T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No:
T.C.
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: Esas
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ: Av.
DAVALI :
VEKİLİ: Av. AYSEL YILDIZ - [15412-14432-43866] UETS
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/11/2024
KARAR TARİHİ: 10/12/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 10/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı Dağtekin İnşaat firması aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 766.176,51 TL tutarındaki icra takibi nedeniyle düzenlenen icra ödeme emrinin davalı firmanın itirazı üzerine durmuş olduğunu, davalı/borçlu tarafın icra dosyasındaki itirazını takibi sürüncemede bırakmak ve usulü zaman kazanmak adına yapmış olduğunu, İcra takibinin durması üzerine arabuluculuk başvurusu yapılmış ve anlaşamama üzerine arabuluculuk son tutanağı düzenlenmiş olduğunu, davalı firma ile davacı firma arasında gerçekleşen ticaret neticesinde karşılıklı faturalar kesilmiş, ödenmeyen ve teyitli bakiye borç sebebiyle icra takibi başlatılmış olduğunu, bu kapsamda davacı firma tarafından davalıya " Kocasinan Şeker Mah. 10647 ada 1 Parsel Arsa " açıklaması ile 31.10.2024 tarih 6.922.705,15 TL bedelli fatura kesilmiş olduğunu, söz konusu fatura alacağının bir kısmı davalı firma ile yapılan ticaretten dolayı ve davalı firma tarafından bu kez davacı firmaya kesilen 31.10.2024 tarih ve 6.356.302,00 TL Bedelli faturaya mahsup edilmiş olduğunu, yapılan mahsup işlemi neticesinde davalı firmanın 566.403,05 TL'lik bakiye borcu bulunmakta olup söz konusu bu borç 31.12.2023 tarihli cari hesap bilanço kapama işlemleri ve muavin defter ile firmalar arasında karşılıklı olarak teyit altına alınmış olduğunu, bu kapsamda davalı firmaya ihtar çekme zaruretinin de ortadan kalkmış olduğunu, davalı firma söz konusu bakiye borcunun bulunduğunu 31.12.2023 tarihli cari hesap kapama işlemleri ile ikrar etmiş olup davacı firmaya herhangi bir şekilde elden ya da başkaca ödeme araçları kullanılarak bir ödeme de yapmamış olduğunu, kaldı ki miktar itibariyle yalnızca belgelenebilir ödeme araçları ispat vasıtası olarak kullanılabilecek olup bu kapsamda davalı firma tarafından borcum yoktur şeklinde yapılan itiraz da borcun hangi yöntemle ödendiğine dair bir beyanda da bulunulmamış olduğunu, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda davalı firmanın itirazının haksız yere yapılmış olduğu net olarak anlaşılmakta olduğunu, takibi sürüncemede bırakmak ve süreci uzatmak gayesiyle yapıldığı anlaşılan söz konusu bu itiraz neticesinde ve yargılamanın uzun sürmesi ihtimalinde davacı firmanın hak etmiş olduğu alacağı hiç alamama riski bulunmakta olduğunu, icra takibine itiraz dilekçesinde; ödeme yapıldığına ve ödeme yapıldı ise bunun ne şekilde yapıldığına ilişkin bir itirazın ya da beyanın bulunmaması, Genel geçer, soyut ve taslak ifadelerle ödemeye itiraz edilmesi, Fatura miktarlarının büyük olması göz önünde bulundurulduğunda bu tarz ödemelerin sadece banka kanalı aracılığıyla yapılabilmesi ve herhangi bir banka ödemesinin bulunmaması, 31.10.2023 tarihli faturalardan yaklaşık 2 ay sonra 31.12.2023 tarihli muavin defter ve hesap kapama işlemlerinde davalı firmanın borçlu olduğunun ticari defterler ile karşılıklı olarak teyit edilmesi hususları dikkate alındığında dava konusu takibin haklı olduğu anlaşılmakta olduğunu, bu kapsamda teminatsız olarak ya da uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini belirterek, öncelikli olarak ihtiyati haciz talebimizin kabulüne akabinde, davalı/borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, Davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;görevsizlik talepleri olduğunu, tarafların aralarında düzenledikleri arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında, davacı arsa sahibi, arsa payının devrine mahsuben, davalı ise yüklenici sıfatıyla, daire tesliminin devrine mahsuben, KDV faturası düzenlemeleri yasal bir zorunluluk olduğunu, tarafların, iş bu faturaların düzenlenmesi usulü kapsamında, iş bitimi sonunda, aynı zamanda ve matrahları (6.293.368,32TL) aynı olacak şekilde karşılıklı olarak kesilmesi gereken kdv faturası yasalar ve inşaat muhasebesi uygulamasında sembolik "trampa" işlemi olarak görüldüğünden, iş bu davaya konu faturalar nedeniyle, tarafların ticari defter ve kayıtların da para giriş ve çıkış işlemi kesinlikle gerçekleşmemiş olduğunu, burada inşaat muhasebesi ve yasa gereği, somut dava dosyasındaki karşılıklı kesilen faturaların tarihi ve yapılan inşaatın özellikleri nazara alınarak, davacının arsa payının devrine ilişkin fatura da KDV oranını % 10 olarak, davalının ise daire teslim faturasındaki KDV oranı % 1 olarak kesmeleri gerekmekte olduğunu, bu oranların belirlenmesinde davalının herhangi bir dahli ve insiyatifinin bulunmadığını, bu durumun tamamen yasal düzenlemelerden ve inşaat muhasebesinden kaynaklandığını, davacının somut talebinin, yasa gereği davalının kestiği faturadaki kdv oranın % 1,davacının ise kesmiş olduğu KDV faturasındaki oranın % 10 olarak belirlenmesinden kaynaklı olarak, davacı tarafından yanlış bir yaklaşımla, kesilen faturalardaki kdv oranlarının farklılığından kaynaklı, KDV farkı olan 566.408, 15 TL yi (defterde para giriş -çıkışı olmamasına rağmen) sanki davalı kendi lehine ve hesabına almış gibi farazi ve hayali tahminine dayanarak, iş bu davayı açma konusu yapmış olduğunu, ayrıca davacının ticari defterden kaynaklı olduğunu ve talep konusu yaptığı, iş bu miktar olan 566.408, 15 TL gerçekte alınmış olsa bile, kdv farkı olup, kdv mantığı gereği alınan KDV, vergi idaresi adına alınan ve vergi idaresine yatırılması gereken bir vergi türü olduğu halde davacı bunu yasalara aykırı bir şekilde talep konusu yapmış olduğunu, sonuç olarak davacı, açtığı dava ile bir anlamda, davalıdan KDV iadesi talebinde bulunmakta olduğunu, yasa gereği, özel kurumların KDV iade ve mahsup talepleri varsa, vergi dairelerinden istemeleri gerektiği, iş bu taleple ilgili ihtilaf çıkması halinde, sorunun niteliği itibariyle, vergi yargı yolunda görülmesi ve çözümlenmesi gerekli bir husus olduğuna dair düşünceleri olduğunu, Mahkemenin takdirinde olmak üzere görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davacı ile davalı arasında Cari hesap ilişkisi olmadığını, aralarında sadece bir kez "trampa" niteliğinde mal değiş tokuşunu amaçlayan ve borç ilişkisini sona erdiren faturaya dayalı açık hesap ilişkisi mevcut olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. Maddesinin dikkate alınması gerektiğini, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacağını, açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumu olduğunu, taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında, arsa payı ve dairelerin karşılıklı "trampası" sırasında oluşan, faturaya dayalı ticari ilişki niteliği gereği açık hesap ilişkisi olduğunu, ayrıca taraflar arasında cari hesap ilişkisinden bahsedebilmek için aralarında yazılı cari sözleşmenin bulunması gerekmekte olduğunu, davacı tarafın dilekçe ekinde cari hesap sözleşmesini sunamadığını, iş bu nedenlerle, davacının cari hesaba dayanarak mahsuplaşma konusunda mutabakata varıldığı iddiası, tamamen gerçek dışı olup, talep ettiği tüm talepleri dayanaksız olup davasının reddi gerektiğini, konuya ilişkin Yargıtay hukuk genel kurulu, 25.04.2018 Esas: 2017 / 903 Karar: 2018 / 974 sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, davacı arsa sahibi ile Davalı yüklenici şirket arasında Kayseri 2.Noterliğinin 12.11.2021 tarih ve ...yevmiye nolu Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ( A.P.K.İ.S) ile Kayseri ili, Kocasinan ilcesi, $eker Mahallesi, (2040 m2) 10647 ada 1 parsel üzerine inşa edilecek gayrimenkul üzerinde 77 adet daire yapım inşaatı yapım sözleşmesi imzalanmış olduğunu, işbu sözleşmenin 10.maddesi ile taraflar arasında yapılacak dairelerin paylaşımının nasıl olacağı belirlenmiş olup, bu kapsamda toplamda yapılacak 77 daireden, 16 tanesi aynı zamanda tacir olan davacı arsa sahibine, verileceği noktasında taraflar anlaşmaya vardıklarını, taraflar tarafından, sözleşme gereği ve iş bitimi sonunda, iş bu konuda Katma değer vergisi kanunu ve inşaat muhasebesi uygulaması esas alınarak kdv oranları farklı olmak üzere, aynı tarih ve aynı matrah(6.293.368,32TL) miktarı esas alınıp, davalı tarafından yüklenici sıfatıyla 31.10.2023 tarihli davacı şirkete katma değer faturası kestiği, yine aynı kapsamda arsa sahibi olan davacı tarafından da tacir ve tüzel kişiliği olması nedeniyle 31.10.2023 tarihli davalı şirkete katma değer vergi faturası kesilmiş olduğunu, davacının talep konusuyla birebir aynı olan, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 18.04.2018 tarihli, 2015/6357 E., 2018/2890 K. Sayılı kararında takdir mahkemede olmak üzere davacı tarafından açılan davasının reddine karar vermiş olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede, karşılıklı düzenlenecek faturada, iş bitiminde kesilecek kdv nin kimin tarafından ne şekilde ödeneceği hususunda açık bir düzenleme ve hükmün bulunmadığı, davacının bu durumu kabulü anlamında talebini sözleşme kapsamındaki tespit ve vakalara göre değil, tarafların ticari defter kapsamındaki ticari alış verişindeki, vakalara dayandırdığı , velev ki iş bu konuda sözleşmede hüküm bulunsa bile, somut dava dosyasında, davacının sözleşme ve ticari defterinde yapılan karşılıklı fatura kesme işlemlerin inşaat muhasebesi anlamında "trampa" işlemi sayılması nedeniyle, pratikte davacının ticari defterinde kdv farkı ve ödemesinin olmayacağı, iş bu gerekçelerle, sözleşmenin konusuz kalacağı hususu mahkemenin takdirinde olmak üzere, davanın reddi gerekeceğini, Davacı (arsa sahibi) ile davalı (yüklenici) arasındaki Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında karşılıklı kesilen faturalar yasa gereği "TRAMPA" olarak kabul edilmekte olduğunu, Trampa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 282, 283 ve 284. maddeleri ile düzenlenmiş olduğunu, arsa payı karşı inşaat sözleşmelerinde iki ayrı teslim söz konusu olduğunu, bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından konut veya iş yeri yapılmak üzere yükleniciye arsa payı teslimi, ikincisi ise müteahhit tarafından arsa payına karşılık olarak arsa sahibine yapılan konut veya iş yeri teslimi olduğunu, nitekim 3065 sayılı KDVK'nın 2/5. maddesine 29.03.2018 tarih ve 7104 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile eklenen "bu kanunun uygulanmasında arsa karşılığı inşaat işlerinde; arsa sahibi tarafından konut veya iş yerine karşılık müteahhide arsa payı teslimi, müteahhit tarafından arsa payına karşılık arsa sahibine konut veya iş yeri teslimi yapılmış sayılır" hükmü ile bu konudaki açık kabul ile tereddütler giderilmiş olduğunu, yasa değişikliği KDVK'nın 2. maddesindeki 5. fıkrada yer alan trampa ile ilgili teslime eklenmek suretiyle, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde de trampada bulunduğu gibi iki ayrı teslim olduğu açıklığa kavuşturulmuş ve trampada bulunduğu gibi iki ayrı teslimin KDV yükümlülüğüne ilişkin hukuki bir teslim olduğu kabul edilmiş olduğunu, bu Kanun'un uygulanmasına ilişkin 05.06.2018 tarih ve 30442 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 18 seri nolu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nde değişiklik yapılmasına dair tebliğ ile değiştirilen Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin 8. maddesinde yapılan değişiklikle, arsa payı inşaat işlerinde iki ayrı teslim bulunduğu kabul edilerek açık bir düzenleyici işlem yapılmış olduğunu, yine aynı konuyu açıklama sadedinde, KDVUGT’nin I/A-2 Bölümüne göre," trampada bir malın karşılığını diğer bir mal teşkil etmektedir. Teslimin tayininde bedelin cinsi, hatta bir bedelin bulunup bulunmaması önemli değildir. Trampada malların mülkiyeti karşılıklı olarak el değiştirdiğinden her iki taraf için de teslim gerçekleşmiş sayılır. Bu durumda matrah trampa edilen malların her birinin emsal bedeli olur. Ancak, arsa karşılığı inşaat işlerine ilişkin matrahın tespitinde, 3065 sayılı Kanunun 27/6. maddesi dikkate alınır" (VUK’un 267. Maddesinde belirtilen maliyet emsal bedeli) şeklindeki düzenlemeyle tarafların karşılıklı kesecekleri kdv faturasının usul ve esaslarını belirlenmiş olduğunu, arsa sahibi, müteahhit firmaya arsasını vererek müteahhitin ürettiği konut veya işyerinden verdiği arsanın bedeli olarak konut veya işyeri teslim aldığını, Müteahhit firma ise arsa sahibinden aldığı arsa karşılığında, arsanın bedeli olarak arsa sahibine para vermeden ürettiği konut veya işyerlerini teslim edeceğini, bu durumda arsa payı teslimi her iki taraf için “MAL” teslimi olduğunu, arsa payı teslimi nakit olarak yapılmayacağını, işte bu olaya Maliye İdaresi TRAMPA, piyasada ise DEĞİŞ TOKUŞ denilmekte olduğunu, taraflar arasında yapılan bu işlem yasa ve inşaat muhasebesi anlamında her iki taraf için bir "TRAMPA " olarak kabul edilmesinin doğal sonucu olarak, taraflar arasında karşılıklı kesilen faturalardan para alış verişi bulunmamakta olduğunu, dolaysıyla davacının faturaya dayalı fark alacağından bahsedilemeyeceğini, Fatura kesilme tarihinde yasa gereği davacı % 10 oranında, davalının ise % 1 olarak KDV faturası kesmiş olduğunu, davalının kestiği faturadaki %1 KDV oranının yasal dayanağının, 29.03.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 5359 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla “Mal ve Hizmetlerde Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” ile pek çok mal ve hizmetlerde uygulanacak KDV oranında önemli değişiklikler yapılmış olduğunu, 1 Nisan 2022 tarihinden önce konut teslimlerinde KDV oranı, net alana göre belirlenmekte olduğunu, ancak, net alanı 150 m2’ye kadar olan konut teslimlerinde uygulanacak KDV oranı; konutun büyükşehir belediye sınırları içerisinde olup olmadığı, lüks ve birinci sınıf inşaat olması, arsa birim m2 değeri ve kentsel dönüşüm kapsamında olup olmadığı bakımından %1, %8 ve %18 olarak değişiklik göstermekte olduğunu, tacir ve arsa sahibi olan davacının kestiği faturadaki %10 KDV oranının yasal dayanağının, arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutat ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, konut veya işyeri karşılığı müteahhide yapılan bu arsa payı teslimi teslim tarihindeki yasal düzenleme nazara alınarak (%10) KDV’ye tabi olduğunu, inşaat yapım ruhsatı alınma tarihi, davacıya teslim edilen dairelerin 150 m2 küçük olması nedeniyle, davalı tarafından davacıya kesilecek faturadaki kdv oranını % 1 olduğu, davacının ise arsa-arazi satış ve devirlerinde keseceği faturalarda ki kdv oranın % 10 olarak belirlendiği, iş bu kdv oran ve fatura kesme usulünün belirlenmesinde davalının keyfi inisiyatifiyle değil, inşaat muhasebesi ve yasal bir zorunluluktan kaynaklandığı hususunu mahkemenin takdirine bıraktıklarını, davacının talep ettiği icra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddini talep ettiklerini, Davacı ile davalı arasında karşılıklı düzenlenen kdv faturası yasa gereği ,trampa niteliğinden olduğu, bu kapsamda tarafların cari işlemlerinde para giriş çıkışlarının bulunmadığı, yine tarafların karşılıklı kestikleri faturalardaki KDV oran farklılığının davacı aleyhine olmasının yasa ve inşaat muhasebesi tekniğinden kaynaklandığı, kaldı ki meydana gelen farkla ilgili para giriş çıkışının bulunmadığı, olsa bile giren paranın kdv olduğu hususa nazara alındığında vergi idaresine ödenecek para olarak değerlendirilmesi gerektiği iş bu bağlamda, davacının vergi idaresine ödenmesi gereken kdv parasını usul ve yasaya aykırı bir şekilde dava konusunu yapmasını mahkemenin takdirine bıraktıklarını, sonuç olarak davacının talep ettiği konuda bilirkişi incelemesi bir zorunluluk olup, iş bu konuda davacının talep ettiği asıl alacak ve ferileri bakımından likid-belirli bir miktar söz konusu olmayıp bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, konuya ilişkin Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2015/295 E., 2015/19479 K. Sayılı kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, Davalının davacıdan kötü niyet tazminat talebi olduğunu, Davacının ihtiyati haciz talebinin yasal şartları oluşmadığından reddi gerekmekte olduğunu belirterek, davalının/ uğradığı/uğrayacağı zararlar ile fazlaya ilişkin talep ve dava açma hakları saklı kalmak üzere; davanın usulden reddine, işbu görevsizlik kararı verilmesi konusunda mahkeme aksi kanaatte ise belirttikleri gerekçelerle davanın esastan reddine karar verilmesinin, davacının talep ettiği konuda bilirkişi incelemesi bir zorunluluk olup, işbu konuda davacının talep ettiği asıl alacak ve ferileri bakımından likid-belirli bir miktar söz konusu olmayıp bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin, davacının tensiple istemiş olduğu ihtiyati haciz talebinin reddine, işbu konuda mahkeme aksi kanaatte ise, duruşma açılıp tarafların dinlenerek karar verilmesinin, davacının alacağının bulunmadığı bir konuda, basiretli bir tacir gibi davranmayarak davalı hakkında dava ve takip başlatmasını kötü niyetli bir girişim olduğu hususu mahkemenizin takdirinde olmak üzere, İİK nun 67 maddesi uyarınca davacı hakkında % 20' den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminat talebimizin kabulüne karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, Davacının Kayseri Genel İcra Dairesinin ...E. sayılı dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... Kapı Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, borçlunun ... Taahhüt İnşaat İnşaat Malzemeleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi olduğu, takibin toplam 766.176,51-TL alacak nedeniyle ilamsız takip başlatıldığı, anlaşılmıştır.
Erciyes Vergi Dairesine, Gevher Nesibe Vergi Dairesine , Kocasinan Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevapların verildiği görülmüştür.
Bilirkişi heyet raporunun 02/06/2025 tarihinde dosyaya sunulduğu, Mali Müşavir Bilirkişi incelenmesinde özetle; "Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler ile taraflarca sunulan muavin defter kayıtları ve faturaların incelenmesinden ulaştığımız bulgular şöyledir: Davacı taraf davalıya 6.293.368,32 TL + %10 KDV = 6.922.705,15 TL tutarlı arsa faturası düzenlemiştir. Söz konusu fatura tarafların sundukları muavin defter kayıtlarında yer almaktadır. Davalı taraf davacıya 6.293.368,32 TL + %10 KDV = 6.356.302 TL tutarlı arsa karşılığı daire faturası düzenlemiştir. Bu fatura da tarafların ticari defterlerinde kayıtlıdır. Tarafların birbirilerine düzenlediği fatura mahsup edildiğinde davacının davalıdan (6.922.705,15 TL - 6.356.302 TL =) 566.403,15 TL bakiye alacağı oluşmaktadır." şeklinde, Vergi uzmanı bilirkişi incelenmesinde özetle; "Davacının davalıdan talep ettiği tutarın KDV farkından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Uygulamada KDV indirim mekanizmasıyla mahsuplaşma yöntemiyle giderilmesi gerekmektedir. İndirim mekanizmasıyla giderilemeyen KDV mükellef üzerinde kalmaktadır. Bu tutarı davacının talep edip edemeyeceği vergi mevzuatı içerisinde değerlendirilmemiş olup genel hukuk çerçevesinde borç-alacak olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Takdiri mahkemeve ait olmak üzere arz ederim." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, delillerin toplanmasından sonra davacının takibe konu cari hesap ve bakiye fatura alacağı olup olmadığının tespiti için bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve 02/06/2025 tarihli raporda, davacı tarafın davalıya 6.293.368,32 TL + %10 KDV = 6.922.705,15 TL tutarlı arsa faturası düzenlediği ve söz konusu faturanın tarafların sundukları muavin defter kayıtlarında yer aldığı, davalı tarafın davacıya 6.293.368,32 TL + %10 KDV = 6.356.302 TL tutarlı arsa karşılığı daire faturası düzenlediği ve bu faturanın da tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ile tarafların birbirilerine düzenlediği fatura mahsup edildiğinde davacının davalıdan (6.922.705,15 TL - 6.356.302 TL =) 566.403,15 TL bakiye alacağı oluştuğu ile birlikte, fatura düzenlenme tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca uygulanması gerek KDV oranları ise; Arsa ve arazi tesliminde 07.07.2023 tarihli 7346 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile %10 olarak ve Konut tesliminde ise 29.03.2022 tarih ve 5359 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile yapı ruhsatını 01.04.2022 tarihinde önce almış 150 m2 yi aşmayanlar için %1 olarak tespit edilmiş olması sonucu dava konusu arsa karşılığı inşaat işine ilişkin 2021/924 numaralı inşaat ruhsatı 31.12.2021 tarihinde alınmış olduğu ve %1 oranında KDV uygulanması gerektiğinin görüldüğü ve taraflarca yapılan KDV hesaplamasında herhangi bir yanlış uygulama bulunmadığının belirtildiği görülmüş ve davacının kesmiş olduğu fatura konusunda uyguladığı KDV miktarının yerinde olduğu ve bu kapsamda davacının davalıdan bilirkişi tarafından tespit edilen bakiye 566.403,15 TL alacaklı olduğu anlaşılmış, asıl alacak yönünden davacının talebi yerinde görmesine rağmen, davacının takipten önce davalıyı temerrüde düşürmediği ve bu kapsamda faiz talebinin yerinde olmadığı anlaşılmış ve böylece, DAVANIN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/52126E. sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 566.403,05 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen alacak bedeli olan 566.403,05 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı tarafça takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 67/2 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-DAVANIN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ....E. sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 566.403,05-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Kabul edilen alacak bedeli olan 566.403,05-TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Davalı tarafça takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 67/2 gereğince reddine,
4-Davalı tarafça takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 67/2 gereğince reddine,
5-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 38.690,99-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 9.253,50-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 29.437,49-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 938,67-TL'sinin davacıdan bakiye 2.661,33-TL'sinin ise davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
7-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı ve 9.253,50-TL peşin harç olmak üzere toplam 9.681,10-TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat, kep reddiyat gideri ve ihtiyati haciz harcı olmak üzere toplam 9.787,00-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 7.235,13-TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye 2.551,87-TL'nin ise davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,
10-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca kabul edilen 566.403,05-TL üzerinden 90.624,49-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
11-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca red edilen 199.773,46-TL üzerinden 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
12-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/12/2025
Katip
e- imzalıdır
Hakim
e- imzalıdır