeceği de nazara alınarak, bu destek gören açısından yapılan hesaplamalarda %25 kusur oranı dikkate alınmıştır. Davalı ... A.Ş.'ne sigortalı 38 ... plakalı araç sürücüsü ve aynı zamanda araç maliki olan ...'in kendi sigortacısından destek zararı talep edemeyeceğinden, yapılan hesaplamalarda ...'in destek payı ayrılmış ancak garameten hesaplamalarda hesaba dahil edilmemiştir. ...'in iş bu davada destek tazminatı talebi bulunmaması sebebiyle ... A.Ş.'nin ...'e 05/10/2021 tarihinde yaptığı 26.660,00-TL destek tazminatı ödemesinin güncel değeri hesaplanmamış, mahsuplaşma işlemi yapılmamış, ancak davalı sigorta şirketinin garameten sorumlu olduğu destek tazminatının tespiti için ... yönünden de ayrıca destek zarar hesabı yapılmıştır. Davaya konu kaza sonrasında; davacı baba ...'ın bakiye destek zararının 375.158,34-TL (davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu 83.189,51-TL, davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu 107.132,06-TL ile sınırlı olmak üzere ve sigortalı araç sürücülerinin kusurları nispetinde birbirlerine rücu hakları saklı kalmak kaydıyla) davacı anne ...'ın bakiye destek zararının 529.250,66-TL (davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu 114.437,85-TL, davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu 160.546,11-TL ile sınırlı olmak üzere ve sigortalı araç sürücülerinin kusurları nispetinde bir birlerine rücu hakları saklı kalmak kaydıyla) olduğu kanaatine varıldığı" belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle, 6098 sayılı TBK'nun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ile 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi gereğince manevi tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. Zira dava ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile birlikte araç sürücüsüne ve işletenine karşı açılmıştır.
Dava değeri dikkate alınarak 6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca yargılama mahkememiz heyeti tarafından yürütülerek sonlandırılmıştır.
Taraflar arasında uyuşmazlık noktaları;
24/06/2021 tarihli trafik kazasının oluşumunda kim veya kimlerin ne oranda kusurlu oluduğu, müteveffanın müteferrik kusurunun bulunup bulunmadığı, ...'in vefatı nedeniyle dava dilekçesinde yazılı talepler kapsamında davacılardan Neslihan ve ...'ın destekten yoksun kalma ve cenaze ve defin giderine ilişkin maddi zararının olup olmadığı ve tüm davacıların manevi zararının bulunup bulunmadığı var ise bu zararlarından dava dilekçesinde talep edildiği şekilde ilgili davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davalı ... A.Ş.'nin yetki ilk itirazının ve davalı ... A.Ş'nin kesin hüküm itirazının haklı olup olmadığı konularında toplanmaktadır.
KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde;
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Dosya içesindeki bilgi ve belgelerden davacı tarafın dava açılmadan önce davalı sigorta şirketlerine başvurduğu anlaşılmıştır.
Zorunlu arabuluculuk dava şartının değerlendirmesinde;
Dava dosyası kapsamında mevcut arabuluculuk tutanağında davacı tarafın davalılar yönünden arabuluculuğa başvurduğu ve anlaşamadıklarına dair son tutanağın düzenlendiği görülmüştür.
Davalı ... A.Ş.'nin kesin hüküm itirazının değerlendirmesinde;
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazaya ilişkin olarak arabuluculuk başvurusunda bulunduğunu, ihtiyari arabuluculuk görüşmeleri neticesinde başvuran ile müvekkili şirket tarafından anlaşma sağlandığını ve anlaşmaya istinaden başvuran tarafa 12/10/2021 tarihinde 26.660,00-TL asıl alacak olmak üzere 21.600,00-TL ödeme yapıldığını, arabuluculuk anlaşma belgesinin ilam niteliğinde olduğundan kesin hüküm nedeniyle davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5. maddesinde, "Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz" düzenlemesi olduğu (dava açma yasağı), arabuluculuk anlaşma belgesinin ilâm niteliğinde belge sayılacağı, dava açma yasağının, dava şartlarından olan hukukî yarar bulunması (HMK m. 114/1, h) şartının özel bir görünümü, özel bir dava şartı olduğundan, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşılan konularda dava açılması durumunda, dava şartı yokluğundan davanın usûlden reddi gerektiği açıktır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 12/01/2023 tarihli, 2022/16194 Esas ve 2023/4821 Karar sayılı emsal ilamı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2020 tarihli, 2020/941 Esas ve 2020/1403 Karar sayılı emsal karar ilamı ).
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesine eklediği ve kesin hüküm itirazına dayanak yaptığı Ankara Arabuluculuk Bürosu'nun 2021/244946 sayılı, 05/10/2021 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağının incelenmesinde başvuranın davalı ... ve muhatabın ... A.Ş. olduğu, davacılarla davalı ... A.Ş. arasında düzenlenmiş bir anlaşma belgesi olmadığı görülmekle; davalı ... A.Ş'nin davalı ... ile arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmış olmasının eldeki dosyanın davacıları yönünden kesin hüküm teşkil etmeyeceği nedeniyle bu davalının kesin hüküm itirazının reddine karar verilmiştir.
Yetki ilk itirazının değerlendirmesinde;
Davalı ... A.Ş. vekili yasal süresi içinde yetki ilk itirazında bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK 'nun 6/1. maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır.
Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 sayılı HMK'nun 16. maddesinde ise; "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir" hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlık Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden kaynaklandığından ve bu sigorta türü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinde düzenlendiğinden diğer bir yetki kuralı da bu yasada yer almakta olup, "Motorlu araç kazalardan dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin, veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinin birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir" hükmü ile sigortanın merkez ve şubeleri, sigorta sözleşmesini yapan acenta veya kazanın meydana geldiği yerin yetkili kabul edilmesine, Aynı hüküm ZMSS genel şartlarının C.7. maddesinde de tekrar niteliğinde yer almaktadır.
Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacılar bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacılar, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir. (aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 23/09/2013 tarih 2013/9042 Esas 2013/12620 Karar)
Dava konusu uyuşmazlıkta haksız fiile ilişkin 6100 Sayılı HMK'nun 16. maddesinde yer alan haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi kuralı dikkate alındığında; dava dilekçesine, trafik kaza tespit tutanağına ve dosyamız içindeki diğer kayıtlara göre davacıların çoğunluğunun yerleşim yeri Kayseri'dir ve yine dosya içinde mevcut trafik kaza tespit tutanağına göre davaya konu trafik kazası Kayseri İli, Kocasinan İlçesi'nde gerçekleşmiştir. Buna göre yetkili mahkememiz yetkilidir. Dolayısıyla yukarıda anlatılan yasal hükümlere ve kanunda belirlenen yetki kurallarına göre; kazanın meydana geldiği yer bir başka deyişle haksız fiilin meydana geldiği yer kuralına göre mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmış ve davalı ... A.Ş.'nin yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir.
Kusur durumunun değerlendirmesinde;
24/06/2021 tarihinde saat 15:30 sıralarında davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken. 103. Sokak istikametinden gelip, 6314. Cadde istikametine doğru seyreden davalı ...'in sevk ve idaresindeki aracın sol yan kapı ve kaporta kısmına çarpması sonucu, dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir. Mevcut verilere göre; davalı sürücü ...'in gündüz vakti meskun mahal içi iki yönlü yolda sevk ve idaresindeki otomobili ile seyrederken geldiği olay mahalli kavşakta yola gereken dikkatini vermesi, kavşakta kendisine hitap eden dur levhasına itibar edip durması ve solundan gelen diğer sürücüye ilk geçiş hakkını bırakması gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek aksine hareketle dahil olduğu olayda kusurludur. Davacı sürücü ...'ın ise gündüz vakti meskun mahal içi iki yönlü yolda sevk ve idaresindeki otomobili ile seyrederken geldiği olay mahalli kavşakta her ne kadar ilk geçiş hakkına haiz olsa da yola gereken dikkatini vermesi, kavşak yaklaşımında hız azaltıp kontrollü şekilde kavşağa girip geçmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek aksine hareketle dahil olduğu olayda kusurludur.
Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'nca düzenlenen 15/12/2022 tarihli raporda özetle; "Davalı ...'in %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, Davacı sürücü ...'ın %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu" belirtilmiştir. Bu rapor, dosya kapsamındaki trafik kaza tespit tutanağı, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dava dosyası, hasar dosyası ile diğer deliller ve olayla uyumlu ve denetime elverişli olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır.
Mütefarik kusura ilişkin değerlendirmede;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)
Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Trafik kazası tespit tutanağında 38 ... plakalı aracın seyir halinde olan ...'in idaresindeki 38 FN 452 plakalı aracın sol yan kısmına çarpmış, çarpmanın etkisiyle 38 FN 452 plakalı araç savrulup sağ ön kapı kısmını kavşak başında kaldırım üzerinde bulunan elektrik direğine çarpmış, sol kısmının 38 ... plakalı aracın üzerine alarak havada kalmış, 38 FN 452 plakalı aracın sağ ön yolcu koltuğunda bulunan yolcu ...'in eks olması ile sonuçlanan ..." şeklinde olayın ifade edildiği görülmektedir. Dosyamız arasına alınan Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dava dosyasının içerisindeki kaza sonrası çekilen olay yeri fotoğraflarının incelenmesinde müteveffa ...'in 38 FN 452 plakalı aracın şoförünün sağındaki ön koltukta oturduğu, kaza sonrası bu aracın sağ ön kapı kısmından elektrik direğine çarpmış olduğu, müteveffa ...'in araç içerisindeyken aracın içine giren elektrik direğine çarpması suretiyle vefat ettiği anlaşılmıştır. Bu haliyle emniyet kemerleri sadece öne karşı yapılan hareketlerde koruma sağladığı, yan taraflara doğru herhangi bir koruma sağlamadığı, kaza sonrası müteveffa ...'in araçtan fırlamadığı, oturduğu koltukta sabit kaldığı dikkate alındığında emniyet kemerinin takılı olduğu değerlendirilmiştir. Buna göre kaza sırasında müteveffanın araca giren elektrik direğinin çarpması sonucu öldüğü bu kazada emniyet kemerinin ölüme engel olmadığı, bu nedenle meydana gelen kazada müterafik kusuru bulunduğunun kabul edilemeyeceği anlaşıldığından, davalı vekillerinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki savunmalarına itibar edilemeyeceği kanaatine varılmıştır (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 02/03/2021 tarihli 2020/496 Esas ve 2021/409 Karar sayılı emsal karar sayılı ilamı). Eldeki uyuşmazlıkta mahkememizce davacının mütefarik kusuruna ilişkin kanaat oluşturmaya yeterli neden bulunmadığından mütefarik kusur indirimi yapılmaması gerektiği görüşü oluşmuştur.
Destekten yoksun kalma zararına ilişkin değerlendirmede;
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle "Destekten yoksun kalma zararı" ile "Destekten yoksun kalma tazminatı" kavramaları incelenmelidir.
Trafik kazası, bir kişinin ölümü sonucunu doğurabilir. Böyle bir durumda, bazı kişiler onun ekonomik desteğinden, malî yardım ve bakımından yoksun kalabilirler. İşte; ölenin destek ve yardımından yoksun kalanlarının uğradıkları bu zarara, destek kaybından doğan zarar denir.
Destekten yoksun kalma zararı TBK'nun 53. maddesinde yer almaktadır. Madde aynen;
"Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:
1. Cenaze giderleri.
2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar." şeklinde düzenlenmiştir.
Görüldüğü gibi destek zararları sayılırken "özellikle şunlardır" demekle madde metninde sayılan zararlar ile sınırlandırılmamıştır. Madde de çok dar kapsamlı sayılan zararların ne tanımı ne de şartları yer almıştır. Desteğin ölümünden önce kurulmuş olan veya destek yaşasaydı, kurulması muhtemel olan bir bakım ilişkisinin tespit edilmesi, ardından bu bakım ilişkisinin destek yaşasaydı gelecekte göstereceği değişim neticesinde, destekten yoksun kalanın uğradığı zarar miktarının ve ödenecek tazminat miktarının tespit edilmesi, tahminlere ve varsayımlara dayalıdır.
TBK'nun 53. maddesinin öngörmüş olduğu hâl, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna "destekten yoksun kalma tazminatı" denir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, bir şahıs öldüğünde, ölenin sağlığında destek olduğu veya ileride destek olacağı kimseleri korumayı, desteklerinin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik durumlarına uygun hayat sürdürebilmeleri için, ölüm sebebiyle mahrum kaldıkları yardımı, ölüme sebebiyet verenden tazmin edebilmelerini amaçlayan bir tazminat türüdür. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Davalı destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Bunun yanında amaç zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların da zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi hâlde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç zarar görenin malvarlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme imkânı tanımaktır.
Destek zararından bahsedebilmek için destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli imkânlardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma şartı gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, davacının ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir.
"Destekten yoksun kalanların meydana gelen zararlarını tazmin hakkı ölenden intikal eden bir hak olmayıp doğrudan doğruya desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan, asli ve bağımsız nitelikte bir haktır. Ölenle ya da mal varlığı ile bir bağıntısı bulunmadığı için bağımsız bir talep hakkı yaratır, Bu nedenledir ki ölen kimse ile destekten yoksun kalan arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmemektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı talebi miras yoluyla kazanılan, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığından desteğin veya mirasçılarının da herhangi bir tasarruf hakkı bulunmamaktadır." (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22/06/2018 tarihli ve 2016/5 E., 2018/6 K. sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/06/2011 tarihli ve 2011/17-142 E., 2011/17-411 K.; 20/04/2011 tarihli ve 2011/17-34 E., 2011/216 K.; 14/03/2019 tarihli ve 2017/1089 E., 2019/294 K. sayılı kararları).
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06/03/1978 tarihli ve 1/3 sayılı kararında destekten yoksun kalma tazminatı; "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminattır." şeklinde tanımlanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/11/2005 tarihli ve 2005/4-648 E., 2005/691 K. sayılı kararında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Burada sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.
O hâlde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç içerisinde bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/04/1982 tarihli ve 1979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).
Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/04/1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06/03/1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu" hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/11/2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Somut uyuşmazlık irdelendiğinde; 24/06/2021 tarihli trafik kazası sonucu vefat eden ...'in babası olan davacı ...'ın ve annesi olan davacı ...'ın desteği olduğu, ölümüyle birlikte bu davacıların destekten yoksun kalma zararlarının bulunduğu değerlendirilmiştir. Davacı ...'ın ve davacı ...'ın destekten yoksun kalma zararının davalı sigorta şirketleri tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti kapsamında kaldığı görülmektedir.
Her ne kadar davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde müteveffa ...'in kardeşleri olan diğer davacıların destekten yoksun kalma zararlarının bulunmadığını savunmuşsa da adı geçen bu davacıların eldeki davada sadece manevi tazminat istemiyle dava açtıkları, destekten yoksun kalma tazminatı ise istemedikleri görülmüştür.
Cenaze ve defin gideri zararına ilişkin değerlendirmede;
6098 sayılı TBK'nun 53. maddesinde ölüm nedeniyle cenaze giderlerinin istenebileceği düzenlenmiştir. Mahkememizce bu konuda müzekkere yazılarak araştırma yapılmış, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı Çevre Koruma Ve Kontrol Daire Başkanlığı'nın cevabi yazısında cenaze masraflarıyla ilgili bilgiler dosya arasına girmiştir. Cenaze için yer tahsisi, kefen, cenaze yıkama ve kazı bedelleri ile bunların cenaze dışında müteveffanın yakınlarının mezar yerine taşınması ve dini vecibeler için zorunlu masraf yapılmasının gerektiği davacıların taleplerinin bu açıdan hayat tecrübelerine uygun, makul ve kabul edilebilir olduğu, cenaze giderleri hakkındaki yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında cenazenin defnedilmesi için yapılması zorunlu masraflardan davalı tarafın sorumlu tutulabileceği değerlendirilmiştir.
Davacıların destekten yoksun kalma zararının ve cenaze ve def'in gideri zaranın davalı sigorta şirketleri tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti kapsamında kaldığı görülmektedir.
Aktüer bilirkişi raporuna ilişkin değerlendirmede;
Mahkememizce görevlendirilen aktüer bilirkişi ... tarafından düzenlenen ... tarihli ek raporda özetle; "Davacı anne ve babanın destek zararlarını kusura dayanmaksızın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesini talep etmeleri sebebiyle kusura dayalı bir hesaplama yapılmamış, davacıların destek zararları tam kusur (davalı zarar sorumlularının kusurları nispetinde bir birlerine rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla) esasına göre hesaplanmış, ancak davalı ve aynı zamanda desteklenen ...'in meydana gelen kazada %75 kusurlu olması ve kendi sigortacı şirketi olan ... A.Ş.'nden destek zararı talep edemeyeceği de nazara alınarak, bu destek gören açısından yapılan hesaplamalarda %25 kusur oranı dikkate alınmıştır. Davalı ... A.Ş.'ne sigortalı 38 ... plakalı araç sürücüsü ve aynı zamanda araç maliki olan ...'in kendi sigortacısından destek zararı talep edemeyeceğinden, yapılan hesaplamalarda ...'in destek payı ayrılmış ancak garameten hesaplamalarda hesaba dahil edilmemiştir. ...'in iş bu davada destek tazminatı talebi bulunmaması sebebiyle ... A.Ş.'nin ...'e 05/10/2021 tarihinde yaptığı 26.660,00-TL destek tazminatı ödemesinin güncel değeri hesaplanmamış, mahsuplaşma işlemi yapılmamış, ancak davalı sigorta şirketinin garameten sorumlu olduğu destek tazminatının tespiti için ... yönünden de ayrıca destek zarar hesabı yapılmıştır. Davaya konu kaza sonrasında; davacı baba ...'ın bakiye destek zararının 375.158,34-TL (davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu 83.189,51-TL, davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu 107.132,06-TL ile sınırlı olmak üzere ve sigortalı araç sürücülerinin kusurları nispetinde birbirlerine rücu hakları saklı kalmak kaydıyla) davacı anne ...'ın bakiye destek zararının 529.250,66-TL (davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu 114.437,85-TL, davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu 160.546,11-TL ile sınırlı olmak üzere ve sigortalı araç sürücülerinin kusurları nispetinde birbirlerine rücu hakları saklı kalmak kaydıyla) olduğu kanaatine varıldığı" belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih *** Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nun 90. ve 92. maddelerinde "Genel Şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 22/12/2020 tarihli, *** Karar sayılı ilamı).
Yukarıda sözü edilen tüm nedenlerden ötürü aktüer bilirkişinin raporundaki hesaplama yönteminin Yargıtay'ın istikrar kazanmış yerleşik uygulamaları doğrultusunda olduğu dikkate alınarak davalıların aksine itirazlarına itibar edilmemiştir.
Davacıların ıslah dilekçesi incelendiğinde;
Davacılar vekili 20/09/2023 tarihli dilekçesi ile ıslah dilekçesinde "Davacı müvekkil adına fazlaya ilişkin dava ve talep hakkını saklı tutarak davalılar aleyhine açtığımız alacak davasında 09/0/2023 tarihli bilirkişi raporu ve ... tarihli bilirkişi ek raporuna göre ıslah talebimizi içeren dilekçemizi mahkemenize sunuyoruz. Alacak kalemlerinin ... tarihli bilirkişi ek raporuna göre; ıslah ile; müvekkil ... için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla açmış olduğumuz 400,00-TL bedelli destekten yoksun kalma tazminat talebimizi 374.758,34-TL arttırılarak toplamda 375.158,34-TL'na, müvekkil ... için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla açmış olduğumuz 400,00-TL bedelli destekten yoksun kalma tazminat talebimizi 528.850,66-TL arttırarak toplamda 529.250,66-TL'na çıkartılarak belirtilen talepler yönünden dava değeri ıslah etme zarureti hasıl olmuştur. Bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah talebimizin kabulüne ve ıslah yolu ile arttırdığımız 903.409,00-TL'lık kısım ile dava dilekçesinde talep ettiğimiz miktarların birleştirilmesi sonucu bulunan; 904.409,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 200,00-TL cenaze gider masraflarının toplamı olan 904.609,00-TL'nın olay (kaza) tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı ***, davalı *** ve davalı sigorta şirketleri kapsamında poliçe limiti dahilinde tahsiline, davalılar *** ve ***'in müşt***'in müşterek ve müteselsil sorumlu oldukları manevi tazminat taleplerimiz için müteveffanın annesi *** için 250.000,00-TL, müteveffanın babası *** için 250.000,00-TL, her bir kardeş için ayrı ayrı 80.000,00-TL olmak üzere toplam 900.000,00-TL manevi tazminat ve işlemiş, işleyecek yasal faiz talebimizin tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini arz ve talep ederiz." şeklinde taleplerini beyan etmiş ve ıslah harcını yatırmıştır. Islah dilekçesi davalılara usulünce tebliğ edilmiştir.
Davalıların sorumluluğuna ilişkin değerlendirmede;
Bilindiği üzere; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, "İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1. maddesinde, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."; 85/son. maddesinde ise, "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiştir. Yine, aynı sorumluluk olgusu Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir.
Dava konusu trafik kazasında yer alan davalı ...'in kullandığı 38 ... plakalı aracın ise zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kaza tarihi itibariyle davalı ... A.Ş. tarafından ve davalı ...'ın kullandığı 38 ... plakalı aracın ise zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kaza tarihi itibariyle davalı ... A.Ş. tarafından yapılmıştır. Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık bu yönüyle haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Davalı ... ve davalı ...'ın sorumluluğu haksız fiil hükümlerine dayanmaktadır. Davalılar ... ve ...'ın kazaya karışan araçların sürücüsü ve işleteni olmaları diğer davalı sigorta şirketlerinin ise kaza tarihinde ZMMS poliçesi düzenlemiş olması nedeniyle müştereken ve müteselsilen sorumlulukları bulunmaktadır. Buna göre davacılar ... ve ...'ın trafik kazasından kaynaklanan maddi zararını araç sürücüsü olan davalı ... ve davalı ...'ından ve araçların ZMMS poliçesini düzenleyen davalı ... A.Ş. ve davalı ... Sigorta A.Ş.'nden talep etmesinin mümkün olduğu, davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğunun ZMMS poliçesi teminat limiti ile sınırlı olduğu, yine tüm davacıların manevi zararlarını kazaya karışan araçların sürücüsü olan davalı ... ve davalı ...'ından talep edebileceği değerlendirilmiştir.
Temerrüt tarihi ve faiz türü yönünden yapılan değerlendirmede;
Davalı sigorta şirketleri kazaya neden olan araçların ZMMS sigortacısı olup, 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Bu durumda, ilke olarak davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış ise dava tarihi itibarıyla, belirlenen tazminat alacağının tamamı için anılan tarihlere uygun faiz uygulanması gerekir.
Davacıların temerrüt faizi olarak yasal faiz istedikleri görülmüştür. Dosya kapsamındaki delillere göre davacılar tarafından davalı ... A.Ş.'ne 10/09/2021 tarihinde ve davalı ... A.Ş.'ne 16/09/2021 tarihinde başvuruda bulundukları anlaşılmaktadır. 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B 2/a maddesi uyarınca, başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününün sonunda temerrüt gerçekleşeceğinden; davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 23/09/2021 tarihinden itibaren, davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 29/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu oldukları değerlendirilmiştir.
Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilin faili ihtara veya ihbara gerek olmaksızın zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylemin işlendiği tarihten itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Haksız fiil faili olan borçlu temerrüde düştüğünden artık faiz haksız fiil tarihinden itibaren ve yasal faiz istenebilir.
Davalılar ... ve ...'ın kazaya karışan araçların sürücüsü ve işleteni olmaları nedeniyle haksız fiil hükümlerine göre meydana gelen zararlardan kaza ve zarar tarihi olan 24/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sorumludurlar.
Dava konusu edilen manevi zarar istemlerine ilişkin değerlendirmede;
Zaman itibarı ile somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesinde "Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünü zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedelsel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarında da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca 22/06/1966 tarih ve 2/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda manevi tazminat, bir ceza ya da gerçek anlamda bir tazminat olmayıp, zarara uğrayan kişinin manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araç olabileceğini belirtmiştir.
Dosya kapsamı ve toplanan bütün delilere göre kazanın oluş şekli, kazanın oluşumunda davalı sürücü ...'in %75 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu oranında ve bu kazada vefat eden ...'in ise kusursuz olduğu, buna göre müteveffanın kazaya etken kusurunun bulunmadığı, bu kaza nedeniyle davacılar ... ve ...'ın kızı ve diğer davacıların kardeşi olan ...'in vefat ettiği, bu nedenle davacıların 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesinin 2. fıkrası uyarınca manevi tazminat talep etmekte haklı oldukları kanaatine varılmıştır.
Davaya konu trafik kazasında kusur durumu, davalı tarafın tam kusurlu olması, bu kaza nedeniyle davacılar ... ve ...'ın kızı ve diğer davacıların kardeşi olan ...'in vefat etmiş olması, bu olay nedeniyle davacıların duyduğu elem ve üzüntüler, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihine göre paranın alım gücü ve hakkaniyet ilkeleri, TBK'nun 56. maddesinin hükmü ve az yukarıda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı bir arada değerlendirildiğinde davacıların manevi tazminat talebinde haklı olduğu değerlendirilmiş ve davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... (TCKN: ...) için 150.000,00-TL, davacı ... için 150.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL, davacı ... (TCKN: ...) için 50.000,00-TL ve davacı ... için 50.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 24/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, sübut bulmadığından dolayı davacıların davalılar ... ve ... hakkındaki fazlaya ilişin manevi tazminat istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre;
Davacı ... (TCKN: ...)'ın maddi tazminat davasının kabulü ile 375.158,34-TL destekten yoksun kalma zararı ve 100,00-TL cenaze ve defin gideri zararı olmak üzere toplam 375.258,34-TL maddi tazminattan davalı ... A.Ş.'nin 83.189,51-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ... A.Ş.'nin 107.132,06-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ın ise 375.258,34-TL'nın tamamından sorumlu olmaları, davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 23/09/2021 tarihinden itibaren, davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 29/09/2021 tarihinden itibaren ve davalılar ... ile ... yönünden trafik kaza tarihi olan 24/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, davacı ...'ın maddi tazminat davasının kabulü ile 529.250,66-TL destekten yoksun kalma zararı ve 100,00-TL cenaze ve defin gideri zararı olmak üzere toplam 529,350,66-TL maddi tazminattan davalı ... A.Ş.'nin 114.437,85-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ... AŞ'nin 160.546,11-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ın ise 529,350,66-TL'nın tamamından sorumlu olmaları, davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 23/09/2021 tarihinden itibaren, davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 29/09/2021 tarihinden itibaren ve davalılar ... ile ... yönünden trafik kaza tarihi olan 24/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... (TCKN: ...) için 150.000,00-TL, davacı ... için 150.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL, davacı ... (TCKN: ...) için 50.000,00-TL ve davacı ... için 50.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 24/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, davacıların davalılar ... ve ... hakkındaki fazlaya ilişin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Vekalet ücreti taktiri sırasında yapılan değerlendirmede;
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 07/05/2018 tarihli *** Karar sayılı emsal içtihadı da dikkate alınarak davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak her bir davacı yönünden lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesinde "Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." hükmü yer almaktadır. Bu husus dikkate alınmak suretiyle ret edilen talep yönünden vekalet ücretine hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ... (TCKN: ...)'ın maddi tazminat davasının KABULÜ ile 375.158,34-TL destekten yoksun kalma zararı ve 100,00-TL cenaze ve defin gideri zararı olmak üzere toplam 375.258,34-TL maddi tazminattan davalı ... A.Ş.'nin 83.189,51-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ... A.Ş.'nin 107.132,06-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ın ise 375.258,34-TL'nın tamamından sorumlu olmaları, davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 23/09/2021 tarihinden itibaren, davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 29/09/2021 tarihinden itibaren ve davalılar ... ile ... yönünden trafik kaza tarihi olan 24/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
2-Davacı ...'ın maddi tazminat davasının KABULÜ ile 529.250,66-TL destekten yoksun kalma zararı ve 100,00-TL cenaze ve defin gideri zararı olmak üzere toplam 529,350,66-TL maddi tazminattan davalı ... A.Ş.'nin 114.437,85-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ... A.Ş.'nin 160.546,11-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ın ise 529,350,66-TL'nın tamamından sorumlu olmaları, davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 23/09/2021 tarihinden itibaren, davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 29/09/2021 tarihinden itibaren ve davalılar ... ile ... yönünden trafik kaza tarihi olan 24/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
3-Davacıların manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile davacı ... (TCKN: ...) için 150.000,00-TL, davacı ... için 150.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL, davacı ... (TCKN: ...) için 50.000,00-TL ve davacı ... için 50.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 24/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine,
4-Davacıların davalılar ... ve ... hakkındaki fazlaya ilişin manevi tazminat istemlerinin REDDİNE,
5-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; hükmedilen maddi tazminat yönünden alınması gereken 61.793,84-TL nisbi karar ve ilam harcından davacılardan peşin olarak alınan 3.077,37-TL peşin dava harcı ile 3.085,60-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 6.162,97-TL'nın mahsubu ile bakiye 55.630,87-TL karar ve ilam harcının (davalı ... A.Ş.'nin 13.499,92-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ... A.Ş.'nin 18.285,09-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ın ise tamamından sorumlu olması koşuluyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; hükmedilen manevi tazminat yönünden alınması gereken 37.570,50-TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-14. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.400,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) (davalı ... A.Ş.'nin 305,85-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ... A.Ş.'nin 414,26-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ın ise 1.400,00-TL'nın tamamından sorumlu olması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
8-Davacı tarafça yatırılan 80,70-TL başvurma harcı ve 3.077,37-TL peşin dava harcı ile 3.085,60-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 6.243,67-TL'nın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
9-Davacılar tarafından maddi tazminat davaları yönünden yapılan 368,50-TL e-tebligat masrafı, 272,00-TL tebligat gideri, 3,00-TL KEP masrafı, 292,50-Talimat ve tanık ücreti, 1560,00-TL Adli Tıp Kurumu fatura bedeli, 2.000,00-TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 4.496,00-TL yargılama giderinin (davalı ... A.Ş.'nin ZMMS poliçe teminat limiti nedeniyle 982,22-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ... A.Ş.'nin ZMMS poliçe teminat limiti nedeniyle 1.330,38-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, diğer davalıların ise 4.496,00-TL'nın tamamından sorumlu olmaları koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
11-Davalı ... dışındaki diğer davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
12-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
13-Davacı ... (TCKN: ...) kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 58.288,75-TL nispi vekalet ücretinin (davalı ... A.Ş.'nin 17.900,00-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ... A.Ş.'nin 17.900,00-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ın ise tamamından sorumlu olması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
14-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 80.109,09-TL nispi vekalet ücretinin (davalı ... A.Ş.'nin 18.310,06-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ... A.Ş.'nin 25.687,38-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ın ise tamamından sorumlu olması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
15-Davacı ... (TCKN: ...) kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 24.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... (TCKN....)'a verilmesine,
16-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 24.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... 'a verilmesine,
17-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
18-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
19-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
20-Davacı ... (TCKN: ...) kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... (TCKN: ...)'a verilmesine,
21-Davacı ..., kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir olunan manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
22-Davacı ... (TCKN: ...)'ın manevi tazminat talebinin reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 10. maddesi gereğince hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine,
23-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 10. maddesi gereğince hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine,
24-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 10. maddesi gereğince hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine,
25-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 10. maddesi gereğince hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine,
26-Davacı ... (TCKN: ...)'ın manevi tazminat talebinin reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 10. maddesi gereğince hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine,
27-Davacı ***'ın manevi tazminat talebinin reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 10. maddesi gereğince hesap ve taktir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine,
28-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra temyiz incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacılar vekili Av. ***ve davalı *** vekili Av. ***'ın yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/12/2023
Başkan ***
E-imzalıdır
Üye ***
E-imzalıdır
Üye ***
E-imzalıdır
Katip***
E-imzalıdır