T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : Esas
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :1-
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALI :2-
VEKİLİ : Av.
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/03/2024
KARAR TARİHİ : 21/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı üreticisi/ithalatçısı ... otomotıv pazarlama a.ş olan aracı, 29.11.2022 tarihinde davalı ... otomotiv sanayi ve ticaret a.ş'den 0 km şasi no: ... citroen c5 araç satın almış olduğunu, aracın ilk bakım için kayseri ilinde servise götürüldüğünde, aracın üst kapak contasından yağ kaçırdığı, sorunun kronik olduğu ve bakımdan önce aracın üst kapak contasının değişmesinin gerektiği söylenmiş ve değiştirilmiş olduğunu, sonrasında ise yağ bakımının servis tarafından yapıldığını, davacının bahsi geçen araç ile iş seyahati yapmak amacıyla antalya iline gittiği sırada, araçta arıza meydana gelmiş bu sırada aracın turbo kısmından hava ve yağ kaçırması sebebiyle antalya antoto yetkili servisine gitmiş olduğunu, servis tarafından yapılan incelemede aracın turbo bağlantısının vidalama kısmının yanlış yapıldığı ve bu sebepten ötürü yağ ve hava kaçırdığı belirlenmiş ve servis kaydı açılmadan yetkili tarafından hızlıca onarım sağlanmış olduğunu, davacının 24.08.2023 tarihli antalya seyahati sırasında, araç trafikte seyir halinde kırmızı ışığa yaklaşırken davacının frene basması ile beraber araçta güç kaybolmuş ve araç sürüş esnasında davacı ve harici yolcular açısından tehlike yaratacak şekilde stop edilerek durdurulmuş olduğunu, bunun üzerine davacının aracı yeniden çalıştırmak istediğinde çalışmamış ve araç yetkili servise çektirilmiş olduğunu, davacının ertesi gün servise gittiğinde; araçtaki sorunun triger zincirinin kopması sonucu olduğu, aracın tamir edilebileceği fakat triger zincirinin kopmasının normal olmadığı yetkili tarafından söylenmiş olduğunu, yine servis yetkilisi tarafından "triger zinciri kopması sonucu araç motorunda büyük hasarlar oluşabileceği ve bunun tespitinin de motorun üst taraftan başlanarak sökülüp hasar gören motor parçalarının değiştirilmesi yani rektefiye edilmesi gerektiği ancak bu sırada aracın krank milinde bile hata olabileceği, bunun tespitinin çok zor olduğu, tamir edilse bile ilerleyen zamanda aracın tekrar arıza verebileceği, araca sandık motorun takılması halinde böyle bir riskin olmayacağı ve sandık motorun onaylanması halinde kabul etmelerinin daha avantajlı olduğu" söylenmiş olduğunu, yetkili servis tarafından verilen bilgiler sonrasında davacının, hem yetkili servise hem de davalı ... müşteri hizmetlerine; aracın henüz 22.000 km olduğu, bu kadar yeni olan bir araçta böyle bir hatanın olmaması gerektiğini ve bu hatanın üretim hatası olduğu ve bu şekilde motorun sökülüp rektefiye edilmesinin onaylamadığını bildirmiş ve bu talebinin değerlendirilmesi için uzun bir süre beklemiş olduğunu, akabinde davacının davalı ... müşteri hizmetleri tarafından aranarak; "araç motorunun sandık motor olarak talep doğrultusunda değişeceği, motorun fransa’dan geleceği ve o sebeple sürecin biraz uzayacağı" davacıya bildirildiğini, davacının ise bu bildirimden sonra uzun bir süre beklenmiş ve yetkili servis tarafından aracın hazır olduğu ve teslim almaya gelmeleri gerektiğinin söylenmesi üzerine antalya iline yetkili servise aracını teslim almaya gitmiş olduğunu, bu esnada davacıya bazı belgeler imzalatılmak istenmiş ve bu evraklar davacı tarafından incelendiğinde ise; davacının motorun sandık motorla değişmediğini ancak motorda bazı parçaların değiştirildiğini fark etmiş ve yetkili kişiye bu durumun nedeni sorulduğunda, aracın motorunun değişmediğini sadece motorda rektefiye işleminin yapıldığı bilgisi verilmiş ve ilgili fotoğraflar gösterilmiş olduğunu, yetkili servis tarafından davacının rızası hilafına davaya konu aracın motorunu rektefiye edilmiş olduğunu, bu durum üzerine davacı araca yapılan bu işlemin tarafınca onaylamadığını teslim formuna ihtirazi kayıt koyarak, aracı 03.11.2023 tarihinde teslim almak zorunda kalmış olduğunu, davacı yapılan işlemlere onay vermediğini sıfır olarak almış olduğu araçta meydana gelen böylesi büyük bir motor arızasının üretim hatası olup araçta gizli ayıbının bulunduğu, aracın orijinalliğini bozduğu, performansını ve fiyatını düşürmesi ve bu sebeplerden ötürü araçtaki ayıbı bildirmek için davalılara 08.11.2023 tarihinde kayseri 7. noterliğinin... yevmiye numarası ile ihtarname göndermiş olduğunu, ancak davalılar tarafından iş bu ihtarnameye cevap verilmediğini, bunun üzerine davacı araçta var olan gizli ayıptan kaynaklı değer kaybının ödenmesi talebi ve hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı olması sebebiyle arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, dava konusu aracın tüm bakımlarının zamanında yapılmış olup sıfır olarak alınan ve bu kadar az kullanılan aracın en önemli aksamında motorunda bu kadar az kilometre yapılmasına rağmen meydana gelen arızanın üretim kaynaklı olduğu bilirkişi incelemesi ile sabit olmuş olduğunu, söz konusu incelemenin uzman bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerekliliği üzerine kayseri 2. sulh hukuk mahkemesin’de delil tespiti için dava açılmış olup, kayseri 2. sulh hukuk mahkemesinin... esas sayılı değişik iş dosyasında yer alan 12.01.2024 tarihli bilirkişi raporu alınmış olduğunu, araçta meydana gelen arızalar ve motor rektefiyesi nedeniyle otomobilin 2. el piyasa rayiç değerinde azalma meydana geleceği açık olduğunu, aracın motorunun rektefiye edilmesi ve tam olarak onarım sağlanmadığı için halen araçtaki motordan ses gelmesi nedeniyle arızanın giderilmediği, arıza giderilmiş olsa dahi alıcının araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı, konforu ve performansı sağlayamadığı açık olduğunu, öyle ki dava konusu aracın davacıyı şehirler arası iş seyahatinde yolda bırakmış olup davacı şirket işleri için almış olduğu aracı halihazırda kullanamamakta olduğunu, araçtaki arıza giderilmediği içinde aracın onarımının yapıldığından söz etmenin de mümkün olmayacağını, davacının aracı satın aldığında gerekli dikkat ve özeni göstererek incelemesini yapmış fakat araçta bir problem görmemiş olduğunu, araçta ki bu ayıpları davacının önceden fark etmesinin imkânı olmadığını, araçtaki ayıp kullanım esnasında da ortaya çıkacak cinsten/kullanım kaynaklı olmayıp gizli ayıp olduğunu, gizli ayıp, alıcıdan beklenecek ölçüdeki olağan gözden geçirme ve muayeneyle ortaya çıkmayan ayıp olduğunu, davaya konu araç üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yapılması halinde izahata çalıştıkları ayıbın satın alınma tarihinde var olduğu mahkemece de görülecek ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu ortaya çıkacak olduğunu, satıcı malı teslimle yükümlü olduğu gibi belirtilen niteliklerde ve ayıpsız olarak teslim etmekle de yükümlü olduğunu, davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek davacının mağduriyetine sebebiyet vermiş olduğunu, türk borçlar kanunu’nu md. 219’un dikkate alınması gerektiğini, ayıp nedeniyle satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinin nasıl yapılacağının ise aşağıda sunulan kararlardan görüleceği üzere satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlemekte olduğunu, bu kapsamda istanbul bölge adliye mahkemesi 13. hukuk dairesi esas:2022-127 karar:2023-283 karar tarihi:23.02.2023 ilamının, t.c. yargıtay 3.hukuk dairesi esas:2020-10174 karar:2021-5704 karar tarihi:31.05.2021 ilamının dikkate alınması gerektiğini, davacının kayseri 2. sulh hukuk mahkemesinde açmış olduğu delil tespiti davası huzurdaki davanın eki sayılıp davacı tarafından yapılmış olan masraflarında davalıdan tanzimi gerekmekte olduğunu, yargıtay 13. hukuk dairesi e. 2016/28041, k. 2019/9877 kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, kanun hükümleri ve yerleşik yargıtay kararları gereğince araç satım sözleşmesi sırasında üretimden kaynaklı gizli ayıbın olması nedeniyle güncel satış bedelinden indirim yapılarak davacıya iade edilmesi amacıyla bu davayı açma zarureti hasıl olmuş olduğunu, bedelden indirim miktarı hesabında yargıtay kararları doğrultusunda gizli ayıbın ortaya çıktığı yıl mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplama yaptırılarak, tahsil zamanındaki ayıplı değeri ile ayıpsız değeri arasındaki fark hesaplanarak ayıpsız bedelinden indirilmesi gerektiğini, izah edilen tüm bu hususlar bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacak olduğunu, ayrıca davacının aracı alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim istemi için dava açmak zorunda kalmış ve bu uğurda da kayseri 2. sulh hukuk mahkemesinde yapılan delil tespiti için yapılan toplam 5.247,30 tl yargılama gideri, vekalet ve ihtarname masrafı vs. ödemiş olduğunu, yapmış olduğu bu masrafların da yargılama giderleri hesabına dahil edilmesini talep ettiklerini belirterek, haklı davanın talepleri gibi kabulüne, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile ve ayıplı araç tarafımızda alıkonulmak üzere uzman bilirkişiler tarafından ayıp oranında indirim bedeli hesaplandığında artırılmak üzere, hmk. 107. maddesi gereği (belirsiz alacak davası) şimdilik 500,00 tl zararın aracın alım satım tarihinden itibaren ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, kayseri 2. sulh hukuk mahkemesinde yapılan delil tespiti için yapılan yargılama giderinin de dahil olmak üzere vekaletname, ihtarname giderlerinin tahsili ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP: Davalı ... Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde: Davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu hususların soyut ve asılsız iddialar üzerine kurulmuş olduğunu, ayrıntılı şekilde açıklayacakları hususlar neticesinde usul ve yasaya aykırı şekilde açılmış olan davanın reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, davacı tarafça bildirim yükümlülüğü yerine getirilmemiş olup bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, davaya konu araçta iddia edildiği gibi bir ayıbın var olduğunun kabulü halinde dahi, 6102 sayılı ttk'nın "ticari satış ve mal değişimi" başlıklı 23. maddesinde yer alan açıklamalar gereğince iddia edilen gizli ayıbın 8 gün içerisinde bildirilmesi gerekecek olduğunu ancak davaya konu aracın hali hazırda yaklaşık 2 yıldır kullanılıyor olması ve davacı tarafın iddiaları dikkate alındığında, davalı şirkete süresinde bir bildirim yapılmadığının açık olduğunu, nitekim davacı tarafından bildirim koşulunun yerine getirildiğine dair herhangi bir delil de dosya kapsamına sunulamamış olduğunu, dolayısıyla eldeki davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, bu kapsamda yargıtay 19. hukuk dairesi'nin 23.02.2016 tarihli, 2015/11881 e. - 2016/2985 k. sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, ayıp iddiasının süresinde ihbar edilmemesinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğunu sona erdirdiği vurgulanmış olduğunu, açıklanan nedenlerle, iddiaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ihbar sürelerine uymamış olan davacı tarafın hukuken aracı kabul etmiş olduğunun kabulü gerekeceğinden, mahkemece yapılacak incelemeler neticesinde, eldeki haksız davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davaya konu araca ilişkin olarak davacı tarafça ücretsiz onarım hakkı kullanılmış olup davacı tarafın farklı bir seçimlik hak talep etmesi mümkün olmadığını, davaya konu araca ilişkin olarak davacı tarafça ileri sürülen şikayetler doğrultusunda gerek davalı şirket tarafından gerekse de antalya'da yer alan yetkili servis tarafından gerekli bakım onarım işlemleri yapılmış ve araç sorunsuz bir şekilde davacı müşteriye teslim edilmiş olduğunu, davacı tarafın açmış olduğu davanın haksız olması ve davalı şirketin yetkili servis olarak üzerine düşen bütün yükümlülükleri eksiksiz ve gereği gibi yerine getirmiş olması sebebiyle davacı tarafından ikame edilen davanın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı şirketin, şirket politikası gereği her zaman müşterilerinin üst düzey memnuniyetini sağlamayı amaçladığını, bu doğrultuda, araç ile ilgili herhangi bir ayıp iddiasını kabul etmemekle beraber, müşteri memnuniyeti gözetilmek suretiyle; yukarıda izah ettiği üzere yetkili servis tarafından davacının iddia ettiği hususlar incelenmiş ve davacı tarafın ücretsiz onarım hakkını kullanması neticesinde, söz konusu hakkın gereği yerine getirilmiş olduğunu, zira davacı tarafın ücretsiz onarım hakkını kullandığı, dosyada mübrez olan iş emirleri suretlerinden de açıkça anlaşılmakta olduğunu, bu hususa ilişkin olarak yargıtay 13. hukuk dairesi’nin 23.10.2017 tarihli 2015/22767 e. 2017/10057 k. sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, seçimlik haklardan birinin kullanılması halinde diğer hakların kullanılamayacağı açıkça vurgulanmış olduğunu, davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği aracın onarımı eksiksiz bir şekilde tamamlanmış olup; aracın kullanımı engelleyen, ondan beklenilen faydayı ortadan kaldıran bir hususun olmadığı aşikar olduğunu, bu sebeplerle de, davacı tarafın eldeki davayı açmaktaki amacının kötü niyetli şekilde haksız kazanç sağlamak olduğu da açıkça ortaya konulmuş durumda olduğunu, davaya konu aracın satın alındığı anda ayıplı olduğu iddiası kabul edilemez nitelikte olup davacı tarafça bu hususa ilişkin olarak herhangi bir somut delil ortaya konulamamış olduğunu, davacı taraf, dava konusu aracı trafiğe çıkış tarihinden itibaren yaklaşık 2 yıl gibi uzun bir süredir kullanmakta ve fayda sağlamakta olduğunu, dava konusu aracın halen kullanılmaya devam edildiği dikkate alındığında, davacı yanın iddia ve taleplerinin hakkaniyete aykırı olduğu açık olduğunu, ayrıca açıklandığı üzere, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için araçta bir problem olduğu kabul edilse dahi davacı taraf, yetkili serviste yapılan işlemlere rıza göstermiş, diğer bir deyişle 6098 sayılı türk borçlar kanunu'nun 227. maddesinde sayılan ücretsiz onarım hakkını kullanmış olduğunu, bunun üzerine davacı tarafın aracı yetkili servis tarafından onarıldığını, bu hususun davacı tarafın beyanları ile de sabit olduğunu, o halde araçta yetkili servisin müşteri memnuniyeti kapsamında ücretsiz olarak davacının bilgisi ve rızası dahilinde gerçekleştirdiği onarım işlemi ile birlikte davacı tarafın ücretsiz onarım hakkını kullanmış olması karşısında, huzurdaki davanın reddi gerektiğini, zira dava konusu araçta hali hazırda herhangi bir problem bulunmamakta olduğunu, davacı taraf, dava konusu aracı servise onarılması için teslim etmiş ve akabinde araç kendisine teslim için hazır edildiğinde de, yetkili servise giderek aracını teslim almış olduğunu, bu noktada davacı tarafın başkaca bir talepte bulunmasına imkan bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu, aracın ilk olarak davalı şirkete ait yetkili servise getirilmesi ve bakım yapılması sonrasında, antalya ilinde yaşanan arıza sebebiyle antalya'da bulunan yetkili serviste turbo bağlantısının vidalama kısmının yanlış yapıldığı, bu sebeple yağ ve hava kaçırdığının belirtildiği, servis kaydı açılmadan yetkili servis tarafından hızlıca onarım sağlandığı iddiası kabul edilemez olduğunu, nitekim, bilineceği üzere, satış sonrası hizmetler yönetmeliği m. 11’e göre servis istasyonları, kendilerine teslim edilen veya kendileri tarafından teslim alınan arızalı mallar ile ilgili olarak söz konusu malın teslim alındığına dair belli bazı bilgileri içeren bir teslim alma belgesi düzenlemek zorunda olduğunu, buna göre teslim alma belgesi, servis istasyonlarına gelen mallarla ilgili gerekli işlemlere başlamadan önce, servis tarafından düzenlenmesi yönetmelikte öngörülen bir belge olduğunu, servis fişi ise, servis istasyonlarının, malla ilgili arıza tespitleri ve buna bağlı yapılan onarım işlemlerinin gösterildiği, eğer onarım garanti süresi dışında gerçekleşmişse buna ilişkin ücreti, servis istasyonuyla ilgili bilgileri içeren ve bu istasyonlar tarafından düzenlenip tüketiciye verilmesi zorunlu olan bir belge olarak tanımlanmış olduğunu, bu doğrultuda, davacı tarafça iddia edildiği gibi antalya ilinde aracın götürüldüğü yetkili serviste, turbo bağlantısının vidalama işleminin yanlış yapıldığı ve bu sorunun ise servis kaydı açılmadan giderildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı taraf kötü niyetli şekilde, herhangi bir somut delilin bulunmaması sebebiyle, yetkili servis tarafından servis kaydı açılmadığını ileri sürerek, aracın ayıplı olduğunu ispatlamaya çalışmışsa da, bu hususun gerçeği yansıtmadığını, öyle ki, davacı tarafından da beyan edildiği üzere söz konusu araç davalı şirkete ait yetkili servise bakım için getirilmesi neticesinde, davacı tarafın da imzasını taşıyan kabul ve kapanış iş emirleri düzenlenmiş, araçta gerekli bakımlar yapılmış ve araç davacı tarafa teslim edilmiş olduğunu, söz konusu bakım onarım işlemleri esnasında ise davacı tarafça iddia edildiği gibi bir şikayet yahut arızaya rastlanmadığını, belirtildiği üzere, iki yıla yakın bir süredir davacının kullanımında olan aracın, davacı tarafın kullanımından kaynaklanan sebeplerle arızalandığı ihtimalinin de ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekmekte olduğunu, öyle ki; sunulan iş emirleri incelendiğinde, 31.05.2023 tarihinde gerçekleştirilen gerekli bakım ve onarımlar doğrultusunda, davacı tarafın arızalı olduğu iddia edilen triger kayışı, garanti kapsamında değişmiş olduğunu, davacı tarafından triger kayışının koptuğunu iddia ettiği 24.08.2023 tarihi dikkate alındığında yalnızca 3 ay sonrasında triger kayışının kopması olayının aracın kullanım şekli sonucunda meydana geldiğinin de izahtan vareste olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu ve delillerinde yer verdiği delil tespiti talebi sonucunda aldırılan bilirkişi raporu, bilimsellikten tamamen uzak ve yüzeysel olarak hazırlanmış olup, delil mahiyeti taşıması hukuken mümkün olmadığını, ayrıca, yargıtay denetimine elverişli bir rapor da olmadığını, söz konusu bilirkişi raporu 6100 sayılı hmk’nın öngördüğü usul ve şekle aykırı tanzim edilmiş olduğunu, bu sebeplerle de mahkemece, otomotiv alanında uzman, yargıtay denetimine elverişli şekilde bilirkişi heyeti oluşturulmasını ve dava konusu araç üzerinde keşif icrası ile rapor tanzim edilmesini talep ettiklerini, yargıtay 3. hukuk dairesinin 12.04.2023 tarihli, 2023/962 e. - 2023/1149 k. sayılı ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, açıklandığı üzere, davacı tarafından ikame edilen davanın haksız ve soyut iddialar üzerine kurulmuş olduğu, ileri sürülen iddialara ilişkin herhangi bir somut delilin ortaya konulmamış olduğu, davacı tarafın üzerine düşen ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği, davaya konu araçta var olduğu iddia edilen soruna ilişkin olarak ücretsiz onarım hakkını kullandığı, davalı şirketin üzerine düşen tüm yükümlülüklerin yerine getirildiği, açıkça ortaya konulmuş olduğunu belirterek, haksız davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı ... Otomotiv Paz. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde: Dava dilekçesi ile iddia edilen tüm hususlar dayanaksız ve hukuka aykırı olup, taraflarınca kabul edilemez nitelikte olduğunu, öte yandan davacı tarafından varsa gösterilen dava dilekçesi ekleri taraflarına tebliğ edilmemiş olup, bunlara karşı her türlü beyan hakkını saklı tuttuklarını, huzurdaki davada, yetkili mahkemenin istanbul anadolu asliye ticaret mahkemeleri olması nedeniyle, esas hakkında inceleme yapılmaksızın usulden reddine karar verilmesini arz ve talep ettiklerini, davalı şirkete karşı husumet yöneltilemeyeceğini ve davacı yanın talep sonucunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, huzurdaki davada tarafların tacir olması nedeniyle, türk ticaret kanununun 23. maddesinin göndermesiyle, ayıptan kaynaklanan sorumluluğa ilişkin iddialar hakkında türk borçlar kanununun ilgili hükümleri uygulanacağını, dolayısıyla, davacı yanın iddialarını ve davayı hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber, huzurdaki davaya konu uyuşmazlığın, borçlar kanunu hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekmekte olduğunu, 6098 sayılı türk borçlar kanunu’nın “ayıptan sorumluluk” başlıklı 219. maddesinin dikkate alınması gerektiğini, maddede açıkça belirtildiği üzere davacı taraf, iddia ettiği taleplerini yalnızca satıcı konumundaki kimseye karşı yöneltebileceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın iddiaları hakkında; ithalatçı firma konumundaki davalı şirkete başvurulması mümkün olmayacağını, dolayısıyla, davacı yanın bir hak iddiası mevcut ise, dava konusu aracın satın alındığı firmaya borçlar kanunu hükümlerince başvurulması gerektiğini, zira davalı şirket, son kullanıcılara doğrudan araç satış ve servis hizmeti sunulması faaliyetinde bulunmamakta olduğunu, davacı yanın faiz istemi de usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira davacı yan dava konusu aracı satım tarihinden bu yana ve halen sorunsuz bir şekilde kullanmakta olduğunu, kaldı ki iddia olunan arızanın, satım tarihinden 1 yıl geçtikten sonra ortaya çıktığı ve dolayısıyla satım tarihinden bu yana faiz işletilmesinin talep edilmesinin hiçbir koşulda mümkün olmadığının, davacı yanın iş bu talebinin her halükarda reddine karar verilmesini arz ve talep ettiklerini, davalı şirket davacı yanın iddiasına konu değişik iş dosyasına taraf olmadığından, davacı yanın iş bu dosyadaki yargılama giderlerinin davalı şirketten tahsili yönündeki talebinin her halükarda reddine karar verilmesini arz ve talep ettiklerini, araçta gizli veya açık ayıp bulunmamakla birlikte, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkeme'nin dava konusu aracın ayıplı olduğuna kanaat getirmesi halinde; davacı tacir olup, türk ticaret kanunu (‘’ttk’’) hükümlerine tabi olduğunu, ttk’nın ‘’ticari satış ve mal değişimi’’ başlıklı 23. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin gereğinin yerine getirilmediğini, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, davacı yanın iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, basiretli davranma borcu olan tacir davacının sessiz kalması tbk’nın 223/2 fıkrası uyarınca aracın ‘’ayıpla birlikte kabulü’’ anlamına gelmekte olduğunu, yargıtay 13. hukuk dairesi’nin 14.05.2013 tarihli, 2013/2294 e. ve 2013/12363 k. sayılı ilamının, yargıtay 19. hukuk dairesi 2014/8291 e.-2014/10778 k. ve 10/06/2014 tarihli ilamının dikkate alınması gerektiğini, davacı yanın bedel indirimi/değer kaybı talebinin davalı şirkete yöneltilmesinen mümkün olmadığını, talepten satıcı firmanın sorumlu olacağını, kendilerini satıcı olmadığını, davacı ile davalı şirket arasında herhangi bir hukuki yahut sözleşmesel ilişki bulunmadığını, tbk m.227'nin tüketici kanunundaki yansıması olan tkhk m. 11/2’nin gerekçesinin dikkate alınması gerektiğini, davacı taraf, davalı şirkete dava konusu araç ile ilgili bir bedel ödememiş olduğunu, ödenmeyen bir bedelin indirilmesi yönündeki talebin kabulü mümkün olmadığını, yargıtay 13. hukuk dairesi'nin 2016/12992 e.-2017/11122 k. sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, davacının iddia ettiği alacak kalemleri basit bir incelemeyle belirlenebileceğinden belirsiz alacak davası açılması mümkün olmadığını, davacının iş bu dava konusu taleplerini belirsiz alacak davasına konu etmesi mümkün olmadığından; işbu davanın hukuki yarar yokluğundan bahisle usulden reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, dava konusu araçta davalı şirkete atfedilebilecek bir problem bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için araçta bir problem olduğu kabul edilse dahi davacı yan, davalı yana ait yetkili serviste yapılan işlemlere rıza göstermiş, diğer bir deyişle 6098 sayılı türk borçlar kanunu'nun 227. maddesinde sayılan ücretsiz onarım hakkını kullanmış olduğunu, bunun üzerine davacı yanın aracı yetkili servis tarafından onarıldığını, iş bu husus esasen bizatihi davacı yanın beyanları ile de sabit olduğunu, bu halde araçta yetkili servisin müşteri memnuniyeti kapsamında ücretsiz olarak davacının bilgisi ve rızası dahilinde gerçekleştirdiği onarım işlemi ile birlikte davacı tarafın ücretsiz onarım hakkını kullanmış olması karşısında, huzurdaki davanın reddi gerektiğini, zira dava konusu araçta hali hazırda herhangi bir problem bulunmamakta olduğunu, davacı yan, dava konusu aracı servise onarılması için teslim etmiş ve akabinde araç kendisine teslim için hazır edildiğinde de, yetkili servise giderek aracını teslim almış olduğunu, bu noktada davacı yanın başkaca bir talepte bulunmasına imkan bulunmadığını, bu kapsamda yargıtay 13. hukuk dairesi'nin 2015/22767 e.- 2017/10057 k. ve 23/10/2017 tarihli içtihadının dikkate alınması gerektiğini, aracın birden çok kez servise götürülmesi, o aracın ayıplı olduğu anlamına gelmemekte olduğunu, zira araçlar, müşteriler tarafından sınırsız olarak servislere götürülebilmekte ve servislerde müşterinin beyan ettiği şikayetler iş emirlerine olduğu gibi yazılmakta olduğunu, müşterinin beyan ettiği şikayetlerin her zaman gerçeği yansıtması durumu, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, nitekim dava konusu araçta güncel olarak herhangi bir problem bulunmamakta olup, araç sorunsuz bir şekilde kullanılmaya devam edilmekte olduğunu, bu kapsamda yargıtay 19. hukuk dairesi'nin 15.01.2014 t., 2013/16318 e. ve 2014/1220 k. sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, dava konusu araçta yapılan onarım neticesinde bedel indirimi zaten oluşmamış olduğunu, dava konusu araçta üretim kaynaklı bir problem bulunmaması ve husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekliliği bir yana, araçta bedel indirimine sebebiyet verecek bir onarımın da yapılmamış olması nedeniyle, huzurdaki davanın reddine karar verilmesini arz ve talep ettiklerini, hukuki dayanaktan yoksun olan ve kötü niyetli olarak ikame edilmiş olan huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı yanın delil olarak gösterdiği, değişik iş dosyasından alınan bilirkişi raporunun, delil olarak kabul edilmemesi gerektiğini, 6100 sayılı hmk.’ya göre delil tespiti işleminin yapılmasına karar verilmesi halinde aleyhine tespit işleminde bulunulana da önceden gerekli tebligatın yapılması gerektiği ifade edilmekte olduğunu, buna rağmen davalı şirket'e, bilirkişi raporu tanzim edilebilmesi adına yapılacak olan keşif incelemesinin nerede, hangi gün ve saat içerisinde yapılacağına dair tebligat yapılmadığını, zira davalı şirketin, ilgili değişik iş dosyasında karşı taraf olarak bulunmamakta olduğunu ancak ilgili değişik iş dosyasına davalı şirket taraf dahi olmadığını, bu nedenle davacı yanın sunduğu bilirkişi raporunun hükme esas alınmaması gerekmekte olduğunu, bu kapsamda yargıtay hukuk genel kurulu’nun 2017/13-699 e- 2018/1867 k. ve 6.12.2018 tarihli kararının, hukuk genel kurulunun, 10.02.2010 tarih ve 2010/13-26 e., 2010/73 k. sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, dava konusunun otomobil olması nedeniyle, teknik üniversitelerin otomotiv ana bilim dalı öğretim üyelerinden bilirkişi heyeti oluşturulmasını ve davalı şirket’in de katılımı ile birlikte keşif yapılmak suretiyle iddia edilen hususların incelenmesini talep ettiklerini, yargıtay 13. hukuk dairesinin 17.12.2019 tarih 2018/5695 e, 2019/12686 k. sayılı ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini belirterek, hukuka, usule ve yargıtay kararlarına aykırı olarak ikame edilmiş olan huzurdaki davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, Davacının davalılardan satın aldığı araçta gizli ayıp olup olmadığı varsa davacının satılan araç için ayıp oranında bedelden indirim isteme hakkının yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesine, ... Otomotiv A.Ş'ye yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.
Mahallinde yapılan keşif sonucun alınan 06/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Dava dilekçesinde belirtilen sorunların araçta olduğunun keşif esnasında tespit edildiği ve dosya içeriğinden davacının rızası dışında araç motorunda rektefiye yapıldığının anlaşıldığı, yapmış olduğum teknik araştırma ve değerlendirme sonrasında araçtaki sorunların davacıdan kaynaklı olmadığının anlaşıldığı ve sorunların basit bir gözden geçirme ile tespit edilebilecek bir durum olmadığı, dolayısı ile sorunların üretimden kaynaklı olduğunun yüksek muhtemel olduğu, ava konusu araçtaki sandık motor değişim tutarının yedek parça ve işçilik olmak üzere güncel tutarının %20KDV hariç 366.000TL olduğu, aracın güncel satış bedelinin ise ortalama 1.611.250TL olduğu, davacının sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme durumunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, söz konusu motorun rektefiye yapılarak hasarın giderilmesi durumundaki indirim miktarının aracın kullanım süresi de dikkate alındığında; 22.03.2024 dava tarihi itibari ile 165.000TL olduğu, 24.08.2023 olay tarihi itibari ile 135.000TL olduğu, "sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Talimat yoluyla alınan 18/01/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; " ... plaka numaralı aracın, Davacı tarafından satın alınmasını müteakip kısa bir süre sonra triger zincirinin kopması sonucu motor aksamından arızalandığı, Triger Zincirinin kopmasında Davacının herhangi bir kusuru ve hatası bulunmadığı, ayrıca; Davacı tarafından ... plaka numaralı aracın söz konusu arızalarının, aracın satışı öncesinde ve satış esnasında bilinmemesi sebebiyle; ... plaka numaralı aracın motor arızasının meydana geldiği 24.08.2023 tarihi itibariyle Gizli Ayıplı Araç statüsünde olduğu, söz konusu ayıbın varlığından Davalının haberi olması bile sorumlu olduğunun 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219'uncu maddesinde hüküm altına alındığı, bununla birlikte; motorun sıfır sandık motorla değiştirilmediği, rektifiye edilerek yenileştirildiği, rektifiye sonunda da motordan ses geldiğinin Bilirkişi Raporlarıyla tespit edilmesi sebebiyle, bahse konu aracın ağır hasarlı araç statüsünde olduğunun değerlendirildiği, Yetkili servis tarafından en başta motorun sıfır sandık motorla değiştirilmesinin gerektiği beyan edilmesi rağmen, bunun gerçekleştirilmemiş olduğu ve aracın motorunun komple rektifiye edilerek yenileştirildiği, 12.01.2024 tarihli ve 06.11.2024 tarihli Bilirkişi Raporlarında da, motor rektifiye yapıldıktan sonra da motor aksamında sesin devam ettiğinin belirtildiği, bu bağlamda; motorun rektifiye işleminin eksik ve hatalı olabileceği, ya da motorun imalat sürecinde mekanik aksamlarında üretimden kaynaklanan bir hatanın söz konusu olabileceği kanaatine varıldığı, ... plaka numaralı aracın gizli ayıplı araç olması sebebiyle, arıza tarihinde aracın bedelinden indirilecek tutarın (gerçek zararın) Nispi Metot yöntemine göre; İndirilecek Bedel: Sözleşme Bedeli-(Sözleşme Bedeli x Ayıplı Değer/Ayıpsız Değer) Formülünden tespit edilebileceğinin değerlendirildiği, Bu bağlamda; ... plaka numaralı aracın, arızanın meydana geldiği 24.08.2023 tarihi itibariyle; Sözleşme Bedelinin: 1.277.793,00 TL olduğu, Ayıplı Değerinin: 1.075.000,00 TL olduğu, Ayıpsız Değerinin: 1.250.000,00 TL olduğu tespitlerinin yapıldığı, Nispi Metot Yöntemine göre; İndirilecek Bedel: Sözleşme Bedeli-(Sözleşme Bedeli x Ayıplı Değer/Ayıpsız Değer) Formülünden, İndirilecek Bedel:1.277.793,00 TL-(1.277.793,00 TL x 1.075.000,00 TL / 1.250.000,00 TL)=178.891,02 TL (Yüzyetmişsekizbinsekizyüzdoksanbir TL İki Krş) olarak hesaplandığı, Sonuç olarak; nispi metot yöntemine göre, arıza tarihi olan 24.08.2023tarihiitibariyle tespiti yapılan 178.891,02 TL (Yüzyetmişsekizbinsekizyüzdoksanbir TL İki Krş) tutarın, arıza tarihi itibariyle ... plaka numaralı aracın gizli ayıplı olması sebebiyle Davalı tarafından Davacıya iade edilmesi gerektiğinin değerlendirildiği, " sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin 22/04/2025 tarihli dilekçesinde davanın ıslahına ilişkin beyanda bulunmuş olduğu görülmüştür.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin ... sayılı ilamında “…..Mahkemece, davanın kabulüne, alacağa 05/02/2020 temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir. Davacı tarafından davalıya gönderilen Yenimahalle 5. Noterliği'nin 14/01/2020 tarih ve 01203 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile onarım masraflarının talep edildiği, ancak ihtarnamenin bir meblağı içermediği ve davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece, dava açılırken harcı ödenen dava değeri için dava tarihinden, ıslah ile artırılan değer için ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde faiz işletilmesine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. “ denildiği görülmüş olup ilamda belirtildiği şekilde davalıların belli bir miktar yönünden temerrüde düşürülmemesi nedeni ile sadece dava dilekçesi ile talep edilen bedel yönünden temerrüd oluştuğu Mahkememizce dikkate alınmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, davacının davalı ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş’den 29/11/2022 tarihinde satın aldığı araçta gizli ayıp olup olmadığı, ayıp varsa davacının satılan araç için ayıp oranında bedelden indirim isteme hakkının yerinde olup olmadığı ve talepten davalıların sorumlu olup olmadığı tespiti için deliller toplandıktan sonra araç üzerinde inceleme yapılarak bilirkişiden 06/11/2024 tarihli rapor alınmış ve rapora itiraz edilmesi ile raporun yeterli olmadığı anlaşılarak Mahkememizce talimat yolu ile bilirkişi heyetinden 18/01/2025 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve raporda, davacıya ait ... plakalı araçta gizli ayıp olduğu, davacının araçta oluşan zarara sebep olmadığı, aracın ağır hasarlı araç statüsünde olduğu, araçtaki sorunun üretim hatası olabileceği, davacının nispi metot yöntemine göre yapılan hesap gereği indirim isteyebileceği miktarın 178.891,02 TL olduğunun belirtildiği görülmüş, davacının taleplerinden davalıların sorumlu olduğu değerlendirilmiş, ayıp ihbarının iş emirleri ve noter ihtarı hep birlikte dikkate alındığında süresinde olduğu anlaşılmış, bilirkişi heyet raporunun denetime açık ve yeterli olması nedeni ile Mahkememizce hükme esas alınmış, davacının 22/04/2025 tarihli ıslah dilekçesi de dikkate alınmış ve böylece, Davanın KABULÜ ile 500,00-TL'nin davalı ... Otomotiv Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nden temerrüt tarihi olan 16/11/2023 tarihinden itibaren, davalı ... Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketi'nden temerrüt tarihi olan 19/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 178.391,02-TL'nin ıslah tarihi olan 22/04/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın KABULÜ ile 500,00-TL'nin davalı ... Otomotiv Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nden temerrüt tarihi olan 16/11/2023 tarihinden itibaren, davalı ... Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketi'nden temerrüt tarihi olan 19/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 178.391,02-TL'nin ıslah tarihi olan 22/04/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 12.220,05 TL karar ve ilam harcından 427,60 TL peşin harç, 3.050,00 TL ıslah harcı toplamı 3.477,60 TL harcın düşümü ile eksik kalan 8.742,45 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç, 3.050,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.905,20 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama boyunca yapılan, 545,00 TL tebligat, 750,00 TL müzekkere ve diğer yazışma gideri, 13.500,00 TL bilirkişi ücreti, 3.030,30 TL keşif harcı ve Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin... D.iş sayılı dosyasında yapılan 112,00 TL tebligat, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 3.030,30 TL keşif harcı olmak olmak üzere toplam 21.967,60 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Artan gider avansı olması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde harcanmayan gider avansının davacıya iadesine,
6-Davacı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. uyarınca davacı lehine takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin ve Kayseri Sulh Hukuk Mahkemesinin... D.İş sayılı tespit dosyasında A.A.Ü.T'ce hesaplanan 7.500,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 21/05/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır