T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : Esas
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :Av.
DAVALI :
DAVA :İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 08/08/2024
KARAR TARİHİ : 08/01/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacının davalı taraftan 290.000 TL bedel ile forklift satın aldığını, davacının ödeme dekontlarından da anlaşılacağı üzere, 04.05.2023 tarihinde 180.000 TL 05.05.2023 tarihinde Akbank üzerinden 49.500 TL yine aynı gün QNB Finansbank üzerinden 60.500 TL olmak üzere toplam 290.000 TL ödeme yapmış olduğunu, davacının forklifti aldıktan kısa bir süre sonra, polislerin davacının işyerine gelerek forkliftin çalıntı olması nedeni ile el koyma işlemi yapılmış ve forkliftin yasal sahibine forkliftin savcılık makamınca teslim edilmiş olduğunu, davacı, davalıya ulaşarak forkliftin çalıntı çıkması nedeni ile zararının tazminini talep etmiş ise de, davalının davacının zararını gidermeye yanaşmamış olduğunu, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyası incelendiğinde, davacının elinde bulunan forklifte el konulduğu, davalı-borçlunun davacıya 290.000 TL bedel ile forklift sattığını ikrar ettiğinin sabit olduğunu, davacının ilgili forkliftten yararlanamadığı gibi, davalı-borçlunun kötü niyetli itirazı nedeni ile alacağını da tahsil edememiş olduğunu, davacının, davalı-borçludan olan alacağının yasal yoldan tahsili cihetinde Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçmiş olduğunu ancak davalı-borçlu icra takip dosyasına sunmuş olduğu dilekçe ile yasal itiraz süresi içerisinde borca itiraz ettiğini, vaki itiraz sebebiyle de icra müdürlüğü tarafından icra takibinin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, davalı-borçlunun icra takibine itirazı açıkça mesnetsiz ve kötü niyetli şekilde davacının alacağını sürüncemede bırakma amacına matuf bir itiraz olduğunu, davacının icra takibine konu alacağı gerek nitelik, gerekse de miktar itibariyle gerçek bir alacak olup, miktar hem banka kayıtlarında hemde ... soruşturma numaralı dosyasında aynen yer almakta olduğunu, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasında, davalı-borçlu tarafından davacıya 290.000 TL bedel ile satılan forkliftin, çalıntı olması nedeni ile el konulduğu ve dosya kapsamında davalı-borçlunun ifade tutanakları ve savcılık dosyasında ki belgeler İİK. 68. Madde hükmüne göre borç ikrarını havi belge niteliğinde olduğunu, bu aşamadan sonra davalıların davacının alacağının mevcudiyeti ve miktarı ile ilgili itiraz hakları hukuki olarak ortadan kalkmış olduğunu, borçlu-davalı, sattığı forkliftin çalıntı olduğunu ve davacının zarara uğradığını, forklifte el konulduğunu bilmekte iken, mal kaçırma gayreti içerisinde girerek, kötü niyetli olarak icra takibine itiraz etmiş olduğunu, borçlu-davalı, forkliftin çalıntı çıkması neticesi el konulduğunu bilmekte ve buna rağmen yapmış olduğu itiraz açıkça kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın kabulü ile; davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasına yapmış bulunduğu itirazın iptaliyle, takibin 290.000 TL asıl alacak üzerinden devamına, Haksız borca itiraz nedeniyle davalı aleyhine asgari olarak takibe konu alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP: Davalının cevap dilekçesi sunmadığı ve böylece HMK madde 128 gereği bütün vakaları inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, Davacının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... olduğu, borçlunun olduğu, takibin ... toplam 300.053,33 TL alacak nedeniyle ilamsız takip başlatıldığı, anlaşılmıştır.
Kayseri C.Başsavcılığına, Mimarsinan Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K)
TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.
Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Mimarsinan Vergi Dairesi Başkanlığı'na yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda, ...'ın 213 sayılı VErgi Usul Kanunun 178. Maddesi uyarınca İkinci Sınıf Tüccar olduğu, Ticari Kazançlarda İşletme Hesabı esasına tabi olduğunun ve ...'nın işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirilmiş olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davaları TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin ... sayılı kararında “…Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden Mimarsinan Vergi Dairesi'nin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası içine gelen müzekkere cevabında, temlik alan davacı ... 02/08/2019 tarihinde faaliyetini terk ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve 2. sınıf tüccar olduğunun bildirildiği görülmüştür. Şu halde, dava tarihi itibariyle temlik alan ... ticareti terk ettiği ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.” denildiği görülmüş olup dava konusunun mutlak ticari dava olmadığı, tarafların Mimarsinan Vergi Dairesinin yazı cevaplarına göre bilanço usulü defter tutmadığı, tacir olmadığının belirtildiği görülmekle ortada nisbi bir ticari davada olmadığından iş bu davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu anlaşılarak Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.
6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine,
2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına,
Dair vekili vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.08/01/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır