T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:...
KARAR NO: ...
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI :...
VEKİLİ: Av....
DAVALI:...
VEKİLİ: Av....
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: ...
KARAR TARİHİ: ...
KARAR YAZIM TARİHİ: ...
Mahkememize açılan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin işgaliyeci/zilyet sıfatıyla kullanmakta bulunduğu tapunun Kayseri ili, Melikgazi İlçesi, ...de kain bahçe vasıflı gayrimenkulün milli emlaktan tapusunun alınması ve davalıya devrinin yapılması için ekli 14.11.2020 tarihli sözleşme yapıldığını, devir için davalı ile 80.000,00-TL'ye anlaşıldığını, davalının 50.000,00-TL parça parça ödeme yaptığını, müvekkilinin ise vekaletnameyi sözleşmede adı geçen ... isimli şahsa verdiğini, ... isimli şahsın gerekli işlemleri ilgili yerlerde yaptığını, tapu devrinin de ... tarafından yapılacağını, icra takibine konu edilen senedin sözleşmenin eki olarak düzenlendiğini ve üzerine 'teminat senedidir, icraya konulamaz' yazıldığını, senedin icraya konulurken bu kısmının kesilerek konulduğunu, müvekkilinin bu senede karşı aldığı bir bedel olmadığı gibi sözleşmeyi feshinin de söz konusu olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin bu senetten dolayı herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle öncelikle Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının tedbiren durdurulmasına, davanın kabulü ile Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyanın takip dayanağı olan 14.11.2020 düzenleme tarihli, 14.11.2022 ödeme tarihli, 25.000,00-Euro bedelli bononun iptaline, müvekkilinin davalıya borcunun olmadığının tespitine, davalı aleyhine haksız icra takibi nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: menfi tespit talep edilen senet ile bahse konu iddiaların uyuşmadığını, senetteki miktar ile dava değerinin dahi birbiri ile uyuşmadığını, davacı tarafın dosyaya sunduğu belge ile bononun bir ilgisi bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, hazineye ait taşınmazı yapı kayıt belgesi ile müvekkiline sattığını, yalnızca müvekkiline değil bir çok kişiye bu yöntemle yer sattığını, farklı vaatlerle müvekkilinin nakit parasını aldığını, söz konusu senedin müvekkiline bu haliyle teslim edildiğini ve geçerlilik unsurlarını taşıdığını, yırtılarak icra takibine konu edildiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, haksız davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Taraflar arasında düzenlenen 14/11/2020 tarihli sözleşme, vergi dairesi kayıtları, tapu müdürlüğünün cevabi yazısı, Kayseri Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün cevabi yazısı, Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları ve tüm deliller toplanmıştır.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, bono nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar vardır.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir ifadeyle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, Ankara, 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.
Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def’î olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür.
Bir teminat senedinden söz edilebilmesi için ya senedi düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile senedi vermiş olması gerekir.
Hemen belirtilmelidir ki, kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir. Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu def’î mutlak def'î niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.
Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, kambiyo senetleri kural olarak mevcut bir borç için düzenlendiklerinden, teminat maksadıyla düzenlenmeleri istisnaidir ve bu durumun da soyutlukla yakından ilişkisi bulunmaktadır. Nitekim senet metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılması hâlinde senedin soyutluğu ortadan kalkmakta ve devir kabiliyeti sınırlanmakta, bu ibarenin yazılmaması hâlinde ise keşidecinin teminat iddiasının ispatlanması, lehtarla sınırlı olmak üzere, yazılı delile ihtiyaç göstermektedir.
Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir. (Bakınız Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/11-698 E., 2022/1545 K. Sayılı ilamı)
Teminat senetleri (teminat bonosu, teminat poliçesi, teminat çeki), tarafların temel borç ilişkisi kapsamında edimin ifasını güvence altına alması amacıyla düzenlenen senetlerdir. Edim ifa edilmediği taktirde teminat senedi vasıtasıyla, lehtar tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılabilecek veya senet ciro ve zilyetliğin devri yoluyla tedavül edilme imkânı bulabilecektir.
Eldeki davada davacı taraf, 14/11/2020 tarihli sözleşme ile Kayseri ili, Melikgazi ilçesi, Tavlusun Mahallesi, 11141 ada, 28 parselde kain bahçe vasıflı gayrimenkulun milli emlaktan tapusunun alınması ve davalıya devrinin yapılmasının kararlaştırıldığını, devir için 80.000,00-TL'ye anlaşıldığını, davalının 50.000,00-TL ödeme yaptığını, dava konusu senedin ise sözleşmenin feshi halinde ödenmesi gereken bir teminat senedi olduğunu, sözleşmeyi feshetmesi söz konusu olmadığını, bu nedenle senetten dolayı her hangi bir borcunun bulunmadığının iddia ve talep etmiş, davalı cevap dilekçesinde senedin sözleşme ile bir ilgisi olmadığını, davacının hazineye ait taşınmazı yapı kayıt belgesi ile kendilerine sattığını, müvekkilinden para aldığını, bu nedenle kötü niyetli olduğunu, davacının bahsettiği hususun bununla ilgili olup senedin bu konu ile ilgisinin bulunmadığını, teminat senedi olduğuna yönelik iddiaların da gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Taraflar arasında akdedilen "Hususi Mukaveledir" başlıklı 14/11/2020 tarihli sözleşme incelendiğinde, davacının ecrimisil usulü Milli Emlak Müdürlüğü'nden kiraladığı taşınmazın ileride doğacak tüm haklarını davalıya devretmeyi taahhüt ettiği, arsa bedelinin davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığı, devir bedeli 80.000,00-TL olarak belirlenip 50.000,00-TL'sinin peşin olarak ödendiği, bakiye 30.000,00-TL'sinin ise 1 ay içinde ödeneceği, sözleşmeden tek taraflı olarak rücu eden tarafın 25.000 Euro cezai şart ödemesinin kararlaştırıldığı, bunun haricinde sözleşmede tarafların imzasının bulunduğu kısıma kadar her hangi bir senetten bahsedilmediği görülmektedir. Davacının sözleşmenin arkasında sunmuş olduğu ikinci sayfada yazılı "NOT= Söz konusu senet düzenleme tarihi 14.11.2020'dir" ve "NOT=Cezai şart için =50.000 E (ellibin avro) luk senet yapılarak ...'e verilmiştir." yazılı belgenin altında ise her hangi bir imza bulunmamaktadır. Sözleşmede 25.000 Euro cezai şart bedelinden bahsedilmekte olup bu kısımda 50.000 Euro yazmakla miktarlar da uyumsuzdur. Dolayısıyla ekteki bu belgenin sözleşmenin eki sayılma olanağı bulunmamaktadır. Takip konusu 14/11/2020 tanzim, 14/11/2022 vade tarihli, 25.000 Euro bedelli senedin düzenleme tarihi de 14/11/2020 olmakla birlikte sözleşmede açıkça bu senedin tüm bilgileri yazılmak suretiyle senede atıf yapılmamıştır. Senedin üzerinde "nakden" kaydı bulunmakta olup davalı taraf da cevap dilekçesinde senet metnini talil eder nitelikte bir beyan sunmadığı gibi senedin bu sözleşmeden dolayı tanzim edildiğini de kabul etmemiştir. Kambiyo senetlerinin mücerretliği noktasında davacı senedin sözleşme ile arasındaki illiyet bağını yazılı delille ispat edememiş, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığından bu hususta karşı tarafa yemin teklif etme hakkı da bulunmamaktadır. Senet miktarı nazara alındığında HMK 200. Maddesi uyarınca tanık dinlenmesinde de hukuki fayda bulunmamaktadır.
Davacı senedin teminat senedi olduğunu ve icraya konulamayacağına ilişkin üzerinde ibare olduğunu, fakat davalının bu kısmı yırtarak senedi icraya koyduğunu da iddia etse de bu husus da yalnızca beyandan ibaret olup bu konuda dosyaya yansıyan hiçbir delil bulunmamakta, senedin teminat senedi olduğuna dair bir kayıt bulunmamaktadır. Bu nedenlerle davacının bu iddiasına da itibar edilmeyerek açıklanan gerekçelerle açılan davanın reddine dair aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL ilam harcının, tahsil edilen 17.038,89-TL peşin harçtan mahsubuna, artan -TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 155.660,85-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
05/11/2025
Katip ...
Hakim ...