T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ***
KARAR NO: ***
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ***
VEKİLİ: Av. ... -
DAVALI: ... - ... -
VEKİLİ: Av. ... -
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: ***
KARAR TARİHİ: ***
KARAR YAZIM TARİHİ: ***
Mahkememize açılan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, müvekkili şirketten bir kısım mal satın aldığını ve bu fatura alacağından kaynaklanan borcun davalı tarafından ödenmediğinden aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibe başlandığını, davalı borçlu tarafından itiraz edilmekle söz konusu takibin durdurulduğunu, yapılan satışın müvekkilin ticari defterleri ile kayıt altına alındığını, davalı ile gidilen ticari arabuluculuk görüşmesinin anlaşamama nedeniyle olumsuz netice ile sonuçlandığını, davalı tarafça fatura konusu bedelin ödenmemesi sebebiyle davalının itirazının asılsız ve alacağın tahsilini uzatmak maksadıyla kötü niyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle; borçlunun icra takibine yaptığı itirazının asıl alacak olan 35.790,51-TL yönünden iptaline ve bu miktardaki alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmek suretiyle takibin devamına, davalı borçlunun alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; yetki İtirazında bulunduklarını, yetkisiz icra dairesinde başlatılan ve itiraz edilen icra takibine binaen açılan itirazın iptali davasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, TMO Kayseri Şube Müdürlüğündeki 20.000 tonluk çelik silolarının kuyu araları su yalıtım, konveyör ve yürüme yollarının boyanması işinin yüklenicisi olan müvekkili şirketin işveren idarenin yönlendirmesi üzerine davacı şirketten işe ilişkin boya malzemesi satın aldığını, şartnamedeki malzemenin miktarını belirleyenin davacı olması nedeniyle boya malzemesinin tedariki hususunda işveren idare tarafından müvekkilinin davacıya yönlendirildiğini, işe ilişkin malzeme miktarını bilen davacı şirketin de malzemenin 61.700,00-TL olduğunu müvekkiline bildirdiğini, işe ilişkin boya malzemesinin fiyatının Ankarada yaklaşık 55- 56.000-TL olmasına rağmen müvekkilinin, işveren idare ile ters düşmemek adına 61.700,00-TL karşılığında malzemeleri davacı şirketten aldığını ve 11.09.2021 tarihli şirket çeki ile de borcunu ödediğini, Ankara firması olarak Kayseri'deki bir işi alan müvekkilinin işveren ihale sorumlusu tarafından işin yapımı esnasında türlü zorluklara maruz bırakıldığını işin mahiyetine göre miktarı davacı tarafından belirlenen şartnamedeki boya malzemesinin yetmediğinden bahisle 24.765,00-TL'lik boya malzemesinin daha davacı tarafından verildiği iddiası ile müvekkiliinin 13.10.2021 tarihinde 24.765,00-TL'lik fazladan bir ödeme daha yaptırıldığını, hak edişler ve işin yapımında sıkıntılar çıkaran idare ile tersleşmemek adına miktarı belli işe fazladan 24.765,00-TL ödeyen müvekkilinin aleyhinde 35.140,65-TL'lik bir borç daha çıkarılması üzerine müvekkili tarafından haklı olarak itiraz edildiğini, 10.09.2021 tarihinde bitirme süresi olan, gecikmeler nedeniyle 22.10.2021 tarihinde geçici kabulü yapılan resmi işe ilişkin olarak davacının derhal kestiği ve ödemesini aldığı geçmiş faturaların tarihi ve anlık ödemesi ortada iken geçici kabul tarihinden 2 hafta sonra fatura kesen işbu davaya konu alacak iddiasındaki davacının muaccel olmayan/likit olmayan, alacaklı talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğu gibi belirtilen talebe ilişkin faiz ve tazminat talebinin de hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle hukuka aykırı davanın reddi ile haksız ve kötüniyetli davacının %20 tazminat ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, faturadan kaynaklı olarak başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama Tek Hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada 7251 sayılı kanunla değişik 6102 Türk Ticaret Kanununun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır.
Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar görüşmüş ancak anlaşmaya varamamışlardır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasının uyap kayıtları, tarafların ticari defter kayıtları, takibe konu fatura, sgk kayıtları, vergi dairesi kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde: alacaklının ... San. ... Ltd. Şti., borçlunun ... ... Ltd. Şti. olduğu, 35.790,51-TL toplam alacak üzerinden faturaya dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). İcra dosyasında itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi, eldeki davanın bir yıllık yasal süre içinde kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi;
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4).Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve *** Karar sayılı ilamı).
Kural olarak, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Temerrüt ya bir ihtar ile ya da dava açılması suretiyle gerçekleşir. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez (TBK'nun l17/1. maddesi).
Faturaya veya açık hesap ilişkisine dayalı takiplerde takip öncesi borçludan faiz talep edilebilmesi için fatura borçlusunun bir ihtar ile ya da aleyhine bir takip ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Ödeme talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez.
Dosyaya mübrez 25/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafça takip ve dava konusu yapılan faturaların e-arşiv fatura olduğu, davacı vekilinin 29.04.2022 tarihli dilekçe ekinde sunduğu faturaların ise takip konusu faturalarla aynı içerik ve tutarda olup e-temel fatura olduğunu, söz konusu faturaların toplamının 35.140,65-TL olduğu, bahse konu e-temel faturaların davacı ticari defterlerinde davalıdan alacak olarak kayıtlı olduğunu, davacının ticari defterlerinde e-ticari faturaların kayıtlı olmadığını, davacının ticari defterlerinde e-temel faturaların kayıtlı olduğunu ve bu faturalar karşılığında davalıdan herhangi bir tahsilat gözükmediği yönünde görüş bildirmiştir.
Mahkememizin 11/10/2023 tarihli duruşmasında davalı ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, bilirkişi ücretini davacının ödemesine karar verilmiştir. Davacı tarafça belirtiline avans yatırılmadığından mahkememizin 14/02/2024 tarihli celsesinde HMK 324/2 maddesi uyarınca bu kez davalı tarafa belirlenen avansı yatırmak üzere süre verilmiştir. Davalı tarafça da delil avansı yatırılmadığından davalı ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılamamıştır.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile toplam 35.790,51-TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın açıldığı, takibe dayanak olarak *** seri numaralı faturaların gösterildiği, davacı ticari defterlerinde yaptırılan inceleme sonucu aldırılan 25/09/2023 tarihli mali müşavir bilirkişi raporuna göre takibe dayanak yapılan faturaların "e-ticari fatura" olduğu ve ticari defterlerde kayıtlı görünmediği, davacı vekilinin 20/04/2022 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu faturaların ise "e-temel fatura" olarak düzenlendiği ve davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki başlıkta yer alan faturaların da birbiri ile aynı tutar ve içerikte olduğu, fatura başlığının farklı çıkması hususunun sistemsel bir hata olarak değerlendirildiği, davacı vekili tarafından 29/04/2022 tarihinde dosyaya sunulan cevaba cevap dilekçesi konulu beyan dilekçesi ekinde faturaların ve arka kısmında teslim alanın imzasının bulunduğu, buna göre 03/11/2021 tarihli, 3.136,13-TL tutarlı fatura konusu ürünü ... tarafından, diğer 3 faturaya konu ürünün ise ... tarafından teslim alındığı, bu kişilerin SGK kayıtlarının dosya arasına getirtildiği, incelenmesinde ...'ın 2021 Ekim ve Kasım aylarında yani faturaları teslim aldığı tarihlerde davalı şirketin SGK'lı çalışanı olduğu, ...'in davalı şirkette SGK kaydı bulunmasa da ilgilinin tanık olarak alınan beyanında fatura konusu ürünleri davalı adına yapılan iş için teslim aldıklarını ve kullandıklarını beyan ettiği, yine Yıldırım Beyazıt Vergi Dairesi'nin Kasım/2021 dönemine ilişkin yazı cevabında faturaların davalının BA formu ile uyumlu olduğunun bildirildiği, davacı tarafça BS bildirimlerinin de yapıldığı, ödeme kaydı yer almadığı, her ne kadar davalı taraf ticari defterleri incelenememiş olsa da fatura konusu ürünlerin davalıya teslim edildiği ve ödeme kaydı bulunmadığı hususu davacı tarafça usulüne uygun şekilde ispat edildiğinden ve davalı vekilince 19/07/2023 tarihli duruşmada karşı tarafa yemin teklif edilmeyeceği belirtildiğinden davanın sübut bulduğu kanaatine varılarak açılan davanın asıl alacak talebi yönünden kabulüne karar vermek gerekmiştir. Takip talebinde yasal faiz talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak hükmedilen asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
Her ne kadar açılan icra takibinde işlemiş faiz de talep edilmiş ise de takip açılmadan evvel davalının temerrüde düşürüldüğüne dair ihtarname sunulmadığından bu kalem alacak yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur.
İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların içeriğinden, taraflar arasındaki icra takibinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itirazın iptaline karar verilen 35.140,65,00-TL'nın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı tarafça cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep edilmiştir. Mahkememizce işlemiş faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine karar verilmiştir. Ancak davalı yanca davacının bu kalem alacak yönünden kötü niyetle takip başlattığı hususunda bir delil sunulmadığından ve mahkememizce de bu yönde bir delile rastlanmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminat isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüştür.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında davalı - borçlunun yapmış olduğu itirazın 35.140,65-TL fatura bedeli yönünden İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, hükmedilen asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar %9 yasal faiz uygulanmasına,
2-649,86-TL işlemiş faiz talebi yönünden açılan davanın reddine,
3-İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca alacağın %20'si tutarında (7.028,13-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Şartları oluşmamakla davalı tarafın reddedilen kısım yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine,
5-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 2.400,46-TL ilam harcından, dava açılışı sırasında tahsil edilen 611,22-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 1.789,24-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 28,32-TL'sinin davacıdan alınarak, 1.531,68-TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davacı tarafın yaptığı 80,70-TL başvurma harcı, 611,22-TL peşin harç, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 319,50-TL posta ücreti olmak üzere toplam 2.511,42-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 2.465,82-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
10-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 649,86-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 19/07/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza