T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ***Esas - ***
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ***
KARAR NO: ***
HAKİM: ***
KATİP: ***
DAVACI : 1- ***
2- ***
VEKİLİ: Av.
DAVALI: 1- ***
2- ***
VEKİLİ: Av.
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: ***
KARAR TARİHİ: ***
KARAR YAZIM TARİHİ: ***
Mahkememize açılan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın sürücü kursu olarak faaliyet gösteren diğer davacı şirketin tek ortaklı sahibi ve yetkilisi olduğunu, davacının Manisa ili içinde 3 adet sürücü kursunun bulunduğunu, Manisa ili Şehzadeler ve Yunusemre ilçelerine bağlı yaklaşık 24 tane sürücü kursunun bulunduğunu bu sürücü kursu sahiplerinin toplanarak ve müvekkilini de çağırarak kendilerine başvuran sürücü adaylarından alınacak ehliyet kurs ücretlerini Milli Eğitim Bakanlığının yayınladığı 2394,00-TL taban ücretten daha yüksek bir miktarda asgari 4000,00-TL olarak sabitlemek ve 4.000,00-TL den daha düşük kursiyer kabul eden sürücü kurslarını maddi olarak cezalandırmak için davalı ve davalının sahibi olduğunu söylediği ... Ve Danışmanlık Tic. Ltd. Şti ile bir sözleşme yaptıklarını, her bir sınıf ehliyet kursu için Milli Eğitim Bakanlığının belirlediği asgari ücretten yüksek miktarda ayrı bir asgari ücret tarifesi belirlediklerini ve bu tarifenin altında aday kabul eden kurslara çeşitli müeyyideler getirildiğini, yapılan sözleşmenin aslının davalı ve ... kursu sahibi dava dışı ... isimli kişinin elinde bulunduğunu, sürücü kursu sahiplerinin 30/06/2022 tarihinde Manisa Öğretmen Evinde toplandıklarını ve kendisini avukat olarak tanıtan davalı ... ve yanında yine avukat olduğunu belirten başka bir bayanla birlikte toplantıya geldiklerini, davalı sahibi olduğunu belirttiği ... ve Danışmanlık Tic. Ltd. Şti ile sürücü kurslarına denetim yapmak için bu sözleşmeyi imzaladıklarını, müvekkilinin davalıyı ve şirketini tanımadığını, yapılan sözleşmeye göre sürücü kurslarının aralarında belirlenen sözleşmeden daha düşük aday alan kursun belirlenmesi için davalı şirkete gizliden araştırma yapma yetkileri verildiğini, yapılan bu işlem nedeniyle sürücü kursularının her biri tarafından Ocak ayına kadar aylık 1.500,00 TL+KDV, Ocak 2023'ten sonra 1700,00 TL+KDV aylık ücret ödeneceğinin söylendiğini, sözleşmede belirtilen miktarlardan daha düşük aday kabul ettiği tespit edilecek olan kurslar için ise her bir kurs tarafından verilen ve dilekçe ekinde sunulan senetlerin işleme konulacağının belirtildiğini, yine yapılan sözleşmeden ayrılmamak için sözleşmeyi fesheden kursun kurum başına 100.000 TL cezai şart ödeyeceği de yazılı bulunduğu gibi sözleşmeye aykırı davrandığı tespit edilecek kursa birinci defada 35.000,00 TL, ikinci defada 50.000 TL üçüncü defada 75.000 TL cezai müeyyide uygulanacağının belirtildiğini, bu sözleşmenin tüm sürücü kursu sahipleri tarafından imzalandığını, tüm kurs sahipleri tarafından sözleşmede belirtilen her bir müeyyide için 35.000-TL, 50.000-TL, 75.000-TL gibi ayrı ayrı senet imzalatıldığını yine davalıya yapılacak aylık ödemeler için her aya ayrı senetler düzenlendiğini, tüm senetlerin vade ve tanzim tarihleri ile tanzim yerlerinin boş olarak verildiğini beyan etmiştir. Davacının diğer kurs sahiplerinin baskı ve ısrarıyla bu sözleşmeye ve senetlere imza atmak zorunda kaldığını ancak bunun yasal olup olmayacağı hususunda tereddütünün olduğunu aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğini açıklaması ve yine sözleşmenin tüm şartları incelenmeden ve okunmadan denetim şirketine ne gibi yetkilerin verildiği tam olarak görüşülmeden ve anlaşılmadan sözleşme ve senetlere imza atmak istememesi üzerine davalı ve toplantıyı organize eden ... kursu sahibi ... ve davalıların senetlerin sadece teminat ve caydırma amaçlı olarak verileceğini, haber vermeksizin işleme konulmayacağına dair güvence vermesi üzerine sözleşmeyi ve tüm senetleri vade, düzenleme tarihleri ve tanzim yerleri boş olarak imzalamış ve davalı ...' na verdiğini, sözleşmenin aslının da bu kişilerde olup müvekkilinde yalnızca imzalatılan bu sözleşmenin whatsapp resminin bulunduğunu, istemesine rağmen aslı veya örneğinin müvekkiline verilmediğini, bahse konu toplantının 30/06/2022 tarihinde Manisa Öğretmen Evinde gerçekleştirildiğini, ancak müvekkilinin yapılan bu işlemin Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatına kamu düzenine aykırılık teşkil edeceğini denetim yetkisinin sadece Milli eğitim Bakanlığına ait olduğunu bu şekilde yeni tarifelerin belirlenerek işlem yapılmasının yasak olduğunu, denetimin hiçbir özel şirket tarafından yapılamayacağını bunun rekabet ilkelerine de aykırı olduğunu konusunun da suç olduğunu yetkililerle yaptığı görüşmeler neticesinde öğrenmesi üzerine derhal imzaladığı sözleşmeyi feshederek bu nedenle vermiş olduğu senet ve borçlandırıcı tüm evrakların kendisine teslimini aksi takdirde suç duyurusunda bulunulacağını belirterek Manisa 3.Noterliği'nin 23 Ağustos 2022 tarih ve 22101 yevmiye sayılı ihtarnamesiyle davalılara ihtarname çektiğini, verilen tüm senetlerin ve borçlandırıcı evrakların iadesini istediğini ve durumu yetkililere bildirdiğini, bu ihtarnamenin muhatap şirketçe öğrenilmesinden hemen sonra davalı ... ve Danışmanlık Tic. Ltd. Şti'nin yetkilisi olduğunu ve yapılan toplantıda da avukat olduğunu söyleyen ve senetleri teslim alan davalı ... tarafından Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş Esas ve ... D.İş Karar sayılı dosyasıyla müvekkili tarafından verilen senetlerden 75.000,00-TL miktarlı olan senedin vadesi/tanzim yeri ve tanzim tarihi doldurularak ve özellikle sözleşmenin yapıldığı tarihten önceki tarihler atılmak suretiyle sözleşme dışı bir senet gibi gösterilmek suretiyle haksız ve hukuksuz olarak ihtiyati haciz kararı aldırıldığını senedin Kayseri Genel İcra Daireinin ... Esas sayılı dosyasıyla işleme konulduğunu ve ihtiyati haciz kararını uygulayarak müvekkili şirketin 45 ... plakalı aracının yakalatıldığını ve diğer araç ve mal varlıklarının üzerine de ihtiyati haciz koydurduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi feshettiğini ve imzaladığı senetleri iade etmesini istemesine rağmen senetlerin bilerek ve kasten işleme konulması nedeniyle davalı ... ve toplantıyı organize eden ... isimli şahıslardan şikayetçi olduklarını, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma nolu dosyasıyla soruşturma başlatıldığını, davalılarda bulunan diğer tüm senetlerin de tespit ve ele geçirilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına talepte bulunulduğunu tüm bu nedenlerle yapılan sözleşmenin iptaline, icra dosyasında borçlu olmadıklarının tespitine, haksız ve hukuksuz olarak uygulanan ihtiyati haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat ve takibin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalılar vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacılar tarafından dosyaya sunulan protokolde müvekkillerinin herhangi birinin imzasının bulunmadığı gibi, şirket kaşesinin vs. basılmasının da söz konusu olmadığını, Manisa ilinde faaliyet gösteren sürücü kurslarının kendi aralarında imzalamış oldukları bir protokolde imza veya kaşesinin bulunmaması sebebiyle sözleşmenin müvekkilleri yönünden bağlayıcılığının bulunmadığını, sözleşmenin içeriğinde cezai şart maddelerini teminen kambiyo senedi verildiğine dair herhangi bir ibare v.s bulunmadığını, senet üzerinde de teminat senedi olduğuna dair bir ibare bulunmadığını, davacılar tarafından, dava dilekçesinin ekinde sunulan sözleşmenin içeriğinde dahi sözleşme hükümlerinden kaynaklı alacağın protokolün icraya konularak tahsil edilebileceği net ve belirgin olduğunu, davacının, müvekkili ...'na borcunun bulunmadığını, müvekkilinin alacağına karşılık kendisine senet verildiğini, davacının takibe konu senedin müvekkili ile sürücü kurslarıyla imzalanan sözleşmeye istinaden verildiğini iddia ettiğini ancak herhangi bir sözleşmeye istinaden teminat mahiyetinde senet alınmasının söz konusu olmadığını, ayrıca borçlu olmadığını iddia eden bir kişinin, alacaklıya senet vermesinin mantıklı bir yanının bulunmadığını, kambiyo senedinin altındaki imzanın borçluya ait olup borçlunun imzanın kendisine ait olmadığına dair bir itirazının bulunmadığını, günlük hayatta borcu olmayan bir kişinin karşı tarafa senet vermesini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca dava konusu senedin zorla imzalatıldığına dair davacı/borçlunun bir iddiasının da bulunmadığını, kendi özgür iradesiyle herhangi bir baskı altında kalmadan alacağa karşılık imzalanmış senede karşı böyle bir itirazda bulunulmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, senette de yazılı olduğu üzere senedin nakden ahzolunduğunu, takibe konu senedin teminat olarak verilmediğini, borçlu tarafça imzalanıp müvekkiline verilen senedin alacağa karşılık olup sözleşmeden bağımsız olduğunu beyan etmiştir. Müvekkili ... ve Danışmanlık Tic. San. Ltd. Şirketinin Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... numaralı icra takip dosyasının tarafı olmadığı gibi, ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğunu bu sebeple şirket yönünden husumet itirazında bulunduklarını, şirket yönünden davanın esasına girilmeden dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddini talep ettiklerini, ayrıca davacılar tarafından şirkete herhangi bir ihtarnamenin gönderilmediği gibi dava dilekçesinin ekindeki ihtarnamede yazılı adresin müvekkili şirketin yazışma adresi olmadığını, davacıların aleyhine Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş Esas, ... D. İş Karar sayılı dosyasında alınan ihtiyati haciz kararına asıl dosyasına yapılmış bir itirazının bulunmadığını, davacının mesnetsiz iddialarının icra işlemlerinin geciktirilmesi ve müvekkilin hakkı olan alacağının tahsilinin ertelenmesine yönelik olduğunu bu nedenlerle haksız yere açılan davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama tek Hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada 7251 sayılı kanunla değişik 6102 Türk Ticaret Kanununun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır.
Gölmarmara Mal Müdürlüğü cevabi yazısı, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasının uyap kayıtları, vergi dairesi kayıtları, Manisa CBS ... Soruşturma sayılı dosyasının Uyap kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, uyuşmazlık konusu hakkında bilirkişi raporu alınmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasında: alacaklının ..., borçlunun ... Motorlu Taşıtlar Sürücü Kursu ve ... olduğu, 83.922,95-TL toplam alacak üzerinden kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı anlaşılmıştır.
Davacı ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen ve dosyaya mübrez 18/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 2022 yılında bilanço esasına göre kağıt ortamda defter tuttuğu, ilgili defterleri ibraz ettiği, davacının sunulan ticari defter bilgilerinden açılış kapanış tasdikinin yasal suresi içerisinde yaptırıldığının görüldüğü, davacının resmi defterlerinde davacı ile ticari ilişkisine davalıya senet verdiğine dair tespit yapılamadığını, davacı şirkete ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, usulüne uygun tutulan ticari defterlerin sahibinin lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile; davalı ile davacı arasında ticari ilişkinin bulunmadığı, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına dayanak senedin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacının davalıya borcunun bulunmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.
Dosyaya mübrez 23/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davalının davacı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile asıl alacağın 75.000,00-TL, toplam alacağın 83.922,95-TL takip başlatmış olduğunu, taraflar arasında düzenlendiği iddia olunan protokolde dava konusu alacağa esas teşkil eden senede ilişkin bilgi bulunmadığı, dava konusu senedin teminat senedi olduğunun takdirinin Mahkemeye ait olduğu, davaya konu senedin dosya kapsamına sunulan davacının ticari defterlerinin incelenmiş olduğu bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, davalı ... ve Danş.Tic.Ltd.Şti'ne ait 2022 yılı ticari defterlerinin süresi içinde ve usulüne uygun olarak tasdik ettirilmiş olduğu, delil niteliğine haiz olduğu, davalı ... ve Danş.Tic.Ltd.Şti.'ne ait ticari defterler ve 602 Araştırma Ve Danışma Hizmetleri - 121 Alacak Senetleri Hesaplarına ait Muavin Defter dökümlerinin incelenmesinde, davalı ile davacı arasında bir cari hesap ilişkisi bulunmadığı, dava konusu senedin davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde davacının borcuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, davalılardan ...'nun 2022 yılında mükellefiyet kaydı bulunmadığı bildirilmiştir.
Öncelikle alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin ve bu senette yer alan bedel kaydının hukuksal anlamını irdelemekte yarar vardır.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1).
Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.
Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.).
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ).
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir.
Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde somut olaya gelince; dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının saptanması istemine ilişkin olduğuna göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir.
Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Dava dilekçesinde dava ve takip konusu 01/03/2022 vade tarihli ve 75.000,00-TL bedelli bononun karşı tarafa teminat amaçlı verildiği iddia edilmiş ise de bononun teminat senedi olarak verildiğine ilişkin gerek senetler üzerinde gerekse senetlerle ilintili başkaca evrak üzerinde herhangi bir belirleme yapılmamış, bu yönde bir delil davacı yanca sunulamamıştır. Zira bono üzerinde "nakden" kaydı yer almakta olup davalı tarafça senet talil de edilmemiştir. İspat yükü davacı taraftadır. Senet taraf ticari defterlerinde kayıtlı değil ise de kambiyo senetlerinin ticari defterlere kayıt zorunluluğu bulunmamaktadır. Davacı tarafça delil olarak dayanılan protokolde de takip konusu bonoya atıf yapılmadığı gibi ilgili protokolün altında davalıların imzası da bulunmamaktadır. Bu nedenle takip alacaklısı ... yönünden davanın esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın delil olarak dayandığı Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasında 27/03/2023 tarihinde hukuki ihtilaf bulunması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olup yine aynı başsavcılığın *** soruşturma sayılı dosyasında da somut ve kesin delil bulunmaması ve hukuki ihtilaf bulunması nedeniyle takipsizlik kararı verilmiştir. 01/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda bonoların davalının kurucusu olduğu ... ve Danışmanlık şirketinin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ise de kambiyo senetlerinin ticari defterlere kayıt zorunluluğu bulunmamaktadır. Bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı belge ile ispatlanması gerektiği anlaşılmakla dava konusu bonolar nedeniyle davacının davalı ...'na borçlu olmadığı ispatlanamamış olmakla açılan davanın reddine karar verilmiştir. Davalı .....Şti yönünden ise bu davalının bonoda lehtar olarak görünmediği gibi açılan takipte de alacaklı olarak bulunmaması nedeniyle davada pasif husumeti bulunmadığından bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığından yemine başvurma hakkı hatırlatılmamıştır.
HMK 200. Maddesi uyarınca tanıkla ispat sınırının aşılması nedeniyle taraf tanıkları dinlenmemiştir. Davacı vekili duruşmalarda senedin baskı ile alındığını iddia ederek tanıkların dinlenilmesini talep etmiş ise de dava dilekçesinde senedin cebir veya tehdit kullanılarak alındığı yönünde bir iddia bulunmamakta olup senedin teminat amaçlı olarak verildiğinin ileri sürüldüğü, daha sonra ileri sürülen tehdit ve baskı iddiasının ise iddianın genişletilmesi mahiyetinde olduğu, davalı tarafın ise iddianın genişletilmesine açıkça muvaffakat etmediği anlaşılmakla bu hususta da tanık dinlenilmesi mümkün olmamıştır.
Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 3/2. maddesi gereğince; müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.
Yine AAÜT'nin üçüncü kısmına göre ücret başlıklı 13/1. maddesinde ise, "Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7'nci maddenin ikinci fıkrası, 10'uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12'nci maddenin birinci fıkrası, 16'ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında; ihtiyari dava arkadaşı olan davalılara karşı açılan davada 2 davalının da aynı vekille temsil edildiği, davalı *** Araştırma ... Şti yönünden yukarıda açıklandığı üzere pasif husumeti bulunmaması nedeniyle davanın reddine, davalı ... yönünden ise esastan davanın reddine karar verildiği, bu durumda ret sebebi ayrı olan davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine (AAÜT'nin 3/2 maddesi gözetilerek) hükmedilerek aşağıdaki hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüştür.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... ve Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi yönünden davanın PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE,
2-Davalı ... yönünden davanın REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 427,60-TL ilam harcının, dava açılışı sırasında tahsil edilen 1.433,20-TL peşin harçtan mahsubuna, artan 1.005,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine,
4-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil eden davalı ... ve Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi'ne ödenmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil eden davalı ...'na ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 08/05/2024
Katip ***
e-imza
Hakim ***
e-imza