T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
BAŞKAN: ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... - ...,
VASİ: ... (T.C. No:...)
VEKİLLERİ: Av. ... -
Av. ... -
Av. ... -
Av. ... -
DAVALI : ... - ...,
VEKİLİ: Av. ... -
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: ***
KARAR TARİHİ: ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit (kıymetli evraktan kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın nüfus kaydı itibariyle 75 yaşında olduğunu ancak kendisinin beyanı ve fiziki görüntüsü itibariyle 85 yaşlarında olduğu, babasının kendisini 10 yaşında iken nüfusa kaydedildiğini, okuma yazmasının olmadığını, bir çok kronik rahatsızlığı ile birlikte alzheimer hastalığı olan yaşlı bir kadın olduğunu, bu nedenlerle kendisine Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Karar sayılı ilamı ile kızı ...'ın kendisine vasi olarak atandığını, müvekkilinin davalı ve dava dışı üçüncü kişi tarafından ne kadar profesyonel bir dolandırıcılık keyfiyetine muhatap kılındığını, kendisinin elinden hile ile dava değeri olarak gösterdikleri miktar kadar kambiyo senedi almasının sağlandığını, müvekkilinin Erkilet Bulvarı üzerinde faaliyet gösteren İktisat Bakımevi'nde kalmakta olan, aklen malul olan torunu ...'a telefon almak üzere Mert İletişim adlı telefoncu dükkanından ikinci el bir telefonda anlaştıklarını, satıcının müvekkiline "teyze; sen bu 100.00,00-TL'nı de ödeme, Devlet, bu şekildeki insanlara yardım ediyor ve bedelsiz telefon alma hakkın bulunuyor" şeklinde bir sözle başlayıp, müvekkilinin "madem böyle bir hakkım var. öyle yapalım" sözü üzerine, "peki: senin malın-mülkün veya bankada paran var mı" sorusu üzerine de, "evet; uzun yıllar yurtdışında çalışan ve vefat etmiş bulunan eşimden dolayı adıma kayıtlı gayrimenkuller ve bankada adıma yatırılmış paralar var" şeklinde cevabı karşısında, muhtemelen kendisinin kolay kandırılabilecek iyi bir av olduğunu değerlendirmek suretiyle, "yalnız Devlet'in Ücretsiz telefon hakkından yararlanabilmek için bankadan -üzerine yalırılmış bir para yoktur- yazısı alman gerekiyor bunun için de bankadaki paranın tamamını çek ve bu yaziyi al; ben de seninle gelip, sana yardımcı olayım." şeklinde konuştuklarını, birlikte müvekkili adına banka hesabında bulunan 90.000,00-Euro ve 60.000,00-TL bulunan İş Bankası'na gittiklerini, müvekkilinin durumu anlatması üzerine iyi niyetli banka personeli tarafından dolandırılmak üzere olduğu konusunda uyarıldığını, müvekkilinin bankadan para çekmeden dışarı çıktığını gören şahsın kendisine kızarak "..ben buraya boşunamı geldim, ben sana yardım etmek istiyorum, sen ise oradaki banka görevlisinin aklına uyuyorsun, madem bana güvenmedin, o halde ben de beyan suretiyle bedava telefon işini yine de halledeceğim." şeklinde konuştuğunu ve birlikte müvekkilin tekrar dükkanına götürdüğünü, müvekkilinin aklen malul olan torununa güya bedava telefon veriliyormuş gibi davranarak, bunun için bir takım belgeler hazırlayarak, bunları müvekkilinin imzalamasını istediğini, müvekkilinin, sanki ücretsiz telefon alıyormuş mutluluğu içerisinde önüne konulan belgeleri imzaladığını, "bu belgeler nedir?" diye sorulduğunda, "telefonu aldığına dair Devlete verilecek beyanname ve garanti belgesi" olduğunu söylediğini, bu arada alınan telefonun aktif hale gelmesi içinde "e-devlet" şifresi alınması gerektiğini söyleyen ..., müvekkilini de yanına alarak merkez postaneye gittiklerini, muhtemelen müvekkilini annesi veya bir yakını göstererek kendi telefonunu, doğrulama konunun gönderileceği telefon numarası olarak vererek "e-devlet" şifresinin kendi telefonuna gönderilmesini sağlamış, böylece de müvekkilinin tüm kozmik bilgilerine ulaşmıştır, adı geçen banka şubesine de telefon bankacılığı ile talepte bulunduğunu ve yine kendi telefon numarasını vermek suretiyle müvekkilinin banka kayıtlarına ulaşabilme yolunu açtığını, ayrıca işbirlikçisi olarak devreye soktuğu ... ile birlikte müvekkiline imzalattığı belgelerden birisini borçlanma senedi, diğerini borçlanma belgesi olarak tanzim etmek suretiyle, müvekkilinin davalı ...'dan kendisinin bu yaşında kronik rahatsızlıkları ve en önemlisi bizzat vesayet altına alınan biri olduğu halde müvekkiline güya 113.000,00-Euro borç para verdiği ve bu paranın da ödenmemekle icra takibine geçildiğini, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosya üzerinden icra takibine başlandığını, yapılan tebligatın usulsüz olarak tebliğ edilip takibin kesinleştiğini belirterek müvekkilinin altın alarak parayı değerlendirdiği ve kendisinin de parasını altın alarak değerlendirmek üzere müvekkiline verdiği gibi, bir çocuk aklıyla dahi alay eder şekilde ifadesi ile bu kadar açık ve net veriler karşısında teşekkül halinde müvekkilini dolandırmak suretiyle senet tanzim ettiklerini, bunu hile ve desise ile müvekkiline imzalattıklarını, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan icra takibinden dolayı davacının davalıya veya bir başkasına herhangi bir borcunun olmadığını belirterek, dilekçe üzerinden verilecek teminatsız ivedi tedbir kararı ile bahse konu icra takibinin durdurulmasına, müvekkilinin davaya konu edildiği şekliyle davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespiti ve mevcut icra takibinin iptali ile ayrıca davalının dava değerini %20'sinden aşağı olmamak üzere, makul bir kötüniyet/icra inkar tazminatını müvekkiline ödemesine karar verilmesini, davalı ve işbirlikçisi aleyhinde Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde derdest bulunan ... hazırlık sayılı soruşturma dosyası ve devamında ikame olunacak ceza davası ile hukuki süreçten kaynaklı sair yasal hakları, bu kapsamda hukuki ve cezai manada davalı ve ilgilileri hakkında sahip olduğu tüm yasal talep haklarını saklı tutmak suretiyle, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava değerinin 747.382,00-TL'dan gösterildiğini oysaki Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takipte kesinleşen miktarın yani menfi tespit davasına konu harcın miktarının 975.800,17-TL olduğunu, eksik harç ikmal edilmeden, davaya devam edilmesinin mümkün olmadığını, eksik harcın ikmali için davacı tarafa kesin süre verilmesini, harcın, verilen kesin sürede ikmal edilmemesi durumunda, dava şartlarından olan harcın ikmal edilmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, ikame olunan davanın diğer bir mahkeme olan Kayseri 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dosyasının istinaf incelemesinde olduğunu, davanın diğer bir mahkemede dertesti rüyet olan diğer dava ile aynı konu aynı taraflar arasında olduğu aralarında hukuki ve fiili irtibatı bulunduğu nedeniyle HMK'nun 114 ve devamı maddelerinde bulunan ilk itirazlardan derdestlik itirazında bulunduklarını, hali hazırdaki davayı ikame eden davacının dava dilekçesi ve diğer lahikaların tanziminde kanuni noksanlar bulunduğunu, bu usul hatalarının da tebliğinde usülüne muvafık olmadığı, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davacı tarafça; Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı soruşturma dosyasına, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, Kayseri 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasına, Kayseri 2 Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... Sorgu sayılı dosyalarına, davalının sabıka kaydına, davacının nüfus kaydına, Kayseri Şehir Hastanesi raporuna, tanık anlatımlarına ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.
Davalı tarafça; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, senet aslına, 24/12/2019 tarihli borç sözleşmesine, davacıya ait imza örneklerine, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı soruşturma dosyasına, davacıya ait emniyet ifade tutanaklarına, teşhis tutanaklarına, Kayseri 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin ... D. İş sayılı tahliye kararı, Kayseri 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin *** K. Sayılı dosyasına, Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dava dosyasına, Kayseri 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasına, banka hesap sözleşmelerine, tapu alım satım sözleşmelerine, bilirkişi incelemesine ve tanık tanık anlatımlarına delil olarak dayanılmıştır.
TMK'nun 462/8. maddesi uyarınca işbu dava için vesayet makamınca izin almak için davacı tarafa kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından bu eksiklik tamamlanmıştır.
Kayseri Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının Uyap kayıt örnekleri celp edilerek incelenmiştir.
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılarak ... Soruşturma sayılı dosya akıbeti sorulmuş ve Uyap kayıt örneklerinin gönderilmesi istenilmiştir.
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasında soruşturmanın tamamlanmasından sonra kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak *** Esas sayılı dava dosyasının en son tarih itibari ile akıbetinin sorulmasına ve uyap kayıt örnekleri istenmiştir.
Kayseri 4. İcra Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... Karar sayılı dosya akıbeti sorulmuş, verilen karar kesinleşmişse kesinleşme şerhli gerekçeli karar örneğinin gönderilmesi istenilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/02/2021 tarihli, 2017/1-1216 Esas ve 2021/60 Karar sayılı emsal kararında belirtildiği üzere davanın dayanaklarından birisini teşkil eden hile (dolandırıcılık-aldatma) olgusunun tanık dahil her türlü delil ile ispatı mümkün olmakla davacı tanıkları ..., ... ve ... ve davalı tanığı Habip Kaplan'a açıklamalı davetiye çıkarılarak dinlenmelerine karar verilmiş, adı geçen tanıklar usulünce dinlenmişlerdir.
Davacı tanığı ... duruşmada; "Bir Cuma günüydü, Cuma namazından çıktım. Bacanağım bana telefon etti, kayınvalidem ile ilgili bu davaya konu olayı telefonla anlattı. Sen de Emniyet'e gel dedi. Bunun üzerine Emniyet'e gittim. Orada polisler ... isimli kişinin ifadesini aldılar. Kayınvalidem Fatma, ...'nın kendisini bankaya götürdüğünü, kendisine fatura imzalattırıyorum sana imzala şunu dediğini, e-devlet şifresini ... telefonuna almış bütün bunlar Emniyet'te ortaya çıktı. Biz bankaya gittik. Bankadakiler bize kayınvalidemin hesabında bulunan parayı ... şu hesaba aktarsın demişler. Biz konuştuğumuzda banka görevlileri biz ödeyemeyiz demişler bunu öğrendik. Kayınvalideme ... isimli kişi bir cep telefonu satmış cep telefonu 2. el imiş. Kayın validem bu cep telefonunu torunu için almış ... "torununa yardım ederiz, maaş bağlatırız" demiş. Ben bunları Emniyet'te iken duydum. ... ben ...'a telefon verdim dedi. Torununa maaş bağlatırız dediğini de bana kayınvalidem söyledi. Ondan duydum. Kayınvalidem ... kendi evinde tek başına yaşıyor. Biz yanına gider geliriz. İki kızı bir oğlu var. Oğlu özürlü. Kızlarından biri ile ben evliyim. Ben daha önce kayınvalidemi hastaneye götürdüm; alzaimer, beyin küçülmesi var dediler. Tomografisini çektiler. Bu rahatsızlığı nedeni ile ilaçlarını alıyor, doktora götürüyoruz. Bazen düşüyor. ... ev hanımıdır, yurt dışından gelen maaşı var. Okuma yazması yok, hiç okula gitmemiş. Kayınvalidemin yaşı 80'i geçkindir, 83 olabilir. Bu yaşına kadar hiç çalışmamış. Hep ev hanımıydı, köydeydi. Sonra Kayseri'ye geldi. Kayınvalidem altın alıp satmıyor, böyle bir şey yok. Zaten altın alacak olsa sarrafa benimle beraber gidip gelirdi. Böyle bir şey yok, yalan söylüyorlar. Kayınvalidem daha önce de ilaçlar kullanıyordu ama ne ilacı olduğunu bilmiyorum. Alzaimer ilacı mı olduğunu bilmiyorum. Benim ...'ın işlerini halletmesi için ...'ı kendisine vasi tayin ettiği konusunda bilgim yoktur. ... kayınvalidem ...'ın torunu olur. Yukarıda sözünü ettiğim telefonu kayın validem torunu ... için aldığını söyledi. ... kayın validemi İstasyon Caddesi'ndeki İş Bankası'na götürmüş. Orası hesabın bu şubede değil demişler, sonra 27 Mayıs Caddesi'ndeki İş Bankası Şubesi'ne götürmüş. Emniyet araştırmalarında bankayı da araştırmış. Sonra ben de 27 Mayıs Caddesi'ndeki İş Bankası Şubesine gittim. Oradaki banka çalışanları biz parayı ödemedik dediler. Ben İstasyon Caddesi'ndeki şubeye gitmedim. Kayınvalidem ... altın ticareti yapmazdı, altın ticareti dışında da başka hiçbir mal alıp satmazdı. Benim bildiklerim bunlardır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ... duruşmada; "Davacı benim kayınvalidem olur. Kayınvalidem eşimi arayıp dolandırıldığını söylemiş. Ben o tarihlerde Kayseri Emniyet Müdürlüğü'nde Oto Hırsızlığı Şubesi'nde polis memuru olarak görev yapıyordum, sonradan emekli oldum. Emekli olalı 1,5 yıl oldu. Bunu duyunca önce bacanağım ...'u aradım. Sonra kayınvalidemin yanına gittim. Kayınvalidem çok korkmuştu, sürekli dolandırıldığını söylüyordu. Eşim ve kayınvalidem ile birlikte ve bacanağım da olmak üzere emniyet müdürlüğü dolandırıcılık asayiş büroya gittik, durumu komiser Suat Bey'e söyledik. Ben daha önce asayiş şubede çalıştığım için şahsen tanıyorlardı. Konuyu duyunca arkadaşlar titizlikle çalışma yaptılar. Önce kayınvalidemin ifadesini aldılar. Suat Komiser ile birlikte özel ekip kuruldu, çalışma yaptılar. Titizlikle çalışıp şüphelileri yakaladılar. Sonra adli tahkikat yapıldı, şüpheliler tutuklandı. Kayınvalidem torununa telefon almak için gitmiş. Bunlar bedava telefon vereceğiz ve yardım edeceğiz, bankacı arkadaşımız var, bankada hiç paranın olmaması gerekiyor, demişler. 1 liran bile olmayacak demişler. Bir şahısla görüştürmüşler. O şahıs ben bankacıyım, yardımcı olurum ama hesapta paran olmayacak demiş. Daha sonra telefoncu kişi kayınvalidemi kolundan tutmuş birlikte bankaya gitmişler. Giderken de yol üzerine e-devlet şifresi gerekiyor diyerek postahaneye gitmişler. E-devlet şifresini kayın validem adına ama telefon numarası olarak kendi telefon numarasını vermiş, şifre oraya gelsin diye. Kayınvalidem bankaya gittiğinde bankadaki görevliler bunun dolandırıcılık olabileceğini düşünmüşler. Bir kasaya koyacaklarını söylemişler. Hatta bankacılar Fatma Teyze yanında kim var demişler. Dışarıda torunuma yardım edecek bir kişi var, dışarıda bekliyor demiş. Banka personeli banka güvenlik personeline şahsa bak demiş. Güvenlik personelinin de bilgisi var. Şahıstan şüphelenilmiş, parayı teslim etmemişler. Parayı başka bir hesaba, kendi tabirlerince kasaya koymuşlar. Bu şahıs telefon numarası olarak da benim telefon numaramı ver, internet bankacılığından paraları almak için böyle birşey söylemiş. Bankacılar olmaz demişler. Kayınvalidem boş olarak aşağı indiğinde bu şahıs ona niye paraları almadın diye kızmış. Zorla telefon bayiine götürmüş. Orada benim 5.000,00-TL kadar borcum var, bana yardımcı ol demiş. Kayınvalidem benim o kadar param yok demiş. 1.000,00-TL'nı almış elinden. Daha sonra bir kağıt çıkartmış. Kağıdın üzeri kapalıymış torununa yardım etmem için bu kağıdı imzala demiş. Senetteki tutar o zamanki bankadaki meblağ kadardı, birebir tutuyordu ve kağıt ters tarafından imzalanmış. Üzeri kapalı olduğundan üzerini görememiş. Ben daha sonra İş Bankası'nın 27 Mayıs Caddesi'ndeki Merkez Şubesi'ne gittim. Orada ikinci katta bir banka görevlisi bayanla konuştum, parayı çok yüklü olduğu için vermediğini söyledi. Daha sonra adli işlem devam etti, şahıslar tutuklandı. Kayınvalidem sürekli yalnız yaşar, aksidir. Ben eşimin evinden başka yerde kalmam der. Eşim ve diğer kızı, kayınvalidemin evine gidip yemeği ve diğer konularda ona yardım ederler. Biz istememize rağmen bizim evimizde yaşamıyor. Kayınvalidem yurtdışından eşinin ölüm maaşını alıyor, onunla geçinir. Kendisi çalışmıyor. Okumuşluğu yoktur, hiç okula gitmemiş, cahildir. Kayınvalidem gittiği yeri bulamaz ki ticaret ile uğraşsın. Ticaret ile ilgilenmez. Altın nereden alınır tanıdığı yoktur, bilemez. Altın alım satımı veya başka mal alım satımı yapmaz. Kayınvalidem nüfus kayılarında 77 gibi gözüküyor ama gerçek yaşı 80 üzerindedir. Eskiden köyde yaşadığı için nüfusa geç kaydedilmiş. Çocukluğundan bu yaşına kadar hiç çalışmadı. Bir sarrafa altın bozdurulunca kimlik istiyorlar ve kayıt yapıyorlar. Kayınvalidemin kendi başına hiç sarrafa gitmişliği yoktur. Kendini idare edecek yapıda değildir. Kayınvalidemin akıl hastanesine kalan bir torunu vardır, adı ...'dır. 20 yaşının üzerindedir. O telefon edip kayınvalideme bana bir telefon al demiş. Kayınvalidem ona telefon almak için, yardımcı olmak için gitmiş. İlk rastladığı cep telefonu dükkanına girmiş. Şahıs sohbet esnasında kayınvalidemin her şeyini öğrenmiş. Tam bilmiyorum ama ilk zamanlar kayınvalidem torunu Recep'e vasi olmuş, ben o zamanlar il dışındaydım. Tam tarihini bilmiyorum. 5,5 yıldır Kayseri'de yaşıyorum. Kayınvalidem ruh sağlığı ile ilgili bir ilaç kullanıyor ama ne zamandan beri kullandığını ve bu ilacın adını ben bilmiyorum. Benim bildiklerim bunlardır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ... duruşmada; "Davacı ... benim anneannem olur. ... babam olur. Annemin adı da Türkan. Pandemi başlangıçlarında annem bana anneannemin başına bir olay geldi diye anlattı, o yüzden biliyorum. Sonrasında bir araya geldik anneannemle konuştuk. Anneannemin okur yazarlığı yoktur. Yıllardır yalnız başına yaşar. Emekli maaşı var, onunla geçinmeye çalışıyor. Biz de uzun zamandır Kayseri'de değildik. Anneannemin yanında olamıyorduk. O tek başına yaşıyordu. Anneannem bireysel bir insandır. Hayatının sorumluluğunu çoğunlukla tek başına üzerine alır. Anneannemin yaptığı bir iş yok, çalışmıyor. Altın ticareti ile uğraşmadı. Okuma yazma bilmiyor. Eskiden dedem çalışmış. Şimdi anneannem onun emekli maaşını alıyor. Anneannemin yaşlılıkla birlikte bazı problemleri oldu, demans diyebilirim ama tam tıbbi adını bilmiyorum. Söylediklerini çabuk unutur, yarım saat önce söylediğini unutur tekrar baştan anlatır. Bununla ilgili tedavi görüyor ama ne zamandan beri tedavi gördüğünü bilmiyorum. ... benim kuzenim olur, şuan Recep abim bir bakım evinde kalıyor. Babası ile arası iyi olmadığı için anneannem onunla ekstra iyi davranıyor. Ben anneannemin ...'a vasi olup olmadığını bilmiyorum ama sorumluluğunu yüklendiğini biliyorum. Bir ihtiyacı olduğunda onunla anneannem ilgilenir. Benim bildiklerim bunlardır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ... duruşmada; "Ben senedi görmedim, sözleşme ile ilgili bilgim vardır. O gün Kadir Amcam benden para istedi. Ben eve giderek babaannemden siyah poşet içerisinden parayı aldım, getirip amcama teslim ettim. Zümrüt Mahallesi, Kadir Has İmam Hatip Lisesi yakınında amcamın seyyar tezgahı vardı. Arabasının önüne tezgah açıp kaya tuzu ve başka çeşitli ürünler satıyordu. ben parayı amcama teslim ettikten sonra bir bayanla tezgahın arkasına geçip görüştüler, ne görüştükleri konusunda benim bilgim yok. Ondan sonra yakın bir yerden sözleşme tarzı bir evrak çıkardılar. Nereden çıkardılar bilmiyorum, çünkü kendileri gitti. Ben gitmedim. Evrakın üzerine rakamlar ve üçümüzün ismi yazılıydı, ben adımın yazılı olduğu yere imza attım. Amcam sesli şekilde bu evrakın üzerinde yazanları sesli şekilde okudu. Sonra bayan okudu. Sonra onlar da benim gözümün önünde bu evraka imza attılar. İki sene oldu o bayanı şimdi görsem hatırlamam. Başı örtülü bir bayandı, yaşlıydı. Şu an duruşma salonunun içinde oturanlar arasında o bayan var mıydı yok muydu bilemem. Benim senet ile ilgili bir bilgim yok. Benim yanımda senet düzenlenmedi. Bu bayan ile amcam arasında para alıp verme mevzusu varmış, onun için sözleşme yapmışlar. Ne konuda para alıp verme mevzusu aralarında varmış onu bilmiyorum. Ticaret nedeni ile para alıp vermişler. Amcam ... hakkında icra takibi vardır ama şuanda üzerine kayıtlı şirketi de vardır. Belirli kişiler üzerinden ticaretini yine sağlıyor. Baktığımız zaman bir kişinin ticaret ehli olup olmadığı anlaşılacak bir şey değil o yüzden amcamla sözleşme imzalayanın ticaret ehli olup olmadığını bilemem. Amcamla ne ticareti yaptıkları konusunda da bilgim yok, sadece para getirip teslim ettim. Ben parayı amcama teslim ettikten sonra tezgahın arkasında kadınla görüştü. Tezgahın arkasından çıktıklarında amcamın elinde para poşeti yoktu. Kadının elinde para poşeti olup olmadığını tam hatırlamıyorum. Sonra beraber bir yere gittiler. Tahminim internet kafeye gittiler. Benim bildiklerim bunlardır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı vekilinin 26/07/2021 tarihli dilekçesinde işbu davada dava sebebini, davacının hukuki işlem (fiil ehliyeti) yoksunluğuna ve hile (dolandırıcılık) sebeplerine dayandıklarını bildirdiğinden davacı vekiline hukuki işlem yoksunluğu iddiaları yönünden davacının akıl sağlığı, nörolojik, beyin sinir cerrahisi ve psikiyatrik rahatsızlıklarına ilişkin tedavi gördüğü tüm kamu ve özel hastaneleri, tedavi kurumlarını bildirmesi, varsa buna ilişkin tüm tedavi evraklarını, film ve grafileri, raporlarını, reçetelerini sunması için kesin süre verilmiştir.
Davacı vekilinin 26/07/2021 tarihli dilekçesinde işbu davada dava sebebini, davacının hukuki işlem (fiil ehliyeti) yoksunluğuna ve hile (dolandırıcılık) sebeplerine dayandıklarını bildirdiğinden davacı vekiline hukuki işlem yoksunluğu iddiaları yönünden davacının akıl sağlığı, nörolojik, beyin sinir cerrahisi ve psikiyatrik rahatsızlıklarına ilişkin tedavi gördüğü tüm kamu ve özel hastaneleri, tedavi kurumlarını bildirmesi, varsa buna ilişkin tüm tedavi evraklarını, film ve grafileri, raporlarını, reçetelerini sunması için süre verilmiş davacı vekili tarafından ilgili tedavi kurumları süresinde bildirilirse davacının T.C. kimlik numarası ve açık kimlik bilgileri belirtilmek sureti ile bildirilen tüm tedavi kurumları-hastanelere ayrı ayrı müzekkereler yazılarak davacının akıl zayıflığı, akıl hastalığı, nörolojik, psikiyatrik ve ruhsal rahatsızlıkları, beyin ve sinir cerrahisi rahatsızlıkları nedeni ile buralarda gördüğü muayene ve tedavileri varsa bunlara ilişkin tüm hasta tabela, film, grafi, epikriz raporu, tıbbi tahlil ve belgeler, tıbbi raporlar, reçeteler ve tıbbi testler ile ilgili hasta dosyasının tamamının okunaklı tasdikli örneğinin gönderilmesinin istenilmiştir. Kayseri Memorial Hastanesi, Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kayseri Şehir Hastanesine ve Kayseri Devlet Hastanesi'ne müzekkereler yazılarak davacının tedavilerine ilişkin belgeler istenmiştir.
Kayseri Devlet Hastanesi'ne yazılan müzekkereye 22/03/2022 tarihli yazı ile cevap verilmiş, Davacının Nöroloji Polikliniğinde yapılan tedavilerine ilişkin belge ve Radyoloji Grafilerinin CD'si gönderilmiştir.
Kayseri Memorial Hastanesi'ne yazılan müzekkereye 07/03/2022 tarihli yazı ile cevap verilmiş, davacının tedavilerine ilişkin belgelerin gönderildiği anlaşılmıştır.
Kayseri Şehir Hastanesi'ne yazılan müzekkeremize 03/03/2022 tarihli yazı ile cevap verilmiş, davacının tedavilerine ilişkin belgeler gönderilmiştir.
Davacının T.C. kimlik numarası ve açık kimlik bilgileri belirtilmek sureti ile SGK Kayseri İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacının akıl hastalığı, akıl zayıflığı sair ruhsal psikiyatrik ve ruhsal hastalıkları, nörolojik ve beyin ve sinir cerrahisi rahatsızlıkları nedeni ile gördüğü muayene ve tedavileri ile bundan dolayı kullandığı ilaçlara ilişkin dökümlerin, gördüğü muayene ve tedavilere ilişkin olarak hastane isimleri ,tarih ve protokol numarası gibi bilgilerin gönderilmesi istenilmiştir. 14/02/2022 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.
İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas Kurulu'na müzekkere yazılmış, dava dosyasının yazılacak müzekkerenin ekinde Adli Tıp Kurumu'na gönderilmiştir. İddia, savunma, celbedilen tıbbi rapor, reçete, ilaç kullanım raporu, radyoloji grafileri, tedavi belgeleri ve kayıtlar, SGK medula, hastane ve eczane kayıtları, SPAS çıktısı, Kayseri Şehir Hastanesi'nin 11/09/2022 tarihli heyet raporu, vasi tayin kararı ve diğer deliller ile gerekirse muayene, gözlem ve tahkikler sonucu davacı ...'ın dava konusu icra takibinin dayanağı olan 24/12/2019 düzenleme tarihli, 21/01/2020 vade tarihli, 113.000,00-Euro bedelli senedin düzenleme tarihi olan 24/12/2019 tarihi itibari ile hukuki işlem ehliyetinin olup olmadığı konusunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine, karar verilmiştir. Adli Tıp Kurumu ön raporunda davacının tüm tedavi evraklarının gönderilmesi ayrıca davacının muayene için belirtilen günde kurumda hazır olması istenmiştir.
Davacı ...'ın randevu tarihi olan 08/02/2023 günü, saat: 08:30'da İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas İhtisas Kurulu'nda nüfus cüzdanı (resimli kimlik belgesi) mahkememizce mühürlenmiş davacı ...'a ait ve yeni çekilmiş 2 adet vesikalık fotoğraf, dava dosyamızın davacı tarafından çektirilecek ve mahkememizce onaylanacak fotokopisi, savcılık soruşturma evrakları dahil, Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/257 Esas sayılı dosyasının oluşturulacak sureti ve dava dosyamız içinde davacı ...'a ait celp olunan tüm tıbbi belgeler, grafiler, reçeteler, tedavi evrakları, SGK İl Müdürlüğü'nün davacının tedavilerine ilişkin gönderdiği cevabi yazısı ekinde gönderdiği kayıt dökümleri, dava dilekçesi ekinde bulunan Kayseri Şehir Hastanesi'nin 11/09/2020 tarihli rapor örneği ile davacıya vasi tayin edilmesine ilişkin Sulh Hukuk Mahkemesi karar örneği, davaya konu 24/12/2019 düzenleme tarihli 21/01/2020 vade tarihli 113.000,00-Euro bedelli senedin ve dava dilekçesi ekinde sunulan 24/12/2019 tarihli "sözleşme" başlıklı ... ile ... tarafından düzenlendiği yazılı, ...'ın şahit olarak isminin bulunduğu ve adı geçen bu kişilere atfen atılı imzaların olduğu belgenin okunaklı örneğinin de müzekkere ekine eklenmesi sureti ile sevk işlemlerinin yapılmıştır.
Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu'nun 24/12/2019 tarihli raporda özetle; "Yukarıda sıralanmış tıbbi belgeler ile dava dosyasında belirlenen ve adli tıbbi yorumlamayı ilgilendiren hususların değerlendirilmesinden; görülmekte olan "Menfi Tespit ve İcra Takibinin İptali" davası nedeniyle "Dava konusu icra takibinin dayanağı olan 24/12/2019 düzenleme tarihli, 21/01/2020 vade tarihli, 113.000,00-Euro bedelli senedin düzenleme tarihi olan 24/12/2019 tarihi itibari ile hukuki işlem ehliyetinin olup olmadığı" sorulan Hamza kızı, 1946 doğumlu ...’ın Kurulumuzca 24/03/023 tarihinde yapılan muayenesi ve psikometrik değerlendirmesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; kişide halihazır durumu ile fiil ehliyetini müessir, şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini azaltacak mahiyet ve derecede “Hafif Kognitif Bozukluk” denilen akli arıza saptandığı, dava dosyasındaki tıbbi belgelerin incelenmesi sonucunda akit tarihi olan 24/12/2019 tarihinden 2 ay önce Kayseri Devlet Hastanesi’nin 24/10/2019 tarihli raporunda;" Alzheimer hastalığında bunama,"tanısının mevcut olduğunun ve bu hastalığa yönelik tedaviye başlanmış olduğunun görüldüğü, akit tarihinden 2,5 ay sonra Kayseri Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 10/03/2020 tarihli raporunda; "yapılan ruhsal muayenesi ve psikometrik test sonucunda; mms: 21 puan hafif kognitif bozukluk denilen akıl hastalığının olduğu, mevcut haliyle akli melekelerinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığı"nın kayıtlı olduğu, buna göre kişide saptanan bu bozukluğun, akit tarihi olan 24/12/2019 tarihinde de mevcut olduğu tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre ...'ın akit tarihi olan 24/12/2019 tarihinde fiili ehliyetine haiz olmadığı" belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, çek nedeniyle borçlu olmadığına yönelik menfi tespit istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağını İİK'nun 72. maddesi oluşturmaktadır.
Dosya öncelikle Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış, anılan mahkemece verilen 01/04/2021 tarihli, *** Karar sayılı ilamı ile mahkemenin görevsizliğine ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, bilahare dava dosyası mahkememize tevdi edilerek işbu esas sırasına kaydedilmiştir.
6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca dava değeri itibarı ile mahkememiz heyeti tarafından yazılı yargılama usulüne göre yargılama yapılarak dava sonuçlandırılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık ana başlıklarıyla davaya konu icra takibi ve takibe dayanak senet nedeni ile davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346).
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Eldeki dava, İİK'nun 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.
Dava dilekçesinde; hata, hile ve takibe konu bononun düzenleme tarihinde davacının akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanıp vesayet altına alınmış olması nedeniyle borçlanma ehliyeti olmadığını beyanla menfi tespit isteminde bulunmuş; davalı taraf davanın reddini savunmuştur. Menfi tespit davası birbiri ile çelişmemek kaydıyla birçok sebebe dayalı olarak açılabilir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 24/04/2014 tarihli,*** Karar sayılı emsal ilamı).
Takibe konu bononun düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nun, "Borçlanma Ehliyeti" kenar başlığını taşıyan 670. maddesine göre; sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi, kambiyo senetleri ile borçlanmaya da ehildir. Aynı Kanunun 1. maddesi gereğince, bu Kanunun ayrılmaz bir parçası olduğu açıklanan TMK'nun 9. maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir; 10. maddeye göre, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır; 13. maddeye göre, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir; 14. madde hükmüne göre, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur; 15. madde hükmüne göre, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz; 16. maddeye göre ise, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Hukuki işlem ehliyeti, yapılan işlemin geçerlilik koşulu olup, davada da taraflara ilişkin dava koşullarındandır. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir.
Akıl hastalığı yahut akıl zayıflığı gibi sebeplerden biri ile makul surette hareket etmek iktidarından mahrum bulunanlar, başka bir deyimle tam ehliyetsiz olanların yaptıkları hukuki işlemler, kanuni mümessilleri tarafından onaylanmadıkça geçersizdir. 11/06/1941 gün ve 1941/4-21 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın sonuç bölümünde; "... Mümeyyiz olmayan bir kimse ile hukuki muamelede bulunan diğer âkidin bunu bilmeyerek hüsnüniyetle hareket etmiş olması, zikri geçen 15. maddenin mutlak ve kat'i sarahati karşısında, öyle bir kimsenin tasarrufu üzerine hukuki hükmün terettüp etmesi için kafi değildir. Kanun o gibi temyiz kudretinden mahrum kimselerin esasen hüküm ifade etmeyen tasarrufları hususunda o tasarruftan dolayı hak iddia edenlerin hüsnüniyetlerini himaye etmemektedir... Medeni Kanunumuz'un metin ve ruhundan başka türlü bir netice çıkarılmasına imkan yoktur..." hükmü yer almakta olup, anılan hükümle, ayırt etme gücünden yoksun olan kişilerin tasarruflarının geçersiz olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Eldeki davada, dava konusu icra takibinin dayanağı olan 24/12/2019 düzenleme tarihli, 21/01/2020 vade tarihli, 113.000,00-Euro bedelli senedin düzenleme tarihi olan 24/12/2019 tarihi itibari ile hukuki işlem ehliyetinin olup olmadığı konusunda rapor düzenlenmesi istenilen Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu'nun 24/12/2019 tarihli raporda dava konusu senedin keşidecisi olan davacı ...'ın akit tarihi, yani senedin düzenleme tarihi olan 24/12/2019 tarihinde fiili ehliyetine haiz olmadığı bildirilmiştir. Bu durumda davacı ...'ın dava konusu senedi düzenleme tarihinde hukuki işlem (fiil) ehliyetine haiz hukuki sonuç doğurmayacağı dikkate alındığında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Davacı taraf dava dilekçesinde takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini de talep etmiştir.
İİK'nun 72/5. maddesinde "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz." şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davalının senedi keşide eden davacı ...'ın akıl hastalığını anlayabilecek durumda olduğu halde bundan yararlandığı, dosya kapsamı, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyası kapsamı ve Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin *** Esas sayılı dava dosyası kapsamındaki delillerden anlaşılmakla İİK'nun 72/5. maddesi uyarınca icra takibine konu edilen 113.000,00-Euro'nun icra takip tarihi olan 24/02/2020 tarihi itibari ile TCMB'nca belirlenen döviz efektif satış kuruna göre 1,00Euro=6,614-TL'den olmak üzere hesaplanan 747.382,00-TL'nın takdiren %20'si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası ve bu takibe dayanak yapılan 24/12/2019 düzenleme tarihli, 21/01/2020 ödeme tarihli 113.000,00-Euro bedelli bono nedeni ile davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-İİK'nun 72/5. maddesi uyarınca hüküm kesinleştiğinde Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibinin İPTALİNE,
3-İİK'nun 72/5. maddesi uyarınca icra takibinin derhal durdurulması hakkında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına müzekkere yazılmasına,
4-İİK'nun 72/5. maddesi uyarınca icra takibine konu edilen 113.000,00-Euro'nun icra takip tarihi olan 24/02/2020 tarihi itibari ile TCMB'nca belirlenen döviz efektif satış kuruna göre 1,00-Euro=6,614-TL'dan olmak üzere hesaplanan 747.382,00-TL'nın takdiren %20'si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince icra takibine konu edilen 113.000,00-Euro'nun karar tarihi olan 20/11/2023 tarihi itibari ile TCMB'nca belirlenen döviz efektif satış kuruna göre 1,00-Euro=31,2114-TL'dan olmak üzere hesaplanan dava değeri 3.526.888,20-TL üzeriden alınması gereken 240.921,73-TL harçtan peşin alınan 12.763,42-TL harcın mahsubu ile bakiye 228.158,31-TL harcın davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davacı tarafça yatırılan 54,40-TL başvurma harcı ve 12.763,42-TL peşin harç olmak üzere toplam 12.817,82-TL'nın davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yapılan 114,00-TL tebligat gideri, 129,00-TL e-tebligat gideri, 134,60-TL posta masrafı, 1,20-TL KEP masrafı, 2.328,00-TL Adli Tıp Kurumu fatura bedeli olmak üzere toplam 2.706,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı tarafça yapılan yargılama giderleri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
9-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
10-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, icra takibine konu edilen 113.000,00-Euro'nun karar tarihi olan 20/11/2023 tarihi itibari ile TCMB'nca belirlenen döviz efektif satış kuruna göre 1,00-Euro=31,2114-TL'dan olmak üzere hesaplanan dava değeri 3.526.888,20-TL üzeriden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 307.806,65-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
12-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/11/2023
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır