T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
BAŞKAN: ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACILAR : 1- ... - ... ...
2- ... - ... ...
3- ... - ... ...
4- ... - ... ...
5- ... - ...
6- ... - ... ...
7- ... - ... ...
8- ... - ... ...
9- ... - ... ...
10- ... - ... ...
11- ... - ... ...
12- ... - ... ...
13- ... - ... ...
14- ... - ... ...
15- ... - ... ...
16- ... - ... ...
17- ... - ... ...
18- ... - ... ...
19- ... - ... ...
20- ... - ... ...
21- ... - ... ...
22- ... - ... ...
23- ... - ... ...
24- ... - ... ...
25- ... - ... ...
26- ... - ... ...
VEKİLLERİ: Av. ... - [15728-27964-78400] UETS
Av. ... - [16601-06962-55722] UETS
DAVALI : ... - Mevlana Mah. Org. Hulusi Akar Bulv. No:224/...
VEKİLİ: Av. ... - [16686-86680-82490] UETS
DAVA: Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
DAVA TARİHİ: 03/01/2022
KARAR TARİHİ: 21/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 24/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı kooperatifin ortakları olduğunu, kooperatifin genel kurul toplantısının 26/12/2021 tarihinde yapılmış olmakla birlikte yapılan genel kurul toplantısının kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu için genel kurulun ve genel kurulda görüşülen gündem maddelerinin iptali edilmesi gerektiğini, genel kurula çağrının kooperatif ortaklarının hepsine tebliğ edilmediğini, kooperatif genel kurul toplantısına, kooperatif ortağı olmayan kişilerin katılıp genel kurulda oy kullandıklarını, kooperatif ortaklarından ..., ... ve ...'nün kooperatif genel kurul toplantısına katılan ve hazirun listesine imza atan kişilerin ortak olmadıklarından haklı nedenlerle şüphe etmeleri karşısında toplantıya katılanların kimlik ve vekalet bilgilerinin kontrol edilmesi için Bakanlık temsilcilerine şikayet ve ihbarda bulunmuş olmalarına rağmen Bakanlık temsilcileri ... ve ...'un görevlerini kötüye kullanarak hazirun listesine imza atan kişilerin kimlik ve vekalet bilgilerini kontrol etmediklerini, genel kurul toplantısında müvekkillerinin alınan gündem maddelerine muhalefet ederek kararların altına muhalefet şerhi koymak istediklerini, ancak muhalefetlerinin resmi tutanağa geçirilmediğini, 2021 faaliyet döneminde kooperatif yönetim kurulu, kooperatif ortakları hakkında ihraç kararı aldıklarını, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin TTK kapsamında kooperatifin gelişmesi ve amacına ulaşması için özen yükümlülüğüne uymadıklarını bildirerek 26/12/2021 tarihinde yapılan kooperatif genel kurul toplantısının ve gündem maddelerinin tümünün iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iptali istenen 26/12/2021 tarihli genel kurulda alınan kararların hiçbirisinin ne davacılara ne de kooperatifin diğer üyelerine ilaveten herhangi bir sorumluluk ve yük getirmediğini, özellikle davacıların mevcut durumlarında aleyhlerine değişiklik yaratacak kararlar olmadığının açık ve tartışmasız olarak ortada olduğunu, 26/12/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısına ait çağrının tüm ortaklara yapılmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili kooperatif tarafından tüm ortaklar arasındaki eşitlik ilkesine titizlikle riayet edildiğini, toplantı devam ederken davacılardan ...'ün tüm kararlara muhalefet ettiğini bildirmekle beraber toplantı sona ermeden evvel diğer davacılarla birlikte toplantıyı terk etmediklerini, davacı yanın kooperatif ortaklarının mağdur olduklarına ilişkin somut bir belge ya da bilgi sunmaksızın ortaya attıkları iddiaları ispat etme sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu bildirerek davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde ise davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER:
İşbu dava ile ilgili ilk olarak mahkememizin .... Esas sayılı dosyası üzerinden yargılama yapılarak 11/06/2024 tarihli karar ile, "DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, Davacı ...'ün davasının KISMEN KABULÜ İLE 26/12/2021 tarihli davalı kooperatifin olağan genel kurul toplantısında gündemin 1, 3, 4, 5, 7, 8, 10, 11 ve 13. maddelerine alınan kararların İPTALİNE, fazlaya yönelik talebin reddine, diğer davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın açmış olduğu davanın USULDEN REDDİNE," dair karar verildiği, davacılardan ..., ..., ... ile davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmuş olup, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin ...Esas, .... Karar sayılı kararı ile, davacı ...'ün üyelik koşullarını yitirip yitirmediği hususunda araştırma yapılması gerektiği gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırıldığı ve kaldırma kararı sonrası dosyanın mahkememizin ...... Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacı ...'ün üyelik dosyasının bir sureti dosyamız arasına celbedilmek suretiyle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin .... Esas, ....Karar sayılı kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek rapor aldırılmıştır.
Bilirkişiler... ile ...'ın 12/06/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; ...'ün kooperatif ortaklığının, 26.01.2023 tarihli yönetim kurulu kararı ve ilgili belgelerle birlikte sona erdiği, ...'ın, 1194 numaralı ortak olarak tüm hak ve vecibeleriyle ortaklığa kabul edildiği, işlemlerin usulüne uygun ve kooperatif defterlerine işlendiği, genel kurul hazirun cetveline de yansıdığı, her iki tarafın imzası, kaşeler, yönetim kararı ve muhasebe fişi arasında çelişki veya eksiklik bulunmadığı, eldeki davanın niteliği gereği işbu davada dava açan tarafın aktif husumet ehliyetini yargılamanın başından sonuna kadar sürdürmesi gerektiği, davacı ...'in üyelik koşullarını yitirip yitirmediği, dava dışı ...'ın üyelik hakkı kazanıp kazanmadığı, taraflar arasındaki devir işleminin kooperatife bildirilip bildirilmediği, bildirilmiş ise hangi tarihte bildirildiği ve bu konuda her hangi bir işlem yapılıp yapılmadığı hususunda dosya rapor ibraz eden bilirkişi heyetinden davalı kooperatifin defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle ek rapor aldırılıp bu durum karşısında dava konusu olayda adı geçen davacının kooperatif üyeliğinin devam edip etmediğinin mahkemece resen dikkate alınarak araştırılması gerektiği tespit edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalı kooperatifçe yapılmış olan 26/12/2021 tarihli genel kurul toplantısının ve genel kurulda alınmış kararların iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizin 11/06/2024 tarihli kararına karşı davacılardan ..., ..., ... ile davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmuş olup Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, .... Karar sayılı kararı ile davacı ...'ün üyelik koşullarını yitirip yitirmediği hususunda araştırma yapılması gerektiği belirtilerek mahkememizin 11/06/2024 tarihli kararının kaldırıldığı görülmektedir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz yetkili ve görevlidir. Zira davalı kooperatifin işlem merkezi Kayseri'dir.
6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca davanın niteliği itibarı ile dava, mahkememiz heyeti tarafından sonuçlandırılmıştır.
Davanın niteliği ve mahiyeti gereği davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığı, davacılar arasında ihtiyati dava arkadaşlığı bulunduğu gözetilerek her bir davacı yönünden ayrı ayrı başvurma ve peşin harcın alınması gerektiğinden eksik harçlar tamamlattırılmıştır.
Davacıların davalı kooperatifin ortağı olduğu ve uyuşmazlığa konu 26/12/2021 tarihli genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararlarının iptal sebeplerinin mevcut olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, toplantıya katılan üyenin ret oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi ve davanın bu iddiların tümü bakımından toplantıyı izleyen bir ayın içinde açılması gerekmektedir. Emredici nitelikte olan bu yasal düzenlemenin, davalı kooperatif anasözleşmesinin 36. maddesinde de de aynen tekrarlandığı görülmektedir.
Dava açma koşulu olarak aranan muhalefetin, oylama öncesinde gündem ve görüşmelere yönelik düşünce açıklamak ve eleştiriyi getirmek suretiyle değil, oylama sonrasında ve oylama sonucuna yönelik olarak yapılması gereklidir. Ret oyu kullanılmasına rağmen, üyenin muhalefet şerhini oylama sonrasında yazdırmaması halinde, HMK'nun 114/2. madde hükmü yollaması ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. ve anasözleşmenin 36. madde hükmünde aranan dava şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek, HMK'nun 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekeceği de tartışmasızdır (Yargıtay 23. H.D. 2014/2404 Esas, 2014/5673 Karar).
Yine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 29/09/2014 tarihli, E:2014/1847, K:2014/6026 sayılı kararında da da belirtildiği üzere; oylama öncesi yapılan görüşme sırasında sonradan alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamaktadır. Muhalefetin, görüşülen öneriye değil, alınan karara karşı yapılması gerekmektedir. Diğer anlatımla, dava açma koşulu olarak aranan muhalefetin, oylama öncesinde gündem ve görüşmelere yönelik düşünce açıklamak ve eleştiri getirmek suretiyle değil, oylama sonrasında ve oylama sonucuna yönelik olarak yapılması gerekmektedir.
Kooperatiflerde genel kurul toplantısına çağrının usulsüz yapılması veya yapılmaması halinin müeyyidesinin bu toplantıda alınan kararların yokluğu mu, yoksa iptal edilebilirliği mi olduğu hususu Türk ve yabancı doktrinde tartışmalı olup, çoğunluk düşüncesi, hukuki işlemlere güvenlik getirme amacı da dikkate alınarak bu nevi sakatlıkların müeyyidesinin iptal edilebilirlik olduğu yönündedir.
Yargıtay 11. ve 23. Hukuk Daireleri'nin yerleşik uygulamasına göre, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/2. ve anasözleşmenin 28. maddesi emredici nitelikte ise de, aynı Yasanın 53. maddesinde, çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkı verildiğine göre, kanun koyucunun çağrıda usulsüzlük halinde bunun müeyyidesini yokluk olarak kabul etmediği anlaşılmaktadır.
Çağrının usulsüzlüğünü iddia eden tarafın, genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırılık iddialarından birine ya da hepsine dayanması ve iddiasını ispat etmesi zorunludur. Çağrıdaki usulsüzlük, alınan kararların salt bu nedenle iptali ya da yokluğu sonucunu doğurmamaktadır.
Öte yandan, genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmaması ve gelmemeleri halinde, toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa bu durum, kararın yok sayılmasını gerektirir. "Yokluk", hukuki işlemin kurucu unsurlarında eksiklik bulunması halinde söz konusu olabilecek bir haldir. Kurucu unsurları ihtiva etmeyen bir sözleşme kurulmamış, meydana gelmemiş sayılır (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 1998, İstanbul, sf 307). Kanuni nisapla toplanmayan ya da karar alınmayan bir genel kurul toplantısı için bu husus değerlendirilebilir. Bu nitelikteki kararların yokluğunun tespiti davası açabilmek için kararlara muhalif olmak gerekmediği gibi, açılacak dava da herhangi bir süreye tabi değildir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/2. maddesi, "Genel kurul sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır. Toplantı nisabı sözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantısında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır." hükmünü; aynı Kanun'un 51/1. maddesi ise "Kanun veya anasözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça, genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıda bir fazlasına itibar olunur" hükmünü; ana sözleşmenin 33. maddesinin 1. fıkrası, "Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuları görüşebilmesi için, kooperatife kayıtlı ortaklardan genel kurula katılma hakkına sahip olanların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması gerekir. İlk toplantıda nisap temin edilmediği takdirde ikinci toplantıda nisap aranmaz." hükmünü; 2. fıkrada ise "Genel kurulda kararlar, ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınır." hükmünü içermektedir.
Anılan hükümler emredici nitelikte olup, bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararları, TBK'nun 26 ve 27. maddeleri hükümlerine göre mutlak butlanla batıldır. Yok hükmünde olan kararlar, baştan beri hüküm ifade etmezler ve bunların yok hükmünde olduğunun tespiti için açılacak davalarda genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmayacağı gibi, bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olmaları da dinlenmeleri yönünden zorunlu değildir. Sonradan icazetle dahi geçerli hale gelmezler. Emredici nitelikteki bu kurallara aykırılık halinde alınan kararlar yok hükmündedir ve süre şartına bağlı olmaksızın her zaman geçersizliği ileri sürülebileceği gibi mahkemece de bu husus re'sen dikkate alınır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 17/02/2015 T., E:2014/6254, K:2015/915 sayılı, 21/06/2017 T., E:2016/3579, K:2017/1890 sayılı kararları).
Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki, genel kurul kararlarını sakatlayan hukuka aykırılıklar bakımından Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları gereğince kararlar yoklukla malul, mutlak butlanla malul ve iptal edilebilir kararlar olarak üçe ayrılmaktadır. Emredici kurallara aykırı kararlar bakımından kararın şekil ve kurucu unsurları bakımından emredici kurallara aykırılık halinde (örneğin, toplantı ve karar yeter sayılarının bulunmaması) yokluk yaptırımı ile karşı karşıya kalacağı, maddi-öze ilişkin kanunun emredici kurallarına aykırılık halinde ise (örneğin, kararın ahlaka ve adaba aykırı olması, konusunun imkansız olması, kesin hükme ve kanunun emredici madde hukuk kurallarına aykırı olması) alınan kararların mutlak butlanla malul olacağı, kişisel hakları ilgilendiren ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı kararların ise iptal edilebilir kararlar olduğu kabul edilmektedir.
Yokluk halinde, hukuki işlem bir veya daha fazla unsurunun yokluğu nedeniyle şeklen dahi olsa mevcudiyet (varlık) kazanamamaktadır. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir hukuki sonuç bağlanabilmesi mümkün değildir. İptali kabil kararlar ise, daha çok ortakların menfaatlerini koruyan düzenlemelere aykırılık teşkil eden, emredici kurallar dışında, yorumlayıcı ve şekle ilişkin kuralların ihlal edildiği kararlardır. İptali gereken kararlar, baştan itibaren geçersiz olmadıklarından, iptal edilinceye kadar geçerli bir kararın hüküm ve sonuçlarını doğururlar.
Bu kapsamda kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak toplantı yeter sayısı oluşmadan alınan kararların yok hükmünde olduğu bu kararlar bakımından taraflarca açıkça ileri sürülmemiş olsa dahi kararların yok hükmünde olduğunun hakim tarafından re’sen nazara alınacağı bu kararlar bakımından dava açan kooperatif üyesinin genel kurula katılmış olması, karşı oy kullanması ve karara karşı muhalefet şerhinin tutanağa yazdırılmasına ilişkin koşulların aranmayacağı, yok hükmünde olan kararların baştan itibaren hukuk aleminde varlık kazanmayacağı kabul edilmektedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2018 tarihli, 2016/6131 Esas ve 2018/5820 Karar sayılı, yine 03/10/2017 tarihli, 2015/7915 Esas ve 2015/2501 Karar sayılı ilamlarında aynı husus vurgulanmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede dosya kapsamına göre; davacılar dava tarihi itibariyle, kooperatif üyesi oldukları, ...nin 2019/2020 yılı Olağan Genel Kurul toplantısının yapılması için 26/12/2021 tarihinde Bakanlık Temsilcileri ... ve ... gözetiminde toplandığı, toplantı çağrısının 25.11.2021 tarihinde taahhütlü mektup ile 214 ortağa gönderildiği, aynı tarihte bir ortağa elden tebliğ yapıldığı, toplamda 215 ortağa çağrı yapıldığı, sonradan üç ortağın istifası ile ortak sayısının 212 ye düştüğü, Yönetim Kurulunca 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 26. maddesindeki niteliklere ve ortaklar listesindeki kayıtlara uygunluğu onaylanarak hazırlanan ve ortakların incelenmesine sunulan ortaklar listesinde kayıtlı 212 ortaktan 85 ortağın asaleten, 53 ortağın vekâleten olmak üzere toplam 138 ortağın, ortaklar cetvelinde, imzası bulunduğu, alınan kararların oy çokluğu ile kabul edildiği, toplantı kapanış tutanağında Bakanlık temsilcilerinin onay ve imzasının bulunduğu, genel kurul toplantı yeter sayısının ortakların 1/4 oranında toplantıya katılmasıyla ve karar yeter sayısının ise toplantıya katılan ortakların yarısından bir fazlasının oyu ile sağlanabilir olduğu dikkate alındığında, davaya konu 26/12/2021 tarihli genel kurul toplantısı ve alınan kararlar yönünden toplantı ve karar yeter sayılarının bulunduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar davacılar tarafından ayrıcalıklı üyeler bulunduğu en başta Aysun Özkan olmak üzere yükümlülüklerini yerine getirmeyen fakat genel kurula katılan ve oy kullanan kişiler olduğu belirtilmiş olmakla kooperatif defter ve kayıtları üzerinde bilirkişiler marifetiyle yapılan incelemede Aysun Özkan'ın borç bakiyesi olmadığı tespit edilmiştir. Yine davacılar Elif Bilgin'in kooperatif ortağı Salih Duhan adına oy kullanmasının usulsüz olduğu ileri sürülmekte ise de hazirun cetvelinin incelenmesinde Salih Duhan'ın hazirun cetvelinde yer aldığı fakat asaleten yahut vekaleten bu üye yönünden bir katılım olmadığı hazirun cetvelinden anlaşılmaktadır. Davacı taraf 14.04.2019 tarihli genel kurul toplantısında 170 üye varken bu tarihten sonra naylon üye yapılmak suretiyle üye sayısının 212 kişiye çıkarıldığını Murat İbiş ve Ayhan Eroğlu'na da birden fazla üyelik verildiğini iddia etmekte ise de naylon üyelik iddiaları ispatlanamadığı gibi 14.04.2019 tarihli genel kurula ilişkin hazirunların incelenmesinde 0530 üye numarası ile Ayhan Eroğlu ve 0224 üye numarası ile Murat İbiş'in hazirunlarda yer aldığı tespit edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun dava şartlarını düzenleyen 114/(1)-d maddesindeki dava ehliyeti, fiil ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şeklidir. Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir.
Taraf ehliyeti ise davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nun 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir.
Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti ve dava ehliyeti davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif taraf sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet sıfatı yokluğundan reddi gerekir.
Davacı ...'ün 1194 numaralı kooperatif ortaklığını tüm hak ve vecibeleriyle ...'a devrettiğine dair 17.01.2023 tarihli, bir devir dilekçesi mevcut olup, 26.01.2023 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile, ...'ün 1194 numaralı ortaklığının ...'a devir edildiği ve ...'ın kooperatif ortağı olarak tescil edildiği oybirliğiyle karara bağlanmış ve sonuç olarak ..., 26.01.2023 tarihi itibariyle kooperatif ortaklığını kaybetmiş, ... ise yasal olarak ortak olmuştur. Hal böyle iken davacı ... yönünden davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2018/2562 E. 2021/237 K. Sayılı ilamı aynı yöndedir.)
Dava açma koşulu olarak aranan muhalefetin, oylama öncesinde gündem ve görüşmelere yönelik düşünce açıklamak ve eleştiriyi getirmek suretiyle değil, oylama sonrasında ve oylama sonucuna yönelik olarak yapılması gereklidir. Ret oyu kullanılmasına rağmen, üyenin muhalefet şerhini oylama sonrasında yazdırmaması halinde, HMK'nun 114/2. madde hükmü yollaması ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. ve anasözleşmenin 36. madde hükmünde aranan dava şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek, 17/07/2021 tarihli davalı kooperatifin olağan genel kurul toplantısında muhalefet şerhi olmadığı ve muhalefet şerhi koymalarının engellendiği hususunda kanaat verici delil bulunmadığı dikkate alınarak davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın açmış olduğu davanın ise usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Emsal nitelikteki Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/3-12 Esas 2013/1012 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere aynı hukuki sebebe dayanarak dava açan davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunması, davalı vekilince her davacı yönünden ayrı ayrı mesai harcanmaması ve aynı/tek hukuki sebebiyle davacıların davasının reddine karar verilmiş olması gözetilerek, davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından açılan ve usulden reddine karar verilen dava yönünden adı geçen davacılar aleyhine tek vekalet ücretine hükmedilmiştir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin .... E... K. Sayılı ilamı da aynı yöndedir.)
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davacı ...'ün davasının aktif husumet yokluğundan reddine,
2-Diğer davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın açmış olduğu davanın USULDEN REDDİNE,
3-Davacılar tarafından açılan ve reddine karar verilen her bir dava yönünden ayrı ayrı alınması gereken 615,40'ar TL karar ve ilam harçlarından dava açılırken davacılardan alınan 80,70'er TL peşin harçların mahsubu ile bakiye 534,70'er TL karar ve ilam harçlarının her bir davacıdan ayrı ayrı alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacılar tarafından yapılan yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yargılama boyunca yapılan; 165,00-TL tebligat ve posta gideri, 257,85-TL bilirkişi ücreti ile 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.592,25-TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı ... tarafından açılan ve aktif husumet yokluğundan reddine karar verilen dava yönünden davalı lehine A.A.Ü.T. 7/2. Maddesi uyarınca 30.000,00-TL maktu vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacı ...'ten alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından açılan ve usulden reddine karar verilen dava yönünden davalı lehine A.A.Ü.T. 7/2. Maddesi uyarınca 30.000,00-TL maktu vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin adı geçen davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
8-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.21/10/2025
Başkan ...
¸E-imzalıdır
Üye ...
¸E-imzalıdır
Üye ...
¸E-imzalıdır
Katip ...
¸E-imzalıdır