T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : Esas
KARAR NO :
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/07/2021
KARAR TARİHİ : 20/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; taraflar arasında düzenlenen 13/06/2019 tarihli sözleşme ile Kayseri İli Kocasinan İlçesi Erkilet Mahallesi 426 ada, 7 parsel üzerinde müvekkilinin inşaat yapım işine başladığını, davalı tarafça ödemelerin eksik yapılmasına rağmen müvekkilinin iyi niyetli şekilde işe devam ettiğini, Kayseri 1. Noterliği'nin 10/03/2021 tarih ve ... yevmiye sayılt ihtemame ile davalı tarafça sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, şantiyede bulunan kalıp-kereste vb inşaat malzemelerinin bedelinin de müvekkiline ödenmediğini, sözleşmeye göre yapılmayan ödemelerin bir sonraki yıl için güncel bedellerle ödeneceğinin kararlaştırıldığını belirterek yapılan işler ve şantiyede bırakılan malzeme bedelleri ile haksız fesih ile cezai şart bedelinin ödenmesine karar verilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretini davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacının edimlerini yerine getirmemesi üzerine müvekkilince sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin 7. Maddesi'ne göre birim fiyatlar üzerinden %5 kırım yapılmasının kararlaştırıldığını ancak bilirkişi raporunda %2 tenzilat uygulandığını, yine temel! altı gro-beton ve temel içi sıhhi tesisat işlerinin diğer yüklenici tarafından yapıldığını ve hesaplamadan düşülmesi gerektiğini, inşaat malzemelerinin davacıya teşlim edildiğini ve davacıya hak ediş olmamasına rağmen ödeme yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini yargılma giderleri ve vekalet ücretini davacı yana yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Tespit dosyası, yazılı söleşme ve noter ihtarları, resimler, belgeler, tapu kayıtları, ticari defter ve belgeler, bilirkişi incelemesi, keşif, tanık beyanları.
GEREKÇE:
Dava, davalı kooperatif ile davacı arasında imzalanan inşaat yapım işleri sözleşmesine dayalı olarak yapılan inşaat işleri ile iade edilmeyen inşaat malzemesine yönelik bedelin ve sözleşmeden cayma bedelinin tahsili istemiyle açılan alacak davasıdır.
Kayseri 9. Asliye Hukuk mahkemesinin 06/04/2023 tarih, ... sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilen dava dosyası, mahkememizin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapılmış ve yargılamaya bu esas üzerinden devam olunmuştur.
Taraflar arasında düzenlenen 13/06/2019 tarihli inşaat yapım işleri sözleşmesi çerçevesinde davalı konut yapı kooperatifinin Kayseri İli Büyükşehir Belediyesi mücavir alanı içerisinde bulunan ada pafta ve parsel numaraları dava dilekçesinde belirtilen arsa üzerinde davacının konut yapımı ve inşaat işlerini üstlendiği sabittir. Taraflar arasındaki bu sözleşmenin davacı tarafından yüklenilen inşaat işi tamamlanmadan sona erdiği ve davacının işin bir kısmını yaptığı ve bir kısmını yarıda bıraktığı, davacının yapmış olduğu iş bedelinin bir kısmının davalı iş sahibi tarafından ödendiği ve buna ilişkin davacının fatura kestiği, sözleşmenin çekilen ihtarnamede belirtilen hususlar gerekçe gösterilmek suretiyle davalı tarafından Kayseri 1. Noterliğinin 10/03/2021 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile feshedildiği hususları da sabittir. Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı iş sahibi tarafından feshedildiği sabit olmakla birlikte feshin haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı, diğer bir ifadeyle sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedilip feshedilmediği hususu ile davacı yüklenicinin yapmış olduğu iş bedelinin davalıdan iadesi yönündeki talebinin yerinde olup olmadığı, talep yerinde ise davalının ne kadarlık bir iade borcu bulunduğu, sözleşmenin haksız feshinden kaynaklı cayma bedeli alacağına kimin hak kazandığı, davacı yüklenicinin yapılacak işin usulüne uygun olarak tamamlanması için gerekli olduğuna şüphe bulunmayan kalıp kereste vb. inşaat malzemelerinin kime ait olduğu ve davalının uhdesinde bulunduğunun tespit edilmesi halinde bunun davacıya iadesinin gerekip gerekmediği, varsa inşaatın yapımı için gerekli olan bu tür inşaat malzeme bedelinin ne kadar olduğunun tespiti hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davalı, dava tarihinden önce ve sözleşmenin devam ettiği bir sırada davacıya göndermiş olduğu Kayseri 1. Noterliğinin 01/03/2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile; kendisi ile (dava dışı) arsa sahipleri arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca 29/10/2022 tarihine kadar inşaatın tamamlanıp teslim edilme zorunluluğunun bulunduğunu, inşaat sahasının davacıya teslim edildiği 13/06/2019 tarihinden bu yana "temel betonarme betonunun atılması, bodrum kat betonarme kalıbının yapılması, bodrum kat betonarme demirinin yapılması, bodrum kat betonarme betonunun atılması, zemin kat betonarme kalıbının yapılması, zemin kat betonarme demirinin yapılması, zemin kat betonarme betonunun atılması" işlerinin davacı tarafından yapıldığı beyan edilmekle birlikte son 5 aydır inşaatta herhangi bir faliyette bulunulmadığı ve davacının işi yarım bıraktığı ve edinilen piyasa izlenimleri itibariyle davacının ekonomik durumu itibariyle işi sürdürme ve yüklendiği işleri tamamlama yeterliliğini kaybettiği ve bu sebeple tebliğden itibaren 3 günlük mühlet verilmek suretiyle inşaat sahasına dönüp işe başlaması aksi taktirde sözleşmenin 20.2 maddesi uyarınca sözleşmenin haklı sebeple feshedileceği ve eksik kalan kısmı talep ve dava hakları saklı kalmak üzere 200.000,00 TL tutarındaki cayma akcesinin bugüne kadar yapılan imalata ilişkin davacının hakediş alacağından kesileceğinin ihtar edildiği anlaşılmaktadır.
Bu ihtarın davacıya yapılmasının ardından, davacı tarafından davalıya gönderilen Kayseri 7. Noterliğinin 08/03/2021 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin yapılış tarihinden hemen sonra inşaat çalışmalarının başlatıldığı, pandemi, hava koşulları ve davalı kooperatifin hakediş ödemelerini zamanında yapmaması gibi sebeplere rağmen sözleşme koşullarına uygun olarak ve sözleşmeye bağlı kalarak inşaat işlerinin devam ettiği ve yerine getirildiği, ancak kendisine hakedişlerin tam ve zamanında ödenmediği, ödemenin şekli ve ödemenin yapılacağı banka hesap kayıtlarının açıkça ortada olduğu, davalı tarafça 31/12/2020 tarihli hakediş raporunun düzenlendiği ve bu hakedişe ilişkin davalının kendisine halen ödeme yapmadığını ileri sürdüğü, kaldı ki hakediş görüşmelerinde yanlış hesaplamalar yüzünden fazla kesintiler yapılarak davacının eksik miktarlar üzerinden kabule zorlandığı, kendisinin, davalı ile arsa sahipleri arasında yapılan sözleşmenin tarafı ve yükümlüsü bulunmadığını, ayrıca kendisinin mali aciz içerisinde bulunmadığını, sözleşmenin 6. maddesi gereğince davalının 2021 yılı iş programına ilişkin ödenek miktarını 15 Şubat tarihine kadar davacıya sunması gerektiğinin hatırlatıldığı, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde sözleşme ile davalının üzerine düşen tüm yükümlülükleri ve sorumlulukları yerine getirmesi ve yapılması gerekli hakediş ödemesinin yeni yıl birim fiyatlarıyla güncellenip kendisine ait banka hesabına havale edilmesini, aksi taktirde sözleşmenin haksız olarak davalı tarafça feshedilmesi ve gerekli ödemelerin yapılmaması halinde yasal haklarının saklı tutulduğu ifade edilmiştir.
Davalı iş sahibi bunun üzerine Kayseri 1. Noterliğinin 10/03/2021 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi haklı nedenle tek taraflı olarak feshettiğini davacıya bildirmiştir.
Bunun üzerine davacı taraf mahkemeye başvurarak delil tespiti isteminde bulunmuş olup; Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... D.iş sayılı dosyası kapsamında 25/03/2021 tarihinde tespit yapılmış olup, yapılan tespit sonucu anılan bilirkişi raporlarına göre; tespit konusu taşınmazın Kayseri İli, Kocasinan İlçesi, Erkilet Mah, 426 ada, 7 parsel sayılı arsa vasfında taşınmaz olduğu, imar planında bu taşınmazın konut alanı içerisinde bulunduğu, tespit tarihi itibariyle yapılan inşaatın seviyesinin %12,20 olduğu, sözleşme hükümlerine göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca açıklanan birim maliyetlerden %2 indirim yapılmak suretiyle inşaat bedelinin 1.620.200,60 TL + KDV olduğu, temel altı gro-beton, temel için sıhhi tesisat, bodrum kat ile zemin kat tabliye elektrik tesisatı için malzeme işçilik toplam bedelinin 34.900,00 TL olduğu, tespit isteyen ifadeleri doğrultusunda yapılmış olan imalatların toplam bedelinin 1.655.100,60 TL + KDV olduğu, inşaatta mevcut kereste, dikme, kanto, kelebek gibi malzemelerin tespit isteyence kendilerine ait olduğu ifade edildiğinden ikinci el bedelinin 160.800,00 TL olacağı rapor edilmiş, alınan bilirkişi raporu ve tespit talep dilekçesi usulüne uygun olarak davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Görevsizlik kararı veren Kayseri 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası kapsamında tarafların bildirdiği delil ve belgeler, tapu ve kadastro kayıtları getirtilerek dosya içerisine alınmış, davacı tanıklarından ... dışındaki diğer taraf tanıkları dinlenmiş, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak bilirkişi raporları alınmıştır.
Alınan 06/04/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacının yapılan inşaat işlerine yönelik talep edebileceği alacak tutarı 1.268.666,54 TL olarak hesaplanmış, ceza koşulu yahut cayma bedeli hususunda taktirin mahkemeye ait olduğu işaret edilmiş, inşaat alanında iade edilmeyen ve davalı uhdesinde kalan kalıp keresteleri, inşaat malzemeleri bedeli bakımından tespit dosyasında alınan bilirkişi raporuna atıf yapılmıştır.
Alınan 20/06/2022 havale tarihli bilirkişi ek raporunda; kök rapora atıf yapılmak suretiyle dava tarihi itibariyle 1 ton demirin fiyatının ortalama 7.000,00 TL olabileceği rapor edilmiştir.
Alınan 18/01/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda; 31/12/2021 tarihli yıl sonu seviye tespit tutanağına göre yapının gerçekleşme oranının %50 olduğu, fesih tarihi itibarıyla inşaatın bulunduğu seviye dikkate alınarak sözleşme ile belirlenen teslim tarihinde işin tamamlanmasının mümkün olmadığı, hakediş düzenleme yükümlülüğünün süresinde yerine getirilip getirilmediği yönünden sözleşmenin ödeme şekli başlıklı 7. maddesine atıf yapılmak suretiyle ödemelerin hakedişlere dayandırılacağı ve yüklenicinin yaptığı işlerin sözleşme hükümleri uyarınca kesin ödeme niteliğinde olmamak ve kazanılmış hak sayılmamak üzere geçici hakediş raporları ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı, geçici hakedişlerin iş sahibi ve yüklenicinin mutabakatıyla normal olarak her ay veya her halde en geç yıl sonunda düzenleneceğinin, geçici hakediş bedellerinin tanzim veya onay tarihinden itibaren 15 gün içerisinde varsa avansı düştükten sonra yükleniciye ödeneceği, hakedişlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yayınlamış olduğu cari yıl birim fiyatları üzerinden %2 indirim yapıldıktan sonra hesaplanacağı, birim fiyatı bulunmayan imalat ve malzemelerin analizi yapılarak, analizi yapılamıyorsa piyasadan en az 3 teklif almak ve kooperatifçe de onaylanmak suretiyle en uygun teklife KDV ilaveli bedel üzerine yapımcı kârı eklenerek hakedişe dahil edileceğinin kararlaştırıldığı; dosya kapsamı, mübrez belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde hakediş düzenleme yükümlüğünün ve yine inşaatta yapılan işler dikkate alındığında hakediş raporu düzenleme yükümlülüğünün süresinde yerine getirilmediği ve bu kapsamda feshin haklı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiş, davacının malzeme bedeline ilişkin toplam 41.900,00 TL belirlenmiş tespit tarihi itibariyle inşaat seviyesi %12,20 TL belirlenmek suretiyle inşaat bedelinin 1.653.265,92 TL olduğu rapor edilmiştir.
Alınan 10/03/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; önceki ek rapordan farklı olarak inşaat seviyesi itibarıyla imalat tutarı 1.652.018,71 TL olduğu, davacı tarafından kullanılan 2 ton demirin ilavesi suretiyle alacağın 1.666.018,71 TL olduğu davalı kooperatif tarafından davacı adına düzenlenen 31/12/2022 tarih ve 0001 nolu faturaya göre 1 nolu hakediş bedeli olarak KDV dahil 397.352,17 TL olduğu buna göre davacının imalat ile ilgili alacağının söz konusu hakediş bedeli düşüldükten sonra 1.268.666,54 TL olduğu rapor edilmiştir.
Görevsiz mahkemede dinlenen tanıklardan davacı tanığı ... duruşmadaki beyanında; "Davacı kooperatiften iş aldığımda temelin demiri döşenmiş durumdaydı. Fakat bir miktar demirde eksiklik vardı ne kadar olduğunu bilmiyorum, eksikliği ... tamamladı. Çok fazla birşey olduğunu sanmıyorum, bu şekilde teslim aldı,bodrum katın tabliyesini yaptı, demirini döşedi, betonunu attı, zemin katın kalıbını yaptı, betonunu döktü, 1. Kata gelince sadece kalıbını yaptı diye biliyorum orda anlaşmazlık başladı. Ödemelerini alamadı, aralarında yazışmalar başladı, parayı alamadığı için işi durdurdu, daha sonra tespit yaptırıldı. İnşaata olan kalıp ve keresteler ...'e aitti, sonrasında ne olduğunu bilmiyorum, davacı parasını alabilmek için davalı taraf ile anlaşma yoluna gitti, fakat parasını alamadığı için bütün anlaşmalar iptal edildi, sözleşme gereği fiyat farkı vs. işin içine girince yapı tamamlanamadı, davacı sözleşme gereği ne gerekiyorsa onu istedi, bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı .... beyanında; "Ben kooperatif başkanıyım, yaptığımız sözleşmede ... İnşaatın %30 önde gitmesi yönünde anlaşma yapıldı, malzeme alamadı, kereste, demir dikme vs inşaat malzemelerini müteahhit firma alamadığı için biz kooperatif olarak karşıladık, kimden aldığımız, ne şekilde aldığımız kanıtlıdır, daha sonra istediğimiz şekilde işimiz yürümedi, gecikmeler oldu, maliyetler arttı, kendisi ile daha sonra anlaşma yoluna gittik, ...'ün banka hesapları zaten blokeliydi, makbuz ile elden vermek zorunda kalıyorduk, buda bizim açımızdan sıkıntı yaratıyordu. Karşılıklı feshetmek istedik, davacı tarafından hesap çıkarmasını istedik, davacı çok yüksek hesap çıkardı, bunun üzerine aynı zamanda inşaat işleri ile uğraşan her iki tarafında arkadaşı olan biraz önce dinlenilen tanık Ahmet Temeltaş'ıbilirkişi olarak tayin ettik, onunla birlikte bir hesap çıkardık.davacının da bunda imzası bulunmaktadır. Davacıya bunun avukatı tarafından protokol haline getirilmesini istedik, fakat davacı avukatı ile görüştükten sonra yapmış olduğu anlaşmaya uymadı, bunun üzerine sözleşme feshedildi, davacının yapmış olduğu işlere karşılık kısmi ödemeler yapıldı, ödemeler devam ediyordu, daha sonra bizim burdaki işin hızlanması gerekiyordu, zira süresinde tamamlanamayacaktı, ihtar gönderdi, bunun üzerine sözleşmeyi feshettik, hakedişleri normalde davacı yapması gerekiyordu, fakat hakediş düzenlemesi yapmadı, bunun üzerine biz masrafını yaparak hakediş raporu düzenlettik davacı bunuda kabul etmedi, bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ..... İnce beyanında; "Ben kooperatif yöneticilerindenim, bu nedenle davacı ile yapılan sözleşmeyi biliyorum, davacının çalıştığı dönemde ben kooperatif yönetiminde yoktum, fakat kendisinden de duyduğum kadarıyla davacı bodrum kata çok az bir iş yapmış, bu işlerin bedelinin çok az bir miktarını almış, çok az bir alacağı kalmıştı, kooperatif ile toplandık. Davacı tarafı davet ettik, dosyada öncesinde düzenlenmiş bir hakediş raporu bulunmadığı için davacı tarafından bu konuda rapor düzenlemesini istedik. Fakat afaki rakamlar çıkardı, biz adli makamlarca bilirkişi olarak bilgisine başvurulan yüksek inşaat mühendisi bilirkişiden rapor düzenlettik, fakat davacı bunu kabul etmedi, bizim davacı hesabına yaptığımız ödemelere bloke konuldu, hatırladığımı kadarıyla işimizin devam edebilmesi için banka hesabına 60,000 TL ödeme yaptı, fakat davacının hesaplarının blokeli olması nedeniyle biz davacıya ödeme yaparsak üyelerimiz zarar görecekti, zira inşaat alanına 1,5 yıl boyunca hiçbir işi yapmadı, ben başlamadan önceki dönemde zaten ödemelerini gelip kooperatiften almış, biz bu yüzden fesih yoluna gittik. Davacı taraftan hesap çıkarmasını istedik, aracı olmasını, sıkıntının giderilmesini istedik, mutabakat oluşturduk, kendi aramızda imzaladık. Davacının imzası bulunmaktadır, avukat tarafından resmi yol ile yazılmasını istedik, sonrasında mahkemeye verildiğini gördük, 2020 yılının son baharında kooperatif yönetimine girdim, bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Görevsiz mahkemece dinlenemeyen davacı tanığı ... mahkememiz 04/07/2024 tarihli celsesinde dinlenmiş olup, beyanında; "Ben inşaat mühendisiyim o dönem kooperatifte inşaat mühendisi olarak çalışıyordum, kooperatifin şantiye işlerinden sorumluydum, ilk işe başladığında kazı yapılmıştı temel demiri hazırlanmıştı ondan sonra temel betonu atıldı, bodrum katın tabliyesi birde üst katın demir betonu hazırlandı, bu şekilde yapıldı daha sonra anlaşmazlık oldu, davacı müteahhit paranın bir kısmını aldı bir kısmını alamadı ve bu şekilde kaldı, taraflar arasında hakediş görüşmeleri yapıldı ve orada anlaşmazlık oldu, hakediş görüşmelerine ilişkin evrak normalde ortak hazırlanır ama orada anlaşmazlık ondan sonra başladı, anlaşmazlık olduktan sonra ödeme yapılmadı ama daha önce iş yapılırken kısım kısım davacı para alıyordu, yaklaşık 600 metrekare oturumu olan binanın 720 tane dikmesi var, kanto var, kelebek var, sac var, birde kısmen sac kısmen ahşap kereste malzemesi var, kalıbın tüm malzemesini davacı düzmüştür, bu malzemeleri davacı tedarik etti, oraya daha sonra başka müteahhit girdi ondan sonrasında iş bizden çıktı, bu malzemelerin miktarını bilmiyorum, tutarını da bilmiyorum ama dikmenin 720 tane olduğunu biliyorum bu malzemeleri davacı söküp götürmedi orada kaldı ondan sonra başka bir müteahhit şantiyeye girdi, zaten bir çıkmaza girince iş yürümedi daha sonra işe başkası devam etti, davacının şantiyeye girmeden önce temel demiri yapıldı ve kazısı yapıldı, beton atılması aşamasında davacı geldi ve beton attı ve ondan sonra başladı, kooperatifin davacıya ne kadar para verdiğini bilmiyorum, kerestelerin malzemelerinin ilk alımında parayı hakediş olarak kooperatif ödediği paradan davacı kendisi aldı malzemeyi kendisi düzdü, cebinden harcama yaptığı borç aldığı oldu, kerestelerin malzemelerin inşaat alanından alınıp götürüldüğüne ilişkin bilgim yok." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizce önceki bilirkişiden ek rapor alınmasına ilişkin 04/07/2024 tarihli celse 1 ve 2 nolu ara kararlardan dönülmesine karar verilerek 08/10/2024 tarihli ara karar ile dosyanın resen seçilecek yeni bir inşaat mühendisi bilirkişiye tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları, tarafların önceki bilirkişi raporlarına yönelik itirazları, bilirkişiden yanıtlanmasını istedikleri sorulara ilişkin taleplerinin karşılanması bakımından yeni bir bilirkişi raporu aldırılmasına karar verilmiş olup, alınan bilirkişi raporunda özetle; "Taraflar arasında düzenlenen 13/06/2019 tarihi sözleşmede, hak edişin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca açıklanan birim maliyetlerinden %2 tenzilat yapılması suretiyle hesaplanacağı hükmü bulunduğuna, bu durumda %12.20 olarak belirlenen imalat seviye bedelinden daha önceki yüklenicinin yapmış olduğu gro beton ve temel içi sıhhi tesisat işleri, davalı tarafça alınan 43 ton demir, yapılan fatura ödemesi bedelinin düşülmesi ile davacı tarafın 1.202.982,58 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğine, davalının dilekçesi ekinde yer alan ve Ek-6 olarak gösterilen “Protokoldür” başlıklı evrakta ..., ... isim ve imzalarının bulunduğuna, 12/02/2021 itibariyle kalan bakiyenin 210.000,00 TL olduğu hususunda anlaşma sağlandığının görüldüğüne, taraflar arasında düzenlenen 13/06/2019 tarihi sözleşmede yapının ne zaman başlanıp ne zaman bitirileceğine ve yapım süresine dair herhangi bir madde bulunmadığına, davalı kooperatif ile arsa sahipleri arasında düzenlenen sözleşmedeki teslim tarihinin, işbu davaya konu sözleşmeyi etkileyip etkilemediği hususu ile yine haklı/haksız fesih ile oluşabilecek 200.000,00 TL cezai şart bedelinin ödenip ödenmemesi gerektiği hususunun mahkeme takdirinde olduğuna" dair tespit ve değerlendirmede bulunmuştur.
Davacı vekili 30/01/2025 tarihli sunduğu ıslah dilekçesi ile dava değerini 1.563.482,58 TL artırarak dava değerini toplam 1.563.782,58 TL'ye çıkardığı, ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edildiği, ıslah harcının yatırıldığı anlaşılmıştır.
Davalının ileri sürdüğü zamanaşımı def'i yönünden yapılan değerlendirme:
Davalı vekili ıslaha karşı sunduğu 04/02/2025 tarihli dilekçesi ile ıslah öncesi ve sonrası talep sonucu hakkında zamanaşımı def'i ileri sürmüştür. Davalının diğer savunma ve itirazlarına geçmeden önce davacının taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Taraflar arasında akdedilen inşaat yapım işleri sözleşmesi, 6098 sayılı TBK'nun ikinci kısım yedinci bölümde düzenlenen (470 ila 486. maddeler) eser sözleşmesinin özel bir görünümü niteliğinde olup, davacı yüklenicinin davalı iş (eser) sahibine yönelik alacak ve tazminat taleplerinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. TBK m.146 uyarınca genel zamanaşımı süresi on yıl olarak belirlenmiş olup, m.147 uyarınca bazı hallerde zamanaşımı süresi on yıl değil beş yıl olarak belirlenmiştir. TBK m.147/b.6 uyarınca yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar, beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Öte yandan, yüklenicinin bedel alacağı, muacceliyet tarihinden itibaren beş yıl içinde zamanaşımına uğrar (ZEVKLİLER/ GÖKYAYLA, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Ankara 2016, s.594).
Somut uyuşmazlığa ilişkin emsal nitelikte Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 18.09.2024 tarih, 2023/324 esas, 2024/2778 karar sayılı kararı şu yöndedir:
"İlk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi tarafından TBK'nın 147/6 maddesi hükmüne göre eser sözleşmesinden doğan alacak davalarının 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, TBK'nın 149. maddesi hükmüne göre de zamanaşımının alacağın muaccel olması ile işlemeye başlayacağı, alacağın muaccel olduğu tarih de sözleşmenin feshi iradesinin diğer tarafa ulaştığı tarih olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 19.10.1994 tarihinde feshedildiği, davacı tarafından daha önce açılan İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında davanın takip edilmeyerek müracaata bırakılmış olması sebebiyle açılmamış sayılmasına karar verilerek kesinleştiği, bu davanın zamanaşımı sürelerinin durması veya kesilmesine yönelik bir etkisi bulunmadığı, yargılamaya konu davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilerek davacının davasının zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; davalı vekili tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, taraflar arasındaki eser sözleşmesinin 19.10.1994 tarihinde feshedildiği, yargılamaya konu davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir."
Somut olayda davacı yüklenici olup, davalı iş sahibinden talep ettiği alacak kalemleri yapmış olduğu kısmî işlerin bedeli, sözleşme ile kararlaştırılan cayma tazminatı ve malzeme bedelidir. O halde davacının alacak ve tazminat taleplerinin muacceliyet tarihinden itibaren beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu kabul etmek gerekecektir. Sözleşmenin çekilen ihtarnamede belirtilen hususlar gerekçe gösterilmek suretiyle davalı tarafından Kayseri 1. Noterliğinin 10/03/2021 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile fesh edildiğine göre, feshin haklı yahut haksız olduğuna bakılmaksızın davacının taleplerinin, en geç fesih tarihi olan 10/03/2021 tarihinde muaccel olduğu ve bu tarihten itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde talep veya dava edilmesi zorunluluğu bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının taleplerinin 10/03/2026 tarihine kadar davalıya yöneltilmesi gerekmektedir. Davacı da zamanaşımı süresi içinde dava açmış ve yine bu süre içinde davayı ıslah etmiş olduğundan davalının zamanaşımı def'i yerinde olmayıp reddi gerekmektedir.
Davalının sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığı yönünden yapılan değerlendirme:
Feshin haklı olup olmadığının tespiti bakımından taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin, karşılıklı ihbar ve ihtarların, tarafların davranışlarının, dürüstlük kuralı (4721 sayılı TMK m.2) çerçevesinde bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Konuya ilişkin Yargıtay 15. HD'nin 06.12.2006 tarih, 2006/4522 esas, 2006/7157 karar sayılı kararında; "Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de feshin haklı sebeplere dayanıp dayanmadığının tesbitinde sadece fesih ihtarında yazılı nedenlere değil, bir bütün olarak taraflar arasındaki hukuki ilişkide tarafların dürüstlük kuralları çerçevesinde davranışlarına bakılmalıdır. Eser sözleşmesi, niteliği itibarıyla güven esasına dayanır. Aslolan karşılıklı güven duygusu ve iyiniyetin varlığıdır." diyerek aynı hususa işaret etmiştir.
Davalı taraf, davacıya göndermiş olduğu 01.03.2021 tarihli ilk ihtarnamede, kendisi ile arsa sahipleri arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca 29.10.2022 tarihine kadar inşaatın tamamlanıp teslim edilme zorunluluğu bulunduğundan bahsetmekte, davalı ile aralarındaki sözleşmenin kurulduğu tarihten ihtarın gönderildiği tarihe kadar yapılan seviye tespit işlemi uyarınca "temel betonarme betonunun atılması, bodrum kat betonarme kalıbının yapılması, bodrum kat betonarme demirinin yapılması, bodrum kat betonarme betonunun atılması, zemin kat betonarme kalıbının yapılması, zemin kat betonarme demirinin yapılması, zemin kat betonarme betonunun atılması" işlerinin davacı tarafından yapıldığı beyan edilmekle birlikte son 5 aydır inşaatta herhangi bir faliyette bulunulmadığı ve davacının işi yarım bıraktığı ve edinilen piyasa izlenimleri itibariyle davacının ekonomik durumu itibariyle işi sürdürme ve yüklendiği işleri tamamlama yeterliliğini kaybettiği ve bu sebeple tebliğden itibaren 3 günlük mühlet verilmek suretiyle inşaat sahasına dönüp işe başlaması aksi taktirde sözleşmenin 20.2 maddesi uyarınca sözleşmenin haklı sebeple feshedileceği bildirilmiştir.
Davalı vekili, sunmuş olduğu davaya cevap dilekçesinde de aynı yönde beyan ve iddialarda bulunmuştur.
Davacı ise göndermiş olduğu 08.03.2021 tarihli ihtarnamede, davalı kooperatif tarafından 31/12/2020 tarihli hakediş raporu düzenlendiğinden ve bu hakedişe ilişkin davalı tarafça halen bir ödeme yapılmadığından bahsetmekte, davalının, arsa sahipleri ile yapmış olduğu sözleşmenin tarafı olmadığı gibi bu sözleşmeye dayalı bir borç ve yükümlülüğü bulunmadığını, davalının iddia ettiği gibi malî bir acz içerisinde bulunmadığını bildirmiştir.
Davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshedip feshetmediğinin tespiti bakımından taraflar arasındaki sözleşme ile kararlaştırılan karşılıklı hak ve borçların kapsamı ve özelliklerinin isabetli bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
TBK m.470'deki tanıma göre eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Bu tanımdan hareketle yüklenicinin aslî yükümlülüğü eseri meydana getirme ve iş sahibine teslim oluşturur. İş sahibinin aslî yükümlülüğü ise iş (eser) bedelini ödeme oluşturur. Yüklenicinin işe başlamaması, geciktirmesi veya işin gecikmesi gibi hallerde borçlunun temerrüdüne ilişkin özel nitelikte TBK m.473/1 hükmü uygulama alanı bulur. İş sahibinin bedel ödeme borcu bakımından ise özel nitelikte TBK m.479/1 hükmü uygulama alanı bulur. Ancak her iki hüküm de emredici olmayıp taraflar sözleşme ile aksini kararlaştırabilirler. Bu anlamda olmak üzere, iş sahibinin işin bedelini tamamen veya kısmen ifa etmesi karşılığında yüklenicinin edimini ifa edeceğini kararlaştırabilirler. Uzun zaman alan ve kapsamı geniş olan eserin yaratılmasının söz konusu olduğu hallerde, yüklenicinin aylarca hatta yıllarca edimini ifa etmesi, iş sahibinden bedel talep etmesi haklı bir çözüm olamaz. Bu nedenle eser sözleşmesinin bu türden olduğu hallerde, yüklenicinin eseri yarattıkça, iş sahibinin bedel ödemesi kararlaştırılabilir. Bu gibi hallerde yüklenici, bedeli, hak ettiği işleri yaptığında talep edebilir. İş sahibi yapılanların bedelini ödemediği taktirde yüklenici, müteakip işleri yapmayı TBK m.97 hükmüne dayanarak durdurabilir, ödemezlik def'i ileri sürebilir (KILIÇOĞLU, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara 2022, s.488). (Benzer yönde PEKMEZ, Borcun İfa Edilmediği Defi, İstanbul 2021, s. 271)
Yüklenicinin aslî yükümlülüğü bakımından borçlunun temerrüdü ile ilgili, TBK'da genel hükümlerden ayrı olarak gerek temerrüdün koşulları gerekse sonuçları bakımından özel düzenleme getirilmiştir. TBK m.473/1 hükmüne göre; "Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, iş sahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir."
Hükümde açıkça ifade edilmemekle birlikte, yüklenicinin gecikmesini haklı kılan bir sebep de bulunmamalıdır (ZEVKLİLER/ GÖKYAYLA, s.549). Edimin ifasının objektif olarak imkânsızlaşması, ödemezlik def'inin ileri sürülebilecek olması, iş sahibinin hazırlık veya işbirliği fiillerini yerine getirmemesi gibi durumlar TBK 473/1. maddesinin uygulanmasını engeller. Hazırlık çalışmalarının yapılmaması, planların ve malzemenin tesliminde gecikilmesi, talimatın zamanında verilmemesi, bedelin zamanında ödenmemesi, projede değişiklik yapılması da diğer örnekler olarak sayılabilir (ZEVKLİLER/ GÖKYAYLA, s.550).
Somut olay bakımından davalı iş sahibi, davacı yüklenicinin sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirdiği veya işin geciktiği iddiasını ileri sürerek borçlu temerrüdüne dayanmış, ifadan kaçınmış ve sözleşmeyi feshetmiş olup; iş sahibinin bu hakkını kullanabilmesi için gerekli şartların neler olduğunun belirlenmesi önem arzetmektedir.
İş sahibinin bu hakkını kullanabilmesi için üç sebepten birinin gerçekleşmesi gerekir:
Yüklenicinin işe zamanında başlamaması
Yüklenicinin sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi
İş sahibinden kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkan gecikme
Somut olayda davacı yüklenicinin işe zamanında başlayıp başlamadığı net bir şekilde tespit edilememekle birlikte davacının işe başladığı, işin belli bir kısmını tamamladığı, geçici hakediş raporu ile kendisine kısmî ödeme yapıldığı, davacının fatura düzenlediği, dosyaya sunulan delil ve belgeler, davalının gönderdiği 01.03.2021 tarihli ihtarname ile sabit olup; bu nedenle yüklenicinin işe zamanında başlamamasına dair birinci ihtimal, somut olay bakımından gündeme gelmeyecektir.
Somut olayda gündeme gelebilecek ikinci ihtimalde yüklenici işe başlamakta fakat geciktirmektedir. Burada yüklenicinin işi geciktirmesi konusunda bir süre sınırına yer verilmemiştir. Bu anlamda olmak üzere işe başladıktan sonra, zamanını başka işlere ayıran, eserin meydana getirilmesini savsaklayan yüklenicinin, "işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği" varsayımına yer verilmiştir (KILIÇOĞLU, s.469).
Yüklenicinin işi geciktirmesi sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil etmelidir. Sözleşmede yükleniciye bir çalışma takvimi ve iş programı verilmiş olabilir. Eserin meydana getirilmesi, ancak bu çalışma takvimine ve iş programına uyulması halinde mümkün olabilecektir. İşe başlayan yüklenici bu takvim ve programı ihmal ederse, iş sahibi sözleşmeden dönebilir (KILIÇOĞLU, s.469).
Ödemezlik definin ileri sürülebildiği, iş sahibinin alacaklı temerrüdüne düştüğü, gecikmenin iş sahibine isnat edilebilen sebeplerden kaynaklandığı durumlarda, sözleşmede belirlenen ifa süresinin dolması yüklenicinin temerrüde düşmesine yol açmaz. Bu durumda teslim süresi, kural olarak tarafların varsayılan iradesi de dikkate alınarak, haklı gecikme süresi kadar uzatılmış sayılır (ZEVKLİLER/ GÖKYAYLA, s.520).
Somut olayda davalı taraf, davacıya göndermiş olduğu 01.03.2021 tarihli ilk ihtarnamede, davalı ile aralarındaki sözleşmenin kurulduğu tarihten ihtarın gönderildiği tarihe kadar yapılan seviye tespit işlemi uyarınca bir kısım işlerin davacı tarafından yapıldığı beyan edilmekle birlikte son 5 aydır inşaatta herhangi bir faaliyette bulunulmadığı ve davacının işi yarım bıraktığı ve edinilen piyasa izlenimleri itibariyle davacının ekonomik durumu itibariyle işi sürdürme ve yüklendiği işleri tamamlama yeterliliğini kaybettiği ileri sürülmüştür.
Taraflar arasında düzenlenen 13/06/2019 tarihli inşaat yapım işleri sözleşmesinin "iş programı" başlıklı 6. maddesine göre; "Kooperatif her yıl 15 Şubat'a kadar o yılın imalat için yapılacak ödenek miktarını belirleyerek yükleniciye bildirir. Yüklenici de bu miktara göre o yılın iş ve nakit akış programını belirleyerek kooperatifin onayına sunar. Onama tarihi Şubat ayını geçemez. İş programı ve ödenek kooperatif ve yüklenicinin birlikte muvafakat etmesi halinde %50'ye kadar artırılır ya da azaltılabilir."
Davalının ihtarnamede beyan ettiği "son 5 aydır inşaatta herhangi bir faaliyette bulunulmadığı ve davacının işi yarım bıraktığı" iddiası ile sözleşmenin iş programı başlıklı yukarıda alıntılanan 6. maddesinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalı kooperatif her yıl 15 Şubat'a kadar o yılın imalat için yapılacak ödenek miktarını belirleyerek davacı yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirim üzerine davacı, bu miktara göre o yılın iş ve nakit akış programını belirleyerek davalı kooperatifin onayına sunmakla yükümlüdür. Dolayısıyla davacının belirlenen iş programına aykırı hareket ettiğinin tespiti bakımından davalının imalat için yapılacak ödenek miktarını belirlediğini ve davacıya bildirdiğini ispat etmesi gerekmektedir. Dosyanın görevli mahkeme olarak mahkememize gönderilmesinden sonra davalı vekilinin sunmuş olduğu 12/02/2024 havale tarihli dilekçesine ekli olarak 2019 ve 2020 yıllarına ait ödeme planlarını sunulmuş olup, 2021 yılına ait ödeme planı sunulmamıştır. Davalı tarafın sunduğu önceki yıllara ait ödeme planları davalı tarafından düzenlenmiş olup, sözleşmenin 6. maddesine göre 2021 yılına ait ödeme planının da yine davalı tarafından düzenlenip davacı bildirilmesi gerekmektedir. Kısım kısım yapılan işler ve düzenlenen geçici hakedişlerle ilerleyen inşaat işinin, sözleşme hükümleri doğrultusunda aynı doğrultuda devam ettirilmesi için davalının her yıl 15 Şubat'a kadar o yılın imalat için yapılacak ödenek miktarını belirleyerek davacı yükleniciye bildirmesi zorunlu olup, bu yönde ispat yükü davalının üzerindedir. Ancak davalı taraf, sunduğu delil ve belgeler ile imalat için yapılacak ödenek miktarını belirlediğini ve bunu davacıya bildirdiğini kanıtlayamamıştır. Dinlenen tanık beyanları da bu yöndeki iddiaları destekler nitelikte bulunmamaktadır.
İş sahibinin TBK m.473/1 uyarınca sözleşmeden dönme hakkını kullanabilmesi için gerekli üç sebepten sonuncusu iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme olup; bu ihtimalde yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya başladığı işi geciktirmesi söz konusu değildir. Yüklenicinin dışında ortaya çıkan bir sebep, işin gecikmesine sebebiyet vermektedir. Projelerin onaylanmasının, işte kullanılacak kredinin gecikmesi, yükleniciye ait araç ve gereçlerin arıza vermesi, yurt dışından ithal edilen malzemelerin gelişinin gecikmesi, öğretide bu hallere örnek olarak gösterilmiştir (KILIÇOĞLU, s.469).
Somut olayda davalı, yüklenicinin dışında ortaya çıkan bir sebebin işin gecikmesine sebebiyet verdiğine dair bir beyan ve iddiada bulunmamıştır. Aksine işlerin davalı iş sahibine yüklenecek bir sebeple aksadığı, davacıya hakediş ödemelerinin zamanında ve eksiksiz olarak ödenmediği davacı tarafından sunulan delil ve belgeler, dinlenen tanık beyanlarından anlaşılmıştır. Mahkememizce dinlenen davacı tanığı, davacının, paranın bir kısmını aldığını, bir kısmını alamadığını ve bu şekilde kaldığını, taraflar arasında hakediş görüşmeleri yapıldığını ve orada anlaşmazlık çıktığını, hakediş görüşmelerine ilişkin evrakların normalde ortaklaşa hazırlandığını ama anlaşmazlık olduktan sonra ödeme yapılmadığını, daha önce iş yapılırken kısım kısım davacının para aldığını beyan etmiş olup; sonuç olarak, davalının, imalat için yapılacak ödenek miktarını belirleyerek davacı yükleniciye bildirmediği gibi hakediş ödemelerini zamanında ve eksiksiz olarak davacıya ödemediği, gecikmenin davalıdan kaynaklandığı, bu sebeple davalının sözleşmeyi feshinin yasal ve yerinde bir sebebe dayanmadığı anlaşılmıştır.
Ancak davacıya gönderilen 01.03.2021 tarihli ilk ihtarnamede, edinilen piyasa izlenimleri itibariyle davacının ekonomik durumu itibariyle işi sürdürme ve yüklendiği işleri tamamlama yeterliliğini kaybettiği ileri sürülmüştür. Bu iddia, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan birinin "ifa güçsüzlüğü" nedeniyle gündeme gelen TBK m.98 hükmünü akıllara getirmektedir.
TBK m. 98/1'e göre, "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede, taraflardan birinin borcunu ifada güçsüzlüğe düşmesi ve özellikle iflas etmesi ya da hakkındaki haciz işleminin sonuçsuz kalması sebebiyle diğer tarafın hakkı tehlikeye düşerse bu taraf, karşı edimin ifası güvence altına alınıncaya kadar kendi ediminin ifasından kaçınabilir. Hakkı tehlikeye düşen taraf, ayrıca uygun bir sürede istediği güvence verilmezse sözleşmeden dönebilir."
Bu madde ile karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede, sözleşmenin yapıldığı sırada borç ifa edebilir durumda olan tarafın, sonradan borcunu ifada güçsüzlüğe düşmesi halinde diğer tarafın hakkının korunması amacıyla ona tanınmış olan bir ödemezlik def'i düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu def'iye "ifa güçsüzlüğü halinde ödemezlik def'i" de denilebilir (EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2015, s.996).
İfa güçsüzlüğü def'i, her türlü edimin ifasında kullanılabilir. Bununla birlikte, bu def'i uygulamada daha çok satış, eser ve yayın sözleşmesi gibi sözleşmelerde ileri sürülür (EREN, s.997).
Bu tür ödemezlik def'inin şartlarından biri de sözleşmenin taraflarından birinin borcunu ifada güçsüzlüğe (acze) düşmüş olmasıdır. Güçsüzlük halinin kabulü için sözleşmenin taraflarından birinin sürekli olarak malî güçsüzlük içerisinde bulunması yeterlidir. Taraflardan birinin muaccel borçlarını ifa için yeterli para veya ekonomik araçlardan yoksun olması, güçsüzlüğü, yani borç ödemekten aczi ifade eder. Güçsüzlük halinin kabulü için, borçlunun senetlerinin protesto edilmesi, çeklerinin karşılıksız çıkması, konkordato başvurusu, uzun süreli borç erteleme ve yapılandırma isteği, ödemelerin durdurulması gibi olaylar yeterlidir (EREN, s.997).
TBK m.98 hükmü, sürekli sözleşmelerde de uygulanabilir. Ancak bu taktirde dönme değil, fesih söz konusu olur. Dönme (veya duruma göre fesih) halinde taraflar daha önce ifa ettikleri edimleri birbirine geri vermek zorundadır (EREN, s.1001).
Bu genel açıklamalar çerçevesinde davacıya gönderilen 01.03.2021 tarihli ilk ihtarnamede ve cevap dilekçesinde davalı tarafından ileri sürülen "ifa güçsüzlüğü" iddiası değerlendirilmekle; davaya cevap dilekçesinde gösterilen delil ve belgeler, dinlenen tanık beyanları, somut olarak davacının ifada güçsüzlüğe (acze) düşmüş olduğunu ispata elverişli olmayıp bu sebeple davalının sözleşmeyi feshe dayanak olarak gösterdiği bu sebebin geçerliliğini kabul etmek olanaklı gözükmemektedir.
Sonuç olarak; gerek eser sözleşmesine dair özel hüküm niteliğindeki TBK m.473/1 hükmü gerekse genel hüküm niteliğindeki TBK 97 ve 98. maddeler çerçevesinde, gerekse taraflar arasında düzenlenen 13/06/2019 tarihli inşaat yapım işleri sözleşmesi hükümleri çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davalı iş sahibinin ödemezlik def'i ileri sürmesi ve nihayetinde sözleşmeyi feshetmesi kanun ve sözleşmeye uygun olmayıp, sözleşmenin feshinin haklı bir sebebe dayanmadığının diğer bir deyimle davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğinin kabulü gerekir.
Davacının inşaat işleri bedeli alacağı yönünden yapılan değerlendirme;
Davacının dava dilekçesindeki alacak taleplerinden ilki inşaat işleri bedeli olup, bu alacak kalemi davacının yapmış olduğu işlere karşılık gelen hakediş alacağıdır. Bu alacağın belirlenmesinde kanun ve sözleşme hükümleri, o yıla ait iş ve nakit akış programı, önceki hakedişlere ilişkin ödemeler, delil tespiti, keşif ve bilirkişi incelemesi gibi delil ve belgeler bir bütün olarak değerlendirilmiştir.
Davacının hakediş alacağının tespiti bakımından davalının göndermiş olduğu ilk ihtarname ile davacının göndermiş olduğu cevabi ihtarnamenin de delil olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira davalı taraf, davacıya göndermiş olduğu 01.03.2021 tarihli ilk ihtarnamede, sözleşmenin kurulduğu tarihten ihtarın gönderildiği tarihe kadar yapılan seviye tespit işlemi uyarınca "temel betonarme betonunun atılması, bodrum kat betonarme kalıbının yapılması, bodrum kat betonarme demirinin yapılması, bodrum kat betonarme betonunun atılması, zemin kat betonarme kalıbının yapılması, zemin kat betonarme demirinin yapılması, zemin kat betonarme betonunun atılması" işlerinin davacı tarafından yapıldığını beyan ve ikrar etmektedir.
Davacı taraf ise, kendisine gönderilen 01.03.2021 tarihli ihtarnameye cevap olarak, kendisine hakedişlerin tam ve zamanında ödenmediğini, ödemenin şekli ve ödemenin yapılacağı banka hesap kayıtlarının açıkça ortada olduğunu, davalı tarafça 31/12/2020 tarihli hakediş raporunun düzenlendiğini ve bu hakedişe ilişkin davalının kendisine halen ödeme yapmadığını ileri sürdüğü, kaldı ki hakediş görüşmelerinde yanlış hesaplamalar yüzünden fazla kesintiler yapılarak davacının eksik miktarlar üzerinden kabule zorlandığını bildirmiştir.
Davacı yapmış olduğu kısmî işlerin bedelini talep etmiş olup, yüklenicinin iş sahibine yönelttiği bu alacak talebinin hukukî niteliği bakımından genel bir açıklamada bulunulmasında yarar vardır.
İş sahibi adına bir bedel karşılığında yapılan inşaatlarda yüklenici tarafından yapılacak işin bedeli sözleşmede kararlaştırılır. Yüklenici inşaatı, kararlaştırılan bu fiyatla yapmaya mecburdur (KOSTAKOĞLU, İçtihatlı İnşaat Hukuku ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri, İstanbul 2015, s.917).
Yapılacak işin bedeli gerek sözleşmede, gerekse daha sonra, taraflarca müştereken kararlaştırılmadığı durumlarda, sözleşme geçerli olup, TBK m.481 hükmü uygulanır (KOSTAKOĞLU, s.924).
TBK m.481'e göre; "Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir."
İşin bedelinin saptanmasında, yapıldığı tarihteki malzeme fiyatları gözetilerek ve müteahhit kârı da ilave edilmek suretiyle hesaplanmalıdır. Bu anlatım, uygulamada işin yapıldığı rayiç fiyatı kapsamadığından Yargıtay kararlarında, maliyet + müteahhit kârı yerine rayiç bedel yer almaktadır (KOSTAKOĞLU, s.924).
Örneğin, emsal nitelikteki bir kararında, "taraflar arasındaki ön anlaşmada inşaat bedeli ve inşaatın bitim tarihi kararlaştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, BK.'nun 366. Madde hükmü gözetilerek işin yapıldığı piyasa rayiç bedellerine göre iş bedellerinin saptanarak sonucuna uygun bir hüküm kurmaktır." görüşüyle mahkeme kararı bozulmuştur. Bu kararda da görüldüğü üzere, Yargıtay'ın rayiç bedel deyimi, maliyet ve müteahhit kârını da içermektedir (KOSTAKOĞLU, s.925).
İşin bedeli, sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, inşaatın tamamlanıp tesliminde ödenir. Yasa, konu ile ilgili olarak 479. maddesinde, "İş sahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur." hükmünü getirmiştir. Ancak, maddedeki bu kuralın aksine sözleşme yapılabilir ve ücretin tamamının peşin ödenmesi kararlaştırılabileceği gibi, belirli sürelerde taksitlerle ödenmesi de kararlaştırılabilir. Nitekim, inşaatın işlerinin büyük yatırımı gerektirmesi nedeniyle, işin belirli aşamalarında veya iş süresi içinde, belirli zamanlarda ve miktarda ödeme yapılması veya yapılan iş miktarına göre düzenlenecek kesin olmayan hakedişlerle, avans niteliğinde ödemelerin yapılması hususunda, sözleşmelerde açık hükümlerin yer alması uygun bir uygulamadır (KOSTAKOĞLU, s.925).
İşin tamamlanıp tesliminden önce, müteahhide yapılacak avans niteliğindeki ara ödemelerin, sözleşme şartlarına uygun yapılmaması, sözleşmenin ihlali olup, bu konuda iş sahibinin temerrüde düşürülmesi halinde, müteahhidin akdi haklı olarak feshe yetkisi vardır. Konuyla ilgili olarak Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 7.7.1987 tarih ve 986/3494-987/2904 sayılı bir kararında, "sözleşme hükmüne göre, hakedişlerin kararlaştırılan sürede düzenlenmeyip, ödemelerin geciktirilmesi suretiyle, iş sahibinin kendisine düşen vecibelerini yerine getirmemesi, müteahhidi sözleşmeyi fesihte haklı kılar." (KOSTAKOĞLU, s.926).
"Kural olarak hakedişe girmeyen imalâtlarla ilgili itiraz gerekmez ise de, hakedişte ödemesi yapılan ancak kabul edilmeyen fiyatlar konusunda yüklenicinin yukarıda sözü edilen şartnamenin 39. maddesinde gösterilen usulde itirazı zorunludur. Usulüne uygun itiraz edilmediği takdirde hakediş yüklenici bakımından kesinleşir." (Yargıtay 15. HD'nin 16.062010 tarih, 2010/1216 esas 2010/3432 karar sayılı kararı)
İşin bedeli yaklaşık olarak kararlaştırılmışsa, tamamlanmasından sonra yapılacak keşif ile eserin değerine ve yüklenicinin giderlerine göre ücret tayin edilir (TBK m.481). Konu hakkındaki TBK m.481 hükmü bir yedek hukuk kuralıdır. Götürü olarak kararlaştırıldığı ispat edilemediği taktirde, bedelin TBK'nın 481. maddesine göre belirlenmesi gerekir (ZEVKLİLER/ GÖKYAYLA, s.585).
İşin değeri hesaplanırken eserin teslimi anındaki rayicin esas alınmasının daha uygun olduğu, giderler açısından ise fiilen yapılması gerektiği anın dikkate alınması gerektiği ileri sürülmektedir. Bazı kararlarında Yargıtay'ın işin (eserin) değeri ile giderler arasında ayrım yapmadan sonuca ulaştığı görülmektedir. Fakat bazı Yargıtay kararlarında ise isabetli olarak bu ayrımın yapıldığı ve farklı tarihler dikkate alınarak işin değeri ile yapılan giderlerin taktir edilmesi gerektiğinin kabul edildiği görülmektedir. 6098 sayılı TBK'nın 481 maddesinde ise, bedelin, eserin, "yapıldığı yer ve zamandaki" değerine ve yüklenicinin giderlerine göre belirleneceği açıkça hükme bağlanmıştır. Fakat, yapıldığı yer ve zamandaki değere göre yapılacak hesaplamanın her zaman uygun olduğu söylenemez. Eserin meydana getirilmesi uzun bir zamana yayılıyor ve eser tamamlanınca bedel muaccel oluyorsa, yapıldığı yer ve zamandaki rayiçlerin dikkate alınması uygun olmaz (ZEVKLİLER/ GÖKYAYLA, s.589-590).
Büyük inşaat işlerinde bedelin, işin yapımının devamı boyunca (iş henüz tamamlanmadığı halde) belli kısımlar/ parçalar halinde ödenmesi kararlaştırılır. Eserin parça parça teslimi söz konusu ise, her kısmın bedeli o kısmın teslimi anında muaccel olur (TBK m.479/2). Sayı, ölçü veya ağırlık itibariyle bölünebilen ve çeşidi ile belirli olan eserler bakımından parça parça veya kısım kısım ödeme mümkündür (ZEVKLİLER/ GÖKYAYLA, s.591).
Eserin bedeline mahsuben belli zamanlarda verilmesi kararlaştırılan avans ya da hakedişlerin durumu farklıdır. Avans ya da geçici hakedişler, TBK 479/1 maddesi hükmünün aksine olan anlaşmadan kaynaklanır (ZEVKLİLER/ GÖKYAYLA, s.591-592).
Özellikle büyük kapsamlı inşaat sözleşmelerinde eserin teslim edilmesine kadar bedelinin hiç ödenmediği örneklere rastlamak pek mümkün değildir. Genellikle birer aylık dönemler için, gerçekleştirilen iş ve harcanan malzeme miktarı göz önünde tutularak geçici -ara hak edişler- düzenlenir. Ancak ara hakediş düzenlenen bu tip eser sözleşmelerinde, teknik anlamda kısmî ifadan (parça parça teslim edilen eserden) söz etmek mümkün değildir (ZEVKLİLER/ GÖKYAYLA, s.592).
Bu genel açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen 13.06.2019 tarihli inşaat yapım işleri sözleşmesinin ceza koşulunu düzenleyen 20.1 maddesinde; "Kooperatif, ... haksız bir nedenle sözleşmeyi bozarsa sözleşme haksız fesih ile sona erer. Eğer yapılmış bir iş varsa bunun sözleşmedeki değeri yükleniciye ödenir." hükmü mevcut olup, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğinin kabulü gereği, yapılmış bir iş varsa, bunun sözleşmedeki değerinin davacı yükleniciye ödenmesi gerekmektedir.
Davalı, dava tarihinden önce ve sözleşmenin devam ettiği bir sırada davacıya göndermiş olduğu Kayseri 1. Noterliğinin 01/03/2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile; kendisi ile (dava dışı) arsa sahipleri arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca 29/10/2022 tarihine kadar inşaatın tamamlanıp teslim edilme zorunluluğunun bulunduğunu, inşaat sahasının davacıya teslim edildiği 13/06/2019 tarihinden bu yana "temel betonarme betonunun atılması, bodrum kat betonarme kalıbının yapılması, bodrum kat betonarme demirinin yapılması, bodrum kat betonarme betonunun atılması, zemin kat betonarme kalıbının yapılması, zemin kat betonarme demirinin yapılması, zemin kat betonarme betonunun atılması" işlerinin davacı tarafından yapıldığı beyan etmiş; davacı tarafından davalıya gönderilen Kayseri 7. Noterliğinin 08/03/2021 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin yapılış tarihinden hemen sonra inşaat çalışmalarının başlatıldığı, pandemi, hava koşulları ve davalı kooperatifin hakediş ödemelerini zamanında yapmaması gibi sebeplere rağmen sözleşme koşullarına uygun olarak ve sözleşmeye bağlı kalarak inşaat işlerinin devam ettiği ve yerine getirildiği, ancak kendisine hakedişlerin tam ve zamanında ödenmediği, davalı tarafça 31/12/2020 tarihli hakediş raporunun düzenlendiği ve bu hakedişe ilişkin davalının kendisine halen ödeme yapmadığını ileri sürmüş; davalı bunun üzerine Kayseri 1. Noterliğinin 10/03/2021 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi haklı nedenle tek taraflı olarak feshettiğini davacıya bildirmiş; davacı ise 23/03/2021 tarihinde mahkemeye başvurarak delil tespiti talebinde bulunmuş, Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin... D.iş sayılı dosyasında 25/03/2021 tarihinde tespit işlemi yapılmış, sunulan bilirkişi raporu 20/05/2021 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş, davalı vekili sunmuş olduğu 25/05/2021 tarihli dilekçe ile ödeme savunmasında bulunmuş ve davacının kestiği KDV dahil 397.352,17 TL tutarındaki faturayı sunmuştur.
Taraflar arasında düzenlenen 13/06/2019 tarihli inşaat yapım işleri sözleşmesinin "iş programı" başlıklı 6. maddesine göre; "Kooperatif her yıl 15 Şubat'a kadar o yılın imalat için yapılacak ödenek miktarını belirleyerek yükleniciye bildirir. Yüklenici de bu miktara göre o yılın iş ve nakit akış programını belirleyerek kooperatifin onayına sunar. Onama tarihi Şubat ayını geçemez. İş programı ve ödenek kooperatif ve yüklenicinin birlikte muvafakat etmesi halinde %50'ye kadar artırılır ya da azaltılabilir."
Sözleşmenin "ödeme şekli" başlıklı 7. maddesine göre;
"Ödemeler hakedişlere dayandırılır ve yüklenicinin yaptığı işler, sözleşme hükümleri uyarınca kesin ödeme niteliğinde olmamak ve kazanılmış hak sayılmamak üzere geçici hakediş raporları ile ödenir. Geçici hakedişler Kooperatif ve yüklenicinin mutabakatı ile normal olarak her ay veya her halde en geç yıl sonunda düzenlenir. Geçici hakediş bedelleri tanzim veya onay tarihinden itibaren 15 gün içerisinde varsa avansı düştükten sonra yükleniciye ödenir.
Hakediş Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yayımlamış olduğu cari yıl birim fiyatları üzerinden %2 indirim kırım (tenzilat) yapıldıktan sonra hesaplanacaktır.
Birim fiyatı bulunmayan imalat ve malzemeler, analizi yapılarak, analizi yapılamıyorsa piyasadan en az 3 teklif almak ve kooperatifçe de onaylanmak suretiyle en uygun teklife KDV'li bedel üzerine %26 yapımcı kârı eklenerek hakedişe dahil edilecektir.
İşin (ilgili kısmın/ bloğun) tespit veya son hakedişleri hariç %3'ünden az hakediş raporu düzenlenmeyecektir. Bu fıkradaki anılan her iş, bir parseldeki inşaatları kapsar. Yüklenici her türlü hakediş ve alacaklarını Kooperatifin yazılı izni olmaksızın başkalarına temlik edemez. Temliknamelerin noterlikçe düzenlenmesi ve Kooperatifçe istenilen kayıt ve şartları taşıması gerekir.
Yılı içerisinde tam olarak ödenmeyen hakediş alacakları, ertesi yıla aktarılarak ertesi yılın birim fiyatlarıyla ödenir.
Kooperatifin yükleniiye hakediş ödemesi Banka Havale EFT aracı ile yapılacaktır. Kooperatifin Cari Yıl giderleri haricinde kalan miktarı yükleniciye ilk ödemeyi 2 ay sonra başlayacaktır."
Taraflar arasındaki sözleşmenin yukarıda aktarılan 6. ve 7. maddeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yükleniciye ödenecek iş bedelinin götürü bedel olmadığı, yaklaşık bedel olduğu, yapılacak inşaat işleri için yıllık ödenek miktarı ve ödeme planının davalı iş sahibi tarafından her yıl belirlenip davacı yükleniciye bildirildiği, iş bedelinin ortaklaşa her ay veya her halde en geç yıl sonunda düzenlenecek hakediş raporları ile ödeneceği, yıl içerisinde tam olarak ödenmeyen hakediş alacaklarının, ertesi yıla aktarılarak ertesi yılın birim fiyatlarıyla ödeneceği anlaşılmaktadır.
Davacının tanık beyanı ile desteklenen iddiasına göre 2020 yılına ait ödemelerin davalı tarafından geciktirildiği, 2021 yılına girildikten sonra 2020 yılına ait hakediş raporunun düzenlenmesi noktasında anlaşmazlık çıktığı; davacının, yıl içerisinde tam olarak ödenmeyen hakediş alacaklarının, ertesi yıla aktarılarak ertesi yılın birim fiyatlarıyla ödeneceği yönündeki sözleşmenin 7. maddesindeki hükme dayalı olarak yaptığı işin 2021 yılına ait birim fiyatları üzerinden hesap edilerek ödenmesini talep ettiği, davalının ise bu talebi kabul etmediği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin fesih ile sona erdiği de gözetildiğinde davacının hak ettiği ve kendisine ödenmesi gereken iş bedelinin öğretideki görüşler ve yargısal kararlar çerçevesinde, sözleşmeye uygun olmak üzere hesaplanması zorunludur.
Davacının inşaat alanını terketmesinin ardından davalının şantiye alanını yeni bir yükleniciye teslim ettiği, yeni yüklenici tarafından inşaata devam edildiği tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Öyleyse sözleşmenin fesih tarihi olan 10/03/2021 tarihine en yakın tarih olan 25/03/2021 tarihinde yapılan delil tespiti ve alınan bilirkişi raporu, yüklenicinin yapmış olduğu işlerin yerinde tespiti bakımından önemli olup; mahkememizce de benimsenen 19/04/2021 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davacının yaptığı işler tespit edilmiş olmaktadır. Öte yandan davacının yaptığı iş neticesinde hak kazandığı iş bedelinin belirlenmesi bakımından hem delil tespiti dosyasında hem de görevsiz mahkeme olan Kayseri 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde farklı tarihlerde bilirkişi raporları alınmış ve farklı hesaplamalar yapılmıştır. Ancak mahkememizce alınan son bilirkişi raporunda yalnız davacının yaptığı ve tespit tarihi itibariyle tespit edilen işler değil, sözleşme hükümleri, yapı ruhsatı, ihtarname, önceki bilirkişi raporları da değerlendirilerek ve taraf vekillerinin bilirkişiden yanıtlanmasını istedikleri sorular tek tek yanıtlanarak, bilim ve fenne uygun olarak bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Bu sebeple dosya kapsamına, bilim ve fenne uygun son bilirkişi raporu mahkememizce benimsenmiş olup; alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere;
Taraflar arasına düzenlenen 13/06/2019 tarihli 'inşaat yapım işleri' başlıklı sözleşmede, yapının ne zaman başlanıp ne zaman bitirileceğine ve yapım süresine dair herhangi bir madde bulunmadığı,
İnşaat sektöründe çoğu zaman yüklenici ya da kalıp ustaları, müteahhit firmaya sadece işcilik yönünden değil, malzeme + işçilik yönünden de teklif verdikleri, bu tekliflerde malzemeler detaylandırılmayarak inşaatın birim m² sine düşen ortalama maliyetlerin dikkate alındığı, dolayısıyla serbest piyasa rayiçleri doğrultusunda yapılan bu hesaplama yönteminde isabetsizlik bulunmadığı,
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca açıklanan 2021 yılı birim m² maliyetlerinin içinde bulunulan bütün yılı kapsadığı, dolayısıyla tespit tarihi olan 25/03/2021 yılı içinde yapılan inşaat maliyet hesabının aynı zamanda dava tarihi olan 10/07/2021 tarihi içinde geçerli olduğu, bu durumda bilirkişi raporunda mevcut hesaplamanın isabetli olduğu,
Taraflar arasında düzenlenen 13/06/2019 tarihli 'İnşaat Yapım İşleri' başlıklı sözleşmede, yapının ne zaman başlanıp ne zaman bitirileceğine ve yapım süresine dair herhangi bir madde bulunmadığı,
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 7. maddesinde hak edişlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca yayımlanan birim fiyatları üzerinden %2 tenzilat ile hesaplanacağı hükmü bulunduğu, dolayısıyla yapılan hesaplamanın doğru olduğu,
Yapılan hesaplamaların dava tarihi itibariyle açıklanan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim fiyatları tebliği doğrultusunda olduğu, zira taraflar arasında düzenlenen sözleşmede de hesaplamanın bu doğrultuda yapılacağı belirtildiği,
04/07/2024 tarih ve celse nolu duruşmada tanık ...; inşaat mühendisi olarak inşaatın şantiye şefi olduğunu, inşaat malzemelerini davacının tedarik ettiğini ve sonrasında bu malzemelerin şantiyede kaldığını ifade ettiği,
Ek-6 olarak gösterilen 'protokoldür' başlıklı evrakta ..., ... isim ve imzalarının bulunduğu 12/02/2021 itibariyle müteahhit tarafından yapılan işin 676.000TL olarak belirlendiği, bu bedele kereste kira bedeli ile bekçi aylığının eklendiği, stopaj - SGK ve kooperatifçe yapılan ödemelerin düşülmesi suretiyle kalan bakiyenin 210.000,00 TL olduğu,
Tespit tarihine ait resimlerin incelenmesinde yapının 25/03/2021 tarihi itibariyle temel altı gro betonun döküldüğü, temel betonun atıldığı, bodrum kat ve zemin kat tabliye betonlarının atıldığı, birinci kat kalıbın yapıldığı, ancak demirin döşenmediği, bu hali ile belirlenen %12,20 imalat seviyesi isabetli olduğu
İnşaat seviye bedelinin 7058 m² * 1.920 TL/ m² * %12,2 seviye * 0,98 (%2 tenzilat) = 1.620.200,60 TL olarak hesaplanmıştır. Mevcut hesaplamaya, bodrum kat ve zemin kat tabliye betonuna serilen elektrik borularının işçilik ve malzeme bedelinin ilave edilmesi gerektiği,
Davalı beyanında grobeton ile temel içi elektrik işlerinin daha evvelki yüklenici tarafından yapıldığı ifade edildiği, bununla birlikte 2 ton demirin davacı tarafça alındığı, 45 ton temel demirinin ise davalı tarafça alındığının ifade edildiği, bu durumda 43 ton demir ile bu imalatların yapı bedelinden düşülmesi gerektiği,
Davacı tarafça 30/12/2020 tarihinde 1 nolu hak ediş başlıklı KDV dahil 397.352,13 TL tutarında fatura kesildiği belirlenmiştir. Bu bedelin de ödendiğinin kabulü ile bakiye bedelden düşülmesi gerektiği,
Bu durumda %12.2 olarak belirlenen imalat seviye bedelinden daha önceki yüklenicinin yapmış olduğu gro beton ve temel içi sıhhi tesisat işleri, davalı tarafça alınan 43 ton demir, yapılan fatura ödemesi bedelinin düşülmesi ile davacı tarafın 1.202.982,58 TL alacaklı olduğu,
tespit edilmiştir.
Sonuç olarak; davalı tarafça yapılan masraflar ve kısmî ödemeler düşüldükten sonra davacının inşaat işleri bedeli olarak talep edebileceği tutar, kanun ve sözleşmeye göre belirlenmiş olup; bu bedeli, davalı yapı kooperatifi ve kanun gereği tacir olması (6102 sayılı TTK m.16/1, 124/1; Yargıtay'ın 2020/2 esas, 2021/3 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) nedeniyle ticari işlere uygulanan avans faizi ile birlikte davalıdan talep edebileceği (Benzer yönde Yargıtay 6. HD'nin 12.10.2015 tarih, 2014/10411 esas, 2015/8304 karar sayılı kararı), inşaat işlerinde bedelin, işin yapımının devamı boyunca (iş henüz tamamlanmadığı halde) belli kısımlar/ parçalar halinde ödenmesinin kararlaştırılabileceği, eserin parça parça teslimi söz konusu ise, her kısmın bedeli o kısmın teslimi anında muaccel olacağı (TBK m.479/2) yukarıda da ifade edilmiş olup; somut olayda da davacının, bedelini talep ve dava ettiği inşaat işlerinin, davalının sözleşmeyi feshettiği tarihten önce yapılması nedeniyle, inşaat işleri bedelinin, fesihten önceki bir tarihte muaccel olduğu ve fakat davacının fesihten itibaren faiz isteminde bulunduğu, bu nedenle davacının faiz istemi yönünden de talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, inşaat işleri bedeli yönünden davacının alacak talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının ceza koşulu/ cayma cezası alacağı yönünden yapılan değerlendirme;
Davacı ceza koşulu talep etmiş olup, yüklenicinin iş sahibine yönelttiği bu alacak talebi yönünden sözleşme hükümlerinin yorumlanmasından önce genel bir açıklamada bulunulmasında yarar vardır.
Alacaklı, borçlunun edimi hiç veya gereği gibi ifa etmeme ihtimaline karşı alacağını güvence altına alma, kuvvetlendirme yolları arayabilir. Bu yönde olma üzere alacaklı, borçluya belli bir miktar para ödeme taahhüdünü de kabul ettirebilir. Bu halde ceza koşulu söz konusu olur. Ceza koşulu, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi üstlendiği, hukukî işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir (EREN, s.1181).
818 sayılı Borçlar Kanunu m.158/2'de hem ifaya eklenen ceza koşulu hem de ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) düzenlenmiş olup, somut olay bakımından taraflar arasındaki sözleşmenin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borç Kanunu'nun ceza koşulunu düzenleyen 179. maddesinin 2. fıkrasında ifaya eklenen ceza koşulu, 3. fıkrasında ise ifayı engelleyen ceza koşulu hükme bağlanmıştır. Buna göre, borçlunun kararlaştırılan cezayı ödeyerek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır. Bu suretle borçlu alacaklı ile yaptığı anlaşmada dilerse sözleşmeden dönmeyi ve alacaklıya sadece belirlenen cezayı ödemeyi kararlaştırabilir. Buna "ifayı engelleyen ceza koşulu" veya "dönme cezası" da denilmektedir. Bu tür ceza koşulunda borçlu cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönebileceği ya da onu feshedebileceği gibi, alacaklı da sadece cezanın ödenmesini isteyebilir. Burada alacaklı borçludan asıl edimin ifasını isteyemez (EREN, s.1186).
İfayı engelleyen ceza koşulu aslında gerçek anlamda bir ceza koşulu değildir. Zira burada asıl alacak ve borcun kuvvetlendirilmesi, teminat altına alınmak suretiyle ifasının sağlanması ve böylece alacaklının hukukî durumunun sağlamlaştırılması değil, tam aksine dilerse cezayı ödemek ve sözleşmeden dönmek veya onu feshetmek suretiyle borçlunun durumunun kolaylaştırılması söz konusu olmaktadır. Gördüğü bu fonksiyon itibariyle dönme cezası, daha çok cayma parasına benzemektedir (EREN, s.1186).
Dönme cezası sözleşmenin iki tarafı için de öngörülmüş olabilir (OĞUZMAN/ ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.2, İstanbul 2013, s.531).
Şayet belirli miktarda bedel ödeyerek sürekli bir borç ilişkini sona erdirme hakkı kararlaştırılmışsa, TBK m.179/3'te belirtildiği gibi, burada dönme cezası "fesih cezası" olarak uygulanacaktır. Bu durumda kararlaştırılan tutarı ödeyerek sözleşmeyi fesheden taraf, ileriye yönelik olarak bu sözleşmenin getireceği yükümlerden kurtulur ve hakları kaybederse de, fesih anına kadarki döneme ilişkin ifalar geçerli kalır; hatta bu döneme ilişkin bir borç henüz ifa edilmemişse, fesih cezası ödenmesine rağmen, bunun ifası talep ve dava edilebilir. Taraflar bunun aksini kararlaştırabilir (OĞUZMAN/ ÖZ, s.532).
Taraflar arasında akdedilen 13.06.2019 tarihli inşaat yapım işleri sözleşmesinin 20.1 maddesinde ceza koşulu şu şekilde düzenlenmiştir:
"Kooperatif, sözleşmenin imzalanmasından sonra ve sözleşmenin her hangi bir safhasında, haksız bir nedenle sözleşmeyi bozarsa sözleşme haksız fesih ile sona erer.
Eğer yapılmış bir iş varsa bunun sözleşmedeki değeri yükleniciye ödenir. Ayrıca yükleniciye 200.000 (ikiyüzbin) TL para da BK m.158/2 hükmünde cayma akçesi olarak ödenir." (Sözleşmede atıf yapılan BK m.158/2 hükmü 818 sayılı eski Borçlar Kanunu hükmü olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun m.179/3 hükmüne karşılık gelmektedir.)
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davalı kooperatifin sözleşmeyi haksız olarak feshettiğinin kabulü gereği davacı yüklenicinin bu sözleşme hükmü çerçevesinde ceza koşulu (fesih cezası) talebinde bulunması yerindedir. Ayrıca ifayı engelleyen ceza koşuluna ilişkin genel ilkeler ve öğretideki görüşler doğrultusunda eğer yapılmış bir iş varsa bunun sözleşmedeki değerinin yükleniciye ödeneceğine dair sözleşme hükmü de geçerli olup, bu doğrultuda davacı yüklenicinin ceza koşulu yanında sözleşmenin feshi tarihine kadar yapmış olduğu inşaat işleri bedelini de davalıdan talep etmesi yerindedir. Haklı bir sebep olmaksızın TBK'nın 473/1 maddesi hükmüne göre sözleşmeden dönen (sözleşmeyi fesheden) iş sahibi, TBK'nın 484. maddesine göre yükleniciye tam tazminat ödemek zorunda kalır (ZEVKLİLER/ GÖKYAYLA, s.551). Ancak somut olayda taraflar sözleşme ile ceza koşulu kararlaştırdıklarından TBK m.484 hükmünün uygulama alanı kalmamış, tazminatın yerini sözleşme ile kararlaştırılan ceza koşulu almış bulunmaktadır.
Davacının ikinci el kalıp kereste ve inşaat malzemeleri bedeli alacağı yönünden yapılan değerlendirme;
Davacının malzeme bedeli talebi yönünden genel bir açıklamada bulunulmasında yarar vardır.
Aksine adet veya sözleşme yoksa, yüklenici eseri meydana getirmek için kullanacağı araç ve gereci kendisi temin etmekle yükümlüdür (TBK m.471/4). Araç ve gerecin temini için sarf edilecek giderler de yükleniciye aittir. Sözleşmeyle üstlendiği işin gereği gibi ifası için ne miktarda emek ile araç, gereç ve malzemeye ihtiyaç duyulacağını kural olarak yüklenici kendisi belirler (ZEVKLİLER/ GÖKYAYLA, s.542).
Araç ve gereç kavramının kapsamına, eserin meydana getirilebilmesi için kullanılması gereken vasıtalar girer. Çalışma araçları olarak da ifade edilen araç ve gereçler, tamamlandıktan sonra eserden ayrılabilen ve mülkiyeti yükleniciye ait olan şeylerdir. İş makineleri, makine yedek parçaları, aletler, yapı iskelesi ve kalıp malzemeleri, petrol ürünleri, geçici enerji hatları, geçici köprü ve yollar, şantiye binası bu kapsamdadır. Çalışma araçlarının sağlanması gibi masrafları da yükleniciye aittir. Fakat bunlara ilişkin masraflar kısmen veya tamamen ya ayrı maliyet kalemleri olarak ya da toplam maliyet içerisinde iş sahibine yansıtılır (ZEVKLİLER/ GÖKYAYLA, s.542-543).
Somut uyuşmazlığa ve davacının malzemeleri bedeli alacağına ilişkin emsal nitelikte Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 04.05.2015 tarih, 2015/5930 esas, 2016/2569 karar sayılı kararı şu yöndedir:
"Öte yandan, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 471/4. maddesi uyarınca, eserin meydana getirilmesinde kullanılacak araç ve gereçleri taşeron kendisi sağlamak zorunda ise de, sözleşme ifa ile sonuçlanmadan feshedildiğinden ve davacı tarafından yapılan bina ve ekleri sökülüp götürülmeyip davalının kullanımında kaldığından davacı bu imalâtların bedelini de "sebepsiz zenginleşme" hükümleri gereği davalıdan isteyebilir."
Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin... D.iş sayılı dosyasında 25/03/2021 tarihinde delil tespiti işlemi sonrası alınan bilirkişi raporunda; inşaatta mevcut kereste, dikme, kanto, kelebek gibi malzemelerin ikinci el bedelinin 160.800,00 TL olacağı rapor edilmiştir.
Dinlenen tanıklar da inşaatta olan kalıp ve kerestelerin davacıya ait olduğunu, inşaatta mevcut kereste, dikme, kanto, kelebek gibi malzemelerin davacı tarafından tedarik edildiğini, bu malzemeleri davacının şantiye alanından söküp götürmediğini, şantiye alanında kaldığını beyan etmişlerdir.
Sonuç olarak; davacı yüklenicinin yapacağı inşaat işleri için kullandığı ikinci el kalıp kereste ve inşaat malzemelerini kendisi temin etmekle yükümlü olduğu, inşaat alanında davacının tedarik ettiği bu araç ve gereçlerin bulunduğunun mahkemece yapılan delil tespiti ile anlaşıldığı, davalı iş sahibi tarafından sözleşmenin feshedilmesi ve davacının yerine yeni bir yüklenicinin inşaat alanında faaliyete başlaması sonrası davacının bu araç ve gereçleri söküp götüremeden inşaat alanını terk ettiği, masrafları davacı tarafından karşılanan bu araç ve gereçlerin inşaat alanında kalması nedeniyle davacının sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda bu malzemelerin bedelini davalıdan isteyebileceği, fesih tarihine en yakın tarih olarak delil tespiti yaptırılan tarih olduğunun kabulü ile bu malzemelerin tespit tarihindeki ikinci el değeri üzerinden ve fesih tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebinin yerinde olduğu anlaşılmış ve talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın KABULÜ İLE 1.202.982,58 TL inşaat işleri bedeli, 200.000,00 TL ceza koşulu bedeli, 160.800,00 TL 2. el kalıp kereste ve inşaat malzemeleri bedeli olmak üzere toplam 1.563,782,58 TL alacağın sözleşmenin haksız feshi tarihi olan 10/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 106.821,99-TL karar ve ilam harcından, davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL harç ve 26.700,38 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 133.581,67-TL karar ve ilâm harcının davalıdan alınarak Hazine' ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan; ilk dava açma gideri 127,10-TL, posta ve tebligat masrafı 697,00-TL, ıslah harcı 26.700,38 TL, bilirkişi ücreti 6.500,00 TL, keşif harcı 571,90 TL, keşif araç ücreti 200.00,00 TL, tanıklık ücreti 200,00 TL olmak üzere toplam 34.996,38-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince taktir olunan 230.929,56-TL nispi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
20/02/2025
Katip ...
¸E-imzalıdır
Hakim ...
¸E-imzalıdır