T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
TASFİYE MEMURU : ... -
DAVA : Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 17/07/2024
KARAR TARİHİ : 01/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davalı alacaklının, davacı şirket aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi 2023/64567 E. Sayılı dosyası üzerinden başlattığı takip ile, aslen hakkı olmadığı bir alacağı, kötü niyetle ve davacıyı zarara uğratmak kastıyla tahsil etmiş olduğunu, davalı alacaklının kötü niyetli olarak başlattığı ve haksız biçimde tahsil etmeye çalıştığı borcun bulunmadığının Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2023/326E. Sayılı dosyası ile tespit edilmiş olduğunun mahkemece de tespit edilmesi ve devamında tahsil edilen miktarın sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davacı şirkete iadesi için iş bu davayı ikame etme zaruretimiz hasıl olmuş olduğunu, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, davacı şirket aleyhine, Kayseri Genel İcra Dairesi 2023/64567 E. Sayılı dosya ile Türkiye İş Bankası 25/06/2023 tarih ve 259.000,00 TL bedelli çeke ilişkin Kambiyo senetlerine özgü icra takibi yoluyla haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatılmış olduğunu, bu takibe karşı taraflarınca kayseri 1. icra hukuk mahkemesi 2023/326 e. sayılı dosya ile borca ve imzaya itiraz davası açılmış ve borca itirazları kabul edilerek takibin iptaline karar verilmiş olduğunu, davalı alacaklının, davacı şirket aleyhine, aslen hak kazanmış olmadığı geçerli olmayan çeke dayalı olan sözde alacağı için kötü niyetle icra takibi başlatmış olduğunu, taraflarınca haksız ve dayanaksız olarak tanzim olunan ödeme emrine, süresi içerisinde borca ve imzaya itiraz davası açılmış olup, tedbir kararı verilmemesi sebebiyle dosya borcu haciz tehdidi altında ihtirazi kayıtlı olarak borcun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla ödenmiş olduğunu; davalının, davacı şirketten sözde alacağını bu yolla tahsil etmiş olduğunu, bu noktada ödeme dekontu sunulmuş ise de, mahkemece Kayseri Genel İcra Dairesi 2023/64567 E. Sayılı dosyasının celbi gerekmekte olduğunu, Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2023/326E. 2024/497K. Sayılı dosyasında “…1- Davanın Kabulü ile, Kayseri Genel İcra Dairesi 2023/64567 E. Sayılı dosyanın davacı-borçlu şirket açısından takibin durdurulmasına.." şeklinde karar verilmiş ve kararın kesinleşmiş olduğunu, Bu doğrultuda işbu takibin hukuka aykırı olduğu tespit edilerek durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, ilgili kararların celbiyle haklılığın kesinleşen mahkeme kararları ile sabit olduğunun ortaya çıkacak olduğunu, her ne kadar davalı alacaklı tarafından kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatılmış ise de, çekin arka yüzünde" çek üzerindeki imza hesap sahibine ait olmadığından iş bu çek hakkında herhangi işlem yapılamamıştır." şerhi bulunmakta olduğunu, dilekçe ekinde sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere, çeke, şirketin tek temsil yetkisi Mehmet İlgü'ye ait olduğundan dolayı itiraz edilmiş ve banka tarafından dava konusu çekin işleme alınmamış olduğunu, bahse konu çek, kambiyo vasfını yitirmiş olmasına rağmen bu çeke dayanılarak icra takibi başlatılması ve ihtiyati haciz kararı verilmesi hukuka aykırı olmuş olduğunu, bu nedenle davacı şirket borçlu olmadığı halde geçersiz çeke dayanılarak başlatılan icra dosyasına haciz tehdidi altında ödemeler yapmış ise de, sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda bu bedelin iadesi gerekmekte olduğunu, davacı şirketi, 01.08.2023 tarih ve 10883 sayılı ticaret sicil gazetesi ile mehmet ilgü münferiden temsile yetkili tek kişi olduğunu ancak takibe konu çekin ön sayfasında açıkça görüleceği üzere, türkiye iş bankası 25/06/2023 tarih ve 259.000,00 tl bedelli çek , davacı şirketin yetkilisi olmayan orhan tekin tarafından verilmiş olduğunu, ticaret sicil gazetesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, davacı şirketin, Mehmet İlgü tarafından temsil edilmekle birlikte, çekin yetkisiz temsilci tarafından imza altına alındığı açık olduğunu, Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması durumunda, tüzel kişi adına organları veya temsilcileri çek düzenleyebilmekte ve temsil yoluyla düzenlenen bu çeklerden dolayı hukuki sorumluluk tüzel kişiye ait olmakta olduğunu, Şirketi temsil ve kambiyo senedi düzenleme yetkisi olmayan gerçek kişi tarafından imzalanan çeklerde yetkisiz temsil söz konusu olacağını, çekin yetkisiz temsil yoluyla düzenlenmiş olmasından doğan hukuki sorumluluk, TTK’nın 678. maddesinde, “Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir.” denilerek belirlenmiş olduğunu, yetkisiz temsilci tarafından imza edilmiş ve arkasında buna ilişkin ibare bulunan çeke dayanılarak icra takibi başlatılması ve ihtiyati haciz kararı verilmesi yerinde olmamış olduğunu, bu nedenle yetkisiz temsilci tarafından imzalanan çekin geçersiz olduğu açık olup, haksız ödenen bedelin davacı şirkete iadesi gerekmekte olduğunu, aynı doğrultuda Yargıtay 12.Hukuk Dairesi Esas:2022-10048 Karar:2023-2675 sayılı kararının, Yargıtay 12.Hukuk Dairesi Esas:2020-5475 Karar:2021-1330 sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, ilamlar gereğince TİCARET SİCİL kayıtlarında orhan tekin'in şirketi temsile yetkili olmadığı açık olup, davanın kabulü ile davacı şirketin borçlu olmadığı halde ödediği bedelin iadesini talep ettiklerini, aynı doğrultuda Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Esas No: 2014/2651 Karar No: 2014/6188 sayılı kararının, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2014/2651 Esas ve 2014/6188 Karar sayılı kararının, aynı dairenin 20.10.2015 tarihli 2015/19797 E ve 2015/25177 K sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, tüm bu yasal mevzuat hükümleri ve yüksek mahkeme kararları ışığında somut olaya bakıldığında bahse konu çek 25/06/2023 tarihli olup yukarıda da açıkça izah edildiği üzere, davacı şirketin 01.08.2023 tarihinden itibaren, Mehmet İlgü tek temsilcisi olduğunu, çekin ileri vadeli olarak düzenlendiğinin ise ispatlanamamış olduğunu, aynı doğrultuda Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2016/5519 K. 2017/1256 sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, yukarıda arz ve izah edildiği üzere, 25/06/2023 tarihli çekin davacı şirketin yetkisi sona eren Orhan Tekin tarafından verildiğinin açık olduğunu, yetkisiz temsilci tarafından verilen çeke karşı davacı şirkete müracaat etme hakkı bulunmamasına rağmen davacı şirkete, takip başlatılması, davacı şirket aleyhinde haciz işlemleri yapılması ve ihtiyati haciz kararı verilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, çek üzerindeki imzanın davacı şirketin yetkili temsilcisine ait olmadığına da resmi kayıtlar ile sabit olduğunu, nitekim itirazları doğrultusunda icra takibinin durdurulmasına ve ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiş olup iş bu dava neticesinde de haksız ve mesnetsiz olarak ödenmek zorunda kalan bedelin davacı şirkete iadesine karar verilmesi gerektiğini, tüm bunların yanında kabul anlamına gelmemek kaydıyla çekin ileri vade tarihli verildiği düşünüldüğün de dahi, davacı şirketin, 14.10.2022 tarih ve 10682 sayılı ticaret sicil gazetesi ile mehmet ilgü ve orhan tekin'in müştereken temsile yetkili olduğunu tescil ve ilan ettirmiş olduğunu, ticaret sicil kayıtlarından da anlaşılacağı üzere davacı şirketin müşterek imza ile temsil ve ilzam edilmekte olduğunu, çift imza bulunması gerekirken tek imza bulunduğunun açık olduğunu, Basiretli tacir olarak alacaklının, davacı şirketin müşterek imza ile temsil ve ilzam edildiğini bilecek durumda olması gerekmekte olduğunu, Anonim şirketlerde yönetim ve temsil, TTK 365 ve 370 nci maddelerinde düzenlenmiş olduğunu, buna göre Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur (365/1). Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna ait olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No : 2007/12-204 Karar No : 2007/208 sayılı ilamının, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2009/24853 E., 2010/7095 K. Sayılı kararının, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2015/8793 E., 2015/19118 K. Sayılı kararının, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2012/10319 E., 2012/24087 K. Sayılı kararının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2011/12-846, K. 2011/782, T. 14.12.2011 sayı ve tarihli kararında konuya ilişkin olarak emsal nitelikteki kararında şirketin temsilinde geçerli olan çift imza kuralına riayet edilmeden düzenlenen çekin şirketi bağlamayacağı, belirtilmiş olduğunu, yargıtay kararlarında da sabit olduğu üzere çift imza bulunması gerekirken takibe konu çekte tek imza bulunması borca itiraz niteliğinde olduğunu, bu kapsamda yukarıda arz ve izah edilen nedenler doğrultusunda, davacı şirketin, 14.10.2022 tarih ve 10682 sayılı ticaret sicil gazetesi ile müşterek imza ile temsil ve ilzam edilmekte, 01.08.2023 tarih ve 10883 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi İle Mehmet İlgü münferiden temsile yetkili tek kişi olup takibe konu çekte tek imza bulunması ya da yetkisiz temsilci imzası nedeniyle davacı şirketin, anılan çek nedeniyle sorumluluğu bulunmamakla birlikte, davacı şirketin, davalıya borcu da bulunmamakta olduğunu, açıklanan nedenlerle, yetkisiz temsilci tarafından imza edilmiş çeke dayanılarak hukuka aykırı olarak başlatılan takip durdurulmuş olup, Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2023/326 E. Sayılı Dosyası ile davalının davacı şirketten iddia olunan çeke dayanan bir alacağı olmadığı, tespit edilmiş ve hüküm altına alınmış olduğunu, bu doğrultuda Kayseri Genel İcra Dairesi 2023/64567e.sayılı dosyasından dolayı haksız olarak ödenen 306.578,00 TL’nin, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davacıya geri ödenmesi gerekmekte olduğunu, izah edildiği üzere, davacının bahsi geçen şekilde bir borcu bulunmadığı halde ödemiş olduğu miktar ile davalı alacaklının haksız kazanç elde ettiği açık olup, bu durumun tespit edilerek davacının haksız yere uğradığı zararın giderilebilmesi için Mahkemede, iş bu sebepsiz zenginleşme davasının ikame edilmesi zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek, davacının davalı alacaklıya borçlu bulunmadığının tespitine, Kayseri Genel İcra Dairesi 2023/64567 E. Sayılı dosyasına konu takibin bu şekilde iptaline, davacının borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 306.578,00 TL’nin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ödeme tarihi olan 13/07/2023 Tarihinden itibaren ticari faizi ile ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafça ikame edilen işbu dava tamamen art niyetli olup, dava dilekçesinde bahsedilen olguların gerçeği yansıtmadığını, davalı şirket ile davacının, davacı şirkete ait Tuna avm isimli alışveriş merkezinin inşaat işlerini yapmak üzere anlaşmış olduğunu, davacı şirketin 07.12.2015 tarihinde kurulmuş olup; kurucu ortaklarının Orhan Tekin ve Sevda Tekin olduğunu, davalı şirketin yapım işlerini 10.11.2022 tarihinde tamamlamış olduğunu, her ne kadar çekin vade aracı olarak kullanılmayacağı belirtilmekte ise de; ülkemizde ticaret hayatının gerekleri nedeni ile çek keşide tarihinde çok önce tarihlerde alacaklıya verilerek vadelendirme aracı olarak kullanılmakta olduğunu, kaldı ki; davalı şirket yapım işlerini dava konusu çeklerin ödeme tarihinden çok uzun zaman önce bitirmiş; bu durum davacı şirkete ait Tuna AVM'nin kendilerine ait internet sitesinde 01.10.2022 tarihinde açıldığını ilan etmesiyle de anlaşılacak olduğunu, davacı şirket yapım işleri dolayısıyla davalıya belli tarihlerde ödemeler yapmış, davalıya ait alacağın büyük bir kısmını da çeki vadelendirme aracı olarak kullanmak suretiyle ödemiş olduğunu, her ne kadar çek yapısı gereği vadelendirme aracı olarak kullanılamayacaksa da; ticari hayatta ileri tarihli verilmek suretiyle vadelendirme aracı olarak kullanıldığı herkes tarafından bilinmekte olduğunu, davacının dava dilekçesinde davasının temelini dayandırdığı Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2023/326E. Sayılı dosyada, icra mahkemelerinin yapısı gereği dar yetkili olması sebebiyle işin esasına girilmemiş ve yüzeysel bir inceleme neticesinde takibin iptaline karar verilmiş olduğunu, özetle takibin iptalinin nedeni davacı tarafın beyan ettiği gibi borcun olup olmadığına ilişkin olmadığını, bu hususun mahkemenizce işin esasına girilerek inceleme yapılığında açıklığa kavuşacak olduğunu, bu nedenle mahkemece davacı şirket yetkilisi Mehmet İlgü ve Orhan Tekin'in imza örneklerinin alınması talepleri bulunmakta olduğunu, davacı her ne kadar çeklerin keşide tarihinde tek imza yetkilisi Mehmet İlgü'nün bilgisi dahilinde verilmediğini iddia etmişse de bu durumun gerçeği yansıtmadığını, kaldı ki ekte sunacakları, şirket müşterek temsille ilzam edildiği tarihlerde ve yine Orhan Tekin tarafından tek imza ile imzalanmış çeklere ilişkin ihtilafsız bir biçimde doğrudan davacı şirket tarafından ödemelerinde yapıldığının görüleceğini, davacı şirketin bu yolla taşeronların güvenini kazanmak maksadıyla hareket etmiş ve nihayetinde borçtan kurtulmak için taraflarında olduğu gibi diğer alacaklılarda da aynı yolu izlemiş olduğunu, bu durum ile ilgili savcılığa nitelikli dolandırıcılıkla ilgili suç duyurusunda bulunulmuş olup, dosya numarası ayrıca bildirilecek olduğunu, ayrıca çek üzerinde imzası bulunan Orhan Tekin yukarıda da belirtildiği üzere şirket kurucusu ve şirket ortağı olduğunu, Şirket ortakları Kayseri ilinde bilinen ve tanınan, güvenilir tacirler olarak anılmakta oldukları için; ticaret hayatının kendilerine sağlamış olduğu bu güveni kötü niyetli olarak iş yaptıkları taşeronları dolandırmak ve haksız kazanç elde etmek suretiyle fırsata çevirmiş olduklarını, ayrıca uzun bir süre tek imza yetkili olan ortaklardan Orhan Tekin'in tek imzalı çek verdiğinden haberdar olan mevcut yetkili Mehmet İlgü tarafından Orhan Tekin hakkında bulunulmuş bir suç duyurusu da mevcut olmadığını, söz konusu çeklerin şirket ortaklarından Orhan Tekin tarafından verilmiş olup; Orhan Tekin'in dava konusu çekleri diğer ortak ve imza yetkili Mehmet İlgü'den habersiz olarak kullanıp kullanmadığı hususu da araştırılması gerektiğini, bu hususta dolandırıcılık suçu oluştuğu kanaatiyle suç duyurusunda bulunduklarını ve buna ilişkin evrakları dosyaya sunacaklarını beyan ettiklerini, her ne kadar davacı tarafından işbu dava konusu çek ödemesine ilişkin dekontta ihtirazı kayıt konulduğu husus belirtilmişse de; ekte sundukları dekontlardan da anlaşılacağı üzere benzer nitelikteki ( yakın tarihlerde bulunan diğer çeklere ilişkin) diğer icra takiplerinde yapılan ödemelerde hiçbir ihtirazı kayıt bulunmamakta olduğunu, bu durumun dahi davacının art niyetli olarak bu davayı ikame ettiğini göstermekte olduğunu, bu nedenle mahkemeden davacı şirketin iki imza ile temsil edilmesine karşın tek imza ile keşide edilmiş ve gerek taraflarına gerekse başka alacaklılara koşulsuz şartsız ödenmiş, ekte seri numaralarını belirttikleri çeklere yapılan ödemelere ilişkin ilgili bankalara müzekkere yazılarak dekontların istenilmesi talepleri bulunduğunu, davacının taraflarına olan borcunun kaynağı davacıya ait Tuna avm isimli iş yerinin inşaat yapım işlerinden kaynaklı olduğunu, yine dilekçe ekinde sunacakları belgelerden de anlaşılacağı üzere davacıya ait inşaat işleri 2021 yılı sonlarına doğru tamamlanmış olduğunu, ancak ticari hayatın gerekleri nedeniyle dava konusu çeklerin davalıya ileri tarihli verilmiş olduğunu, bu sebeple davacı şirket tarafından çeklerin büyük bir kısmı kayıtsız şartsız ödenmiş olduğunu, Davacı her ne kadar davalı şirkete borcunun olmadığını iddia etse de bu durum gerçeği yansıtmamakta olduğunu, davalı ile davacı ticari ilişki içinde olup, davalıya verilen çeklerin sebebi yapılan inşaat işleri olduğunu, kaldı ki davacının iddia ettiği üzere ( kabul anlamına gelmemekle birlikte) çekler tek imza yetkilisi Mehmet İlgü'nün bilgisi olmadan elinden çıkmış olsaydı; basiretli tacir sıfatını taşıyan davacının bu durum ile alakalı hukuki bir yola başvurmuş olması gerekeceğini ancak buna rağmen davacı tarafça açılmış hiç bir çek iptal, çek zayi veya menfi tespit davası bulunmamakta olduğunu, bu hususun dahi davacının kötü niyetli olduğunu açıkça göstermekte olduğunu, dava konusu çek davacı tarafından Ticaret Sicil Gazetesinde bahsi geçen ilandan çok kısa bir süre sonra tarihinde borçtan kurtulmak kastıyla hareket edilerek ve davalıya önceki ödemelerle güven tesis edilerek kasten tek imzalı olarak verilmiş olduğunu, söz konusu takip başlatılmadan önce davacı Mehmet İlgü, şirket yetkilileri ve şirket avukatları tarafından davalının aranarak dava konusu çeke ilişkin pazarlık yapılmış, miktar konusunda davalının indirim yapması halinde dava konusu çeke ilişkin derhal ödeme yapılacağı hususunun davalıya iletilmiş olduğunu, ekte sunacakları telefon numarasına ait HTS kayıtları istendiği takdirde vade tarihinden önce davalının davacı tarafından arandığı anlaşılacağını ve yine tanıklar dinlendiğinde davacı tarafın davalıya söz konusu çeke ilişkin ödeme yapmak istediği hususu açıklanacak olduğunu, davacının dava dilekçesine sözde haklılığını ispat etmek maksadıyla dayandığı bir diğer husus dava konusu çeklere ilişkin çekin arkasına yazılmış' çek üzerindeki imza hesap sahibine ait olmadığından bu çek hakkında herhangi bir işlem yapılamamıştır' ibaresi olup, banka yetkililerinin, yetki sınırlarını aşan bu işlem hakkında çek kanununa muhalefet nedeniyle taraflarınca suç duyurusunda bulunulmuş olduğunu, zira 5941 sayılı Çek Kanunu’nun “Diğer ceza hükümleri” başlıklı 7. maddesinin 4. fıkrasına göre; “Kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgili olarak, talebe rağmen, karşılıksızdır işlemi yapmayan banka görevlisi, şikayet üzerine bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”. Hükmünü haiz olduğunu, Çek Kanunu m.7/4’te yer alan suçun varlığından bahsedebilmek için en başta hukuken geçerli bir çeke ihtiyaç olduğunu, Çek Kanunu’nun 3. maddesinde ibraz edilen çekle ilgili olarak banka görevlisinin, çekin geçerliliğine yönelik gerekli ve yeterli bir araştırma yapma yükümlülüğü bulunduğu yönünde bir ibare olmasa da, bir belgenin çek olabilmesi için Türk Ticaret Kanunu’nun aradığı şartlar bakımından unsurları itibariyle tam olması gerektiğinden, ibraz edilen her çek için bu suçun oluşmayacağını, yalnızca şekil şartları ve unsurları itibariyle geçerli olan bir çeke yönelik karşılıksızdır işleminin yapılmaması durumunda suçun oluşacağı açık olduğunu, Bankanın araştırma yetkisinin kapsam ve sınırlarının ne olduğu hususu Yargıtay 19. Ceza Dairesi 27.01.2020 tarihli, 2019/35817 E. ve 2020/415 K. sayılı kararında açıkça belirtilmiş olduğunu, Banka yetkileri tarafından yetki sınırlarını aşmak suretiyle dava konusu çek hakkında karşılıksızdır işlemi yapmamaları suç olduğu gibi söz konusu çeki geçersiz kılmamakta olduğunu belirterek, davacı tarafından açılan haksız ve kötünü niyetli davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, Kayseri Genel İcra Dairesi 2023/64567 E. Sayılı dosyasından dolayı ödenen 306.578,00 TL’nin, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davacıya geri ödenmesi gerekip gerekmediği, ödeminin haksız olarak yapılıp yapılmadığı hususlarına ilişkindir.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/722 Esas 2025/1060 Karar sayılı ilamı ile davalı şirket Tasfiye Halinde ... Dekorasyon Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi hakkında, "1-Davanın KABULÜ ile Kayseri Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 42673 sicil numarasında kayıtlı iken 09/09/2024 tarihinde tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicil müdürlüğündeki kaydı terkin olunan Tasfiye Halinde ... Dekorasyon Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/561 Esas ve 2024/562 Esas sayılı dosyaları üzerinden görülen davanın yargılamasının yapılıp sonuçlandırılması ve infazı ile ilgili ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olmak üzere TİCARET SİCİLİNE TESCİLİ İLE İHYASINA,
2-6102 sayılı TTK'nun 547/2. maddesi uyarınca ek tasfiye işlemlerinin yapılması için davalı ... (T.C 28936797764)'nın tasfiye memuru olarak atanmasına, " şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Kayseri genel icra dairesine ve Kayseri 1. İcra hukuk mahkemesine, Vakıfbank'a, Akbank'a, Vakıf Katılım Bankasına, Kayseri CBS'ye TEB'e, Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Türkiye İş Bankasına yazılan müzekkerelere cevapların verildiği görülmüştür.
Mahkememiz 05/09/2024 Tarihli ara karar evrakı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından ara kararın istinaf edildiği, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 16/10/2024 Tarihli 2024/2137 Esas 2024/1973 Karar sayılı ilamı ile "Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 05/09/2024 tarih ve 2024/562 E - sayılı ara kararının hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE," şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Mahkememiz 16/04/2025 Tarihli celsesinde dosyanın defter incelemesi için mali müşavir bilirkişine tevdiine karar verildiği, bilirkişi raporunun 07/08/2025 Tarihinde dosyamıza sunulduğu, incelenmesinde özetle; "Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle tarafların raporumuz içinde belirttiğimiz ticari defterleri ile raporumuz ekinde yer alan muavin defter kayıtlarının incelenmesinden; dava konusu çekin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, ancak davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür.
24/09/2025 Tarihli celsede davacı vekilinin "Rapora karşı itiraz dilekçemizi tekrar ediyoruz, davalı şirketin terkin edilmiş olması nedeniyle ihya davası açtık, ihya davasının sonucunun beklenmesini talep ediyoruz yine tasfiye memuru hakkında suç duyurusunda bulunmuştuk, söz konusu dosyalar Kayseri 1 ATM'nin 2025/722 Esas sayılı dosya ve Kayseri CBS 2025/47556 Soruşturma sayılı dosyalarıdır, söz konusu dosyalarda temin edildikten ve işlemeler tamamlandıktan sonra itirazlarımızın değerlendirilmesi için yeniden rapor alınmasını talep ediyoruz." şeklinde beyanlarının bulunduğu görülmüştür.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2017/8493 E, 2018/243 K sayılı ilamında “Çekin asli unsurlarından olan keşide tarihi, gerçek keşide tarihinden sonraki bir tarih olarak da yazılabilir. Bu takdirde ibraz süresi uzatılmış sayılır (Fırat Öztan-Kıymetli Evrak Hukuku sh:1054). Çekin ileri tarihli düzenlendiği, ancak tarafların müşterek imzasını taşıyan bir belge ile kanıtlanması halinde kabul edilebilir. Somut olayda alacaklının sunduğu çek teslim bordrosu takip alacaklısı ve borçlunun imzasını taşımamaktadır. O halde alacaklı takip dayanağı çekin ileri tarihli düzenlendiğini İİK'nun 169/a maddesinde yazılı nitelikte bir belge ile ispatlayamadığına göre, çek keşide tarihi itibari ile borçlu Koins İnşaat Turizm İmalat Sanayi Ticaret Ltd. Şti’nin çift imza ile temsil ve ilzam edildiği ancak çek üzerinde keşideci şirketin tek imzasının bulunduğu gerekçesi ile borçlu Koins İnşaat Turizm İmalat Sanayi Ticaret Ltd. Şti yönünden itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” denilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, delillerin toplanarak davacının Kayseri Genel İcra Dairesinin 2023/64567 E. Sayılı dosyasına konu çek nedeni ile davalıya borçlu olup olmadığı ve borçlu olmadığı takdirde davacıya iade edilmesi gereken bedel olup olmadığının tespiti konusunda taraf defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, alınan 07/08/2025 tarihli raporda, dava konusu çekin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ancak davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Takip ve dava konusu Türkiye İş Bankasının 25/06/2023 keşide tarihli ve 259.000,00 TL bedelli çekinin keşide tarihi itibari ile ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirketi Mehmet İlgü ve Orhan Tekin’in müştereken temsile yetkili olması rağmen çekin sadece Orhan Tekin tarafından cirolandığı/imzalandığı anlaşılmış, çekin davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olmasının ispat açısından yeterli olmadığı değerlendirilmiş, davacının çekin lehtarı olması halinde dahi çeki bu keşide tarihinden önce ciroladığı ile çekin ileri vade tarihli çek olarak düzenlendiği hususlarında ispat yükünün davalı tarafta olmasına rağmen davalı tarafın bu konuda ispatının olmadığı anlaşılmış, Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/326 E sayılı dosyası, Kayseri C. Başsavcılığının 2024/54763 soruşturma sayılı dosyasında verilen takipsizlik kararı dahil tüm deliller dikkate alınmış ve bu hali ile davacının davalıya borçlu olmadığı ve yapılan ödemenin, ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte iadesi gerektiği değerlendirilmiş ve böylece, Davanın KABULÜ ile, davacının davalıya Kayseri Genel İcra Dairesinin 2023/64567 sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile 306.578,00-TL bedelinin 13/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın KABULÜ ile, davacının davalıya Kayseri Genel İcra Dairesinin 2023/64567 sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile 306.578,00-TL bedelinin 13/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2- 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 20.942,34-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 5.235,59-TL peşin harcın mahsubu ile eksik 15.706,75-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı Ahmet Zeki Çarşıbaşı tarafından tarafından yapılan 427,60-TL başvurma harcı, 5.235,59-TL peşin harç olmak üzere toplam 5.663,19-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat, kep reddiyat gideri, istinaf başvuru harcı ve tedbir harcı olmak üzere toplam 7.752,90-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı taraflarca yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 49.052,48-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
9-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 01/07/2026
Katip
e- imzalıdır
Hakim
e- imzalıdır