T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : Esas
KARAR NO :
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - [
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/04/2017
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkilinin davalıya satın alacağı
emtialar için 158.060 TL tutarında çekler verdiğini; davalının sadece 1.161,12 TL
tutarında fatura karşılığı mal teslimi yaptığını, davacının davalıdan fazla ödenen
çekler sebebiyle 156.898,88 TL alacaklı olduğunu; davalının sebepsiz zenginleştiğini
belirterek öğrenme tarihi 10.10.2015 tarihinden itibaren faizi ile birlikte ödemeye
mahkum edilmesine karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacının belirttiği çeklerin bazılarının
müvekkiline keşide edilmediğini, bu çeklerin müvekkili ile alakası olmadığını, çekin
bir ödeme aracı olduğunu, davacının mal teslimini yazılı delille ispatlaması
gerektiğini, basiretli davranması gerektiğini, davanın sebepsiz zenginleşme olarak
nitelendirilmesinin uygun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, çeklerin bedelsizlik iddiasına dayalı alacak talebine ilişkindir.
Davacı, davalıya mal almak için verdiği çeklerle 158.060,00 TL ödeme yaptığını, davalının sadece 1.161,12 TL.lik mal teslimi ettiğini ileri sürerek 156.898,88 TL.nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan tahsili istemiyle işbu davayı açmıştır.
Davacı vekili hernekadar açtığı davayı sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirmişse de, davaya konu çeklerim mal alımı için verildiği ihtilaf konusu olmadığı, ortada haklı bir sebep olmaksızın borç olmayan bir ödeme söz konusu olmadığından talebin sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirilmesi mümkün olmayıp, dava taraflar arasındaki alım-satım ilişkisinden kaynaklanan alacak davasıdır. Bu nedenle de dava TBK 146.maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan davalı vekilinin 3046118 ve 3046119 no'lu çekler yönünden ileri sürdüğü zamanaşımı def'i yerinde görülmemiştir.
6098 sayılı TBK'nun 207/2. maddesi uyarınca sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür. Çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun karşılığında verildiğinin kabulü gerekir.(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 2016/2492 -9203 E-K)
Satış sözleşmesinde tarafların edimlerini aksine anlaşma olmadıkları takdirde, aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının çeklerin avans niteliğinde verildiğini ve karşılığında kısmen mal teslim edilmediğini kanıtlaması gerekir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 2016/10462 -5933 E-K)
Davacı taraf, davaya konu çeklerin çeklerin avans niteliğinde verildiğini ve karşılığında mal teslim edilmediğini yazılı delillerle ispatlayamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş; Mahkememizin 28/02/2019 tarihli ... esas .... karar sayılı ilamı davacı tarafından istinaf edilmiş; Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 22. HD'nin .... esas .... karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/3277 esas 2023/6902 karar sayılı ilamında; "....Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davalının ticari defterlerinin ibrazı için 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesine göre işlem yapılması, bu kapsamda, anılan hükümde gösterildiği şekilde, davalı yana, ticari defterlerin ibrazı için, defterlerin verilen süre içerisinde geçerli bir mazeret gösterilmeksizin ibraz edilmemesi veya defterin elinde bulunduğunu inkar etmesi halinde bu hususta teklif edilecek yemini kabul veya icra etmemesi halinde duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanının kabul edilebileceği de ihtar edilerek kesin süre verilmesi, davalının ibraz yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, somut olayın özelliklerine göre davalının ticari defterlerinin içeriği konusunda davacının beyanının kabul edilip edilemeyeceğin takdir edilmesi, ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmesi halinde ise davalının ticari defterlerinin 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin ilk dört fıkrası kapsamında değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davalının ticari defterlerinin ibrazı için usulüne uygun şekilde işlem yapılmadan eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir." şeklinde karar verilerek mahkememizin kararının bozulması üzerine yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 24/10/2024 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararında; Davalı şirketin 2016 ve 2017 yıllarına ait tüm ticari defter ve belgeler üzerinde daha önce rapor ibraz etmiş mali bilirkişi vasıtasıyla 25/11/2024 günü, saat 14:30'da bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dava dilekçesinde sözü edilen faturaların davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, bu faturalara konu mal veya hizmetin davalı yana teslimine dair kaydın bulunup bulunmadığı, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacaklı bulunup bulunmadığı, varsa miktarı, ayrıca davacı şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmiş olmakla taraf defterlerinin karşılaştırması yapılarak her iki tarafın ticari defterlerindeki kayıtların birbiri ile uyumlu olup olmadığı, uyumsuzluk varsa bunun gerekçeleri ile birlikte gösterilmesi, davacı defterlerindeki kayıtlara ilişkin hususlarda davalı defterlerinin hiçbir kayıt içermemesi halinde bu durumun tespiti gibi hususlarda bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından sunulan raporda özetle; Davacı tarafın derdest davada 158.060,00 TL tutarında davalıya çekle ödeme
yaptığını; davalının 1.161,12 TL tutarında mal teslimi yaptığını; mal teslimi yapılmayan
bedelin kendisine ödenmesini talep ettiğini; mahkemece davalıya ticari defterlerini sunması için kesin süre verildiğini ve davalının incelemeye sunulan 2016-2017 yıllarına ilişkin ticari defterleri
tasdik yönünden usulüne uygun olduğunu; bu defterler üzerinde yaptığı incelemelerde
davacı ile ilgili bir hesap açılmadığının tespit edildiğini belirtmiştir. Esasen davalının olağan şekilde ticari defterlerinde
vadesiz çek girişlerinin kaydedildiğini; alınan çekler hesabı ile vadeli çeklerin kaydedildiği;
alacak senetleri hesabının bulunmadığının tespit edildiği; belirtilmiştir. Davacının ileri sürdüğü
sipariş avanslarının hesabına kaydettiği çeklerin kural olarak davalının ticari defterlerinde
de alınan sipariş avansları hesabına kaydedilmesi gerektiği; bu yönde de davalının ticari
defterlerinde bir kayıt tespit edilemediğini beyan etmiştir. Dosyaya getirtilen çek suretleri
incelendiğinde çeklerin davalı adına keşide edilmediği, davalının cirosunun da olmadığının görüldüğünü, netice itibariyle davacının ileri sürdüğü hususlara yönelik davalı ticari
defterlerinde herhangi bir kayıt tespit edilemediği bildirilmiştir.
Mahkememizin 06/02/2025 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararında; dosyanın önceki bilirkişiye tevdi ile taraf vekillerinin bilirkişi raporlarına yönelik beyan ve itirazlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi ve yanıtlanması bakımından ek bilirkişi raporu aldırılmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından sunulan raporda özetle; tarafların kök raporda yönelik beyanları incelenmiş ve kök
rapordaki görüş ve kanaatlerini değiştirecek bir sonuca ulaşılamadığı bildirilmiştir.
Somut olayda davacı, teminat çeklerinin verilmesine rağmen; davalı tarafça mal teslim edilmediğini iddia etmiştir. Davalı, dava dilekçesinde beyan edilen çeklerin bir kısmının kendileri ile alakalı olmadığını, bakiye çeklerle ilgili ise çekin ödeme aracı olduğunu, çeklerin davalıya ibrazının ifaya karine olduğunu beyan etmiştir. Çeklerin deftere işlenme zorunluluğu bulunmasa da, mali bilirkişi raporunda davalı tarafın ticari defterlerinde çeklerin işli olmadığı; çek ödemelerinin de defterde yer almadığı; taraflar arasındaki ticari emtia satışının da defterde yer almadığı belirtilmiş; defter tasdiklerinin yapılmış olduğu, davalı lehine delil teşkil ettiği görülmüştür. Dosya kapsamında tespit edilen çek fotokopilerinin hiçbirinde davalının ticaret unvanı, şirket kaşesi yer almamaktadır. Dolayısıyla örneği bulunabilen çek fotokopilerinde davalı şirket lehtar ya da ciranta değildir. Davalı da cevap dilekçesinde bu çeklerin adına düzenlenmediğini talebin reddi gerektiğini beyan etmiştir.
Çek bir ödeme aracı olup; teminat çeki verdiğini beyan eden taraf bunu açıkça yazılı delille ispat etmelidir. Davacının defterinde yer alan borca dair kayıtlar davacı lehine delil teşkil etmemiştir. Çünkü davalının defterleri de gerekli onayları taşımaktadır ve borca dair kayıt yer almamaktadır. Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığına dair tek karine davalının cevap dilekçesinde, ilişkiyi ikrar eden beyanlarıdır. Davacı dosya kapsamında temin edilemeyen çeklerle ilgili mal teslimlerinin yapıldığını beyan etmiştir. Sonuçta ne davalı mal teslimine dair bir delil ikame edebilmiş ne de davacı çeklerin davalıya verildiğini ve bu çeklerin teminat senedi olduğunu ispat edebilmiştir. Ancak bir kısım çekler bakımından çek teslimi her iki tarafça kabul edildiğinden ve çekişme bulunmadığından; ödeme aracı olması nedeniyle bu çeklerin karşılığı malların teslim edildiği kabul edilmiştir. Somut olayda ispat yükü anlatıldığı üzere öncelikle davacıdadır. Davacı da çeklerin davalıya teminat için verildiğini ispat edemediğinden HMK 190 ve TMK 6 maddeleri gereğince ispat edilemeyen davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, davacıdan peşin olarak alınan 2.679,45-TL harçtan mahsubu ile artan 2.064,05-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-Davalı tarafça yapılan 50,00-TL posta masrafı yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yokluğunda, davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde YARGITAY TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.16/10/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır